Levh-i Mahfuz’u OKUYANLAR

AYHAN EGE KAYA

13 ŞUBAT 2012, 13:40:20

Nakşibendi mensubunun Levh-i Mahfuz yorumu…

bir Nakşibendi olarak tek yorumum, islam a aykırı olan hiç bir şey yazmadığı gibi, islamı öcülükten klurtarıyor. tebrik ediyor kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.

sofi … …

Yukarıdaki mesajın öncesi:
Cezaevindeki yakınıma hediye göndermek istiyorum fakat, peygamber çocuklar var,kurantum var, tanrının doğum gününü bulamıyorum.
dediğim gibi bir nakşibendi bir sofi olarak islama yanlış hiç bir şey yok. hatta önce bu kitaplar okunup sonra kur an ı kerim okunmalı tefsir bu dur

 

13 ŞUBAT 2012, 13:36:34

Tarikatlara Sesleniş… Levh-i Mahfuz Okuyucusundan…

Mutlu semazenlere ve bütün dünyada ki tarikat mensuplarına, tasavvuf ehline, cemaatlere ve nurculara bütün kalbimle en içten duygularımla sesleniyorum. hatta gücümün yettiğince haykırarak şunu tavsiye ediyorum. sıra olarak ikinci kitabın yani (Peygamber çocuklar) rın 38. bölümün bitmesine 8-9 sayfa kadar Hızır ile Hz. Musa arasında Kur’an’da geçen maceralarını. Bende ki bulunan kitabın 966. sayfasından başlıyor bu kıssa. Bu 8-9 sayfalık açıklama bütün insanlığa yüce Rab’bi’mizin en büyük ikramlarından sadece birisidir. kadim bilgilendirme olan Levh-i Mahfuz kitabının içine dalma cesaretini ve ihlasını kendinizde bulursanız, daha daha ne ikramlara mazhar olunacağını görecek ve yaşayacaksınız. Yalnız küçük bir tavsiyem daha var konuyu iyice anlamak için bir defa okumak yetmiyor. Malum gazete okumuyoruz. Okuduğumuz Kur’an.

5 Şubat 2012, 14:12:41

Levh-i Mahfuz Okuyucu Mektupları…


Merhaba, facebook’tan yolladığımız mesajları alıyor musunuz?

Haftaya bugün (dün 30.01.2012) neden birşey olmadı.. neden.. :( (
ben çok üzülüyorum çoook.. :(

ekitabı buyuk bir heyecanla bekliyorum,parmak çocuğa çok çok

Ben Almanyada yasıyorum. Kıtaplarınızı hıcbır kıtapevınde ve onlıne kıtapcılarda bulamadım. 2 Haftalıgına Istanbula geldım fakat burada da bulamadım. Yayınevıne telefonla ulasmıyorum, adresını de bulamadım. Fazla zamanım kalmadı. Kurantum adlı Kıtabı okudum ve Levh-ı Mahfuzu ve dıger kıtapları okumak ıcın sabırsızlanıyorum. Lütfen bana bır adres yada sıparıs verebılecegım bır telefon yollayın.
Ilgınız ıcın sımdıden tesekkürler.

Annemden duyduklarım, Levh-i Mahfuz’unu bağrından ayırmayıp heyecanla ilerleyenlere yabancı gelmeyecek:”bize sormadan karar alıyorsun, kime/neye güvendin, geleceğini garanti etmeden boşandın, ayrı odalarda yatardınız, ayda 10 milyar kazanmadan nasıl boşanıyorsun, bizi hiç mi düşünmedin, yaptıkların bize çok acı verdi, bize sormadan boşanman babanla benim ruh sağlığımızı bozdu, bir psikiyatriste gitmen gerek, iş için x teyzeyi ara dedik aramadın, y bey filancaya iş bulmuş dedik onu da aramadın.”
Ben de anneme dedim ki: “Evet sizi düşünmedim. Aklıma bile gelmediniz. Kendime ve değer verdiğim eski eşime ve çocuğuma karşı dürüst davrandım. Özümle sözüm örtüştü. Çocuğuma gelince, yalan söyleme konusunda annesinden (ve ne güzel ki babasından da) yana bir mazeret bulamayacak (çünkü babası da TDG’yı okudu çok şükür). Hayatımda hiç olmadığım kadar huzurluyum. İş, para bunlar nasip+kısmet annecim. Ne x teyze, ne de y bey sayesinde bir iş bulmayı ummuyorum ben. Onlar ancak vesile olabilir, neden değil. Ben şunu biliyorum, olan hep hayırlı. 5 kuruşum olsa da olmasa da içim huzurlu olacak benim. İş güç ev bark, bunlar benim nasip kısmetim. Ben ben olduğumda, o nasipler de benim zaten”
Şubat tatili için oğlumla geldiğimiz annemlerin evinden -eskiden olsa- bir bahaneyle çoktan ayrılıp uzaklaşmıştım, oysa şimdi-ne hikmetse- kar yağdı, yollar kapandı, biz burada kaldık.
“Kaçıp gitmek yok, kal ve öğren” diyor içimden bir ses. Enteresan bir sabır ve esneme hali görüyorum kendimde :) ve şaşırmıyorum da artık buna o hikmetle :)
Tek üzüntüm, benimle kitabımı bir arada gören yakın çevremin, bana duydukları yargıları kitaba yönlendirmeleri…
Onları kitaba yakınlaştıran değil, uzaklaştıran kişi olmam…
Yine de önce çekmecede sakladığım kitaplarımı şimdi hep masamın üstünde bırakıyorum…
Kurantum …me sevgilerimle…

biseyi anlamadım. bende tanrının doğumgünü isimli kitabınız var ama 2 yıldır sadece kitaplıkta okumak nasip olmadı. ama geçen hafta krantum kuranı devrim isimli kitabınızı aldım ve okumaya başladım. O kitap O kitap diye bahsettiğini kitap hangi kitap? Levhi mahfuz mu tanrının doğumgünü mü? bu kuranı devrim kitabınız hangi kitabın açıklayıcı kitabıdır? beni bilgilendirir misiniz lütfen? bu 1000 yılın tefsiri dediğiniz kitap hangisidir?

bir şey sorabilir miyim? ben bir yeri anlamadım mi acaba? hani bilgelik dona ile anlaşma/konuşma vb yapıyordunuz ” ben bilge olmak için lüks zevklerimden , masseratimden vazgeçmek istemiyorum, bilgelik böyle bir şey gibi geliyor bana” demiştiniz. dona da size masserati senin ruhun, ruhuna hitap ediyor, onu mutlu et gibilerinden bir şeyler söylemişti??? yanılmıyorsam eğer sorum şu (gerçi ben tamda bu yazıların nereye gittiğini, cevap gelip gelmediğini, başkaları görüyor mu onu bile tam anlayamadım ama….) 20 yıldır belli bir yaşam standardını tutturabilmek için hep çalıştım hep çalıştım. iş ayırt etmeden layıkıyla hep çalıştım. ancak bir .ok olamadım ve hep daha kötüye gidiyorum. ruh dediniz ya, ne bileyim bende yüksek yaşam standardına acaip bir düşkünlük var, olsa kantarın ucunu mu kaçıracağım… yoo hayır çok daha olgun, çok daha mütevazi olacağıma eminim… ama bir türlü işten yana, paradan yana yüzüm gülmüyor. hiç ama hiç abartmadan söylüyorum, bazen yemeğe koyacak yemeğimiz olmamasına katlanarak kızıma iyi bir eğitim vermek için ona özel okula yazdırdım, sanırım şimdi onu okuldan almak zorunda kalacağım. oysa o kadar çabalıyorum ki. köpek gibi çalışıyorum… benim aşamadığım nedir? ruhum yüksek standardı (benim yüksek standardım bir çöğunun orta standardı bu arada, yanlış anlaşılmasın) seviyorsa ben niye bu kadar acı çekiyorum??? o kadar çok görmeye , öğrenmeye çalışıyorum ve bunun için dua ediyorum ki!!!! taaaa 20 yıldır farkındayım bunun… ama bn neyi göremiyorum da para standardım yıllardır aşağı gidiyor… ben anlayamadım!!!!!

iyiki doğdun parmak çocuk. ben bir anneyim ve senin gibi parmak modeli dört gonca taşıdım bedenimde.gonca diyorum çünki onlar hiç açmadılar parmak çocuk.yaradan onların annelerine gül olmanın dayanılması zor güzelliği ni vermişti.güller sık sık budanırlar çünki o gülü diken yaradan onun gür köklü ve kaliteli olması çok güzel çiçekler vermesi için oraya dikmiştir.onun içindir ki budanmak acı verir çok acı verir ama gül böyle olması gerektiğini öğrenmiştir.isyan etmez kabullenmiştir. bazen gülün üzerinde şebnem damlaları sabahın ışıklarında parlar ama okadar güneş yükseldikçe onlarda kaybolup gider parmak çocuk.hatta şebnem damlaları internetten parmak çocuk sevgisi ile silinir. ve hatta sevgin, bu yaşta internet kurdu yapar benim gibi teknoloji özürlü birini.seni seviyorum yavrum tüm yaradılmışlarla birlikte. iyiki doğdun parmak çocuk. bu arada kümese giren sansar tavuklarımın hepsini yemiş. tavuklar karttı sansar bütün kış acıkmaz artık. hoşçakalın.

Bu ara da yeni versiyon heyecanı sardı bile.. Elektronik kitap olunca versiyon yenilemesi daha hızlanabilir mi acaba?

Günaydın, günler aydın Levh-i Mahfuz …si ve sevgili buRAK kardeşim.
Elektro kitabı ve 2.5 versiyonunu heyecanla bekliyoruz.
Sevgili Haktan buRAK’a da annesiyle babasıyla birlikte mutlu bir yaşam diliyorum ve tombiş yanaklarından öpüyorum.
Sevgilerimle

YOLUN,YOLUMUZ AÇIK OLSUN KARDEŞİM.ÇOK SIKI TAKİPCİNİM.ALLAH SANA VE …NE UZUN SAĞLIKLI ÖMÜRLER VERSİN.TÜM DÜNYANIN IŞIĞI OLACAK BU KİTAP.YÜRÜ buRAK !!!

levh i mahfuzu buyuk bır begenıyle ve cok yavas okuyorum.sımdıye kadar ıcımde bıcımlendıremedıgım cogu seyde yalnız degılım hıssını vererek bana cok buyuk bır huzur verdıgı bır gerçek.kıtabı bır arkadasımdan aldım ve kendıme alıp onunkını vermek ıstıyorum ama pıyasada yok.kesınlıkle elımın altın olmalı:))ama nasıl?

öncelikle kolay gelsin demek istiyorum çünki gunluge gelen yazıların azlıgından anlıyorum ki yogun bir tempoda çalışmalar devam ediyor.
benim tdg yi okuma serivenimde ilk birkaç yogun ve aralıksız okumadan sonra bir donem kitaptan tamamen uzak kalmak sonrasında 3ay 5 ay her ne kadarsa sonra tekrar okuma zamanın geldigini hissderek baştan almak en son ramazanda okumuştum peygamber cocukları şimdi ise tdg den başlama istegi ile tekrar başladım neyse lafı fazla uzatmadan bu okumamda aklıma takılaları ara ara sana sorucam ve tabi sen cevapları genele hitap eden gerekli gorduklerini yanıtlıcaksın sorun değil ne gelirse kabul.
şimdi ilk sormak istedigim deccal hakkında bin ladini deccal olarak niteledik ki buyuk bir saptama iddia her ne ise ama adam öldu diye haberler cıktı ve sen o donem ve sonrasında bu konu ile ilgili hiçbir yorum yapadın. neden ? aklıma takıldı gerçi kitapta bugun ölse bile hiç birşey değişmez ibaresi var deccal için ama ben yinede gözden kaçmasına bir anlam veremedim.
teşekkürler, sevgiler

son zamanlarda 10 günde bir kısa yazılar ile bizi meraklandırıyorsunuz.günde birkaç defa siteye girip devamlı takip ediyorum ama birşey bulamıyorum.İşlerinizin yoğunluğu olabilir ama bizde biraz zaman rica ediyoruz.Yazılarınızı bekliyoruz.
saygı ve sevgiler.

Merhaba buRAK büyük bir merakla siteye girdim belki cevap v ermişsindir diye dün yazdıklarıma.Lütfen buRAK çok rica ediyorum sorularıma bir cevap ver.Çünkü çok merak ediyorum bu soruların cevaplarını ve ancak sen cevap verebilirsin tüm bu sorulara.Eğer sitede bu konuya girmek istemiyorsun ne olur mail adresime bir cevap yolla.ÇOK RİCA EDİYORUMMMM. Sevgiler,selamlar…

Merhaba sevgili buRAK sana yazmayalı uzun zaman oldu.Bu arada parmak çocuk da maaşallah büyümüş ve iyice şekerleşmiş:)
Sevgili buRAK kafama çooook takılan bir konu var.Uzun zaman önce sana bu konuyla ilgili yine yazmıştım ve sen hiçbir yorum yapmadın sitende yazdıklarımla ilgili.Ya da ben takip edemedim.
Konu ABD’nin ve batılı ülkerin yıllardır üzerinde gizli gizli çalıştıkları “BLUEBEAM” yani maviışık projesi.İnternet bu iddalarla dolu! Bak lütfen bana kızma yine olur mu?Ama bu projenin ayrıntılarını okudum.ABD uzaya fırlatmış olduğu uyduları ile sanırım bu yıl yani 2012′de Hz İsa’nın hologram görüntülerini dünyaya sergileyecek diyorlar.Ve her ülkede o ülkenin dili ile Hz İsa hologramını konuşturacak yorumları var.Elbette binbir komplo teorileri de eklenmiş durumda bu yorumlara.Tüm bunları İllüminati’nin yaptığı tek amaçlarının yeryüzünden dinleri silmek ve yeni dünya düzeni ile insanları iyice köleleştirerek daha iyi sömürmek gibi vs vs bir sürü teori ortaya atılmış durumda.
Bak dediğim gibi lütfen bana kızma ama ister istemez senin Levh-i Mahfuz’daki Hz İsa ile ilgili Tanrı ile konuşmaların geliyor aklıma.Hz İsa’nın şu an ABD’de yaşıyor olması ve dünyaya mucizelerle dolu valizi ile gelmiş olması Hz İsa olduğunu tüm dünyaya mucizeleri ile kanıtlayacak olması vs.
Lütfen buRAK ne olur bu sorularıma bir yanıt ver.Sen XXXXXXX olarak bu çelişkilere bir açıklama borçlu değil misin?
Benim emin olamadığım acaba ABD’yi bu konuda yönlendiren hologram tekniğini ABD’lilere veren İlahi Alem midir,senin Hz İsa ile ilgili söylediklerin de bu projenin bir parçası mıdır yoksa bu tamamen ABD’nin insanları kandırmak için kendisinin geliştirdiği bir teknik midir?Bu hologram gösterisi tamamen insan yapısı ise gerçek HZ İsa o anda çıkıp tüm bunların ABD’nin bir oyunu olduğunu kendi gerçek mucizeleri ile ispatlayacak mı yoksa?
Eğer senin söylediklerin de bu projenin bir parçası ise hologramı duymayan kalmadı bence hiç de inandırıcı olmaz Hz İsa’nın dünya üzerindeki görüntüleri!Ne garip her şey, işte insanoğlu bilimle bir şeyi buldu mu artık o mucize olmaktan anında çıkıyor.Demek ki ancak bilimsel olarak açıklayamadığımız şeylere mucize diyoruz.Ama şurası da bir gerçek ki artık ben mucize diye bir şey olmadığından aslında açıklayamadığımız için bize o an mucize gibi görünse de o olgunun ileride mutlaka bilimsel olarak açıklanacağından emin bir hale geldim.
Lütfen buRAK çok rica ediyorum ne olur bu konuya bir açıklık getir.Yani bir sabah ya da bir geceyarısı Hz İsa’nın gökyüzündeki görüntüleri ile uyandığımızda “Aaa evet bu bizim buRAK’ın söyledikleri olsa gerek mi diyelim yoksa hayır ABD’nin bir kandırmacası deyip gerçek Hz İsa’nın çıkmasını mı bekleyelim?????”

selam buRAK bey.yeni baskının haberini almaktan mutluluk duydum.içimdem size birazsa kızdım ne zamandır niye çıkarmıyorlar diye

din kitaplarını okuyup anlayana ATEİST,okuyup anlamayana DİNDAR denir..(Nikola Tesla)

Tanrının Doğum Günü kitabın Amerikaya bile gitti haberin olsun ordaki Türk arkadaşlarımız okuyor, darısı ingilizce baskının başına:)
Hayatımızın kitabını bize hediye ettin…Hele benim için yıllardır içinde Allahım nerdesin sen diye haykırır iken..2011 gördügüm bir rüyada Hz.Ali bana ilim demişti…ilim ne derken? OKU ..sesi ..Ulen ben neyi okuycam, telaşı içimde,,hiç Kuran-a dokunmamış, ateist bir baba da yetişmiş bir kızcağız…aradım , taradım, sen çıktın karşıma..
Tam 42 yaşına gelince yeniden doğdummm sayende…
Şimdi Levh-i Mahfuz hergün çantamda, tekrar tekrar okuyorum..İlk defada yılların açlığı su gibi içtimm resmen…
Amerikada yaşayan ablam bu sene gelirgelmez eline tutuşturdum..O da ordaki arkadaşlarına okutuyor..Ordaki arkadaşının ilk tepkisi..Bu ne yaaa..bu ne harika bir kitap:))
Bu kitabı yazarken içinden çıkanların ne sancılı olduğunu anlayabilecek kadar seni hissedebilen, ve bu emeğinin bizler açısından ne derece önemli olduğunun farkındayız…
Sevgi ve Işıkla kal…

Bırakın, herkes kendi yarattığı Allahı ile başbaşa kalsın, kime ne?

Bu güzel kitap tüm insanlık için bir şans. Bütün insanların faydalanmasını diliyorum. Üzüldüğüm nokta bu güzel kitabın varlığından haberdfar olanların bilgiyi almaya direnmeleri. İnşallah herkes değişimi kabul eder, hakikat bilgilerini idrak eder de rahmetin soğuk yüzünü görmeden kolaylıkla tekamül etmiş oluruz.
Tüm insanlığa, canlılığa ve tüm evrene sevgiler, sevgiler, sevgiler gönderiyorum.

Bir isin icinde rotary varsa ben o ise supheyle yaklasirim.

sayin buRAK ,yazdiklariniz beni büyülüyor.gercek islami anlamak isteyen herkese,sizin kitaplarinizi tavsiye ediyorum.Allah yardimciniz olsun.dinden imandan nasibini almamis kisilerin elestirilerine kulak asmadan,mücadele etmek cok zor.sizin yaktiginiz bir mum isigi,simdi gönülleri yarin insallah memleketimizi aydinlatir.sonsuz saygi ve sevgilerimle

Rotary motary ile ne isimiz var hocam?!? Bunlar simdide sana mason etiketi yapistirirlar!

Bu sessizliğin sebebi ne böyle , bir ses bir haber……Nasılsın kardeşim, eycan buRAK kardeşim

Ben,aleyhinizde bu kadar acımasız yazanların hiç bir şey bilmedikleri ve anlamadıkları halde nasıl bu kadar kendilerinden emin yazabiliyorlar ona şaşırıyorum bu vebal ödenmez ne demiş pirim İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir sen kendini bilmezsen bu boşa yaşamaktır.Bilmeden yazanlar bu sözü lütfen açıklasınlar, onlar Hz Muhammedi hiç anlamadılar. Bu günün diliyle Hz Mevlana Mesneviyi yazdı anlamadılar. Saidi Nursi. Risale. İ Nur ‘u. Cahiller. Ya karaladı ya değiştirdi ama buraya kadar diyoruz sabah gazetesi Ayasofya daki. Sirlari yazmiş. Baksınlar. Bakalim. Şifreler sembollerle nasıl verilmiş Müslümanlıktan önce araştırsınlar ondan sonra buRAK özDEMİR.hakkında. konuşsunlar,ama. Ne diyor Hz. Mevlana. Cahillerden uzak durun bizler hergün yeni bir yazınızı bekliyoruz buRAK kardeşim yüreğine sağlık kardan Haktanımıza sevgiler.

buRAK kardeşim ben 1 yıldır sadece okuyan yanınızım ilk defa yazıyorum tdg yi okudum işte din budur dedim ama müthiş araştırmaya başladım zaman tünelinde 2008 mayıs ayındayım hemen hemen tüm bizlerin yorumlarını yazılarını okuyorum o süreçte bilgisiz olduğumdan tekrar osüreci günbegün sizlerle yaşıyorum hepimize defalarca teşekkür ediyorum doğum tarihini gün ve ay olarak hiçbir yerde bulamadım bana yazarsan araştırmalarımın sonuna gelmiş olurum araştırma biter tdg için tüm gücümle çalışma başlar (zaten çoktan başlamıştı zaten)

2.2 çok güzeldi ikinci kez okuyorum aslında içinde ne varsa sömürüp beynimi dolduruyorum ki birilerine doğru birşeylerin varlığını eksiksiz anlata bileyim gerçi kitaptan 2 kelime öğrenin karşınıza çıkan hacı hoca kaçacak delik arıyor bende onların kaçacak bir deliklerinin bile olmadığını kanıtlamak için daha çok öğrenmeye karar verdim Kur’antum kitabımıda merakla bekliyorum imza için teşekkürler indigo olmak kolay değil yardımlarını beklerim seni bir gün ağırlamaktanda onur duyarım mail den bana ulaşırsan çok mutlu olucam sana anlatacak çok şeyim var sevgiler bekliyor olucam

çok acı çekiyorum.. neyi öğrenmek için bu acılar… ya da neyin cezası… ne öğrenmem gerekiyor… bunu nasıl bileceğim….bun bilip öğrenmedikten sonra bu acıların devam etmesinin ne anlamı var….nedir öğrenmem gereken… nasıl göreceğim bunu… ben öğreneceğim diye kızım niye acı çekiyor benim yüzümden…

Etrafta senin zıt karşıtlarını gördükçe kitapların,yazdıkların,söylediklerin daha bi anlam kazanıyor.
aslında tüm evrem Kurantum için çalışıyor…

senin sayende o kadar değiştimki artık buna kendimde inanıyorum..
o kadar tahammüllü,önyargısız,daha fazla hoşgörülü,daha az sinirli
insan olma yolunda aciip hızla gittiğimi hissediyorum..
herşey senin sayenden
tekrar tekrar teşekkürler…

Mesela ben Çince bir fıkra anlatsam ve buna çok gülsen. Buradaki paye 2 paragraflık fıkradan daha çok, senin Çince’yi öğrenebilmiş, anlayabilir ve duyup da gülebilir olmandadır. Uzun sözü kısası sevgili kardeşim, her ne yaşıyorsan bu senin kendi sayendedir. Bizim yaktığımız ufak bir kıvılcımdır.

seni seviyoruz

2 kez oldu. Tesadüftür dedim. 3. kez de olunca biraz şaşırdım doğrusu. Siz ne zaman yazı yayınlayacak olsanız ben bir gece önce rüyamda görüyorum buRAK Bey. Sabah kalkıp bakıyorum bir heyecan. Evet gerçekten de bir şeyler yazmışsınız. Çıkan rüyalarım olur zaman zaman ama bu kadar üstüste ve tam isabet hiç olmamıştı. Paylaşmak istedim.İçimi hep aydınlık kıldığınız için size sonsuz şükranlarımı iletiyorum.Sevgiyle kalın.

Bugun 5,5 yaşında üstün yetenekli bir öğrencimizle telafi dersi yaptım, ilk başta tek başıma nasıl olacak diye düşündüm çünkü çok yaramaz, haşin bir çocuk..
Derse eğlenceli bir biçimde başladık, 20 dk ödevleri ve dersi yaptıktan sonra oyun oynamak istediği, o ner isterse onu yaptık, beraber eğlendik.Gayet iyi gidiyorduk, dersimizin içinde oyunlarla öğrenmek olduğundan, 1 saat geçmiş..Ders bitince resim yapabirmiyim diye sordu, kalemleri verdim..ben ödevini hazırlamak üzere çıktım, yanına gittiğimde bir ressam edası vardı…ne çizdin bakalım dediğimde uzay resmi çizmişti,,uzay mekikleri ,dünya , güneş..mekik içindekileri sordum,çzigi film kahramanı bunyy tavşan vardı..
Biz gidemezmiyiz dedim?
Gideriz tabiii dedi..
Uzaya gidince Tanrı nerde diye arayalımmı dedim? anlamadı yüzüme baktı..Hemen değiştirdim..Orda ALLAH nerde arayalım mı dedim?
Hızlı bir şekilde resimden başını bana doğru çevirdi…
Onu aramaya gerek yok o bizimle zaten, bizim içimizde kalbimizde ..onu heryere götürebiliriz dedi…
Biz onun güzel tombul yanaklarına kocaman bir öpücük kondurduk…
Çok güzel bir gündüüü çookkk…

canım ablacım, önemli görevin sebebi ile sana hafif ve serin aynı zamanda kolayve mesut bir yıl diliyorum.haddim olmayarak sana bazı önerilerim olacak, yukarıdaki yazına istinaden. ablacım 10 tane kedi annesi olarak şunu söylemeliyim ki harami ruhlu bir keduşu asla balkonda temiz havaya çıkararak temizleyemiyorsun, kandırıkçı bir mama numunesi ile dikkat dağıtılarak hızla olay mahalinden kaçmak iyi bir taktik olabilir inan bana. ikinci konumuz haktan eşkiyasınada artık bir yağız at almak şart olmuştur bence.yürüteç imajımıza hiç uymuyor adamın tipi yürütece çok aykırı. evet buRAK aslında yazmayı istediğim ciddi anlamda beni üzen okadar çok şey varken şaka yapabilmek çokta kolay değil aslında. endişelerimin hemen hepsi ülkem ve dünya nın tümü ve yaşamı temsil eden her şey için. ancak gözüne ışık tutulmuş bir tavşandan hiç farkım yok adeta .ne yapmalıyım bilmiyorum. yazılarınla bizlere bu anlamda biraz bir şeyler söylesende bu suni felç durumundan çıksak diyorum. yada haktanın yürütecini ödünç alaymmı ne dersin. canım kardeşim seni ve temsil ettiğin herşeyi çok seviyoruz.

Black …Biraz önce izledim,Hayat da imkansız diye bir şeyin olmadığını çok açık ve net bir şekilde dile getirmiş ve herkesin ışığa ulaşmak için ilk önce karanlığa dalması gerektiğini…Aslında düşüncelerin,imkansızlığı yada olumsuz olayları yarattığını , Işığın gerçekte , beyinden ve kalpten geldiğini çok güzel bir dille anlatmış…
Çok değişik zamanlardan geçiyorum .. Anneannemin tenini artık hissedemeyecek olmak beni kahretsede onun sınavlarını verdiğini , dünyaya izini bıraktığını (en azından benim için ) bilmek azda olsa rahatlatıyor.Farklı bir insandı.Nedense yaşlı insanlarla ilişkim hep güzel olmuştur severim onlarla paylaşım içinde olmayı …Daha dingin yada daha görmüş geçirmiş olduklarından heralde rahat hissediyorum yanlarında kendimi…Tabi bazıları hala rüzgarda savrulan teneke bir kutuyu andırsa da seviyorum yaşlıları..
Farkındalıklarımı eylemlerime döker oldum ,sevmediğim bir işi yapmaktansa korkularımla yüzleşip (mecbur olmama rağmen) bıraktım..
Kendimle yüzleşmek yeni korkular yarattı :) eskiye dönme isteklerim gel git yaşamama neden oldu(halada oluyor).Lakin herşeyin değişmesi gerektiğini ve de değiştiğini bildiğimden artık kendmle ilgili herşeyi değiştirmek istiyorum.Yeni bir ”ben” , yeni bir iş ,hatta yeni bir şehir …
Özgür olmak kendim olmak hatta uçmak istiyorum….
Ve şuan tek isteğim beni ”Tam” yapacak olan herneyse onu istiyorum…
İlk isteğim kendimi değiştrmekti ilk adımı atabilmek yaradandan diledim,kitabın bir ufuk yarattı zihnimde yıldızlar belirdi ,toprağıma biraz su serpildi kendimi şekllendrme yoluna girdim.Hep maskelerimle yaşamıştım heryerde farklı bir ben …Bilinçaltım nasıl bir güce sahipse artık kendime kurduğum tuzağı farketmeden kurmaya devam ediyordum sonrada pişmanlıklar, hayal kırıklıkları ve hüsran…Hep başkalarındaydı sorunlar ,benim yarattığım sorunlarsa çocukluğuma dayanıyordu öyle ya …m hep kendi istekleri olsun ,onların sözleri dinlensin isterlerdi.Ben bir hiçtim..Sonra bir bakmışım Kendimi Bir HİÇ olarak tanımlıyorum , tabi bunu başka yollarla yapıyorum misal ” BENİ BU İNSan NASIL HİÇ yerine koyar,bu haksızlık” gibi…Ben kendimi nasıl tanımlıyorsam herkes de öyle tanımlıyordu.Bağımlıydım,biray olarak HİÇbirşey başaramazdım oyüzden hayatımda bağlanabileceğim bir insan olmalıydı bu benim taşımadığım özellikleri bünyesinde barındırmalıydı.Çok ilginçtir ki ben bunun farkında olarak yapmıyordum yani birisiyle beraber vakit geçirirken acaba benm özelliklerimle onun özellikleri nasıl ?
acaba bunlar olursa şunlar olursa güzel olurmu ? ..gibi…
Şu an sadece güçlü olmaya ve kendi ayaklarımın üzerinde durup kendime doğru daha iradeli bir şeklde yol almaya ihtiyacım var ..
Kitabın için Tekrar teşekkr ediyorum…

Gözüm günlükte, gönlüm kitabımda, Rabbime şükürler olsun…

hocam deprem olacak mı?

tanrı bir şarkı besteleseydi notaları nasıl olurdu?

Merhaba, buRAK çavuşa, j.muh. çavuştan selamlar var deyiniz..Tamam olması gerekenler vardır belki, kimbilir.?.Kalınız muhabbetle..

buRAK…tamamdır …artık hiç bir şüphem kalmadı kitaplarınla ilgili..pes…sana çok kızdım zaman zaman Tabi Allah’a da…ama şimdi herşeyi geride bırakma zamanı…bu bilinçle yol alma zamanı….bu arada kitabı tavsiye ettiğim kişiler ulaşamıyorlarmış..bu konuda aydınlatırsan sevinirim…

cokk sevgili buRAK..nerden baslasam nasil baslasam bilmiyorum ..2oo9 da ilk tanrinin dogum günüyle baslayan serivenim..benim de dogum günümmüs..sonra levh-i mahfuz sonra peygamber cocuklar..ben de bir okuyucu arkadasim gibi reiki toplantisinda duydum kitabini ve cokk uzun sürdü bitirmemm..kafayi yiyorum allahim dedim elbette..aslinda hem cok dindar hemde degildim..hem nur tarikatinda bedenen hemde ..kendi icimde ateisttim..cok sacmaladim ..cok sacma buldum söyleki bir insanin elinden cikmis abartmaylaim dedim durdum:))hattta bi emelim var benim canim dostum dediki bi gün ön yargilisin yada kiskancsin:))hakliydi sanirim kiskanmistim..sonra tabii okumaya devam ettim caktirmadan ..bi bakmisim ki farkinda olmadan acmisim kalbimi sana ..rabbime..yeni huzurlu islama:)sayende..cok istedim senin gibi duyabilmeyi rabbimi ..hemde cok..hatta dedimki ona eger bende seni duyamassam inanmiycam hala buRAKa:9ve duydum…cok özel mesaj geldi…iyi varasin ..iyi vardin sayende bende duydum rabbimi..yasamimin en güzel yani oldu kuantum..birlikte yatiyorum..cünki uyurken eslik ediyor yada okurken uyuyakaliyorum..bi bakiyorum uyuaninca k..arakasini farketmeden cevirmisim:))canimsin canimm kardesim..hayatim degisti tessekkürler..isik ol..aydinlik ol..zaten öylesin de iste :) )

merhaba buRAK şöle bir yukarı mesajlarıma göz gezdirdim sana daha önce de neler yazmışım  ama bu sefer yazacağım şey farklı..Levh-i Mahfuzu okudum ama sadece 100 sayfa kadar okumadığım yer kalmıştı ki ablama yaptığım reklamlardan dolayı kitabı elimden aldı  bende gittim Kurantumu aldım..Kardeşim birkaç gündür hastanede yatıyor ve bende bu boşlukta kitabıma odaklandım.dün gece en son kadir gecesi kısmındaydım 300 lü sayfalar ve uyudum. bu esnada da seviyorum sandığım erkekle tuhaf bir telefon görüşmesi yapmıştım ve çok sinirliydim ama sinirim 10 dakika sonra kayboldu, boşluk..sabah 06:30 da kahvaltı geitridler uyandım sonra bidaha uyudum ve bir kadın görüyorum uyur uyanığım..bana annen 28 şubatta doğdu dedi bu doğruydu evet dedim ve kadir gecesi doğdu dedi onu bilmiyorum 1952 yılında kadir gecesi hangi güne denk geliyor bi anlamıda yok zaten mühim olan kadir gecesinin vurgulanmasıydı sonra bana nane iç dedi ve ben bir anda kimsin sen dedim ve bir titreme ile kendime geldim..anlam vermedim fakat dakikalar geçince birşeylerin farklı olduğunu hissettim bugün diğerlerinden farklıydı hatta profilimde de paylaştım..bugün başka bir gün oyuna daha yeni katıldım sanırım ama idrak ettiğim şey sanırım dün gece ne olduysa benim kadir gecem oldu yani doğuşum ya da uyanışım..bu Kurantum ile oldu bir gün olacağını biliyordum..O kitabı büyük bir keyifle okusamda istediğim zaman okuyamadım sanki kitap onu okumamı istediği zman bana okunuyordu..herşeyin zamanını belirliyordu.O da yaşayan bir ruh gibi kararlar alıyor ve benim hayatımın içine girip ne yaşıyorsam ona göre o bölümleri belirliyordu ve ben o bölümleri o zaman okuyordum..hala da öyle..bazen her insan gibi okurken kafamda soru işaretleri oluşuyordu ama bu gün şunu çözdüm o yaşayan bir kitap, evet tüm zamanların kitabı, zamana uygun bir modernleşme yapmış kendisinde,ama şüphelerin son bulduğu bugün anladım ki o kitap Kuran’ın ta kendisi..Teşekkürler…

yüreğinize sağlık diyorum hepbirlikte aybı yolda yürüyoruz bir olmak ve ona kavuşmak için ve güzel günlere gebe oldugumuzu hissdiyorum amacımız sevgiyi paylaşmak ve yolumuz açık olsun hepimizin

14 OCAK 2012, 20:15:49

Levh-i Mahfuz Okuyucu Mektupları…

beni ne cehennem korkuttu, ne de cennet iyi insan olmam için ikna edebildi. beni durduran da koşturan da içimdeki sualsiz Allah sevgisi oldu. bir tek onu bildim, bir tek onun sesini dinledim. ulemaların düdüklerinin doğru sesler çıkarmadığını hep bildim, hissettim, düşüncelerimi ayetlerle desteklemeye çalıştım, O’nu Kur’an’la baştan sona anlamak istedim ama gel dediği yere bir türlü inemedim. çeyrek asra bu kadar acıyı sığdırırken ‘sınav’ gerekçesi artık tatmin etmiyordu, cennet ödülü ise hiç bir zaman aklımı başımdan almadı. ya sabır dediysem her yüke her prangaya her çaresizliğe en sevgilimin hatırı içindi. nasıl geleceğini bilmeden bir ses Ya Rab bir ses bir ses…bin yıllık sorulara bir cevap! derken karşıma dünya güzeli bir cAn çıktı ve bana ” senin bu sorularına ancak bir kitap var ki o cevap verebilir. buRAK özDEMİR diye acayip bi herif var, hemen gidip onun tanrının doğum günü kitabını alıyorsun, dost olacağımızı hissediyorum ama bu kitabı okuyup anlamazsan, arama zaten beni!” dedi. Bu ne iddia! vakti geldi, aldım. ve karşımda, doğrudan O’ndan sesle, O var hem de benimle hemfikir bir halde:) ardından yine, ‘ben demiştim ben demiştim!’lerle ya da 10 kere okuyup, sorgulamaktan önümüzü göremez olmuş bir halde peygamber çocuklar… 100 kere öldüm 100 kere dirildim, her dirilişimde ne sancılar çektim, çekiyorum ve sancılar içindeyken mutluyum! hayat kurtaran onlarca cümle, hem de sapasağlam temeller üstünde! ilk kez mutluluktan ağladım, sarhoş sarhoş gezindim. canım kardeşim! azaplar içindeki bir ruhu, bulutların üstünde dans eden bir çılgına dönüştürmek ne demek biliyor musun sen?! bil ve her ne yapacaksın bilmem ama kendine çok iyi bak!
cesaretin için tebrik ediyorum seni! taze hakikat korkutur çünkü tabularla hamlamış insanı. şimdi tekrar tdg’yı okuyorum daha doğrusu içiyorum. sindire sindire okuduğumu sanırken meğer ya heyecanına kapılıp gittiğim için ya vakti gelmediği için atlamışım bazı deprem bölgelerini. ömründe ilk kez bir kitabı ikinci kez okuyorum, üçüncü kez okuyacağımı bilerek hem de :)
“Amaç, kendi hayatının kendi İsası, kendi Musası veya Muhammedi olmaktır.” Hakikatin sesiyle üstündeki tozları silkeleyen tüm peygamberlere selam olsun!
yalnız olmadığını bilmek.. arkana yaslan ve tadını çıkar :)
dipnot: karşıma çıkan o cAnla biraraya geleceğimiz ortamda, o gün ikimiz de gitmeye gönüllü değilken, kendimizi orada bulmuşuz meğer. tesadüf işte ;)
sevgiler..A
——–
Yeni eviniz hayırlı olsun, güzelliklerle dolsun. Sevdiğinizle ve minik Haktan buRAK’la güle güle oturun inşallah :) Ben bu yılbaşı gecesi ne parti, ne yurtdışı gezisi ne arkadaş toplantıları ne de ailem yanımda olmadan, kendi isteğimle evime sığındım. Yanı başımda Gümüş, Cümbüş ve anneleri Boncuk (mırnavlarım) elimde kıymetlim Kur’antum Kur’an-ı Kerim. Benden mutlusu yok. Bir de sigarayı bırakma polikliniğinden verdikleri ilacın(wellbutrin midir nedir,bugün ikinci gün)etkileri olmasa… Cin çarpmışa döndürdü, paragrafları bütün okuyabilme özelliği olan ben cümlelerini hazmedebilmek için iki kez okjuyorum. Biraz moralim bozuldu algımın düşmesine :( Olsun varsın, şu sigarayı bir bırakayım da, zekamın eski kıvraklığına tekrar kavuşurum nasılsa) Spontane içimden ne gelirse yazıyorum işte. Siz bilmeseniz de siz benim gönül dostumsunuz. Sizinle tanışmam şöyle oldu: Yine bir gönül dostum, (on senede belki üç kez görmüşümdür,ama gönül birliği zaman mekan tanımıyor)bana telefon etti, bir armağan yollamak istediğini söyledi. Adresimi verdim. Bir hafta sonra evin badana tadilat işleriyle uğraşıyordum ki, yoruldum, koltuğuma uzandım, kendimden geçmişim,uykuya dalmışım. Rüya görmekteyim.Rüyamda hiç bilmediğim bir yüz bana diyor ki:” Bu kitabı oku ve sevdiğin herkese okut” Kapı çaldı, uyandım, daha uyku sersemiyim ama. Karşımda kargo görevlisi ,elinde bir paket. Paketi açtığımda ne göreyim, işte o kitap! “Levh-i Mahvuz” Gözyaşlarımı tutamadım. Hemen okumaya koyuldum, sindire sindire, hazmede hazmede, yeri geldiğinde araştırarak. Yazarına baktım, ne göreyim, benim gibi bir iletişim fakültesi mezunu, aynı meslekten, hem de yaşı sadece benden 4 yaş büyük. Şaşkınlığım ve ilgim daha da arttı. Kendi bilgilerimle ve inandıklarımla örtüştükçe güvenilirliği arttı,yeri geldi yepyeni soru işaretleri oluştu. Sonrası…Kendi kıyametime doğru bir yolculuğa başladım.:)) Aslında şuan ki niyetim tesadüfen gördüğüm yazınızı okuduktan sonra karşılık olarak yeni yılınızı kutlamaktı.Lafı uzattım:) Herşey güzel gönlünüze göre olsun. Uğrunda yola çıktığınız yüce ve zorlu amacınızda size bol başarı ve kolaylıklar dilerim.
p.s. İngilizce tercüme olayina ne kadar sevindiğimi anlatamam. Okuduğum her cümlede “bu kitabın mutlaka tercümesi yapılmalı. Acaba ben bu işe girişsem mi?” diye içimden geçirip dururdum. Benim bu niyetimi icraate geçirmem 3 ay X bilmem kaç rakamlı hane = o kadar zaman alırdı. Kısa sürede büyük başarı sizinki, umarım profesyonel,( Kullandığınız üslubun anlam derinliğine inebilecek birebir sözcük karşılıkları yoksunluğu gibi bir sorunsal olsa da) orijinale en yakın bir tercüme görürüz.
———-
Sevgili buRAK, :) kalbimde hissediyorum gelen guzel gunlerin ayak seslerini, 2012 LEVH-I MAHFUZ ‘ umuzun, guzel kitabimizin yili , biricik vatanimizin, sevgili dunyamizin aydinliga, isiga ve sevgiye merhaba dedigi muhtesem yillarin habercisi olarak geliyor. Sizin dediginiz gibi ;
” Acin pencereleri ! Butun dunya duysun…”
TANRI’ NIN DOGUM GUNU KUTLU OLSUN !
——-
KİTAPLA TANIŞMAM TAMAMEN TESADUF.SUREKLI NERDEN GELDIK NEREYE GIDIYORUZU SORUYORDUM.İNTERNETTE BİRŞEYLER BAKARKEN BAZILARININ DEDİĞİNİN AKSİNE İSMİ BENİ ÇAĞIRDI:)SITEYI INCELEDIKTEN SONRA HEMEN SİPARİŞ VERDIM KITABI KİTAP ÖYLE BEN’DİKİ KALKAMADIM BAŞINDAN DOĞRU 100 SAATTE BITIRDIM:) SORGULADIGIM HERSEYIN YANITI VARDI KİTAPDA EVT BENIM DE HEP DÜŞÜNDÜĞÜM BUYDU TANRI NEDEN BIZI SEVMESIN Kİ YARATMA NEDENI BIZIM ACILARIMIZLA EĞLENMEK OLMASA GEREK KENDINE EĞLENCELİ BİR IRK YARATABILIRDI VEYA HAYVANLARI :) BU ARADA HAYVANLARI COK SEVERIM BANA HEP RABBIMI HATIRLATMISTIR GÖZLERİ.DERKEN KITABIN SONUNA GELDIM AMA İÇİMDEN DE SUREKLI ALLAH’A DUA EDIYORUM LÜTFEN BANA BU KITABIN DOĞRU OLDUGUNU GÖSTER BIR İŞARET VER DIYE .DUAMDAN SONRA IKI SAYFA DAHA CEVIRDIM Kİ ORDA KITLENDIM KALDIM ŞOK OLMUSTUM ADIM YAZIYORDU ‘MELİS’ ORDAKI ANLAMINI HALA ANLAMIŞ DEĞİLİM ONU DA BANA ACIKLARSAN COK SEVINIRIM VE DOĞRU YOLDA OLDUGUMU ANLADIM REİKİ İLE ZATEN 10 YIL ÖNCE TANISMISTIM 10 YIL ÖNCE DEĞİŞİMİ İSTEMİŞ VE O GUNDEN BU GUNE DEĞİŞİYORDUM ZATEN BİRSÜRÜ OLUMSUZLUKLAR DA OLDU ACILAR DA HAYATIM TERS DÜZ OLDU EN DİBE BATTIM AMA ŞİMDİ ANLIYORUM BUNLARIN HEPSİ O ZAMAN TIKANMIŞTIM VE BANA CIKIŞ YOLU OLARAK VERİLMİŞTİ HEPSİNİ AŞMIŞTIM HUZURLUYDUM EVET AMA İÇİMDE BİR BOŞLUK VARDI HEP.BOŞLUGUN NEDENINIDE BILIYORDUM ASLINDA RABIM’LE BULUŞMAK ISTIYORDUM ASLINDA HEM TUM KALBIMLE INANIYORDUM OLDUGUNA HEM DE BIR ISARET VERMESINI ISTIYORDUM VE GECIKMEDI.’BURDAYIM HEP DE BURDAYDIM SEN BENI ARADIGINDA DA SENINLEYDIM AMA SEN BENI DUYMUYORDUN’ BUNLARIN HEPSİ BU KİTAPTAN SONRA OLDU SANA COK TEŞEKKUR EDERİM buRAK BİLGİYİ KENDINE YAKINLARINA TUTMAYI DUSUNMEYİP HERKESLE PAYALŞTIGIN İÇİN PAYLAŞILMAYAN BİLGİ YÜKTÜR İNSANA ALLAH SIRLARINI NE KADAR DOĞRU BIR INSANA VERMİŞ MAŞALLAH (BU ARADA ALEVİYİM AMA SORSAN ONU DA BİLMİYORUM İSLAMI BUNCA SENE BİLMEDİĞİM GİBİ) İÇİMDE BIR MUTLULUK ÇIKIP BAĞIRASIM VAR DUNYAYA tANRIM BİZİ HIÇ BIRAKMAMIS HEP SEVİYORMUŞ ÖCÜ DEĞİLMİŞ DİYE :) ALLAH SENDEN RAZI OLSU ;)
———-
Tanrı’nın doğum günü’nü çok geç keşfettim. Temelinde epey üzücü, endişe verici bir olaylar yumağı üzerine oluşan bir tesadüfle elime geçti. Şimdi bakıyorum da o olaylar herhalde (asla) bir tesadüf değildi. Tanrı’nın doğum günü’nü şokunu üzerimden atamadan Peygamber Çocuklar’a geçtim. O da bitince Levh-i Mahfuz kütüphanemde bana bakıyor. Yüzlerce sorum var bir tanesini aşamıyorum; insana ruhunu tekamül etsin diye üfleyen Rab, neden kendi tesfirini kendi yapar? Kur’an’da böylesine bir hakikat şifresi varsa, ellerimize neden tam teşekküllü bir cevap anahtarı veriliyor? Yazar da kendine defalarca sorduğu gibi “bunu hak etmek için biz ne yaptık?” ya da bu durum tekamül fikrine karşı değil midir? sevgi ve saygıyla
——–
Bir kitabı elinde tutuyor olmak 48 yaşındaki bir insanı bu kadar sevindirebilir mi? Çok istediği oyuncağa kavuşmuş çocuk gibi…3 yıl önce TDG nünü okudum.Muhteşemdi. Birçok insan gibi içimde hissettiğim hatta bildiğim ama dillendiremediğim, dillendirilmişini hiç görmediğim bir tanrıyla karşılaştım. Hayata bakış açım değişti. Sonra peygamber çocukları okudum.Ve sonra Kurantum Kur-anı Devrimi… Bu arada hep Levh-i Mahfuz 2.2 yi arayıp durdum heryerde. Hem arkadaşlarıma hediye etmek için, hem de yenilenmiş halini bir kez daha okumak için. Ama aramadığım yer kalmadığı halde bulamıyordum. Kuzenime gittiğim birgün elimde hiç kitabım kalmadığını okudukları arasında beğendiği bir kitap varsa vermesini rica ettim. O da içeriye gidip bir sürü kitap getirdi. İçlerinden seçtim bir kaç tane. Sonra laf arasında Levh-i Mahfuza da başladım ama işlerden bir türlü bitiremedim dedi. Ben ” Nasıl yani? Var mı sende? ” dedim. “E. tabi sen tavsiye etmiştin ya. Ben de aldım. Hem de bayağı oldu ama okuyamadım.” dedi. Deli gibi aradığımı öğrenince bana verdi ve sen oku ben sonra okurum dedi. Yüzüme şaşkınlıkla bakarak. Ben kitabı aldım. Çantama koydum ve yola çıktım. Yürürken ki sevincimi size anlatamam.Utanmasam hoplayıp zıplayacağım o kadar yani….Aslında kitap en yakınımdaymış. Ama bana gelmesinin bir zamanı varmış. Çünkü şu sıra ona çok ihtiyacım var. Dışarıda bütün işlerimi çabucacık bitirip koşa koşa eve gelip kitabıma sarılıyorum. Bir sevgiliye sarılır gibi.
Bu kitabı yazana da okumamı kısmet edene de binlerce şükürler olsun.:)
———
Merhaba buRAK. Van- Erciş Depreminde ben ve arkadaşlarım 6 gün görevli olarak çalıştık. Edirneden, Bingöl’e bütün herkes oradaydı. Kimisi yağmalamak için civar köy ve ilçelerden, illerden gelmişti. Depremin ilk günü 6 canı enkaz altından çıkarttık. 3. Gün ise sağlık hizmeti vermek için yakın köylere gittik. Bilmeden BTP Belediyesinin önünde durmuşuz. 24 şehit verdiğimiz o akşam o belediyenin önünde halay çekip, eğlence yapmışlar. Bizim amacımız ise orada salgın hastalıklar başlamadan önlem almak ve sağlık hizmetinin durduğu deprem bölgesine sağlık hizmeti götürmekti. Vatandaşlardan bir tanesi yaklaşıp yöreye has şive ile ” Allah bizim belamızı vermiştir!” dedi. O an bu sözlere bir anlam veremedim. Enkaz çalışmalarında üzerimiz toz olduğundan üzerinizde ki toza kurban olurum diyen vatandaşlarda çıktı. Deprem yerleşmiş bazı düşüncelerinde yıkılmasına neden olacak hatta oldu gibime geliyor. Doğu batı ayrımının olmadığını, büyük acılarda tek yürek olduğumuzu bu deprem fazlasıyla gösterdi. Güzel günlerin çok yakında geleceğine inancım sonsuz…
————
Sevgili Ailem, oğlum 2001 doğumlu.
Geçen hafta sonu sabah uyandığımızda bana söylediklerini not aldım.
Tanrı: insanların bütünü
Yaşam: bazı hayallerin gerçekleştiği bir simülasyon
Uzay: dünya gibi ama derin bir boşluk
Muhammed-İsa: Tanrının insan hali
İnsanın kendisi olması: İçinden geldiği gibi davranması ve Tanrının emrine uyması
Tanrının emri: Kendin ol
Beden: kendimizi kontrol edebildiğimiz mekanizma
İnternet ve mutlulukla ilgili söyledikleri uzundu, yazmaya yetişemedim. Bir daha söyle dedim. Sıkılarak “Anne tekrar edemem. O an biliyordum şimdi  hatırlamıyorum” dedi.
Bir itiraf: Benim ve babasının dünyaya getirmeye vesile olduğumuz bu indigo, geçen ağustosta yeni yaşına girerken, biriktirdiği parayla kendine Tanrı’nın Doğum Günü’nü aldı. Okumaya da başladı (şekil 2a). Yan gözle onu izlerken, kitabın ilk bölümünü bir okuyup bir bıraktığını görünce, BEN var  ya  BEN,  bu yaşta içindekileri hazmedez, Levhi Mahfuza önyargısı oluşur diye, ortaokulu bitirinceye kadar okumasını ertelemesini rica edip elinden aldım.
Bizimki saygıyla -sandığım aslında artık anlayış gösterdiğini bildiğim- bu isteğime uydu.
Geçen gün de bir gazetede benim bir zamanlar saldırdığım kişisel kitaplardan birinin promosyon haberini görmüş “Anne bak” diye getirdi. Baktım. Hakikaten geçen sene olsa, telaşla ne yapar eder, yemek paramı verip alırdım ben onu. Oysa şimdi, hissin adı: huzur… “Yok yavrum, o kitap o yazarın kendi doğrusunu anlatıyor, istemiş yazmış. O yazarın doğrularını merak edersem alırım ancak. Onu da ben merak etmiyorum.” deyince bana verdiği cevap şu ömrümde çektiğim her şeye değdi: “Biliyorum. Hakiki doğrular Levhi Mahfuzda.”
Bu arada bu indigo, annesi velayetini babasına bırakarak boşanmış, dolayısıyla babasıyla yaşayan, annesini –herşey yolunda giderse-haftada iki gün gören o da, annesine sarılıp yattığı her seferinde başka bir ahbabın evinin oturma odasındaki çekyatta uykuya dalan, çünkü annesiyle ayrı şehirlerde yaşayan, annesi işsiz(aşsız aslında şimdilik), babası onuruyla çalıştığı işinde kazandığıyla banka borçlarını ucu ucuna kapatan, annesinin her şeyden vazgeçtiğini ama buRAK abisinin yazdığı üç kitabı bağrından/gözünden/dilinden ayırmadığını yaşayan, babasının da “hayatta bitirdiğim tek kitap” diye andığı TDG nin yanında vakti gelip bitiremediği Peygamber Çocukları ve annesinin hediyesi olan KKD yi babasının başucunda görerek büyüyen (bizi büyüten) bir çocuk. Okul ya da ev hayatında her işini önce kendi halletmeye çalışıyor. Ana-babada hiç söylenme görmedi. O da söylenmiyor. Tekamül yolunda öyle ilerliyoruz birbirimize şahitlik ede ede…
Rabbime bana verdiği ve öğrettiği her şey için şükürler olsun.
———
——-
Levh-i Mahfuz ile buluşan bir öğretmenimizden aldığım bir geri dönüş maili, Paylaşmak istedim;
“Merhaba…,
Bunu anlatmadan geçemiycem ..
Bugun 5,5 yaşında üstün yetenekli bir öğrencimizle telafi dersi yaptım, ilk başta tek başıma nasıl olacak diye düşündüm çünkü çok yaramaz, haşin bir çocuk..
Derse eğlenceli bir biçimde başladık, 20 dk ödevleri ve dersi yaptıktan sonra oyun oynamak istediği, o ner isterse onu yaptık, beraber eğlendik.Gayet iyi gidiyorduk, dersimizin içinde oyunlarla öğrenmek olduğundan, 1 saat geçmiş..Ders bitince resim yapabirmiyim diye sordu, kalemleri verdim..ben ödevini hazırlamak üzere çıktım, yanına gittiğimde bir ressam edası vardı…ne çizdin bakalım dediğimde uzay resmi çizmişti,,uzay mekikleri ,dünya , güneş..mekik içindekileri sordum,çzigi film kahramanı bunyy tavşan vardı..
Biz gidemezmiyiz dedim?
Gideriz tabiii dedi..
Uzaya gidince Tanrı nerde diye arayalımmı dedim? anlamadı yüzüme baktı..Hemen değiştirdim..Orda ALLAH nerde arayalım mı dedim?
Hızlı bir şekilde resimden başını bana doğru çevirdi…
Onu aramaya gerek yok o bizimle zaten, bizim içimizde kalbimizde ..onu heryere götürebiliriz dedi…
Biz onun güzel tombul yanaklarına kocaman bir öpücük kondurduk…
Çok güzel bir gündüüü çookkk…
Sevgi ve sağlıkla kalın…”
———-
Ben her gün yeniden dirilişlerin yaşandığı ve bunun hayatın doğalı olduğuna inanılan topraklarda büyüdüm. Hatay , İskenderun’luyum. Annem bir medyumdu. Hiç zorlanmadan ruh çağırırdı. Bu bizim evimizde çok olağandı. Atatürk en çok çağırdıklarındandı. Sonra bir gece rüyasında “artık onları rahat bırak hayatını yaşa” öğüdünü aldı ve bıraktı. O tarihten sonra da olacakları rüyasında görmeye başladı. Yaşayacağımız her sıkıntıyı önceden bize haber verdi.
O her zaman sizin tabirinizle üçüncü gözü, benim tabirimle gönül gözü açık bir anne oldu. Beni ne kadar çok sevdiğini anlatmak için kullandığı “seni gözümden önce yüreğim – ciğerim gördü” sözündeki gibi…
Ben de biraz ona çektim sanırım. Rüyalarım meşhurdur ve olacak olanları hissedebilirim. Ruh çağırmışlığım da vardır. Kur-an ‘ı okumuştum ama onun maalesef sadece Lafzını algılamışım kriptolarını hiç çözememişim. Bunu kitabınızı okuyunca anladım.
Ama öte yandan Dona ‘nın tüm söylediklerini biliyordum desem…sizin hiç bir ayet yorumunuz, bana süpriz olmadı , bunlar benim kendi ruhumla çizdiğimi zannettiğim yol çizgilerimdi desem inanır mısınız? …Evet tabi ki de inanırsınız çünkü benim ruhumu “O ” üfledi. Evrensel bilgileri biliyor olmam niye şaşırtsın ki sizi?
Asıl yazma dürtümü ise bu aşinalıklar değil -yoksa henüz 200 sy okuduğumda yazardım- kitabın sonunda yer verdiğiniz indigo çocuklar bölümü uyandırdı. Şimdi ve sayenizde anlıyorum ki ben bir indigo çocuk annesiyim.
Kızım doğduğu günden itibaren diğer çocuklardan farklıydı. Bunu yalnız ben değil tıp doktoru olan babası da söylüyordu ve çevremizdeki tüm insanlar bu konuda hemfikirdi. Aslında hep tam bir çocuk gibi davranıyordu tıpkı benim gibi dışa dönük çok neşeli ve hareketliydi ama bazı anlarda öyle cümleler kuruyordu ki hepimiz donup kalıyorduk. Kelimelerle ve renklerle arası çok iyiydi. İlk pazılını henüz yaşını doldurmadan çözmüş ve 1.5 yaşında tüm renkleri ara renkler de dahil olmak üzere öğrenmişti. Ama en unutamadığım henüz 5 yaşındayken tıpkı da sizin kitabınızda hayal ettiğiniz gibi az daha bana kaza yaptırmasına neden olacak o sözlerdi
. Bu gün gibi hatırlıyorum yuva çıkışı onu ben almıştım. Arabada havadan sudan sohbet ediyorken bir süre ikimiz de sessiz kalmıştık. Yoğun bir trafik vardı ve günbatımı yerini karanlığa bırakıyordu. Bir ara dikizden baktım huşu içinde gökyüzünü seyrediyordu . Ne güzel renkler değil mi canım dedim , O dalgın bir ifadeyle dikizde benimle gözgöze geldi ve
” annecim biliyor musun bu hayat bir kitap” dedi.
Henüz 2000 doğumlu kızım çılgın bir metefor yapmıştı. Şok geçirdim “nasıl yani?” dedim.
“Bak işte bir gün yaşadık , yedik, içtik , güldük ağladık, şimdi akşam olacak ve uyuyacağız yani kitabımızı kapatacağız. Yarın yeni bir gün ve yeni bir sayfa açacağız kitap bittiğinde hayatımız da bitecek. Her yaşam bir kitap ” dedi.
Boşanma dönemimde, kızımla gittiğim psikolog anlattığım bu ve benzeri anektodlardan etkilenmiş ve kızımı teste sokmak istemişti. Sonuç kızımın üstün yetenekli olduğuydu. Bu yetenek daha çok ham zeka denilen yaratıcılık yanı üstün olan anlamındaydı.
Ya da ben sizi okuyana kadar sadece bu kadar sanıyordum. Ama dün gece kitabınız bittiğinde öylece kalakaldım . Kızımın bana tüm öğrettikleri ve basit ama yumuşacık söylediği tüm o üstün anlamlı sözler üşüştü beynime. En basiti geçen sene kursta yaptığı ada…
Üstün yetenekli çocuklar için İ.Ü Eğitim Fakültesi bünyesinde düzenlenen eğitim sınıfında geçen kış “küçük prens” okutuldu ve aldıkları ilhamla kendi adalarını karton üzerinde yaratmaları istendi. Hepsi oyun hamurundan, kapaklardan,folyolardan aklınıza gelebilecek her şeyden muhteşem adalar yarattılar.
Süpriz kızımdan geldi.Kendisine verilen kartonu ortadan ikiye ayırmış , iki kartonu da dört ucundan delerek ve bu deliklerden geçirdiği iplikler marifetiyle iki katlı bir ada yapmıştı. Pamuklarla yaptığı alttaki adası kışı ve uykuyu, rengarenk yünlerle yaptığı üstteki adası ise baharı ve uyanışı simgeliyordu.
Sunumunu … yaşamdaki amacımız uyanışa sıçramak olmalı bu ancak bilgiyle mümkün….diye yaptı.
Sizin kitabınız bana kızımın da bir indigo çocuk olduğunu farkettirdi. Ve varlık nedenimin onun iyi yetişmesi olduğunu….
Genç kızlığımdan beri deli gibi çocuk istemiştim. Arkadaşlarım beni çağımın dışında bulurdu bu deli çocuk isteği yüzünden. Kocamı gördüğüm gün çocuğumun babası olacağını hissettim. Yine arkadaşlarım uyardı , çok uyumsuz olduğumuzu söylediler ben ne kadar neşeli dışa dönüksem “o” o kadar sessiz sakindi. Onlar haklı çıktıklarını sandılar çünkü gerçekten de uyuşamamış ve ayrılmıştık. Oysa gerçekte haklı olan bendim ; kızımı bana hediye eden, ona benim sahip olamadığım ağırlığı ve sakinliği sunan oydu.
Biliyorum lafı çok uzattım. Ama sanırım bu ” evreka evreka ” haykırışlarına artık alışmışsınızdır .
Sonuç olarak Siz ve kitabınız;
- yalnız olmadığımı,
- nasıl olduğunu bilmeden bildiğim ve biran bile doğruluklarından şüphe etmediğim kuralların ve inanışımın gerçekte Kur’anın evrensel hükümleri oluğunu ,
- bu nedenle bir dinin mensubu olduğumu , adının da İslam olduğunu
ve asıl önemlisi dünyaya gelmesine neden olduğum kızımın da mesih’in ordusunun bir neferi olacağını müjdelediniz.
Sonsuz teşekkürler Size
ve birkez daha bana kitabınızı önererek “Ufk’umu” aydınlatana
 ve bir kez daha, sizi bana tanıtarak “ufk’umu” açana….

14 Aralık 2011, 15:39:45

Levh-i Mahfuz En Çok Bu Sesi Sever: PES!…:)

Tamammm..PES ! Defalarca okudum kitaplarını..döndüm olmadı oturmadı kafamda Kuran’a döndüm.Sırf ne anlattığını anlamak için Bir dha döndüm baktım Kurana..Sana ınanmamak söylediklerinde yanılıyorsun demek için kendi içimde çözümlemeler yaptım sana mesajlar attım..Bak dicektim yanıldın öyle değil böyle.Sayende elime kaç defa Kuran aldım kaç yüz kez okuyup anlamaya çalışıyorum bilemedim.Ama PES ettim …Nihayet yüzde yüz oturdu kafama ve en büyük hayranın oldum senin ama önce KURAN ‘ nın önce Allah ‘ın..Senle inatlaşmıcam artık..Yok buRAK burda yanılıyor olmalı diye düşünmicem..Sağol..Bugün savaşım bitti.Bize toplu hipnozmu yapıyorsun bilemedim..Kitaplarını arkadaşlarıma verdim.Bana geri veremeden başkalarına ulaşmış..Kusura bakma dediler..Yok dedim buRAKta böyle olsun istiyordu gene amacına ulaştı :)
14 Aralık 2011, 15:27:44

Levh-i Mahfuz Kahraman Amca…

değerine paha biçilmez öz-demirim benim. helal olsun sana canım oğlum. sana yazdırılan kitaplarla gönlümüzü fethetmekle kalmıyorsun. okuyanlara verdiğin cevaplarla da yanlışlarımızı da düzeltiyor sun. seni geçmiş hayatlarından beri eğitip tekamül ettirip bizlere ikram eden yüce rabbimize hamdü senalar olsun. hani sana epeyce bir zaman evvel özel bir okulda çalışırken bir meyil atmıştım. müdürümüzün beni tehdit ettiği konusunda. sende (muhteşem mektup) diye cevap vermiştin. üstelik bu mektubu kur-antum kur an-ı devrim kitabımızda da ebedileştirdinğin için ayrıca teşekkür ederim. sonunda okulumuzun müdürü amacına ulaştı. yani beni işten çıkarttı.iki sene kadar oluyor. işten çıkarılmamın gerekçesi öğretmenlere ve bazı lise son sınıf öğrencilerini levh-i mahfuzu okumaları için yönlendirmek. her neyse şimdi özgürce daha serbest bir şekilde etrafımda ki insanları lev-hi mahfuzu duyuruyor ve daha verimli neticeler alıyorum. ilkönce akrabalarımdan başladım. beni kurantumdan evvel ne kadar samimiyetle dini konularla haşir-neşir olduğumu bilen akrabalarım ve dostlarım kısa bir tereddüt geçirdikten sonra çok şükür kur’an’tum kur’an devrımini sahiplendiler. kendilerini çok mutlu hissettiklerini söyleyerek onlarda dostlarına tavsiye ediyorlar. mutluluk zaten seninle beraber. onun için Allah’tan senin için bütün insanlığa olacak bu kutsal hizmetlerin ötürü uzun bir ömür ve özel korumasını diliyorum…hoşça kal canım kardeşim. … amcan.
14 Aralık 2011, 15:26:31

Levh-i Mahfuz Mutlu Semazen…

Seninle tanışalı sanırım 3-4 aydan biraz fazla oldu. Tüm kitaplarını okudum sayılır son olarak TDG yi okuyorum . Benim tasavvuf ve dinle tanışmam seneler once olmustu zamanı hatırlamıyorum ama baya bi once bir dergaha gittim, biat ettim, semazenlik yaptım ordan yine semazen olan hatta cumhuriyet tarihimizin meydana cıkan 2.kadın semazeni ile evlendim sonra gruptan bi şekilde atıldım..
(nedenini hala anlamış değilim artık umradada değil) uzun bir dönem ne yapacağımı bilemedim o kadar bağlanmısımki bu nasıl olur diye cok dusundum. Tabi birdaha oraya donmedim ne ben nede eşim kendi yolumuzu boyle sectik.. ama arık bizi ALLAH sevmeyecek,korumayacak gib anlamsız vesveselerle geçti zamanımız.. ve ensonunda anladım bana birşey olmadı eşimede 2. çocuğumuz dünyaya geldi. ve bizim için hayat devam ediyor hemde eskisinden daha mutluyuz..
bununda sağlamasını senin kitaplarınla yaptık.
onca tutsak günlerimizin ardında dünyaya daha başka bakıyoruz ve ALLAH’ı daha çok seviyoruz..
sana Çok teşeKÜR ler
14 Aralık 2011, 15:25:05

Levh-i Mahfuz ve 2000 doğumlu İndigo…

Ben her gün yeniden dirilişlerin yaşandığı, bunun hayatın doğalı olduğuna inanılan topraklarda büyüdüm. Hatay İskenderun’luyum. Annem bir medyumdu. Hiç zorlanmadan ruh çağırırdı. Bu bizim evimizde çok olağandı. Atatürk en çok çağırdıklarındandı. Sonra bir gece rüyasında “artık onları rahat bırak hayatını yaşa” öğüdünü aldı ve bıraktı. O tarihten sonra da olacakları rüyasında görmeye başladı. Yaşayacağımız her sıkıntıyı önceden bize haber verdi.
O her zaman sizin tabirinizle üçüncü gözü, benim tabirimle gönül gözü açık bir anne oldu. Beni ne kadar çok sevdiğini anlatmak için kullandığı “seni gözümden önce yüreğim – ciğerim gördü” sözündeki gibi…
Ben de biraz ona çektim sanırım. Rüyalarım meşhurdur ve içime doğar birçok şey. Ruh da çağırmışlığım vardır. Kur-an ‘ı okumuştum ama onu maalesef sadece Lafzı olarak algılamışım kriptolarını hiç çözememiştim. Bunu kitabınızı okuyunca anladım.
Ama öte yandan Dona ‘nın tüm söylediklerini biliyordum desem…sizin hiç bir ayet yorumunuz, bana süpriz olmadı , bunlar benim kendi ruhumla çizdiğimi zannettiğim yol çizgilerimdi desem inanır mısınız? …Evet tabi ki de inanırsınız çünkü benim ruhumu “O ” üfledi. Evrensel bilgileri biliyor olmam niye şaşırtsın ki sizi?
Asıl yazma dürtümü ise bu aşinalıklar değil -yoksa henüz 200 sy okuduğumda yazardım- kitabın sonunda yer verdiğiniz indigo çocuklar bölümü uyandırdı. Şimdi ve sayenizde anlıyorum ki ben bir indigo çocuk annesiyim.
Kızım 5 yaşındayken tıpkı da sizin kitabınızda hayal ettiğiniz gibi az daha bana kaza yaptırıyordu. Bu gün gibi hatırlıyorum yuva çıkışı onu ben almıştım. Arabada havadan sudan sohbet ediyorken bir süre ikimiz de sessiz kalmıştık. Yoğun bir trafik vardı ve günbatımı yerini karanlığa bırakıyordu. Bir ara dikizden baktım huşu içinde gökyüzünü seyrediyordu . Ne güzel renkler değil mi canım dedim , O dalgın bir ifadeyle dikizde benimle gözgöze geldi ve
” annecim biliyor musun bu hayat bir kitap” dedi.
Henüz 2000 doğumlu kızım çılgın bir metefor yapmıştı. Şok geçirdim “nasıl yani?” dedim.
“Bak işte bir gün yaşadık , yedik, içtik , güldük ağladık, şimdi akşam olacak ve uyuyacağız yani kitabımızı kapatacağız. Yarın yeni bir gün ve yeni bir sayfa açacağız kitap bittiğinde hayatımız da bitecek. Her yaşam bir kitap ” dedi.
Boşanma dönemi kızımla gittiğim psikolog anlattığım bu ve benzeri anektodlardan etkilenmiş ve kızımı teste sokmak istemişti. Sonuç kızımın üstün yetenekli olduğuydu. Bu yetenek daha çok ham zeka denilen yaratıcılık yanı üstün olan anlamındaydı.
Ya da ben sizi okuyana kadar sadece bu kadar sanıyordum. Ama dün gece kitabınız bittiğinde öylece kalakaldım . Kızımın bana tüm öğrettikleri ve basit ama yumuşacık söylediği tüm üstün manalı sözler üşüştü beynime. En basiti geçen sene kursta yaptığı ada…
Üstün yetenekli çocuklar için İ.Ü Eğitim Fakültesi bünyesinde düzenlenen eğitim sınıfında geçen kış “küçük prens” okutuldu ve aldıkları ilhamla kendi adalarını karton üzerinde yaratmaları istendi. Hepsi oyun hamurundan, kapaklardan,folyolardan aklınıza gelebilecek her şeyden muhteşem adalar yarattılar.
Süpriz kızımdan geldi.Kendisine verilen kartonu ikiye bölmüş , iki kartonu dört ucundan delmiş ipliklerle iki kartonu birleştirip iki katlı bir ada yapmıştı. Pamuklarla yaptığı alttaki adası kışı ve uykuyu, rengarenk yünlerle yaptığı üstteki adası ise baharı ve uyanışı simgeliyordu.
Sunumunu … yaşamdaki amacımız uyanışa sıçramak olmalı….diye yaptı.
Sizin kitabınız bana kızımın da bir indigo çocuk olduğunu farkettirdi. Ve varlık nedenimin onun iyi yetişmesi olduğunu….
Genç kızlığımdan beri deli gibi çocuk istemiştim. Arkadaşlarım beni çağımın dışında bulurdu bu deli çocuk isteği yüzünden. Kocamı gördüğüm gün çocuğumun babası olacağını hissettim. Yine arkadaşlarım uyardı , çok uyumsuz olduğumuzu söylediler ben ne kadar neşeli dışa dönüksem “o” o kadar sessiz sakindi. Onlar haklı çıktıklarını sandılar çünkü gerçekten de uyuşamamış ve ayrılmıştık. Oysa gerçekte haklı olan bendim ; kızımı bana hediye eden, ona benim sahip olamadığım ağırlığı ve sakinliği sunan oydu.
Biliyorum lafı çok uzattım. Ama sanırım bu ” evreka evreka ” haykırışlarına artık alışmışsınızdır .
Sonuç olarak Siz ve kitabınız;
- yalnız olmadığımı,
- nasıl olduğunu bilmeden bildiğim ve biran bile doğruluklarından şüphe etmediğim kuralların ve inanışın gerçekte Kur’anın evrensel hükümleri oluğunu ,
- bu nedenle bir dinin mensubu olduğumu , adının da İslam olduğunu
ve asıl önemlisi dünyaya gelmesine neden olduğum kızımın da mesih’in ordusunun bir neferi olacağını müjdelediniz.
Sonsuz teşekkürler Size
ve bir kez daha, sizi bana tanıtarak “ufk’umu” açana…..
14 Aralık 2011, 15:21:24

Kalpli Krizler Durumu…

buRAK kardes selam yine ben..
Bu sefer sana yeni taze yaşadığım deneyimimi paylaşmak istiyorum..
2 gun once çalıştığım yerden cıkıp eve giderken gohsumde yanma ve ağrılar başladı.
durumu tabi hemen anladım kalp krizi ..
en yakın hastaneye gittim.. heme anjio a aldılar anjio esnasında 30 sn. civarı bu diyardan ayrıldım sonra geri geldim..
inanılmaz bir seydi..
sana tek bir sey soyliyecem.. Kitaplarında ne yazdıysan hepsi doğru..
:) hersey için saol kardeş.. beni uyandırdığın için…
14 Aralık 2011, 15:20:06

Levh-i Mahfuz Okuyucu Yorumu…

Okurunu,( okuru daha kitabın kapağına bakar bakmaz dalga geçip, ileri geri yorumlar yapsa bile.. <Okurken sorgulamaktan çekinmedim, bazan ciddi çelişkilerin olduğunu düşündüm. Sonra tekrar okudum ve yine sorguladım ama eninde sonunda çelişkilerin “ben” kaynaklı olduğunu gördüm ve anladım. Biz olmanın hafifliğini, onurunu ve mutluluğunu hissettim.
Hakikaten, okumak eyleminin içmek eylemine dönüştüğüne bütün hücrelerim ile tanıklık ettim.. :o ) Çünkü su gibi içtim resmen..
Van depreminden canımızı zor kurtardık ve İzmir’de yaşamak zorundayız artık. Tamda bu şehire geldiğimizin ikinci veya üçüncü günü idi, O kitap ile buluşmamız. Tesadüf kelimesini sildim artık lugatımdan.. :o ) Şükür ve tevbe hiç bu kadar anlamlı ve mertçe olmamıştı benim adıma.
Aklın ve yüreğin hep böyle temiz kalsın kardeşim.. Şükür ve tevbe DOğrudan O’Na.. :o )~
14 Aralık 2011, 15:16:51

Levh-i Mahfuz Ocak 2012…

Direk konuya girmek istiyorum,inceden bir sitemimi dile getirmek istiyorum,ne devrim kartlarını ne levh-i mahfuz u hiçbirini bulamıyorum özellikle levh-i mahfuzu,ne anadolu yakasında nede avrupa yakasında,sevdiklerimize kitabı tavsiye ediyoruz almaları için ama ne zamandır piyasada yok,alt yapınızmı zayıf,veya başka bir planınızmımı var?…
notu Levh i Mahfuz Ocak 2012...
Ocak ayından itibaren bu konuda daha az sitem almaya başlayacağım :) Levh-i Mahfuz Ocak ayından itibaren … olacak.
:sevgiyle
14 Aralık 2011, 15:10:48

Levh-i Mahfuz Okuyucu Yaşam Hikayesi…

BUDA BENİM ÖYKÜM (TEK BAŞINA AMA DİMDİK)
Çocukluk ve gençlik yıllarım dini kesim içinde geçti. Yani ben İslam’ın Fatih bölümünde büyüdüm ve geliştim. Yaş olarak olgunluk çağı diyebileceğim zaman diliminde yine Fatih bölümündeydim ancak Nişantaşı bölümü bana uzaktan da olsa ışıklarını yakarak göz kırpmaya başladı. Gençlik yıllarım siyasi kargaşanın revaçta olduğu 70’li yılların sonu ve 80 li yılların başında geçti. Harala gürele ne yaptığını bilmez bir şekilde nasıl geçtiğini pek anlayamadığım yıllardı.
Altı yaşında Kur’an kursuna başladım, yedi yıllık bir dini eğitim veren lise öğretiminden sonra 25 yaşlarına geldiğinde bişeyleri sorgulamaya başladım. 10 yıl bir şeyhin dervişi ve yaşadığım ildeki o tarikatın zikir halkasını idare eden ve o şehirde şeyh adına ders verme yetkisi olan bir kişiydim. “Sen Allah’ı öğrenmek istiyormuşsun. Ben sana Allah’ı öğretmeye geldim diyen biriyle yedi yıl dağda taşta ALLAH İLMİNİ öğrenmek için uykusuz saatlerce abartmıyorum günlerce zikirler çektim.
İstanbul’a geldiğimde anladım ki, ben aslında beden olarak Fatih’te ama ruh olarak hep Nişantaşı’nda yaşamışım.
Bu evrede spritüel alemle tanıştım.
Kryon miryon ne varsa su gibi okuyup her seferinde bu da değil dediğim ve yaşadığım hayal kırıklıkları…
Darmadağın olmuş hayatımı düzeltmek için yaptığım saçma sapan işler ve doğrular
Parayla aldığım ilk Reiki ve daha sonra bu işi gerçekten insanlara hizmet etmek için yapan bir başka Reiki hocasından reiki öğrenme…
2007 yılında bana hediye olarak gönderilen Tanrının doğum günü ve Kendimi hep Levh-i Mahfuz hakikatiyle uyumlama çalışmaları.
Darmadağın olmuş hayatımı düzene koyar umuduyla 3 günlük bir koçluk eğitimi karşılığında verilen hatırı sayılır bir para. Tek şansım yaşam koçumun bile bu kadar sorunla boğuşan bir adama koçluk yapacak cesareti kendinde bulamayıp, pes etmesi
Levh-i Mahfuz’dan sonra yaşanan kıyametler neticesinde hayatla yüzleşme, savaşma, başa çıkma uğraşı pes edişler ve her seferinde çıkmaza girdiğimde ya kitaptan ya siteden aldığım yardımlar.
Bir yılda yaşanan birkaç yıllık ömre bedel deneyimler
Hayatla barış ilan etme…
Sorunlarla savaşma yerine, sorunları çözme üstüne üstüne gitme
Kafayı gökyüzüne çevirip ilk defa güneşe bakabilecek cesareti bulabilme. Burnumdan gelen ancak dopdolu tecrübelerle geçen 2009 ve 2010 yılı.
Levh-i Mahfuz’dan sonra anladım ki, BİR İNSANA KENDİNDEN BAŞKA YARDIM EDECEK HİÇ BİR KUVVET YOK.
“OL”MAK TEK BAŞINA YÜRÜNÜLEN BİR YOL.
Ne yaşam koçları, ne tarikat şeyhleri, ne spritüeller ne de felsefeciler.
Kimse ama hiç kimse sizin başarmanız gereken şeyi halledemez.
LEVH-İ MAHFUZ sizin başarmanız gereken şeyleri sizin adınıza halledecek ipuçları vermez. LEVH-İ MAHFUZ SADECE SİZE, SİZİN YAPMANIZ GEREKEN AMA TEK BAŞINA YAPMADIĞINIZ YA DA GÖREMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SİZE HATIRLATIR.
Onları yapmak ve başarmak size aittir.
İki gün sonra kutlayacağım yeni yaşımda, ölmeyi isteyen bir kişilikten “OL”mayı isteyen hatta “OL”durmayı hedefleyen bir kişi haline gelebilmek Levh-i Mahfuz sonrası oluşan ayağa kalkıştan başkası değildir.
Tanrıya şükretmek o yüzden şimdi daha tatlı ve daha içten. Çünkü LEVH-İ MAHFUZ ile bize dedi ki; SİZDEN UMUDUMU KESMEDİM. HADİ GÖSTERİN KENDİNİZİ…
Hiçbir tarikat şeyhi, hiçbir spritüel, hiçbir yaşam koçunda bu cesaret yok.
Çünkü onlar b1reyin kendisini bulacak yolu gösteremezler.
İŞİN ACI GERÇEĞİ ZATEN ONLARDA BİLMİYOR.
Tekrar ediyorum İŞİN ACI GERÇEĞİ ONLARDA ASLINDA ARIYOR.
AMA İTİRAF EDEMİYORLAR.
Tanrıdan isteğim o kardeşlerimizin en kısa zamanda LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalarıdır
14 Aralık 2011, 15:04:43

Levh-i Mahfuz Okuyucu Yorumu…

Inanilmaz bir kitap,yillardir felsefe psikoloji ve din ile ilgiliyim.!
Bu kadar caga uygun anlasilir bir kitabi bize ulastirdiginiz icin size sonsuz tesekkurler.Bizler cagdas ,laik olabiliriz ama dinsiz degiliz. … actigi yolu daha sade ve gidilebilir kiliyorsunuz.Kitabinizi herkese oneriyorum ve arkadaslarima grup halinde okuyor ve anlatiyorum.Yolunuz acik olsun sevgili buRAK Bey .Yapabilecegimiz bir sey olursa da yapabilelim isterim elden geldigince . Sevgilerimle.
9 Aralık 2011, 12:50:01

Levh-i Mahfuz Okuyucusundan Spiritüel Alem İzlenimleri… (Matrak ve Çarpıcı)

cAnım buRAK ve Kurantum ailem, telefonuma ve mailime sürekli gelen kişisel büzüşme aktivitelerinin had aşımının taa merkezinden gelmiş ve Levhi Mahfuz’dan sonra kendini emekliye ayırmış bir eğitmenim(kuantum+yaşam+nefes+sistem/aile dizimleri) (-İDİM… deyince daha bir içime siniyor)
Evet millet! Kişisel gelişim dedikleri bir avuç büzüşmüş kişiliğin, kendilerini onaylayacak, bunu yaparken de üste para aldıkları bir kokuşmuş pazar. Bir yanda, “ben bir armut buldum, çiğ-miğ. Sen onu da bulamadın. Dilimini şu kadar paraya sana satiiim, e hazımsızlık çekeceksin tabii. O armut midede pişecek. Pişmez mi diyorsun. Sen ne bileceksin? Kimsin sen? Armuttan en iyi ben anlarım! Sana da anlatırım. Bunun için sittin seans bana para ödeyeceksin. İşin sırrı bende, yerse” diyen koç/eğitmen/üstad/uygulayıcı/master/vs. tayfası. Diğer yanda “ulan işin sırrını öğreneyim, güç elde edeyim, ne uğraşcam şimdi armudu ara, bul, pişsin diye bekle, onun ocağıydı, kepçesiydi, suyuydu, ohooo. Ömür geçer be. Adama dayı diyim, köprüyü geçiim. Hem bak dolunayda sebze yersek zihnim açılırmış, koç öyle diyo” deyip, elde lahana pencerede yukarı bakmaktan boyun fıtığı olmuş bir alay danışan/koçi/nam-ı diğer MÜŞTERİİİİ MÜŞTERİİİİ!!!
İçlinde bulunduğu sıkıntıdan muzdarip, piyasadaki havayı koklaya koklaya kişiliği büzüşmüş, kendisinin masum bir mazlum olduğuna inandırılan, eğitmen baskısıyla mücadele edeceğine teslim olarak rahata ermiş,yüzünde her dem avutulmaya muhtaç “acıların insanı” ifadesiyle girdiği “yaşadığınızın sorumluluğunu atacak birileri bulunur” garantili seanslardan -aslında ancak- “o eğitmenden başkasına güven olmaz” garantisiyle çıkıp yaşama monte olmaya çalışan, dilinde ezbere olumlamalar, zihninde ezbere semboller, sektörün seminerleri+eğitimleri+uygulamaları içinde ezbere ama “aferin” alarak özünden çoooook uzaklara düşmüş zihinler…
Mesela doğal nefesçilerin inanışına göre: herşey yaşandı bitti, sen ne yapsan boş. İyisimi başına gelenleri kafaya takma. Hatta XXXX bir seminerinde şunu söyleyebildi: “sizi yatırıp s…kseler, gülüp geçeceksiniz, o kadar yanee”. Konuyla ilgili gık çıkaracak olana ” bu gıkın benle bir ilgisi yok, sen kendi zihnindeki gık yüzünden bana gıdaklıyorsun, daha olmamışsın, hiç bişey anlamamışsın, senin için elimden bişey gelmez, ancak zihin kodlarını ve maneviyatını dumur eden bir koçluk seansı verebilirim sana- ki benim gibi düşünebilesin, gık-mık edene benden önce atlayasın”. Şu an on kadar nefes eğitmeni, parsayı XXX nin aldığı, 3 kişiyi 2500 liralık tam beyin yıkamaca mucize seminerine getiremeden sertifikalarını alamayan onlarca koçu it gibi çalıştırıyor. 4000 lliraya alınıyor koçluk eğitimi. Sertifikayı alan koç -katıldığı çalışmadan para alacağı için- çalışmalara çağrılmamaya özen gösteriliyor. Para kazanması için bir koçun eğitmen olması gerekiyor. Eğitmen eğitimi de tabiii 2 yılda bir gibi anca açılıyor.
BAŞKA BİR XXX, gaybdan, uzaylılardan, öte dünyadan bilgiler aldığı inancında bir halifelik yaşıyor. “Kuantum drama” altında yaptığı kıyam piyeslerle insanların canına okuyor. Ve tabii ki ona da “gık” dediğinde ağzının payını alıyorsun. “Gık” diyen kişiyi temsilen, temsilcilik işi için kadrolu çalışan -özenle seçilmiş zararsız mahalle esnafının eşlerinden oluşmuş- teyzelerden birini seçiyor. “Bu sensin” diyor. Karşısına da Tanrı’yı temsilen birini çıkartıyor. Bu öyle kanıksanmış bir “gık deme cezası ki” oyuncular her halükarda, gık diyeni Tanrı’nın karşısında “ben senden daha iyi bilirim. RŞ’ldan da daha iyi bilirim” repliğiyle ortalığı buz kestiriyor. “Gık” diyen kapıyı çarpıp çıkacak gücü gösteremezse, “vik-vik” edip o kadronun ezik alkışcısı oluyor.
XXX eşi XXX takma adıyla XXX, meleklerden bilgi alan, bu yaşamında bir kraliçenin ruhuna arada bir evsahipliği yapan, yaşarken enkarne olmuş, seçilmiş-kayırılmış özel bir varlık. Yaptığı rüya tabirleriyle gaybdan haberler veriyor uzun uzun. Spiritüel koçluk da yapıyor zaten. Onun kraliçe ruhunu hoş edemeyen, ağzıyla kuş tutsa, merkezden uzaklaştırılıyor.
Bir diğer XXX ve sistem dizimleri… “her ne sıkıntın varsa, bunun kaynağı o sıkıntı yükünü devraldığın bir başkasıdır, annendir, babandır, halandır, ölmüş 89. göbekten kuzeninin dış kapı mandalıdır. Sen bu yükleri tam bir çocuk sevgisiyle kucaklamışsın. Yazık sana. Gel seni dizelim. Her şey yolunda giderse, çalıştığımız temsilciler izin verirse, hayatın kurtuldu.” denir sana. Yok aksilik çıktı diyelim, XXX çalışmayı durdurur, seni kendisinden alacağın, seansı 400-450 liraya çok özeeel seanslara yönlendirir. Kibarca, “b…ka batmışsın ama şükret ki ben varım” demeye getirir, o da “gık”ını çıkarana. Bir de ekler, “sen ne biliyorsun, yaşam yasalarının eğitimini ben veriyorum. Ha öğrenmek istersen, 3 günlük semineri 400-450 liradan, 15 seminer süren 3 yıllık dizimci eğitimini alırsın, benimle o zaman aynı dili konuşabilirsin” der, çoook kibarca, bilgece, ağıııır abiceeee…
Ben o “gık” ı çıkaranım aklımın yatmadığı her yerde.
Rabbim bana kapıyı vurup gitme gücü ve cesareti verdi her seferinde.
Yalnızca kalbimin sesini duyabildiğim o anlar için nasıl şükürler olsun anlatamam-Kurantum ailem anlar ancak o şükürün kıymetini…
Levhi Mahfuz… Hep beklediğim kitap… içimde varlığını hep bildiğim… Geldi… Ben ona yürümüşüm… Okudum… Ohhhh be… İşte bu… Şifa niyetine…. Bir değil, bin ömre bedel bir huzur…. oh ki ne oh!
Kim bir şey sorsa artık, cevabı “o kitap”ta diyorum…
“Dünyanın bir numaralı yaşam koçluğu kitabı” diyorum, “yazarı koçlukta dünyaları bitirmiş, yok böyle bir şey, osho-mosho hikaye” diyorum. Artık yerine göre Allah ne verdiyse :)
Levhi Mahfuzla birlikte boşandım, taşındım, işimi de bıraktım, en son döndüm geldim baba ocağına. Annemin mutfak dolaplarını düzenliyorum. Hatta hiç fırsatım olmamıştı ilk kez annemle birlikte aşure yapıyorum. Baharat kavanozlarını temizlerken, kilerde tarihi geçmiş ürünleri ayıklarken hiç bir terapiden almadığım keyfi alıyorum… Hele ütü yaparken… Nasıl özlemişim… Bir de yanında güzel bir müzik, oğoohh… On nefes mucize semineriyle, 45 kuantum seansı + 75 aile diziminde bulamadığım kendime gelmek, hayatı sevmek, umutla ve iyimserlikle yaşamaktır bulduğum…
İleride büyüyünce ne olacağımı henüz bilmiyorum

24 Kasım 2011, 11:56:10

Yılmaz Erdoğan – Levh-i Mahfuz – Kurantum…

YD 2 700x503 Yılmaz Erdoğan   Levh i Mahfuz   Kurantum...Yılmaz Erdoğan Levh-i Mahfuz Kurantum
YD 1 700x518 Yılmaz Erdoğan   Levh i Mahfuz   Kurantum...Yılmaz Erdoğan Levh-i Mahfuz Kurantum
Yılmaz Erdoğan Levh-i Mahfuz KurantumYılmaz Erdoğan Levh-i Mahfuz Kurantum
24 Kasım 2011, 11:51:06

Meltem Cumbul – Levh-i Mahfuz…

Ekran Resmi 2011 09 19 12.22.53 AM 700x545 Meltem Cumbul   Levh i Mahfuz...MC 1 700x495 Meltem Cumbul   Levh i Mahfuz...
24 Kasım 2011, 11:45:04

2 Mesaj…

Mesaj 1:
Bir arkadaşıma seni anlattım konuyla akalasız ve akıllı biri ben müthiş keyif alırım kendinden . kendim için soruyorum bunu sen artık bizden birisin bunuda ayrıca belirtim buRAK … Herşeyi anlattım senin nasıl dehşet engiz bir insan olduğunu , kitaplaırnı okumasını ama bana bir soru sordu ve ben kaldım . Cevap veremedim ona …. Soru şuydu ” Kitaplar kaç para ve anında baskı sayısından senin cironu söyledi ve netini tahmin etti ,bu para nereye gidiyor tek bir aile için çok fazla ? ve bende şüpheye düştüm . Ve ona benimde inandığım bir cevap vermek istiyorum ?
Mesaj 2:
Selam, palladium DR’a gittim peygamber çocuklar kitabını almak için, görevli yazarın yayın evi yok parası oldukça kitap çıkıyor dedi o yüzdende kitap elimizde yok dedi… bilgine…
24 Kasım 2011, 11:33:38

16…

Ben 16 yaşında dünyayı değiştirmek isteyen bir gencim.. Fen lisesinde okuyorum.. Sınıfça her zaman sistemi eleştiriyoruz.. Ama bir yerden sonra bizi, artık bizden geçti düşüncesi sarıyor.. Ben bizden geçmedi diye ısrar ediyorum hep.. Sevmediğim bi mesleği yapmaktansa seveceğim bi mesleği yapmak istiyorum.. Tutma ihtimali düşük de olsa (ben düşük olduğunu hissetmiyorum :) ) dünyadaki büyük futbol kulüplerine mail attım.. Ama hiçbirinden tam olarak bir yanıt gelmedi.. Ben hala umutluyum..
Kitaptan bir şekilde haberim oldu.. 2-3 yıldır evde durmasına rağmen açıp okuyamadım.. Biraz okumaya başlayınca devamı gelmedi.. Dünyayı değiştirmek için hep dua ettim.. Bu 3-5 gün içinde bana bir şey oldu.. Kitabı elimden bırakamadım.. Önceleri kitaba ön yargılı baksam da sayfaları çevirdikçe ön yargıdan eser kalmadı.. Bu bilgilere ulaştığım için mutluyum.. Daha 558. Sayfadayım.. Umarım kitabı bitiririm..
Bu arada dünyayı değiştirmene yardım etmek istiyorum :) Eğer hayalim gerçek olursa sonraki hayalim diğerlerinin hayalinin gerçekleşmesine yardım etmek ve dünyaya gerçek İslamı getirmek.. Neyse kahvaltıya çağrılıyorum :) görüşmek üzere..
24 Kasım 2011, 11:27:31

Merhaba buRAK Bey,
Bugüne kadar hep arayışlarım oldu,yerli yabancı,akaşa,bir sürü spirütüel kitaplar,mesnevi.Ancak Levh-i mahfuz doyurdu beni.Şirkette neredeyse tüm arkadaşlarım için D&R”dan sipariş verdim.Hatta D&R sattığımı bile düşünmüştür:)
Son siparişimde temin edilemedi bile…
Çok çok teşekkürler ,iyi ki karşıma çıktın:)
24 Kasım 2011, 11:24:10

Sevgili buRAK, bilmem bu mesaji okumaya vaktin olurmu?
Seni bu yaz Bodrumda bir arkadasimin teknesi ile tatil yaparken tanidim ve tatilin anlami tamamen degisti.Satirlari okurken adeta yalinligi ve kimselestirmeden verdigin bilgilerin zihnim ve ruhumda yarattigi hafiflik hissini anlatamam.Hemen aldim en son kitabini (sondan basladim ama oburleri de yolda).
Istanbuldan Malagaya donerken birde baktimki kitabin yarisi bitmis.Benim makyaj akmis gitmis(kah gulup kah aglayarak zamanin farkina bile varmamisim)
Kitabinin edebi bir degeri varmidir bilmiyorum.Ama sozcuklerin oyle etkiliki.Ben sen, sen de ben olduk okurken.Verdigin bilgiler oylesine degerli ki.Kuranin tercumasinin birebir yapilamayacagini, her kelimenin sayfalarca açiklamasi oldugunu bir kez daha anladim.Herkez bir mucize bekler durur hayatta.Yasamini guzellestirmenin kendi elinde oldugu fikrini bir turlu idrak edemez ya Senin kitabin bence basli basina MUCIZE en azindan benim için.
Allah senin gibi bir evlat yetistiren o anne babandan razi olsun ne kadar gurur duysalar az.
Saglicakla kal
24 Kasım 2011, 10:45:06

şok şok şokk…. vay arkadaş sana yetişemiyorum :) of buRAK…. bildiğimiz herşeyi herkesin bilmesini isterdim… sana sonsuzzz sevgi ve selamlar .. ayrıyetten geçmiş bayramımızı da kutlarım..
24 Kasım 2011, 10:42:54

gelen ayak seslerini duyun dostlar:ali nin muhammed in isa nin ve digerlerinin yeniden dunyaya ayak basmak istegini dusunup,yolda kolkola girmis gelen her bireyin,ayak sesleri bunlar.bakin ve baktiginizda gorun,yolun milyonlarca sonunda otesinde degil artik bu ayak sesleri,ve hala yanlis yone baktiginizi ve beklediginizi hatirlatmak isterim size sevgili dostlar…!o ayak sesleri degil,dusuncenizin kutsal yolunda kalbinize gelmislere bakin…!ve kutsayin birbirinizi…ve sevmekten oldurun birbirinizi…sevmekte olmekte ayni askin kendisi…ve bir tesekkur edin lutfen konusanlariniza,buRAK gibi…
17 Kasım 2011, 22:13:41

buRAK; seni seviyorum. Ben çok değiştim, daha da değişeceğim… Hastalıklı yanlarımı buluyorum, onları iyileştirip güçlendiriyorum… Bakış açımı iyileştiriyorum, hoşgörümü iyileştiriyorum… Bazen internette paylaşılan negatif yazıları görünce, aklıma sorular geliyor; bir tek ben mi böyle düşünüyorum+ yalnız mıyım? bu düşüncelere kapıldığımda bir yazını görüyorum ve hayatım renkleniyor… Sonra yorumları okuyorum, bunca insanmışız da buRAK olmasaymış bir araya gelemezmişiz diyorum, şükrediyorum…Ben değişiyorum, bir şeylere dönüşüyorum…iyi bir şeyler galiba… En kötü geçen günümde bile gözlerim dolu dolu ağlarken bile; Elif Lam Mim diye yüzlerce tekrarlayıp, Allah’ım sakin ve sabırlı olayım, bu bir şeye delalet, anlayayım ve bu olayın içinden de sevgi ile çıkabileyim diye yalvarırken buluyorum kendimi :) )) Bu ara kitaba devam edemiyorum, bekliyorum enerjimin kitap okumaya uymasını, öyle başucumda bekliyor kitabım beni…
17 Kasım 2011, 22:04:07

Dinimizi daha iyi anlamak adına kitaplarınızı sürekli takip ediyorum. Her zaman Allah inancı olan biriydim ancak Kur’an-ı Kerimi çok karmaşık buluyor ve okuyamıyordum. Şimdi ayetlere çok daha farklı bakabiliyor ve özünü görebiliyorum. Dünyada İslamı temsil eden bizler tüm Hristiyan ve Yahudilerden çok daha fazla sorumluluk sahibiyiz çünkü İslamiyeti doğru şekilde ifade edemiyoruz ve hepimiz bundan sorumluyuz. Kaddifi’nin öldürülüş şekli bile her ne kadar diktatör de olsa müslümanlık adına yanlış ve utanç verici şekilde olmuştur. Ben uzun zamandır tıpkı sizin gibi tüm insanlık adına neler yapabileceğimizi araştırıyorum. İslamiyeti temsil eden bizler maalesef dinimizi çok yanlış ifade ediyor ve yaygınlaştırmak yerine insanları uzaklaştırıyoruz. Görünen o ki İslamiyetin yaygınlaşmasında ve doğru ifade edilmesinde aydın düşünen Türk gençlerine çok görev düşüyor çünkü Araplar kendi içlerinde mezhepler arası kavgalardan, baskıdan dinimizi doğru yaşamaya bile fırsat bulamıyorlar. Sonuçta Yahudi, Hristiyan farketmez Allah inancı olan herkese İslamiyeti doğru tanıtmak ve kendi özgür iradeleri ile seçmelerini sağlamak bizlerin görevi… İnşallah bu bilinç ile hareket etmeyi başarır ve sorumluluğumuzu hakkı ile yerine getirebiliriz. Sizin gibi aydın görüşlü yazarlarımızın katkısı ile bunu başarabileceğimize inanıyorum. Allah yolunuzu açık etsin ve tüm insanlık adına Yüce Rabbim İslamiyeti doğru ifade eden herkesin yanında olsun. Sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Sevgiler…
2 Kasım 2011, 00:27:05

Host of Seraphim…

sevgili buRAK,
az once buRAKozdemir.org siteni incelerken tanrı’nın doğumgünü’nü host of seraphim şarkısı eşliğinde yazdığını okudum. Youtube’dan açtım. Aradan bir saat filan geçti, müziğin hala devam ediyor olduğunu fark ettim, sayfayı açıp baktım şarkı bitmiş görünüyor. Allah allah.. bu sefer internet sayfasını kapattım. Ama şarkı şu an hala çalıyor. Evde yalnızım bacaklarım titredi önce. Sonra vardır teknik bir açıklaması dedim geçtim. Anlayacağın sana bu satırları o sevdiğin müzik eşliğinde yazıyorum.
Seni uzun zamandır takip ediyorum. Oncelikle tanrının doğumgünü’nü okudum, ardından levhi mahfuz’u. Sana yürekten teşekkür ediyorum, hayatım değişti. Eminim biliyorsundur ama kitabının müthiş bir özelliği daha var, herkes için bir zamanı var senin yazdıklarının. Zamanı gelmemiş kimse, gidip satın alsa bile okuyamıyor. Çevremde çok şahit oldum. Neredeyse zorla kitabı aldırdığım, okumalarını çok istediğim biiiiir sürü arkadaşım, ailem, okuyamadılar. Çok acaip. Bazen okuduklarım hakkında konuşmak istiyorum, kimse yok. Anlatmak istiyorum, anlatamıyorum. Cem yılmaz gösterileri gibisin, çıkınca anlatılmıyorsun, en fazla kötü bir taklit oluyor. Ondan da vazgeçtim. Artık okuyun bile demiyorum, vakti gelen nasıl olsa arayıp bulacak.
Şimdi yeniden okumaya başladım levh-i mahfuz’u. Geçen ay erken doğum yaptım, bebeğim dünyaya geldi ama iç organları gelişmemişti. Bir hafta küvozde yaşadı ve öldü. Senin de yazdığın gibi “anlayınca acın azalır.” Ama anlayamıyorum buRAK, güzel allahım bana ne demek istiyor anlayamıyorum. Yada bana bişey demek istediyse küvozde yatan o minik ellerin ne günahı vardı, bunu demenin başka bir yolu yok muydu? Anlayamadığım için de içim kavruluyor. Anlamak zorunda değilim diyorum sonra “sizin hayır gördüklerinizde şer, şer gördüklerinizde hayır vardır.” Ben anlamasam da O biliyor diyorum. Ama bu acımı hafifletmiyor. Napacağımı bilmez durumdayım. İste o yuzden yeniden sarıldım levhi mahfuz’a. İyi ki varsın, iyi ki yazıyorsun. Ezberlenmiş tevekkül cümlelerinden bunalmıştım.
Bir de sana gönderilen abuk sabuk yorumları okudum sinirlerim bozuldu. Gerçi senin koruman yüksek yerlerden ama yine de dikkat et kendine. Bazıları için büyük tehlikesin çünkü.
Sevgimiz ve dualarımız hep seninle.
*
2 Kasım 2011, 00:25:50

1…

Sevgili buRAK kardeşim babanın gönderdiği mesaj çok çarpıcı ve bir okadar da faydalı her ikinizede teşekkür ederim. Tabiiki benim ve bütün insanlık adına bu teşekkürüm. Hepimiz biriz. Herkesi ve herşeyi seviyorum. Herkesin faydalanmasını seçiyorum. Bütün insanlığa, canlılığa ve tüm evrene sevgilerimi sunuyorum.
Daha güzel günlere hep birlikte inşallah. Sevgiler, sevgiler,sevgiler
*
2 Kasım 2011, 00:24:40

bu yazıyı yayınlama amacın sadece sana ulaşmaktı…
konuşmayayım konuşmayayım dedim ama kendimi tutamıyorum. 20 yaşında oğluma dünden beri daha çok sarılıyor, kokluyor, ağlamadan duramıyorum. içim yanıyor. seni severim. tanımadan da insan sevilir!.. senin ruhunu sevdim dobralığını sevdim. kitaplarını ezberledim. çevreme ezbertlettim. hatta beni çok kızdırdığın iktidar yanlısı RTE şans veren yazılarını bile okurken, dur yaa ön yargılı olma vardır bu adamın bir bildiği dedim. hatta bu boş adamın bazı konuşmaların da kesin kitabımızı okudu bu adam dedim. buRAK amacına ulaştı okuttu adama kitabımızı dedim. Hep umutla bekledim. birşeyler değişecek diye…seni eleştirme hakkını senin kitaplarından aldım. sadece seni sorguluyorum. her insanın düştüğü şüpheye bende düşüyorum ve sana soruyorum… memleket kan ağlarken gündem bu mu yani şifa dan önce tıp a başvurun… belki ben çok oluyorum. belki seni fazla gözümde büyütüyor, belki senden çok şey meded umuyorum. bu benim hatam sende bir kulsun sadece…tıpkı benim gibi tıpkı diğerleri gibi…Ancak benim gibi yüreği yaralı analara bir merhem olsan diye beklerken, ikide bir sayfanı açıp buRAK Bişeyler yazar yüreğim rahatlar biraz derken. anladım ki : Biz insanların en büyük hatası birilerinden meded ummakmış. belki ben bunları yazarken sen en güzel edebi bilgilerinle gündemi kaleme alıyorsun!… Ama geç kaldın!..yüreğim bir ana olarak 2 gündür cayır cayır yanıyor!.. sana sadece kırgın olduğumu bildirmek istedim kardeşim.
*
2 Kasım 2011, 00:14:40

Ahh buRAKcan ah.. Sabah uyandım muazzam bi hava.. O kadar karanlıktan yağmurdan sonra neşem geldi. Yavruları okula yolladım. İşime doğru yola koyuldum. Dün KKD i okurkenki his ve düşüncelerimi tartıyor sana nasıl yazacağımı düşünüyordum. Sonra bir haber sayfası açtım ki.. 24 şehit haberini okudum. Bu kadar ölen ve şehit oldu niye bu 24 bu kadar dokundu bana bilmiyorum. Sanki içime itmeye çalıştığım bu olumsuzluk 24 le patlayıp dışa vuruldu.. Şeriat düzlemi korku düzlemi ne dersek diyelim bu enererjilerden beslenen bu insanlar için öfke duymamak için kendimi gerçekten zorladım. Hepsi rabbimizin suretidir dedim. bunları deneyimlemeye mi geldiler yada karanlık tarafı mı seçtiler.. Yani bilmiyorum. Üstüme düşen nedir? Ne yapmam lazım.. Benim dedelerim Arap Ananem Kürttü.Ben Diyarbakırlıyım. Bütün Kürtlere PKK lı gözüyle bakıyor herkes. Ben her ne kadar kadar İst. da doğsam büyüsem de.. İçim acıyor. Orası da Türkiye İstanbul’da türkiye benim için. Kimin canı yansa benim canım yanıyor.. Ne yapmalı buRAK ne yapmalı.. Sen de herkesin bin çeşit sorusuna sorununa muhattap oluyorsun biliyorum. İnan 10 kez yazacaksam .. 1 e düşürüyorum.. Kitabında keder sizi bu kitaptan uzaklaştırır gibi bi cümle kullanmıştın.. Vallahi bugün kederliyim buRAKcan.. İçimde bu şiddet için ne yapacağımı bilmez bir hal.. Herşey rabbin izniyle oluyor elbette… ama kendimi çaresiz ve sorumlu hissediyorum. işte böle.. Kitap yorumumu çok daha aydınlık ve mutlu bi zamanda bu kederle gölgelenmediğinde yapmak istiyorum. sevgiler, güzel allahım gücünü kuvvetini artırsın canım kardeşim..
*
2 Kasım 2011, 00:14:00

Levh-i Mahfuz Sahici Peygamber…

Merhaba buRAK,
Merhaba Levh-i Mahfuz ailesi,
dün sana dair ”Sahte Peygamber” başlığı altında daha önce yayınlanmış bir atv haberi izledim.Bir ”Dün Adamı” çıkmış klasik ses tonu ve üslubuyla bu yaşadığımız ”Muhteşem Dönüşümü” kendince yerden yere vuruyordu.Küçük bir çocugun serzenişlerini izler gibi gülerek izledim kendisini…
Seni ”Sahte Peygamber” bizleri de ”Mağdurlar” olarak algılayan ve sayımızın çokluğundan dert yanan bu adam bende müthiş bir şükür duygusu uyandırdı…Daha önceden ”Öfke” duyduğum bu kişilere karşı duygumun ”Şefkate” dönüşmüş olduğunu görmek ayrıca bir mutluluk kaynağı oldu.Levh-i Mahfuz beni her geçen gün daha olgun,daha anlayışlı,daha şükür dolu biri haline getiriyor.
Aile olarak hakim duygumuzun ”ŞÜKÜR VE ŞEFKAT” olmasını diledim Rabbimden.Bir de sayımızın hızla artmasını…Çünkü tıpkı İsa’nın çarmıha gerildiğinde söylediği gibi ”Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar lütfen AFFET onları”…
Bilinç düzeyimize şükürler olsun,algılarımızın açıklığına şükürler olsun,farkedebilmiş olmamıza şükürler olsun…Farkedememiş henüz bilinçsizlik mertebesinde olan ve bize her türlü hakareti yağdıran ”herkesi” şefkatle anlayabilen ve onların da biran önce aramızda yer alacağı günü bekleyen ”Şefkatle dolu kalplerimize’ şükürler olsun…
notu Levh i Mahfuz Sahici Peygamber...
‘Hep dilden dile yayılıyor. Şu kitabın bir de televizyon ayağı olsun’ diyerek yapılan tanıtımlar bunlar ve onlara daha fazla anlayış istiyorum :)
Karşı çıkacaklar. Fakat öğreti olarak buna imkânları yok. Eldeki bütün İslamî öğretileri toplasan, tek bir Levh-i Mahfuz sayfası etmiyor. Bu din adamlarının piri kimdir? Bu pek bilenlerin en çok bileni kimdir? Hoca amca mı? O mu? O Fethullah Gülen, Levh-i Mahfuz’un tek bir sayfasını çürütsün ona kocaman bir altın madalya. 5 sene boyunca hadi çürütsenize kitabı dedik, şimdi kampanadayız. Sezon sonu. Kitabı değil 1 sayfasını yalanlayabilene en olimpiğinden madalya veriyoruz. İSLAM özgürlük ve sevgiden başka bir şey değil ve Levh-i Mahfuz ispatlarından sonra bu pir amcaların hiçbirisi bunun aksini kanıtlayamıyor. Acıları gerçekten çok büyük. Galileo’ya dünya tepsi biçimindedir bre gafil diyenlerin eline yusyuvarlak GÜNEŞİ tutuşturduk biz. Yanmaları bundandır. Hakikatin kavurucu keşfi.
Ufolara taş atan köylülerden ibaretler hepsi. Ne dramatik aslında… Adam galaksileri aşmış da gelmiş. Hangi enerjiyle nasıl bir süpersonik bir teknolojiyle gelmiş. Nasıl bir teknoloji var karşında senin? Sen ise uzanıp yere taş alıyorsun eline. Herkes kendi farkındalığının gereğini yapıyor. Onların ellerinden gelen de bu. Levh-i Mahfuz’a taş atmak. Hakikat bir gün taşı alırsa eline, sen o zaman dinle taşın üstünde taş bırakmayan asıl gürültüyü. Korkulacak taş, iş o, göğün taşıdır. Bizde var göktaşı, onlarda ise çakıl taşı. Bu teknolojiyle cenk edilir mi? Senin de dediğin gibi merhamet etmek, tek seçenek.
*
1 Kasım 2011, 23:25:50

LM-F…

dertliyim..:(
Merhaba buRAK öncelikle bugünden TDG nin doğumgününü kutlamak istiyorum.
Derdime gelince ne zaman acaba insanlara hayvan sevgisini yerleştirebileceğiz. ??? Kapımızın önünde baktığımız dünya tatlısı 2 köpüşümüz var. Temmuzdan beri savaş halindeyim. Yemekkabı, su kabı yetiştiremiyoruz sürekli çalınıyor. Onlar sokak köpeği geldiler bizi buldular bizde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bugün eşim markete gitti onlarla beraber daha doğrusu akıllarınca eşime bekçilik yapıyorlar bir market sahibi uzun sakallı şalvarlı amcam onları kovmak için hamle yapınca eşimde ya onlar benimle beraber bir şey yapmaz korkmayın kapı dışında bekliyorlar diyince hayır efendim olmaz onlar bana zarar veriyor onların kokuları demiş. Eşimde bana sordu ya neden müslümanlıkta köpeğin kokusu zarar mı veriyor nedir bu diye. Ne cevap vereceğimi bilemedim inanın. Bu canlar bir kap yemek verirsen yiyorlar senden istedikleri sadece sevgi. Nedir bu düşmanlık anlamıyorum..Ayrıca karşı apartmandaki insanlarla da kavga başladı neymiş biz alıştırmışız onları pislermiş falan filan. İnanın korkuyorum birgün gelip cansız bedenlerini bulacağım diye..:(
neyse çok canım sıkıldı bugün paylaşayım dedim..
notu LM F...
Hayvanları sevdirmekten önce. O amcaya KENDİNİ nasıl sevdireceğiz? Önce içindeki hayvanı sevmeli ki, kapıdaki hayvanı sevebilsin. Nasıl olacak. Şöyle. Çok kolay olucak. Levh-i Mahfuz’un müstakbel dünyasında, o amca bir gün hayvanları okşamaya başlayacak. Kitabı okumamış da olsa, insanlar bir sabah kabirlerinden (yataklarından) içindeki sevgi serbest bırakılmış olarak uyanacaklar. O gün geldiğinde o amcanın bu amca olduğuna sen de inanmayacaksın :) Dünya tarihi demiyorum. Tüm dünyaların tarihinde görülmemiş çaptaki bir mucize, bizim kitabımızla bağlantılı. Levh-i Mahfuz fünye…
*
1 Kasım 2011, 23:14:49

nasıl bir döneme girdim bilmiyorum ama… yalan yanlış bilgiler karşısında artık sessiz duramıyorum. eskiden beri zaten kendi oturduğum yerde çıldırıyordum ama şimdi delidanalar gibi etrafa saldırıyorum. Nerede İslamiyetiin yanından geçmeyecek derecede yanlış bilgiler okusam, hangi gazetede ya da hangi sitede safsatalar okusam dayanamıyorum ve maille derdimi anlatmaya çalışıyorum, LM’den haber veriyorum…Eskiden bu tür davranışlardan çekinirdim ama içimde bir şey artık tutma diyor kendini.
Bilmiyorum işe yarıyor mu, tek başıma oraya buraya mail atarak ne kadar faydalı oluyorum bilmiyorum ama artık tutamıyorum kendimi. Belki bu tür bir davranışın zamanı geldi belki bazı insanlar da bu şekilde duyacaklar hakikati bilmiyorum…
Umarım bir anlamı vardır bunların….
*
1 Kasım 2011, 23:13:53

Levh-i Mahfuz…

Sevgili buRAK Kardeşim;
Bin yılın tefsiri olan kitabımız Levh-i Mahfuz “sipariş web sayfanızda” maalesef stokların bittiğini gördüm. Kitapçılarda da kalmamış. Tekrar basımını düşünmüyor musunuz? Zira çevremde oldukça fazla talep var, eminim başka yerlerde de aranıpda bulunamıyordur. Böyle bir kitabın her daim bulunması gerekiyor. Hakikat’tan mahrum kalmasın Rahimler…..
Selam ve Sevgilerimle
notu Levh i Mahfuz...
Yakında O rahimler için süpersonik çalışmalarımız olacak.
1 Kasım 2011, 22:35:31

merhabalar,
tebrik ederim cok anlamlı bir calısma…..
Benim sorunum yurtdısından sipariş vermek istiyorum.
MÜMKÜN MÜ DÜR?
notu ...
Yakında uzaydan da sipariş edilebilecek.
*
1 Kasım 2011, 22:12:14

selam ben kitabı okurken okadr kaptıryorumki kendimi sen çıkyorsun ardan ben ve rabbim konuşyormuşuz gibi inanılır gibi diil ama bana hiç de yeni gibi gelmedi hep hiissetiğim gibi yazmışın ama hissetmek bazan yetmiyor ……inan okadr karışık bi durumdayımkii sana anlatmak istediklerimi yazamıyorum hem inanyorum hemde niyeler nedenler bırakmıyor beni. senden önce mevlanayı okumuştum aşık oldum ona ve şemse kitap bitane kadr en mutlu insan bendim evt böle olmalı der durudum senin kitaptada öle ama bittikten bi kaç gün sonra yine aynıyım yine olumsuzluklar bırakmıyor peşimi kuartumu okuyorum şimdi ama yavaş yavaş okumak istediğim halde iki sayfa okuyup iki gün ara veryorum bitmesin hemen diye çünkü yine aynı olcak hep eksik bi yanım hiç birşey yolunda gitmiyor hiç birşeyi beceremiyorum bi işe yaramayan biri gibi göryorum kendimi ne kendime ne de aileme yardım edemiyorm hep vardır bi hayır diyorum rabbim bizi sınıyor diyorum beni seviyor diyorum [hayat sana hep diken sunduysa sevin o dikenin gülü gelecek yakında]diye avutyorum kendimi elimde diil inanyorum bütün kalbimle ama bişler deyiştiremiyorum.kızlarımdan başka hiç kimseye seni seviyorum demedim çok sevdiğim babama bile diyeemedim hep onun eksiliği var içimde ama rabbime hep diyorum hiç utanmadan sıkılmadan bismillah gibi seni seviyorum rabbim diyorum .. ama bana uzak gibi .. bilyorum saçmaladım ama senden bunu cevaplamanı istiyorum gerçekten konuştunmu yoksa senin hissetiklerinmi bunlar ..özür saçmaldım bilyorum ..sevgiyle kal
*
1 Kasım 2011, 22:06:54

Yalnızlık…

Sevgili buRAK seni kutluyorum, cıkan tüm kitaplarını hayranlıkla okudum.Lakin bazı ufak sorularıma cevap bulabildim. Dilerdimki,O kitapta Ben’nin Dona’ya yaratılış sebebimizi sormanı.Aslında asıl olan soru buydu binlerce benin temsilcisi olarak benlerin bilmesi gereken varoluş sebebimiz.Benim kendimce yorumum var ama bu sorunun cevabını senden almak istiyorum.Cevap verirsen sevinirim anneannen yaşındayım yıllarım avrupada geçti şükür vatanımdayım binlerce kitap okudum ama sorularıma cevap bulmuş değilim.Umarım beni cevapsız bırakmazsın.Sevgilerimle
notu Yalnızlık...
Yeni bir anneannem daha oldu buna çok sevindim. Bu yeni anneannem başka bir mesajında yalnızlığından dem vuruyordu. Dünyada böyle değerli bir anneanne ile vakit geçirmeye muhtaç, ziyarete aç, o kadar kimsesiz çocuk varken acaba bu ‘yalnızlık’ niye?
*
1 Kasım 2011, 22:03:24

Sesss…

sevgili buRAK bey
ben sizin sesinizi çok merak ediyorum.. hiç mümkünatı yokmudur size ait çok kısada olsa sesli bir vidyonun burada yayınlanması?
görüntü olmasada olur sadece sesinizi çok merak ediyorum çok.. :)
*hah aklıma bir fikir geldi.. levhi mahfuzdan çok küçük de olsa bir kısmını seslendirebilirmisin bizim için veyahut benim için.. :)
nolursun??? :) )
bunu yaparsan bir kutu çikolata kargoyla hemen yollarda.. ( belki şekerle ,çiklatla kandırırım dedim ama neysem. :) ))
notu Sesss...
Ses veriyorum: Olmaaaz :)
*
1 Kasım 2011, 22:02:06

Muhtemelen TDG’nin ilk basımının yapıldığı tarihlerde sevgili halam sayesinde tanıştım kitabınızla. Bir akşam oturmasında “bu ne yaa, Tanrı’nın doğum günü mü olurmuş tövbeeee” şeklindeki klasik tepki ile kitabı elime alıp karıştırmaya başlamıştım. Sonrası da “hımmm ilginç, vay be” yorumları ile gelmişti. Halamın bitirmesini beklemeden kendime de bir tane almıştım kitaptan. Bir kere okudum, yetmedi; ikinciyi de okudum. Sonra kütüphaneme yerleşti, günlük yaşamıma fazlaca dönmüşüm, kitabımı rafta unuttum. Bazen kitapçıların vitrininde denk geldiğimde sıcacık gülümseyip, versiyonunu kontrol etmeyi ihmal etmiyordum o dönemlerde. Hayatın akışına fazla takılmışım o aralar, kitabımın benden izinsiz bir şekilde kardeşim tarafından birilerine verildiğini fark etmem uzun zaman aldı. Fark ettiğimde geri isteme şansım da olmadı, sevgili kız kardeşim o kişi ile olan ilişkisini kesmişti; görüşmüyordu artık.
Bu yaz başında reikiye merak saran arkadaşımın kullandığı “tekamül” kelimesi “bi dakka ya ben bunları okumuştum, biliyordum ben bunları:s unutmuşum herşeyi” dememe ve kitapçının yolunu tutmama sebep olmuştu. Ramazana yakın bir tarihte başladım Levh-i Mahfuz’a. Bu yıl günler daha da uzun olacak, nasıl oruç tutacağım diye kara kara düşünürken, kitaptaki oruçla ilgili olan kısım rahatlatmıştı beni. Huzurla tuttum orucumu yazın göbeğinde:)
Aldığım kitapların arkasındaki varsa kapak içindeki yazıları okumayı severim okumaya başlamadan önce. “Levh-i Mahfuz versiyonlar halinde kaleme alınan bir Kur’an tefsiridir. Yeni versiyonlarla amaçlanan, kitabın her yeni sürümünde ihtiyaca dönük yeni eklemelere yer vermektir. Bu kitabın versiyon mantığında değiştirmeler çıkarmalar yoktur, sadece ve sadece yeni eklemeler vardır.” cümlelerini okumak beni mutlu etmişti. Ramazan’da Levh-i Mahfuz’u bitirdim fakat eski basımda okuduğuma emin olduğum bir başlığı bir türlü bulamadım ikisinde de. Belki TDG nin kendi cildinde vardır düşüncesi ile TDG yi de aldım ama onda da bulamadım… Benim ilk aldığım basımda zihinsel özürlü kişilerden bahsediliyordu. Ruhun daha derin meditasyon yapabilmek için yaptığı tercih vurgulanıyordu. O dönemdeki okumalarımda beni gerçekten çok etkileyen bu başlık yeni versiyonlarda neden kitaptan çıkartıldı bunu merak ediyorum. El-cevap buRAK Bey:)
notu ...
Bugüne kadar kitaptaki hiçbir tek satır yazıdan vazgeçmedik. İçerik büyüdükçe tasnif ettik. Şimdi de yeni bir tasnifin arifesindeyiz. Kurantum’da yer alan hiçbir yazı, TDG veya PYC’de yer almayacak. 3 kitap arasında daha net bir görev dağılımı bize yeni boş ve müsait Levh-i Mahfuz sayfaları olarak geri dönecek.
Aranan bölüm TDG, PYC veya KKD’den birindedir muhakkak. Ben bu kitapları kitap olarak bilmem. Kafamın içinde canlı olarak yaşarlar. Kafamın neresinde olduğunu ise hiç söyleyemem orası çok daha karışıktır :) Elde 3 kitap araştırmak en kolayıdır :)
*************
1 Kasım 2011, 21:54:23

kitabını biraz geç olsada daha yeni okumaya başlıyorum.. Bu zamana kadar hep Allah korkusuyla büyütüldük.. senin kitabını okuyunca ( ki dediğim gibi daha başlangıcındayım -tanrının doğumgünü- ) Allah’a karşı daha bir sevgiyle doldum..bir çok sitede hoş olmayan bir sürü şeylerle karşılaştım senin hakkında yazılan.. ama neden anlamak istemiyorlarki her kul seçimlerinde özgürdür.. ben atesitliği seçiyorsam yada şeytanı seçiyorsam bu benim seçimimdir başkasının değil.. yargılamak onlara mahsus değildir.. size sadece bir sorum var… belki daha tekamülde en alt seviyelerde olmamdan kaynaklanan bir sorudur.. cevaplarsanız sevinirim.. meryem süresinin hepsini yayınlağınız bölümde bize
59 sonra onların arkasından öyle nesiller türed ki, namaz kılma duyarlılığını kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp -uyudular. böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır..
burada aklıma takılan birşey var bundaki kripto var mı? bir yanım yine bunu okurken korku kaplıyor ama sonra diğer kriptoları bir bir çözülürken içimi sevinç kaplıyor.. çünki benim Allahım esirgeyen ve çokça bağışlayandır.. besmelenin kriptosunda size hayran kaldım.. öyleki içimi bir huzur kapladı..
biliyorum ki bir sürü mail alıyorsunuzdur. yine birgün görürseniz sevinirim

8 Eylül 2011, 18:36:09

Dert gibi görünenler ile Dertsiz görünenler…

Kitabını elime almamın ve okumaya başlamamın tek nedeni içinde geçen ”küçüğüm”hitabıydı!!içim sıcacık oldu bizi bu kadar seviyormuydu dedim!! benim ailemle aram pek iyi olmadı babam benimle hiç konuşmaz,nedenini çok sordular ama cevap bile vermedi,kapıların arkasında benim yüzümden kavga edilirdi hep,yorganın altına bile saklansam o sesleri duymak zorunda kaldım annem ”neden böyle davranıyorsun neden sevmiyorsun” dedi. Babam ”hesapmı vericem” dedi ! Ben hiç sormadım neden sevmiyorsun diye, nasıl sormam gerektiğinide bilmiyordum yabancı bir kelimeye alışmak ve sonra bunun yokluğuyla ilgili hesap sormak,şiddet görürken bile sadece dayağın bitmesini bekledim,neden dövüyorsunuz diyemedim…Çünkü ben öyle olacağını sandım !! Beni ilkokuldan sonra Kur-an kursuna gönderdiler,Kuranıın içinde Allahın beni seviğine dair kelimeler aradım bulduklarımın altını kalemle çizdim ..hayatımın en büyük hatasını yaptığımı nerden bilebilirdimki ..!kadın tokat attı yüzüme beni oradan kovdu ”ahlaksızmışım”ailemide arayıp hiçmi terbiye öğretmediniz hiçmi islam ahlakı ögretmediniz demiş!!!Tabi babamın beni sevmemesi için yeni ve çok sağlam bir bahanesi daha vardı, ”bunun Allaha kitaba bile saygısı yok” …! Beni doğru yola sokmalıydılar, ortaokul içinde imamhatibe gönderdiler !!ben neden kimse tarafında sevilemiyorum sevgi ne demek bunu bulmaya çalışırken,bir sürü ayetle hocalar her ders karşımızdaydı ”cehennemde yanacakmışız” Allah cehennemi insanlarla ve cinlerle doldurmak için yemin etmiş..! Ben daha aileme ne yaptımda bana tüm bunları yaşatıyolar diye düşünürken,işin içinden çıkamadım ben, Allaha ne yapmış olabilirdimki bu kadar kızmış.. Bana bu kadar kızgın olan beni neden korusunki,anlamıştım artık dualarımın neden kabul olmadığını ”lütfen beni sevsinler,beni dövmesinler,madem dövücekler nolur annemin oklavasını kaybet canım çok yanıyo”deyip geceleri ağladığımda bu yüzden bana hiç yardım etmedi ..çünkü oda sevmiyordu insan sevdiğini yakarmı,yakmak için yemin edermi?anlamıştım oda babamın aynısıydı…! Liseyi başka okulda bitirdim,yaşanılanlar dozunu artırmaya başlamıştı..!Okuldan sonra o şehri terkettim,başka memlekete yerleştim,kendi hayatımı kurmalıydım,kurdumda, hiç yardım etmediler…”Kuran kursundan kovulmuşum çünkü,imamhatibe devam etmemişim çünkü,başımı açmışım örtümü atmışım çünkü..! Soranlara bunları söylediler bi insanın çocuğunu sevmemesi için ne kadar kuvvetli sebepler dimi !! ”bi insan çocuğunu neden sevmez,neden ilgilenmiyorsunuz tek başına bıraktınız” soruları ağır sorulardı,ikna edici cevap veremezsen toplum tarafından linç kampanyalarına hedef olursun,onlara öyle sebepler sunmalısınki seni haklı görmeliler..”islami değerler”bunun için biçilmiş kaftandı! Artık herkes beni suçluyordu yaşadığım herşeyi hak ediyordum..! Küçük bi kız çocuğuydum başka memlekete geldiğimde,hayatımı kurmak hiçte kolay olmadı senetler,borçlar,ödenemeyen kiralar yüzünden hacizler,avukatlar,açlık,yalnızlık,sevgisizlik,arayış…!Tüm bunlarla uğraşsamda yaptığım işte çok başarılıydım,sahip olduğum en değerli şeydi zaten! Sonra bi arkadaşın masasında duran bir kitap Tanrının Doğum Günü içinde bi kelime ”küçüğüm” Allah küçüğüm demiş,sevgiye dair bi kelime …o gün bağıra bağıra ağlamıştım … Son 4 senedir hayatımdaki bütün taşlar oynadı,kitabını hiç bırakmadım sanki denizin ortasında bi sandal bulmuştum herkezi çağırıyordum,sizde gelin diye!!başka kitaplar okudum,seminerlere gittim,başkalarıyla konuştum,bazen anlayamadım,canım yandı,kalbim sıkıştı,inkar ettim,inandım…! Son 1 yıldır …şimdi kendi işimi kurdum,hayallerim kocaman,nar gibiyim içimi açsan dağılır çok olurum,tüm insanlığa hizmet edicek bi sektördeyim,eğitim merkezi açtım neler neler yapıcam!! Alıp başımı başka memlekete geldiğim günden beridir tek hayalim buydu birgün kendi işimi yapmak,yaptımda projeler çok güzel içim kıpır kıpır (dı)..!Ama imkansızlıklar ve sonrunlar hala peşimi bırakmadı ve ben çok yoruldum!! Geçen arkadaşlarımla konuşuyorduk arkadaşlarım evlendi,hepsinin düzenli bir hayatı var,maddi yönden hep çok iyiler,tek düşündükleri pazar kahvaltıyı nerde yapalım,akşam nerde gezelim zihinleri tertemiz ve mutlular..! artık sende hayatını düzene koysan iyi olucak, yıllardır basına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi biz bile izlerken yorulduk seni,artık kendi hayatın için bişeyler yap,elinde bi kitap sağa sola seminerlere koşuyosun,farklı insanlar buldum bugün onlarla konuşurken çok şey öğrendim deyip gezdin ortalarda öğrendiklerin bi işe yarasaydı şimdi bu durumda olmazdın dediler…bak biz bişeyi aramıyoruz,neden diye sormuyoruz,araştırmıyoruz kafanı bunlarla meşgul edersen işin içinden çıkamzsın, bak sende cıkamadın şimdi geldiğin duruma bak,bize hep kızdın ama sonuca bak mutsuz olan iş kurmak için çabalayan sensin,ama hala parasız gezen sıkıntıda olan yine sensin…demekki o okudukların,ögrendiklerin bi işe yaramıyomuş,lütfen artık kendine gel….! Haklıydılar, şimdi kitapları saklı okuyorum,masanın üzerine bırakamıyorum,öğrendiklerimi konuşamıyorum hani ne işe yaradı diyecekler diye! kimseye vebal olmayayım bana bakıp bu konulardan uzaklaşmasınlar diye…! Şimdi karanlık kuyulara yine düştüm sormayan,neden demeyen mutlu ve farah ama arayan onu bulmaya çalışan bitmeyen bi çilenin içinde…onu tekrar babama benzetmeye başladım,buna tekrar inanırsam bu defa toparlanamam.. Son günlerde rüyalarda ve gerçekte kulağıma fısıldanan duymayınca beni zorlayan o ses ”ANKEBUT ” suresini oku… Gece gözümü açınca duvarda örümcek ağı ve üzerinde yürüyen örümcek…Tam da arkadaşlarıma inanmaya başlamışken!!!

notu Dert gibi görünenler ile Dertsiz görünenler...
Dostumun kederlere boğulmuş bu samimi yazısı üzerine şunu söylemek isterim. İçine doluşan hüzne bakarak söylüyorum: Yürüdüğün yol güzel bir yol. Yürüdüğün yol doğru bir yol. Devrimler, değişimler başlamış. Ve tüm bunlar, içinden çıkacak yeni ‘sen’in doğum sancılarıdır. İçinden insan çıkartan sancının nasıl bir sancı olduğunu değerli annene sorarsan sana anlatacaktır. Kolay olmuyor haliyle. BİR İNSAN DOĞUYOR.

‘Arkadaşlar’ konusuna gelince. Şahsen bu konuyu pek severim. Derinliklere hiç indirmediği hayatı yüzeylerde harika görünen, sonn derece steril, sonn derece düzenli, kafa ütülemesiz, beyin bulandırmasız, gidiş-geliş tek şeritli dolambaçsız hayatlarla, şu andan sonra yaşamaya başlayacağın kendi hayatını asla kıyaslama. İki nedenden. Bir: Onlar göründükleri gibi değiller. İki: Sen sandığın gibi değilsin.
Güzel şekillerin içeriğinde nelerin yaşandığını görmeye çalış hep. Güzel şekiller örtücüdürler. Şeklen güzel olan, birşeyi örtmek için oradadır. İşte ben o örtünün altında neyin olduğuna kafasını takmış biri olarak, o örtünün altından güzel bir güzelliğin çıktığına hiç tanık olmadım. Yaklaşık binyıl süren şu yaşamımda. Gerçekten güzel olan hem biçim olarak hem içerik olarak güzel olandır. Hayatını ve kabuk değişimlerini şeffaf, herkesin gözü önünde yaşayan biri olarak sen, onların hayat çekirdeklerinin içeriğinde nelerin olduğunu asla göremezsin. Sana göstermezler.
Ortamlara bir süre meze olduğun ve olacağın doğrudur. Nolacak bu kızın hali. Ne olacak bu çocuğun hali konuşmalarını çok duyacaksın. Bir süre… Ve gün gelip de müddet dolduğunda aynı hayatlar ve aynı çeneler tarafından gıpta edilen de sen olacaksın. Yolunda yürümeye devam eder isen. Yolunun üç adım mı üçbin adım mı olacağını sana söyleyemem. Kimse söyleyemez. Ama bu yolun, Levh-i Mahfuz Kurantum devrim ve değişim yolunun muhteşem bir yere vardığının müjdesini şimdi söyleyebilirim. Aynı çetrefilli yollardan geçmiş biri olarak… Bol sabırlar ve şimdiden tebrikler.
handy imza x Dert gibi görünenler ile Dertsiz görünenler...

****

8 Eylül 2011, 18:33:59

Kurantum Kur’an-ı Devrim…

Sevgili Kardesim,
Yeni kitabini hevesle bekliyordum, rafta gorunce heyecanla hemen aldim.
Yine bizi sarsmaya devam ediyorsun.
Bir yandan calisiyorum su an, yoruldukca ara vererek kitabindan bir kac kisim okuyorum.
Kur’antum ve Infak (Basamak 65) kisminda yine beni tepe taklak ettin.
Ayni SemaveZen’de anlattigin gibi (64), Sema siz, basimizi donduruyorsun.
Senin vasitlanla nasiplendigimiz icin tesekkur ediyoruz.
Ellerine ve Yuregine saglik sevgili Dost.

*********

23 Ağustos 2011, 11:03:59

Ergenus’a Kurantum İhtiyacı…

dün balkonda oturuyoruz eşim ve ben.ben kitabı aldım aramaya basladım.bu arınma ne ?medis_namaz nasıl nereden kendi içimden mi dışarıdan mı temin edecegim?kocacım gel artık sende oku o kitabı kendin için benim için degil.tamam dedi hadi o zaman dedik.balkona onun kitabını getirdim.ve bu gördügünüz küçük pervane geldi.şaşırmadık. eşim e balkonda kitabı okurken
pervanenin geldiğini söylemiştim.senin ki geldi dedi,yine korkup kaçakmısın? gülüştük.şaşırtıcı olan başımızın üstünde dönüp durması gereken pervanenin masa ya konup elleriyle
yüzünü ovalaması ,bir buçuk saat boyunca biz kalkıp oturduğumuz halde kanat bile çırpmadan kitaba adım adım yaklaşmasıydı.sonra dedım pervaneye:seni anlıyorum içimden de okusam
duyuyorsun belli ki ama elimde degil ürküyorum senden izin versen de………gitti anında
sonra dedim kendi kendime:benim ergenusa (12 yaşında harika bir çocuk)en az 3 kere söylerim bir şeyi.ergen işte anne baba sağırlığı oluşturmuş.örnek :anne biz neden müslümanız, Allah çok şanslı bir şeye ol deyince o da hemen oluveriyor değil mi?evet kızım bak levh imahfuz da diyor ki……..uf anne sen de yine levh imahfuz a bağladın.
çok doğal bunu böyle söylemesi.
o bana sormuyor ki kendine yüksek sesle soruyor,bende bana soruyor gibi karışıyorum.kendimi cami hocası gibi hisediyorum ama soruyu cevaplamadan da yapamıyorum.o bende duymak istemiyor.haklıda.
diyorum ki bir ergenus kurantum olsa; temel ihtiyaçlara cevap veren ,sevgi veren, kendi kendine öğrenmeyi öğreten,zamanı geldiginde o kitabı, kuranı merak ettiren okutan,ergenlerimize
şimdiden inanç özgürlügünü ,sorumluluk duygusunu, ahlaki ölçü belirlemeyi hisettiren ne güzel olurdu.
bu pervane onun için mi masadan kalkmadı sonra bir ricayla uçtu gitti.
Şehitkamil 20110816 00530 400x300 Ergenusa Kurantum İhtiyacı...
Şehitkamil 20110816 00531 400x300 Ergenusa Kurantum İhtiyacı...

*****
22 Ağustos 2011, 11:10:58

Levh-i Mahfuz – Kurantum… Teori ile Pratik…

Sayın buRAK özDEMİR öncelikle Tanrının doğum gününü defalarca okudum gerçekten okurken insanı acabalar içinde bırakan ve birçok şeyi sorgulamayı sağlayan bir kitap bunun size bu ilhamı veren rabbime teşekkür ederim. Size 2 sorum olacak öncelikle şunu sormak istiyorum Güzel Kuran,dan ayetlere tefsırler yaptığınız son 2.2 versiyonundan sonra Kurantum çıkardınız bunun sebebi nedir kuranda hala detaylandırmayı bekleyen bir sürü sure varken güncelleme yerine niye okuyucu görüşleri olan bir kitap çıkarma gereği duyduğunuzu kusura bakmayın ama anlayamadım. İkincisi Kurantum Devrim kitabında başkasının Dertleri ile dertlenmenin bizim üsütmüze gelecek kötü olayların bizi teğet geçmesine sebe oluyor bunu anladım demişsiniz. Ben bu aşamada şunu size sormak istiyorum, insanların haklarını yiyen ve bunu yaparkende hak hukuk umrunda olmayan bir insanın başına gelecek bir ceza veya kötü olaylar için ben nasıl üzülebilrim söylermisniz bu mantığı açıkcası çok içime sindirimedim mazlumlar için evet üzülürüm onları düşünüyorum ama zalim birinin başına gelecekler için niye üzüleyim cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.
notu Levh i Mahfuz   Kurantum... Teori ile Pratik...
Levh-i Mahfuz genişlemeye elbette devam edecek. Teori başımızın tacı ve öyle olmaya da devam edecek. Sorunumuz, sizin Kuran teorisini kendi hayat pratiğinize ne ölçüde dönüştürdüğünüz. Yapılan bir matematik işlemin sağlamasını yapmak amacıyla geldi Kurantum. ‘İşte biz o teoriden bu pratiği yarattık.’ dedik. Okuyanıyla, yazanıyla, toplam bir aile olarak.
İnsanların içinde sadece teori biriktirmeye eğilimli olanlar vardır. Teori kolleksiyonerleri. Teoriyi doyumsuzca arzulamalarının nedeni onu hiç uygulamamalarıdır. Bizde ise durum biraz farklıdır. Yeni bir bilgi geldiğinde bizi çarpar. Hayatımızı kaydırır hatta. Geçici bir süre için. Biz bilgi denilen şeyi yaşarız, bilgi denilen şey bizde yaşar. Yüce Levh-i Mahfuz teorisinin, kendi küçük ve sefil hayatlarımızda yaşattıkları da haber değeri taşır. Sen de küçük ve sefil bir dünya hayatı yaşıyor olduğun için. Melek olsaydın Kurantum’a ihtiyacın hiç olmayacaktı. Ama ikinci soruna bakarak söylüyorum ki var. Hem de hepimiz kadar çok.
handy imza x Levh i Mahfuz   Kurantum... Teori ile Pratik...
********************************
22 Ağustos 2011, 11:10:03

Levh-i Mahfuz Kurantum Okuyucu Şöleni…

“kitab”ınızı bitirdim. Tanrının doğum günü benim için de kesinlikle yeni bir doğum günü oldu.. ne kadar teşekkür etsem az.bugün tevbe günü. bugün arınma günü.
hayat bi film gibi ; gösterilen her şeyin bir anlamı var… aslında önceki hayatın şimdiye yansıttırdıklarıyla ilgili size söylemek istediğim şeyler yok değil.yine de beni anlayabilen birinin bir yerlerde bu mucize için çabalıyor olduğunu bilmek kesinlikle bana yetiyor. ruhumu olgunlaşmış hissediyorum. algılarımın farkındayım. çevremdeki birçok insandan farklı düşündüğümü biliyorum. sanki onlardan bir gözüm fazlaymış gibi :)
her insan yeni yeni konuşmaya başlayan çocuklara karşı “şimdiki çocuklar bi fena” duruşu içindeler. bu dünyaya boşuna gelmediğimi hissediyorum , bi amaç uğruna yaşadığımı da.
kurantum kuran-ı devrim’e de dün kavuştum. ve onu öpücüğe boğdum. :)
böyle olduğunu biliyordum ; Tanrının bana öfkelenmediğini ve beni benden daha çok sevdiğini. süprizlerle beni mutlu ettiği için kalıplaşmış sözler yerine içimden geldiği gibi ona sevgi dolu sözcükler söylememin onu daha çok mutlu ettiğini biliyordum.
içimden bi ses islamın sadece belli şartlara bağlı olarak yaşanmaması gerektiğini söylüyordu ve bişeyler aradım bunu kanıtlayacak.sürekli sorguladım. sonra pes ettim ve en büyük boşluğumu yaşarken daha sıkı bağlanmamı sağlayan kitaplarımla tanıştım.
seni çok seviyorum Tanrım.
buRAK abicim ; seni ve herkesi de.
ruhunun fısıltısının daimi olması dileğiyle..
BİR İNDİGO.. :)
********************************
22 Ağustos 2011, 11:09:44

Cevap…

Verilen cevabın içindeki ”bir okuyucumuz tefsir edilen ayetlerden birinin çevirisini hiçbir mealde bulamamış” denilen kişi benim sevgili dostlarım.. Ben, o tefsiri, arkadaşlarım, eşim, dostlarım okuduktan sonra onlara yeniden okuduğumda ve devamını da yine kendileri gibi onlara okuduğumda.. ne düşünüyorsunuz dedim.. onlar da bana böyle bir şey olabilir mi?? biz hiç öyle anlamamıştık dediler..bunun üzerine onlara dedim ki ”ilk okuduğumda ben de öyle anlamamıştım”. Ve aslında herşey apaçık değil mi? Sizce bu durumda bu ayeti ve tefsirini anlayamayışımızın nedeni zeka olabilir mi? Hayır hiç alakası yoktu sevgili dostlarım:)) Aynen Matrix filminde Morpheus’un Neo’ya onu matrix’ten çıkardığında söylediği gibi.. AKIL BİRTAKIM GERÇEKLERİ BELİRLİ BİR OLGUNLUĞA GELMEDEN FARKEDEMİYOR.. FARKETTİĞİNDE DE HAZMETMEK GÜÇ OLUYOR VE GERİ GİTME İSTEĞİ CİDDİ BİR BİÇİMDE AĞIR BASIYOR..Sevgiyle, sevgili ağabeyime sonsuz sevgiyle..
********************************
22 Ağustos 2011, 11:07:17

Kurantum…

Merhaba güzel oğlum. Uzun zamandır yazmıyordum ama sanma ki seni, kitaplarımızı ve yazdıklarını unuttum. Seni yazıyordum. Seni; TANRIM’ la olan konuşmalarınızı farklı yerlerde yazıyorum kadın ilmihalleri adı altında yalan yanlışlarla dolu insanların yazdıklarına senin ve Dona’nın konuşmalarından alıntılar yaparak karşılık veriyorum ama kaynak olarak Kur-anı gösteriyorum ki doğrudur.. Senin adını ve kitabı yazamıyorum. Adını yazarsam bir daha o sayfalarda yazamam bunu biliyorum. Daha zamanı değil henüz erken.. Yanlışlar duruyor ,yazdıklarımdan sonra yanıt veremiyorlar ne zaman yasaklanırım bilmem. Bu yüzden hakkını helal et. Yazma yeteneğimi kilit altında tutuyordum yıllardır.. Bana özgürlüğümü geri verdin. Bu yüzden güzel oğlumu kocaman öpüyorum.
İki gün önce oğullarımız beni ve arkadaşımı iftar yemeği için dışarı çıkardılar. Çay faslından sonra kitapçıya girdk.Kur-antum Kur- anı Devrim’i sordum. Çalışanlar gülen gözlü pırıl pırıl iki genç. Bayan olanı ” üzgünüm hepsi satıldı kalmadı çok çabuk tükendi” dedi.Erkek çalışan ”bir dakika sanırım bir tane kaldı” dedi.
–Ay çok sevindim 4 tane alacaktım ama bunu buldum şimdilik yeter dedim. Genç adam” yazarın akrabası mısınız ?” diye sordu arkadaşım afalladı.
– Evet öyle sayılır yakın akaraba sayılırız dedim. Başka kentlerde kitaplarını ararken kitapçılarla bazen kavga ederiz sevimlilikleri yüzünden:)) Yok derler, bir tane kaldı satmıyorum o tür kitapları tarzında atışmalık sözcükler döner durur. Ama yaşadığım bu kentte olmaz böyle şeyler.O genç adam gülen gözlerle tüm masumluğunla bunu sordu içimde hissettim o doğallığı. Çok hoşuma gitti içim aydınlandı sanki.
Senin anlayacağın BuRAK canım 3 tane daha kitabımıza acil gereksinmem var. Oğullar tatile gitmeden yetişmesi gerek .Her zaman ki gibi kapıda nakit ödeme. Ben özürlüyüm biliyorsun netten sipariş konusunda:))
Tekrar hakkını helal et, yazdıklarını birebir alıyorum . Atılana kadar sitelerden devam edebilirim..
Seni, Haktan gelen HAKTAN ‘ı Bahar’ı öpüyorum Oğluşumun gıdısından öp benim için.
********************************
22 Ağustos 2011, 11:06:13

Levh-i Mahfuz Kurantum ve Pazarlama…

Gerçekten okulu çok başarılı bir derecede bitirmişsin gerçek bir pazarlamacı olmuşsun tebrik ederim pazarlama hocaların seni çok girişimci bir o kadar da yetenek olarak görüyor bravo…
notu Levh i Mahfuz Kurantum ve Pazarlama...
Güzel kardeş, senin Levh-i Mahfuz’dan önce pazarlamanın ne olduğunu öğrenmeye daha çok ihtiyacın var.
İçerik kalitesi ile Sunuş kalitesi.
Sen bunların 2si arasında 1 tercih yapmaya inandırılarak mezun edilmişsin. Bu durumda seni bekleyen 2 akibet var;
Akibet 1: Bir gün çok iyi bir içerik yaratacaksın ve o çok iyi içerik onu insanlara doğru takdim etmeyi beceremediğin için evindeki kütüphanende yıllanacak.
Akibet 2: Gene bir gün içi bomboş bir muhteviyat yaratacaksın ve yarattığın içeriğinin ne kadar boş bir içerik olduğunu bildiğinden ötürü BÜYÜK BİR ‘PAZARLAMA’ DESTANINA imza atacaksın.
Senin ürettiğin o şey herkeste olacak. Ama o ürettiğin şeyin içinde hiçbirşey olmayacak.
Senin bu kafayla hayatta ulaşıp ulaşabileceğin -şansın yaver giderek o da- maksimum nokta Akibet 1 ya da Akibet 2′den sadece biridir.
Hem dolu bir içerik üretip hem de onu insanlara en güzel şekliyle sunma mucizesine imza atamazsın.
Ya anlaşılamamış bir yetenek olarak oturacaksın evinde
ya da anlaşılmış bir yeteneksiz olarak sahneyi kaplayacaksın.
İkisinden birini seçersin artık.
Levh-i Mahfuz Kurantum’suz hayatında sana şans ile bol para dilerim.
handy imza x Levh i Mahfuz Kurantum ve Pazarlama...
********************************
22 Ağustos 2011, 10:33:16

Dünya dünya…:)

Sevgili kardes …
Kitabını aldım suan akuyorum
tek bir sey soyleyeceğim … sen bu dunyAdan değilsin.
sevgi ile kal..
********************************
22 Ağustos 2011, 10:32:24

Doğru-lar…

bütün kitablarını okudum kurantumuda okuyacagım fikirlerinin hepsine katılıyorum doğruların benimde doğrularım
********************************
22 Ağustos 2011, 10:31:21

Kılıçdaroğlu’na Levh-i Mahfuz gönderenler klübü…:)

hu ya dost .doğrusu sizi tebrik etmeden geçemeyeceğim ,demek sayın kılıçdaroğlunu kitabımızı hediye ettiğimden haberdar oldunuz ,öyle düşünüyorumki ataşehir belediye başakanına ve daha bir çok önemli konumda bulunanlara hakkın aydınlığını canla başla ulaştırdık ki bun aydınlıktan bütün toplumu istifade ettirsinler ve dilleğim odurki bu dostlarında gösterilen hakikat üzerinde olmalarıdır kalıcı sevgilerimle sevgiye bürünmüş olan bütün dostalr
********************************
22 Ağustos 2011, 10:30:09

İndigo Mehdi…

…dün gene muhteşem gecelerden birini daha yaşadım! senin vesile olduğun kitaplar açtıkları pencere sahurda içimde yeni doğuşlara sebep oldu. Birden kavradım ki mehdi sadece insanlığın mehdisi değil ..Muhammed nasıl alemlerin nebi ve resülü idi ise mehdi de tüm alemlerin mehdisi..göz yaşlarına boğuldum çünkü Tanrı ile en kavgalı olduğum nokta mazlum hayvanlar ve onlara ettiklerimiz ve bütün bunlara izin veren Tanrı..dün gece BÜTÜN BENLİĞİMLE anladım ki uzaylılar mutlaka dünya denen bu gezegene gelecekler..sanılanın aksine öğretmeye değil, öğrenmek için..mehdi burda olduğu için..bu derinliği biraz olsun kavrayabilmek için.. sadece bu dünyaya değil bu evrene bile kendisini ait hissetmeyen ben belki de ilk defa bu küçük evrendeki dünya adlı gezegende olduğum için Tanrı’ya şükrettim! kendi cinsleri veya diğerleri tarafından zulme uğratılan tek hücreliler, bitkiler de dahil tüm canlılığın gözü aydın olsun..dün gece içimin çiçekleri yeniden açtı…İNDİGO MEHDİ / ALEMLERİN MEHDİSİ..TANRIM SANA SONSUZ ŞÜKÜRLER!t.
notu İndigo Mehdi...
Kitabımızı okumayanlar için bir not: Burada İndigo Mehdi ile kastedilen bir şahıs değil, Levh-i Mahfuz’la birlikte ortaya çıkan yeni bilince kavuşmuş herhangi insanlar zinciridir. Levh-i Mahfuz’un yetiştirdiği milyonlarca mehdi’nin herhangi biri…
handy imza x İndigo Mehdi...
********************************
22 Ağustos 2011, 10:25:30

Bahis…

Kendi üzerime bahse girmem…
Ama O’nun üzerine yani İndigoM buRAK özDEMİR üzerine bire /sonsuz bahse girerim..basit dünya çıkarı veya işleri biraz daha kolaylaşsın diye kimseye yakın durmaz..kendi üzerime bahse girmem…ama buRAK özDEMİR üzerine bahse girerim..isteyen buyursun hodri meydan!
..peki öyle ise ne?
Ben kendi adıma açıkça söyleyeyim oyumu kendisine yani şu anda ateşten gömlek giymiş olan yöneticimize vermedim..taktir ettiğim tarafları (örneğin cesareti, inandığı yolda üstün çalışma azmi vb )olmakla birlikte, değişim felaketi içinde en önde pay alacaklar listesinde değerlendirdim hep onu. İndigo Mehdinin yaklaşımı ise hiçte öyle değil..olduğu değil olacağı şeyi destekliyoruz diyor..kitabı okudu diyor..öyleki yazdığı yazılarda kitabına koyduklarında dolaysız başbakana seslenişini de farkediyorsun. bknz. Hz. Ömer adaleti yazısı..peki ne olmuş? yazamaz mı? Diyor ki biz onun olduğu değil olacağını destekliyoruz..yani ne diyor ben bu adamı tanıyorum kefilim..şüphesi yok! daha önce iş başında görmüş! Olabilir mi? Gerçekten inanıyorsan KURAN’ a ve Eshabi Kehf’in dirildiğine olaylara bambaşka bir güneşin ışığı altında bakabilirsin ve farklı şeyler görebilirsin..biraz da tarih bilgisi ile.. uzun boylu, geniş alınlı, sert mizaçlı devlet işi için kendisini paralarcasına çalışan..sözlüğüme bakıyorum, evet bütün bunların karşılığı olarak benim sözlüğümde kocaman bir Ömer yazıyor! doğal olarak benim sözlüğümde ne yazdığının önemi yok..önemli olan İndigoM’un sözlüğünde ne yazdığı..uyuşuyorsa sözlükler ne ala. O zaman gözümüz aydın olsun Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı ve bu dünyanın tüm vatandaşları..işte o zaman ne mutlu TÜRK VATANDAŞIYIM diyene!
********************************
22 Ağustos 2011, 10:23:48

Elif, Lam…

Levhi mahfuzdan önce elif lam mim hiç bu kadar dikkatimi çekmemişti.. Abi kafama feci takıldı nedir bu ne işe yarar neden konulmuş diye.Dindar bi insan değilim hatta ibadet özürlüyüm hatta zaman zaman tanrımı değilde dini çok sorgulayıp soyutladığım oldu.o zamanlarda bile dilimden “bismillah” lafı eksik olmazdı.Herşeye başlarken bismillah,uyanırken, yatarken ,dua ederken ,şunu bunu yaparken …Bir gün hayatıma elif lam mim girdi.Her başlangıcım Elif lam mim oldu.hayatımda bir çok kelimenin yerini o aldı.O kelime allahın vasıtasıyla ne şerlerden korudu,ne şanslar verdi,hayatımı nasıl güzel yönlere soktu anlatamam.Kendimi harry potter gibi hissediyorum bir sihirli sözcük girdi hayatıma ve kendi hayatımın kahramanı oluverdim.Elif lam mim ‘i keşfetmeme yardımcı oldugun için ve çocukça da olsa bu şansı bana verdiğin için teşekkürler.Elif lam mim iyi günler .. :)
********************************
22 Ağustos 2011, 10:22:32

bugün sipariş ettim kurantum u bekliyorum heycanla bu arada da bi göz atıyım dedim TDG nin ülkede ki durumu ne… çok uzak kalmışım neler olmuş neler.. ismi lazım değil örnek isimli TV :) programdea yer vermiş kitabımıza.. şeytananı övüyor okutmayın yasaklansın diye fetvalar veriliyor.. artık kimin altından çıkmışssa feci tutuşmuş 34. baskı oldu durdurun diyordu yayında :)
diğer enteresan haber de Egemen Bağış’ın verdiği röportajda TDG yi okuyorum çok etkilendiğim bir kitap demesi..Dengelerin dibinde dinamit patlıyor :) en büyük şoku sitede ki yazını okuyunca geçirdim buRAK abi..ben hep kılıçdaroğlu TDG yi okycak sonra başa geçicek diye hayaller kurmuştum Sn. Tayyip Bey hiç hesapta yoktu..kendisine karşı hiç haz etmem ilerleyen zamanlarda bu konuda seni çok rahatsız edebilirim.. ön yargı demeyelim ileri görüş diyelim :)
********************************
22 Ağustos 2011, 10:21:02

Rüya…

sevgili buRAK kardeşim senininle tanışmama ablam sebeb oldu,tanrının doğum günü ve kurantumu okudum,ben tam bir hayvan delisiyim özellikle kedileri çok seviyorum,beni deyiştiren sevgili karamelim ve okuduğum2 kitabınız sırada 3.sü var. ben herkeze nasip olmayan bir rüya görmüş olmama rağmen bundanda kendine pay çıkaramamış biri olarak okuduğum bu 2 kitapın hayatıma ve insanlara bakış açımı da çok deyiştirdi,kendimle barıştım ablamla barıştım,en güzelide yeniden rabbimleyim birbirimizden çok uzaklarda deyildik ama mesafeliydik buda benden kaynaklanıyordu,senin kitaplarında benim için gördüğüm rüya ile aynı uyarıyı bana gönderdiğini biliyr ve bu fırsatı birdaha kaçırmak istemiyorum.rabbime ve sana teşekkürler …..
********************************
22 Ağustos 2011, 10:19:57

Sarsıntılu bir doğumgünü…

bu mektubu bir sitede okudum o korkunç depremden seneler sonra depremle ilgili ama bambaşka bir konuda bunu okumak sarstı beni anne ne büyük anlamlar içeriyor değilmi? sizinle paylaşmadan edemedim bu yüce gönülü, ne olur okuyun inanamıyor insan ve yine seviniyor umut doluyor onun gibi anneler ve bir dolu dilrubalar olduğu için;
‘Oniki yıl önce tam bugündü seni enkazın altından çıkarıp ceset torbasına sokmaya çalışırlarken küçücük pembe parmağının kıpırdayışını görüşüm. Hoyrat ellerinden çığlıklarla kurtarırken, kanlı, morarmaya başlamış küçük bedenini, doğum çığlıkları gibiydi sesim. Seni ilk göğsüme bastırdığım an, “annelik duygusunu ilk tadışımdı”. Sıkışmış ciğerlerinden ilk nefes boşalana kadar ve ilk çığlığını duyana kadar yaşadığım korkuyu tahmin bile edemezsin. Minicik ciğerlerine verdiğim oksijenden sonra ilk ağlayışın, dünyanın en anlamlı sesiydi kulaklarıma. En fazla 4 aylık demişti doktor ilk yardım sırasında. Bir yandan arama-kurtarma çalışmaları yaparken bir yandan da anneliği öğreniyordum sende. Gündüzün sıcağına inat geceleri bir çadırda soğuktan korumaya çalıştığım küçük burnun, büzülmüş pembe dudakların, meme arayan minicik dilin, hiç silinmeyecek fotoğraflarıdır beynimde bebekliğinin.
“Ailesinden kimse hayatta değil, bir tek dayısının eşi var hastanede onun da durumu ağır” demişti masanın arkasında, hayattan bezgin bir sesle konuşan memur. “Onu bir bakımevine yerleştiricez” Günlerce yalvardım masaların arkasında oturan, aynı dili konuşamadığımız, bana kuralları anlatıp duran kravatlılarla. Bikaç ay önce canlı canlı ceset torbasına sokmaya çalıştıkları seni koparıp aldılar benden. Üç şehir dolaştık beraber, sen hangi şehrin bakımevine gitsen ben o şehrin ucuz bir otelinden oda kiralıyordum. 1 yıl dolaştık Türkiyeyi, En sonunda en azından şehrime getirmeyi başardım. Sen büyüyordun hızla, benim evimde yaşamanı engelleyen şartlar da artıyordu sen büyüdükçe. Başaramadım.
Haftada bir günle sınırlı anneliğimi ancak iki güne çıkarabildim bütün bu çabanın sonunda. Şimdi 12 yaşındasın. 17 Ağustos yazdılar kimliğine doğum tarihini. Gerçek nüfus kaydın henüz olmadığı için, ben “Dilruba” demiştim adına. Nüfus memuru “İrem”i uygun görmüş. Devlete ait çocuklar listesinde geçiyor adın, ama tanrıya şükür sen biliyorsun bana ait olduğunu. Adını soranlara Dilruba dediğini duyduğumda anladım bunu. Sen beni seçmiştin daha 5 yaşında. Ve henüz akranlarının bir oyuncak için yerlere yatıp tepindiği zamanlarda anlamıştı o kıvrak zihnin, bürokrasinin anlamını. Ben seni değil, sen beni teselli ediyordun 8 yaşında seni orda bırakıp dönme saatim yaklaştığında.
“Sana resim yaparım” diyordun, birbirimizi bekleyerek geçecek 1 haftayı daha çekilir yapmak için bir teselli oluyordu bu ikimize de. Umutsuz aşıkların buluşmaları gibiydi önceleri buluşmalarımız, şimdi o anların tadını çıkarmaya başladık. Bitecek yakında. Devlet senin artık kendine bakabilecek yaşa geldiğine karar verecek ve “hadi git” diyecekler istediğin yere. Ve ben o gün seninle gerçek bir yaşama başlamak için, doyasıya çıkarabilmek için annen olmanın tadını, seni kapıda bekliyor olacağım, hep hayal ettiğim bebek odası gibi olmayacak ama bir genç kız odası hazır bekliyor olacak seni evimizde.
Doğum günün kutlu olsun bebeğim.’
notu Sarsıntılu bir doğumgünü...
Vay canına…
********************************
22 Ağustos 2011, 10:17:41

Alevilik…

Sevgili buRAK bir arkadaş Kurantum’un daha çok Aleviler tarafından kabul gördüğünü ve Aleviliği anlattığını yazmış sen de buna mukabil kitabın Sunni içerikli olduğunu söylemişsin bence de Sunni içerikli olmalı neden mi Alevilerin dinin özünü anlamaya ihtiyaçları yok da ondan bin beş yüz yıldır dinin özünü bir türlü görmeyen ve sadece şekle takılıp kalmış olanlar Sunniler çünkü:))))İşte bu yüzden sırf bu yüzden bence de bu kitabın Sunnilere hitap etmesi gerekiyor ki onlar da aşsınlar artık şu şekil olayını biz Aleviler Üsküdar’ı atla değil ışık hızıyla geçmişiz zaten darısı Sunnilerin başına ne diyelim:)))
notu Alevilik...
İşte ben Aleviliğin en çok senin şahsında beliren bu mütevazi yanını seviyorum :)
********************************
22 Ağustos 2011, 10:15:12

…:)

Sevgili buRAK,ailece ve arkadaslar arasinda seni cok seviyoruz.Gogusledigin zorluklarin farkindayim,seni takdir ediyorum ve yalniz degilsin,bunu bilmeni istedim.Manevi olarak arkandaki gucun yaninda biz ancak seni bir nebze rahatlatabilirsek ne mutlu…
***********************************
22 Ağustos 2011, 10:14:37

YAZDIKLARINIZ İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜR.21/08/2011
1 Ekim 2011, 18:46:25

Elinden gelen gelmeyen tüm dostlara teşekkürler…

sevgili dostum.
İngilizce kitap çevirisiyle ilgili yazını okudum.İngilizceyi iyi bilmediğim için ilk defa bu kadar üzüldüm.katkı sağlamayı cok isterdim. Sunu bilmenizi isterimki belki ilgilizce ceviri yapamam ama hangi konuda olursa olsun yardım etmek isterim.nasıl bir yardımım dokunur bilmiyorum ama her ne olursa olsun seve seve ve yürekten katılmak istediğimi bilin yeter.kimbilir belki birgün …..
yazıma slevgili dostum diye başladım.sen gerçek bir dostsun.2008 yılından beri kitaplarını okuyorum.kitap okumayı çok seven ben artık başka kitaplar okuyamaz oldum.kitaplarım ve sen benim en değerli dostlarımsınız.
çok sey yazmak istiyorum.sarılıp kucaklamak sevgimi dile getirmek istiyorum da kelimeler yetmiyor bunu anlatmaya.tek kelime ile söyle anlatabilirim.yasamaktan mutluluk duymayı her nefes alısımı değerli hissetmeyi her saniyemi heyecanla doldurmayı sağladın.
ÖNCE TANRIYA SONRADA SANA BİNLERCE TEŞEKKÜRLER.
**************
1 Ekim 2011, 18:44:34

buRAK selamlar,
ben de kitabını okuyup, miracını yapanlardanım, kitabı okurken yaşadığım mutluluğu, arkadaşlarıma; doğum yaptığım gece yaşadığım mutlulukla eşedeğer hatta fazla, tarifsiz diye anlatıyorum, sanki uzun zamandır beklediğim birşeydi. Hep Allah sevgisi olan bir insandım fakat mevcut sistem benim için işlemiyordu. Bir şekilde aydınlanacağımızı düşünüyordum oldu gerçekten. Fakat şu aralar tıkandım, tekamül yolculuğunda noktanızı yukarı taşımak isterseniz geçmiş çizgileri kesin yazmışsın bu tam olarak ne demek. Korkulardan arınmak mı? Çocukluğumdan beri manasını bilemediğim bir kapalı yerde kalma korkum var. Bazen herşey dar geliyor. Sonra bulutlara yükseldin sonsuz özgürsün diyorum, yetmiyor…:(
*************
8 Eylül 2011, 18:36:09

Dert gibi görünenler ile Dertsiz görünenler…

Kitabını elime almamın ve okumaya başlamamın tek nedeni içinde geçen ”küçüğüm”hitabıydı!!içim sıcacık oldu bizi bu kadar seviyormuydu dedim!! benim ailemle aram pek iyi olmadı babam benimle hiç konuşmaz,nedenini çok sordular ama cevap bile vermedi,kapıların arkasında benim yüzümden kavga edilirdi hep,yorganın altına bile saklansam o sesleri duymak zorunda kaldım annem ”neden böyle davranıyorsun neden sevmiyorsun” dedi. Babam ”hesapmı vericem” dedi ! Ben hiç sormadım neden sevmiyorsun diye, nasıl sormam gerektiğinide bilmiyordum yabancı bir kelimeye alışmak ve sonra bunun yokluğuyla ilgili hesap sormak,şiddet görürken bile sadece dayağın bitmesini bekledim,neden dövüyorsunuz diyemedim…Çünkü ben öyle olacağını sandım !! Beni ilkokuldan sonra Kur-an kursuna gönderdiler,Kuranıın içinde Allahın beni seviğine dair kelimeler aradım bulduklarımın altını kalemle çizdim ..hayatımın en büyük hatasını yaptığımı nerden bilebilirdimki ..!kadın tokat attı yüzüme beni oradan kovdu ”ahlaksızmışım”ailemide arayıp hiçmi terbiye öğretmediniz hiçmi islam ahlakı ögretmediniz demiş!!!Tabi babamın beni sevmemesi için yeni ve çok sağlam bir bahanesi daha vardı, ”bunun Allaha kitaba bile saygısı yok” …! Beni doğru yola sokmalıydılar, ortaokul içinde imamhatibe gönderdiler !!ben neden kimse tarafında sevilemiyorum sevgi ne demek bunu bulmaya çalışırken,bir sürü ayetle hocalar her ders karşımızdaydı ”cehennemde yanacakmışız” Allah cehennemi insanlarla ve cinlerle doldurmak için yemin etmiş..! Ben daha aileme ne yaptımda bana tüm bunları yaşatıyolar diye düşünürken,işin içinden çıkamadım ben, Allaha ne yapmış olabilirdimki bu kadar kızmış.. Bana bu kadar kızgın olan beni neden korusunki,anlamıştım artık dualarımın neden kabul olmadığını ”lütfen beni sevsinler,beni dövmesinler,madem dövücekler nolur annemin oklavasını kaybet canım çok yanıyo”deyip geceleri ağladığımda bu yüzden bana hiç yardım etmedi ..çünkü oda sevmiyordu insan sevdiğini yakarmı,yakmak için yemin edermi?anlamıştım oda babamın aynısıydı…! Liseyi başka okulda bitirdim,yaşanılanlar dozunu artırmaya başlamıştı..!Okuldan sonra o şehri terkettim,başka memlekete yerleştim,kendi hayatımı kurmalıydım,kurdumda, hiç yardım etmediler…”Kuran kursundan kovulmuşum çünkü,imamhatibe devam etmemişim çünkü,başımı açmışım örtümü atmışım çünkü..! Soranlara bunları söylediler bi insanın çocuğunu sevmemesi için ne kadar kuvvetli sebepler dimi !! ”bi insan çocuğunu neden sevmez,neden ilgilenmiyorsunuz tek başına bıraktınız” soruları ağır sorulardı,ikna edici cevap veremezsen toplum tarafından linç kampanyalarına hedef olursun,onlara öyle sebepler sunmalısınki seni haklı görmeliler..”islami değerler”bunun için biçilmiş kaftandı! Artık herkes beni suçluyordu yaşadığım herşeyi hak ediyordum..! Küçük bi kız çocuğuydum başka memlekete geldiğimde,hayatımı kurmak hiçte kolay olmadı senetler,borçlar,ödenemeyen kiralar yüzünden hacizler,avukatlar,açlık,yalnızlık,sevgisizlik,arayış…!Tüm bunlarla uğraşsamda yaptığım işte çok başarılıydım,sahip olduğum en değerli şeydi zaten! Sonra bi arkadaşın masasında duran bir kitap Tanrının Doğum Günü içinde bi kelime ”küçüğüm” Allah küçüğüm demiş,sevgiye dair bi kelime …o gün bağıra bağıra ağlamıştım … Son 4 senedir hayatımdaki bütün taşlar oynadı,kitabını hiç bırakmadım sanki denizin ortasında bi sandal bulmuştum herkezi çağırıyordum,sizde gelin diye!!başka kitaplar okudum,seminerlere gittim,başkalarıyla konuştum,bazen anlayamadım,canım yandı,kalbim sıkıştı,inkar ettim,inandım…! Son 1 yıldır …şimdi kendi işimi kurdum,hayallerim kocaman,nar gibiyim içimi açsan dağılır çok olurum,tüm insanlığa hizmet edicek bi sektördeyim,eğitim merkezi açtım neler neler yapıcam!! Alıp başımı başka memlekete geldiğim günden beridir tek hayalim buydu birgün kendi işimi yapmak,yaptımda projeler çok güzel içim kıpır kıpır (dı)..!Ama imkansızlıklar ve sonrunlar hala peşimi bırakmadı ve ben çok yoruldum!! Geçen arkadaşlarımla konuşuyorduk arkadaşlarım evlendi,hepsinin düzenli bir hayatı var,maddi yönden hep çok iyiler,tek düşündükleri pazar kahvaltıyı nerde yapalım,akşam nerde gezelim zihinleri tertemiz ve mutlular..! artık sende hayatını düzene koysan iyi olucak, yıllardır basına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi biz bile izlerken yorulduk seni,artık kendi hayatın için bişeyler yap,elinde bi kitap sağa sola seminerlere koşuyosun,farklı insanlar buldum bugün onlarla konuşurken çok şey öğrendim deyip gezdin ortalarda öğrendiklerin bi işe yarasaydı şimdi bu durumda olmazdın dediler…bak biz bişeyi aramıyoruz,neden diye sormuyoruz,araştırmıyoruz kafanı bunlarla meşgul edersen işin içinden çıkamzsın, bak sende cıkamadın şimdi geldiğin duruma bak,bize hep kızdın ama sonuca bak mutsuz olan iş kurmak için çabalayan sensin,ama hala parasız gezen sıkıntıda olan yine sensin…demekki o okudukların,ögrendiklerin bi işe yaramıyomuş,lütfen artık kendine gel….! Haklıydılar, şimdi kitapları saklı okuyorum,masanın üzerine bırakamıyorum,öğrendiklerimi konuşamıyorum hani ne işe yaradı diyecekler diye! kimseye vebal olmayayım bana bakıp bu konulardan uzaklaşmasınlar diye…! Şimdi karanlık kuyulara yine düştüm sormayan,neden demeyen mutlu ve farah ama arayan onu bulmaya çalışan bitmeyen bi çilenin içinde…onu tekrar babama benzetmeye başladım,buna tekrar inanırsam bu defa toparlanamam.. Son günlerde rüyalarda ve gerçekte kulağıma fısıldanan duymayınca beni zorlayan o ses ”ANKEBUT ” suresini oku… Gece gözümü açınca duvarda örümcek ağı ve üzerinde yürüyen örümcek…Tam da arkadaşlarıma inanmaya başlamışken!!!
********************************
21 Ağustos 2011, 11:30:34

Levh-i Mahfuz Kurantum… Sorular sorular…

Merhaba buRAK;
Öncelikle yazmış olduğun kitaplardan ötürü seni kutlarım.Bu kadar tepkiyi kaldıracak bir bünyeye sahip olman ayrıca tebrik edilesi bir durum.Öncelikle biraz kendimden bahsedeyim sana.
23 yaşında,18’li yaşlarında bir dönem ateizmin yolundan geçmiş,Kuran’ı 3 kez okumuş,her okuyuşunda farklı mesajlar çıkartmış,kimim?neyim?neredeyim ve nerede gidiyorum? Sorularına her dakika cevap bulmaya çalışan zayıf iradeli bir kulum.Zayıf iradem bu soruları çok fazla yanıtın olmasından kaynaklanıyor.Aldığım her cevabı beynimdeki süzgeçten geçiriyorum elbette,ama ‘kime göre?’ sorusu bence en önemli olanı.Yani ben ‘kime göre neyim?…
Levhi Mahfuz 2.2’yi okuyorum şu an.300lerdeyim.Bu kadar sayfada sana ‘karşı durabileceğim’ herhangi bir düşüncene rastlamış değilim.Yetiştirilme tarzım gereği yeniliklere daima açık bir yapım oldu.Babam sağ olsunJ Bir arkadaşıma bahsettim kitabından.Alıp bir iki sayfasına göz gezdirdi.Sonrasında ‘İlkin’cim bu adam reklamcı..Yani bunlardan her şey beklerim ben’ dedi.İyi dedim,savunmadım seni açıkçası.Kurantum’u okuyunca hakkındaki düşüncelerim derinlik kazanacaktır.
Hakkında araştırma yaparken bu videoya rastladım.
Bu konuyu ele alanın Turkuvaz grubuna mensup kişilerin olması beni hiç ama hiç şaşırtmadı.Hatta senin adına üzüldüm.Bir çok dayanak,senin laflarının cımbızla çekilmesinden oluşturulmuş.Bir çok forumda hakkında bunlara benzer iddialar da var.Zaten arada arama motorlarına girip sen de aratıyorsundur.
..günleri ..tv’de ..hoca çıkarJ ben çok ilgilenirim bu adamla.Genellikle de izlemeye çalışırım.Seni bulduktan sonra adamın hep İslam dininin korkutuculuğu konusunda bilgiler verdiği dikkatimi çekmeye başladı.Onun yazmış olduğu yayınları okuma fırsatı bulmadım,ya aslında fırsat yaratılır ama ne yalan söyleyeyim paramın ona geçmesini istemedimJ
İlginç bilgiler var onda da mesela wc’ye giderken bile okunacak dualar varmış..Konuştuğu cümlelerin yarısı hadislere dayalı.Şimdi şöyle bir sıkıntı var.Bildiğim kadarıyla ilk hadis peygamberin ölümünden 200 sene sonra yazılmış.Toplamda 1400 sene geçmiş olduğunu düşünürsek elimizde kalakala sağlam diye nitelendirebileceğim 40 tane hadis kalmış oluyor.Sana dikkat ediyorum,sen de hep Kur’an temelli yazılar yazıyorsun.Ne hoş..
Kimliğimi sorgularken alelade bir kitap almak için girdiğim kitapçıda senin kitabını görüp 1 sayfasını bile düzgün okumadan aldım ben senin kitabını.İtiraf etmeliyimJBunu da Tanrı’dan bana bir mesaj olarak algılamak istiyorum doğrusu ne yalan söyleyeyim..
Bir gün öldüğümde eğer hesap vermem gerektiğinde,senin yazdıklarının yanında olmak bir suçsa eğer.. Belki de hiç pişman olmayacağım bir suçu işledim diye düşüneceğim.Çünkü ben Tanrı’nın sonsuz ve ilahi sevgisini senden öğrendim.
Ama buRAK, eğer yazdıklarında en ufak bir yanlışlık yahut ‘kafadan uydurma’ varsa işte o zaman ne büyük bir vebal aldığımızı da bilmeni isterim.
***********************************
18 Ağustos 2011, 17:01:10

Nur cemaatinden düşen bir yaprak, Levh-i Mahfuz’da açan bir çiçek…

cokk sevgili buRAK..nerden baslasam nasil baslasam bilmiyorum ..2oo9 da ilk tanrinin dogum günüyle baslayan serivenim..benim de dogum günümmüs..sonra levh-i mahfuz sonra peygamber cocuklar..ben de bir okuyucu arkadasim gibi reiki toplantisinda duydum kitabini ve cokk uzun sürdü bitirmemm..kafayi yiyorum allahim dedim elbette..aslinda hem cok dindar hem de degildim.. hem nur tarikatinda bedenen hem de ..kendi icimde ateisttim..cok sacmaladim ..cok sacma buldum söyleki bir insanin elinden cikmis abartmaylaim dedim durdum:))hattta bi emelim var benim canim dostum dediki bi gün ön yargilisin yada kiskancsin sibocum:))hakliydi sanirim kiskanmistim..sonra tabii okumaya devam ettim caktirmadan ..bi bakmisim ki farkinda olmadan acmisim kalbimi sana ..rabbime..yeni huzurlu islama:)sayende..cok istedim senin gibi duyabilmeyi rabbimi ..hemde cok..hatta dedimki ona eger bende seni duyamassam inanmiycam hala buRAKa:9ve duydum…cok özel mesaj geldi…iyi varasin ..iyi vardin sayende bende duydum rabbimi..yasamimin en güzel yani oldu kuantum..birlikte yatiyorum..cünki uyurken eslik ediyor yada okurken uyuyakaliyorum..bi bakiyorum uyuaninca k..arakasini farketmeden cevirmisim:))canimsin canimm kardesim..hayatim degisti tessekkürler..isik ol..aydinlik ol..zaten öylesin de iste :) )
******************************************
5 Ağustos 2011, 17:42:02
İşte budur… Kurantum Kur’an-ı Devrim…
Sevgili buRAK,
Seninle paylaşmadan edemedim. Oğlum 14 yaşında, bu yıl liseye başlayacak. Yatılı İstanbul’da okumak istiyordu(Anadolunun çok güzel bir kasabasında yaşıyoruz şu anda), ancak SBS sonuçları İstanbul’da pansiyonu olan hedeflediğimiz Anadolu Liselerinden birini kazanacak kadar yüksek değildi. Tercihleri yapmadan 2 gün önce İstanbul’da 2003 yılında açılmış, olanakları çok iyi olan bir devlet lisesinden haberdar olduk; tam da puanı bize uygundu. O okula kesin kayıt yaptırma hakkını kazandı oğlum, çok da mutluydu. Güvenilir bir kaynaktan son anda gelen bilgi bu lisenin, muhafazakar kadrolar yetiştirmek amacıyla eğitim verdiğini ve bir kale olduğunu söylüyordu. Kurantum öncesi ben, oğlumu böyle bir ortama göndermemek için her yolu denerdim. Şimdi garip bir rahatlık yaşıyorum, çünkü oğlum Tanrının Doğum Gününü okudu. Bu yıl okul açılıncaya kadar da Levhi Mahfuz ve Kurantumu da birlikte inceleyeceğiz. Bu yolculuk da bir görev yüklendiğini ve o okula gitmesi gerektiğini söylüyor içimdeki ses. Yalnız olmadığını biliyorum. Allahımla bu kadar yakın olmama aracılık ettiğin için teşekkür ederim. Gelişmelerle ilgili seni bilgilendireceğim. Sevgilerimle…
**********************************
5 Ağustos 2011, 17:40:17
Bütüm kitaplarınızı aldım.Defalarca okudum.Bugunde elimden Kurantum düşmedi.Kendimi arıyorum hiç bir kitap hiçbir din hiç bir akım içimde birseyleri tetiklemiyor.İnanılmaz bir boşluktayım doldurmak için tüm çabam.Hiç bir yere ait olmamak gibi.Ölüm sonrasına olan aşırı merak yoruyor beni.ya da oraya dönmek emin değilimm..Sanki başka gezegene aittim buraya düştüm rahatım kaçtı.Neden rahatımı bozdu diyede Tanrıya kızmıyor değilim tabi bu senin seçimindi diyeceksiniz değilmi?Kendimi bu dünyaya ve dinlere cok uzak hiisediyorum.Bu konuda ne düşünüyorsunuz biilmiyorum ama yerinizde olup huzuru bulmayı cokisterdim ama sanırım bu içsel gelecek birsey.Sanki yerinizi doğrularınızı bulmusş gibisiniz ve bunu kıskanıyorum.Başarınızı da kutluyorumm
buRAK özDEMİR’in NOTU:
Doğrularımızı bulmak değil aradığımız. Herkes doğrularını bulmuştur zaten. Bizim ardına düştüğümüz evrensel doğruyu bulmak.Yani Hakikat. Kurantum’da dediği gibi
Kendi Gerçeklerine değil
Gerçeğin kendine yolculuk.
Tüm dostlarıma iyi seyirler :)
********************************************
5 Ağustos 2011, 17:36:51
Okuyucu Şöleni…
Sevgili buRAK,KARDEŞİM…
Levh-i Mahfuzu ilk elime alışım bundan 2 sene kadar önceydi.Bu frekansta buluşan herkes gibi ben de büyük bir arayış içerisindeydim ve bana öğretilen ”İslam” içimi sıktığı,beni diğer cinsin gerisinde tuttuğu daha doğrusu böyle bir ayırım yaptığı için kendimi uzakdoğu öğretileriyle besleme yolunu seçmiştim.Tüm ”Kryon” serisi ve piyasada bulunan ne kadar meleklere kanallık eden yazar varsa hepsinin kitabını kendi ‘islam’ alt yapıma oturtup okuyordum.Kendimce bir inanç kokteyli yapıyordum.Çok yakın bir arkadaşım tasavvuf temelli ilerlerken ben batı sipiritüellerinin yolunu tercih etmiştim.İkimiz ne zaman bir araya gelsek aynı bilgileri farklı terimlerle birbirimize anlattığımızı farkettik.Hakikat bilgisi ”tek”ti…Bir gün kendimi şöyle birşey isterken buldum. Allah’ım herşey iyi hoş…Ben Kur’anı neden anlamıyorum?Neden ben insanlarla konuşurken,yeni çağ bilgilerini aktarırken kendi dilimin terimlerini kullanamıyorum ve Kur’andan örnekler veremiyorum?”Bana Kur’anı öğret”!! … Anlayayım ve anlatayım…”SEN İSTE YETER” cevabı hiç gecikmedi ve LEVH-İ MAHFUZ KUR’AN la tanıştım..:)O ne güzel tanışmaydı..O ne görkemli bir gündü..Okuduğum her satırda ”Hakikat” bilgisiyle her hücremin coştugunu hissettim.Bir aşk hiç mi eksilmez,bir kitap hiç mi bıktırmadan elden düşürülmez?…Ben Levh-i Mahfuz Kur’ana aşığım ve iki yıldır elimden bir tek gün bile bırakmadım.Kaçıncı kez okumak diye birşey yok benim için.Hep okumak var..Ben ”Rab”bimle bu kitap aracılığıyla her gün konuşuyorum.Her sorumun cevabı orada. Zorlandığımda,canım yandığında bana akıl veriyor yol gösteriyor.Her geçen gün daha duyarlı,daha iyi kalpli biri oldugumu farkediyorum..Senin de söylediğin gibi diğer tüm okuduğum kitaplar ”gıdıklama” dan ibaretmiş.”Hakikat”le gerçekten tanışınca anladım…
Kızkardeşimle ikimiz geçen kış Levh-i Mahfuz Kur’anlarımız elimizde başka şey konuşamaz olduk daha sonra Levh-i Mahfuz günleri düzenlemeye başladık,ailede bize ekleneler oldu.Annem,babam,teyzemler derken ”SEN” de sevgili ”buRAK ” ailemizin bir ferdi oldun.Annem hergün ”Allah bu çocuğu esirgesin” diye dua ediyor senin için.Sayımız her geçen gün artıyor.Gümbür gümbür…Bu beni o kadar mutlu ediyor ki…Bu kitabı okuyup da bir başkasına öfke duyacak kimsenin kalacağını sanmıyorum. Aslında ”Birbaşkası” kalmayacak…Zihnimdeki tüm eski yargılayıcı inanç kalıpları çöktü..Levh-i Mahfuz ve Kurantum Kitapları sayesinde ”diğer taraf”… ”karşı taraf”… ”taraf” diye bir zihin kalmadı bende..Bu ne rahatlatıcı ne muhteşem bir duygu..Cennetime kocaman bir adım daha yaklaştırdı beni…BU KİTAP GERÇEKTEN ”DÜNYA BARIŞ PROJESİ”… YAZILIM HEPİMİZE YÜKLENDİ ÇOK ŞÜKÜR!!!’…
Sevgili buRAK,”yaprak sarman”muhteşem ellerine,güzel ruhuna,tanrıdan aldığın o muhteşem mizah yeteneğine ve en önemlisi SAMİMİYETİNE sağlık… Sen hepimizin ailesinin bir ferdisin…
******************************************
5 Ağustos 2011, 17:36:08
Dün gece yatağıma yattığımda dua ettim Tanrıma yorgundum, herkes gibi sıkıntılarım vardı. Ağladım, özledim.. Rabbimi özledim… Ne yapacağımı bilemiyorum, seni eskisi gibi yakınımda hissedemiyorum. Bana yardım et. Seni çok seviyorum dedim.. Sabah rüyamda beni evine misafir ettin buRAK kardeşim… Bana yatağını verdin, kitabını yazdığın bilgisayarı gördüm ve birde sözünün doğruluğunu anladım… Sessizliğinin arkasındakinin doğruluğun olduğunu gördüm.. Levh-i mahfuz şimdi elimde bana işaret edilen yol senin gösterdiğin yolmuş bunu anladım. Kalan sayfalarımı biran önce bitirmem gerektiğini öğrendim… Misafir perverliğin ve yolumuza ışık olduğun için sonsuz teşekkürler……
*******************************************
5 Ağustos 2011, 17:34:23
Levh-i Mahfuz / Kurantum….
kimin ne dediği umurumda değil kötüleyenler anlamında. tanrının dg. levhi mahfuz kkd. ve sen b.ö
allah senden razı olsun bizler razıyız. amin
*********************************************
5 Ağustos 2011, 17:33:46
Okuyucu şölenine, o muhteşem kitabı bitirmemin üstünden tam bir yıl geçtikten sonra katılıyorum. 18 yaşımdaydım sevgi dolu bu güzel aileyle tanıştığımda. Bir yıldır heyecan dolu mutlu bi enerjiyle yaşıyorum. Bu zaten bütün her şeyin üstesinden gelmemi sağlıyor. Beni negatif enerjisiden koruyan bir kalkanla geziyorum adeta Dona sağolsun :) Nasıl ki bir başyapıt hakkında yorum yapamazsın, dilin tutulur kalırsın, öyle bir şey. Bir kitaptan çoook daha fazlası. İlk başladığım zamanlarda, dinle hep mesafeliydim, bende bir boşluğu doldurdu acaba ondan mı bu kadar çok etkilendim diye düşünmüştüm. Başka bir konuyada değinmek isterim. Ben mütercim-tercümanlık okuyorum dolayısıyla böyle bir bakış açısı yakaladım. Bence bir an önce dünya dillerine çevrilmesi gerekli yazdığın kitapların. Eminim ki çalışmaların ya da projelerin vardır konuyla ilgili. buRAK Abicim sonsuz teşekkürler. Seni çoook seviyorum. Junior buRAK’ı öp benim için, biraz yanaklarındanda ısırırsan süper olur. Kurantum’u da okuyorum şu an. Beni daha da heyecanlandırmaya devam ediyor. En içten sevgilerimle..
*****************************************
5 Ağustos 2011, 17:31:10
KKD…
KKD yi bir çocuk gibi bekledim. Bir yandan okuyorum, her şeyi bir anda içime çekip sindirmek istiyorum, bir yandan bitmesinden korkuyorum. Sonra kendimi LM’yi baştan sona bir daha okuyacak olmamla avutuyorum…
Herşey bir nevi yolunda fakat sadece şu ramazan ayında kafamı kurcalayan bir şey var o da oruç konusu. LM de ve Kurantumda da bu konuyla ilgili yazıları okumus olmama ragmen hala soru işaretlerim var. Bazı kurallara bir türlü kafam basmıyor, sahur vaktiymiş yok akşam ezanı okunduğu zaman açılacakmış vs…Ya kurantum’un ruhunu kaybettim uzun zamandır ya da ne oldu bilmiyorum ama su an oruc tutmama, tutamama konusunda kendimi suçlu hissediyorum. KKD de dediği gibi devrimin daha kolay olması için kurulu düzenin dışına çıkmaksa amaç ben ne yapmam gerektiğini ve nasıl yapmam gerektiğini öğrenmek istiyorum.
Bu yazdıklaırmı gerçekten bir çaresizlik içinde yazdım, çünkü saçma sapan beni dinden, müslümanlıktan, islamdan soğutmuş olan kara inançlara sahip kişilerin yönlendirmesi ile ve onların yaptığı şekilde gerçekleştirmek istemiyorum bu süreci…Bir yandan da kendimi kdr gecesine de hazırlamak istiyorum. buRAK ve okuyucu ailem; bu konuyla ilgili düşüncelerinizi bildiklerinizi paylaşırsanız şu kafası bulanmış insanla çok sevineceğim.
Bir parçanız olmak gerçekten çok güzel.
*************************************
5 Ağustos 2011, 17:30:06
Kurantum…
Kurantum Kuran-ı Devrimi dün akşam bitirdim. 666 basamakta kitabı öpüp başıma koyma ihtiyacı hissettim. İliklerine kadar yaşanmış bir devrimin bize aktarılanının, iliklerine kadar hissedilmesinden başka bir şey değildi bu.
Yazdıkların başımız gözümüz üstüne…Bu bir itaat gösterisi değil, tam tersine depremler kıyametler yaşayarak boşalttığımız hayatımızı, muhteşem güzelliklerle doldurmamıza vesile olduğun için bir teşekkür sadece…
Kitabı okurken hep şöyle bir sahne canlandı gözümün önünde. 2007 Temmuz ayından beri yaşadıklarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçtiler. Her sahnesinden gurur duydum. Her birini bir filmin galasındaymışım gibi gururla seyrettim. Bundan önce okuduğum TDG ve Levh-i Mahfuz beni kendi içime doğru çekmişti. Görmeden aşık olmayı TANRININ DOĞUM GÜNÜ’nde yaşadım. Okuduktan sonra ise iman edip teslim oldum. Kurantum Kuran-ı Devrim ise gün yüzüne çıkıp birşeyler yapmam gerektiğini fısıldayan ses. O sesin sahibine gerçek şükrün canlılar alemine bir değer üretmekten geçtiğini bilerek, bu kitabın hakkını böyle ödeyebiliriz diye düşünüyorum.
Kitabı bitirdiğimde DÖRT YILDA FARELERİN, BAYKUŞLARIN, CİRİT ATTIĞI ENKAZA DÖNMÜŞ BİR BİNAYI SAHİBİNE KENDİ ELLERİYLE YIKTIRIP ,ŞİMDİ KENDİ ELLERİYLE YAPMASINI İSTEYEN VE BUNUN PROJESİNİ SENİN VASITANLA GÖNDEREN TANRIMA ŞÜKÜRLER OLSUN. Teşekkür ederim kardeşim….
**********************************
5 Ağustos 2011, 17:29:08
Can buRAK ,
1 hafta 10 gün kadar önce Günlüğe yazıp , sana bir soru sormuş idim..Sorum ; ( Tanrı sevdiği kullarını yanına erken alır diyorlar ..bu sence doğrumudur ? ve bunun sebebi nedir ? ) idi…Heyecanla günlüğü takip ediyor, heyecanla merakla yanıtını bekliyorum… ve henüz yanıt alamadım …:((
içime bir kurt düştü…sorumu beğenmedin ya da bu soruyu sormama kızdın mı ? umarım yanlış bir şey yapmadım..
yazacağın bir harf bile çok kıymetli benim için…
Hayatımıza girdiğin için sana ve yüce Yaradana ÇOK TEŞEKKÜRLER…İYİ Kİ VARSIN…SEVGİYLE CANN…
Güzel insan buRAK kardeşim,
Levh-i Mahfuz’u geçen sene bir tesadüf eseri kitapçıda gördüm aldım..Okurken ki yasadığım duyguları tarif etmem çok zor..Büyülenmiş gibi kitabı bitirdim..sarsıldım tek kelime ile …İlk işim kitabı yakınlarıma tavsiye etmek oldu..O derece sahiplendim ki kitabı ve seni en yakın bildiğim arkadaşım hatta dostum diyebileceğim bayan arkadaşımla aramız bozuldu..Benim böyle bir kitaba ve yazanına inandığım , bir de çevreme tavsıye ettiğim için suçladı beni..ve uzaklaştık birbirimizden..
Tabii ki üzüldüm ve etkilendim ama inancım daha ağır bastı…herkes yoluna dedim..tekrar okumak için sabırsızım..2.kitabını geçen hafta büyük bir sevinç ve heyecan ile aldım ..yine muhteşem..yine …kutlarım sizi…Can buRAK kardeşim , bu vesile ile birşey soracağım… ;Hep derler ki Allah sevdiği kulları yanına erken alır .yani ebedi dünyasına alır…Bu gerçekten böyle midir ? böyle ise bunun sebebini çok merak ediyorum..erken yasta ölenler için soruyorum..?
.inşallah 1 gün sizi tanıma lansımız olur..
Allah’a emanet ol’un ve lütfen hiç yılmayın..vaz geçmeyin bu yoldan…
buRAK özDEMİR’in NOTU:
Bizim aramızda öyle birşey olmaz. O tümce bana, Tanrı’nın doğum günü öncesinin eski terminolojisinden kalma gibi geldi. ‘Allah sevdiklerini yanına alırmış’ı okuyunca şunu düşündüm:
Allah’ın sevmedikleri mi var?
******************************************************
31 Temmuz 2011, 10:59:28
Levh-i Mahfuz Kurantum Okuyucu Şöleni…
Geçen yıl bu zamanlar Reiki 1. aşama uyumlaması için gittiğim, insanlara yardımı kendine bu hayattaki görevi addetmiş muhterem insan ‘in hediye etmesi ile Levh_i Mahfuz’u okuyabilme şansına eriştim. 7 yıldır bipolar bozukluk tedavisi gören oğlum bir türlü iyileşmiyordu. Geçen bir yıl içinde tekamülümle ilgili kendi içsel yolculuğumda çok yol katettiğime inanıyorum..Çevremdeki bir çok insana da bu aydınlanma yolunda vesile olabildiysem ne mutlu bana.Dün akşam arkadaşımla yeni ay ritüeli için sahilde otururken yanımıza bir anne kız oturdu. Bir süre sonra yüksek sesle öfke dolu konuşmalar yapmaya başladılar. Allahım tam da meditasyon yapacaktım neden çektim bu insanları diye düşünmeye başlamışken anne kız ağlamaya başladılar.Dönüp onlara dedim ki şu anda içinizdeki öfkelerden arınıp dilek dilemenizin zamanı siz buraya tesadüfen oturmadınız.Anne göz yaşları içinde kızım kemoterapi görüyor dedi.Kızına reiki enerjisi verdim Levh-i Mahfuz bilincinden bahsettim.Ağlaması durdu beni dikkatle dinlemeye başladı.Senin Levh-i Mahfuzu okuma zamanın gelmiş diyerek kitabımı hediye ettim. Bütün sorularının cevabı burda. O sırada annem geldi yaşlı kadın ağlayarak anneme sen nasıl bir evlat yetiştirmişsin böyle biz sahilde ağlarken bizi teselli etti bize kucağını açtı deyince annem çok şaşırdı çünkü ben onun için ne yapsam iyi bir evlat olamamıştım.Onlar gittikten sonra içimde derin bir huzur hissettim.Biz olmak buydu sanırım.Daha yolun çok başındayım öğreneceğim daha çok şey var. Bu aydınlanma yolunu bizlere açtığın için vesile olduğun için şanslı bir kul olarak Rabbime ve sana şükür ve teşekkür ediyorum.
buRAK özDEMİR’in NOTU:
İçimizi coşturan bu mektupları, mektup olarak adlamak yetmiyor. Bunlar bir şölenin, neşeli bir panayırın içinden çıkmış olmalılar. Okuyucu Şöleni diyelim buna bundan sonra. İçimizdeki ateşi harlandıran güzel insanların güzel coşkusu. Şu yukarıdaki sahneyi önce yaşaman, yaşatman ve sonrasında bize izlettirmen muhteşemdi. Saflığın ve mutluluğun bembeyaz mürekkebiyle yazılmış şu mektuplar. Bugün çok coşturdunuz bizi çok.
*********************************************
31 Temmuz 2011, 10:53:37
Kurantum Bitirmeler…
Kur’antum yüksek heyecan ve gülümsemelerle bitti. Hem beni en çok seven, hem de beni en çok sorgulayan oldu sevgili Kitabım. Arınma konusunda resmen kendimi nasıl kandırdığımı anladım.35 gr arınmışlık yahut yüzde bilmem kaçlarla olacak i değildi evet, ki dönüp dönüp geçmişe bakıyordum. sadece Ol’mak varken, ol’muşluklarıma akılıp geçmiş yaşamlarımın peşinden koşup durmuşum. kurantum ve spiritüel alem kitaplarından çokca öğrendiğim aslında ego terbiyesi gibi görünsede, çokca bencillikmiş. bunu kur’antum u okurken farkettim. Duyarlılık ve yardım konularını öyle güzel anlatmışsın ki Sevgili buRAK, uzun zamandır ne kadar duyarsızlaştığımın farkına vardım. Kuantum modeli hocalarımızın sürekli vurguadığı ”onlar seçti! onlar bu hayatı yaşamak istedikleri için yaşıyorlar! önce ben demelisin! yaşam alanlarına girmemelisin!” ve bunları duya duya zamanla ”evet, bu yaşam onların seçimi, onların tekamülü. istemeseler yaşamazlar” demeye başlamışım. hatta acı enerjisinin üzerimizden akıp geçmesini anlattığında koskocaman bir ünlem belirdi gözbebeklerimde. ve sırf o spirtüel öğretilerin ”empati, sempati getirir” deyimlerini yaşamamak için insanların acı ve ızdıraplarını paylaşmaktan, onları dinlemekten nasıl kaçtığımı farkettim. bir yanım sürekli onlarla olmak istese de bir yanım kendimi engellemek için çabaladı. Onca acıyı yaşamadan geçebilirmişim demek kendime gülmeme sebep oldu. yine ve tekrartekrar teşekkürler :)
9 yaşında bir indigo annesi olarak, ne çok anlamamışım dediğim şeylerde çok oldu. ve O Kitap sayesinde artık daha iyi anlıyorum ve oğlumla olan iletişimimiz inan çok daha eğlenceli oldu. Tanrı’nın doğum günü, Kur’antum ve şimdi İndigo mehdiyi okuyorum. sıradaki hedefim Peygamber çocuklar inşallah :)
Kur’antum da en çok sevgililer günü devriminde keyif aldım. özellikler ”seni seviyorum” demeyen, diyemeyen insanları nasıl güzel anlatmışsın. ve artık o insanlara baktıkça ”bağırsak hastası” diyeceğim :) ) ki bence ‘akıl hastası” ndan daha ağır bir deyim bu :) şimdi sabırsızlıkla KDR ‘i bekliyorum. ve (bu) hayatımda ilk kez oruç tutmayı düşünerek. 32 ‘ye az kala zannediyorum ”dosdoğru” yol göründü. Ruhuna selamlar, görünmez bağlarla kocaman sarılıyorum
******************************************
31 Temmuz 2011, 10:51:09
Kurantum İncebelli…
Sana üçüncü yazışım ve eminim hatırındayım.. Ve bir konuda daha eminim, gün gelecek ince bellide çaylarımızı tokuşturacağız.. Dediğin gibi zamanı var; sen hazırsın ama benim biraz daha zamanım var… Gorgoroth’dan Metallica’ya geçiş süreci biraz sarsıntılı  Ama gün gelecek ONE dinleyerek, Another Brick In The Wall dinleyerek de çayımızı içebileceğiz.. İlk mesajımda da dediğim gibi ilk kitabım; “Güzel Dünya Yayınevi”den çıkan sürüm.. İkincisi senden imzalı ve üçüncüsü de senin mürekkebinden çıkmış, imzalı.. Sevgiyle Eren Fidan diyorum sana can, senin gibi  Neyse sadete gelirsek, kitabımı yavaş yavaş okuyorum, ki ne hikmettir okurken çok uykum geliyor kimi zaman.. Bunaldığımdan değil ama bu üçüncüde gidişhat biraz daha farklı.. Ki son kitabı bahçemde, ağaçların altında, çardak gölgesi himayesinde, tahta divanda yatarak okuyorum.. Belki de doğanın yavaş oku eren,kaçırma hiçbir kelimeyi demek istediğinden uykumu getiriyordur (Elma,armut,nar,ayva,incir,üzüm ağaçları bu arada, he unuttum ceviz ve bir tane de çam var).. Kim bilir; tesadüfe inanmıyoruz değil mi  Ve demek istediğim, bugün hergün olan rütin işlerden sonra geçtim bahçeme, yaktım semaverimi, bekliyorum demlenmesini, ki ev ahalisini çağıracağım evden, getirin aşları, çayımız hazır diye.. (Nedendir ama eklemek istedim, bahçıvan değilim, makina mühendisiyim bu arada, bahçıvanlara da soygum sonsuz, harika bir meslek erbabı kendileri gözümde )Bu aralıkta da kitapı çırmıklayayım dedim.. Bu arada kitap hep bahçede yatıyor, masamın üzerinde… Masamda; çay için şeker, bırakmak istediğim sigaram ve çakmağım, soğuk suyum ve kitabım bulunmakta demirbaş olarak.. Neyse reiki ve semboller derken (içindeki aydınlanmış kişi senin içindeki aydınlamış kişiye sevgi ve barış getirmek üzere ulaşıyor sembolüyle) hüyoooop dedim, ben bu bileği tanıyorum galiba  Hele de bu üç itfaiyeciyi  O kadar mutlu oldum ki anlatamam can; Kur’antum’da yer almış yangın kovalarım, itfaiyecilerimin yer alması huzura eriştirdi beni ve onları  Ve eklemek istiyorum; page 325; rasyonel toplamı 10, biraz daha indirgedim 1! Var mı bir anlamı; ki kesin var da paylaşacaksın benle değil mi?
Yüreği güzel insan, uzun lafın kısası.. Seni seviyorum..
Sonsuz sevgi,sonsuz farkındalık,sonsuz varoluş bizlerle olsun.. Allah’ın yolumuza döşediği binbir güzellik ve kokudaki zambakları farkedebilmemiz için
Sevgiyle,sevdadan yana!..
Heyecanlı Müslüman
buRAK özDEMİR’in NOTU:
Çaylarımız konusunda söylemek istediğim birşey var. Çaylar vardır, bir kafede bir sürü insan birarada dipdibeyken içer. Ama paylaştıkları hiçbirşey yoktur. Bazı çaylar vardır ki. Dünyanın dört bir yanına yayılmış kişiler tarafından içilirler. Ve her deminde, birbirini hiç görmemekte olan dostlar annenin babayla, kızın kardeşiyle paylaştığında daha fazlasını paylaşarak içerler. İşte bizim, okuyucu ailemizde içtiğimiz çaylarımız da böyledir.
DÜNYA ÇAYBAHÇESİNDE.
Şu sıralar en büyük keyfim, akşamları semaverde çay pişirmek. Fakat bir noktanın altını önemle çizerim. Odun ateşinde. Elektrikle kaynatılmış sular, çaylarımızı kavuruyor, vardığım son tekamül istasyonu bu :) Odun ateşinde, yavaş yavaş tekamül etmiş çay, kendinden şekerli oluyor. Bu mesaj, kitapta bileğindeki Levh-i Mahfuz Mukatta Harfli dövmesini sergilediğimiz dostumuzdan gelmiş ki, dövmenin bana ait olduğunu düşünen bir diğer dostumuzun da sorusu cevap bulmuş oldu. İncebellilerimizi barış, huzur, devrim ve kardeşliğe kaldırıyoruz.
*************************************
31 Temmuz 2011, 10:41:01
…:)
Güzel insan sevgili buRAK Kardeşim aylarca sabırsızlıkla beklediğimiz KKD yi sabredemeden hızlı bir süzme ile -acaba ne güzellikler var -diye taramadan geçirdikten sonra artık baştan hazmede ede huzur ve sevinçle okumaya başladım.Sizi bu dünyada övmeyip nerede öveceğiz.Her şey için teşekkürler ediyoruz.Ellerinize aklınıza ve gönlünüze sağlık varoluş tarihinin en muhteşem anlarının güzelliklerini bize yaşatıyorsunuz final kimbilir ne güzelliklerle doludur heyecan had safhada benden daha genç güzel indigoların heyecanlarını ekranda görünce kendime sen ne duruyorsun heyecanını yalnız mı yaşayacaksın sen de haykırsana dedikten sonra ben de bu gençlerin arasına katılmak istedim.Sizi derin bir sevgiyle kucaklayıp öpüyorum.
**********************************
31 Temmuz 2011, 10:39:27
Anlaşılamaz Vaizler Kampından Bir Anekdot…:)
Diyanetin görevlilerini vaaz vermeyi öğretmek için aldığı hizmet içi eğitim kursunda kurs öğreticisi bir olay anlattı. hemde isim vererek..
F. Gülen İzmir kestane pazarında vaaz verirken adamın biri hocanın tek bir vaazını bile kaçırmamıştır. F. Gülen oradan ayrılırken adam hocanın yanına yaklaşır. “Hocam bu güne kadar yaptığınız hiç bir vaazı kaçırmadım.” Sorarlar. Ne anladın. EL CEVAP “HİÇ BİR ŞEY ANLAMADIM HOCAM…”
-Diyanetin çok konuşulacak ama hiç bir şey anlaşılamayacak vaazlarını verecek vaizler kursundan bir anektod-
***********************************************
31 Temmuz 2011, 10:32:50
Kurantum Muhteşem Boşluk…
Bomboşşşşşşş….
Şimdi nolacak…inandığım tutunduğum herşey bir bir uçtu gitti…
Astrolojiye inanır hemen hemen her gün falımı okurdum, gitti
Scret gideli baya oldu…
Kişisel gelişim kitaplarının yeni çıkanını çıktığı gün almazsam çatlardım…artık tek bir kitap okuyabilirim o kitap ta o kitap…
kitap yüklü bir eşşek olduğumu yine bir kitap aracılığı ile fark etmem ne büyük bir ironi…şükür herkese nasip olmaz…
daha bir sürü inanç, kalıp vs uçtu gitti…daha çook var biliyorum. Bir sorgulama bir düşünme bende hayırdır yani, düşünme demişken bir şey fark ettim, kafamın içinden öyle saçma diyologlar geçiyorki, yok böyle bir şey…alakalı alakasız, saçma sapan, bunları yeni fark ediyorum hani düşünme eylemine daha ciddi yaklaşmaya başladığımdan beri zihnimi izleyebiliyorum. Yani olumlu düşün öyle kolay bişi değil nasıl nerede olmuş bilmiyorum ama beyin sanki olumsuz düşünmeye programlanmış…bunu fark etmek beni biraz ürküttü ne zaman oturup kafamın takıldığı bir şey üzerine düşünmeye başlaşam o zaman zihnimi izleme fırsatı buluyorum ve insanın kafasından kendiliğinden bir tane mi olumlu hayırlı bir şey geçmez be kardeşim diyorum. Kendimi resmen hayıııırrr öyle değillll böyle, cırt cırt cırt bu ne karamsar bir düşünce neden bu şekilde olmasınki gibi zorla kafamı düzeltmeye çalışırken buluyorumki bu gerçekten zor ve yorucu bir eylem, kafanın için yoruluyor sanki garip bir his ve bu çok kısa sürüyor…hooop gelsin tekrar olumsuzluklar deryası…Olumlu hayırlı düşünmenin daha kolay bir yolu var mıdır acaba…
buRAK özDEMİR’in NOTU:
Bizim kitabımız insanın beynine yük yüklemez. Kitap yüklü eşecik haline getirmez seni. Doldurmaz. Tam tersine BOŞALTIR. Deha öncesi boşluk. O dehayla ne yapacağın sana kalmıştır.
****************************************************
31 Temmuz 2011, 10:30:08
Kurantum Değiş Tonton…
Kitabıma KKD ye bir çocuk coşkusuyla kavuşmamdan 20 gün geçti …İlk 5 gün her fırsatta okuduğumda daha yarısına gelmiştim ki aynı LM deki gibi yaşamımda değiş butonuna basılmıştı sanki ….bu kitab da da öyle değişim enerjisi devrim enerjisi yüklü ki elime aldığımda her taş sanki yerinden hoş bir şekilde oynayıp hareketli bir şekilde yaşamım tatlı tatlı alt üst oluyor :) )) harika bir şey bu :) ) yani aniden yardımcımız bi sebeple gitme kararı aldı mallar teker teker azaldı biz evimizi yine 3. kez 3 yılda yine neredeyse herşeyi vererek değiştirdik taşındık yine taşınmadan doğan fazlalıklarımız artık ihtiyaç dışı herşey bana fazlalık geliyor ya …..ihtiyacı olan kişilere bağışladık..hatta o karışıklıkta sehpalarda gereksiz duran onca süs eşyası annelerden yadigar herşey şehirdeki harika bir inisiyatif olarak taktir ettiğim Belediyenin Sosyal Hizmetler biriminin yaptığı araştırmayla tespit edilmiş ve katagorize edilmiş yardıma muhtaç ailelere gitti hem de kimden geldiği olduğu belli olmadan :) ) ..Oooh yine hafifledik.:)) Ama sanırım bizim ismimizi bilmeseler de resmimizi görecekler çünkü yanlışlıkla gönderdiğim kolilerden birinde de düğün fotograflarımız vardı çerçeveli :) )) çok güldüm kendime ne şaşkınım:)) O kadar sevinçli taşındım ki evi bir saatte bulduk ve taşınma 1 günde oldu bitti herşey tıkır tıkır dı yani :) ) hayretlerim devam etti zira yeni başladığım diyetimi yapamadım o tantanada yediğim onca abur cubura ragmen nasıl bir enerjiyle bu yorucu işleri yaptıysam yağ kaybetmişim hem de 2 kilo spor hocam aaaa nasıl da mutlulukla yapmışsan beslemen kötüde olsa vücudun seratonin ürettiği için zayıflamışsın dedi :) ))) ya KKD sen nelere kadirsin…herşey yerli yerine oturdu ve kitabımı da yeni evimde huzur içinde dün gece bitirdim…İçim rahat senden her yeni verisyonla gelen bu değiş tonton enerjisini çok seviyorum BuRAK …Ne olur yeni versiyonlar için bizi bu kadar bekletme dönmek isteyen değişim dişlilerimiz paslanmasın ….Hareket şart :) ) Sevgiler ve yine çok teşekkürler sana ve özüne saygıyla …
*******************************************
31 Temmuz 2011, 10:29:35
Kurantum…
Bu kitabı yazan neden sen oldun diye düşünürken sevgili ağabeyim, KKD bana cevabı verdi. Çünkü hakikatin etrafındaki bilgiyi ve sezgiyi sen zaten tırnakların ile kazıyarak buluşmuştun. Geriye kalan’ı ise sana, vermesi mümkün olan verdi..Çünkü o başka türlü zaten bilinemezdi. Huruf-u mukatta’ya gelince; o bize verilen bir hediye..Çünkü zihin kitabın başlarında bilgiye nekadar hazırlanırsa hazırlansın, kabul etmeye hazır olduğunu nekadar kendi kendine defalarca tekrar ederse etsin, sonunda arka arkaya yediği hakikat tokadı ile sendelerken yolu kaybetme ve hakikatten uzaklaşma noktasına, korkup geri çekilme noktasına geliyor.. Ve o zaman senin aklını başına tekrardan getirip(yüklenmeden doğan sistem arızalarını gidererek) seni kavrayabildiğin kadarında tutup programı yeniden başlatan ve öğrenme sürecine tekrar başlamanı sağlayan bu kadim bilgi oluyor..Ancak bütün bunları samimi bir şekilde ve inanarak düşünürken bile( hala biliyorum ya da anladım diyemiyorum) şüphe devam ediyor..Ve belki de öğrenme isteğini maksimumda tutan da bu şüphe duygusu..
**********************************************
31 Temmuz 2011, 10:28:24
Selam olsun tüm dostlara,
Yeni kitabı bir solukta okudum desem yalan olmaz. Canlı sitemizin sıkı takipcisi olduğum için hızlı okumam birazda bu sebeple oldu. Sakın bir köşeye kondu öylece duruyor sanılmasın. Bizim okuduğumuz bu güzel kitaplar her zaman tazeliğini koruyor. Daha önce bize gelen LM kitaplarından birini
Amerika’ya göndermek üzere bir dostumuza vermiştik. Kendisi
okumuş. Telefonda kitaptan bahsedince, vereceğimiz kişi
buRAK özDEMİR’in kitabı mı demiş. E ne diyelim. Yayılma ve yankılanma devam ediyor. Bizlerinde istediği bu değil mi?
Yeni kitap ruhları sarsmaya devam etmiş daha da sarsacağa
benziyor. Ellerine, yüreğine, gönlüne ve de ruhuna sağlık.
İstanbul’a geldim. Sizlerle aynı şehirde olmayı düşlemek ve
gönülden yakın olmak çok güzeldi. 6.Uluslararası Altın Eller
Festivali vardı. Havanın çol sıcak olması bile yeni dostluklar
kurmamızı ve güzel sohbetlerimize engel olamadı. İlgimi çeken iki şey den birisi Kazas işçiliği öteki kilim dokumaktı
onları da öğrendim tamam oldu.(şimdilik)
Stand komşum Trabzonlu idi. Beni ziyarete gelen dostumuzda
trabzonlu. Eh karadenizli fıkrası eksik kalır mı? Temel ile Dursun karşılaşmışlar Dursun bir oğlum oldu demiş. Temel
hayirli olsun adini ne koydun demiş. Oğuz kuydum deyince
neden kur’an dan bir isim koymadun demiş.Kur’an dan koydum da hani Oğuzubilla….var ya demiş
Yandaki trabzonlu fıkrayı başkasına aktarırken ya ne idi oğlunun adi .remazan mıydı deyince. Bizde kahkaha fırtınası oldu.
fıkranın devamı böyle oluyor demekki karadenizliler bir arada olunca.Karadenizli dostlara da selam olsun.
**********************************************
28 Temmuz 2011, 13:38:03
Kurantum…
Güzel insan sevgili buRAK Kardeşim aylarca sabırsızlıkla beklediğimiz KKD yi sabredemeden hızlı bir süzme ile -acaba ne güzellikler var -diye taramadan geçirdikten sonra artık baştan hazmede ede huzur ve sevinçle okumaya başladım.Sizi bu dünyada övmeyip nerede öveceğiz.Her şey için teşekkürler ediyoruz.Ellerinize aklınıza ve gönlünüze sağlık varoluş tarihinin en muhteşem anlarının güzelliklerini bize yaşatıyorsunuz final kimbilir ne güzelliklerle doludur heyecan had safhada benden daha genç güzel indigoların heyecanlarını ekranda görünce kendime sen ne duruyorsun heyecanını yalnız mı yaşayacaksın sen de haykırsana dedikten sonra ben de bu gençlerin arasına katılmak istedim.Sizi derin bir sevgiyle kucaklayıp öpüyorum.
***********************************
28 Temmuz 2011, 01:19:44
Çekirge…
Hayırlı akşamlar bizler içinindekileri okuyup ,gökyüzü maviliğine dalıp özümserken, Kitabı O sahiplendi. Bizlere de O’nu resmetmek kaldı.
Nasıl bakışlar fırlattı bi görseniz sahibenim der gibiydi.
Kurantum Çekirge
Burak özdemir’in notu:
Bu mesajı okuduğum sıralarda, aynı çekirgenin yeşil renklisi ayağımın üzerindeydi. Gitmeye hiç niyeti yoktu :) Fakat bu, gördüğüm en mükemmel çekirge resmi. Bu çekirge gerçekten usta olmuş :)
******************************************
28 Temmuz 2011, 01:13:27
Sivrisinek aynası…:)
merhaba..demin başıma çok ilginç bir olay geldi de paylaşmak istedim..yatağa uzanıp kkd okıycaktım ama bir anda bi sivrisinek tam kkdnin üstündeki kabenin üstüne kondu..normalde yurt odasında kalıyorum oda çok büyük değil sivrisineklerin uçabileceği pek fazla bi alan yok o yüzden böyle durumlarda beni ısırmayı tercih ediyorlar :) ..yine bu ihtimal aklıma geldi, ilk tepki olarak şunu halletmem gerekir dedim (normalde sivrilere zarar vermeyi tercih etmem kesinlikle ama bi gün uyandığımda 6-7 tane sivri ısırığıyla kaşınarak geçirdiğim için bu çareye başvurmam gerekebiliyor zaman zaman) tam o anda ne olsa beğenirsin; sivri tam kabenin üzerinde öldü!..bir anda ters döndü sivri efendi..hani bir an üzülmedim değil böyle düşündüğüm için ama takdiri ilahi işte napıcan :)
kıssadan hisse: sivri dahi bu devrime direnemedi şu anda direnen insanların vay haline :)
burak özdemir’in notu:
Kitap, sivrisineği yaşadığı hayatla yüzleştirmiş olabilir.  Kendine dışarıdan bakmaya yüreği dayanmamış olabilir. Darısı burada etrafımda dolanan sivrisineklerin başına :)
********************************************
28 Temmuz 2011, 01:07:58
dun gece kkd yi bitirdim .her zamanki gibi kimi zaman guldum kimi zaman ağladım.ellerine yureğine sağlık. rabbime sana  vesile olduğu için binlerce kere sukurler olsun.kitabı okurken kucuk ama benim için anlamlı olaylar yasadım. en sasırtıcı olan kitabı okurken kurantum değişiklik duğmesine bastığım o an “zil”in calması ve benim neye uğradığımı sasırmam ve gelen zilin kapı zili olduğunu anlamam arasında gecen sure … ve sonra kahkalar :) ))
yasadığımız olaylar. hem içde hem dısta. sehit verdiğimiz askerleimiz buna karsılık ozerklik ilanı yasanan ekonomik calkantılar.hersey bu guzel doğumun parcaları biliyorum ve iman ediyorum.yada etmeye calısyorum ki hala bu sıkıntaları kalbimde yasıyorum.   icimde  oyle vosvoslar var ki kimi zaman bu olaylar beni karamsar ediyor ve dusuncelerim oyle karanlık oluyor ki kendime bu karanlık vosvoslardan inderemiyorum. biliyıorum ki bu benim kendi kıyametim.. ben değişirsem ben oz suyumu temizlersem ben inanırsam hersey değişecek. buna tum kalbimle inanıyorum..yada umut ediyorum diyelim..
sadece bu yasadıklarımı bugun seninle kardeşin olarak paylasmak istedim..allaha emanet ol.. sevgilerimle…
************************************************
28 Temmuz 2011, 01:05:17
Şu anda bu satırları yazarken için için ağlıyorum. Levh-i mahfuz u iki kez okudum . Hayatımda hiçbir kitabı onu sevdiğim kadar sevmedim. öyle ki bize misafirliğe gelen bir akrabamıza gece benim yastığımı vermiştim . Benim yastığım kalmamıştı .Bizim evde herşeyden gerektiği kadar vardır. Biri gelince benim eşyalarım ona gider ben hiç gocunmam çünkü rabbim beni sevgisiyle sarar sarmalar . O yüzden nerede nasıl uyuduğum değil, onunla olup olmadığım hayatımın amacıdır.
o gün yerde yatıyordum yastık oalrak levh-i mahfuz u koydum başımın altına ,sabah uyandığımda benimleydi . Hani bazı küçük çocuklar pufuduk oyuncakları ile yatar ,sabah kalkınca da ilk iş ona sarılırlar ya ben de kitabıma sarılırım. Okuduğum onlarca kitaptan sonra nefesimi kesen tek hakikat kitabına .
LEVH-İ MAHFUZ A
Lütfen beni Rabbimle yalnız bırakın ,Lütfen kimse RABBİMLE BENİM arama girmesin.Annemde artık girmesin. Etraftaki tek doğrunun kendileri olduğunu sananlar da . Hele şimdi ramazan da geliyor. Tüm kanallar bağırır artık . Şöyle yapın da böyle ibadet edin. Halbuki RABBİM zaten benimle beraber . Ben çığlık çığlığa ağlayıp ,tanrım neredesin ,neden beni duymuyorsun diye bağırdığım zamanlarda o hep benimleymiş ,halbuki siz sözde din adamları demiştiniz ki ,
O KADAR İŞİN ARASINDA SENİ Mİ DUYACAK .
Bırakın artık başkalarını ,kendi rızanızla hemen bırakın .Bırakın ona af isteyin . Ben 42 yaşındayım ve RABBİMİN beni ne kadar sevdiğini ancak gerçekleri LEVH-İ MAHFUZ la tanışınca anladım.Sizlere kalsaydı diri diri toprağa gömmüştünüz beni .
buRAK la uğraşmayı da bırakın artık. bırakın onu rahat .onun cesareti olmasaydı bizler hala sizlerin kuklasıydık.
çok mu istiyorsunuz onun tahtını kıskandınız mı onu ? Yaradan neden mi onu seçti de seni seçmedi .Git bak aynaya en derinlere ,sor kendine bu cesaret var mı sende ,bu güç sende olsaydı ölü bir yazar olamyı seçebilir miydin sende yoksa kanal kanal dolaşmak mı isterdin TANRI beni seçti diye .
İşte cevabı sen verdin ,hadi hemen başla tevbeye ,bırak RABBİM benimle kendi konuşur. Hadi sen de oku RABBİN sevgisi sınırsız .sana da yer var yeter ki iste .Bak nasıl sarıp sarmalıyor seni de . ama önce hazır ol kendi kıyamını yaşamaya . Çoğu kişi zannediyor ki levh-i mahfuzu okuyunca pat mutluluk geliyor. HAYIR .Herkes kendi payını alıyor RABBİN kıyametinden. Çünkü yıkması lazım o eski zihinleri .
Bu yüzden ben hala çığlık çığlığa ağlıyorum ve bütün hücrelerimle rabbime şükrediyorum.
Beni de yaz RABBİM lütfen beni de say ,beni de sevgi cennetine al . ama ondan önce nolur bana uzun ömür ver de İSA nın gelişini ve Papaların yüzünü nefes bile almadan izleyeyim.
Teşekkürler kendi TANRISALLIKLARINI keşfedip , bunu her ne pahasına olursa olsun insanlığa da sunmak için hayatlarını harcayan tüm peygamberlere ve teşekkürler bURAK . İYİ Kİ VARSIN
***************************************************
28 Temmuz 2011, 01:04:16
Değişim…
Yarım elma gönül alma yazını okuyunca (kitaptan) onore oldum, ilk kez bir kitapta yazım çıktı :) O gün marka stratejistliği naraları atan ben var ya; bugün ne yapıyorum biliyor musun ? Gıda toptancılığı :) Sizin taraflardan bir madem öyle işte böyle değildir inşallah zira o zaman Tanrı bir tek beni sevmiyor olur çok bozulurum.
Şaka bir yana bu son kitap gerçekten çok güzel… Hani bizi şaşırtmaya alıştırdın ve çok da şaşıracağım bir şeye rastlamadım henüz kitapta fakat kuvvetli tezler, yorum bütünlüğü ve düz ama keskin mantık, ben ustalık dönemi diye buna derim (senin sancakçıbaşına taş olsun)…
Hakikaten bakıyorum da kitap çıktıktan sonra dünyadaki, Türkiye’deki ve bendeki gelişmeler (3 aydan uzun hiçbir kızın dayanamadığı ben evlendim :) ) gerçekten çok hızlı bir çarka girmişiz… Şimdilik etraf çok puslu görünse de, senin kitabın sayesinde ben inandım arkadaş herşeyin sadece daha iyi olacağına.
Müjdelediğin güzellikler tez gerçekleşsin inşallah…
**************************************************
28 Temmuz 2011, 00:56:57
Levh-i Mahfuz ve sonrası…
2009 9 Mart günüydü; yaklaşık 18 yılımı verdiğim mesleğimde o dönemki şirketimdeki entrikalar güç savaşları ve yozlaşmalarla boğuşup burada bu koltukta bana benden bekleneni yapmak istemediğim bir yerde artık hala ne işim var dediğim bir anda içimdeki her hücrenin Yaradana haykırması ve sessiz ama tükenmişliğin son imdat çağrısı o çığlığın önümdeki klavyenin tuşlarına ve hatta gmail den Allah’a özel bir mesaj atma haline vardığı bir çıldırma noktasında …tüm inanç arayışlarım din ve milletimin onun tarafından neden terk edildiği ve neden sevilmediğimizi cinsel kimliğimin bildiğim öğretilen dinde bile neden hep arka planda kalması gerektiği neden kapanmam neden hep bana uymayana itaat etmem kural din iman budur diye dayatıldıgı kanaatimle ona tüm samimiyetimle sorularımı peş peşe yönelttiğim bir isyan noktası…sayfalarca yazıp sanki öyle bir email adresi varmış gibi allah@gmail.com a yolladığım akşamüstü…Yazarken boşalıp dolu dolu haykırıp ağlamaktan artık gözlerimin şişmesi sonucu ertesi gün izin alıp bağdat caddesinde dolaşmaya çıkmıştım. Tarih 10 Mart 2009 Persembe saat 11:00 Nezih kitabevinin çnüne çekildim muazzam bir ışık demeti sanki mıknatıs gibi beni içeri çekti …Tüm vucudum zihnim beynim tıpkı güdümlü bir füze gibi şuursuzca rafta adını bile ışıktan görmeden kasaya uçarcasına gidip parasını ödeyip dışarı çıkarken tit tir titrediğim bir kitaba – LEVH-İ MAHFUZ a yöneldi…Halim çok garip ve tarifi mümkün olmayan bir ruh halindeydim. Öyle ki arabamla geldiğimi unutup dolmuşa binio hiç alakasız bir semte son duraga kadar Kadıkoye gitmişim evim Çekmeköydeyken)) Okuyarak nasıl nerede ne yaptığımı unutaraf geçirdim bir 15 gün …Ağlayarak haykırarak kah gülerek yaşadığım içsel deprem ve taşların sonra sessizce içimden ışıyan güneş ve hafif bir meltemle yerine oturması…Bu arada ruh eşim diye zannettiğim kişinin günlerce önümde kitabım çığlık çığlığa okuyup haykırmak istediğim kitab ve içindekilere sanki yokmuşum o kitab yokmuş gibi yaklaşması ve bu sarsıntının da yaşadığım oncasına eklenmesi…Aradan 3 yıl geçti sanki ruhumun dönüş değiş anahtarını çevirdi bu kitab tam 5 kez okumuştum sonra sayısız arkadasıma hediyeler evimi donatmalar başbaşana varan mektuplarım kitabı tavsiye değil neredeyse zorla okutmaya çalışmalar ) etrafta onu okuyanlardan oluşturdugum yeni ailem …Hayatıma giren yeni samimi insanlar hayatım zannettiğim yalandan sapır sapır benden uzaklaşanlar …Devrimler.. kendi kişisel kıyametim…istemediğim işi ve onca parayı bir nefeste bırakmalar arkama bile bakmadan vazgeçmeler …ilişki ve yaşayış tarzımı degerlerimi dokularıma işleyen benlik kimlik algımı değiştirmeler aile içi yerinden oynayan taşlar 40 yılı aşkın yaşadığım yeri bir gecede terk edip mağarama çekilmeler …Hala yapamadığım devrimler var …Daha gecenlerde Umreye giderek hacı ve daha imanlı bir müslüman olduğunu söyleyen eşime beni senin SAPKIN kitablarını okumakla suçlayan ve belki de kapanmalısın artık sana eşin olarak emrediyorum diyen eşime hala inatla bildiğpim Kurantum Kuranı Ayetleriyle cevap verme ve Allah adına onunla savaşma cesaretini gösterip hayatımı tehlikeye atıyorum Bırakıp gidemiyorum onu zira otizmli bir oğlum var ve babasına da bana da çok düşkün onsuz olunca çok mutsuz oluyor bir gün görmezse çok hassaslasıyor dedesinin bacaklarına yatıyor babam kokuyorsun diyor bu da beni çok zor durumda bırakıyor…Neyse yine öyle bir gün biz senin DOĞRU YOLA SAPTIRAN kitabın ile ilgili kavga ederken ben ağlayarak odama gittim ve Rabbime sığındım o da ayrı bir odaya gidip yattı aradan 5 dk gecti veya gecmedi korku ve panikle benim oldugum odaya geldi…Yüzü bembeyaz ve elleri tüm vucudu tir tir titriyordu …Anlatabildiği kadarıyla yataga yatar yatmak bir simsiyah SONSUZ bir girdaba cekilmiş tüm vücudunun muazzam bir güçle kapkaranlık bir vortexle karadeliğe çekildiğini çığlık atmak istediğini adımı seslendiğini ama duyuramadığını nefes dahi alamadığını söyledi…Korkusundan sadece benim ona ne yaptığımı sordu beni büyücü sandı :) ) başına gelenlerden beni suçladı yine …Valla ne yaşadı bilmiyorum ama tek bildiğim tıpkı güzel Kuarntumda dediği gibi SUR’A KARI KOCA arasına girmişti…Seni sürekli takip ediyorum yeni kitabım yeni şehrimde yani mağaramda benimle yine korkusuzca okuyorum artık eşim de gizli gizli sayfaları karıştırıyor kim bilir belki bir gün okur zamanı gelince …
************************************************
28 Temmuz 2011, 00:45:35
Anladım ki yaşam en büyük hediye insana.Kimseye devredilmeyecek kadar değerli.Kimsenin boyundurluğuna, hükümdarlığına köle edilmeyecek kadar güçlü. Kendin için yaşamalı,Tanrı için. Özüne inmeli hayatın, özüne katmalı hayatı. Dalgalar bedenine çarptığında karışmalı denizlere, ruhun akmalı.Yağmurlar yağarken tenine, tutulmalı nefesin ılıklığa. Toprak olmalı o an,bünyene sızdırmalı damlaları. Tabiata karışmalı aklın, ruhun ağaçlara tırmanmalı.Zamanı durdurmalı kar taneleri kirpiklerine değdiğinde. Rüyalarının peşine düşmeli insan, gördüklerini aramalı, bulmalı ardından. Rüyayı yaşamalı. Değdiğinde gözleri gözlerine, soluksuzluğunda kalmalı. Işıkları izlemeli insan.Yıldız gibi parlayan gözlerin ışığını. Kanına karıştırmalı aşkı.Damarlarına basmalı sevgilinin sıcak öpücüklerini.Titreyişlerine ömür biçmeli.Sonuna kadar gitmeli insan sevdiğinde.Korkusunu düşürüp gözlerinden,kuşkusunu silip belleğinden,yüreğini bırakıp olduğu yere gitmeli. Aşka gitmeli sevgilinin varlığında.Ona karışmalı, ruhsuz, yüreksiz,düşüncesiz.Aniden sızmalı boynuna.,tenine karışıp, çizgilerinde yol almalı.Hiçbirşey düşünmeden…Sadece aşkla.Teslimiyet içinde.Sonsuz güvende.Aklını boşaltıp, ellerini şımartmalı insan. Düşleri yaşamalı geç olmadan.Mumlar teninde erimeli,ateşi gözlerinde söndürmeli insan aşık olunca.Bekletmemeli aşkı kundaklarda.Okyanusların cıvıltılarında duymalı sevgilinin sesini, dağların yüksekliklerinde hissetmeli soluğunu. Yaşamalı insan.Mutluluğu…Huzuru…Dinlemeli.Belki bir sesten, belki bir resimden.Şelalelere dalmalı insan en keşfedilmemiş topraklarda.Suyla buluşmalı arınacak benlikler.Ruhunu serbest bırakmalı insan Tanrı’nın yaşam alanında. O’nu hissetmeli gözlerine kazıdığı aşkta.Sevişmeli ruhuyla, bedeni.Sevmeli insan.Çok sevmeli.Önce kendini.Önce Tanrı’yı.İçindeki sonsuz kaynağı bilmeli.
Yansımalı…
Işıldamalı ruhu karanlık gecelerde.Ay ı katmalı şarkılarına,Güneşi eş seçmeli teninin aydınlık tonuna.Toprağa akmalı, gökten düşenler, bedeninden.Bedeninin her durağında bir dünya yaşamalı.Kilitlerini açmalı aklının. Yaratmalı! Dünya içinde dünya yaratmalı insan içindeki Tanrı’yla. Sunulan hayatı onun yansımasında keşfetmeli.Hissetmeli çevreki canlıları.Seyahatlere çıkmalı insan bedeninde.Sonsuza kadar atmalı insanın kalbi,yaşam için atmalı.İnlemeli yüreğinin sesi boşluğunda Tanrı’nın.
Ulaşmalı…
O’na ulaşmalı.Aşkla.Savaşla.Ruhla.
Evrene karışmalı nefesin en ön sıradan.Minnettar olduğun hayatı dibine kadar yaşamalı insan.Büyük ruhla.Özgür ruhla.Yalnız O’na bağlı,yalnız O’na esir bir ruhla.Teşekkür sunmalı her düşen gülümsemeye.Egoyu devirmeli insan, benliğinin katmanlarını tek tek ziyaret etmeli.Düşmeli peşine sır’rın.Korkmadan…
Önce kendini keşfetmeli insan.Sonra düşmeli bir aşka.Ve kaybolmalı evrenin boşluğunda.Kıpırtısız.Sade.Sadece. Yükselmeli insan en diplere.
Kokusunu duymalı insanın, ciğerlerinin en derininde. Saklamalı tüm aromalarını gözlerin.Tadına varmalı gözlerinden, yüreklerine akarken.Asılı kalmalı aynanın organlarında.Elleri sevişmeli insanın kalemle, kazırken bir aşkı kağıtlara.
Yansıtmalı insan.Ruhundan yansıtmalı.Gözlerinden yansıtmalı.
Evreni… Tanrı’yı…
İçindeki sonsuz sınırsız Gücü yansıtmalı insan, fersiz yüreklere.Soluk ruhlara.
Hissederek yaşamalı hayatı…Gülücükleri oynaşmalı hayatla. Tüm organları gülümsemeli hayata. Yalnız aşkla.Yalnız sevgiyle. Korkusuzca sevmeli insan.
Kibirsiz.Kötülüklerden uzak.Cesur. kokusundan tanımalı sevgiliyi, deniz aşırı ülkelerde. Kokusundan seçmeli hayatı, güneşten toprağa dek iletmeli.Damarları koparcasına, hücreleri parcalanırcasına titretmeli bedenini. Yalnızca sevmeli insan. Önce Tanrı’yı… Önce kendini…
Levh-i Mahfuz etkisinde yazılmış satırlardı, hücrelerin en aşk titreşimlerinde.
**********************************************
28 Temmuz 2011, 00:44:12
Kurantum…
Levh-i mahfuz’u okuduktan sonra ”atadan müslümandım, din değiştirdim müslüman oldum” dedim. Büyüsü hala geçmiş değil üzerimden ve hala anlatacak kelime bulamıyorum.
Taş olup kalacak ya da cayır cayır yanacak inançlarını fazlasıyla benimsemiş, öbür tarafa gidince kirpiklerimizle tuz taneleri toplayacak bir çocukluktan geldim bende. Fazlaca korkularım vardı, kendime bile belli etmediğim. Fazla dini insanların ‘inançsız’ sıfatlarıyla kırıldığım günlerde olmuştu zamanında. İçimde sadece aşk vardı. sonsuz sınırsız bir aşk. neye, kime olduğunu bilmedğim, nasıl akacağını kestiremediğim bir aşk vardı damarlarımda. ve biliyordum içimde biryerlerde. O bana kıymazdı, O beni yakmaz ve incitmezdi.O beni, benden ve herkesten çok severdi.Ve benimde yaşamımda hepimiz gibi mucizeler oldu. (02.02)
O Kitap, hayatımın ve Şah damarımın gerçeği, tüm inançlarımı altüst edip, zirveye yerleşen, hücrelerimi sonsuz sevgiyle raksettiren O Kitap beni ”hayat” gerçeğine ulaştırdı. Oynadığım oyunu anlamamı, ve oyundan oyun bahçemden zevk almamı, kendimi af ve kabul etmemi ve en derinden sevmemi sağladı. İlk sayfalarda ”yok canım! Töbe töbe! mümkün mü, acaba! ‘ya gerçekse’ ” lerle başlamış olsamda kısa süren şoktan sonra o okyanusta nefesim kesile kesile yüzdüm. İnanılmaz keyif alarak, sevgisini damarlarımda hissederek, kendimi sorgulaya sorgulaya, ve hiç bilmediğim gizli bahçelerime giderek ilerledim. zaman aldı hazmetmem. ve hala devam ediyor. tam anlamıyla devrim yaptum diyemem, fakat çok fazla değişim yaşadım zevk alarak.Ve çok inandım O’nunla konuşmalara, bilginin gerçek KAynağından geldiğine ve hiçbirinin kurgu olmadığına. yapılan yorumlarda ‘kurgu’ kelimelerini görüp, senden bir cevap göremeyince içten içe küstüm, kırıldım  biliyorum diyordum kendi kendime. Bu gerçek.Bizzat Tanrı katından. mümkün değil, bir insan zekası bu kadar Tanrısal açıklayamaz Ve Kur’antum Kur’an-ı Devrim’de röportajını okuyunca gözlerim sevinç çığlıkları attı resmen Neden bu kadar takıldım bu kısma onu da bilmiyorum. Kitabı elime ilk aldığımda beyaz sayfalara olan zevksizliğimden biraz bozuldum  ve DONA’yı aradım. O kadar cok alışmışım ki o şefkatli ”küçüğüm” sözcüklerine. ve senin dünyanın en eğlenceli sorularını soran sevimliliğine. ikinci bozgunum bu oldu. Normalde sırayla olkurum sayfaları asla ve meraktan çatlasam bile arka sayfalara bakmam ki heyecanı kaçmasın. ama inceledim. ilk gördüğüm şey dövmen oldu ve çok kıskandım, canı tatlılardan olan ben ”evet! hemen yaptırıcam” dedim  sonra D.ona. gülümsemeye başladım. röportajını okuduğumda helal olsun dedim. ve bu hızla ilk sayfalara dönüp son sürat ilerlemeye başladım. ve okudukça kendi yüreğimden utanacakken ”kıyas” konusu cıktı karşıma  herşeye önceden cevap vermiştin sen. Kendi korkularımı bilip, senin korkusuzluğunu gördükçe ne cok güldüm kendime bilemezsin. Teşekkürlere bile önceden cevap vermiştin. ve farkettim ki aslında seni okumakta inanılmaz keyifli hatta muhteşemmiş.
Söyleyecek çok sözüm var, dile gelmek için birbiriyle yarışa giren. Bu aşkın zerrelerimde yarattığı şahane duyguları sıraladıkça, ve dillendirebildiğim sürece ”yaşayacağım” hissede hissede .
02.20  Bİz’i seviyorum.O’nu seviyorum.ona aşığım, kendimi derinden seviyorum.
Ruhuna sevgilerle…
************************************************
23 Temmuz 2011, 16:21:52
Merhaba buRAK bey, Tanrının Doğum Günü ve Levhi Mahfuz kitaplarınızı okudum fikrimi şöyle özetlemek istiyorum ”Kişisel kıyametimi mi yaşıyorum acaba? ” :) ))
************************************************
23 Temmuz 2011, 16:19:27
kitap harika…bildiğimiz bilgileri açığa çıkarıyor…bu arada bilmediğimiz gerçekleride öğrenmiş olduk…yüreğinize sağlık…düzen bozmaya devam mmmm:))))
********************************************
23 Temmuz 2011, 16:17:56
Kurantum…
Levh-i Mahfuz ve yaşamım değişti, gönlünüze, düşüncelerinize sağlık, Kuran tum okuyorum .
***********************************************
23 Temmuz 2011, 15:48:20
Kurantum Okuyucu Yorumu…
Değerli Kardeşim,
Günün güzel geçsin.
Dün sabah Portekiz’den döner dönmez Bursa  Korupark D&R’dan 2 adet
Kurantum Kuran-ı Devrim’imimizden aldım.Yanımdaki dostuma birini hediye
ettim. Kendi evime girdiğim andan itibaren inan bana başından
kalkamıyorum…
Kardeşim.Bu ne güzellik.
Bedenim Portekiz’den THY ile uçtu ama ,şu an ruhum kitabımızla evreni
habire turluyor…
İyi ki varsın…İyi ki bu ailemiz var.
Yıllar önce Tanrı’nın doğum günü’nü Portekiz’de bitirmek nasib
olmuştu, arada Levhi Mahfuz ve şimdi Portekiz dönüşü Kurantum mucizesine
tanık olmak…
Seni seviyorum.Bu ailenin bir üyesi olduğum için onur duyuyorum.
***********************************************
23 Temmuz 2011, 15:41:14
Kurantum Okuyucu Mektubu…
Sevgili buRAK, gönlüne, ruhuna kocaman yüreğine selam olsun.
Levh-i mahfuz’u okuduktan sonra ”atadan müslümandım, din değiştirdim müslüman oldum” dedim. Büyüsü hala geçmiş değil üzerimden ve hala anlatacak kelime bulamıyorum.
Taş olup kalacak ya da cayır cayır yanacak inançlarını fazlasıyla benimsemiş, öbür tarafa gidince kirpiklerimizle tuz taneleri toplayacak bir çocukluktan geldim bende. Fazlaca korkularım vardı, kendime bile belli etmediğim. Fazla dini insanların ‘inançsız’ sıfatlarıyla kırıldığım günlerde olmuştu zamanında. İçimde sadece aşk vardı. sonsuz sınırsız bir aşk. neye, kime olduğunu bilmedğim, nasıl akacağını kestiremediğim bir aşk vardı damarlarımda. ve biliyordum içimde biryerlerde. O bana kıymazdı, O beni yakmaz ve incitmezdi.O beni, benden ve herkesten çok severdi.Ve benimde yaşamımda hepimiz gibi mucizeler oldu. (02.02) :)
O Kitap, hayatımın ve Şah damarımın gerçeği, tüm inançlarımı altüst edip, zirveye yerleşen, hücrelerimi sonsuz sevgiyle raksettiren O Kitap beni ”hayat” gerçeğine ulaştırdı. Oynadığım oyunu anlamamı, ve oyundan oyun bahçemden zevk almamı, kendimi af ve kabul etmemi ve en derinden sevmemi sağladı. İlk sayfalarda ”yok canım! Töbe töbe! mümkün mü, acaba! ‘ya gerçekse’ ” lerle başlamış olsamda kısa süren şoktan sonra o okyanusta nefesim kesile kesile yüzdüm. İnanılmaz keyif alarak, sevgisini damarlarımda hissederek, kendimi sorgulaya sorgulaya, ve hiç bilmediğim gizli bahçelerime giderek ilerledim. zaman aldı hazmetmem. ve hala devam ediyor. tam anlamıyla devrim yaptum diyemem, fakat çok fazla değişim yaşadım zevk alarak.Ve çok inandım O’nunla konuşmalara, bilginin gerçek KAynağından geldiğine ve hiçbirinin kurgu olmadığına. yapılan yorumlarda ‘kurgu’ kelimelerini görüp, senden bir cevap göremeyince içten içe küstüm, kırıldım :) biliyorum diyordum kendi kendime. Bu gerçek.Bizzat Tanrı katından. mümkün değil, bir insan zekası bu kadar Tanrısal açıklayamaz:) Ve Kur’antum Kur’an-ı Devrim’de röportajını okuyunca gözlerim sevinç çığlıkları attı resmen:) Neden bu kadar takıldım bu kısma onu da bilmiyorum. Kitabı elime ilk aldığımda beyaz sayfalara olan zevksizliğimden biraz bozuldum :) ve DONA’yı aradım. O kadar cok alışmışım ki o şefkatli ”küçüğüm” sözcüklerine. ve senin dünyanın en eğlenceli sorularını soran sevimliliğine. ikinci bozgunum bu oldu. Normalde sırayla olkurum sayfaları asla ve meraktan çatlasam bile arka sayfalara bakmam ki heyecanı kaçmasın. ama inceledim. ilk gördüğüm şey dövmen oldu ve çok kıskandım, canı tatlılardan olan ben ”evet! hemen yaptırıcam” dedim :) sonra D.ona. gülümsemeye başladım. röportajını okuduğumda helal olsun dedim. ve bu hızla ilk sayfalara dönüp son sürat ilerlemeye başladım. ve okudukça kendi yüreğimden utanacakken ”kıyas” konusu cıktı karşıma :) herşeye önceden cevap vermiştin sen. Kendi korkularımı bilip, senin korkusuzluğunu gördükçe ne cok güldüm kendime bilemezsin. Teşekkürlere bile önceden cevap vermiştin. ve farkettim ki aslında seni okumakta inanılmaz keyifli hatta muhteşemmiş.
Söyleyecek çok sözüm var, dile gelmek için birbiriyle yarışa giren. Bu aşkın zerrelerimde yarattığı şahane duyguları sıraladıkça, ve dillendirebildiğim sürece ”yaşayacağım” hissede hissede .
02.20 :) Bİz’i seviyorum.O’nu seviyorum.ona aşığım, kendimi derinden seviyorum.
Ruhuna sevgilerle
*******************************************
23 Temmuz 2011, 15:39:00
Levh-i Mahfuz Kurantum Okuyucu Sorusu…
İnşallah yeni çağcılarla bir alakamız yoktur, zira kitap gerçekten kader değiştiriyor…
buRAK özDEMİR ‘in NOTU:
Ne Levh-i Mahfuz ne Kurantum. Bizim sonu -cı, -cu, -cü ilen biten hiçbir kelimeyle hiçbir ilgimiz/alakamız yoktur. Biz, fikirlerin, düşüncelerin arkalarında hiçbir -cı-cu-cü olmadan da yaşanabileceğini göstermek için buradayız. Yaratıcı fikir ve onu yaratan öz. Biz sadece bu ikisiyle ilgileniriz. Kimseyi tanımayız. Ağaç değil meyve yeriz.
***************************************************
23 Temmuz 2011, 15:11:51
Kurantum ile sevgi…
Selamlar buRAK kardeşim. Kur’antum Kur’an-ı Devrim hepimize kutlu olsun. Yüreğine, ruhuna, zihnine ve eline  sağlık.  Yeniçağ bakış açısını ve yaşama biçimini ufkumuzun önüne alabildiğine samimiyetle seren bu hakikat sesi, eminim hepimizin sadece kulaklarında değil, yüreğinde ve tüm hücrelerinde çınlayacak. Bu bir aşk. Biz doğum günü sevgilileriyiz.
Dün gece sevgilim ve ben neredeyse sabaha kadar bu aşkı paylaştık. Ellimizde Kuantum Kur’an-ı Devrim birbirimize okuduk. Güldük, hüzünlendik, en çok da düşündük. Yepyeni nöron bağlantıları beynimizde şıkır şıkır yandı. Hakikatin sesi ses verince, beynimizin hücreleri saygı duruşuna geçiyor, bunu bir kez daha anladık. Allah bizi bizden ayırmasın.1ir’lik beraberliğimiz kurantum’un ışığında dalga dalga yayılsın.
*****************************************************
23 Temmuz 2011, 15:07:19
Kurantum Okuyucu Mektubu…
Sevgili buRAK,
Çocukluğumdan beri çok kitap okurum, ama 7 yıl öncesine kadar sayısını bilmediğim onca kitap arasından seçtiğim tek bir başucu kitabım bile olmamıştı. Hatta bir kitabı, ödünçten geri gelmiyor diye onlarca kez yedeklediğim hiç olmamıştı:) O Kitap tüm BENliğimle okuduğum tek kitap oldu. Şimdi başucumda, salonumda, kütüphanemde, valizimde…Az önce ise tüm BİZliğimle Kur’antum’u bitirdim. Koltuğa uzanmış kitabımızı keyifle okurken birden bu kitabı okuyacak başka zihinler aklıma düştü. Kalpleri mühürlenmişler için ne zorlu bir okuma olacaktı bu, sözler dikenli tel olup batacak mıydı? Nefretleri daha da mı artacaktı? derken kitabın sonundaki Arapça yazıyı gördüm:))) Evet, kesinlikle olacak olan buydu.
Bakmayın öyle rahat halime kendi muhasebemi de yaptım okurken. 7 yıllık bu süreçte işimi, eşimi ve dostlarımın çoğunu değiştirmedim, yani öyle karşıdan bakıldığında radikal görünen değişimler yaşamadım. Çok şükür, mutlu olduğum için. Dinimi de çocukken kendim seçmiştim, kayısı ağacına tırmanmış gün batımını seyrederken “Allah’ım nüfus cüzdanımda dinim İslam yazıyor, ama ben orada yazdığı için ya da beni cehenneminde yakacağından korktuğum için değil, şimdi, şuan sana gerçekten inandığım için müslüman oluyorum” deyip şehadet getirmiştim. (Budha diye birisine de İncir ağacında ilham gelmiş, ama ben ondan etkilenmedim, dediğimi de hatırlıyorum:)
Hep inançlı biri oldum ama ben çocukluğumda yaşadığım o günün heyecanını yitirmiştim, spritüelizmle ilgili kitaplar okudum, birkaç basit soruyla tüm felsefeleri yerle bir oluyordu. Kur’an-ı anlamaya çalışıyordum, kafa patlatsam da çözemiyordum. O halimle de korkularım yoktu, ölümle, yaşamla da sorunum yok, derdim. Sonra O Kitabı okudum, tüm sorularımın cevap bulmasının verdiği HEYECAN ve huzur, ardından tekamül çabası…buRAK’ın günlük üzerinden yazdıklarıyla kendimi törpülemem, önyargılardan, tampon bellekten kurtulma çabaları…Kur’antum’u okurken tüm bunları düşündüm. İyi, duyarlı ve dürüst bir insan olma yolunda ama atalet içinde yaşıyordum. Kitabımızın yanı sıra günlüğün de üzerimde büyük etkileri oldu. Bakış açımın ne kadar değiştiğini gördüm, iyi bir insan olduğumu düşündüğüm günlerde aslında ne kadar çok eksiğimin olduğunu farkettim. buRAK bizi dinlediğin ve gerektiğinde yumruğunu vura vura yanlışlarımızı bize gösterdiğin için kendi adıma çok teşekkür ederim. “You are my true North” (kızma bir film repliği sadece:)
Şimdi heyecan var hayatımda, yatağımdan heyecanla kalkıyorum, heyecanla dua ediyorum, heyecanla işimi yapıyorum. Sanırım bunun bir adı da yaşama sevinci. İnsanın yaşama sevincini yeniden kazanması devrim midir? Ben bu devrim işini yanlış mı anlamışım?
Aslında tek dileğim her okuduğumda gözlerimden yaşlar akıttığım şu ayeti gerçekleştirmiş olarak Rabbim’e dönebilmek.
“Ey mutmain olan nefs. Sen Allah’tan, o da senden razı olarak rabbine dön” Fecr 27, 28.
*****************************************
23 Temmuz 2011, 15:05:28
Kurantum Okuyucu Macerası…:)
Hayatımda gecenin 2:00′sinde ilk defa kitap aldım. Taxim mephisto’ya attım kendimi ve Kurantum nolur hayatımın bu gecis doneminde ilac gibi gelsin dedim..Gecenin koru ve beraat kandili olması bi tesaduf olmasın..ki hicbisi tesaduf diildir dimi..
*******************************************
23 Temmuz 2011, 14:27:39
Kurantum Okuyucu Mektubu…
14 Temmuz Perşembe günü ben, ölümün sesiyle uyandım. Önce alçaktan uçan bir jet geçti diye düşündüm, bir de bazen kamyonlar anayolun biraz bozuk yerinden geçerken kasalarından ses gelir genellikle. Ard arda gelen bu sesler bana gayet sıradan geldi ama beni uyandırmaya da yetti. Ben de biraz odamda oyalandıktan sonra salona gitmek üzereyken birden her yandan helikopter ve siren sesleri gelmeye başladı, aceleyle çıktım ve kardeşimin peşinden gittim. Sahil şeridi arabalarla doluydu ve insanlar panik halindeydi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken kardeşim, komşumuzdan denize bir uçak düştüğünü öğrendi.
Bütün diğer merak içinde olan insanlar gibi biz de deniz kenarına gittik. Kıyıdan yaklaşık 50mt uzağa düştüğünü söyledi olayı görenler. İnsanlar şok ve panik içindeydiler. Askeri helikopterler, pilotların uçak düşmeden atlamış olma ihtimali yüzünden etrafı kontrol ediyolardı sanırım. Ama olayı görenler uçağın evlerin üstüne doğru geldiğini ve son bir hamleyle burnunu denize doğrulttuğunu söylüyolardı. Pilotların bile bile ölüme gittiğini anlamak için dahi olmak gerekmiyodu.
Sonra bir helikopter kıyıya dalgıçları indirdi. Belli ki askerleri denizde arayacaklardı, dakikalar geçti, saatler geçti kimse askerleri çıkartmadı. Sonradan anlaşıldığı üzere enkazı çıkartmadan askerleri de çıkaramıyolardı.
Yol kenarında bir sürü insan vardı. Güzelbahçe, tarihinin en büyük çaplı spontane toplantısını yaşıyodu. Bir yandan insanların kimi merak ve dehşet içinde, kimi ise merak ve dedikodu peşindeyken ve deli gibi esen rüzgar dolayısıyla arama kurtarma işi yetkilileri zorlarken o diğer iki askeri gördüm. Öbür uçakta eğitim uçuşu yapan arkadaşlarıydı onlar, yüzleri kararmıştı resmen ikisinin de ve her nasılsa kağıt gibi bembeyazdı. Diğerlerinin de onlardan pek farkı yoktu.
Helikopterler sağa sola indi, kalktı. Etraf daha çok asker, daha çok polis ve jandarma ve tabi ki de gazetecilerle dolup taştı. Sahil güvenlik bot ve tekneleri enkazın yerini belirledi, akşama doğru ise askeri bir gemi enkazı çıkardı ve herkes evine dağıldı.
Bunlar olurken de kıyıda toplaşmış insanların bazıları işi komplo teorilerine vardırdı, bazıları ben olsam iki saate enkazı bulup çıkarmıştım diye atıp tutmaya başladı, bazıları kazayı görmedikleri halde gazetecilerin etrafında bağıra bağıra kazayı arkadaşlarına anlatırken kendilerini –nasıl olduysa- kimi kameramanlara olayı anlatırken buldu. Kıyıya eldiven, kağıt parçaları ve uçaktan ufak tefek parçalar vurdu. Geri kalan insanlar merak, dehşet ve üzüntü içinde saatlerce beklediler.
İnsanların neden Kuran*ı Devrim’e ihtiyaç duyduğunu çok açık bir şekilde gördüm orada. Ölüm bir son çoğumuz için, ardında ne olduğu hakkında pek anlaşılır bir açıklama da yok. Garip adamların acayip dini açıklamalardan başka. Ama bi cevap olmalı değil mi? Cevap burada işte milyon tane başka soru barındıran ama gerçekten aklını vererek okudun mu su gibi billur ve en derin okyanusları yanında su birikintisi kadar sığ bırakacak kadar sonsuz derinlikte bir cevap veya cevaplar silsilesi. İnsanlar korkuyolar çünkü bilmiyolar. Adalete inançlarını yitirmek üzereler çünkü resmin tamamını en azından görmeye ihtiyaçları olan bölümünü göremiyolar. Yakın zamana kadar bu kkd ailesinin her bir mensubu da öyleydi sanırım.
14 Temmuz Perşembe günü ben, ölümün sesiyle uyandım ve kesinlikle yalnız değildim. Dünyada o kadar çok insan bu ve benzeri seslerle uyandılar. Ölümlerin bi kısmı anlaşılamadı, bi kısmı görmezden gelindi, bi kısmı insanların gözüne sokuldu, bi kısmı insanları mutlu etti, bi kısmı insanların yüreğini yaktı ve dağladı. Ama hepsi de oldukları andan başlayarak unutulup hatırlanmamaya, yok sayılmaya çalışıldı. Üstünden saatler ve günler geçtikçe normalleşti. İnsanların normalleşmeye –artık normal de nasıl bi şeyse- çalışmalarını suçladığımdan değil aslında bu evrenin standartlarına göre ne kadar normal ve kaçınılmaz bi şeyden deli gibi korkup dehşete düştüğümüzü görmek çok garip ve üzücü. Aslında hepimiz ölümden yalnızca bir an uzaklıktayız; maddi hayat denkleminin şaşmaz sonucu ve en çok merak edilen bilinmeyeni ölüm bizi teğet geçtiğinde ancak, yaşamın değerini daha iyi anlıyoruz.
Şu insan denilen canlı çok acayip özelliklere sahip ama en acayip özelliği de bu akıllara sığmaz evreni, evrenin sakinlerini, yaratıcısını hadi onları bırak kendini bu kadar sıradan karşılıyo olması. Ama bi yandan da sıradan karşılama yeteneğimiz olmasaydı beynimiz aşırı yüklemeden erirdi herhalde. Yani sana Allah kolaylık versin buRAK. Ne kadar çetin bir işle uğraştığın gün be gün daha da iyi anlaşılıyo ama diğer yandan da bi fikrimiz olduğu söylenemez ne de olsa herkes kendi yolculuğunu yaşayabilir ancak. Yine de her zaman anılarımızı paylaşabiliriz sanırım.
Kısacası, bu uzun yazıyla yer işgal etmemin nedeni “insanların bu projeye -gerçeğe- ne kadar ihtiyaç duyduğunu yaşayarak görüyorum ve şükürler olsun ki sayende her an büyüyen, binlerce kişilik bir ailenin içindeyim” demeye çalışmaktı. Ama güzel olduğu kadar çılgın, zor ve belirsiz dönemeçlere sahip bi yol bu. Yine de şu insan denilen ve çok acayip özelliklere sahip olan herhangi bir canlı olarak; inşallah, yolumuzun mutlu sona varacağına inanıyorum. Bu arada kkd yi bitirmek üzereyim ellerine aklına ve kalbine sağlık buRAK, yine muhteşem bi kitap olmuş.
************************************************
23 Temmuz 2011, 14:18:16
Levh-i Mahfuz Kurantum’a ilham veren Spiritüel Kitap…
İyi günler, sevgili buRAK ve tüm okurlar, uzunca bir zamandır, bende iki kelam söyleyeyim diyorum, kısmet bugüneymiş.
Kurantum’u yeni aldım, halen okuyorum, Levhi Mahfuz’u daha önce okudum. Ben öyle su içer gibi hızla okuyabilenlerden değilim, yavaş, dikkatli, ihtiyacım olan kadar, hergün biraz okuyorum. Yazarı anlamaya çalışıyorum, lehte ve aleyhte katılımcıları internetten bulabildiğim kadarıyla inceliyorum ve kendime bir konum belirliyorum.
Bu kitapla tanışmadan önceki halimle, sonrakini objektif bir gözle ayırt etmeye çalışıyorum. Ben daha önceden birkaç kuran tefsiri ve meali okudum. … mealinden çok yararlandım mesela, ardından emekli olduğum yıl umreye gittim, acaba Hz. muhammedin ayak izlerini takip etmek nasıl olaki merak ettim.
Tamam, bazı şeyler tam yerine oturmuştu hayatımda, maddi manevi doygunluklarla doluydu geçen yıllar, tabi üzüntülerde vardı ama kararınca, çok can yakan cinsinden değil, baş edilebilir yani. Din lede çok sorunum olmadı, ne ateistler rahatsız etti beni nede köktendinciler.
Bu durağan görünen yıllardan birinde, herşeyi okumayı sevdiğim için , her kitabı aldığım gibi TDG yi aldım, her kitabı seçtiğim gibi tesadüfen seçtim. Ve yeni macera başladı, neler oluyor bana dedim yaşlanıyorum herhalde, okurken birgün ağlıyorum, birgün mideme bir yumruk oturuyor bir süre onunla dolanıyorum, birgün öyle—böyle.
Halbuki kendime göre yeteri kadar iyi, yeterince merhametli, kararınca dindar, vs..biriyim zaten, o zaman çocuğum yaşındaki bir yazarın yazdıkları neden beni bir oraya bir şuraya savurup duruyor.
Aleyhte yazıları okurken rastladığım , yazarın esinlendiği söylenilen pekçok new age akım ve kitabı daha önce incelemiştim zaten, yakınlık kurulmak istenen akımlar ve onların sosyoekonomik boyutlarından o kadar farklıydı ki bu kitap, dümdüz, sade, kelimeler kalbine akıp gidiyor, öylece şaşıp kalıyorsun.
Artık sanki daha netleşti herşey, geçmiş, gelecek, bugün, dünyadaki misyonum, bireysel gücüm,
İslam dini rasyonel ve çağdaş sorunlara çözüm getirecek bir şekilde ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi diyorum yazana, yazdırana sonsuz minnetlerimi sunuyorum.
buRAK özDEMİR ‘in NOTU:
Daha önceleri günlükte yazıştığımız bir konuyu hatırlatmak istedim. Okuyucumuz güzel değinmiş. Kimi insanların YENİ bir şeyi idrak etme olanakları oldukça sınırlı. Birşeyin YENİ olabileceği fikri, bazılarımızın dimağı için fazla ‘yeni’. Onlar yenilikleri bildik eskilikler üzerinden benzete benzete içselleştiriyorlar. Uzun sürse de, onların yolu bu. Uzun ve dolambaçlı. Biraz şey şey gibi. Biraz şuna şuna benzettim. Sende filan filanı gördüm dedikleri kimselerin isimlerini bile bilmediğimi yazmıştım daha önce. Değil kitaplarını okumak. Hayatımda bildiğim kadarıyla 1-2 spiritüel kitap anca okumuşumdur. İslamiyetle ilgili okuduğum kitap da 1′i geçmez sanıyorum. ‘Yeni’ nedir hiç tanımamış, eski çağlardan bizlere miras kalmış beyler ve bayanlar.
Kaçmak yok, kabul etmek zorundasınız.
LEVH-İ MAHFUZ – KURANTUM’UN
İLHAM ALDIĞI TEK KİTAP KURAN’DIR.
KURAN-I KERİM – KURAN-I DEVRİM.
İSLAMIMIZIN GÜZEL KURAN’I.
******************************************************************
23 Temmuz 2011, 14:03:31
Okuyucu Yorumu: Yarım Limon…:)
Arkadaşım sürekli kitabınızı elimde görünce merak etti,okuyabilirmiyim deyip ödünç istedi..Tabiki seve seve dedim.!Bugün kitabı iade etmek için geldi ‘GÜZELMİŞ BİTTİ BU, BAŞKA VARMI KİTABIN OKUYAYIM’ dedi…!Kusura bakma veremem,okuMAYACAĞIN kitapları isteme bidaha beden dedim..! Şaşırdı anlam veremedi ‘O NERDEN ÇIKTI ŞİMDİ’yle devam eden alışılmış bir cümle kurdu…! Şurdan çıktı canım, bu kitabı okuyan bir kimse bu kadar sakin bir yüz ifadesiyle gezmez…!soracağı,inkar edeceği,hadi canım ordan diyeceği,tabularının çatırtı seslerini susturmak için ‘bazı yerleri bana saçma geldi’ diyeceği tepkiler vermesi lazım,sen sakin ve tepkisizsin bu kitabı sadece birkaçgün masanın üzerinde misafir ettin,söz verdiğim günde iade edeyim dedim, istemişte okumamış demesin diyede okudum dedin hepsi bu…!
Bugün Levh-i Mahfuz kitabınızı temin etmiş,okumaya başlamış..!mesaj gönderdi bana aynen söyle yazıyor ‘Buzdolabının yumurtalığında unutulmuş yarım limon gibiyim’:))
Evet kitabı okumaya başlamış:))
*********************************************************
16 Temmuz 2011, 14:15:03
Kurantum ilk okuma…
veee ilk okumayı bitirdim :) teşekkürler Dogunun Rabbine, teşekkürler İndigo Mehdilerin İlkine…nasıl başlasam, nerden başlasam acaba? 10 numara bir kitap olmuş.bizim diye söylemiyorum vallah, insanın kitaplara aşık olacagını hiç düşünmezdim:) ama şunu da söylemeden geçemeyecegim, bir kitabın sayfa düzeni, basıldıgı kagıdın vb ne kadar kaliteli,güzel oldugunla pek ilgilenmiyoruz aslında biz. içindeki bilgi ile içindeki yüksek,gerçek sevgi, degişim, dönüşüm enerjisinin kısaca içinde HAKİKATİN olması önemli. ee kitabımızda ikisinden de fazlası varsa ne diyebiliriz? -OLEEYY! artık TDG=LM ile ilgili,KURAN’I DEVRİMİMİZLE ilgili nasıllara,niçinlere,acabalara,neden’lere verilmiş 4/4 lük cevapların hepsi bu kitabın kapagının altında artık.bi zahmet alıp okuyunuz lütfen:) ondan sonra yapın eleştirinizi. bitmedi… yeni taptaze size feleginizi bir kez daha şaşırtacak, bir fişek gibi tekamülünüzde sizi ileri fırlatacak bilgilerde mevcut. nefsin başına gelenler pişmiş tavugun başına gelmemiştir :) )) – her nefis arınacak ve ölecek ya, hiç kaçarı yok bunun.nefsi arındırmanın,öldürmenin, tanrısal kimliginizin gerçek kimliginizin ortaya çıkması için bir tek yol var o da KUR’ANTUM DEVRİM’iDİR. LEVH-İ MAHFUZ idrak edilmeden,iman edilmeden,kendi devrimlerine imza atılmadan İSLAM OLMAK MÜMKÜN DEGİLDİR. O ÇOK İSTENİLEN CENNETİ YAŞAMAKTA ÖYLE. ( bilmeyenler için yazdım bunları) gell çok geç olmadan bize katıl. bırak artık ne kadar çok şey biliyorumlarını.yüzlerce kitap okumuş olmanın arkasına sıgınmaktan vazgeç. kitaplar yazdıgın için ya da yazacak kadar bilgiye haiz oldugunun bir önemi kalmadı artık. zengin fakir olmanında bir önemi yok. ne kadar cahil oldugununda,okuma yazma bilmemeninde bir önemi yok inan.ateist,deist, agnostik…tekamülün geregi hangi oyunun,hangi kimligin içinde olursan ol önemli degil bizim için. biz senin sırtına bu yükleri nasıl yükledikse,o yükleri sırtından almasınıda biliriz. acının bitmesini mi istiyorsun? bolluk,ferahlık refah içinde mi yaşamak istiyorsun? barış ve kardeşlik içinde mi yaşamak istiyorsun dünyada? çok sevmek çok sevilmek mi istiyorsun? huzurlu, saglıklı, dingin, zeki, her an kendini mutlu mu hissetmek istiyorsun? ne kadar büyük oldugunu, nasıl sevgi oldugunu, gerçekte kim oldugunu bilmek yaşamak mı istiyorsun? kendi tanrısallıgını görmek deneyimlemek mi istiyorsun? illa da cenneti mi istiyorsun? kısaca alemlerin Rabbine kavuşmak mı istiyorsun? bunları bilinçli olarak isteyenler, bilincinde olmayıp üzülenler hiç üzülmeyin ruhunuzla 1iz biz.biliriz herşeyi.tüm bunları istediginizi.haklı olarak. size vaadedilen tüm bunlara kavuşmanız için size LEVH-İ MAHFUZU GÖNDERDİK.sizden karşlıgında sadece zihinlerinizin kirli sularını tamamen boşaltmanızı, yerine sadece ve sadece Rabbin Hakikatinin tertemiz sularıyla doldurmanızı istiyoruz.bazen çok zor gibi görünsede kaplten niyetlerinizle,bir kararınızla herkese yardım etmek için hep burada oldugumuzdan da emin olmanızı istiyoruz. — ey ateşten gömlegi hiç tereddüt etmeden giyen ademoglunun tüm fertleri, yakında kavuşmak üzre :)
**************************************************
15 Temmuz 2011, 20:45:16
Kurantum yaşgünü hediyesi…
Bir çocuğu yaşgünü hediyesini bekler gibi kitabınızı bekledim.
Tanrının doğum günü ,Levh-i Mahfuz 2sinide 4 kere okudum.Bazı yerlerini dönüp dönüp bir daha okuyordum.Kitabınızı sipariş vererek bugün kargo ile aldım.İnanın çok mutlu oldum.Bu aralarda buna ihtiyacım vardı.buRAK bey size daha öncede yazmıştım.Kendi babamı 10 sene önce kaybettiğimi ve boşluğumu.Yakın zamanda 2.babam kayınpederimi kaybettim,Yas tuttum.Ağladım.Çaresiz olmadığımı biliyordum.Levhi mahfuz sayesinde diren dedim.Kurantum bana şimdi daha iyi gelecek.Heyecanla okumaya başladım.İlk girişte Haktan buRAKa ithafınız bunu gururlandırdı.Benimde bir indigom var.12 yaşında ve inanın muhteşem bir insan.Allah onları bize bağışlasın.Sevgilerimle Görüşmek üzere
*************************************************
15 Temmuz 2011, 20:43:12
Kurantum…
Selam BuRAK kardes.. son kitabını aldım Kurantum.. Levh-i mahfuz kitabını ilk okumaya başladığımda on yargılı davranıp 5-10 sayfa sonra bırakmıştım , sonra bir arkadaşım (bana kitabı tavsiye eden ) devam et inan düşündüğün gibi değil demişti. bende devam ettim ve bitirmiştim , kitapla ilgili yorumlarımda oldu. sizden ozurde dilemistim… simdi gene onyargılı davranıcam ama isteyerek daha kurantum u okumadım ama her harfinin muhteşem olduğuna o kadar eminimki.. ne gariptirki sizi tanımıyorum hiç gormedim sesinizi hiç duymadım fakat acayip şekilde guveniyorum ..hah yazarı buRAK ise sorun yok diyorum.. sitedeki yorumları okuyorum o kadar güzel şeyler yazıyorlarki bende yazmak istiyorum fakat olmuyor inan içimden geleni bir yazabilsem bir kelimelere dökülse.. olmuyor.. kendine çok iyi bak nefes aldığım sürece kitaplarını okuyacağım .. sana söz..
******************************************************
15 Temmuz 2011, 20:42:49
Kurantum…
bizim evin halleri:)
- baba yandik valla
- niye oglum?
- buRAK abinin yeni kitabi annemin elinde ..
- oglum kos su sayfada yazilanlari oku bakim
- aaaa annneeee bu yazi :)
opuyoruz sizi.
*****************************************************
15 Temmuz 2011, 20:36:32
Kurantum Astrolojisi…
8 temmuz cuma günü kavuştum yeni kitabımıza.önce bir teşekkür ettim tekamülün ögretmeni Rabbimize–beni Kur’antum Kur’an’ı Devrim ile buluşturdugu için. -Sünnet- konusundaki açıklamalara her zaman ki gibi aynı tepkiyi verdim–şaşkınlık- ve aynı an da gülücükler ile bir kez daha şapka çıkardım canım peygamberimize ve ona ögreten Rabbimize.saygı,sevgi ile doldu içim.İslam’a ve diger tüm dinlere tabi ki, uzak kaldıgım uzun seneler boyunca yine deTanrı’ya ve O’nun atadıgı tüm peygamberlere hayran,aşk dolu biri olarak HZ Muhammed’e duydugum sevginin bir kez daha pekişmesi beni çok mutlu etti. O’nu tanımanın, anlamanın büyük huzurunu mutlulugunu yaşıyorum.astroloji konusunda ki bilgiler de çok sarsıcı.yolun sonuna gelmiş insanları halen daha güneşin,ayın,ve diger gezegenlerin kaderini belirliyicisi olarak yaftalayan binlerce insan var dünya sahnesi üzerinde. binlerce yılın bu gizemi sonunda gün ışıgına çıktı.çıktı çıkmasına da bu konuda kafam biraz karışık :) birkaç kez daha okumam gerekiyor anlaşılan.çünkü ben ikizler bucu olarak lanse edilen burcun tüm karekteristik özellikleri taşıyorum :) 20 yaşımda kendimi tanıma serüvenimde bir gün burçlarla ilgili bir kitapla tanıştım..burcumu okudugumda–tamam işte ben buyum,ben de böyleyim beni anlatıyor yazar sanki demiştim :) astrolojiyi zaten hiçbir zaman– bugün bir iş tekligi alabilirsiniz, bugün iletişim bozukluklarına dikkat edin, bugün bu hafta dolunayın etkisi altındayız sinirler gerilebilir dikkat edin gibi söylemlerini hiç kale almadım. ciddi anlamda işin içinde de hiç olmadım..ama eminim astroloji uzmanlarından çok ciddi bir muhalefet görecektir kitabımızdaki bu kısa ama öz bilgiler :) bir kere onlar kesinlikle 12 tip insan oldugunu zaten kabul etmiyorlar.benim burdan çıkardıgım ana fikir şu– bizler artık her şeyin farkındayız.istersek karekteristik özelliklerimizi degiştirebilirz.hiç kimse bize engel olamaz…sen de başak burcunun sorgulayıcı bireylerinden biri olarak şimdi bizim bu konuda neyi anlamamız gerektigine dair bir kaç el cevap yazarsan mutlu olacagım buRAK. cidden bu meseleyi çözmek istiyorum. bir insanın sabırlı sabırsız,tembel çalışkan, mantıklı ya da duygusal, neşeli ya da sinirli olacagını burçlar madem belirlemiyor ne belirliyor o zaman? ben hiç genel anlamda sinirli ya da kötümser bir yaya rastlamadım mesala.ya da kendine  içten içe hep onaylanma istegi içinde olmayan bir aslanada :) ve aşırı düşünmeyen bir başagada…yani bizlar artık ben şu burçtanım falan demeyecek miyiz :) -ne burcu ben kendi özelliklerimi kendim seçerim istedigim zaman da begenmezsem degiştirebilirim.sabırsızsam taş gibi sabırlı olubilirim aynı boga burcu insanları gibi..:)  devrimlere mi imza atmamız gerekiyor acaba? büyük emegin için teşekkürler sevgili buRAK. iyi ki KKD’mini yazdın..birçok ama birçok soruya cevap bu  kitap. gelecek yeni sorularada hazırsın biliyorum..senin cevapların bize ışık tutuyor olacak herzaman.sınırsız sevgiyle…
buRAKK önceki mektubumda astoloji ile burçlarla ilgili yazdıklarımın hepsini çöpe atabilirsin..ah Tanrım ne kadar çok saçmalamışım .. acele ile kitabımızla karşılaştıgım ilk gün çok merak ettigim için bir kez okumuş anlamamıştım..şimdi tekrar okudum ve Rabbın ne dedigini anladım.KUR’ANI’ DEVRİM artık benim yeni burcumdur.yükselenim ise sadece ve sadece İSLAMDIR. SEVGİLER
****************************************
15 Temmuz 2011, 20:35:00
Kurantum…
Merhaba Sevgili buRAK,
Yaşadığım ilçede D&R mağazası olmadığı ve mağazanın bulunduğu en yakın yere gitme fırsatını yakalamayı bekleyecek kadar sabrım olmadığı için kapıda ödemeli siparişle yeni kitabımıza nihayet kavuştum. Hemen okumaya başladım, dün 23 Nisan Şenlikleri ile ilgili sayfada kalmıştım, bu gece kaldığım yerden devam etmek üzere kitabımızı elime aldığımda, içimdeki sesin bana fısıldadıklarını paylaşmak istedim…
Siyasetle ilgileniyorum ve siyasi partilerden birinin taşra teşkilatında, çığlığımı sadece çevreme duyurabilecek nitelikte küçücük bir sıfatım var. “O kitabı” 5 kez okuduktan sonra, yeni kitabımızı okumaya başlayana kadar kendimi her alanda sorguluyor, yer yer yargılıyor, kimi zaman siyaseten yaptıklarımdan, kendimin bile inanmadığı bazı şeylere birilerini ikna etme çabasında olma durumumdan dolayı kendimden utanıyordum. Sırf ülkemizdeki çirkin siyasete alet olmanın, menfaatle, riya ile dönen çarkın dişlilerinden biri olmanın verdiği vicdan azabı yüzünden siyaseti bırakmayı düşünüyordum. Ta ki, yeni kitabımızın konuyla ilgili bölümünü okuyup, ülkemizdeki siyaset anlayışı ve siyasi yapının da bir devrime ihtiyacı olduğunu, siyasete girmesi beklenen değil siyasetin ucundan kıyısından da olsa bizzat içinde yer alan biri olarak, bu devrimde (en azından yaşadığım çevrede) rol alabileceğimi fısıldayan iç sesime kulak verene dek.
İşim/iz çok zor biliyorum, tıpkı dinden nemalanan dünadamlarının kovanlarına çomak soktuğumuz gibi, soyut-somut birtakım değerler üzerinden siyaset yapanların, o değerleri sömürerek siyasi yaşamda var olanların kovanlarına da çomak sokacağız. Bu amansız mücadelenin sonunda da “sevgi” galip gelecek. Siyasilere sevmeyi öğreteceğiz, sevdikçe sevdiklerine hizmet için yarışacaklar. Birbirlerini sevmeyi öğrenecekler, birbirlerini karalamayı, ayak oyunlarıyla birbirlerini alt etmeyi bırakacak, insanlığa hizmet için yarışacaklar. Evet inanıyorum ki o günleri göreceğiz BİZ ve o gün geldiğinde Kardeşlik Partisi’ne gerek dahi kalmayacak. Çünkü tüm siyasi partilerin temelinde “barış, kardeşlik, sevgi” harcı zaten var olacak…
Aslına bakarsan bunu epeydir düşlüyor ama “Tek başıma ne yapabilirim ki?” tuzağından kurtulamadığım için ilk adımı bir türlü atamıyordum. O adımı atamadığım için de çekilme kararı almıştım zaten. Gruplar oluşturmayın, herkes birer birey olarak bulunduğu ortamda, yaşadığı çevrede yapmalı devrimini demişsin ya, beni tetikleyen anahtar kelimelerdi bunlar. Ben kitlesel devrimimiz için bulunduğum ortamda, yaşadığım çevrede ilk adımı bir atayım da çuvallasam dahi bireysel devrimim için çok adım atmış olacağımı biliyorum artık.
BİZ’i seviyorum. Yine gelirim…
Not: Bir akşam yemeğinden kalan balık artıklarını çöp poşetine koyup üstüne de kül tablasını boşalttığım an, senin yaptığını yapmak istemiştim. Ne var ki, külden ve izmarit kokusundan arındırmam mümkün değildi kediciklerin istihkakını. Ondan kelli yemek artıklarını plastik bir kaba ayrıca koyup çöp konteynırının yanına bırakıyorum. O akşamki ziyafeti ziyan ettiğim için affetmişlerdir beni umarım… :)
**********************************************
15 Temmuz 2011, 20:07:06
Kurantum…
Neden bilmem bu sefer kitabın ön siparişini vermekte bir hata yaptım sanırım. İlk önsipariş açıldığında vermiştim siparişimi. Çok bekledim ancak gelmeyince daha fazla dayanamayıp, Ataşehir Palladium D&R dan gidip aldım. İyi ki gitmişim. Kas…ada duran bütün görevlilere anlattım ve bu yazarın bütün kitaplarını okuyun. Kendi iradenizle hayatınızda devrim yapacaksınız dedim.
-KKD deki Hz. Ömer adaletinin açıklaması beni mest etti. Belkide önümüze koyacağımız hepyeni bir hedef..
-Pakistan depremine cebindeki 2 lirayı gönderip hasta annesiyle çöpten bulduğu ekmeği yiyen Peygamber çocuk yüreğime sığmadı. Sanıyorum kainata da sığmamıştır.
-2007 yılı Temmuz ayında başladığım hakikat yolculuğuna içimizdeki çocuğun şahsında HAKTAN bURAK’ın gözlerinde yeniden çıkardığın için çok teşekkür ediyorum kardeşim.
-KKD bittiğinde neler yazarım bilemiyorum. Şunuda belirtmek isterim. LEVH-İ MAHFUZU okumuş herkes aynı şeyi hissediyor mudur bilmiyorum? Levh-i Mahfuzdan sonra okunan bütün kitaplar ilkokul çocuklarının yazdığı öykülere benzemeye başladı. Bu manada BİR İNSAN EVLADININ YAZABİLECEĞİ YAZMA ÇITASINI ÇOK YUKARI ÇIKARDIN. Bu çıtayı her seferinde sende aşmak zorundasın. Çünkü bu çıtayı bu noktaya sen diktin.
-Açtığın bu çığırda “SAVAŞLAR ÇIKSADA DOĞRUYU SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYECEK BİNLERCE MUHAMMED VAR” SAYENDE.. Bunun gururunu yaşamalısın. buRAK özDEMİR kimliğinin KAİNATA kazandırdığı en büyük değer budur.
-Yaşama azmini bile kaybetmiş binlerce gönüle yaşama azmini kazandırıp devrimci bir ruh kazandıran kocaman yüreğine selam olsun. MÜSTERİH OL EMEKLERİN ÖMER ADALETİNİ YAŞAYAN DEVRİMCİ YÜREKLERİN OMUZLARINDA YÜKSELECEKTİR.
*****************************************************
14 Temmuz 2011, 00:06:00
Kurantum Kur’an-ı Devrim…
Sevgili buRAK Bey Kardeşim, Kardeşim diyorum ben 40 yaşındayım ve sanıyorum sen benden yaşça daha küçüksün. Ümit ederim bunu saygısızlık olarak almazsın. Levhi Mahfuz u yazmış yada diğer bir tabirle sana bu değerli eserin yazdırılmış olmasından dolayı birileri malum dünyevi sıkıntılar ve şahsi cehennemler içerisinden alevli ağızlarıyla bağırıp alevli elleriyle sanal dünya dan sana seslenmek isteyeceklerdir ve bunu 5 yıldır da yapmaya niyet ediyorlar zaten. Levhi Mahfuz u 3 . kez ve ilginçtir ilk kez aldığımdan daha fazla zevkle ve hayretlerle okuyorum. Bu güne kadar kitap okurken beğenmediğim bir kitabı sonuna kadar tamamlamayan ben bu yaşımda ve bunca dünyevi koşturmacanın arasında bu kitaba asrın kitabına başından sonuna kadar okumayı bırakın 3. kez okumaya ve ısrarla başlıyorsam ve bu kitabı okurken ( buraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum !. ) bir elimde de Kur an ı alıp ilgili ayeti bir de meal kitabından okuyarak Kur an ın derin felesefe ve mana denizine ayağımı değdirmeye çalışıyorsam bu bir tesadüf olamaz !.. Birileri buRAK özDEMİR i yalancılıkla suçlasa da birileri para kazanmak için yapıyor dese de, birileri dine hakaret ediyor saptırıyor dese de, Kurantum ve Levhi Mahfuz Allah ın vaad ettiği gibi yolşuna devam ediyor ve bizleri ışığıyla aydınlatmaya ve gönüllerimizi ve ruhlarımızı ısıtmaya devam ediyor ve bilgelik aramızda yayılmaya devam ediyor ve hızla bir diğeriyle tanışıyor. Üstelik paçalarına kadar materyalizme bulaşmış olanlara inat kuruşuna kadar parasını ( bedelini ) ödeyerek alıyoruz bu kitapları, aydınlanma yolu bir kere açıldı devrim başladı bu saatten sonra hiç bir gericinin ( dikkatinizi çekmek isterim yobaz ve gerici olan güya aydın geçinenleri ayırmıyorum diğerlerinden ) önüne set koyamayacağı bir hızla Kurantum hepimizi etkilemeye ve her birimizde kişisel kıyametimizi yaşatmaya devam ediyor. Yazılanları okuyorum, Kur an ayetlerinin yorumlarına bakıyorum hiç bir olumsuz yada gerici yada kasıtlı kötü niyetli açıklama göremiyorum. Görebilen var mı ? bir adım öne çıksın karnından konuşmasın !.. Varsa bir kanıtı aksi yönde adam gibi ortaya koysun kelime oyunlarının arkasına gizlenip şeytanla işbirliği yapıp iddialarda bulunmasın. Otursun düşünsün ve önce lütfedip bir objektif olarak okusun sonuna kadar ondan sonra aklı yettiğince yanlışları kusurları bir bir ortaya koysun ve sonra bunu da aksi yönleriyle kanıtlasın. Haa beceremeyecekse, bu sanal ortamda buRAK beyin şahsına saldırarak karnından konuşarak birşeyler karalamasın lutfen, Bıraksın kendi akıl karışıklığıyla ve kendi kişisel cehenneminde kavrulmaya devam etsin. Bizleri de davet etmesin. Üstelik herkesin Allahın lütfu yeterli bir aklı ve muhakemesi varken bu akıl hocaları bize din satmaya bizi güya uyandırmaya çalışmasın. Herkesin aklı herkese zaten yetiyor bu yüzyılda !… Aklı olana akıl satılmaz aklı olmayana akıl satılır, bu arkadaşların hepsine peşinen söylüyorum. Kurantum kitabını da okumaktayım ve kişisel devrimimi yaşamaktayım ve istesenizde istemesenizde şikayet etseniz de etmesenizde Kurantum size kişisel kıyametinizi yaşatmaya devam ediyor edecekte, eğer siz 644 formatına kendinizi açmışsanız. eğer 444 formatında ısrar ediyorsanız. Bırakın kitabı elinizden ve Kurantum dan önceki o çok sevdiğiniz ve memnun olduğunuz hayatınıza geri dönünüz… neden bu öfke neden bu kızgınlık ? sizden zorla bu kitabı anlamanızı ve uymanızı isteyen oluyor mu? zorla bu kitabı satın almanızı isteyen de olmuş muydu ? Kiminle kavga ediyorsunuz hatta küfrediyorsunuz ? Bu arkadaşların hepsi malum karakterlerini ortaya koymak için yarışıyorlar, bıraksınlar bu ucuz ve eskilerin yaptılarını yapmayı, uyansınlar artık gaflet ve dalalet uykularından, ” Devir 21. yüzyılın, Kurantum ve İnternetin ( network ) devri ” bırakın bu klasikler arasına girmiş saldırı taktiklerini, 4-5 yıldır yapamadıklarınız bundan sonrasında da yapamayacağınızı size kanıtlamadı mı ? Bükemeyeceğiniz bileği öpmenizi sizden kimse istemiyor bari tükürmeyin bu bileğe artık, İn-san olun İ-n-SA-n OLUN !… buRAK Bey Kardeşim, Çok söze gerek yok, yolunun dosdoğru bir yol olduğunu Tanrı da Sen de ve biz de biliyorken Yolumuz açık olsun, Yüzbinler bugün senin yanında Allah ın yolunda ve Muhammedin Ümmeti olma aşkı ve heyecanında yürüyorlar… Bunu gören o yobazlar o gericiler zaten bu yüzden hiddetliler korkuyorlar, çünkü onlar savaşacakları bir yabancı bekliyorlardı Kafir (?) bekliyorlardı, Tanrı nın onlara milyonlarca Peygamber Çocukları- İndigo çocukları göndereceğini hiç ama hiç hesaba katmamışlardı, Onlar bunun kızgınlığını ve şaşkınlığını ( hatta aptallığını ) yaşıyorlar !…. Buda onların malum kıyamet günü olsa gerek ! Sen dosdoğru yolunda devam et Lütfen ! bizler yanındayız bizler ağda seninle daima link halindeyiz… Sevgilerimle, ..
**************************************************
12 Temmuz 2011, 12:34:33
İçimde bir lunapark var benim…
Kurantum Kur’an-ı Devrim ..D&r çalışanlarının sabır sınırlarını zorladım bir süre,buRAK özDEMİR Kur’anı Devrim geldimi hayır efendim şu anda antalya mağazalarında mevcur değil,akşam yine aradım yok,ertesi gün yine,belki telefonu kapattıktan sonra gelmiştir dedim yine aradım,belki o kız bilmiyodur dedim yine aradım,bu gün kesin gelmiştir dedim..En son cuma aksamı geldi hanfendi buyurun gelin alın dedi yüzüme kapattı:) facebook tan hemen ilanı yaptım çook uzun yoldan bi sevdğim geldi,hasret gidereceğiz kitabıma kavuştum Kurantum Kur’an-ı Devrim kitabım elimde:) dostlarıma duyrulur ben bir süre servis dışıyım nolur anlayın benı kendi halime kalmak istiyorum bi süre dedim.. ve kapandım eve,tamda zamanında yetişti bu kitabınız bana ,yaş 26 antalyadayım evde olmak zordur bu şehirde şehir sizi sokaklara alır çeker,neredeyse 2 yıldır izole edilmiş bir hayat yaşıyorum..arkadaşlarada ailemede anlatamıyorum durumumu ,mutsuzum sanıyorlar,depresyondayım diye panikliyorlar,gençliğine ziyan ediyorsun bu yıllar birdaha eline geçmez çık dışarıya gez eğlen diyorlar..!ben mutluyum böyle rahat olsunlar hemde çook:)içimde bi lunapark var benim…!Sadece nelere vesile olduğunuzu bilmeniz için söylüyorum..hayatımda çok zor anlar yaşadım,parasızlık,sevgisizlik,aç kalma noktasında çok bulundum,hatta nasıl olsa bana orucu zorlada olsa tuturuyorsun ramazana ne gerek var diye,oruçtan uzaklaştım,boşa çıkan duaların sonucunda kaybedilen inanç en beteride buydu..!Sonra kitaplarınla tanıştım 4 yıl oldu,tabi biranda değişmedi herşey,anladım yazılanları ama içselleştirmek biraz zaman aldı,okuduğumu anladığımı uygulamak sırattan geçmek gibiydi!ara ara sarsıntılar devam etti,yeri geldi senden bile şüphe duydum,oda kandırmış beni dedim,hani Tanrı seviyordu bizi nerdesın yalancı buRAK dedim!Sonra aradan zaman geçti farkettimki kitaplarını neden okuyormuşum biliyormusun, Tanrıya gösteriş hadi bak ben senın için bişeyler yapıyorum bana yaşattıgın tüm zorluklara rağmen seni hala sevebilirim hadi sende bişeyler yap artık.. babasını kandırmaya çalışan çocuklar gibi:) taki sıkıntıların getirdiği mektubu alıp okuyuncaya kadar..!Kendim için yapmamışım tüm bunları …Artık mutluyum,yüzüm hep gülerdi pozitifsin derlerdi ama kötü haber anlatmaya merkalıydım içimde biryerlerde bi ateş yanar dururdu..!ama artık geçti,şimdi kendi şirketimi kurdum ,işlerim çok iyi 26 yaşında bir bayan olarak ne kadar zorluktan sonra neler yapılabileceğini gördü herkes ve onlarda bişeyler yapmaya çalışıyorlar,herkez heyecanlı,paylaşıyorum öğrendiklerimi bende onlarla..! Ben artık mutluyum…hayatta herşey çok kolaydır ama bir insanın yüzünde ve yüreğinde gerçek anlamda bir tebessüm oluşturmak ve tüm yaşanacaklara rağmen bunun kalıcı olabilmesini sağlamak…ben teşekkür ederim, kocaman bir gülücük ve mutlulukla tekrardan yüreğine sağlık diyorum:))
*************************************************
12 Temmuz 2011, 12:33:18
Tüm kitaplar bir yana O KİTAP bir yana…
Sevgili BUrak, Levh-i Mahfuz kitabını kitapçılarda gördüğümde ALLAH ALLAH bu neyin nesiki bildiğimiz Levh-i Mahfuz ALLAH katında herşeyin yazılı olduğu kitap olarak bilirdik. Fakat kitabını biraz karıştırınca yazılanların hiçte boş olmadığının farkına vardım ve hemen internet kitapçıma sipariş verip aldım. Okumaya başladıktan sonra kafamdaki şüphelerimin tek tek dağıldının farkına vardım. Öyleki okudukça acaba bu konuda geçecekmi derken o konularında ilerki sayfalarda karşıma çıkması ve şüphelerimin dağılması esnasında 1985 yılında isviçredeyken bir rüya görmüştüm. Zürichte bir akşamüstü gündüzün karanlığa bıraktığı bir zamanda bir caddede yürürken birden hava değişti acaip bir rüzgar ve fırtına herkes bağırarak kaçışmaya ve rüzgar önüne ne geldiyse savurmaya başladı.Bende gayet sakin kenara çekildim ve neler oluyor diye etrafı seyretmeğe başladım. O arada başımı gökyüzüne çevirdim. Birde ne göreyim bir Uçandaire sallanarak uçuyor ben ona bakıp Ah bunlar gerçekmiş diye düşünürken o esnada Uçandaireden bir kitap atıldı, tabii havada rüzgar olduğu için kitap savrularak rüzgarın onu götürdüğü yöne doğru gidiyordu bende o anda bu nasıl bir kitap diye merakla kitabın gittiği yöne doğru var gücümle koşmaya başladım tam kitabı iki ellerimin arasında tuttuğum anda kan ter içinde uyandım. uyandıktan sonra ALLAH ALLAH kitabın içinde ne vardı acaba dedim kendi kendime ve şöyle yorumladım. BU Kitapta çok önemli beni ilgilendiren son derece önemli bilgiler var ama ben buna zor ulaşıcam. işte senin kitabını okurken bu rüya aklıma geldi. Kitabını çok büyük bir zevk karışık duygularla okudum. Çünkü ben otuzbeş yıldır araştırma yapıyorum. kafamdaki şüpheler hepsi dağıldı. Bugüne kadar okuduklarım bir tarafa senin Kitap Levh-i Mahfuz+Kur’an bir tarafa Seni vesile edip bu kitapla tanıştığım için ALLAH’a şükürler olsun. İnşALLAH bir gün yüzyüze tanışırız. İnşALLAH DİN GÜNÜNÜ görmek bizede nasip olur. Ellerine sağlık. Kur’antum KUR’AN-I DEVRİM’i okuyorum. Selam ve Sevgiyle
*************************************************
12 Temmuz 2011, 12:28:34
İçimdeki ben…
buRAK, size çok klişe gelebilir, okuyacaklarınız.. Ancak içimdeki beni, içimdeki alemi, dışarıdaki dünyamı altüst ettiniz. Hem de çok şık bir şekilde:)) Allah’ımın beni unutmadığını, O’nun da benim gönlümde her daim olduğunu, bu sevgiyi de sınırsız, şekilsiz ve özgürce yaşayabildiğimi ve yaşayacağımı tekrar tekrar gösterdiniz.. Allah ve ben! Allah ve siz! AIlah ve herkes! İyi ki varız… Bu yolculukta hep birlikteyiz.. Sonsuz teşekkürler!
BuRAK özDEMİR’in NOTU:
O kitabı yaşayan bir insanın sarfedeceği hiçbir söz klişe değildir. Bir milyon kere aynı cümleyi duysak bile, bir milyon birinci kere duyacak olduğumuzda kalbimizde o çarpıntı gene çarpmaya başlar bizi. Ve hepimize çok iyi gelir bunları duymak. O yüzden herkes, edebi testlere tabi tutmadan duygularını dile getirsin isteriz. Ne yani çok klişe diye seni seviyorum da mı demeyeceğiz? Tüm ailemizin o güzel gönüllerin kopan o güzel duygular, başımın tacı. Zaten bi gün arabayı çarparsam muhtemelen elimde ayfonla okuyucu mektubu okurken çıkarırlar beni arabadan :D
********************************************
12 Temmuz 2011, 12:22:37
D&R ve Kurantum…
Kurantum Kur’an-ı Devrim ..D&R çalışanlarının sabır sınırlarını zorladım bir süre,buRAK özDEMİR Kur’anı Devrim geldimi hayır efendim şu anda antalya mağazalarında mevcur değil,akşam yine aradım yok,ertesi gün yine,belki telefonu kapattıktan sonra gelmiştir dedim yine aradım,belki o kız bilmiyodur dedim yine aradım,bu gün kesin gelmiştir dedim..En son cuma aksamı geldi hanfendi buyurun gelin alın dedi yüzüme kapattı:) facebook tan hemen ilanı yaptım çook uzun yoldan bi sevdğim geldi,hasret gidereceğiz kitabıma kavuştum Kurantum Kur’an-ı Devrim kitabım elimde:) dostlarıma duyrulur ben bir süre servis dışıyım nolur anlayın benı kendi halime kalmak istiyorum bi süre dedim.. ve kapandım eve,tamda zamanında yetişti bu kitabınız bana ,yaş 26 antalyadayım evde olmak zordur bu şehirde şehir sizi sokaklara alır çeker,neredeyse 2 yıldır izole edilmiş bir hayat yaşıyorum..arkadaşlarada ailemede anlatamıyorum durumumu ,mutsuzum sanıyorlar,depresyondayım diye panikliyorlar,gençliğine ziyan ediyorsun bu yıllar birdaha eline geçmez çık dışarıya gez eğlen diyorlar..!ben mutluyum böyle rahat olsunlar hemde çook:)içimde bi lunapark var benim…!Sadece nelere vesile olduğunuzu bilmeniz için söylüyorum..hayatımda çok zor anlar yaşadım,parasızlık,sevgisizlik,aç kalma noktasında çok bulundum,hatta nasıl olsa bana orucu zorlada olsa tuturuyorsun ramazana ne gerek var diye,oruçtan uzaklaştım,boşa çıkan duaların sonucunda kaybedilen inanç en beteride buydu..!Sonra kitaplarınla tanıştım 4 yıl oldu,tabi biranda değişmedi herşey,anladım yazılanları ama içselleştirmek biraz zaman aldı,okuduğumu anladığımı uygulamak sırattan geçmek gibiydi!ara ara sarsıntılar devam etti,yeri geldi senden bile şüphe duydum,oda kandırmış beni dedim,hani Tanrı seviyordu bizi nerdesın yalancı buRAK dedim!Sonra aradan zaman geçti farkettimki kitaplarını neden okuyormuşum biliyormusun, Tanrıya gösteriş hadi bak ben senın için bişeyler yapıyorum bana yaşattıgın tüm zorluklara rağmen seni hala sevebilirim hadi sende bişeyler yap artık.. babasını kandırmaya çalışan çocuklar gibi:) taki sıkıntıların getirdiği mektubu alıp okuyuncaya kadar..!Kendim için yapmamışım tüm bunları …Artık mutluyum,yüzüm hep gülerdi pozitifsin derlerdi ama kötü haber anlatmaya merkalıydım içimde biryerlerde bi ateş yanar dururdu..!ama artık geçti,şimdi kendi şirketimi kurdum ,işlerim çok iyi 26 yaşında bir bayan olarak ne kadar zorluktan sonra neler yapılabileceğini gördü herkes ve onlarda bişeyler yapmaya çalışıyorlar,herkez heyecanlı,paylaşıyorum öğrendiklerimi bende onlarla..! Ben artık mutluyum…hayatta herşey çok kolaydır ama bir insanın yüzünde ve yüreğinde gerçek anlamda bir tebessüm oluşturmak ve tüm yaşanacaklara rağmen bunun kalıcı olabilmesini sağlamak…ben teşekkür ederim, kocaman bir gülücük ve mutlulukla tekrardan yüreğine sağlık diyorum:))
*****************************************
12 Temmuz 2011, 12:21:45
TDG yi ilk okuduğumdan itibaren bu yana 3 yıl geçti. Bir bebeğim oldu.Şimdi 14 aylık. İlk tatiline bu ay çıktık. Tekrar okumak için yanıma birtek Levh-i Mahfuz u aldım. Bu ilk tatil özel olsun istedim. Bir kaç “butik oteller kitabı” inceleyip bir yer seçtim. Gitmeden önce çok heyecanlandım. Vardığımızda buradan çok güzel ayrılacağım dedim kendi kendime.Huzur buldum. Her gün kızım uyuduktan sonra LM okuyordum.Beşinci gece, otelin sahibesi elimdeki kitabı gördü. Sonrası süpriz. Bu kitabın bir kısmının da burada yazıldığını öğrendim. Birden heyecanlandık. Tek bir masada altı kişi LM konuştuk. LM yi yeniden hazmetmek için ettiğim niyetin semeresi onun yazıldığı yerlerden birine uğramak oldu.
************************************************
11 Temmuz 2011, 00:20:13
Kurantum…
Kardeşim buRAK,
Yeni kitabın için seni kutlarım, tam bir meydan okuma, bir devrim ancak böyle yürütülebilir. Allah yardımcın olsun.
“Kurantum”daki önemli konuların yanısıra kitabın kağıdı, yazı stili, yazı büyüklüğü, satır aralığı, mizanpajı da kolay okunabilirliği sağlayıp, insanı içine çekiyor.
Senden dileğim, “Levhi Mahfuz” için yapılacak yeni baskıda “Kurantum”un kağıdını, yazı stilini, yazı büyüklüğünü, satır aralığını aynen koruman. 2 cilt olarak daha rahat okunacağı inancındayım. Gücünün ve mücadelenin devamını dilerim. Sevgiler.
********************************************
11 Temmuz 2011, 00:14:19
Kurantum…
Kitapların gönderilmeye başlanacağını duyurduğun anda hemen sipariş formunu doldurdum,telefonumdanonay mesajınıda yolladım.sonra bir baktım mesajım beklemede kalmış meğer kontörüm bitmiş:( e onay msjı gelmeyen siparişlerde gönderilmeyecek başladım üzülmeye.tesadüf bu ya öyle dar boğazlı bir haftadan geçiyorum ki,kontör yükleyemiyorum.vardır bir hayır dedim,zaten verseydimde siparişi kapıda ödeme yapacak parada kalmadı elimde saplık olsun önümüzdeki aya artık dedim.arada bir bankamatiklerimi yolda geçerken denerim mesamdam falan ara ara para yatar cuma günü ders vermek için okula giderken gene şansımı deneyeyim dedim ve ne göreyim ahaa 30 tl yatmış:) yarın sipariş vereyim yeniden diye düşünürken dün sabah kapı çaldı ve kargo gelip kitabı teslim etti cüzdanımdan 30 tl yi çıkartırken ki keyfimi görmen lazımdı şöyle bi gerindim”buyrun”dedim keyifle:)ne güzel sürpriz oldu bana.şimdi güzel bir pazar gününde türk kahvem eşliğinde kitabımın ilk sayfasını açmak üzereyim.Teşekkürler Tanrım yine yetiştiğin ve mutlu ettiğin için:)
***********************************************
Levh-i Mahfuz’dan ilhamla…
Selam buRAK, Levh-i Mahfuz’un ışığında bir kitap yazdım. Beyaz yayınlarınca yayınlanacak. İzin verirsen, kitabın başında “Levh-i Mahfuz’a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü ilham kaynağım O… Kitabı son haliyle basıma hazır şekilde ekte gönderiyorum. Levh-i Mahfuz ise söz konusu olan, ismini anmak sorumluluk hissettiriyor. Bu kitabın doğumu tamamen Levh-i Mahfuz düzleminden oldu. Sütüm Levh-i Mahfuz sütüdür, hakkınızı helal edin ki, yoğurdumu içime sinerek mayalayabileyim. Kitapta kullandığım “Levh-i Mahfuz alıntısı için verir misin?
Gönül dolusu teşekkürler, iyi ki varsın.
BuRAK özDEMİR in NOTU:
Yolu açık olsun sevgili kardeşimin. Ne izni istiyorsa, izin kendisinindir. Kitabına da baktım. Son derece orijinal buldum. Okuyucu ailemiz Levh-i Mahfuz’dan ilham alınan noktayı merak edecektir. Nokta şu. Levh-i Mahfuz’da Kelimelerin içinde kalın harflerle yazılan kısımların içinden çıkan başka anlamlar… Nisan gibi. Söz konusu kitap, bu çıkış noktasını çook ilerilere götürerek ‘bold’ isimli dil üzerine, ilginç ve bence oldukça başarılı bir kitaba imza atıyor. Tebriklerimiz kendisiyle. Nezaketi ve içtenliği için de ayrıca teşekkür.
*************************************************
10 Haziran 2011, 21:44:08
Burası ne zaman 2 milyon ne zaman 6 milyon va dahası olucak !! daha çok insan okusun istiyorum hep, daha çok insan hissetsin, daha çok insanda uyansın bu bilinç ! bunun için bayaa bi TDG aldım ve arkadaşlarıma dağıtıyorum hepsi de hiç okuyacaklarını ummadıklarını ama çok etkilendiklerini söylüyorlar ya da umdukları gibi bi şeyle karşılaşmadıklarını, her satırında gözlerinin dolu dolu olduğunu, kendilerini çok tuaf hissettikletini, hayata bakışlarının bu kadar çok değişebildiğine şahit oldukları için kedi kendilerine şaşırıyolar  herkes gibi
Kitabı biraz daha tanıtsanız, televizyon programlarına katılsanız mesela bence hiç fena olmaz.. Belirtmek istedim.
İyi günler
Sevgiyle kalın
***********************************************************
10 Haziran 2011, 21:40:20
Merhaba Sevgili buRAK, Tanrinin Dogum Gunu kitabindan beri sizi ilgiyle izliyorum…Levh-i Mahfuzuda buyuk bir sevgiyle okudum…Blogda gordugum bir yazinizda yeni kitabinizda REIKI sembolleriyle ilgili sifaciligi anlattiginizi yazmisiniz….Oysa simdi tam hatirliyamadim; Tanrinin Dogum Gunu yada Levh-i Mahvuzda olabilir DONA reiki veya baska sifacilik yontemlerine ilgi duymaktansa kendi icimizdeki sifayi ortaya cikarmamizi ogutlemisti…OL derseniz olur demisti…Bende o gunden sonra REIKI ile ilgili bircok sertifika almama ragmen kesinlikle biraktim ve sadece icimdeki sifaya guvendim…..
Simdi sizden ricam bana bu degisimi anlatirmisiniz…..neden REIKI ????
BuRAK özDEMİR in NOTU:
İçimizdeki sertifikayı bulmak… Bu konuda değişen hiçbirşey yok. Yeni kitapta yapılan, Reiki ile Kuran arasında yeni bir köprü kurmaktan başkası değil. Ve bu köprü tek yönlü bir köprü. Reiki’den Kuran’a geliş köprüsü…
******************************************************
10 Haziran 2011, 21:32:13
bu kitap ilk çıktığında isminden dolayı okumamıştım.tövbe tanrınında doğum günümü olur dedim..daha sonra reiki ile ilgilendiğim sıralar kitap yeniden karşıma çıktı işte o zaman daha önce yargı yapıp okumadığım kitaba yargısız yaklaşıp okudum ..hem ağladım hem okudum.eskiden rabbime sevgim büyüktü .şimdi ise rabbim dediğimde kalbimi bir sevginin sardığını hissediyorum kat be kat huzurla doluyor içim.onlarca insana anlattım herkesin okuması için rica ettim .çocukken sorduğum tüm soruların cevabını buldum son on yıldır okuduğum en şahane kitap artık üstüne kitap okumuyorum.her kelimesi içime işledi ve hala arda bir acıp denk gelen sayfayı okuyorum…yüreğine sağlık allah senden razı olsun ..varlığına şükürler olsun bizi kurana yaklaştıdığın ve allah sevgisini fazlaca fark ettirdiğin için…aydınlık içinde ol .
*****************************************************
10 Haziran 2011, 21:21:18
Kitabımızı 2009 da okuduğumdan beri bizzat yaşantımı her anımın değerini bilerek her an başucu kitabım olarak elime alıp tekrar tekrar Kur’an daki ayet açıklamalarıyla yapabildiğim ve çeşitli zihin kalıplarımdan yapamadığım her kişisel devrimim için sürekli kendi üzerimde çalışarak yaşıyorum. İçimdeki çocuk anne ve baba ile çalışıyorum özellikle karşıma çıkan her insandan yansıyanların bana gelişimim için bir fırsat olduğunu hissediyorum. Biliyormusun bunu şahane bir oyun gibi yapıyorum o kadar samimi bir içebakış oluyor ki artık bu yansımalarla kendi gerçeğime adım adım yaklaştığımı hissediyorum .Yaşadığım her şeyin na ne işaret ettiğini düşünerek sevgili dostum biricik Allah’ımdan samimi yardımını istiyorum Allah’ımla hiç bu kadar samimi ve dostane iletişim kurmamıştım…Keyifle namaz kılıyor medeitasyon yapıyor sevinçle ve üzüntüyle tüm herşeyi Ona aktarıyorum kalben ve dilimle şaka gibi çocuk gibi konuşuyorum onunla tek yönlü gibi gözükse de değil ya kitaplarla ya sokak tabelalarıyla ya sıra dışı bir cümleyle oğlumun ağzından ya da o an bedenimdeki sıcak titremeyle yanıt alıyorum sorularıma veya teyid alıyorum beni onayladığında …O’na şükr ediyorum…
**********************************************************
24 Mayıs 2011, 08:43:46
Bu kitapla tanıştığım gün benim de doğduğum gün oldu. Daha ne diyebirimki. Hep evrende bir kum tanesi olduğumuz söylenirdi. Bu da bende değersizlik hissi uyandırırdı. Oysaki her insanın bir evren olduğunu öğrendim. Kendimi tanımaya başladım. Kendime gelmeye başladım. Bu bilgileri bana buRAK özDEMİR aracılığıyla ulaştırdığı için sevgili Allahıma teşekkür ediyorum.
************************************************
24 Mayıs 2011, 08:41:51
NBA…
Sana, bahar a ve evinizin neşe kaynağı bebe Burağa sağlıklı ve huzur dolu günler temennisiyle…
Bu sabah takvimi karıştırdık az biraz nostalji yapalım dedik ama bir dip not çıktı karşımıza.
” NBA’yı yazmaya karar verdim. Radikal bir karardı bizim için. Dün nihayet verdim efendim. Not ediim bu kararı aldığım tarihi bi kenara dedim. Baktım ki tarih 28.08.2008. Unutulacak gibi değil yani : )”
düşün düşün yoksa unutkanlık mı başladı Tanrım derken, sana sormak kolayımaıza geldi
buRAK özDEMİR’in NOTU
NBA bir İslam kişisiydi. ‘Sus’ mesajı vermeye hazırlandık onun şahsında. Sonra bu mesaj, Levh-i Mahfuz’da daha da gelişerek yer aldı. O bir çıkış noktası oldu. Fakat Allah’ın işine bakın ki, Levh-i Mahfuz’dan sonra NBA gerçekten de sustu. Levh-i Mahfuz’dan sonra birer birer susmaya başlayan dinadamlarını, herşeye rağmen bir yerlerden gelen fısıltıları duyabiliyor olmalarına dayanarak olumlu bir puan olarak yazabiliriz.
Not: Bu harflerle başlayan isim olasılıklarını aramayın. Uzun sürer :) İsim soyisim değil.
*****************************************************
19 Mayıs 2011, 16:47:26
Sarsıcı bir hayatın hikayesi… Mutlu sona eren… Levh-i Mahfuz okuyucu hikayesi…
Merhaba buRAK,
Kitabını okumaya başladığım andan beri tüylerim diken diken dolaşıyorum, her an ağlayabilirmişim gibi gözlerimde bir ağırlık
iyi ki yazmışsın
iyi ki okuyorum
hayatım biraz karışık benim
x sitesi:
burda biraz özetlenmiş gibi
Kitaplarını okuyup güvendiğim doktorum XX bana sen borderline sın bunlar 30-35 e zor gelirler genelde intihar ederler sen de biran önce kendini de beni de kurtar dedi..
başka doktorum var artık
X yaşındayım kızım X yaşında
hep aradım
benim yapmam gereken bişey var ama bu yaptığım şey o değil
diye başladım yaptım bıraktım
kendimin dışında aradım
X yılında tarikatına katıldım
herşeyi cennete girmek için yapıyorlardı
birilerinin cehennemde olduğunu bilenin
cennette nasıl huzurlu olabileceğini sordum
cevap yok..
zikir ve ibadetle yükselme katlarından bahsediyorlardı
çok yüksek makama gelenler yükselebiliyorlar diyorlardı
ben de tırnağımın içine iğne batırıp o acıyı hissetmemeyi öğrenmeye çalışırken yükselebildiğimi gördüm
ama hiç zikir ve ibadet yapmadım dedim
beni ordan uzaklaştırdılar
X yılından beridir sürekli antidepresan kullandım
ruhumun bana gösterdiği aydınlıkları sonunda hep mutsuz oluyorum diye
kişilik bozukluğuna yorumlayıp kimyasallarla bastırdım
kitabınla tanışınca ilaçlarımdan kurtulmam gerektiğine inandım
1 hafta içinde yüksek sayılabilecek bir dozu azaltarak bıraktım
kitabın olmasa şimdi yoğun şekilde intihar senaryoları yazıyor olurdum
ama şimdi içim öyle aydın ki..
durmadan ağlıyorum
iyi ki yazmışsın çok sıkı sarıldım sana
umarım karşılaşırız bigün..
buRAK özDEMİR in NOTU:
Bu dostumuza bizler de sımsıkı sarıldık. Hayat hikayesiyle ilgili verdiği link de yukarıda yazdıkları kadar sarsıcıydı. Dostumun hayat hikayesiyle iftihar ettim. Geldiği yer itibariyle. Artık o günler geride kaldı. Onun o yepyeni hayatını selamlarım. Herkesin sarılabilmesi için hayat hikayesinin kısa bir özetini, milyonda bir de olsa onun kimliğinin anlaşılabilmesi ihtimalini ortadan kaldırarak, ayırd edici detaylarını x’leyerek paylaşıyorum. Eminim ki, yaptığı bu açıkyürekli paylaşım yaralarının iyileşmesini çok daha hızlandıracaktır.
Herkese sevgiyle ama en çok da ona.
—Levh-i Mahfuz öncesi dönemden bir kesit—
16 yaşımda anne ve babamı trafik kazasında kaybettim, babamın arkadaşı bana babalık yaparken benimle cinsel ilişkiye girdi ve bunu benimde istediğime inanmamı sağlamak için akıl almaz senaryolar üretti. bu olaydan sonra tüm terslikler türk filmlerini aratmayan olaylar yaşadım sürekli birilerine güvenmeye çalıştım ama her seferinde sonuç aynı oldu. Suçlu olduğuma inandım ama nedenini bilmiyordum bir günah işlemiştim ve cezalandırılıyordum. Bir süre sonra ne kadar acı çekersem cezam o kadar çabuk bitecek diye bir çözüm ürettim kafamda kendi kendimede ceza vermeye başladım “tırnak içine iğne batırmak ,…” canımı acıtıyordum.
Bir gün delirdiğimi düşündüm ve psikiyatra gittim borderline kişilik bozukluğu dedi tofranil ve xanax kullanmaya başladım bu XXX yıl kadar sürdü bu süre içinde insanlara hayır demeyi öğrensemde başladığım hiç bir işi bitiremedim, üniversiteye başladım yarım bıraktım, işe girdim ayrıldım, evlendim boşandım
o günden bu güne XXX yıl geçti ama ben hala kendime güvenmiyorum, hayatımda hep bir koruyucum olması gerektiğini düşünüyorum, bu bağımlılık yüzünden sürekli aldatılıyorum. Kendimi değersiz görüyorum, yaptığım hiç bir şey beni tatmin etmiyor, ben yapabiliyorsam kolaydır düşüncesinden kurtulamıyorum bu da başkaları tarafından fark edilince haksızlığa uğruyorum analitik psikoterapi denedim ama ne sabrım ne de param yetti. İlaç kullanmıyorum. Aldatıldığım zamanlar hariç o dönemi xanaxla atlatabiliyorum. Çok yoruldum yardım …
buRAK özDEMİR in NOTU:
Ne güzeldir ki yardım feryadına bunları yazdığı siteden değil ‘başka bir yerlerden’ bir cevap gelmiş. Bir el uzanmış bir ona. İyi ki uzanmış. Kendine hep iyi baksın. Hep böyle olsun. Şu anda hepimizi aydınlatan bu ışığının sönmesine müsade etmesin.
tekrar;
***************************************************
19 Mayıs 2011, 16:25:07
Meleğin ardından…
Yıllar önce gördüğüm rüyayla başlamalıyım sanırım.pencereden dısarı bakıyordum.bir melek kucagında bir erkek çocuğuyla geldi.henüz 9 yada 10 aylık filandı.üzerinde mavi giysiler vardı.öyle güzeldi ki.bana doğru uzattı bebeği bak bu senin oğlun der gibi.o güzel bebek gözlerini benden ayırmıyordu.gülümsedi ve anne diye seslendi bana.öyle bir sevgi dolmuştu ki içime oğlum diye ağlamaya başladım.uyandım birden.hala oğlum diye ağlıyordum.bundan 5 ay sonra hamile kaldım.ama hep biliyordum oğlum olucağını.hiçte şaşırmadım doktor cinsiyetini söylediğinde.aynı güleryüzlü sevimli bebekti doğduğunda kucağıma aldığım.her zaman tek oyuncağı kılıç oldu.başka hiçbirşeyle oynamadı.Bartu oyunlarında hep savaşçı bir kahraman oluyordu.5 yaşındaydı sanırım.Milet harabelerinde fotoğraf çekmek için ısrar etti bir arkadaşım.ilk defa gittik Milete.Bartu babasını elinden tuttu ve gel sana burayı gezdireyim baba dedi.anlatmaya başladı.boş bir alanda durdu ve burda toplanır savaş kararları alırdık dediğini duydum.sonra gözden kayboldular.yarım saat sonra geldiklerinde eşimin yüzü bembeyaz olmuştu.ne olduğunu sorduğumda Bartu burda yaşamış gibi beni gezdirip heryeri bana anlattı dedi.karışık biryerdi orası.merdivenlerden indirmiş. zindanların yerlerini göstermiş.burda tutardık esirleri demiş. buraya gemiler gelirdi diyede eklemiş.Miletin tarihine baktığımda oranın bir liman şehri olduğunu öğrendim.şu anda orası denize epeyce uzak.yine birgün odasına gitti ve geri geldiğinde üzerindekiler roma dönemindekilere benzerdi.bir örtüyü tek omuzundan bağlamış kollarına boynuna başına birşeyler takmış…cok sasırmıstım.tek başına bunu nasıl yaptı bilmiyorum.derken balkona cıktı ve yoldan gecenlere seslenmeye başladı.ey halkım artık kralınız benim.hiç korkmayın bundan sonra savaş yok.barış içinde cok mutlu yaşayacaksınız.iceri girmesini söyledim .fakat o ısrarla hayır anne bilsinler söylemem gerek diyordu.onu duyduklarından emin olunca bitirdi ve iceri girdi.sadece bir oyundan mı ibaretti yaptıkları bilmiyorum. .bundan sonrakini biliyorsun zaten.ben bu dünyaya ait değilim sözleri.böyle bir anımız olmadı tekrar.hastalanmadan 2 ay öncesi gibiydi.bana reenkarnasyona inanıp inanmadığımı sordu.sen nerden biliyorsun bunu dedim biliyorum işte dedi.kuzenine de aynı soruyu sormuş.inanıyorum reenkarnasyona dedi.ve onada bana söylediği gibi tekrar dünyaya gelirse yine bizim cocuğumuz olarak doğmak istediğini söylemiş.son olarakta hastanede yatarken ameliyatından önceki gece birden artık ölmek istiyorum ben bu hayat cok sıkıcı bana hiç keyif vermiyor dedi .ameliyattan filan da korkmuyordu.karısık anlattım ama bu kadar toparlayabildim.Bartu hastanedeyken bir arkadasım rüyasını anlattı.yanındakilere peygamberi gördüm diyormuş.ona inanmamışlar sanamı görüncek peygamber diyorlarmış.o sırada biraz ileriyi gösterip bakın işte peygamber geçiyor diyormuş ve peygamber diye gösterdiği kişi Bartuymuş.ertesi sabahta Bartu bu dünyadan ayrıldı.sana anlatmadan duramadım.hele ki Levhi Mahfuzu okuduktan sonra mümkün değil bu anıları kendime saklayamadım.Bartunun yaramazlıkları işte deyip geçemedim.eminim ki sizlerle buluşmamı Bartu istedi.sevgiyle aydınlattığın bu büyük aileye dahil olmak ne güzel.çocuğundan ayrılan tek anne ben değilim ve ne yazık ki son da olmayacağım.bunu yaşayan tüm anneler için tek söyleyebileceğim cocuklarımızla tekrar buluşacağımız güne kadar sabır sabır sabır…..
************************************************
19 Mayıs 2011, 16:19:55
merhaba…kitabinizi kendimce bir sinav olarak gordugum cok yakin bir zamanda bir arkadasim vasitasiyla tanistim.Tanrinin dogum gununu bitirdim.sayenizde zaten farkli dusunen ve aykiri bir anlayisim varken simdi bu daha net bir anlam kazandi kendi benligimde…bu konulari nasil bu kadar net ifade edebildiniz…benim gibi cogu insana da ulastigina eminim.simdi peygamber cocuklar kitabina basladim.kitap hic bitsin istemedim ama okumaktan da kendimi alamadim.bu zor zamanimda bana gercekten cok yardimci oldunuz.cookk tesekkurler.benim size ulasmakta ki sebebime gelince, ben yabancilarin oldugu bir ortamdayim.yurtdisinda degilim yanlizca is ve sosyal cevre arasinda boyleyim.ingilizcem akici ve iyidir.islam ile ilgili on yargili konular gelince yeteri cevabi verecek ( hele kitabtan sonra ) lisanim var.benim sorum bu kitaplarinizin bir ingilizce cevirisi mevcut mu ya da olabilir mi?Avrupa Amerika ve yabancinlarin Islamiyeti bir teror mantigi olmasindan ote baska sizin kitabiniz kadar iyi ne anlatabilir onlara…Kuran in ne oldugunu yaradilisin ne oldugunu ogrenseler ya da farkinda olsalar iyi olmaz mi?benim ki yanlizca bir fikir idi?cevap alabilirsem sevinirim..bu sirada hicbir zaman dinci mantigi ile yaklasilan bir yapim olmadi olamadi o yuzden cogu sey gibi bu konuya da ters dustum..ama iyiki de oyleyim:)))
*********************************************
19 Mayıs 2011, 16:19:26
Tanrı’nın doğum günü ile 2008 de tanıştım. adeta büyülendim. Sitede sizi takip etmeye başladım, Levh-i Mahfuzu da okudum, yine büyülendim. Reiki master imin öneriyle yine okuyorum. kitabı pek çok kişiye önerdim, şu anda iş yerinde oda rakadaşlarımın hepsinde var ve okuyoruz, ne mutlu. Bana sizden gelen güzel bir hediye ise küçük Haktan buRAK’ın patikleri oldu, evimin köşesinde duruyor. Bu kitabı okumak insanda bir süreci başlatıyor. Ben 35 yıldır Tip1 diyabet hastasıyım. İnsülin kullanıyorum. Çocukluğumda hep dua ederdim “Allahım hastalığım geçsin” diye. Şimdi anlıyorum ki hastalığımın geçmesi onu kabullenmekmiş, benim görevim kendim gibi olanlara yardım etmek onları anlamakmış. Sonrasında 11 yıl önce tarfik kazası geçirdim, heryerim kırıldı. 32 yaşında kalça protezim oldu. Bu durumu kabullenmek çok zamanımı aldı. koşamıyor, atlayamıyor, ağır taşıyamıyor, yere çökemiyorum. Şimdi onu da kabullendim. Artık ben hiç şikayet etmiyorum. “Neden ben” demiyorum. tüm bunlar bana kim olduğumu göstermek içindi. tedavim için ilaç benim aslında. Bir de yalnızlığımla ilgili sıkıntılarım vardı, ama yalnız değişmişim, bunu anlamak ne güzeldi benim için. içimdeki öfke, kızgınlık, suçluluk duygumun nedeninin kendim olduğunu da anladım. Zor zamanlar geçirdiğimde şunu soruyorum kendime” neyi öğrenmem gerekiyor”  bazen bunun sonucu bir ödül olarak bana geri dönüyor. Biliyorum ki” TANRI” hep benimle, yalnız değilim. Çok teşekkür ederim buRAK özDEMİR. Sevgilerimle
**************************************************
19 Mayıs 2011, 16:18:01
Face…
Doğum günleri olan arkadaşlarımızın doğum günleri kutluyor ,
http://www.buRAKozdemir.com adresini yazıyorum. LEVH-İ MAHFUZ’un tanıtım sayfası çıkıyor. Tüm dostlara tavsiye edilir. Doğum günün kutlu olsun dedikten sonra Tanrı’nın Doğum Günü’nü görmesi…
*************************************************
19 Mayıs 2011, 16:17:21
Güzel bir 19 Mayıs hediyesi…
Yine herkese ışık ve sevgi dolu merhabalar:) Kendimi köşe yazarı gibi hissettim :) :) Güzel rabbime şükürler olsun :) Ötekileştirdiklerimiz ayrımcılıklarımızla ilgili yazdığım yazımdan sonra işte buuuu dediğim bir olay yaşadım dün.
Oğlumu almak için yuvasına gittim. Merdivenleri çıkarken önümde bol pantolonlu (bayaaaa boldu yani şalvar , kıyafeti ötekileştirdiklerimiz gibiydi kısaca ve sakallıydı) aklımdan hemen şu geçti. “Vay be oğlumun yuvasına böyle kişilerin de çocukları geliyor demek”. Sorada “hööyynnk” dedim “dur orada durrr” daha yeni yazmadın mı yargının nefretin yerine sevgi bilincini nasıl koyarım değiştirim diye buRAK’ın sitesinde.İşte fırsat! Kapıya geldik bana baktı “merhaba” dedim. Adam çok şaşırdı onun görüntüsüne çok zıt bir görüntüm var çünkü,selam verdiğime inanamadı. Birden dedi ki “Biz İnsanlığımızı nasıl kaybettik nasıl bu hale geldik. Ben kendi ülkemde yabancı gibiyim. Bir çok insan bana kötü bakıyor. Çok hoşuma gitti selam vermeniz. Çok teşekkür ederim. Her yerde kendimi rahatsız hissediyorum. Daha bugün başkasıyla konuştum Bu ülkeye sakallılardan mı sakalsızlardan mı zarar geliyor ?” dedi.
Cevap olarak ; bu ülkeye değil bu dünyaya düşünmeyen beynini kullanmak istemeyen insanlar saygısızlık ve sevgisizlik zarar veriyor dedim.. Birbirimizden üstünlüğümüz yada eksikliğimiz yok. Siz de selamımı almayabilirdiniz. Ben teşekkür ederim dedim. Göz göze geldik. Ah buRAK ahh vallahi de o kalbi o sevgiyi o üzgünlüğü o ışıltıyı o bütünlüğü rabbimi gördüm gözlerinde..
Paylaşmak istedim belki bir minik pencere de ben açabilirim diye …Sevgilerimle….
*****************************************************
19 Mayıs 2011, 16:16:25
Bu kitapla tanıştığım gün…
Bu kitapla tanıştığım gün benim de doğduğum gün oldu. Daha ne diyebirimki. Hep evrende bir kum tanesi olduğumuz söylenirdi. Bu da bende değersizlik hissi uyandırırdı. Oysaki her insanın bir evren olduğunu öğrendim. Kendimi tanımaya başladım. Kendime gelmeye başladım. Bu bilgileri bana buRAK özDEMİR aracılığıyla ulaştırdığı için sevgili Allahıma teşekkür ediyorum.
***************************************************
19 Mayıs 2011, 16:15:59
levh-i mahfuz’la tanıştığımdan beri sürekli sipariş edip sevdiklerime daatıyorum
kargoyu bekleyemezsem kitap evinden alıyorum
okudukça çevremdekilere bahsetmeyi boynuma borç biliyorum
reiki yapmaya başladım
az yiyorum
az uyuyorum
içimden başka türlüsü gelmiyor
çok teşekkür ederim..
6 yaşında kızım var
konuşmaları
çıkarımları
hep hayranlık uyandırdı bende
ben ona nasıl bişeyler anlatmalıyım
keşke bu kitabın çocuk versiyonu da olsa
emeğinize sağlık
************************************************************
12 Mayıs 2011, 22:00:05
Şuan Tanrı nın Doğum Gününü okuyorum ve bitsin istemiyorum. Okurken bazen gülüyorum bazen ağlıyorum bazen kızıyorum bazen de Allah’a sarılasım geliyor. Bu arada kızdığım sensin:) Lise yıllarımda sanırım bi 10 yıl oluyor bir felsefe yarışmasına girmiştim. Varoluşla alakalı bir yazı yazmamız isteniyordu. O aralar genç insan dine ilgili oluyor biliyorsun düşünüp düşünüp şu yargıya varmıştım. Reankarnasyonla ilgili olmasa da insan hayatı boyunca kademeler atlar. Normal insan – evliya – peygamber – Tanrı şeklinde gidiyordu benim merdivenim. Her kademe atlayışımızda farklı yeteneklere sahip oluyorduk denizi yarmak, hastaları iyileştirmek ölüleri diriltmek vb yetilerdi bunlar. Allahın da son kademede olduğuna ve o kata kilit vurduğuna orayı da asla açamayacağımıza inanıyordum. Bu fikirlerimle felsefe olimpiyatlarına gitmeye hak kazanamadım. Bunları konuştuğum kişilerse salak olduğumu düşünmüştü bu nedenle tabiri caizse haşa diyip bu fikirlerimi uzun süre tavan arasına atmıştım ama yalnız olmadığımı okuyunca çok sevindim. Tabii ayrıldığımız noktalar var. Tanrı nın şiddete eğilimi mesela. Hani diyoruz ya bizler onların üflediği ruhlarız. Eğer bu üfürükten teyyareler nice akla hayale gelmeyecek işkenceleri yapabiliyorsa üfleyen neler yapmaz. Belki bu sorunun cevabı ilerleyen sayfalarda vardır. Merakla ve heyecanla okuyorum:)
************************************************
12 Mayıs 2011, 21:59:06
Merhaba buRAK belki kitaplarını tekrar tekrar okudukça bu konuyu daha iyi anlayabileceğim ama kafam çok karıştığı için dayanamadım.Bu konuda senden ciddi anlamda bir açıklama rica ediyorum.Eğer bir açıklama alamazsam da önemli değil zamanla öğreneceğimi düşünüyorum.Bu bedel konusu şu anda benim kafamda bayağı soru işaretleri oluşturuyor.Senin eski yazılarını okuyorum sürekli. Bazı yazılarında seni mutlu eden günlük olaylardan bahsederken bedeli ne olacak acaba diyorsun.Benim anlamadığım buRAK şimdi biz her yaşadığımız mutluluğun bedelinimi ödeyeceğiz.Bedelsiz mutluluk yokmu.Ben bu hayatta en ufak şeylerden mutlu olmasını bilen bir insanım.Yaşadığım onca şeye rağmen hep mutlu olabilecek durumlar yarattım kendime.Allah’ın bana verdiği herşeye teşekkür ediyorum ve şükrediyorum.Küçükken geçirdiğim trafik kazası sonucunda yüzümde ömür boyu benle yaşayacak geçirdiğim ameliyatlara rağmen düzelmeyen koca bir yara iziyle onu severek ve kendime bu durumu eziyet etmeyerek mutlu olabiliyorum.Herşeye rağmen o kazadan elim,ayağım,bütün uzuvlarım sağlam bir şekilde kalabildiği için Allah’ıma sonsuz şükürler ediyorum.Bu kazadan sonra benim kendimle o kadar barışık yaşamama karşın ailemdeki bazı insanlar olsun,çevremdeki insanlar olsun bana yüzümdekini hatırlatıp beni üzmeye çok meraklı oldular sağolsunlar.Yolda yürürken az laf yemedim.Ama ben hep kendime her konuda sürekli duvar oldum ve uzatmadım bana yaşatılan mutsuzlukları.Şimdi belki beni mutlu eden şeyler bir başkası için mutsuzluk olabilir ama ben herşeye şükrediyorum.Onun için o kadar ufak şeylerden bile mutlu olurken bedelmi ödeyeceğim..Örnek verecek olursam benim için hayırlı olacaksa evlenmek ve bir yuva kurmayı diliyorum.Peki evlenip,mutlu bir yuva kurmanındamı bir bedeli olacak bana.Anlıcağın kafamı bayağı karıştırdı bu konu umarım bana bir yanıt verirsin çok ufacıkta olsa.Onun dışında ben seni ve kitaplarını çok seviyorum bana çoooook çok iyi geldi ve çok rahatlattı bazı konularda sana teşekkür ediyorum. Sevgiler sana ve herkese.
BuRAK özDEMİR in NOTU:
Bedeller konusu, ödenecek bir bedel karşına çıktığında şaşırmamak ve zorlanmamakla ilgili. Hani bedelim nerede acaba nereden çıkacak paranoyası yaratmakla ilgili değil. Bedel mutluluğu kesintiye uğratmakla ilgili değil. Tam tersine mutluluğunun kesintisiz olması için. O sen yanlarından geçerken seni farklı buldukları için bunu rahatsız edici şekillerle ifade eden ortalama vatandaşlarımıza gelince. Senin şu yukarıda yazdıklarını okuyabilselerdi, senin olduğun yere ermek için eminim yüzlerinde aynı izlerden olabilmesi için kasten trafik kazalarına karışırlardı. Kendine iyi bak. Yaşadıklarını bu kadar güzel özümseyebilmiş insanlar kolay yetişmiyor…
****************************************************
12 Mayıs 2011, 21:44:44
Anneye teşekkür…
Gidenin ardından kırk adet mum yanar yüreğinde. Her gün tek tek sen canlı tutmaya çalışsanda, söner mumlar.Sadece bir tanesi seninle beraber yanar durur.Ölümün acısından çok, sana öğrettiklerini ve katkılarını fark etmeye başladığında ölmüş olan kişinin neden hayatında girdiğini anlar ve ölüm acını sevmeye başlarsın.Artık o tek başına yanan mumu, diğer öğrendiklerinle körükler ve sen büyütürsün.Ölümün son değil başlangıç olduğunu fark ettiğinde, görev tamamlanmıştır.Artık ölüm korkulacak bir şey değildir.
Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
Teşekkürler Levh-i Mahfuz.
*************************************************
12 Mayıs 2011, 21:43:48
Evladiyelik kedi…
Geçen ay resmini yayınladığın kediyelerden birini evlat edinmiştim hatırlarsan,önce sahipli köpük kedisini kediye zannederek evimde kedi beslemeye karar vermiş ama yinede kararımdan vazgeçmemiş ve bir erkek kediyesini evlat edindiğim için çok mutluyum 1 ayı doldurduk beraber:)üstelik saydığımız bir sürü isim içinden KÖPÜK olmayı tercih edecek kadarda özgür bıraktık evladı efendim ben günlerce Gandi dedim şöyle ağır abi bir evlat olsun büyüyünce diye:) kedilerinde insanlar gibi isimleriyle özdeşleştiklerini düşünüyorum zira dayımların kedisi EFE buna iyi örnek gerçekten kendini efeler diyarının efesi sanıyor doğduğundan beri,kedi olduğunun farkında değil kendini timsah falan sanıyor:) bizim evlat da 10 günün sonunda Köpük dediğimde bir dönüp bakış attı tamam dedim oğlanın kimliği çıkabilir artık:)koyun koyuna uyuyoruz o gün bugün.bizim evlatta görenleri gülme kriziyle hayrete düşüren bir karakter,kendini insan kanguru karışımı işey sanıyor henüz kedi kimliğiyle barışık değil:)2 ayağının üzerinde zıplaya zıplaya geziyor evin içinde inanılmaz komik bir velet:) hadi oğlum çak beşlik diyosun patiyi çakıyor,sağ patiyi ver diyosun sağı,sol patiyi ver diyosun solu veriyor:) dön oğlum diyosun yerde yuvarlanıyor:)hani eğitimde vermedim 1 aylık velet bu güdülerle geldi bana.milletin maskarası oldum kedin de senin gibi çatlat diyorlar namımız yürüyor:)bildiğin koltuk arkasına falan saklanıp ce eee oynuyor bizle :) ) şu an lap topun bi sağ bi sol bi üstünden kafayı uzatarak benle oynadığı gibi:)gece ateşlendim üşütmüşüm biraz sabaha kadar patisiyle saçlarımı sevdi bildiğin insan eli değer gibi Allahım yarabbim bazen bakıpta korkmuyorum değil hani onun bu potansiyelinden:))resimlerini gönderecektim ama ekleyemiyorum niye anlayamadım 1 ay içinde yavru nasıl büyüdü gelişti gör diye.resimlerin nasıl yüklendiğine ait bir tüyoya sevineceği efendim.hepimize günaydın güzel bir gün diliyorum:)
**********************************************
12 Mayıs 2011, 21:40:50
Pardon…
sözlerime cevap yazılacağını hiç düşünmemiştim.ayıp ettik galiba biraz…:) kitaplarınız,özellikle levh-i mahfuz, hakkında yapılan yorumlar beni epey meraklandırdı.hep sizi öven yorumlar var biraz da eleştirmek iyi olur dedim ama kitap içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığım için ben de sataşma yöntemini uyguladım. sizin bilip de sıradan bizlerin bilemediği ya da anlayamadığı ne ola ki acep dedim ve o sinirle bir miktar saçmaladım.tabiki söylediklerim biraz komik kaçtı.olsun en azından aynı sert üslupta bir cevap almamak insanı sevindiriyor.
************************************************
12 Mayıs 2011, 21:40:01
Yazilarinizin bir paragrafindan…( HAYAL GÜCÜ YOKSA;IMAN DA YOKTUR )Kitabiniz bana hayal gücümü arttirmayi,düsüne bilmeyi ögretti.Yazdiklarinizi bile tartmak,kiyaslamak ve düsünmek icin OKU´yorum…
*************************************************
6 Mayıs 2011, 12:23:54
Levh-i Mahfuz okuyucu yorumu…
darmadağın olmak istiyorsan bu kitabı OKU….
hayatının allak bullak olmasını istiyorsan bu kitabı OKU….
önyargının paramparça olmasını istiyorsan bu kitabı OKU….
televizyonlarda hindi gibi kabaran 35 mt sakalı olan güya din alimlerinin söylediği
hatta bazen kendilerinin bile anlamadığı dini bilgileri anlamıyorsan bu kitabı OKU….
mutsuzsan,arıyorsan,daralıyorsan,anlaşılamıyorsan bu kitabı OKU…
KORKMUYORSAN bu kitabı OKU….
*************************************************
6 Mayıs 2011, 12:22:53
Levh-i Mahfuz okuyucu yorumu…
Merhabalar buRAK kardeş… Levh-i Mahfuz kitabını bitirmek üzereyim fakat bende bitmek üzereyim beynim artık kulaklarımdan akıp gidicek diye korkuyorum…
*************************************************
6 Mayıs 2011, 12:21:40
Sevgi nedir?
Bir soru sorduğumda cevabını bulabilmek için öncelikle bana bu konuda çevremin, tarihin , tüm ders kitaplarımın, ahlak kurallarının medya öğretilerin ne dediğini bırakarak sorgulamaya başlamayı öğrendim. En büyük yol göstericimin daha önce deneyimlediklerim ve iç sesim olduğunu fark ettim.Bana sevgi olarak sunulanların bende bir alışmışlık ve daha sonrada tatminsizlik duygusu yarattığını fark ettiğimde karar verdim bunlara. Kendini suçlamanında depresyondan başka bir şey getirmediğini görünce ondanda vaz geçtim. Ne yapmalıyım diye düşündüğümde, soruyu sorup beklemeye karar verdin. Cevabında uygun zamanda en güzel anda geldiğini fark ettiğimde ise her şey kolaylaştı.Sor ve bekle oyunu oynadım. Cevap hep vardı ama ben sormadığım için fark edemiyordum sanki.Aynı soruyu soran insanları zaman zaman fark ediyordum cevabı onlara söylediğimde ya anlamıyorlardı ya da başka şeylar anlıyorlardı.Sonradan onlarında anladıklarının doğru olduğunu anladım.Sorular aynıydı ama cevaplar dünyadaki insan sayısı kadardı.Ne güzel değilmi herkes doğru. Ama herkes öbürüne göre yanlış.
Soruyu sorduktan sonra ikinci olarak kendini yargılamayı bırakacaksın.Gözünü açacak ve sabırla günlük işlerini sanki ilk defa yapıyormuş gibi yapacaksın. Cevaplar genellikle çok eğlenceli olarak gelir.
Şu andaki daha sonra değişmeyeceği garanti edilemeyen benim sevgi kavramından anladığıma gelince;
-kendini sevmeden kimseyi gerçekten sevemezsin,
-önce kendin özgür olacaksın sonra sevdiğini özgür bırakacaksın
-karşılıklı, eşit ve bedelli olmayacak sevgi,
-sevdiğinin seni düşünmek zorunda olmadığını bile bileceksin
-beklentin olmayacak
-başta kendini sonra onu yargılamayacaksın
-kelimelerin duygularını tam olarak ifade edemeyeceğini bilerek anlamadığın yada yanlış anladığın şeyleri soracaksın
-karşındakinin sen olmadığını hiç bir zamanda olamayacağını bilerek zorlamayacaksın, aynı olmak mümkün değil.Aklıma gelenler ya da farkında olduklarım bu kadar şimdilik.
Bunlar ne kadar zormuş diyenler olursa,kendimi mutlu ettikçe kimseden bir şeyler beklemeden pek çoğunu yapabildiğimi gördüm.Yapamayıp olay çıkardığımda da kendime kızmadan yeni sorumu sorup, cevabımı bekleyip, tanımıma yeni kavramlar ekleyip yoluma devam ettim.
***************************************************
5 Mayıs 2011, 11:05:04
Tanrı’nın doğum günü ile tanışma hikayesi…
Yil 2008 Edirne nin Saroz korfezin de Erikli sahil kasabasinda gezerken bir aksamustu kitap standindan birkac kitap almaya karar vermistim.Cadirdan kurulma kitap standlarinda dolasirken hava da iyice kararmaya baslamisti.Iceri girer girmez bir kitap aldim elime ismi “Tanrinin Dogum Günü” idi.Hangi dusuncelerle kitabi yerine koydum bilmiyorum ama hemen kitap kurdu arkadasimi arayip ona sormak istedim hangi kitaplari bana onerebilir diye.O zaman oldugu gibi bu zaman da cok satan spritüel kitaplar modaydi ve arkadasimin bana onerdigi birkac isimden sonra telefonu kapattim.Tam o sirada elektrik kesildi.Cam kapi olmadigi icin icersi karanlik olmasina ragmen disardan gelen mehtabin isigiyla cok az gorunen kitaplara goremesem de bakmaya devam ettim.Iste ne olduysa orda oldu.Ve ikinci kez “TANRININ DOGUM GÜNÜ” elime gecti.”Yine mi bu kitap diye onyargili bir sekilde arka kapagini okumak uzere elime aldim.Elektrik 1 dakika icinde geri gelmisti.Kitabin arka sayfasinda Elif Lam Mim gibi Kuran la ilgili cumleler olunca onyargili zihnimle “amaaan gene mi din”deyip tam birakirken kitap reyonunun sahibi bu kitabin benim dusundugum tarzda bir kitap olmadigini cok ama cok degisik bir icerigi oldugunu soylese de “su siralar dinle ilgilenmiyorum deyip kitabi yerine koydum.Tekrar arkadasimi arayip onun verdigi kitaplarin burda olmadigini ama elime bir kitabin gectigini okuyup okumadigini sorunca “Al oku,okumaya deger bir kitap” deyince tam da o sira da elektirklerin tekrar kesilmesinin de katkisiyla (takdiri ilahi:) ) karanlikta kitap aramaktansa “Tanrinin Dogum Günü “kitabini almaya karar verdim.Hotelime gelip lobi de icinden önsöz haric 6-7 sayfa okuyunca
Aman Allah`im iste bu benim aradigim kitap;bu benim dusledigim Kuran; bu benim Hayal ettigim Tanrim
cumlelerini kurarken buldum kendimi.I:) Ondan sonra tatil icin geldigim esimle o 4 gunluk zamanimin cogunu kitabimizla birlikte gecirdim.Esimden ona zaman ayirmadigim serzenisleri arasinda nerdeyse gunun cok ama cok buyuk bir bolumunu kitabimizi okuyarak gecirdim.Inanilmaz bir tatil oldu benim icin o yaz.Bu kitaptan o kadar cok genis ve derin bilgi edindim ki;ama ilk ogrendigim sey önyargilarin ne kadar kötü birsey olduguydu. Bizleri sevgi dolu Tanrimizla ve hakikatle bulusturdugun icin sana ve Dona ya sonsuz tessekkurlerimi sunuyorum.Iyi ki o yaz tatile Erik liye gitmisim.Tdg ailesini cok seviyorum….
****************************************************
5 Mayıs 2011, 11:04:27
‘Tecavüze uğrayan kadın’…
ilk defa bu kadar uzun yazacağım yayınlarsan çok sevinirim buRAK abi.
söz konusu kendi hayatım olunca paylaşımcı olmak pek adetim değildir.. herkesin derdine çare bulur dinlerim, anlatırım da kendime gelince hep susarım..İlk defa sana ve TDG ailesi olarak tüm abilerim,ablalarım,kardeşlerimle paylaşacağım…
yıl 2005 dine karşı çok tepkiliyim, 3 camiden kovuldum, arkdaşlar sorularıma cevap bulamayınca imama götürdüler beni ona sor diye:)
soru: biz adem ve havva diye iki insandan geldiysek nasıl üredik? bunların çocukları oldu sonra ne oldu? senin allahın ensest bi sapık mı?
cevap1: tööövvbeeeeeee!! gittt !! gittt!! şeytani sorularınla bulandırma müminlerin aklını!
cevap2: cenabı Allah bilir evladııımm..şeytan hak yolundan döndürmek için fitneler insan nefsini işte böyle.
cevap3: cehennem de yanarsın günaha girme dini sorgulayıp!
Büyük konuştum sonra;
ALLAH’TAN BAŞKASI BENİ İMANA GETİREMEZ!
Tanrı nın var olmadığını savunupta imana gelmek için onu beklemek ne içindi?! sonraları anladım benim isyanım tanrı’ya değil içi boşaltılmış müslimlereymiş.
yıl 2006 Tanrının doğum günü ile tanıştım, sevmediğim bir bölümde üniversite 2.sınıfım mecburiyetten yazılır ya aile dırdırından kurtulmak için o hesap işte..yaktım geride ne varsa bıraktım okulu istediğim yerde istediğim bölümü okuyup istediğim işi yapabilmek adına.
sene 2009 aşık oldum, Tanrı’nın doğum gününü kutlayalı 3 yıl geçmiş..
arkadaşımın arkadaşının yazlığındayız ev sahibini tanımam yüzünü bile görmedim. kız arkadaşım gece bir itirafta bulunuyor bana
”babası tarafından tecavüze uğramış”
amaçsız evin dışına çıktım.. daha önce site bekçisinin ”abi köpekler saldırgan dikkat et” dediği köpeklerin yanına gittim bağdaş kurup oturdum bir de sigara yaktım.gayet sevecen karşıladılar beni sevdim,oynaştk biraz.eve geldim kanepeye oturdum.. ”allahım ne yapacağım” diye çığlık attım içimden. sağ tarafımda tanrı’nın doğum günü nü gördüm aldım rasgele bir sayfa açtım; ‘tecavüze uğrayan kadın….” diye başlıyor cümle gerisini hepiniz biliyorsunuz zaten .tanrı’yı o kadar yanımda içimde hissetim ki anlatamam.ilk defa bulunduğum evde hiç tanımadığım birinin unuttuğu kitap!
sene 2010 oldu, istediğim yeri kazandım ”Eskişehir Anadolu üniversitesi” ama bu seferde başka bir sorun çıktı babam emekli öğretmen ve devlet babanın verdiği maaş beni burda okutmaya yetmiyor. yazın çalışmak için antalya ya gittim otele, barda çalışırken(o kısım uzun kısa keseceğim) kendimi insan kaynakları departmanında memur olarak buldum, müdürüme TDG hediye ettim hayat değiştiren kitap diyerek, yıl 2011, 3 gün sonra eskişehirden Antalyaya gideceğim iş başı yapmak için.. bende bulunan levh-i mahfuzu da edebiyat hocama hediye ettim, hemen yeni LM’yi sipariş ettim ucuz olsun diyede ptt kargo yu seçtim. kitap gelmedi, yetişmeyecek, buRAK abi ye bi mail,
” abi ben şehir dışına çıkıyorum kitapsız kalıcam gelmezse” :)
dışardaydım bugün herşeyi söyledim bunu da söyleyebilirim:) bi barda bira içiyordum sürat kargodan arıyoruz evde değilsiniz kargonuz var dediler (kafamda güzel TDG aklıma gelmiyor PTT den bekliyorum onu) bırakmaları için yan komşuyu söyledim az önce aldım kargoyu levh-i mahfuz gelmiş, ne kadar ücret aldılar dedim ücret almadılar dedi. şimdi kitabımız yanımda duruyor. şu an keşke mutluluğumu tarif edebilecek kelime bulabilseydim. hayatımda yaptığım ve yapacağım tüm devrimlerimin kıvılcımı olduğun için teşekkür ederim. iyi ki varsın ve iyi ki yazmışssın iyi ki yazdırmış, ve iyi ki şuan burda yazıyoruz..
**********************************************
5 Mayıs 2011, 11:03:34
Yazmak istediğim bir sürü konu var …
Soruyorum kendime Öncelik sırasına göre
ben olgun bir ruhmuyum yoksa çaylak bir ruhmu ?
Bunu nasıl öğrenebiliriz ki ?
Gerçi bilsek ne değişecek ?
”Aaaa ben olgunmuşum hehehehe süper bu hoşuma gitti o zaman değişme safhalarım daha hızlı ilerler tembelliğe devam ”
derim kesin yada ego’m bi tutam şiştiği için herkese daha farklı bakarım…
Neyse vazgeçtim bu sorudan cevabımı aldım çok şükür :)
Peki anneannem hasta cilt Ca ve 87 yaşında şansı çok az benim 2. annem onun için çok üzülüyorum , lakin diğer boyuta geçtiğinde hala kendisiyle savaşıyor olmasından korkarım …
Hastane ortamında olduğumdan ex olan hastalara karşı daha mantıklı yaklaşıyorum misal ”onlar erdi darısı başımıza ”
diyordum yada ‘kurtuldular iii oldu ” lakin anneannem hastalanınca ve sonu hiç’lik olunca o şekilde yaklaşsam da genler ağır basıyor ,anılar devreye giriyor yıpranıyorum .
Üstüne hiç anlaşamadığım fakat arada frekansların buluştuğu hatta o frekansı ayarlayabildiğim(iz) arkadaşımla yollarımızı ayırmamız tuz biber oldu vede lezzetsiz oldu…
Hayır şunu da anlamıyorum o kadar zıtsın anlaşamıyorsun nedir hala onunla uğraşmak isteğim ,onun yanında olma istediğim ? ….
Sanırım ben kendime acı çektirmekten zevk alanlardanım….
Acı çekemediğim de aranıyorum …..Cehennem yaratmakda üstüme yok vesselam….
Sevgi neydi :P selvi boylum alyazmalımdı :P
Hakikaten sevgi ne ?
Ben sevdiğimi düşündüğüm kişileri kaybediyorum sözde onlarda beni seviyor …Bir terslik var belki sevginin anlamını çözdüğümde bu zıtlığıda ortadan kaldırabilirim ….
Bilmiyorum ki ne yapmalı ….
İstiyorum ,diyorum ki ” Bana istemeyi öğret çünkü ben neyi nasıl isteyeceğimi bilmiyorum ,Sevmek sevilmek istiyorum fakat neden istediğimi bilmiyorum (sanki egomu tatmin etmek için istiyormuşum bencilce gibi sanki hak etmiyormuşum gibi )….
Sadece yazmak istedim….
*********************************************************
5 Mayıs 2011, 10:59:13
Resimdeki soldaki çocuk gibi olarak yetişmiş biri olarak bende konuyla ilgili içimi dökeyim diyorum. Fazla varlığın getirdiği yokluğu yaşamış biri olarak sanırım ne demek istediğini anlayanlardan biriyim. Kitabımızda dendiği gibi bolluk eşiğine geçmekte toplumca zorlanan bir haldeyiz. Elbette yoksul olmanın getirdiği olumsuzlukları göz arda etmemeliysekte paranında bir çok konuda çözüm olmadığını bilmeliyiz bencede. Çalışma hayatına başlayalı 3-4 ay olmuş biri olarak aklımdan zaman zaman “ah keşke kenarda birikmiş çooooooookça bana ait kimsenin karışmadığı param olsada çalışmasam” düşüncesi her geçtiğinde bu düşüncemi sorgular halde buluyorum kendimi bende bolluk eşiğinden daha geçememiş biriyim anlaşılan :)
Hayattaki maddiyatla ilgili olarak en çok oyunlardan öğrendm diyebilirm. Hani bir karakter yaratıp onu geliştirerek oyun dünyası içinde rol yaparak oynanan RPG oyunlarından bahsediyorum. O oyunu ah karakterimi daha güçlendireyim daha çok parası olsun binek alayım şöyle güçlü eşyam olsun diye oynayınca gerçekten oyundan kısa sürede sıkılınıyor. Ama zor şartlarda kısıtlı materyellerle bata çıka oynanınca gerçekten zevkli oluyor bu oyunlar :) Her ne kadar hayatta bu bilince erişemediysemde Rahmanın yarattığı rahimlerin yaptığı eserleri inceleyince insan hayatı biraz olsun daha iyi anlıyor düşüncesindeyim. Bence dünyadaki maddi hayata fazlaca bağlanmış herkesin özellikle internet üzerinden oynanan devasa çok kişili oyunları oynaması gerektiği düşüncesindeyim.
Örneğin 7 göbekten chpli biri olarak insan olarak sevdiğim Kılıçdaroğlununda oy uğruna fazlaca fakir edebiyatı yapmasını ve insanlara yeni iş olanakları yaratmadan bedavadan para dağıtma düşüncesini eleştiren biriyim. Hayat bu kadar basit değil maalesef sorunların çözümüde… İyi insan olmanın doğru insan olmaya yetmediği günlerdeyiz… Hele tarihteki hiçbir okun gerilmediği kadar gerildiği islam dünyasının okun yaydan çıkmasıyla geçirdiği büyük sarsıntılı değişimleri görünce Allah hepimizin yardımcısı olsun sonumuzu hayır etsin diyorum… Bu arada kitapta o yakalanmayacak kadar akıllı denilen ‘Deccal’ Usame Bin Ladinin öldürülmesi iyi bir haber değilmi? İslama karşı bu kadar büyük fitne çıkarmış bir insan zaten misyonunu yaptığı için artık öldürülmesi iyi bir haber değilmi?
********************************************************
3 Mayıs 2011, 12:10:38
Levh-i Mahfuz Okuyucu Yorumu…
Merhaba, Tanrı-nın doğum günü ve ardından Levh-i Mahfuz kitaplarını okudum ve daha birçok kereler özümseyene kadar okumaya devam edeceğim.Yeni kitabıda heyecanla bekliyorum.Kişisel devrim kartlarını almak için param olmasını bekliyorum.Tanrı-nın doğumgünü kitabıyla tanışmam ve okumam tamamen tesadüftü.Bir arkadaşım reikici bir arkadaşından almıştı okumak için ama kitap okumayı sevmediği için bir türlü okuyamıyordu bana da ben bitirdikten sonra sen okursun dedi.Ama nerdeee bekle bekle kitaba başlıcağı yok.Bir gün kendiliğinden al sen oku bana anlatırsın dedi veee tam bir kitap kurdu olan beeeen başladım okumaya tabiki tüylerim diken diken çünkü kitabın içeriği hakkında daha önceden fazla bir bilgim yoktu.belki okumam gereken zaman bu zamandı evet ama ben 2006 senesinden beri var olan bu kitapla neden o zamanlarda tanışmamışımda ben neden sır kitabıyla tanışmışım o zamanlar.Sır kitabının arkasından o konuyla ilgili bütün kitapları almışım okumuşum ama Tanrı-nın Doğumgünü bir türlü kendisini göstermemiş bana.Şimdi kitabı okuduktan sonra sitede yazan bütün yazıları takip ederken karşıma Dona nın secret bildirgesi yazısı çıktı.Levh-i Mahfuz kitabını almadan önce internette okudum ve gerçekten şok oldum ben o tür kitapların hepsini okumuştum ama bir türlü tam anlamıyla o kitaplarda yazılanları uygulayamamıştım.Sebebini şimdi anlıyorum.Demekki zamanı yeni gelmiş bazı bilgileri almanın.Şu anda hem kitap hem de internet yoluyla herşeyi büyük bir açlıkla öğrenmeye devam ediyorum.Anlayamadığım bir çok şey var ama ben vazgeçmiyorum sırası geldiğinde anlamam gerekenleri anlıcağımdan eminim.Yüreğinde gerçek iyiliği barındıranlarada barındırmayanlarada herkese sonsuz iyilik ve sevgi diliyorum.
***********************************************
3 Mayıs 2011, 12:08:54
Tanrı’nın doğum günü Okuyucu Yorumu…
Yazmaya nereden başlayacağımı bilemiyorum. Var mıyım, yok muyum? Nerdeyim, kimim ve daha nicesi… Allah’ım sen bana dayanma gücü ver!
2007 yılının sonuydu ve ben her zamanki gibi kitapçılarda beni kendine çekebilecek bir kitap arıyordum. Hayatımı değiştiren kitaplarla genellikle bu gibi durumlarla karşılaştım hep. Önce bir kitabı görürüm sonra kitabı elime alır karıştırırım ve sonunda da kitap beni içine çeker. Bazen de kitapçılarda saatlerimi geçiririm ve binlerce kitabın içinden kendime göre bir şey bulamam. Biliyorum kulağa garip geliyor böyle dükkân dükkân dolaşıp seni kendine çekmeye aday kitapları aramak ama ben de böyleyim işte. Her neyse senin kitabınla(tdg 13. Baskı) karşılaşınca daha doğrusu kitabın kapağı gözüme takılınca açıkçası yabancı bir yazar bekledim ve bir Türk’ün böyle isimde ve içerikte -arka kapağından anlayabildiğim kadarıyla- bir kitap yazmaya cesaret etmiş olması beni daha da şaşırttı. Önce elimden bıraktım ve başka kitaplara yöneldim. Sonra ne kaybederim ki zaten şarlatanın biriyse eğer beni bozmaz ama eğer gerçekten küçük de olsa “Kuran’ı bir de O’ndan dinleme” ihtimali -hangi akla hizmetse- bana mantıklı olabilir bir şeymiş gibi geldi. Yani kim olsa arka kapakta yazılanlardan etkilenirdi. Derken kitabı okumaya başladım ilk başta Tanrı’yla chatleşme durumu kurmaca bir durummuş gibi geldi yani sorulmamış sorunun cevabı falan. Bir diğer yandan da ilerledikçe gayet mantıklı ve akla yatıyor olması ve bu kadar karmaşık konuları bu kadar yalın ve anlaşılır anlatması açısından kitap beni korkuttu. Kendimi bunun herhangi bir kitap olduğuna, düşüncelerimi bu kadar da kaptırmamam gerektiğine çünkü altından her an olumsuz bir şey çıkma ihtimaline her ne kadar ikna etmeye çalışsam da bu girdaba karşı koyamadım. Birkaç gün içinde de bitirdim. Kitap bittiğinde ben de bitmiştim. Kafam kazan gibi ve ben de salak gibiydim. Sonra tekrar okudum ve tekrar… Bu arada yazarını araştırdım ve bir sonraki kitabı beklemeye koyuldum. Sonra Levh-i Mahfuz geldi. Yine kafamı allak bullak etti ama bir yandan allak bullak olurken bir yandan da mantıklı cevaplar buluyordum. Merak ettiğim şeyler, isyan ettiğim şeyler, bu dünyanın hali ne olacak soruları, korkularım vs. bu kitaplar sayesinde hayatım boyunca kaçındığım -çünkü İslam’ın bu garip ve korkutucu insanların tekelinde sanıyordum- ve korktuğum Kuran’ı okumaya başladım. Bir diğer yandan da bu çevirilerin içindeki aksaklıkları ve kimi çevirenlerin kendi fikirlerini insanların Allah korkusundan yararlanarak insanlara dayatmalarından dehşet duydum.
Hayata bu kitapların açtığı pencereden bakınca her şey yerli yerine oturdu. Hiçbir şey kolay değildi ama en azından bir cevap vardı. Kitapları tekrar tekrar okudum DONA’nın önerdiği gibi tüm şeytanlarımı üstüne saldım. Didik didik ederek anlayamadığım yerleri anlamaya çalıştım. Bu kitaplar; beni intiharın eşiğinden de, hayata karşı umudumu kaybedip bir ot gibi yaşama endişesi ve çaresizlik düşüncesinden de kurtaran beni isteksizlikten ve boş vermişlikten “koparan” sözcükler deryası oldu.
Sorunun ve cevabın, her şeyin ve ötesinin, varlığın ve yokluğun, savaşın ve barışın, iyinin ve kötünün ve daha nice paradoksun aslında ne kadarda özden gelen ve doğal olduğunu ama bu süreçten geçmenin ezici zorluğunun muhteşem ama olabildiğince yalın bir ifade edilişiyle karşılaştım. Allah’ın varlığına ve birliğine, insanları sevdiğine ve onları doğru yola sevk etmek için evreni yaratacak kadar cömert olduğuna zaten hep inana gelmiştim. Yani onca şeyi bizim için sonsuz ayrıntıda yarattıysa ve üstüne üstlük biz şapşal insanlara onca peygamber, alamet gönderdiyse bizim iyiliğimizi istediğini düşünüyordum. Ama bize ne kadar yakın olduğu konusu ve açıklaması beni çok derinlerden etkiledi. Okuduğum her satırda aynı anda şaşırma, irkilme, işte bu(!) deme ve rahatlama duygularını hissettim. Bu kitap ağlatan bir kitap ama bazen de bir yerden sonra artık şaşırmıyorsun  zaten buraya kadar olan çılgıncasına mantıklı şeyleri aklım alabiliyorsa bundan sonrakileri de neden almasın diye düşünüyor insan. Sonra o dünyanın örtüsü yazısı beni benden aldı. İnsanlara merhametle yaklaşmak bir yandan da algılarını evrene açmaya çalışmak ve korkusuzluğa ulaşmak en sonunda da ve her evresinde tabi ki YAPMAK!..
Neyse çok uzattım, her ne kadar içimde buraya yazmak istediğim milyonlarca kelime daha olsa da ve düşüncelerimi her ne kadar tam olarak açıklayamamış hissetsem de son olarak şunu eklemek istiyorum:
Kimi zaman aklıma ya eğer bu yazdıkları bir kurmacadan ibaretse gibi düşünceler takılıyor. Çünkü eğer öyleyse hayatımı üstüne inşa ettiğim ve hakikat olarak temel aldığım düşüncelerin doğru olmaması ihtimali beni dipsiz ve karanlık bir kuyuda sonsuza kadar düşmeye mahküm eder. Ama ne zaman bu tip bir düşünce geçse aklımdan bir şey oluyor ve bir anda bu olumsuzluk silinip gidiyor. Sihir gibi değil, yalnızca aklımda basit bir hesap yapıyorum. Eğer kurmacaysa ve bir veya bir gurup insan Kuran’ı hakikatten uzağa bu kadar başarılı çevirebiliyorsa o zaman Allah bir yerlerde hata yapmış. Ama eğer ben Allah’ın hata yapma, gözden kaçırma, güçsüz olmasına ihtimal vermiyor ve tamamen aksine inanıyorsam o zaman işte o zaman ortada şüphe kalmıyor.
Yine de bu dünyanın, hadi bu dünyayı bırak bu ülkenin nasıl olup da şu gidişatını değiştireceğini kestiremiyorum. Yoksa gerçekten bu dönüşüm o ön görülen sarsıntılı depremle mi olacak? Bu gidişatta maalesef başka bir çıkar yolu göremiyorum.
Arkasından arınmışlık geliyor ve sonuçları bizi birbirimize kenetliyor olsa da hatalarımızı fark etmenin ve telafinin bedeli bazen ne acı…
Not: Bu kitabı ilk okuduğumda 16 yaşında olmama rağmen neden bu kadar yaşlı hissettiğim ilginç bir şekilde açıklığa kavuşmuştu. Şimdi 19 yaşındayım ve bu 3-3,5 sene içinde yuttuklarımı ancak sindiriyorum. Böyle bir şeyi hazmetmeye çalışırken insanın kendine biraz zaman tanıması lazım.
Teşekkürler buRAK, ilk örnek kendin olmak üzere günümüz insanlarının ken-dine gelmesine böyle vesile olduğun için :)
************************************************
3 Mayıs 2011, 12:06:48
Portakaldaki simetriye dikkat…:)
Sana bu yazıyı gönderdiğim günün gecesi bir rüya gördüm. Pilates topundan birazdaha büyük bir portakal… Yanında da heykel gibi bembeyaz giysili biri (yuzünü göremedim) elinde ucu yukarıya dogru kıvrılan bir kılıç vardı. Kılıçı havaya kaldırdı, çat diye portakalı tam tamına ortasından ikiye ayırdı. Ben de bakakaldım kim bu dedim. Allah dedi birisi. Ama nasıl olur o görünmez di kem küm derken bitti rüya! Daha ne diim buRAK ne diim ki ooffff, aldım mesajı. Allah adaletlidir! Portakalı tam ortasından böler ikiye :( hemen yazmadım sana cünkü senin yorumunu bekledim. Bu rüyayı görmeme vesile olanlara teşekkürler…
*************************************************
1 Mayıs 2011, 14:24:51
Öte alem…
Allah senden razı olsun. Artık öte alemle ! küsüm dediğim bir noktada, oldukça enteresan bir şekilde kitabını bir arkadaşım tavsiye etti. İlk okumam adeta su içer gibiydi. Saatlerce, başımı kaldırmadan, yemek yemeden, kana kana satırlarını içtim desem herhalde abartmış olmayacağım. Şu an itibariyle 5. kez okuyorum ve her okumamda yepyeni açılımlara sebep oluyor.
Herkeste olduğu gibi ben de Levh-i Mahfuz’un yarattığı sarsıntıyı ve ardından gelen yepyeni keşiflerimi başkalarıyla paylaşmak için yanıp tutuşmaya başladım. O kadar çabalamama, kendimi parçalamama rağmen insanların nasıl olup da bu kadar kendilerini kapattıklarına inanamadım. Rabb’im en doğrusunu bilir elbet, herkesin bir vakti var.
Bu çabalama günlerinde karşı fikirlerle karşılaştım doğal olarak, düşünmekten korkan, yeni fikirlerden ödleri korkan insan frekansı zaten yeni yeni tutunmaya başladığım bu taptaze fidan dalına, kırmak için elini uzattı. İncindim, üzüldüm, şüphelere kapıldım, yanıt aradım ve yanıt gelmekte gecikmedi.
Levh-i mahfuz’la geçen bir gecenin derinliğinde, rüyamda mukatta harflerinin bir başka sırrına vakıf edildim. Mim harfinin son’a olan açılımı, “daha önce hiç görmediğim, bilmediğim” şekilde öğretildi… Denildi ki Levh-i Mahfuz Hak’tır ve sahibi de mecnun değildir! Uyandım, nefes nefeseydim. Şüphe şeytanı her daim uyanıktı, acaba diye sordu görevi gereği. İşte o anda, tam da o anda güzel İslam’ın coşkulu sesi çınladı odamın duvarlarında. Sabah ezanı okunuyordu…..
Allah yolunu açık eylesin kardeşim, daha önce başka bir kardeşimin dediği gibi: Hücrelerimiz Hazır OL! dadır ve hep yanındayız
***************************************************************
1 Mayıs 2011, 14:21:49
Tırmanış…
Yıllardır isyan ettiğim, mantıkdışı bulduğum bir dinin içine, düşüncelerimin karşılığını ve detaylarını bulduğum bu kitapla yeniden döndüm….Sevginin, bilginin sonsuz ışığı seninle olsun sevgili buRAK kardeş. Sevgili Muhammedimizin islamını başka bir islam haline getirenleri “İslam isminde başka bir dinin insanları” olarak tanımlamak sanırım doğru olur. Sonsuz bilginin ve bilincin sahibi Tanrı, gönderdiği dine inanmasalarda bilgiyi arayanlara nimetini verdiğini, onları kendi ışığına bağladığını gösteriyor. Bilginin peşinden koşan ve binlerce bilimsel eser oluşturan medeniyetlerin insanlarının gözlerinde bu ışığın ışıltısını görüyoruz. Bilginin peşinden gitmemiş, batının bilgisini almaya çalışan islam ülkelerindeki insanlar ise cennet olduğunu zannettikleri karanlığa bağlanmışlar gibi duruyorlar. İçinde bulundukları kaotik cehennemlerinden, bilgi sahiplerinin cehenneme gideceklerini söylemeleri de ayrıca ilginç… Bu ve gelecek hayatlarımızda başarılı tırmanışlar diliyorum
**********************************************************
1 Mayıs 2011, 14:20:13
Öncelikle herkesi sevgiyle selamlıyorum. Okuduklarımdan sonra ben de birşeyler eklemek istedim. Ayrımcılıklarımız hakkında.. Kürt, Alevi ya da Aşırı Dinci, Türbanlı ya da Hristiyan diyerek ötekileştirdiğimiz (buRAK bu kelimeyi senden çaldım :) ) sevmek istemediğimiz, grup ve / ve ya kişilerin adlarını duyduğumuz an gözümüzde beliren görüntülerin, içimizde hissedilen öfkenin aşağılamanın yerine sevgiyi koyabilmemiz için kendi yapmaya çalıştıklarımı paylaşabilirsem faydalı olabilir diye düşündüm. Cümleleri bu kadar uzun tutarsam faydalı olmayabilir de :)
Birbirine nefretle bakan insanlar çoğaldı. Şimdi tüm bu nefretle baktığımız insanlar ile özde ve yaradandan ötürü BİR’liğimiz var. Onlar da bebek oldular anneleri var babaları var. Sevgi ile yaklaşıldığında onları bir çocuk saflığında görmeye çalıştığımızda aramızdaki o nefretler buzlar erimez mi ? Hepimiz anlayışımızi gelistirerek şeriat bilinci yerine sevgi bilincine katkıda bulunup sevgi dünyasına katkıda bulunamaz mıyız ?
Otobüs camından bakıp “üf çarşaflıya bak şu zamanda hala bunların Tr de dolaşıyo olması ne kadar da gıcık ediyor beni” derken bi an otobüsten bebek arabasıyla inen birine yardım eden o kişiye bakışımız değişmez mi ? Hepimizin içinde o merhamet sevgi o nur var.. Hepimiz yardım edenlerden yargılamayanlardan olursak bulunduğumuz herhangi bir yerde kıyafeti düşüncesi kimliği dini yüzünden kimseyi dışlamayacak hale gelmez miyiz?
Nefret etmeden bi durup içimizdeki sesi O’nun sesini dinleyelim. O hepimize kendi sesimiz ile gelişimimizi fısıldar:)
hepinizi sevgiyle kucaklıyorum :)
buRAK ben de gelişimimde sevdiğim insanların üstüne atlayarak öpme coşkusunu biraz normale döndürmüş durumdayım. Anlayışın için teşekkürler :) )
***************************************************
1 Mayıs 2011, 14:18:33
Levh-i Mahfuz Okuyanlar Yazıyor…
Bu  yazdıklarımı mutlaka okumanı isterim..Yaşım 18.. Bundan 3 ay önce ciddi bir panikatak krizi yaşadım..Geceyi acilde geçirdim.. En büyük sebebi ölüm korkusuydu ama başka sebeplerde vardı.. Daha sonraları farkettim ki büyük bir boşluğun içindeydim.. Çok fazla sorguluyordum..Çok fazla sorum vardı.. Ve beni o kadar çok korkutmuşlar ki bu konuda, sorgulamaktanda kaçıyordum..Kaçtıkça içinden çıkılmaz bir hal aldı.. Her gün “Neden” diye sormaktan o kadar çok yoruldum ki hayattan kopuverdim bir anda.. Herşey anlamsızdı..Diyordum “her ne isen seni tanımak, seni sevmek istiyorum..bu kadar korkutucu olamazsın..istemem normal çünkü bu duyguyu bana sen verdin..” Bir gece bunları söylerken çok ağladım..Bir şeyi çok isterseniz olur ya öyle bir gündü işte.. O kadar çok istemişim ki o gecenin ertesi günü ablamla gezerken ablam kitabı gördü ve  “Bak bu kitabı arkadaşım bana çok övmüştü..Oku istersen bu ara buna çok ihtiyacın var” dedi. Sıkılgan bir ifadeyle olur dedim ama çok ta ümidim yoktu.. her kitapta okuduğum gibi “şunu yapmazsan çarpılırsın,cehenneme gidersin” tarzında şeyler olacaktı.. ve tabiki ben mantığım almadığı için sinir krizleri geçirecektim.. İlginçtir ki çok önyargılı bir insanımdır ama bu kitabı nedense alıverdim hemen..Ve kitabı aldığım gün bitirdim ! Okuyordum kafama birşey takılıyordu biraz canım sıkılıyordu. sayfayı çeviriyordum sorduğum soru var.. bütün sorduğum sorular vardı.. ve o kadar güzel bir incelikle cevaplanmış ki ” işte aradığım bu” dedim.. Okudukça ağladım.. Bu insanlar ruhumu o kadar çok pisletmişlerki, bunu o gün arındığımda anladım..ve o gece rahat uyudum.. Ve benim panikatak hastalığım ciddi derecede azaldı..Kriz geçirmiyorum.. Psikolojik olarak önemli derecede iyileştim..Nefes problemim vardı uçtu gitti :) Şimdi her günüm neşeyle geçiyor..Aldırmıyorum kimseye.. Yaradana ulaşmayı o kadar çok kurallarla sınırlamışlar ki içlerinde nefret var.. Sizi eleştirenlerde bunu görüyorum.. Yorumları kin ve nefret dolu.. Böyle birinin sevgisinden bahsetmek saçmalık değil mi ? :) Her neyse  yazdığınız kitap, hem ruhumu arındırdı hemde kötü giden sağlığımı düzeltti. :) Artık bundan sonra kendinizle ilgili yorumu siz düşünün.. Çünkü ben saysam bitmez :) ) Ellerinize,yüreğinize sağlık :) )
*********************************************************
1 Mayıs 2011, 14:18:17
Tanrı’nın doğum günü okuyanlar yazıyor…
“Tanrı’nın Doğum Günü”, “Hediye Süsü”, “1′ler – 0′lar”… 2008′de bir kitap mağazasında başladığım iş hayatımda bir gün bir koli geldi önüme merkez depodan, kitaplarla dolu. Açtığımda bu saydıklarımı içeren kitabı gördüm. Daha kapağını görür görmez “almalıyım” dedim, sadece bilgisayar ile ilgili olduğunu sanıp (ve işin içinde bir de Tanrı olunca :)
İşte o gün, aslında içimde kopan depremlerin uzun süreçli volkan patlamalarına dönüştüğü gündü… Hep okudum, başa döndüm, anlamadım, yine okudum… DONA ile tanıştığımda çok gülmüştüm, ama son gülen DONA idi ve bana hüngür hüngür ağlamak kalmıştı.
Aslında içimde var olan (ya da var olmasını istediğim) düşünceler bir bir serildi gözlerimin önüne. Hayatın gerçeği, kendini aramak… En kadim az dostlarımdan biriyle (beraber yaşadığım) yaptığımız en güzel şey Kur’an ın Türkçe’sini okumak, üzerinde konuşmak. Daha sonrasında ise Levh-i Mahfuz’un okuduğum yerlerini tekrardan o arkadaşıma sesli okumak. Açık kalan ağızlar, “Ovvv…”lar. Dünyanın en güzel şeyi bunlar (:
B kısmını henüz bitirmedim. Ve daha geçen gün Hazret-i Alfa’daydım. Otobüsteydim. Şehir dışına çıkıyordum. Bitirdiğimde hissettiğim yine dizlerimin titremesi ve gözlerimin dolması. Heyecan… Ve cep telefonunda rehberdeki kişilere attığım şu kısa mesaj:
“Bir gün gelecek, bu devrim gerçekleşecek. Öyle ya da böyle. Dar beyinli olup düşündüğün sol devrim değil, kişisel bir devrim bu. ‘Boşver’ mi diyorsun? ‘Hayatını yaşa, geldik gidiyoruz işte…’ mi diyorsun? Peki.. Ben rahatım. bu devrim dalgası bir gün tüm dünyaya yayılacak. Deneyimlemelerini hatırla.. Denizdeyken büyük bir dalga geldiğinde boğulmamak için hareket etmen gerekir. Sen de boğulmamak için hareket etmek zorunda kalacak ve bizim gibi bu devrime katılacaksın. Kur’an-ı Kerim’in bugünler için yetersiz kaldığını sözyleyenler… O’nu iyi ve iki kere okusunlar. Çünkü devrim gerçekleştiğinde boğulmamak için gereken hareket enerjisini O’ndan alacaklar…”
İnsanın hayatında dönüm noktaları olur… Hayır, okul bitirmek gibi dünyevi değil kastettiğim. İçinde kopan fırtına hatta hortum gibi şeyler bu dönüm noktaları. Manen, düşünsel olan… Allah’a şükürler olsun ki bu noktalardan birini yaşadım, hâlâ yaşıyorum. Teşekkür ederim buRAK abi. Aslında beyinimin ve ruhumun soğuk koridorlarında sessizce duran bu magmayı yeryüzüne fırlatacak enerjiyi verdiğini için. Allah razı olsun… Kendimizi aramaktan bıkmamak dileğimle…
****************************************************
1 Mayıs 2011, 14:16:01
Levh-i Mahfuz Okumayanlar yazıyor…:)
Adalet demişken… Hazret-i Ömer’in kadim adaleti değil de Tanrı’nın adaleti benim ilgilendiğim. Bir insan her ne şekilde olursa olsun mutsuz oluyorsa Tanrı adil değildir. Zaten aklım karışıktı hep. Birgün bi hoca çıkardılar karşıma, sor ne soracaksan dediler. Ben bu adalet sistemini anlayamıyorum dedim. 2 kadın ele alalım. İkisi de son derece inançlı ve ibadetlerini aynı şekilde yerine getiriyor. Biri son derece varlıklı, diğeri başkalarına muhtaç. İkisinin de evladı aynı hastalıktan muzdarip içleri yanıyor. Biri özel mi özel güzel mi güzel hastanede çözüm bulmaya çalışıyor, diğeri devlet hastanesinde yatak bulmaya çalışıyor, hala içleri aynı şekilde yanıyor. (sanıyorsunuz değil mi?) Bence kesinlikle değil. Çünkü biri o devlet hastanesinde sürünüyor evladıyla bir de onun acısını yaşıyor, isyan edince doktorlar hemşireler tarafından azarlanıyor, yüzüne bakılmıyor, hor görülüyor, evladı göz göre göre gerekli tedaviyi olamıyor!!! Bunun neresinde adalet? diye sorduğumda diğer tarafta mükafatını ona göre alır dedi. hmmmm o zaman bu dünyada niçin iyi olmak hoş olmak saglıklı olmak için dua ediyoruz manyak mıyız biz bu dünya geçici, öbür taraf kalıcı o zaman beterin beterini versin bana da öbür tarafta mükafatımı alayım diye dua etmeliyim. Ha bi de şey var tekamül edicem değil mi buRAK? Ne için tekamül etmeliyim? Tekamül sürecinde yaşadığım ızdırapların sorumlusu kim olacak, hesabını kim verecek, ben bu ruhu oluşturmadım bana kimse sormadı. Haksızlık bu, kimse ikna edemez beni sen bile, kitapların bile. Evet korkuyorum, sıkısınca dua ediyorum. Allahım ne olur doktor babam için kötü bişey söylemesin! Söylemeyince çok şükür diyorum. Ama bir gün kötü bişey söyleyecek değil mi? Bu acıyı bana yaşatmaya, bu acıyı bir gün mutlaka yaşayacağımdan emin oldurmaya kimin ne hakkı var? Ben bu acıları yaşamak istemiyorum. Ben çok şey istiyorum. Tekamül umrumda değil. Artık yetmez mi buRAK, 28556 cümle kurmaya gerek yok, adalet diye birşey olmadığını söylemek için tek cümle yeter!!! Tanrı’nın da bu kadar sevimli olmadığını biliyorum.
buRAK özDEMİR in NOTU:
Evet ‘Adalet’ yok, çünkü sen adaletin ne olduğunu tam olarak bilmiyorsun. Yerinde olsam, bu sorgulayıcı enerjikliğimi, ‘Ben Adalet denen kavramdan ne anlıyorum?’u sorgulamaya da adardım. Senin adalet zannettiğin Simetri. Herşeyin birbiriyle simetrik olmasını bekliyorsun. Olmayınca da kafandaki Tanrı imgesine kesiyorsun hesabı.
Biliyor musun? Eğer akşam yemeklerini, senin hayal ettiğin gibi bir Tanrı hazırlasaydı, onun hazırladığı ilk sofrada şeker komasına girerdin… Çünkü sana göre lezzet denilen tatlı denilenlerle sınırlı. Hayat ile Tekamül, acısıyla tatlısıyla bir bütün. Sadece tatlı, genzini yakar. Senin zihnindeki Adalet imgesi, gerçek olsa ekşi İşkembe çorbası içemezdik örneğin. Acılı Adana, acılı lahmacun hiçbiri olmazdı. Kötü haber, ekşili-tatlılı Çin tavuğu da olmazdı benim muhteşem limonlu sarımsaklı Arap tavuğum da. Ne olurdu? Sadece Künefe olurdu. Jöleli pasta olurdu. Muhallebi olurdu. Tatlı bi sürü şey olurdu. Kırmızı biber diye birşeyden alacağın fayda ve lezzeti sana bir türlü anlatamazdık. Herkesin fotoğraflardaki gibi gülümsediği pozları hayatın kendisi zannettiğin için.
‘Devlet hastanesine gidenler’ başlığıyla zihninde oluşturduğun sınıfı da sorgulamanı isterim. Çünkü ben de ihtiyaç olduğunda o hastanelere gidiyorum. Özellikle ananem için. Papyonlu hasta temsilcileri falan var. Hiç öyle zannettiğin gibi bir ortam yok. Yer yer kalabalıkla karşılaşabilirsin bu da, o insanların kendine iyi bakmamaları, spor yapmamaları, sağlıklı beslenmemeleri, içlerinden kimilerinin doktorlardan ve hemşirelerden ilgi görmeye muhtaç bir hayat sürmelerinden kaynaklanan bir izdiham.
‘Otobüse binen insanlar sınıfı’nda olmak da kötü değildir. Ben, 8.50 BMW’min anahtarının bana vermediği hazzı akbil denen şeyi anahtarlığıma taktığımda almıştım. Kötü otobüs yoktur, tek ihtiyacın olan bi çift kulaklık ve güzel bir müziktir. Ayrıca kendi arabasında giden çiftlerde elele tutuşmayı çok az görürsün. Oysa otobüsteki sevgililer, hep eleledir. Şöför ahlâk polisi olsa bile. Biliyor musun, elele tutuştuğu için şöförün hışmına uğramak bile aşkın kendi tanımının içinde yer bulur. Heyecan başlığı altında. Dünyada ‘Public XXX’in ne kadar çok sayıda çılgın arayıcısı var biliyor musun, bununla ilgili turlar bile düzenlendiğini duymuştum. Yakın onlar gelir bizim İETT’leri tur otobüsü yaparlar :)
Senin imgelerinde sefalet olarak yer etmiş bir şey, başkalarının zihninde fantazi olarak yer edebilir. Sorun şu, Tanrı dediğimiz varlığı kimin imgelerine göre inşa edeceğiz? Sadece senin kafandakilere göre bir Tanrı inşa edersek bu sence adil olur mu? Bana uyar diyorsan seni pek adil bulmadığımı söylemek durumundayım :)
İnsanlar, konforla dolu hayatlarının mutsuz monotonluğunu gidermek adına, aklına gelen her türlü ‘avam’ ortama girip, çıkıyorlar. Arıyorlar.  Mutlu İsviçreliler, konforlu Almanlar Anadolu’muzun köylerinde ne arıyorlar sence?
Lüks ve statünün bir mutluluk nedeni olmadığını keşfedeceğin kadar çok lüks ve statüye kavuşman dileklerimle.
*********************************************************
1 Mayıs 2011, 13:18:50
Levh-i Mahfuz Okuyanlar Yazıyor…
Levh-i Mahfuz’u 3. kez okuyorum.ilk 2 okuyusumda o kadar heyecanlandımkı sular seller gıbı okudum.şimdi üçüncüye sındıre sındıre okuyorum.ve her satırında yenıden yenıden keşfediyorum.işte o zamanda göz yaşlarımı tutamıyorum.sanırım kıtabım bıttıgınde bır daha hiç aglayamayıcagım.çünkü eminim gözyasım kuruyacak.levh-ı mahfuz bence yada artık bizce dıyelım tam bir baş ucu kıtabı.ama bu sefer baş ucumuza koyup okumamak için yukseklere kaldırmak degil ,hergün yenıden keşfetmek için açıp açıp bır daha okumak için başucumuza koymalıyız.
**************************************************
1 Mayıs 2011, 13:18:45
Levh-i Mahfuz Okuyanlar Yazıyor…
İnsanın hayatı boyunaca içinden geçirdiği,düşündüğü açıklamasını sadece kendine paylaştığı bilgileri sanki içinizi okumuş gibi kitaba dökmüş .
hah buydu evet bunu yemin ederim düşünmüştüm ama söylemekten çekindim,korktum dediğimiz cümleleri sıralamış.
Bizim yerimize korkmadan , çekinmeden karşılamış o kara içini boğan sözleri, belkide hareketleri..
peki neden.
Biz bunu hak edecek ne yaptık..
***********************************************************
1 Mayıs 2011, 13:13:15
Bizim…
Levh-i Mahfuz bizimdir, onu da yazan kardeşimizdir…
**************************************************
28 Nisan 2011, 12:19:47
Sigarayı bırakamayan Mehdiler…
Levh-i Mahfuz’u dün bitirdim ne diyebilirim ki muhteşemdi elbette.(Kürt sorunu ile ilgili bölümler hariç tabi,hala ısrarlıyım bu konuda:)
Müthiş bir serüvendi kitabı okumak doldum,taştım,yer yer gülmekten öldüm,yer yer göz yaşlarımı tutamadım,okurken “Ya ne kadar doğru ne kadar doğru,ya bu buRAK ne kadar şeker demekten de asla alamadım kendimi.
Ama elbette okumak,beğenmek ve onaylamak yetmiyor asla yetmiyor bunun çok farkında olan biriyim.Ne zaman ki okuduklarımız,tasvip ettiklerimiz bizim kişiliğimizin bir parçası haline gelir,ne zamanki bir hayat biçimi şeklini alır işte o zaman gerçekten Levh-i Mahfuz işe yaramıştır!
Sindirmek zaman alıyor ama yıllar yılı hayat biçimin haline gelmiş,benliğinin bir parçası olmuş hayat görüşünün değişmesi gerçekten zaman alıyor istesen de istemesen de.
Ben okuma ve öğrenme bağımlısı biriyimdir.Okumak bende resmen bir tutku bir hastalıktır.Hani Descartes “Düşünüyorum öyleyse varım.” demiş ya benim hayat felsefem de: “Öğreniyorum öyleyse varım.” diyebilirim.Adeta öğrenmeye doyamıyorum.Ben 40 yaşıma girdim geçenlerde.Kırk yıldan geriye bakınca inanılmaz bir yol kattettiğimi görüyorum tüm okuma serüvenim ile beraber.Güzel Kuran’da Tanrı boş yere “oku,oku,oku” dememiş ya…
Dedim ya insan ne yazık ki zamanla ve ağır ağır değişiyor.Levh-i Mahfuz’un bende yarattığı değişimlerden bahsetmek istiyorum.
Geçenlerde okulumuzda açık öğretim sınavları vardı.Ben de öğretmen olarak sınavda görevliydim.Öğrenciler yavaş yavaş sınıflara geçmeye başladılar.İçeriye 25-30 yaşlarında türbanlı bir bayan girdi ve sınav kağıdındaki sırasına yani en öne oturdu.Ben türbanlı bayanı görünce içimden bir öfke yükseldi.Ve içimden “Şuna bak sonunda bunu da başardılar resmi yerlere de türbanlarıyla giriyorlar artık.Türbanı takarlar sonra neeee haltlar çevirirler daha unutmadık Fadime Şahin’i…” gibisinden epey bir iç konuşma yaşadım.Sonraaaa Levh-i Mahfuz geldi aklıma.Tanrı’nın ve Mehdi’nin konuştukları!
“Hani dedim bu mu senin demokratlığın bu mu senin dönüşümün bu kadar mıydı?”Sonra içimi sorguladım iyi de ben neden türbanlıları sevmiyorum neden bu kadar sinirleniyorum diye düşündüm.ve şunları buldum içimde.
“Allah bu ülkeyi onların eline düşürmesin çünkü ülke onların eline geçerse İran’dan farkı kalmayacak.Onlara göre benim gibiler kafirdir çünkü ya bizi de zorla türbana sokarlar ya da hepimizi katleder bunlar.Ben bir Aleviyim sanki onlar bize ne kadar saygı duydu ki ben de onlara saygı duyayım. Maraş’ta, Çorum’da Sivas’ta katletmediler mi bizi inançlarımızdan dolayı neden ben onları sevecekmişim ki????” derken buldum kendimi.
Sonra Levh-i Mahfuz’da okuduklarımı düşündüm.”Ülkenin İran’a döneceği ve laikliğin yok edileceği fobisi” yıllar yılı XXXXXXkoncuların zihnimize kazıdığı hep aynı bildik korkulardı.İşin acı daha doğrusu en ironik kısmı ise benim gibi insanların zihnine bu korkuyu yıllar yılı kazıyanlarla dindar dediğimiz kesmi de yaratan ve bizleri onlara kafir diye tanıtanların da aynı eller olmasıydı!!!Kısacası klasik bir “böl,parçala,yönet” çarklısının bilinçsiz kobayları olmuştuk.Bu ülkede insanlar yıllar yılı acımasızca sağcı-solcu,dinci-laik,Kürt-Türk çatışmalarının içine çekildi.Ve yıllar yılı bu kesitlere bölünen taraflar nefretle baktık birbirimize.Herkes kendine göre haklıydı.Herkes çok emindi kendisinin doğru yolda olduğuna.Birbirimize yaşam hakkı tanımadık tanımak istemedik.Karşı taraf ya hatasını anlayıp saf değiştirmeliydi ya da yok olmalıydı.Kendisine en demokratım diyenimiz bile demokrat olmayanların yok edilmesini istiyordu!!!!
Tüm bunları düşündüm işte zamanıdır dedim değişmenin dönüşmenin sen eğer gerçek bir demokratsan nefret etmemelisin asla senin gibi düşünmeyenlerden neye yarar o halde senin tüm okudukların.Bu kadın örtünmesi gerektiğine inanıyor bu onun seçimi bu onun tercihi sana göre yanlış olabilir ama bu zaten senin değil onun doğrusu.Üstelik unutma onu o şekilde yetiştiren örtünmesi gerektiğine inandıranla örtülülerin bu ülkeyi İran’a çevirecekleri korkusunu senin içine beynine kazıyanlar da aynı eller aynı kirli oyunu oynalar neden bu oyuna geliyorsun!!!Yemin ederim sanki içimde,ruhumun en derinlerinde bir şeyler kımıldadı,sanki nefret duygusu bir mum olup erimeye başladı ve yerine bir türbanlıya karşı hissedeciğimi hiçbir gün düşünmeyeceğim sevgi duygusu yeşerdi içimde.Sanki fantastik filmlerde olur ya az önce karşımda bir cadı gibi duran o türbanlı bayan gitti sanki sınıftan çıktı ve yerine çok sevimli,sevgi dolu bakan başka bir türbanlı bayan geldi.Ben tüm bunları içimde sessizce yaşarken duygularım yüzüme yansımış olmalı ki türbanlı bayanın dikkatli bir biçimde bana baktığını onun da sanki beni süzdüğünü ve sonunda onun da bana sevgiyle baktığını hissettim.Ya da yaşadığım duygu ve düşünce yoğunluğundan ben öyle algıladım.
O gün ben gerçekten bir dönüşüm yaşadım.Kürt sorunu konusunda hiç anlaşılmadığını düşünen ben şunu gerçekten o gün içselleştirdim.BU ÜLKEDE KİMSE BENİM DÜŞMANIM DEĞİL BU ÜLKEDE KİM NEYE İNANIYORSA ONU DOYASIYA ÖZGÜRCE YAŞAMALI.BU ÜLKEDE KİMSE HİÇ KİMSEDEN NEFRET ETMEMELİ.BU ÜLKEDE HERKES HERKESİ OLDUĞU GİBİ KABUL ETMELİ.BU ÜLKEDE KİMSE KİMSEYİ HİÇBİR KONUDA ISRARLA DEĞİŞTİRMEYE KENDİSİ GİBİ YAPMAYA ÇALIŞMAMALI.BU ÜLKEDE HİÇKİMSE ARTIK GEÇMİŞİN KİNİNİ,HESABINI GÜTMEMELİ VE TUTMAMALI.BU ÜLKEDE HERKES BİRBİRİNE KARŞI SADECE VE SADECE SEVGİ HİSSETMELİ.
Ben kendi adıma mutluyum gerçekten bu dönüşümü yaşadım içimde.Ama elbette dönüşüm yaşamam gereken daha çok noktalar var.Yeter ki isteyelim ve çaba sarf edelim.Onu bunu bırakıp önce kendimize karşı dürüst olalım.Hz İsa’nın dediği gibi karşımızdakinin gözündeki merteği değil önce kendi gözümüzdeki çapakları temizleyelim.Tıpkı Tanrı’nın Levh-i Mahfu’da da dediği gibi “BİZ DEĞİŞİRSEK HER ŞEY DEĞİŞİR.” çünkü…Sevgiler,selamlar tüm dostlara.
BuRAK özDEMİR’İN NOTU :
Mektuplar isimsiz yayınlanıyor, bu nedenle mektup sahiplerinin yıllar içinde gösterdikleri, belki kendilerinin bile farkında olmadıkları gelişimi, görmek bana kısmet oluyor. Mail adresleri üzerinden yakalıyorum böyle bazen.  Bu ‘mail adresi’ de onlardan biri. Bir sonraki mektubunda sigarayı bırakamamak Yıllar içinde gösterdiği değişim ve gelişimin en yakın tanıklarından biri olarak söylüyorum, sigarayı bırakmak-bırakamamak gibi şeyler, şu gösterilen gelişimin, türbanlı bir kızçocuğuyla arada kurduğu sevgi bağının yanında örneğin, kuruyemişçiden çekirdek almak kadar basittir. İçi isterse insanın, herşey değişir, herşey hallolur. Bir sormak lazım ‘içeriye’. Bu kadar ne buluyor bu merette? Onun da vardır söyleyecekleri elbette :) [Son cümlelerdeki kafiye istemdışıdır, kaderin bir cilvesi olarak ortaya çıkmıştır.]
Bu mektubun üzerine gelen 2. mektubu şimdi gördüm. ‘Bir türlü arzu edildiği kadar terbiye olmayan nefis’ sorunsalı, dertlenmesi var pekçok dostta. Bu konuda şu gözlemimi paylaşmak isterim. Hedeflerimiz doğru, ancak o hedefleri tutturabilmek için kendimize verdiğimiz zamanlar fazlasıyla az. Tamam oyalanmayalım, acele edelim. Fakat sonuçta burada hedeflenen, bir nefsin tekâmülü. Diğer bir deyişle HAYATIN ANLAMI.
Bir ilkokulu bitirmek bile 5 yıl sürüyor [eski kafadayım, bizim zamanımızdaki 5 yıllık öğretimde kaldım]. Bölme çarpma, Cin ali tut, al, getir, götür’leri bu kadar zamanda öğreniyorsun. Ama da nefis 2 senede muma dönecek. Olmuyor malesef :) Buradaki malesefe de bir soru işareti koyalım. Neden ‘malesef’? Bu söyleyeceğimden terbiyelenmemiş nefsin insanın ‘ömrüne ömür kattığı’ gibi bir sonuç çıkmasın ama şöyle de bir gerçek var. Bizlerin aceleciliğini baz alan takvimlerle yürütseydi yukarısı bizim tekamül işlerini, hepimiz ortalama 4-5 yıl yaşardık. Hele ben 2 ayda çoktan gitmiştim kesin :D
Herkese ‘uzun’ ömürler.
************************************************************
28 Nisan 2011, 12:05:15
23…
23 Nisan’la ilgili yazın beni çok duygulandırdı Kürt ve Alevi bir vatandaş olarak.Ve eminim ki bu siteyi takip eden varsa Ermeni,Çerkez,Arap,Hıristiyan, Yahudi,Süryani hiç fark etmez tüm diğer hep azınlık olarak değerlendirilmiş yurttaşlarımız da duygulanmışlardır. Gerçekten görecek miyiz,görebilecek miyiz o günleri ülkemizde acaba!!!
Hayat Bayram Olsa
Su dünyadaki en mutlu kişi
Mutluluk verendir
Su dünyadaki sevilen kisi
Sevmeyi bilendir
Su dünyadaki en güclü kisi
Güclükten gelendir
Su dünyadaki en soylu kisi
Insafa gelendir
Bütün dünya buna inansa
Bir inansa hayat bayram olsa
Insanlar el ele tutussa
Birlik olsa
Uzansak sonsuza
Su dünyadaki en olgun kisi
Acıya gülendir
Su dünyadaki en zengin kisi
Gönül fethedendir
Su dünyadaki en üstün kisi
Insani sevendir
Su düyadaki en soylu kisi
Insafa gelendir
************************************************************
28 Nisan 2011, 12:03:36
Okuyucu yorumu…
kitabını okuduk ben ve arkadaşlarım. güzeldi teşekkürler. ama şunu anladımki senin kitabından sonra herkesin Allahı farklı senin inandığınla benim inandığım birbirine benziyor:) bu aralar içimde farklı bir his var içimde hissettiğim inanıyorumki artık O’na çok yaklaştım uzun zamandır arayışım son bulacak. şunu anladımki aramadan bulunmalı. Arayarak bulunmaz ancak arayarak bulunur. O’nu içinde aramak gerek. bana bunu anlat nasıl bir duygu ben yolumu aramıyorum yol olmak istiyorum. O benim nefesimdeyken bu kadar yakınımdayken artık bana kendini tanıtmalı bende kendi Yaratıcımla tanışmak istiyorum.
*************************************************************
23 Nisan 2011, 12:26:34
Levh-i Mahfuz…
levh-i mahfuz kitabınızı aldım 1.bolumu okudum..
insanın geriye yönelik tasavvuf bilgisi olsa dahi yazdığınız oyle kilit noktalar varki inanılmaz..
tebrik ediyorum.
***************************************************************
19 Nisan 2011, 18:04:43
Aga…
Ki̇tabını okudum içinde bana saçma gelen yerler olmadı deği̇l aga. Amma şu Allah Peygamber Kuran sevgi̇ne hayran oldum. Her ayeti̇n başına Güzel Kuranin …. ayeti̇ yaziyon ya o bile yeter. Kitabı bana veren şahsa söylediğim ifadeyi̇ saaaa da söyleyim bu kitap baştan aşşaaaaği bi̇ deli saçmasi olabilir ammaa samimi yazmışsın benim i̇çi̇n önemli̇ olan o aga … Hayırlı sağlıklı günler di̇leri̇m…..
*****************************************************************
19 Nisan 2011, 18:02:58
Tanrım…
Tanrım ,
Herkes bu aralar bir yakarış içinde , kimisi seninle (şuan benim yaptığım gibi) internet üzerinden iletşim kurmaya çalışıyor.
Bu çoğuna ( çoğu = Benim açımdan geri kafalılar ;) Saçma gelebilir.Fakat Şu aralar okuduğum kitap ile sana daha çok yakınlaştığımı söyleyebilirim , hatta altına imzamıda atarım. En azından Senin bir parçan olduğunu Ruhlarımıza Senin üflediğinin bilincindeyim. Sende biliyorsun ki Hiç oturupta senin hakkında kendi içimde tartışmadım.En azından şuandan sonra seni araştırıyorum.Ama İnternet , ansiklopedi din kaynakları filan üzerinden değil. K.K ve BEYNİMLE vedee RUHUMLA.Seni sorgulayanlara kızmadığınıda düşünüyürum.Çünkü Her kulun gittiği yolun sonu Sana çıkıyor.Şimdiye kadar verdiklerin için Vereceklerin için , Teşekkür edicem , bazılarının yaptığı gibi.. Onları örnek aldığımı düşünülmesi beni üzer. Onlardan cesarette almıyorum. Sadece bazı şeylerin yeni farkına varıyorum. Teşekkür ederim Allah ım , Tanrı m , Yüce Yaratıcı.Tekamül sürecimin neresindeyim bilemiyorum ama Bu hayatımda ( Bu hayatım derken neyi kasıt ettiğimi bilenler var , Bilmeyenlerde kötü yorum yapıcaklarsa akıllarını yormasınlar ) Tekamül sürecimin önemli bi yerinde olduğumu hissediyorum ki bana bu kitabı okumamı sağlayarak Birçok şeyin farkına varmamı da sağlayan Sensin. Kader kavramınında çok farklı yerlerde olduğunu , Hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını Vedee İnsanların dini konularda veya K.K de Bilemediklerini dincilere sormak yerine kendi akıllarını kullanarak Tekamül de ilerlemediğini görüyorum.Düşünüyorum. Bir Abim var , Onun sayesinde bu kitabı okuyorum ve onun sayesinde birçok şeyin farkındayım artık. Ama ne biliyorsun dediğinzde öğreneceklerimin %00000000,0 kadar oranında bile bilgim yok. . Dünyadaki 1000 gün Senin yanında 1 gün olduğunu bildiğim için , Kısa bir süre sonra Sana kavuşacağımdan dolayı Huzurluyum. Abim dediğim Canım olan Alişan , Bana bu konuda bir yol gösterdi ki Eminim hepte yanımda olacaktır. Onu seviyorum fazlasıyla.
Tanrı m ; Sana bugüne kadar verdiklerin için şükrediyorum. ” Tüm bu yatırım insanlardan bir günahkar yaratmak için olmadığına” eminim . Daha Kapalı birşekilde yazabilirdim. Ama bazı insanlarında bunları anlayıp bana sorduklarında onlara göstereceğim bu yolla Kendimi tatmin etmek istiyorum. Bu yüzden Açık (anlayanlara ) bir şekilde yazdım. Bu hayatımda Bana verdiğin Anne , Baba , Kardeş , Kuzenlerim , Ve Diğer hepsi için Şükür ederim sana. Vede En yakın dostum Uğur ‘ Bu hayatı ( Senin Katkınla ) Beraber yaşamak için çabalıyacağız. Henüz başında (yada sonunda ‘sen bilirsin) yız , Çok büyük hayallerimiz var. Belkide bu hayatı seçmemin baş rolü onlar.(birkez daha anlayana )
Bunu okuyan insanlara Ufak bir ipucu ; ” Cennet ten kovulmadığın gibi Cehennem’e de sürülmeyeceksin. (umuyorum)
Sadece düşünün. Eğer yeniliğe açıksanız Ve Allah ı daha yakın hissetmek
istiyorsanız , okuduklarınızı Kaldırabilcekseniz Önerim;
buRAK özDEMİR in ” Tanrı’nın Doğum Günü Levh-i Mahfuz ” Adlı kitabını okuyun.
Tanrının Doğum Günü Kutlu Olsun..
Not: Unutmayın insanlar Düşüncelerde ÖZgürdür.Çekinmeyin.
************************************************************
19 Nisan 2011, 18:02:19
Bebek belgeseli…
Sevgili buRAK, Bugün muhteşem bir belgesel seyrettim. Adı Babies, dünyanın 4 ayrı ülkesinde doğan 4 indigonun, doğumlarından 1 yaşına kadar olan büyüme/büyütülme serüvenini tüm doğallığıyla anlatıyor. Bebekler birbirinden o kadar farklı ortamlara sahipler ki… Maaile mutlaka izlemenizi isterim. Aşağıdaki fragman biraz olsun fikir verebilir.
*******************************************************************
19 Nisan 2011, 18:00:46
Siteye giriş…
bizim işyerinde bilgi işlem yasaklamış sitemizi iki gündür giremiyorum :( yapılabilecek bi şeyler var mıdır?? .org olunca engellenemiyodu sanki öyle bi şeyler hatırlıyorum ama, nedir nasıl olur siz daha iyi biliyorsunuz benim istediğim tek şey rahat rahat açıp okumak, bir de ben şanslıyım ki evden de bakabiliyorum, evde interneti olmayanlar da okusunlar diye yapılabilir bir şeyler var mı??
şimdi tekrar denedim ve girebildim siteye :) ) yani sorun çözüldü benim için, ama başkaları da yaşıyor mu bilmiyorum… iki gün bile çook uzun geldi bana :) ) TDG’den bu yana yıllardır, günlük yaptığım olağan bi şey haline dönüştü yorumları okumak :) ) siteye bakmayınca -bugün bi şeyi unuttum neydi neydi- diyorum yani :) ))
neyse başkalarının şikayeti yoksa benimki bitti yani ….
*****************************************************
19 Nisan 2011, 17:57:09
Basim daglardan dik,sözlerden volkan,
Yakacak bir isim ariyorum hey!
Bazi kilinc oldum bazi da kalkan,
Yordamli kimseye yariyorum hey!
Benlik illetinden arindim,yundum.
Ayiklik meyini icene sundum.
LEVH-i MAHFUZ denen kubbeye kondum,
Her mevkiye bir taht kuruyorum hey!
Hep beraber tadabilsek bu tadi,
canlinin, cansizin adiyim adi.
Cüretimden patlar ödlegin ödü,
Cerrah vari nester vuruyorum hey!
Izah acze düser,murada erdim,
sorgu sualimi ölmeden verdim.
Musa`dan cok evvel Sina`ya vardim
Tur`dan cikip Turà giriyorum hey!
Anamin karninda konusan benim,
Yusuf`u saklayan kuyudur tenim.
Agzim o agizdir,o ündür ünüm
Yakub`un derdiyle cürüyorum hey!
Hemi bir deryayim hemi bir sahil,
Ustadan ustayim,ehilden ehil.
Siviyi katiya eyledim dahil,
Manayi maddeyle kariyorum hey!
Meleklere emir veren, yön veren,
Ilim veren, teknik veren,fen veren,
iyi huya,kötü huya kan veren,
Kendimi kendimden koruyorum hey!
Dösüm iman dolu,basa basliyim.
Kainattan daha eski yasliyim.
Hayretlere mucip kudret isliyim,
Sergimi haddimce seriyorum Hey!
Ilkinin ilkiyim,sonun sonuyum,
Arzin suasiyim,günün günüyüm,
Binlere hükmeden birin kiniyim,
Sizden size haber veriyorum hey!
Ten göcünden öte,nar ile nurda,
Yolu cok,gecit yok,kilidi burda.
Havada kalmamis,yatmamis yerde
Apacik meydanda ,görüyorum hey!
Benim okudugum okul,bu okul.
Bu noktada catlar,pes eder akil,
Eger muhalifsen karsimdan yikil,
Mekansiza dogru variyorum hey!
Her kisi yutamaz bu hazir lopu,
Kirk hopa karsilik cektim bir hopu,
Sefil Selimi`niz,askin sir küpü
Asiklik ne demek soruyorum hey!
Sefil Selimi
***********************************************
19 Nisan 2011, 17:55:39
kitabınızı bitirdim.şimdi arada açıp bakıyorum.şimdi de öyle yaptım.ve shima (varlık adı) ANLAMI NEDİR?
yogi olan bir arkadaşıma da hocası bir isim vermiş.
varlık ismi neden bu kadar önemli önem li midir?
minik misafirimize hoşgeldin dileklerimizi sunuyoruz…
******************************************************
15 Nisan 2011, 18:23:05
Levh-i Mahfuz’umuzun ışığında hayatı yaşarken, onu daha iyi anlamak, idrak etmek, hayata geçirebilmek için bu satırları yazıyorum. Bu nedenle, iç disiplinimi güçlendirebilmek için bir Levh-i Mahfuz Günlüğü tutmaya karar verdim. Çünkü yazmak, paylaşıyor olmak, LM’umuzun da işaret ettiği gibi, değerli bir katkı. Bir de şu; yazarak arınma yaşıyorum. Hele hele LM hakkında yazarak, iyiden iyiye soyunuyorum:)
LM’umuzun Sur’a frekansını müjdelediği bölüm hakkında yazmak istiyorum. LM’umuz, öz benliğimizdeki nurlu kudretle tanıştırdı bizi. “Rahim olarak Rahman’ın uydusu değil, bizzat tanrısal nurun parçasısın” dedi.
Bizim, her birimizin, kendine şu soruları sorması gerektiğini düşünüyorum:
“Nurlu kudretin bir parçası” olarak bütünün bilgisine sahip olduğumu kabul ediyor muyum?
Kaynağın kendisi olduğumun bilgisini kabul ederek, bunu hayata yansıtmaya izin verebilir miyim?
Yaradanın yarattığı yaradılan olarak, öz-nurumla, neler yaratabilir ve hayata akıtabilirim?
Ve LM’da işaret edilen “Sıfır” noktasında OL’arak, bu noktadan yapabilme fazına geçebilir miyim?
LM, bilgiyi verdi: “Sembol oranı = Sıfır”
“Sıfır” bir işaret olabilir mi? Nötr’de olmanın; anlam yüklemeyi bırakmanın, zihni serbest bırakıyor olmanın bir işareti.
Zihnini serbest bırakmak… Temiz, tertemiz, arınmış bir hale getirmek…
Kurgusal zihinden, zarar görme korkusundan, korku düzleminden uzaklaşmak. Bağımsız hale gelmek… LM, bizi tüm sembollerden özgürleştirirken, kurgusal zihnin düşüncelerinden de özgürleştiriyor.
Günlüğüme şu notları yazdım.
Sakin bir zihin için, şu anda yapabileceğin, bütün düşüncelerini serbest bırakmak… Buna izin verebilir misin? Şu anda arınmış bir varlık olduğunu hatırlamayı seçebilir misin?
Sakin bir zihin… Duru bir göl… Akan su… Masmavi bir gökyüzü, açık bir pencere… Havadar bir oda… Ferah, huzur dolu bir günün sabahı… Doğanın içinde kendiyle barışık öten kuşlar…
Ve sıfır noktası… Olan her şeyin sıfırlanması… Sıfırın özgürlüğü… Zihnin bomboş, hiçbir düşünce taşımaması… Kelimesiz kalması… Sıfıra geri dönmesi…
LM’umuzun bize verdiği değeri, onun üzerinde çalışarak vermek, bir İNSAN olarak boynumuzun borcudur.
“Biz her insanın elzem ihtiyacını, ‘insan’ın boynuna doladık…” (İsra Suresi)
Boynumuza dolanan, bizim kim olduğumuz bilgisi ve daha ötesidir. Bu bilgi ile “imanımızı” gösteriyor olmamız için, ne yapıyor olduğumuza bakmamız kaçınılmazdır.
“O kitap; onda asla şüphe yoktur. O, arınmak isteyenler için bir yol göstericidir.” (Bakara Sur’ası)
Arınmaksa söz konusu olan, LM yanıbaşımızda, güzel kuran’ımızın tefsiri ile, buRAK kardeşimizin rehberliği ile, öz nurumuzun ışığı ile… Şükürlerolsun dosdoru yola. Şükürlerolsun yola çıkana, apaçık çağrıya uyana.
************************************
14 Nisan 2011, 21:55:41
İlk kitabı okuduğumda ki tepkim “vay anasını tanrıda benim gibi düşünüyormuş” oldu.İslam katıdır,din adamları haklıdır,cinler öcüdür gibi düşüncelerin başka bir insanda daha olmaması ve üstüne üstün başka insanlarında bu kitabı okuyarak eksenini genişletebilmesi düşüncesi nedense beni çok sevindirdi.Fakat kitabı tavsiye ettiğim kişilerin çoğuyla bir güreşmediğim kaldı.Tepkisi ve etkisi bol bir kitap levh-i mahfuz.Yeri geldiğinde hadi ordan, ya da aaa evett dediğim bir kitaptı.
************************************************
14 Nisan 2011, 21:54:41
Kitabı tesadüfen babamın bir arkadaşı sayesinde elde ettim; iyi ki de gerçekleşmiş bu tesadüf. Şu an 4 aylık hamileyim ve 3. ayda başladım okumaya yaklaşık 1 ayda bitirdim.Elbette ki tek okuma ile anlaşılamayacak şeyler var; ama inanın özellikle 28. kısım yani “indigo çocuklar” bölümü ile sanki doğacak bebeğimi özdeşleştirdim. İyi ki yazmışsınız bu kitabı , hayata bakış açım değişti,dine karşı önyargı ve korkularım yok oldu.
******************************************************
14 Nisan 2011, 21:53:51
Her eve lazim  Dedemin Babama niye maasinin 3 kati harclik verdigini simdi anladim…Taslar yerine oturuyor. Allah sonumuzu hayir etsin  Etmis zati ya, ama top kafamiza carpmadan da yakalanmiyormus  Tesekkuler.
*********************************************************
14 Nisan 2011, 21:53:09
Kuran ı geçmişte okurken yaşadığım bazı duygu ve düşüncelerimin karşılığını bu kitapda bulduğumu söyleyebilirim.Henüz 150 li sayfalardayım.Ama bende oluşan intiba ,bu kitap kesinlikle sıra dışı ve insanlığın geleceğine yön verebilecek bir güce sahip.Yüreğine sağlık buRAK özDEMİR  )
*************************************************************
14 Nisan 2011, 21:52:24
Levh-i mahfuz’ un ilk bölümünü okudum, ikinci bölüme devam ediyorum.
Ilk bölümde ilginç fikirler vardi, ilham aldim. Fakat 2. Kisim biraz abartili ve pazarlamaya yönelik mesnetsiz fikirler içeriyor. Ve sikilmaya başladim.
Insan tanri kavrami konusunda sezgi yoluyla bir şeyler öğrenebilir. Buna itirazim yok. Fakat tarih gerçektir ve gerçekler yorum kabul etmez. Bu konulardaki dayanaği olmayan bilgileri kitabiniza koymanizi ticari olarak yorumluyorum.
Saniyorum 2. Kismi okumayi bitiremeyeceğim ama yine de gayret ediyorum. Biraz hevesimin kaçtiğini söylemek durumundayim.
Sevgiler….
*********************************************************
14 Nisan 2011, 21:50:16
Bir solukta okudum ve Tek kelimeyle büyülendim..
çok etkilendim ve tüm çevremle paylaşma ihtiyacı hissettim..
Hatta arkadaşlarımdan birisi ile bu kitap yüzünden fikir ayrılığına düştük ve maalesef koptuk kendisiyle..
Ben kitabın ne kadar GERÇEK olduğunu kendisine anlatmaya çalıştıkca o , önyargılı yaklaşarak kitabı reddetti..
Ama , çok kısa bir zaman sonra yanıldığını bana itiraf edeceğini hissediyorum…
Herkes okumalı ama herkes…ve ÖNYARGISIZ…
Emeğine sağlık sevgili buRAK özDEMİR…
yeniden yazıp bizlerle paylaşacağın günü sabırsızlıkla bekliyoruz…sevgiyle
*********************************************************
14 Nisan 2011, 21:47:59
Sevgili İndigo Kardeşim; Bundan 1 hafta öncesine kadar, böyle bir kitabın varlığından bile bihaberken; aniden bir kitap satan mağazada önce Levhi Mahfuzu gördüm. İçerisine bakarken, önce “Tanrının doğum günü” nü okumam gerektiği yazılı olduğundan ben o hızla her 3 kitabı da beraber aldım ve l hafta içerisinde soluksuzca okudum. Ben 68 kuşağından 63 yaşında bir emekliyim. Ben doğduğum günden beri kıyamet ile yatıp, kıyamet ile kalkanlardanım.
Böyle bir kitabı zaten bekliyordum. Kıyameti yaşayan insanoğluna böylesine bir eseri tanıştırdığınız için varolun,sağolun.Yeni doğan yavrunuzla
mutluluk içerisinde sevgi ile kalın……..
**********************************************************
14 Nisan 2011, 21:46:47
Yorumlar ne için yapılır bilmem ki…
Özler ne için söylenir…
Biz olan tanrının bizdeki ifadesi olan…
Gel gör beni aşk neyledi…
**************************************************************
11 Nisan 2011, 10:10:51
Bu ülkede Haksızlık varsa…
Hepimizedir.
Bu ülkede Talan varsa…
Hepimizedir…
Bu ülkede Acı varsa…
Hepimizedir…
Bu ülkede Yokluk varsa…
Adaletsizlik varsa…
Gözyaşı varsa…
Zulüm varsa…
Hepimizedir…
Hükümetlerin hatalarının bedelini
Hükümetler öder.
DEVLET değil. !!!
Mücadelemiz Ortaktır…
Mücadelemiz , İnsanlık Onuru adınadır…
İşte bu nedenle…
Ne Mutlu Türk Olana değil..
Ne Mutlu Türküm Diyene…. Canım Kardeşim.
********************************************************************
11 Nisan 2011, 10:02:24
Sevgili Öğretmen yanımızın yazısını buruk bir gülümsemeyle OKUdum.
Öncelikle armızda olduğu için mutluyum. Samimiyetini de ayrıca tebrik etmek
geldi içimden.Ve dedim ki, yalnız değilmişim.
Ben , önce TDG yi OKUmuştum.UKumanın ötesinde İman ettim demek daha doğru..
İman ettim dediğiniz bir KİTAB’ın devamı , Peygamber Çocuklardı…
Bir Kitaba, güvenmek , inanmak, savunmak başka bişey… İMAN ETMEK başka.
İman ettim dediğiniz bir Kitaba , şurasına iman ettim, şurası hoşuma gitmedi deme
şansınız yok. !!! Ben de kişisel cehennemimi yaşadım , öğretmen kardeşimle aynı
bölümde….
” Tanrı, benden Kürtleri sevmemi istiyor…”
Olmaz… Olamaz… Kim yazdırdı bu Kitabı?
Kimin oyununa geliyoruz? Kimlerin tuzağı bu ???
Bu konuya girmesi… Olmamış… Hiç olmamış !
Kızgınlık… Öfke… Hayal kırıklığı… Şaşkınlık…Korku…
Asker eşiyim ben…
Neler yaşadık? Neler gördük ? Nasıl unuturum? Bunu benden nasıl istersin?
Sonra bir akşam içimde bir ses…
” Düşün Berna… Tanrı , oyun bozuyor olmasın sakın ??? ”
Canım kardeşim , sözü fazla uzatmayacağım.Cezaevlerinde yaşanan tatsız
olaylara değinmişsin. Bunları savunmayacağım… Reddetmeyeceğim gibi.
Ama sana şu kadarını söyleyeyim.Eşim , Türk Ordusunun şerefli bir subayıdır.
Ancak, bir Harbiye öğrencisi olması, Ziverbeyde işkence tezgahlarından geçmesine
engel olamamış ne yazık ki…
Anadolu, bedeller ülkesidir…
Zordur, Anadolu’ya sahip olmak…
Anadolu fakirdir… Anadolu çilelidir… Anadolu asildir…
kürt Kardeşlerimiz yokluğu kendilerine özel sanıyorlar…
Acıyı, kendilerine özel sanıyorlar…
Bak canım kardeşim…
Çankırı mesela…
Okulu olmayan, suyu,elektriği olmayan köyleri , Kar yağınca dünya ile bağı kopan,
yolları ile bir Anadolu kenti… Ve Ankara’ya …. Başkente sadece 100 km…
Ama kimsenin aklının ucundan bile geçmez, Devlete İsyan…
Bilirler yokluğu… Kurtuluş mücadelesindeki başarının sırrıdır yokluğa da saygı…
Çikolataları , konserveleri gelmedi diye , cephede Silah Bırakıp kaçmaz Anadolu İnsanı…
TÜRK dediğin kim canım kardeşim…
Ben Lazım mesela…
Komofti Lazı hem de… Hasosu senin değiminle…
Kurcala , Rumdur belki DNA larım…
Ama Türk’üm. Sapına kadar.
Türk dediğin , kim canım kardeşim…
Sensin, benim, biziz Türk…
TÜRK ŞEHİTLİKLERİNDE YATAN…
VAN’LI MEHMETİN,..
ERZURUM’LU ÖMERİN…
SAMSUN’LU AHMETİN…
EDİRNE’Lİ HASANIN…
ANTEP’Lİ KARAYILANIN…
DİYARBAKIRLI MEHMET’İN
TORUNLARIYIZ BİZ….
Kardeşliğimizi… Dirliğimizi…B1rliğimizi bozmanın beyhude çabası içinde olanlar…
DUYUN SESİMİZİ…
TANRI OYUNUNUZU BOZACAK……………………
*******************************************************
11 Nisan 2011, 10:01:23
‘İnsan neyi görüyorsa değeri o kadardır’…
Aslında uzun zamandan beri yazmıyordum.Zaten yazdıklarımın çoğunu yayınlamıyorsun:)Bu yüzden sana biraz buruk içim…Şaka şaka.Ben güzel oğluma kırılmam..Ama bir öğretmen kardeşimin yazdıklarını okuyunca dayanamadım….Kesin, önceki hayatımda erkek bedenine bürünmüştü ruhum sanırım..Biraz da çatlak sayılırım..O kardeşimiz için üzüldümTANRIM HERKESE EŞİT DAVRANIR.HERKESİ ÇOK SEVER.HAKSIZLIK ETMEZ.KENDİ RUHUNDAN ÜFLEDİĞİ RUHLARA NEDEN EZİYET ETSİN Kİ? EZİYET ETMEZ.RUHLAR BİRBİRLERİNE EZİYET EDER, KÖTÜLÜK YAPAR..Ben yaradılmış herkesi severim ama en çok da çocukları…Ben lehfi mahfuz sayesinde ruhumu ta derinden gördüm .Yanlışlardan döndüm. Doğru bildiklerim yanlış yanlış bildiklerim doğru oldu..Uzun zamandır karmamı temizlemeye çalışıyorum..Sen ,bana ve bizim gibilere ışık oldun.60′ lı yıllara hızla yaklaşan ben ,neler gördüm neler…Yaşadıklarım roman olur türünden ..Gerçekten..Acıların en büyüğüne yüreğim dayandı…Bedel ödediğimi biliyorum, insanları hataları ile kabul etmeye çalışıyorum,beni de öyle kabul etmelerini istiyorum..Ama LEVH-İ MAHFUZ u okumadan önce olsaydı o satırları yazan kardeşimize direk saldırırdım..Tek kelime Kürtçe bilmediğini, güneydoğulu Kürtlerden nefret ettiğini ALLAHIN BİLE (HAŞA)adeletsiz olduğunu söyleyebilen öfkeli bir ruh.. .acil karma temizliği gerekiyor sanırım. Okumuş kitaplarını ama sadece okumuş o kadar….Ben Türkoğlu Türküm ama Kürtlerle hiç bir sorunum yok Bir dolu arkadaşım ve can dostum var . Onlara da çok güvenirim..Türk bayrağına baktıkça göğsüm kabarır duygulanırım gözlerim dolar.İlk kurşun atılan İzmir de yaşamak bile gurur verir bana.Çünkü İzmir işgali milli ruhu canlandırmış işaret ateşi ordan atılmış tüm yurda dalga dalga yayılmıştır.Tarih dersi verecek değilim.Biz birlik içinde savaştık, şehit oldu atalarımız.Çanakkeleye gidip baksınlar şehitliklere.Doğulu bir şehit atamızın yanında Batılı ,Egeli bir aslan yatıyor.Benim ve benim gibi düşünenlerin kimseyle bir sorunu yok .Lütfen sorun çıkarmak ve bu güzelim vatanı parçalamak için yazının sonun da o kardeşimizin yazdığı gibi yabancı güçlerin ortağı olmayalım.Hele hele” kan dökerek alırız biz de ”lafı genç nesli yetiştiren bir meslektaşıma hiç yakışmamış…Kin ve nefret duygusu ile kaleme alınmış o satırları okumak çok içimi acıttı..Tatlım bizim toplum olarak düzelmemiz için sanırım sen çok levh i mahfuz 1, 2 8,9…lar yazacaksın.Öpüyorum seni çok, güzel kızım baharı ve haktan gelen HAKTANI..Ya buRAK can o bebiş sarı saçlı beyaz tenli ve renkli gözlüydü düşüm de…Ama renk değiştirecek saçlar da sarı kızıl olacak ve beyaz tenli kocaman bakışlı mis kokulu bebek olacak bak…Demedi deme sonra..İyiki varsın ya…Seninle güne başlamak çok keyifli güzel oğlum….
************************************************************
10 Nisan 2011, 00:12:11
Levh-i Mahfuz Hayata Anlam Yüklemesi…
aslında söze nerden başlamam gerektiğini uzunca düşündüm ama en iyisi kitabınızın bende uyandırdığı etkiyi anlatarak başlayabilirim. hayatımda birçok kitap okudum en azından her türün tadına baktım ve belleğimde belli bir tat bıraktı ama ‘Levh-i Mahfuz’ bambaşka.herkes belli bir dönem hayatını,geliş amacını , yaşadığı ve yaşanılan acıları sorgular. bundan 2 sene önceydi lise3 gidiyordum ve öyle bir boşluk vardı ki hayatımda ne yapsam bu boşluğa anlam bulamıyordum.annemin beyin kanaması geçirmesi hayatımı alt üst etti ve ozaman anladım ki ben artık inanmıyordum. yaşadığım acılar ateist olmama neden oldu. ama içimde kalan bir kıvılcım vardı tanrıya küsmüş olamazdım. sonunda arkadaşım kitabınızı önerdi. önyargılıydım hiçbir şey beni artık eskisi gibi inançlı olmaya döndüremez diyordum. taki kitabın sayfalarını açana kadar! bunları nasıl yazdınız çok merak ediyorum? hepsini yaşıyormuşsunuz gibi anlatmışsınız. her satırı defalarca okudum sindire sindire.. kaç defa ağladım hatırlamıyorum bile. Tanrı dan hep korktuğum için itaat etmişim oysa korktuğunuz birini safça sevebilir misiniz? ben bu kitaptan sonra Tanrı dan korkmuyorum onu artık seviyorum! Bu kitap bana huzur veriyor ve her satırında şok oluyorum. kısacası; Muhteşem bir kitap bunu belli bir kategoriye koyamam çünkü bunlar gerçek! size yürekten minnet duyuyorum hiç görmediğiniz,varlığını bile bilmediğiniz bu insanın hayatına çok derin bi anlam yüklediniz..
*************************************************************
10 Nisan 2011, 00:11:38
Komiklik…:)
Sevgili buRAK insan hiç Kuran tefsiri okurken gülmekten ölür mü:)Geçen gün elimde Lveh-i Mahfuz okuldan çıktım ve eve gitmek istemedim hemen bir kafeye oturdum kahvem ve sigaram eşliğinde büyük bir zevkle L.M. u okumaya başladım.İsrail’in “nani nani naniii diye olay yerinde bitmesini” anlatttığın yeri okurken ben farkında olmadan kahkalarla gülmüş olmalıyım ki bir adam geldi yanıma ve saygılı bir biçimde “Çok özür dilerim hanfendi rahatsız ediyorum ama ne okuduğunuzu çok merak ettim o kadar büyük bir keyifle ve eylenerek okuyordunuz ki” dedi.Ben “eeee şeyyyy” dedim şimdi diyorum ki ben adama nasıl “Kuran tefsiri okuyorum” diyeceğim:) Bir şey demedim ve kitabın kapağını gösterdim adam okudu ve o kadar büyük bir şaşkınlıkla baktı ki yüzüme:)
Tabi hemen adamı masaya davet ettim ve kitabı anlatmaya başladım.Çoook ilgisini çekti ve kitabın adını ve yazarın adını not etti ve gitti.
Sevgili buRAK Kuran gibi derin,detaylı ve ağır bir konu ancak ve ancak bu kadar zevkle hiç sıkılmadan ve çok eylenerek okunabilirdi.Tamam kitabı ben yazmadım diyorsun ben bu övgüleri hak etmedim diyorsun ama bence kendine çok büyük bir haksızlık ediyorsun.Bir insan ancak bu kadar komik olabilir ancak bu kadar zeki espriler yapabilir.Tanrı’nın mükemmel yorumlarının yanı sıra senin espri konusundaki dehanı da teslim etmek gerekiyor.Okurken ikide bir ya bir insan ancak bu kadar şeker olabilir demekten alamıyorum kendimi.Ben zaten gülmeyi çok seven biriyimdir.Tanrı’ya öyle şeyler soruyorsun ki bir çocuk masumiyeti ve bir espri dehasıyla mükemmel bir sohbet ortamı yaratıyorsun Tanrı’yla.Çok merak ettiğim bir şey var kitapta bu kadar komik bir portre çizerken resimlerinde genelde çok ciddi bir adam görüntüsü veriyorsun neredeyse gülerken bir tek resmini görmedim desem yeridir.
Bak tamam hiçbir tv kanalına çıkmama kararını zor da olsa kabullendik ama ne olur en azından bebişle birlikte kendini de videoya alsan ve sitede yayınlasan olmaz mı?Gerçekten çok aşırı merak ediyorum seni.
Hem sen nasıl Tanrı’nın seninle sohbet etmesine ve Tanrı’nın sergilendiğinden çok daha sevgi dolu ve anlayışlı bir Tanrı olmasına şaşırıyorsan bizler de dünyaya görev için gelmiş bir mehdiyi ister istemez aşırı merak ediyoruz ve bir mehdinin aramızda yaşamasına şaşıyoruz.
Mehdi deyince insanın aklına nasıl biri gelir: Yaşlıca,sakallı,asık suratlı ve ne bileyim giyim olarak da sanki yine dincileri çağrıştıran türden giyinmiş şekilde biri.Kimin aklına gelirdi ki kıyamette görevli olarak gelecek mehdi çok genç, çok yakışıklı ve aşırı komik biri olacak!!!
Şurası bir gerçek ki TANRI GERÇEKTEN İŞİNİ İYİ BİLİYOR.Ancak senin gibi bir mehdi günümüzün insanına hitap edebilirdi.Ve ben TANRIMIZA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM XX OLARAK SENİ SEÇTİĞİ İÇİN…
*******************************************************************
10 Nisan 2011, 00:05:39
Yorumlara saygı kuşağı…
Merhaba buRAK,TDG’yi 3 yıl önce okumuştum uzun bir aradan sonra nihayet Levh-i Mahfuz’u okumaya başladım.Tüm bu zaman zarfında da TDG’yi kaç kişiye okuttum sayısını hatırlamıyorum bile.Hatırlarsan bir ara öğrencilerime de toplu sipariş vermiştim.Şimdi yeni tayin olduğum okulumda da iki öğretmen arkadaşım Levh-i Mafuz’u okumaktalar ve şoklar geçirmekteler:)Tıpkı benim 3 yıl önceki halim gibi yanİ!Levh-i Mahfuz’u okumaya doyamıyorum adeta ve Tanrı ile hemen her konuda hem fikir olmak okuduğun her satırda ne kadar da doğru demek inan gurur veriyor insana.Evet her konuda hem fikirim Tanrı ile amaaa bir konu hariç!Kürt sorunu konusu bu.
Üstelik Tanrı’nın bu konuyla ilgili yaptığı tüm açıklamaların mantıklı ve doğru olduğunu bile bile katılamıyorum nedense Tanrı’ya bu konuda!Katılmak şöyle dursun neden neden içim öfke doluyor ve neden kendimi “Tanrı bile Türklerden yana” demekten alıkoyamıyorum bir türlü bilmiyorum.Neden duygularım mantığımın önüne geçiyor bu konuda çözemiyorum bir türlü???
Tanrı’nın Türklüğün bir üstkimlik olduğu konusundaki tezi de bana inandırıcı gelmiyor nedense.Bu kavramı maalesefki cumhuriyetin en başından üstkimlik olarak görmeli ve halka o şekilde lanse etmeliydi devlet.Ama sırf Kürt oldukları için çok özür ama vatandaşına dışkı yediren,cezaevlerindeki Kürtlere ceza olarak duvara işkenceyleTürk bayrağı çizdiren ve sürekli İstiklal Marşı okutan geçmişi bırak bugün bile mahkeme kayıtlarına Kürtçe için bilinmeyen bir dil diye resmi açıklama notu düşülen bir ülkede Türklüğün bir üst kimlik olarak görülmesi algılanması ve kabul edilmesi hiç de olası gözükmüyor bana.Yani yaşanan ve yaşatılan bunca çirkin bunca kabul edilemez hakaretlerden sonra Kürtler başkaldırdıktan ve ülke için ciddi bir tehdit oluşturduktan sonra mı geldi devletin aklına bu üst kimlik kavramı???Hem çok uluslu bir yapıdaki devlet birleştirici olmak adına böyle bir kavram oluşturacaksa bence bu kavram mantıken o ülkede yaşayan hiçbir ulusun adını taşımamalı ki diğer uluslar buna tepki göstermesin ve kendini dışlanmış hissetmesin.Yani tıpkı ABD gibi hiçbir ulusun adını içermeyen bir isim olmalı bu.Bu ülkede Kürt de yaşıyor Ermeni de yaşıyor Rum da yaşıyor Çerkez de yaşıyor o halde üstkimlik kavramı oluşturulurken neden Türklük baz alınıyor o kadar önemli bir konu değilse Kürtlük baz alınsın da görelim o halde.Türkiyede yaşayan herkese Kürt denilsin ülkenin adı da Kürdistan olarak değiştirilsin ne önemi var madem bir üst kimlikse Türk kelimesi.Kürtlük de bir üst kimlik kavramı olarak görülsün bakalım neler oluyor Türkiye’de nasıl kan gövdeyi götürüyor…
Böyle söylediğinde Türk olan arkadaşlar “Ama bizim atalarımız kan dökerek almış bu ülkeyi” diyor güya üst kimlikti Türklük!!!Sanki bu ülke alınırken Kürtler kan dökmemiş, Türklerle omuz omuza savaşmamış gibi!!!Senin ataların kan dökerek aldıysa ve kan dökerek almak meşru bir şeyse o halde ben de diyorumki şimdi de biz kan döküyoruz biz alacağız bu ülkeyi!!!
Bilemiyorum sevgili buRAK çok ilkeliz hala çok Türklerin bu tutumu beni aşırı derecede öfkelendiriyor ve ben Tanrı’ya rağmen çok özür dilerek Trüklüğün üst kimlik kavramını reddediyorum asla içim,gönlüm,yüreğim kabul etmiyor.
Kürtlerin kendi ülkesini kurmaları konusunda Tanrı’nın getirdiği tüm doğru ve mantıklı yorumlara rağmen bu öfkem izin vermiyor bu ülkeyle barışmama.Ben de biliyorum ki Kürtler Türkiyeden ayrılır ve bağımsız bir devlet kuracak olursa yani doğu ve güneydoğu Kuzey Irak’a bağlanacak olursa bu Kürtler için hiç de iyi olmayacak.Bu çok açık bir gerçek ama işte içimdeki öfke alevleri yine de kabul etmiyor bu gerçeği ve içim tüm bunlara rağmen “Neden neden Tanrı bile Türklerden yana neden TANRI BİLE ULUSLARIN KENDİ KADERLERİNİ TAYİN HAKKINI GÖRMEZDEN GELİYOR KONU KÜRTLER OLUNCA!!!” diye haykırıyor adeta…
Bunları korkarak ve tevbe ederek yazıyorum ama Tanrı’nın bile Kürtleri kendi projesi uğruna harcadığını düşünüyorum. Tanrı’nın Anadolu coğrafyası ile ilgili iki denizi birleştirme projesinde Türkleri en uygun millet olarak görmesi Kürtleri bu uğurda harcamasına neden oluyor bence.Çünkü Kürtler en doğal hakları olan kendi kaderlerini tayin hakkını kullanarak kendi ülkelerini kurarlarsa Tanrı’nın Türkiye coğrafyası ile iligili yapmış olduğu proje bozulacak bu yüzden Kürtlerin kendi ülkelerini kurmasını istemiyor ve yıllarca kendilerini aşağılayan Türklerin ismini bir üst kimlik kandırmacası adı altında Kürlere reva görüyor bence.
Tanrı ne olur beni bağışlasın ve ne olur bana kızmasın ama bir Kürt olarak bunları düşünmekten alamıyorum kendimi.Elbette Tanrı’nın gücü her şeye yeter elbette Tanrı başka projeler de üretebilir ama Kürt sorunu ile yapılan tüm yorumlar bana bunları düşündürttü.
Aslında bakıyorum da benim Kürtlükle pek bir ilgim yoktur Kürtçe bile bilmem Aleviliğimden dolayı da Güneydoğulu Kürtleri de hiç sevmem aslında ama işte ne olursa olsun Güneydoğuluları hiç sevmesem de ben Kürt olmasam da burada bir HAKSIZLIK olduğunu haykırıyor içim hem de Tanrı tarafından yapılan bir haksızlık!!!
Tüm bu sonu gelmeyen isyanımı karmama bağlıyorum bazen.Tanrı TDG de sık sık milletlerin de karmaları olduğunu söylüyor.Sanırım benim ve Kürtlerin karması ortak.Reenkarnasyonu düşününce aslında tüm bu milliyet savaşlarının hiçbir hükmü kalmıyor.Mesela aşırı bir Türk milliyetçisi bir önceki hayatında belki de bir İngilizdi belki de bir nazi:)V e belki de bir sonraki hayatında Türklerden ayrılıp bağımsız bir ülke kurmanın mücadelesini veren bir KÜRT olarak doğacak!!!
İşte bu ihtimalleri düşününce diyorum ki acaba ben önceki hayatımda başka bir ulusa haksızlık yapmış egemen bir millete mensup aşırı bir milliyetçi miydim ve bu yüzden mi bir Kürt olarak doğdum ve içimdeki bu Tanrı’ya bile öfke duymama neden olan bu sınır tanımayan öfkem daha önce başka milletlere yaptığım haksızlıkların bir bedeli mi acaba???
*********************************************************
3 Nisan 2011, 12:10:28
Levh-i Mahfuz’un hayatıma kattıkları…
Levh-i Mahfuz’un hayatıma kattıklarını daha önce seninle ve okuyucu ailemizle paylaşmıştım. Fakat, bir şey var ki, itiraf etmeliyim. Kitabı okuyorsun; aşka düşüyorsun, manevi bir sarhoşluk yaşıyorsun, hatta üzerinde çalışıyorsun; kararlar alıyorsun, hayatını yeniden düzenlemek üzere. Ve sonra hayatını gözlemliyorsun; yazılanları gel hayatına taşı derken bir yanın; diğer yanın kendi bildiğini okumaya devam ediyor ve seni o alıştığı düzleme çekme girişimini sürdürüyor. Ve o bildiğin, alıştığın, değiştirmek istediğin taraf , ne yapıyor ediyor, seni hoop içine çekiveriyor.. O tarafın diyor ki, “Hayat böyle, hazlarınla yaşamak için buradasın!”
Bir tarafın biliyor ki, halledilmesi gereken bir şeyler var ve bu senin sorumluluğunda.
Bu hayattaysak halletmek durumunda olduğumuz meseleler var. Kendimizle derdimiz var. Yürüdüğümüz yolda bir vizyon var. Ve onun önünde kendi kendimize koyduğumuz (zihinsel kurgulardan oluşan) illüzyonlarımız var. Bu boyuttan baktığımızda gerçekmiş gibi gelen, dönüşmeyi bekleyen insani hallerimiz var.
Karar verdim, verdiğim kararı uygulayamadım. Bir sürü geliş gidiş yaşadım iç dünyamda.Ve bu bana bir şey öğretti: Karar, düşündüklerin değildir. Tekrarladığın kelimeler değildir. Karar, yaptığın eylemlerdir. Bir karar verdiysen ve onu hayatına geçirememişsen, onu oluşturan sebeplerin içinde hapisolmuşsun demektir. Bu, henüz kendine hakettiğin özgürlüğü vermediğin anlamına gelir. Bir karar verdiysen ve onu tutarlılıkla uyguluyorsan; bu, sonuçları yaratacak gücü kendinde buluyorsun demektir. Ve işte bu, özgürlüktür.Hamdolsun, kendine özgürlüğü verene.
Cem TV’de “Levh-i Mahfuz Dinletisi” haberini okudum sitemizde. “Levh-i Mahfuz”umuzun sanırım ilk Tv aracılığı ile kitlelere takdimi. Sitedeki resme bakınca şunu düşündüm:
Cem; kelime anlamı olarak “Birlik, toplanma, bir araya gelmek” demek.
Levh-i Mahfuz’umuz, bizi bir araya getirmek için, “Birlik” mesajını vermek için geldi.
Beyaz cam’da sol alt köşede “Yaşam mimarı” yazıyordu.
Evet, Levh-i Mahfuz’umuz yaşamlarımızın mimarı olmamız için geldi.
Resmin sağ üstünde “Canlı” yazıyor.
Levh-i Mahfuz’umuz “Canlı” yayın olan hayatın canlı bir ifadesi olarak elimizde.
Bazen tek bir kare insana ne çok mesajı birden veriyor. Ve bu bakış açısını bize kazandıran ilham kaynağımız Levh-i Mahfuz’umuza teşekürler.
***************************************************************
2 Nisan 2011, 16:58:50
Yüreğine de felç inecek değil ya… Ananeler hep sever, hep yaşar…
Selam buRAKcan, Senin anane sevgini çok iyi anlıyorum, benim de bir büyükannem var. Ben ona beydasultan derim o da bana “çalıkuşum, ciğerparem, yamçiriğim” der. 27 yaşındayım ve hayatımın her evresinde onun parmak izleri var. Cuma sabaha karşı yüksek tansiyona bağlı felç geçirdi ve şu anda yoğun bakımda. O benim kahramanım oldu her zaman. Çok büyük kayıplar yaşamasına rağmen sıkı sıkıya hayata tutunan, hep yüzü gülen, inançlarıyla yaşayan bir kadın oldu ve ben şimdi zırıl zırıl ağlıyorum onun olmadığı bir hayatta nasıl yaşayacağımın korkusuyla. İlahi plana aykırı hiçbir şeyin olmadığını, Tanrının iradesi dışında yaprağın bile kıpırdamadığını biliyorum ama acım, korkum öylesine bir halde ki göğsüm acıyor dünden beri nefes alırken bile. Korku denilen şey öyle garip ki her yerde çıkıyor insanın karşısına. Değişime duyulan korku, acıya duyulan korku, yalnızlık korkusu, hayat korkusu, benim şu anda benliğimi saran büyükannemi kaybetme, onsuz günlere alışma korkusu…İşin garibi daha geçen hafta çok ilginç bir rüya görmüştüm, dünden beri aklımdan çıkmıyor. Rüyamda balinaydım, bildiğin o kocaman balinalardan birisi. İnanılmaz derecede korkuyordum. Etrafta piranalar varmış ve bana zarar verip beni öldürecekler diye korkudan resmen titriyordum ve “kaçmalıyım” diye düşünüyordum, ardından kaçıp uzaklaşıyordum. Sonra da ne olduğunu merak edip geri döndüğümde aslında bütün o piranaların ölü olduğunu görüp kendi kendime ” şu hale bak, ölüymüş hepsi, boşuna korkup kaçmışım” diyordum. Rüyaların boş olmadıklarını düşünürüm çocukluğumdan beri ve o rüyayı gördükten 1 hafta sonra aynı şekilde titriyorum korkudan. Etrafımdan gelen klasik teselli türlerinin hiçbiri sökmüyor şu anda ve galiba bu yüzden içimi buraya döküyorum. Bir de ricam olacak, lütfen ananeni benim için kocaman öp. Ne mutlu ona ki torun çocuğu görmek gibi harika bir şey yaşıyor. Benim büyükannem görür mü görmez mi bilmiyorum ama eğer bir gün bir kızım olursa adı şimdiden hazır: Beyda sizi çok seviyorum
büyükannem, beydasultanım seni de çok seviyorum.
*************************************************************
2 Nisan 2011, 16:57:04
Cevabı bir sonraki okumada…
Sevgili buRAK Kardeşim;
Levh-i Mahfuz kitabını 2. defa okuyorum, B yüzü bitti A yüzüne başladım. Bu defa yavaş yavaş, daha özümseyerek okuyorum.
“Yaratılan devrim yapmadıkça, yaratan kıyamet gönderir” diyorsunuz. Kıyameti yaşadığımız bu günlerde ve gelecekte 9 a ulaşan ulaştı geri kalan rahimler ne olacak? Geleneksel olarak bilinen kıyamet mi olacak, yoksa 9 a kadar devam mı denilecek. Levh-i Mahfuz da bu sorunun cevabını bulamadım, belki var da ben farkedemedim.
Levh-i Mahfuz’ u okuduktan sonra çevremdeki herkesle bunu paylaşma ihtiyacı hissediyorum ama o kadar ilgisizlik varki bu defa onlar adına üzüntü kaplıyor içimi, keşke varoluşumuzun nedenini ah bir anlayabilseler bu kadar ilgisiz kalmazlar diye düşünüyorum.
Bendeki korkuyu alıp yerine engin sevgiyi yerleştiridiğiniz için size ne kadar teşekkür etsem azdır. “OH BE KORKUSUZLUK NE KADAR DA GÜZELMİŞ, HELE SONSUZ OKYANUSTAN BUHARLAŞIP YERYÜZÜNE DÜŞEN BİR YAĞMUR DAMLASI OLMAYI ÖĞRENMEK DAHA DA GÜZELMİŞ, RABBİME ŞÜKÜRLER OLSUN”
*****************************************************************
2 Nisan 2011, 16:50:20
Korkmadım, sevdim…
Güzel İnsan Merhaba;
Herhalde bebeğin doğmuştur, bu güzel ruha da dünyaya hoşgeldin diyorum. Annelik ve babalık duygusu çok çok güzel .
Ben Levh-i Mahfuz u birkaç gün önce bitirdim. Ama doğruyu söylemek gerekirse ben kitabı değilde o beni bitirdi. Şu anda ne
hissettiğimi bilmiyorum oldukça şaşkınım. Ben birsürü kişişel gelişim kitabları okudum  ama kitabları her bitirdiğimde ee ne
demek istedi bu şimdi derdim. Levh-i Mahfuz ise gerçek bilgi, gerçek kitap olduğunu kendini ilk sayfalarda bana
hissettirdi . Dona  nın 12 cevabını duyduğumda 2 gün tekrar kitabı açamadım. Sürekli ağladım  sanki o cevap bana verilmişti.
Ben hiçbir zaman YARATANDAN KORKAMADIM ,küçücük bir kızken ölen insanların arakasından neden anlandığını anlamaz herkes
ağlıyor diye zorla kendimi ağlatmaya çalışır ve sonra da kendime yalancı derdim. Başkaları nın hissettikletrini hissedemediğim
için kendimi yaratık gibi görmeye başlamıştım.İnsanların neden bu kadar telaşlı olduklarını ,neden rüzgarın sesini dinlemediklerini ,ağaçlarla konuşmadıklarını ve ben kazara bu ağacı çok seviyorum dediğimde bana bakıp sen nekadar tuhafsın dediklerinde yüreğimde hissettiğim o acıyı ve yanlızlığı anlatamam. Ben çok yalnızdım ,kimselerle duygularımı konuşmazdım .Tek yaptığım bakmaktı ,ağaçlarla ,güllere ,çimenlere ,sonra da kendimederdim nekadar sıkıcısın mine .Ama aslında sessizlik içinde geçirmediğim günler bana eksik günler geliyordu. Son zamanlarda artık çok ağlamaya başlamıştım. Artık Tanrıya yüksek sesle  haykırıyordum . Lütfen artık bana yanıt ver ben neden böyleyim. BEN KİMİM BEN KİMİM BEN KİMİM
Ne kadar çok ağladığımı ve kaç yüz kez bu soruyu sorduyğumu anlatamam . Zannediyordum ki Tanrı beniistemedi .Hep onun kucağına sarılıp orada öylece uyuyakalmayı hayal ederdim. Tuhaf olan benmiyim  Toprağa ektiğim bir tohuma her gün filizlendimi diye defalarca bakıp bunun için çok büyük heyecan hisseden , çocuklarını okula bıraktıktan sonra heycanla eve gelip kahvesini ,perdeleri açıp karsısındaki dünya güzeli çınar ağacı ile konuşarak içen ve lütfen TANRIM benim canımı bir öğlen sıcağında toprağın üzerinde uyurken yüzümde gülümseme ile al diyen ben çok mu (neyim bilmiyorum )
HOŞGELDİN GÜZEL İNSAN ,İYİ Kİ VARSIN VE UMARIM BENDEN KORKMAMIŞSINDIR.
*********************************************************
2 Nisan 2011, 16:44:11
Değişim üzerine…
Değişime uğruyorum…Kendimi çözemiyorum.. Karışığım…
Ve bana ailemizden başka hiç kimse yardım edemez.
Kitabımızı ilk OKU mamın üstünden yaklaşık 6 ay geçti. Yeniden başlamak üzere
bitirdiğimde yaşadığım o coşku dolu fırtınayı  ilk ailemizle paylaşmıştım.” Bir Ben Var Benden İçeri ” diyerek.
Yine yaklaşık 1 aydır da Zaman Tünelindeyim. Bazı yazıları defalarca hem kendime hem sevdiklerime okuyorum…
Süre uzun gelebilir. Bana da öyle geliyor. Ama belki de bilinç altımda o tünelden hiç çıkmak istememek yatıyordur…
Kim bilir?
Karışığım dedim ya başlangıçta… O kadar karışığım ki ifadelerim de karışacak hem de saçmalama düzeyinde…
Bunu biliyor ve beni böyle sahiplenin diyorum… Gayretim tekamül için. Belki 1 bile değilim.
Kitabımızdan önce de BİLGİNİN yanında Ummanların bir hiç olduğunu keşfettiğim zaman ; “Allah’ım homo eroctus bile değilim…
Ne yapacağım ben? “  dürtüsü ile aç aç dolanırdım avare gibi…Hani ölünce tüm yaşamı izlettirilirmiş ya kişiye…
Aslında, tüm Yaradılış izlettirilse ne güzel olur… Merak yakamı ölümde de bırakmaz benim derdim.
Kitabımızda bizlere kapısı aralanan sırların, Gayb denilen sonsuzluktan üzerimize yağması bahşedilmiş
yağmur damlacığı olduğunu hissediyorum. Sağanak nasıl bişeydir??? Rabbim SEN bizleri lütfen koru.
Karmaşalarıma gelince… Rica ederim beni ayıplamayın Kardeşlerim.
Kafam karışık olduğu için maddelemek daha iyi olacak sanırım.
1 – Kitabımızdan önce yaptığım sıradan eylemler vardı… ( Anlaşılması açısındandır örneklendirme.
Takdir beklentisi asla değil.) Örneğin, kaldırımda rastlaştığım tırtıl kardeşi , usulca alıp çimlere bırakmak…
Kuşlar için ağaçlara yemlikler ve suluklar icat edip yerleştirmek…Evimizin çatı arasında koloni kurmuş
olan Yarasaların terasımı tuvalet niyetine kullanmalarını sevgiyle karşılamak..ve böyle  şeyler işte.
Bunları yaparken çok mutlu olur, yaşadığımı hissederdim… Şimdilerde ise içime bir kurt düşüyor..
( Kurt geleneksel anlamda… Onları da severiz biz. ) Tüm bunları yaparken sanki DONA ‘ ya
yağ çekiyor , yalakalık yapıyormuşum ” gibi “hissediyorum. Bilmeden önce daha başkaydı sanki.
2- Kitabımızı ilk okuduğumda, herkes bilmeli, duymalı… Nasıl bu kadar kör sağır ve robokop gibi davranabilirler???
diye çılgına bağlanmış, deli gibi e- postalar telefonlar ilgili ilgisiz her kişiye TDG den bahsetmeler…
Bahsetmek garip oldu… aslında bahsetme çabası ile bahsedememeler… Kekeleme demek daha doğru.
Ancak son günlerde ( Bu arada ikiyüzlülükten nefret ederim ben. Ki bu itiraf onun içindir. )bana bişeyler
oldu. Adını aradım aradım sonra dehşet içinde buldum… PAYLAŞAMAMA… Nam-ı diğer KISKANMA…
Kitabımızı, seni ve tabii ki Dona’yı… Of Allah’ım… Bu ben değilim. Bencil değil-d-im ki ben?
Bu yaşıma kadar ” kendimi hiç düşünmemekle suçlandım ben? ” ÇOK UTANIYORUM…
ESAS ÇETREFİL DE 2.MADDE İLE 3. MADDE ARASINDA……………………………..
3-  Kitabımızı okuduğumda Rabbime şükrettim…Teşekkür ettim…Öpücükler gönderdim O’na SEVGİ dolu…
18 yaşımda önce inkar edip sonrasında ” Bir Tanrı varsa eğer, O’nu ben bulmalıyım. Çoğunluğu inanan
bir ülkede doğmuş olmak TORPİL sayılır. Ve ben torpillerden hiç hoşlanmam “ diyerek çıktım bu yola…
Ne Cennet hayalim oldu… Ne Cehennem korkum. . Sen Tanrı isen ve varsan sorularım seni rahatsız etmemeli…
Madem sen unutturdun kendini bana, sorgulamam benim değil senin tercihin… Bedeline de sen katlan o zaman
dedim hep. Sonra günün birinde bir KİTAP düştü kafama… Gökyüzünden AYET tadında…
” Beni arıyordun… Yanındayım işte… Bak, karşında.Her zaman olduğu gibi… Hep yanındaydım senin… Sen Beni İNKAR ederken bile..  !!!!
Uzanmayı göze alabilecek cesaretin varsa eğer, dokunabilirsin  bile belki… Hadi dene. “
Cevapladıklarımla   yüzleştim… Cevaplayamadıklarımla buluştum… Hem nasıl bir buluşma…
( Yine bir itiraf…TDG’nin sonuna geldiğimde…Son 17 sayfa kala….Allahım yeter… Acı bana. Ya da Affet…
Zira ben dayanamıyorum deyip… Gecenin bir yarısı… bir şişe Şarabı devirip… şimdi hazırım demiştim SIR la buluşmaya…
Allah-u Ekber………..***
Berduş gibi sallanarak, pişmiş kelle gibi mutluluktan sırıtarak dolaştım günlerce…
Üstüne kişisel mucizeler…Mesela eşimle uzaylılar konusundaki bir sobette
belki onlar da insandır ne biliyorsun demiş olmam… Onun bana katılarak gülmesi…
Aynı akşam Kitabımızda ” İns ” Konusunu okumam… Faltaşına dönen gözlerim.
Evimin hiç olmayacak bir köşesinde ,ki o köşe her gün önünde olduğum
mutfak dolabı köşesi, güneşli bir sabahta bana Günaydın diyen
” Örümcek ağına takılmış, güvercin tüyü “
Ve akşamında Zaman Tünelindeki güvercinlerle tanışmam…
Nasıl bir MUtluluktu ki yaşadıklarım? Resmi çizilebilir mi gerçekten….???
Amma Velakin…
Bugünlerde acı çekmekteyim … Hem de çok…
Sevdiklerim için…
Sevmediklerim ?? için…
Tanıdıklarım
ve tanımadıklarım için…
Geçenlerde İlahiyatçı yanımız birşey paylaşmış face sayfasında…
Allah’ım ; öyle büyüt , öyle büyüt ki beni… Cehennemde benden başka kimseye yer kalmasın demiş
Hz Ebu Bekir Dostumuz…  Çok tanıdık geldi bu duygu bana … :( (
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim dostlar… Özlemle kucaklıyorum her b1rimizi…
*****************************************************************
2 Nisan 2011, 16:41:47
Kitabı paylaşmak üzerine…
Güzel bir güne daha günaydın diyelim önce. :)
Bütün gece düşündüm. Kitabımızın yayılmasına nasıl katkım olabilir diye..
Bir fikir geliştirdim ancak, fikrini almak istiyorum.. (rk)
Bütün ailemiz bilir ki , ilk OKUnduğunda OKUyucuya verdiği en kuvvetli enerji
” Kendisini Paylaştırma Enerjisidir ” Kitabımızın. Bende de öye oldu zaten. Bitirdim ve
dünya duymalı dedim. Öyle bir coşkuydu ki yaşadığım, anlattıklarımın kişinin anlayabileceği ile
sınırlı olduğunu unutuverdim. O coşku; çelimsiz, meraksız ,tepkisiz , anlamsız gözlere tosladı ne yazık ki…
( 14 güzel insan hariç. Onlar hemen aldılar ve tadını çıkartıyorlar doyamayacaklarının idrakıyla doyasıya )
İnsanlar bazen haklı,bazen saçma, bazen sorumsuz bazen derme çatma nedenlerle tesadüfen yaşayıp,
tesadüfen ölmekte…Duyarsız ve duygusuz. Geçenlerde nete bir haber düştü. ( Düşmek mecazi :)   )
” Kadir Gecesi Kabeye İnen Melekler GÖRÜNTÜLENDİ “
- İzledin mi o video görüntüsünü… İnanılır gibi değil di bi? Şok oldum resmen…Montaj olabilir mi ki?
- İzledim valla ben de. Pek benzemiyor montaja ama.. Süperdi gerçekten.. Eeee senden naber?
??????????????????????????????
Kendimden şüpheye düştüm iyi mi? Sanırsın her hafta sonu meleklerle muhabbette ablam. Da…
Bir ben hayatımda ilk defa görmüşüm.???
Sonuç olarak tepkisizler ve tepkililer olarak da bölünmüşüz de haberimiz yokmuş.
Şimdi ben bu bölünmede bir sıralama yaptım kafamca…
Hedef Kitlesi oluşturdum yani. :) )
Gördüm ki tepkili dostlarımız da kendi içlerinde bölünmüşler.
a ) Laikliğe karşı tepkililer ( İslama tehdit algısı. )
b ) İslama karşı tepkililer  ( Laikliğe tehdit algısı )
( Ah bir bilseler…  :( ((  )
İlk Hedefim (b) şıkkı..
( Kolay olan olduğu için değil. Eşim asker yanımız. Yüksek rütbeli subay. Yani yakın çevremde
b şıkkı sayısal olarak çoğunlukta. Bu nedenle .)
Bazı değerler hususunda , şu günlerdeki hassasiyetleri tüm ailemizin malumu. Aslında ben biliyorum ki;
Levh-i Mahfuza o kadar çok ihtiyaçları var ki… Zamanlama bu kadar müthiş olamazdı.Ama işin kötüsü
onlar bilmiyorlar. :( ( Bir kişi okuyup idrak etse eminim ki aynı alayda 1000 kişi okur.Mesele o bir kişiye ulaşabilmekte.
Şimdi ben Levh-i Mahfuz diye konuya girdiğimde ya da TDG. ya da Peygamber Çocuklar…
Algılar devreye girecek ve konu daha başlıkta kapanacak.
Ben bu harekette şöyle bir strateji belirledim.
Diyorum ki; şayet ailemizden izin koparabilirsem,çevremdeki İslama karşı tepkili grubu, Kitabımızdan önce buRAK ile tanıştırayım.
Günlüğümüzdeki yazılarını OKUsunlar önce… İlk temas etkilidir. :) Günlüğe girmeyecekleri için onları ben postalayayım tek tek
her birine… Sonra ” E.H ” ile tanışsınlar… İsim bu kitle için çok çekici itiraf ediyorum. :)
Sonra ” bakın asıl buRAK ın TDG si bir de onu OKUyun… Sonra Peygamber Çocuklar…
Bombayı patlatayım en sonunda… Sizin OKUduğunuz Levh-i Mahfuzdu…
Hayal bu ya… Şöyle birşey olsa…
Öyle yayılsa öyle yayılsa ve bir baksak ki ; 7 bin yıllık Şanlı Türk Ordusu , Levh-i Mahfuz Hakikati ile taçlandırılmış…
Varlığı boyunca DİNSİZlikle suçlanmış Türk Ordusu , buram buram ” HAKİKİ İSLAM ” koksa…Kışlalardan,
**LEVH-İ MAHFUZ’”un  BARIŞ çığlıkları yükselse… İŞTE MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİ… bütün dünya dusun derdim ben bu işe.
Ey Hayal… Ne muhteşemsin sen.
*******************************************************************
2 Nisan 2011, 16:32:43
Derin Çocuklar…
size ve bu siteyi takip eden tüm okuyuculara güzel günler dileklerimle..kendi ortamımda tespit ettiğim bir eksikliği belirtmek istiyorum.peygamber çocuklar kitabınız maalesef levh-i mahfuz kadar bilinmiyor.ben kendi adıma ulaştıgım ve okumalarını sagladıgım kişilerin bu konuda bilgilenmesini saglamaya çalışıyorum.hatta kendi facebook sayfamda sevdiğim kitaplar kısmına yazıp,fotograflar bölümüne göndermiş oldugum fotografı da ekledim okudugu kitaba dikkat uyarısıyla.sürekli daha başka neler yapabilirim diye düşünüyorum.okumak ve okutmak istegindeyiz çünkü kişisel devrimin yanısıra kitlesel olarak bir bütünlük oluşturmamız şart..okuyupta bize katılmayanlara yapabilecegim bir şey yok ama ya bilmeyip okumayanlar..
sevgiyle kalın…
***************************************************
27 Mart 2011, 23:21:37
Kayseri, şeker ve çocuk…:(
çok şey öğrendim kitaplarından.. çok sağıldım.. çok sarsıldım..çok yol aldım o kitaplarla.. çok direndim kendi acılarıma çelişkilerime.. misal..
anamı 6 ay evvel, 28 gün komada beklerken ve o acı dolu hastane nöbetleri sonrası toprağa verdiğimde, levh-i mahfuz kitabında okuduklarıma çok sığındım.. kardeşlerimi senin satırlarınla teselli ettim.. her acının bir kefareti olduğuna, her kaybın yeni bir doğumun müjdesi olduğuna derin inancımı hiç yitirmedim.. eceliyle ölen evlatlar bile bu çelik inancımı sarsamıyor artık.. yeniden doğuşlarına inancımla sevinç duyuyorum aksine…
beni hiç bir şey bildiğim hiç bir acı çelik inançla sığındığım hiç bir korkunç olay sarsamıyor da bu akşam pek çok defa okuduğum öğrendiğim o mel-un olay gibisi kahrediyor.. ölmeden cehenneme yolluyor.. hangi ebedi karmama dokunuyor, hangi telafi edilmemiş günahıma denk düşüyor bilemiyorum.. ama yokoluyor içimde bir şeyler..
uzattım biliyorum.. şu kayseride şeker toplamaya çıkan küçücük evlatların ve analarının başına gelenlerden bahsediyorum.. neredeyse kapı komşularının elinde tecavüze uğrayan ve öldürülen o masumlar… karış karış aranıp da beşyüz gündür bulunamayan o melekler.. beşyüz koca gün.. beşyüz yıl gibiydi o analar babalar için.. o günden beri her bayram boğazımda düğümdü o çocuklar ve o anneler..
bu gün… o çocuklar ve o analarla beraber bir daha öldüm ben.. anama yanmadığım kadar yandı ruhumda bir şeyler..
ben kırk yaşında koskocaman bir kadınım.. anaya doyulur mu.. o ana ve evlatların yanında doymuştum..
bu acıyı hafsalama sığdıramadım .. hiç bir “bedeli hazırdır” sözü teselli etmiyor bu gece ruhumu.. hiç bir “seçilmiş cehennem” kurgusu bu derece korkutucu ve kavurucu gelmiyor yüreğime…
senden ne teselli, ne de cevap beklemiyorum.. sadece için için çok yanan kalbimin acısını nedendir bilmem seninle paylaşmak istedim.. yazarak içimi dökmek bunu okuyanın derinden beni çok iyi anlayacağına inançtandır belki.. hepsi bu..
ve dönüp elbette hepimizin evlatları için şükür ile dua ediyorum.. bu gece uykuya yollarken çok çok uzun, sımsıkı sarıldım evladıma.. hepimizin evlatlarını koruması için Allahıma dua ederek.. işte böyle….
************************************************************
16 Mart 2011, 23:24:00
Resime mektuplar… Feys-i Buuk’tan…
- Baktığınız da aa sadece resim dediğimiz görüntünün içinde büyüyüp yaşayan bir hikaye dinledik..
- İçimden sadece ” Hakkını Helal Et Bize ” demek geldi…
- Seni Çok Seviyoruz.
- Ne çok insana ışık oldu o yorgun çocuk,ne çok ruhu aydınlattı.Sana binlerce teşekkür ederiz…Yüzün hep gülsün inşallah.Çok güzel ifade etmiş Berna.Sana hakkını nasıl öderiz biz..
- Paranın altı sıfırlı olduğu zamanlarda bütün gün evde pc başındaki adam tipindeki birinin nasıl olur da obez olmaz sorusuna masanın üstündeki bisküvi paketi bütün cevaplarımı karşıladı =) pek iyi bakmadım ama babanın çekmiş olduğu resimlerd… [Bisküviye benzeyen o şey aslında bir sigara paketi. Resimdeki formun sırrı o günler açlık çekiyor olmak. Sevgiyle
- buRAKcan, biz kitaplarında ( kitaplarımızda) ve an an blogunda yaşadık, hissettik yorgunluğunu,yolculuğunu… O süreç ki, aydınlığın ortaya çıkışı, güneşin doğarken saniyeler içinde dünyayı aydınlatması, ışığının dünyayı yıkaması gibi bizi de aydınlattı, ışığa boğdu… İspata da, şahite de ne hacet… Senin adın, imzan, binlerce satıra, fotoğrafa bedel bizler için…
- Resimleri görünce insan buRAK’ı çok sevdim.Kitabı okurken sanki bizden farklı da o yüzden bunları yaşadı ve yazdı duygusu oluşmuştu içimde.Bu yazıyı okuyunca ve resimleri görünce, nasıl bir insanüstü çalışmayla ortaya çıktığını anladım kitapların.
Naçizane küçük bir kitabı olan ve yerel bir gazetede haftalık yazılar yayınlayan ben, bazen üç beş cümleyi yanyana anlamlı bir şekilde sıralamanın zorluğunu bilirim.
Bu kocaman kitapların ortaya çıkış ortamını görmek heyecanlandırdı beni ve insan olmanın şerefini bir kere daha yaşadım. Her türlü kısıtlama ve sınırlamalarla dolu bedenimiz ve zihnimize rağmen büyük işler yapabilme kapasitesine sahip olduğumuz için.
Gençliğinin en güzel gümnlerini bizimle paylaştığın için teşekkür ediyoruz
- selam olsun.yazını okumadan önce baktım resimlere.anlatmak istediklerimi birbir yazdıgını gördüm sonra:)bizlerden bazıları var ki kitabımızı okurken,üzerinde düşünürken, seni en baştan TDG yi ilk satırlarını kaleme aldıgın andan itibaren tek tek zihinimizde canlandırdık yaşadıgını bildigimiz gerisini tahmin ettigimiz her şeyi…
- şimdi bu resimlere baktıgımda zihnimizdeki görüntülerin birebir aynı oldugunu gördüm çok duygulandımm.resimlerin böyle bir yönü var işte. Binlerce kelime ile anlatmak istedigini bir resimde anlatabiliyorsun.
- Sanıyorum 2007 yılının Temmuz ya da Ağustos ayıydı. Beynimde binlerce soruyla ve daha TANRININ DOĞUM GÜNÜ’nün 150 sayfasını okumuş bir insan olarak seni ilk gördüğümde içime doğan tek cümle.. ALLAH ŞAHİT BU ADAMDAN DAHA GÜVENİLİR BİR ADAMDÜNYADA YOKTUR. İşte o gün beynimdeki binlerce sorunun cevabı bitti. O gün senden ayrılırken arkandan sadece hasretle bakakaldım. Hala aynı hasret duygusuyla yaşamaktayım.
O gün eve geldiğimde kitabı baştan okumaya başladığımda daha kitabın başlarında bu kitabı kimin yazdırdığını Tanrı bana gösterdi. O günden sonra benim için herşey bitti. Ben BU KİTABA İMAN ETTİM. Bu kitabı sen yazmadın biliyorum. Ancak bu kitabı yeryüzünde yazabilecek TEK İNSAN EVLADIDA SENSİN.
Yaşamın içinde keşkelere yer yok. Keşke bu kitabın tüm insanlığa ulaşabilmesi için elimizden gelebilecek herşeyi görüp yapabilsek…
SENİ YÜREĞİMİZİN EN MAHREM YERİNDEN GELEN TERTEMİZ DUYGULARLA SEVİYORUZ KARDEŞİM. SEN BİZE YARATICIMIZI VERDİN. BİZ BİŞEY YAPAMADIK SANA VE KİTABA.. HAKKINI HELAL ET.
- ‎:))) Yaaa buRAK adamın aklını alırlar, yerinede yenisini koyarlar:)))
- Omuzlarinda yuk, adimlarinda cekingenlik, ellerin uretken, paylasimci ve gozlerin tedirgin ama huzurlu gorebildiklerim bu kadar.
- sevgili dosta selam olsun.hakikattır işin hakikatta tarif ne gerek.!
- ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz…
- Daha önce de söylemiş olabılrım buarada bunu ben kıtabı okumaya başladıktan cok sonra resmini iinternette görmüştüm buRAKın ve gercekten yıllardır tanıdıgım bıldıgım bırıydı sankı buRAK.. öyleki kıtabı okurken zihnının ne halde oldgunutahmın edıyordum. bunları yazmak okadar müthişki deli bu adam, cin girdi vs sözlerine şaşıramıyorum.. kıtabı okumaya devam ettgımde gercekten ne kadar yoruldugunu ne kadar ağır bır yük taşıdıgını az da olsa hissettım. berna ablanın da dediğ gbı sana hakkımızı ödeyemeyız sen benım Dona ile aramı düzelttın buRAK.. SANA EN MÜTHİŞ TEŞEKKÜR CÜMLELERİ BİLE YETERSİZ…
- yorgun adama teşekkür ederiz binlerce insanın hayatında fark yarattı.
***********************************************
16 Mart 2011, 23:12:48
Kitabını tesadüf olmadığına inanmak istediğim bir tesadüf sayesinde okudum. Mutlaka alışıksındır ‘şöyle aydınlandım, böyle aydınlandım’ nidalarına ancak belirtmek isterim ki sorularıma teker teker cevap bulmamda yardımcı oldun. Öyle ki bir çok hayalim değişti. Olması gerekenin anlattıkların gibi olması gerektiğine kani oldum ve dahi birinden daha bunları duymak güvende hissetmeme neden oldu. Kız arkadaşım ve ailem başta olmak üzere söylediklerini anlayabileceğini umduğum ön yargısız tüm tanıdıklarıma, dostlarımı kitabını hediye ediyorum, öyle ki kredi kartımdaki harcamalar kısmında kitap satışları bölümü bayağı kabardı :) Okuyanlardan da olumlu tepkiler almak beni daha da mutlu ediyor.  Benim tekamülümde ilerlememe sebep olduğun için tekrar tekrar teşekkür ediyorum..
******************************************************
16 Mart 2011, 23:10:29
selam buRAK kardeşim resimlerden çok etkilendim senin nasıl adanmışlık içinde kitaplarımızı yazdığını ama yazarkende kafanın nasıl allak bullak olduğunu eski sene dönmeye çalıştığını ama gerçeği öğrenme arzusu daha ağır bastığı için dönmediğini bu resimler o kadar güzel anlatıyor ki bunun için binlerce teşekkürler bu uzun uykusuz ve yorgun gecelerinin karşılığı çok çok güzel oldu canım kardeşim biz uyandık artık ve en büyük dileğim tüm dünyanın bu bilgileri alması emin ol sana yakıştırmalarda tahmin yürütmelerde bulunanlar gizli gizli kitaplarımızı okumuştur ya da okuyordur çünkü onlar bu bilgilerin doğru olduğunu çok iyi biliyorlar ama kabullenmeleri zaman alacak belki sevgiler
************************************************************
16 Mart 2011, 23:09:45
wauuuuwwwww, sayfa süper olmuş buRAK, ellerine sağlıkkk :) çok beğendimmm… bu arada sana tüccar diyenin … ne diyeyim kardeşş, Allah gönül gözlerini açsın onların başka bişey demiyorum..
******************************************************
16 Mart 2011, 23:08:38
o küçük afrika ülkesine giderken, çocukluğunuza sımsıkı sarılırken, dedenizin mezarındaki Tanrı’yla konuşurken…tüm bunlara insan nasıl dayanır diye düşünmüştüm. ben dipçik gibi insan tüm ömrün gözyaşını kitabımla akıttım diye inanıyordum. bitmemiş…buRAK’çım, güzel kardeşimmm, canımm oğlummm, Rabbim sana gücünü veriyor tamam ama biz senin hakkını yani ben kendi adıma senin hakkını nasıl öderim bilmiyorum. sen bitip tükenirken üzerinden akan bilgiler, inan ki bizim yaşam kaynağımız oldu. sağol.
*************************************************************
16 Mart 2011, 23:05:01
Nerden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Farklı şeyler hissettim kitaplarını okurken hepsi çok güzeldi. Bu güzelliğin temelinde eminim rabbimiz de vardır. Bahar’ı beklerken kuşların banka yanına konduğunu anlatmıştın. O zaman düşünmüştüm sonradan yazacaklarının haberciydi kuşlar benim için. daha doğrusu olmuş olanın aleni olması diyebilirim :) Sonra Mina yazısında, Defne’nin Vefat yazısındaki bakış açın, adaletin, cesaretin. Dinimizi anlatışın. Gerçekten söyleyebileceklerimden çok hissedebileceğine inancımdan, kelimlerin kifayetsiz kalışını umursamıyorum şu an. Kitaplarında yazılan her cümlenin tezahür edişini görmek bi oyuncusu olmaktan çok senaryonun bitmiş haline şahitlik etmek gibi-mutluluk verici diyebilirim- Rabbim yardımcındır eminim. Yine de ben bundan sonrası için olabilecek her güzel AN için dua ve enerjimle ailemizin BİZ’in yanındayım. Hepimizi Hepinizi çok seviyorum.
************************************************************
16 Mart 2011, 23:04:19
Bu tefsir… Levh-i Mahfuz…
O’na dair veya 0′a dair;
Şimdi bu yuvarlak bir şey ya bir miktar sıkıştırılınca 0 oluyor, Daha da sıkıştırırsan 8 oluyor -yan yattığında sonsuz işareti oluyor-ikiye ayırırsan bunu daha küçük ‘o’ lar oluyor. Bitmiyor, değişiyor, dönüşüyor, küçülüyor gibi gelse de çoğalıyor her dürttüğünde, Yayılıyor, ürüyor, kaplıyor, kapsıyor.
Bu tefsir de bunu yapıyor. Aynı şekilde yayılıyor. Etkisi azalmadan çoğalıyor, sürüyor. Biri bana ‘seninle sırf bu kitabı okumam için tanışmış bile olabilirim. Teşekkür ederim buna vesile olduğun için’ demişti.
Biri de benim okumama vesile olmuştu çünkü. ‘Al bunu oku, düşün..beni derinden sarstı’ demişti. İnsan bir şeyi anlamadığında uzaklaşıyor ondan. Kur’an’ı uzaklardan yakın kıldın sevgili dostum bu tefsirle.
Babam ‘senelerdir oturtamadığım kavramlar teker teker yerine yerleşti..sağol oğlum’ demişti kitabı önerdikten sonra.
Gerek bu günlükten gerekse kitabından yaydıklarının gönlü kararmışları da aydınlatmasını diliyorum.
Yaşamıma kattıkların için teşekkürlerimle..
**************************************************************
16 Mart 2011, 23:03:10
Dinadamı…
Kitaplarinizi buyuk bir heyecanla okuyorum.Sizden bir istegim olacak,Hristiyan bir din adami arkadasima sizden ve kitabinizdan bahsettim..Tanrinin dogum gunu kitabinizin ingilizcesini nerden ve ne sekilde temin edebilirim? Dinimizle yakindandan ilgilenen Arkadasima hediye etmek istiyorum.Tesekkurler ve saygilarimi sunuyorum..
***************************************************************
16 Mart 2011, 22:09:21
levh-i mahfuz kitabınızı okumaya yeni başladım..
daha henüz başlardayım..
ama aklıma takılan Tanrı sizinle msn ile iletişime geçmesi gibi konular …
bunlardan bahsetmeseydiniz yine kitap satmazmıydı. Tanrı garantili bir kitap yazıyorsunuz herşeyin garantörü tanrı hatta sayesinde hayalindeki arabıyada alıyorsun..
demek istediğim bunlar sana ait özel olan konular 3.kişiler duydukları zaman ister istemez mestnetsiz açıklamalar yaparlar buda sizi üzer diye düşünüyorum..
aklıma ilk etapta gelen bu..
ama şuna kalben katılıyorum Kuran-ı Kerim kesinlike biz insanlardan çok ileride biz onu yakalamış değiliz..
herşey bu kadar basit olamaz..
kendinize iyi davranın..
***************************************************************
10 Mart 2011, 02:38:37
Levh-i Mahfuz Eleştirinin Gücü…
1
Ne diyeyim ben sana…BİZ’i BİZ’e açmış anlatmışsın.
Yeni çağın başlangıcına BİR YENİ BAŞLANGIÇ yapana,YAPTIRANA çok teşekkür ediyoruz.İyi ki VARSIN.
iyi ki varız.KONUŞAN 1.
İnsanlar Kur’an Okur,Kutsal Kitap diyerek,,,
BİZ İNSANLARI OKUR,YAZARIZ KUTSAL KUR’AN BİLEREK.
BİL mek,BUL mak,HATIRLAMAK demektir.Dilerim TÜM
kardeşlerim TDG-LM ile UYANIR,HATIRLAR ne OL duğunu,
KİM OL duğunu ve BURADAKİ VARLIK (VAR OLUŞ) SEBEBİNİ….
CENNET İNŞA ETMEYE GELDİK,cehenneme odun atmaya,
yada odunlar yetiştirmeye değil..!Yüreğimiz BİR atıyor.
SEVGİLERİMİZLE.
2
Yeni basımlarda Lütfen bazı sözcük düzeltmeleri olsun.
GENE sözcüğü yerine YİNE ;ENİNDE SONUNDA sözü yerine ÖNÜNDE SONUNDA.
“edebiyat” sözü ne anlama geliyor..?EDEBİ yat mak mı..?
Yoksa EDEBİ Bilimler mi..?EDEBİ YAT diye,diye..!EDEB Lİ ADAB lı gece gündüz yatanlar mı yetiştirilmek isteniyor.?
Bu -YAT eki nereden nasıl peydah olmuş..?
Edeb sözcüğü,ADAB dan gelir.Bizim bildiğimiz.Ama sonuna
eklenen -YAT …? Bunun amacı ne..?Ayrıca, ÖĞRETEN yada
ÖĞRETİCİ denmesi daha doğru olmazmı.? ÖĞRET-MEN men etmek,yasaklamak,engellemek değilmidir.?Allah ÖĞRETEN dir öğretmen değil..! Öğretmek fiilini yapmamak
için,bu amaçla yetiştirilen kişilerin adıdır “öğretmen” ve eril
bir iş,bir eylemdir. ingilizce MEN= adamlar(erkekler).Türk dilinde MAN=adam(erkek kişi) anlamına gelir.
Lütfen bir düşünün ve ukalalık olarak görmeyin.Sözcükler çok ama çok ÖNEMLİDİR.Kişiye konulan bir ad,isim,unvan
ne kadar önemlidir bir anlaşılabilse…! Kişiye konulan BİR
isim ,O kişinin hayatını değiştirebilir..! İsim ,bilinçaltı düzeyde
kodlamadır. 40 kere söylersen gerçek olurmuş.derler..!
3 buRAK ın notu:
İnanması zor ama yukarıdaki iki yorum aynı kişiye ait. Dışarıdan gören, Levh-i Mahfuz’a gelen o muhteşem okuyucu yorumların gökten düştüğünü zannedebiliyor. Okuyucularımız, hep övgüler sunmaya eğilimliymiş gibi düşünüyorlar. Oysa o kitap ne çetin sorgulamaların, çatışmaların içinden çıkarak o yorumlara kavuşuyor, okumayanların gerçekten haberi yok. Yukarıdaki 2 mail buna güzel bir örnek oldu. Normalde ne kadar eleştirel bir okuyucu dostumuz Bakınız Yorum 2. Ve kitapla ne muazzam bir buluşma gerçekleştirmiş Bakınız Yorum 1. Bizimkisi ve burada olmakta olan, sorgulayan beyinlerin buluşması. Sorgulayan, itirazlı beyinler bir kere buluştu mu tam buluşuyor. Bu da bunun güzel bir örneği işte.
******************************************************************
10 Mart 2011, 02:37:48
Selam Şampiyon…
Kitabınızı okuyorum şu ara. Yani Tanrı’nın Doğumgünü bitti.Levhi Mahvuz’un B yüzeyinden devam ediyorum. Sorgulamalarla,şüphelerle okurken içimden bir duygu, ‘Doğru yapıyorsun bu kitabı okuyarak’ dedi. Ben 2007 Memoriad Hızlı Okuma ve Anlama Şampiyonuyum.Hızlı kitap okurum yani…:)) 350 sayfalık bir kitabı bir saatte bitirebiliyorum, çok şükür.Ama sizin kitaplarınız hayatımda en ağır okuduğum kitaplar oldu neredeyse. Birşeyler kaçıracağım diye çok dikkatli okuyorum ve büyük zevk alıyorum. Benzer dialogları ben de kendi içimde yaşadım hissi oluşuyor içimde okurken. Heyecanlanıyorum, başkalarıyla paylaşmak istiyorum ama anlatamıyorum.sonra anlıyorum ki bu kitabı okumak bir nasip işi.Nasibi olan okuyor ve anlıyor… Bana nasip olduğu için çok mutluyum. msn kullanmazdım artık kullanıyorum.Korkularım azaldı, güvenim çoğaldı.Artık yalnız olmadığımı hissediyorum.Benim gibi düşünen başka insanlar da varmış diye çok seviniyorum. Kitaba ulaşma hikayemi daha sonra anlatayım kafanızı şişirmek istemem.Sevgilerimle…:))
******************************************************
10 Mart 2011, 02:35:09
Levh-i Mahfuz…
Levhi Mahfuz kitabı ile ilgili okusunlar okumasınlar bir çok kişi değişik yorumlar getiriyor…Beni en çok hayrete düşürende çamur at izi kalsın tarzında ve kitap yazarı hakkında olanlar.Bu tarz insanlara söyeleyecek tek kelimem yok..değmezler çünkü.medeniyeti önce öğrenmeli ve kişilere saygı duymayı bilmelilerki muhatap alalım.
Benim kitap hakkındaki kanaatim oldukça yapıcı ve pozitif.
Ey insanlar ( koyunları yada yobazları kastetmiyorum) ..
Tanrı bana bir adım gelene ben on adım yaklaşırım demiş..demeklede kalmayıp imaj değiştirmek arzusuda duymuş ama gelgelelim biz insanlar bize böylesine sevecen yaklaşan tanrı imajına bile layık olamıyor ve anlamamak için direniyoruz.Yeniliklere kapalı sabit fikirli insanlar eski enerjide kaldıkları sürece takmülünüde tehlikeye atıyorlar farkında değiller…oysa aslında olamsı gereken Tanrı bir adım atıyorsa biz on adım koşmalıyız ona..çünkü tekamüle ihyiyacı olan biz insanlarız..ama ne yazıkki hala yerinde saymakta ve acabalarla vakit öldürmekteyiz ve bu arada atı alan üsküdarı geçmekte ve bizler elelr aya biz yaya kalmaya devam etmekteyiz.
O açıdan bırakın bu kitap islama uygunmu değilmi tartışmasını yapmayı .Haşa Allahın Avukata ihtiyacı yok.inanırsınız yada inanmazsınız ..her şey bir yana Tanrının eski sabit donuk değişmez bir evrim tablosu sergilemediğini ve yaşatmadığını hala anlayamadıysanız size hava almanızı öneririm.bir süre doğada yaşayın .ota böceklere ağaçlara kuşlara mevsimlere bir bakın…yerinde duran evrende ne göreceksiniz..hiç bir şey..Tanrı bir devrim yapıyorsa değişim dalgası yaratıyorsa Kuranı hareket ettiriyorsa ..sizide kenarda bırakacak değildir.Direnmeyi bırakıpğ akışa kendinizi koyunki mucizeler sizi bulsun.yoksa maddi manevi tıkanıp kalacak..ve nihai kıyamette akıbeti meçhuller listesinde ön sıralarda yer alıp tümden kaybolma ve yokolma riskiyle karşı karşıya kalacaksınız…titre ve kendine içe dön,orada tanrınla barış ,birlik ol ve beraber yola çık…
ÇÜNKÜ TANRI SON KEZ MAHSÜLÜNÜ TOPLAMAKTA
BİR SONRAKİNE KALANLARDAN OLMA..
BİR SONRA BELKİDE BİR DAHA OLMAYACAK..
UZATILAN ELE UZAN VE SAYGIYLA SEVGİYLE KABUL ET..
TANRI SENİNLE OLSUN..AMİN..
****************************************************************
10 Mart 2011, 02:21:57
Buba…:)
Sevgili buba seni , tüm insanlığı ve evreni seviyorum. Tüm sevgiler sizlerle olsun. Mina’ nın annesine yazdıklarını ancak şöyle üstünkörü okuyabildim, dayanaman sandım. Neler yazdığını görünce, senin onları yazarken ki duyguların olduğunu düşümdüğüm duygular gönlüme doldu. Sana ve bu hisleri öğrenmeme neden olan, sormama ve bulmama neden olan, yolumu açan herkese başta Allah’ıma şükürler olsun. Sevgili anne, sana da teşekkür ediyorum. En yüce sevgi, Allah sevgisindeki yolunu, kızının mis kokusunda yaşarken bize de gösterdiğin ve paylaştığın için teşekkür ediyorum.Duygularımı böylesine paylaşmama ilk kez sen neden oldun, hayatıma bir virgülde sen koydun. Bende de, bir fark yaratttın.Kimbilir görmediğin daha neler yaptın.
*************************************************************
3 Mart 2011, 16:44:20
Kuaför’de Miraç…
buRAK2ın kelime anlamı neydi? galiba hz.peygamberin miraç ta bindiği atın adı mıydı öyle kalmış aklımda doğru mu araştırmadım ama
şu an araştırmak istemiyorum çünkü beni bugün PEYGAMBER ÇOCUKLAR kitabındaki 33 yazan sayfadan itibaren okuduklarımla ben miraç yaptım buRAK ‘la…17 sayfa okumuşum şıp diye.güldüm ve ağladım kuaförde saçlarımı boyatırken.deli demişler midir sence?
Tanrı nın Doğumgününü okumadan aldım bu kitabı belki sırasıyla gitmiyorum ama memnunum halimden halimce…
****************************************************************
3 Mart 2011, 16:43:19
Levh-i Mahfuz Hayal Gemisi…
Sevgili buRAK, kizim o kadar tekrar ettiki sana yazayim dedim. Elif kizim 2 yasinda levimahfuz daki (sf867) evrenle ilgili spiral anlatima hayal gemisi diyor ordan gelmis. Kitabi ne zaman elimde gorse hayal gemisini aç deyip kitabi okutturmuyor. Birgun gunduz uykusundan hayal gemisini umutucam diyerek uyandi.
*********************************************************
3 Mart 2011, 16:39:42
Kitabın ismi…
Kitabın ismine ben de takılmıştım, Tanrının Doğumgünü. Şu ana kadar kitabı kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum, kaç kişiye tavsiye ettiğimi de. Birşeyleri anladığımı söylemek hatta ima etmek konusunda bile son derece temkinli davranmayı tercih ettiğimden, yanlış birşeyler yazarsam birilerinin tekzip edeceğini umarak yazıyorum. Tanrının doğumgünü ifadesinden Allahın Doğumgünü diye bir mana çıkarmadım ben – burda doğumgünü kutlanan kişi veya kişiler , tanrısal 9 lar.
****************************************************************
3 Mart 2011, 16:38:46
O gün bugündür…
Geçen yıl bu zamanlar son yıllarda iyice artan,öldürmeyip süründüren sağlık sorunlarımla boğuşurken bir yandan da içimdeki boşluğun ağırlığıyla adeta boğulurcasına yaşamaya çalışıyordum.bir arkadşımın aracılığıyla uzaktan reiki veren bir şifacıyla tanıştım.bu gerçekten mucizevi bir şeydi,hayatımda pek çok şeyi daha net görmeye başladığımı söyleyebilirim.yinede bir şeyler eksikti.kendisine manevi anlamda kendimi yolunu kaybetmiş bir meczup gibi hissettiğimi söyledim bana sizden ve kitabınızdan sözetti.aynı gün pek görüşmediğim bir arkadaşım bana sizin kitabınızı öneren bir mail göndermiş.çok şaşırdım.aynı gün ayrı koldan aynı isim aynı kitap…derhal internetten sipariş verdim….
o gün bu gündür kitap hep yanıbaşımda.kendimi öyle şanslı öyle mutlu hissediyorum ki ! tüm tdg ailesi gibi bende sık sık bu siteden tüm gelişmeleri takip ediyorum.ilk kez yorum yazıyorum ama hemen hergün yeni bir şey var mı diye mutlaka buraya gözatıyorum.kendimi kocamaaann bir ailenin parçası olarak görüyorum,”ben” değil ”biz” olmuşların dünyasında bulunmak ayrıcalığını herkese nasip etsin diye rabbime dua ediyorum..
*******************************************************
3 Mart 2011, 16:37:29
Anlam…
Ben sofu degilim, ama inançsiz da olmadim,Beni taniyan cok degerli bir arkadasim, Tanrinin Dogum Günü kitabini tavsiye edince, kitabi gecen sene zorda olsa buldum ve okumaya basladim. Aslinda, Islam olarak dogan ve hangi din, inanis yada inanmayista olursa olsun daima insanlara saygi duyan benim, icimden gelen sesin ve yonelisin dogrulanmasi ve daha da ileri giderek, anlam veremedigim bazi ayetlerin ve surelerin birlestigi ve sizi ulastirdigi yer olan SEVGI de yani kitaptaki adi ile DONA’ da anlam kazanmasi mukemmel. Aslinda, Türkce Kur’an-ı Kerim’i okurken, bazi seyleri farkedebildigim, ancak asla yazarin yardimi, bilgisi ve ongorusu olmadan ulasamayacagim boyutuna ulasmak cokkk guzeldi. Cevremde herkezin mutlaka okumasini tavsiye ediyorum, mutlaka.. Tesekkürler
*****************************************************************
3 Mart 2011, 16:36:37
sana bir şey diyeyimmi arkadaş, senin azabın çok şiddetli olur. sende çok iyi biliyorsun ama sapkınlamışsın ve şeytanın oyuncağı olmuşsun farkında olarak veya olmayarak. Ve maalesef bir çok insanıda peşinden ateşe çağırıyorsun. uyan ve kendine gel. bir euzu besmele ve ayetel kürsi- felak nas oku. yazık ediyorsun kendine. bu işlerin bırak gerçek fikirlerini mizahını bile yapmanın sana zarar vereceğini ve ahiretinin şiddetli azap olacağını en az benim kadar sende iyi biliyorsundur.
**********************************************************
3 Mart 2011, 16:00:24
Mina…
Bu annenin yazısını ve sayın buRAK özDEMİR’in notunu gözlerim yaşlı okudum. Ben de o anneye birşeyler söylemek istedim, belki notumu okur. Sevgili anne, annemiz, sizin çektiğin acıların mutlaka bir karşılığı olacaktır, Allah’ın hiçbir güzel emeği karşılıksız bıraktığını düşünmüyorum. Ve sevgili anne, yalnız değilsiniz, lütfen bunu biliniz, sizin yanındayız lütfen hiçbir gün yalnız olduğunuzu hissetmeyin, bizim gibi insanlardan güç alın. Minaya ve size dualarımı ve sevgimi gönderiyorum. Mina hala Tanrının bir parçasıdır, her ne durumda olursa olsun o muhteşemdir…
******************************************************
28 Şubat 2011, 13:06:52
Kırılan yargılar… Taze duygular…
SELAM buRAK KARDEŞ,
Şu aralar o kitap senin bu kitap benim derken yada malumun kanal mesajları felan kafa çorba gibi oldu..yüzlerce kitap kanal mesajı okudum hala adam gibi net bir bilgi yoktu…Sizin kitabı daha öncede duydum merak ettim almak istedim o zaman param olmadığından olmadı derken facebookta ki bir arkadaşla tartıştık geçen günlerde levhi mahfuz buRAK özDEMİR kitap,tanrının doğum gününden bahsediyordu önce eleştirdim tabi levhi mahfuz allhın indinde gayb ilminin olduğu kayıtlar kitabıydı bir insanın bunu peygamber olmadan açıklaması nasıl olur yok böle bişi dedim.bir bayan baktım kızdı bana..bende bu sefer kendime ..çünkü asla peşin hükümlü değilimdir.yinede okumak lazım önyargılı olmaktan nefret ederim ama şu an kitabı alacak param yok dedim neyse bayanın biri halima acımış olacakki kitabı adresime gönderdi..3-4günde tanrının doğum gününü kutladık sıra levhi mahfuza geldi.gerçekten ilginç şeyler yazıyor.yabancı olduğum konular değil ama kripto ayetlerin açıklaması ilgi çekiciydi.oldum olası kurban kesme olayına sıcak bakmadım hatta o konuda kurbanda iki yaz yazdım.sitemde kendime göre ..tanrınında bunu hediyeleşme bayramına çevirecek olamsı yada düşünmesi beni teyit etti mutlu oldum.
Önce sizin hakkınzda ilk düşüncem.Tabi abd kitabı abd de çok sattı uyanık bir kardeşimizde köşeyi dönmenin yolu budur diyerek yerli versiyonunu tasrlamış olmalı dedim.ama iyiki kitabı okumuşum kimsenin günahını almak istemem benimki yeterince dolgun zaten…ama anlamadığım nokta tanrının nasıl çet yapabildiği yada bir insana vahiy yolundan vazgeçip çete geçmesinin hikmeti ne o yüzlerce tanrıdan birimi rabmi yoksa Allah mı tam anlayamadım.bir dostum kendisi şu anki enkarnesinde ben HZ Aliyim diyor..kitaptan bahsedince olsa olsa bu asi melek tanrı azazil yada semyasa dır dedi.yani şeytan tanrı melekler…
Ama ben onun bunun sözünden çok kendi hislerime değer veririim..kendisine kitabınızı okumanızı önerdim.bilmem okurmu.
Sizin kişi reenkarnasyonları ile bir öngörünüz yoktur sanırım.Mehdi de 1.milyon değil sade 1 tane 2015 de küçük kıyamet sonrası cin gibi dünyada görev alcakmış.hz hüseyin öz ruhu olcakmış.
Valla kime neye inancağımızı şaşırdık üç kuruşluk imanımızda kül oldu gitti.yandık valla.
kitabını beğenmiş yav bu tanrıda hep gavurları seçiyor demiştim.ama sizin kitap çok daha güzel ve aslında kitapta yazılanlar keşke gerçek olsa dedim içimden.değilse ayvalardayız çünkü zaten bor. harçişsizlik derken binbir sıkıntı birde buna manevi hayal kırıklığı eklenirse çok kötü olur.
Ama içimden bir ses sizi teyid ediyor…inşallah yazılanlar gerçektir okumaya devam edeceğim.
Başarılar islam alemine olsun.
*********************************************************
28 Şubat 2011, 12:54:15
Bir güzel fıkra…
Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve sorar:
-Aranızda Müslüman olan var mı?
Korkudan kimse bişey diyemez. Birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar:
-Ben müslümanım. Der.
Bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. Adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip:
-Amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin? Der.
Yaşlı adam baya bir hayvanı kestikten sonra ‘ben yoruldum başka birini bul’ der.
Adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar:
-Aranızda başka Müslüman var mı?
Az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar,
imam:
-Ne bakıyosunuz ulan iki rekât namaz kıldırdık diye hemen Müslüman mı olduk yüce İsa aşkına…
******************************************
28 Şubat 2011, 12:51:30
Güzel Mina…
Kitabınızla bundan 3 sene önce kızım Minanın ani geçirdiği rahatsızlık sonrası hastanede yoğun bakımda tanıştım. Mina 10 yaşında iken hayatımızda herşey normal gözükürken ve günlük problemlere sinirlenip, ölüp biterken, tatilde sebebi bulunamayan kalp durması sonucu hastane yolunda geçirdiği oksijensizlik sonrası oluşan beyin hasarı ile şu an hala bilinci kapalı olarak yatıyor. Bizi ve etrafımızdaki bir çok insana çok şey öğretti ama maalesef bizim dersimiz çok ağır oldu. Kitaptan ne kadar çok şey çıkardım anlatamam.
Bu sene Levhi mahfuzu elime almışken, Tanrının doğumgününü tekrar baştan okudum. Bu sefer altını çize çize. Her ne kadar anlamaya çalışsamda, anladığımı zannetsem de, insanın sağlıklı kızını öyle görmesi ve bunu kabullenmesi çok zor.
Onun eskisi gibi iyi olmasını, gülmesini, konuşmasını, mutlu olmasını istiyorum. Bunları da size niye yazıyorum bilmiyorum. Hatta size bu taslağı yazdıktan sonra bile aylar geçmiş. Bu temmuzda 4 sene doluyor. Bugüne kadar hep Allah’a inancımla ayakta durdum. Şu andada Mina kucağımda oturuyoruz.  Öyle zor ve uykusuz geceler geçirdikki, 2007 temmuzdan bu yana gecenin karanlığın her saatini ve her dakikasını görmüşümdür. Hala cevap bulamadığım sorular var. Bunun başımıza gelmesinin sebebini soruyorum. Bir şekilde iletişime geçmek istiyorum ama herhalde henüz o saflığa erişemedim.
Biliyorum ki kimseyle görüşmüyorsunuz ama bir şekilde belki benim sorularıma yardımcı olursunuz diye tamamen samimiyetle yazdım. Yine de hayatımda kitabınızla çok şeyi aydınlattınız. Teşekkürler.
BuRAK ın notu:
Öncelikle ne şanslıyız ki, bir kardeş blogumuz daha oldu:
minateser.wordpress.com
[Sitede resimleri açamadık, Mina'nın mektuplarını okuyamadık...]
Mina’nın hikayesi gerçekten çok sarsıcı. 10 yaşında iken özel bir çocuk olmaya terfi ettirilmiş… ‘Hadi iyileş’ yazmış Mina’nın duvarına küçük arkadaşlarından biri. Mina, farklı ve özel bir ruh. Küçükler için bunu idrak etmek kolay olmayabiliyor. ‘Hadi iyileş’ aslında hepimizin bir alışkanlığının özeti. Bizim gibi olmayan herşeyi ve herkesi anormal kabul edip, tez zamanda bizim gibi olmasını diliyoruz. Ben de tüm kalbimle Mina’nın yapmak istediği herşeyi yapabilmesini dilerim. Lakin Mina için böylesi daha ‘iyi’ olabilir. Bir çocuk daha baleye gitsin, tenis oynasın, çok güzel bir okulda, çok güzel notlar alsın diye dünyaya gelmedi ki o. O buraya, birşeyler yaşamak, bir şeyler görmek için geldi.
Kabul, bu ders biraz ağır. Evlatlarının ölüsünü koklayabilmek için cenazenin imamına yalvaran anneleri düşünüyorum. Onların dersi daha ağır olmalı. ‘Şu andada Mina kucağımda oturuyoruz.’ sözü onlar için ne büyük muhteşem bir hayaldir. Bir anne olarak, evladınızı koklayabiliyorsunuz ve yerinizde olmak için canını verebilecek onbinlerce anne tanıyorum…
Tanrı’ya yönelttiğimiz sorularımız vardır. Cevaplarını almadığımızı düşünürüz. Gerçekte, sorularımız cevaplanmıştır ancak aldığımız cevap hoşumuza gitmemiştir. Nasıl gitsin ki… Aslına bakarsanız, bizler robot değiliz ve aldığımız yanıtlardan hoşnut olma ya da olmama özgürlüğüne de sahibiz. Ucunda evlat olan bir durum var ve kim, size, sizi mutlu edebilecek ne cevap verebilir ki? Ben böyle durumlarda Spritüel uzmanların ‘sevgiyle kabul et’ gibi ruhsuz klişilerinden de hazetmiyorum. Nasrettin Hoca’nın bana hekim değil damdan düşmüş birini bulun demesi gibi… Bu kadar güzel, bu kadar ışık saçan bir kız çocuğu resmi az görmüşümdür. O ışıktan bu duruma dönüşümü kabul etmenin kolay olabileceğini hiçkimse iddia edemez.
Mina’nın eskisi gibi olmasına öykünmek yerine, Mina’nın yenisi gibi olmasına katkıda bulunalım derim ben.
Halihazırda harika bir annelik yaptığınıza eminim. Herşey açık. Gönül tellerimize küçücük bir akor, bir ayar olması niyetine, bir küçük yenilenme belki. Yeni bir annelik bilinci… Eski Mina’nın değil Yeni Mina’nın annesi olmak. Mina yeni, anne eski. Düğüm buradan kaynaklanıyor olabilir.  Özel çocukların, velileri de özeldir. Kimbilir neler neler yaşadınız ve tüm bunlar içinizde nasıl bir bilge yeşertti. Siz, gerçekte bizim soru sormamız gereken bir bilge merciisiniz fakat güçlerinizin ve birikiminizin henüz farkında değilsiniz. Aramızdaki kümküçücük fark bu olabilir. Bizlerin size hürmeti tam ve eksiksiz.
**************************************************************
28 Şubat 2011, 11:55:04
Tanrı’nın doğum günü…
TDG yi okudum ve sana söylemem gereken çok önemli şeyler olduğunu düşünerek bu yazıyı yazıyorum kitap bir harika hatta bana göre günümüz Gençliğine zorunlu olarak okutulmalı ve onların yıllardır korktukları Allah ı ve İslam ı okuduktan sonra çok ama çok seveceklerini düşünüyorum, amaaaa ben kitabı okurken hep kitabın ismine takıldım ve Allaha karşı bir suş işliyormuşum gibi hissetim ve hep keşke kitabın ismini daha başka bende dahil bir çok insanın zoruna gitmeyecek bir ismi olsaydı diye düşündüm bunu tüm samimiyetimle söylediğime inan ben kitabı okuduktan sonra yeğenlerime kuzenlerime tavsiye etmek istedim ama ailelerinin vereceği tepkiden korktuğum için tavsiye edemedim oysa tüm gençliğin okuması gerektiğine inandım. Eğer başka basımlarda isim değişikliği yapma şansın varsa ben bu kitaptan en az on adet alıp hediye etmek istiyorum (korkmadan çekinmeden)
buRAK ın notu:
‘Levh-I Mahfuz’, isim konusundaki bütün engelleri gidermekte
*************************************************************
28 Şubat 2011, 11:47:29
Proje Çocuklar…
Tamamen Modern Çocuk Eğitimi Usullerine Uygun Olarak Yetiştirilen Genç,
Bankacı Olabilmek İçin Gün Sayıyor
Doğumundan ergenliğine kadar tamamen modern çocuk eğitimi yöntemleri
ile yetiştirilen ve “Türkiye’nin çocuk gelişimi kitaplarına göre büyütülen
ilk çocuğu” unvanına sahip olan Zirve Doruk Kesican (25), geçtiğimiz
günlerde askerden gelmesinin ardından bankacı olabilmek için gün sayıyor.
Anne karnında klasik müzik dinleyerek başladığı yolculuğunun ardından,
dünyaya adımını annesinin suda yaptığı doğumla atan Kesican’ın bankacılık
yolunda ilerlemesi aileyi bir miktar hayal kırıklığına uğratsa da, kendisi
bu durumdan pek şikayetçi değil.
Türkiye’nin suda doğumla dünyaya gelen ilk bebeği Zirve Doruk
Kesican, Türkiye’nin modern usüllere göre yetiştirilen ilk çocuğu… Daha
annesinin karnındayken klasik müzik dinletilerek hayata hazırlanan Zirve
Doruk, 1985 yılının haziran ayında Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren annesi
Ebru hanım tarafından suda dünyaya getirildi. Çocuklarının gelişimine
verdikleri önemi “Oğlumuzun içine doğduğu evrene saygılı, özgüvenli ve bizim
başaramadıklarımızı gerçekleştirebilecek bir çocuk olması için her şeyi
yaptık” sözleriyle özetleyen anne Ebru Kesican, biricik yavruları Zirve
Doruk hakkında şu bilgileri verdi:
Aktivite içinde kalan bir çocukluk dönemi “Eşim ve ben, Zirve Doruk
için o zamanın en modern usulleri neyse hepsini birer birer uyguladık
inanın. Oturmasını, kalkmasını, tuvalet adabını, kaç yaşında hangi
arkadaşları ile ne oynayacağını falan hepsini kitabına uygun yaptık. Koca
insanlarız, şu yaşa kadar daha bir kere psikoloğa gitmedik; Zirve Doruk
belki 2 yaş sendromuna girer diye pedagog’a koştuk zamanında. Henüz 5
yaşında baleye başladı, sonra piyanoya yazdırdık, ilkokuldayken tenis
oynardı, satranç deseniz o da var, yemedik içmedik özel okullara da
gönderdik ama gelin görün ki yaş biraz ilerledikçe bizim oğlanın da
diğerlerinden pek bi farkı kalmadı. O kadar tenis dersi alan çocuk yine halı
saha maçına gitti, yine bütün gün oturup televizyon izledi. İşte şimdi de
bankacı oluyor… Tamam oğlumuzdur, bir yaramazlığını da görmedik çok şükür
ama suda dünyaya gelen bir çocuğun, şimdi elinde iddaa kuponlarıyla gezip,
bankacılık sınavlarına hazırlanması da ağrıma gidiyor açıkçası.”
“Çocuk maalesef kendini amorti etmedi”
Sözlerine oğlunun hiç değilse it kopuk serseri olmadığı için memnun
olduğunu söyleyerek başlayan baba Serhat Kesican ise yine de yaptıkları
yatırımların çok da karşılığını alamadıklarını itiraf etti. Kendisinin de
bir devlet bankasından emekli olduğunu dile getiren baba Kesican, “Zirve
Doruk ne olursa olsun bizim canımız ama yine de bir kendi çocukluğuma
bakıyorum, bir bizim Zirve Doruk’un çocukluğa bakıyorum, aklım almıyor…
Ben köy yerinde, saldım çayıra mevlam kayıra anlayışıyla yetişip bankacı
oldum, bizim oğlan aman hangi yaşta hangi oyun kişisel gelişimine katkıda
bulunacak, aman organik gıdalarla beslensin falan derken yine sonunda
benimle aynı noktaya vardı. Kabaca bir hesap yaptım, bankadan emekli olana
kadar kazanacağı parayla bu yaşa gelene kadar onun için yaptığımız masrafı
ucu ucuna ancak çıkartabiliyor. Neyse, canı sağolsun tabii. Evlattır
neticede…” diyerek,  yaşadığı hayal kırıklığını gözler önüne serdi.
“Bazı şeyler zorla olmuyor”
Anne ve babasının açıklamalarının ardından söz alan Zirve Doruk
Kesican ise bazı şeylerin de fıtrat meselesini olduğunu ve ailesinin daha en
başta klasik müzikle olsun, suda doğumla olsun beklentileri gereksiz yere
yükselttiğini belirtti. Sadece isminin ağırlığının bile kendisi için yük
olduğunu vurgulayan Zirve Doruk Kesican, “Valla benim kimseden baleydi,
gitar kursuydu bilmmneydi gibi bir talebim olmadı. Zaten sonra arkadaşlar
arasında da epey zorluk yaşadım, sıkıntılar oldu. Baleyi filan zaten kimseye
anlatamazsın da, suda doğum hikayesi yüzünden bile lise bitene kadar lakabım
lepistes olarak kaldı. Sağolsunlar uğraşmışlar etmişler ama keşke hiç
girmeselerdi böyle işlere” dedi.
Hayatının bundan sonraki dönemi için sınavları geçebilirse bankacı
olmak ve Fizik öğretmeni olarak atama bekleyen kız arkadaşıyla evlenip
birlikte 10 sene ev kredisi ödemek gibi planları olduğunu belirten Zirve
Doruk Kesican, açıklamalarına şöyle son verdi: “Bizden geçti artık ama çocuk
sahibi olunca yine elimiz mahkum deniycez bu klasik müziğiydi, suda
doğumuydu, zeka geliştiren oyuncaklarıydı falan. Bu şekilde 3-5 jenerasyon
sonra belki aileden dahi bir bilimadamı ya da bir gol kralı falan
çıkarabilirsek ne mutlu bize…”
buRAK ın notu:
Çok dikkat çekici bir maildi bu. Bankacı olmak yazının içinde biraz küçümseyici bir ifade olarak kullanılmış olsa da. Bizler, insanların hangi işle uğraştığı, hangi statüde olduğuyla değil, o işin ve o statünün içerisinde gerçekte ne yaşamakta olduğuyla ilgileniyoruz. Yazı, gerçek mi kurgu mu bilmiyorum. Her iki ihtimalde de öğreteceği şeyler var.  Benim de Parmak Çocuk adına, kendi kendime verdiği mücadelede işime yarayacak sanki :)   Çocuğa neden klasik müzik dinletilir? Ben Eye Of The Tiger dinletiyorum. Yüzüstü yatağa koyup ayaklarına arkadan destek oluyosun o da kendini ittirip emeklemeye başlıyor ya söylene söylene. Ve tabi pırpır ederek… İşte orada bir Rocky Balboa görüyorum ben. Dırı dırı dırı dırı dırı Dad dad daaaaa :)
**********************************************************
28 Şubat 2011, 11:27:32
Bilim, Ego, Hipotez…
Birkaç kez Kuran’ı okumaya çalıştım. Tüm ayetleri belli bir düzende okumayı senelerce beceremedim. Ama kitabınızı okuduktan sonra buna hazır olduğumu düşünüyorum. Ben ilkokulda “korktuğum şeyi sevemem “ dediğim için din dersi öğretmenimden azar işitmiştim. Halbuki o zamanlarda bile tanrıyı sevdiğimi biliyorum. Bu öğretilmiş bir şey de değildi.Doğal olarak vardı işte içimde. Değişimle ilgili sözleriniz de beni çok etkiledi. Kısa süre önce Feynman’ın fizik dışında teoloji, psikoloji, siyaset ve ekonomi hakkındaki görüşlerini anlatan bir kitap okudum. Orada bana rehber olan bir paragraf vardı. Bilim adamını anlatıyordu. Bilim adamı bir hipotez öne sürer ve bunu ispatlamak için deneyler yapar diyor.” Birinci deneyde hipotez doğrulandı, ikinciyi yaptın, ortamı, şartları değiştirdin işe yaradı, üçüncüde işe yaradı. Artık hipotezin teori olmak üzere. Ama heyecan burada değildir diyor. Heyecan hipotezinin işlemediği noktadadır. ÇÜNKÜ ORADA YENİ BİRŞEY vardır. Yeniden ve değişimden motive olabilmek için de sanırım onun kadar egonun farkında olan bir insan olmalısın. Hipotezinin teori haline gelmesinden yani senin kendini, egonu beslemekten çok kendini ayrı tutarak değişimden ve yeniden mutluluk duymalısın. Bu kitaptan sonra kendimi ne zaman kızgın, kırgın, öfkeli, sevgisiz hissetsem bu olumsuzlukların beni yenileyecek, bu duyguları deşifre edecek ve beni bir adım ileriye götürecek basamaklar olduğunu düşünüyorum. Bu, kendimi uzaktan görüp, egomdan sıyrılarak kendime önyargısızca bakabilmemi de sağlıyor. Sonuçta sanırım gerçek bir tane. Tüm disiplinler, fizik,psikoloji, teoloji hepsi bize aynı şeyi söylüyor. Bunu paylaşmak istedim. Ve kitabınız için de teşekkür etmek.
*********************************************
28 Şubat 2011, 11:17:23
Defne Joy yazısı…
buRAKcıgım
defnenin vefatıyla ilgili yazın beni cok mutlu etti. Yazıyı defnenin en yakın arkadaşlarından birine yolladım. eminim ki ailesine, eşine ve zamanı gelince yavrusuna ulaşacaktır.
çok çok teşekkür ederiz..
***********************************************
28 Şubat 2011, 11:16:27
Sıfır…
Kitap mükemmel, gerçekten kapağın üzerindeki ” Bin yılın kuran tefsiri” yazısını taşıyan bir kitap. Matematikle tanrının benzetilmesinde tanrının “0″a benzetilmesinden sonra bir ekleme olabilirdi. Sıfır (0)’ın cinsiyeti olmaz -0 veya +0 olmaz.
buRAK özDEMİR’e binlerce kez teşekkürler
*******************************************************
28 Şubat 2011, 11:12:03
İstemsiz mi? Bence o doktorlar istemsiz…:)
Parmak Çocuk Videosu
Bir de bu hareketlere, istemsiz kasılma demiyorlar mı sinir oluyorum.Benim de 45 günlük bir oğlum var ve aynı hareketleri onda da izliyorum.
Kızımda da oluyordu bunlar. Kızım biraz erken konuşmuştu.7 Aylıkken epey bir kelime söyleyebiliyordu.Bir yaşına yaklaşmışken bir gece bakımını yapıyordum.Kızım tavana doğru boş boş bakarken birden gülmeye başladı.Sonra birden bana dönüp eliyle tavanı gösterip ‘anne bu kiim’ diye sordu.
O günden beri bu tip hareketlerin refleks olmadığına , birileriyle muhabbet halinde olduklarına inanıyorum :)
**************************************************
28 Şubat 2011, 11:11:01
selam buRAK kardeşim sana defalarca kitaplarımız için teşekkür etmek istedim ama ne yazacağımı bilemedim o kadar emek ve adanmışlık var ki hepsinde. emeğine sağlık 2009′da Tanrı’nın doğumgününü okudum(biraz geç oldu tanışmam).sonra Levh-i Mahfuz geldi.her satırı bazen ağlayarak bazen şaşkınlıkla bazen gülerek okudum ama o günden sonra hiç bir şey aynı olmadı.kişisel kıyametimi çok ağır yaşıyorum ama bir yandan da kabuğumun yavaş yavaş değiştiğinin ve güzelleştiğimin farkındayım öyle bir güç var ki içimde açığa çıkmayı bekliyor ve ben sabırla onu nasıl ortaya çıkarabileceğimi bulmaya çalışıyorum. bu çok büyük ailenin içinde olmaktan çok mutluyum ve heyecanla yeni kitabımızı bekliyorum sana, bahar kardeşime, bebişe kucak dolusu sevgiler.
*******************************************************
9 Şubat 2011, 03:31:29
Güzel dilekler kütüphanesi…
Guzel yaradanin lutfu minicik emanetinizi sevgi dolu yurek ve kucaklariniza sarmanizi, o an hissettiginiz duygularla askinizin , mutlulugunuzun, huzurunuzun daim olmasini sevgi dolu gonlumle arz ediyorum.
**
size de mutlu yıllar buRAKcım;
2011 bizim ailemizin yılı olsun, tanrının doğum günü herkesin içinde doğsun..
**
Sevgili buRAK,Ocak ayının ilk haftasından beri bebeğin geliş haberini bekliyorum.Her sabah ilk iş sayfayı kontrol etmek oluyor.2.3… nedir çözemedim.Yoksa bebekle mi ilgili.Müjdeli haberi bize de gecikmeden verirmisin lütfen.Bahar”ın ve sevgili yavrumuzun sağlıklı haberlerini bekliyoruz hayırlısıyla
**
Oğul buRAK geldi mi? Bahar nasıl? 2.3 yazdın bekliyoruz beraberce. Haber yoksa haber iyidir diyoruz. Hepimiz size bir
nefesten daha yakınız. düşünce hızı nefesten daha güçlü.Bu yüzden seven sevdiğiyledir demiş güzel peygamberimiz.Gönlümüzdesiniz düşüncelerimizden hiç çıkmıyorsunuz ki ayrı kalalım. Senin bu sitedeki yazılarınla birçok
aile dostumuz moral bulup enerji depoluyorlar.
Sivimli Ponçik, ne güzel bir kedi özellikleri bozulmamış. Enerjisi
müthiş. Artık onu ev ortamından çıkardık. Diğer kedilerle tanıştırdık. Korkularını yenmesi uzun sürmedi. Kendine birde
yaşıtı Damla’yı seçince değmeyin keyfine. Birlikte oynuyorlar
birlikte uyuyorlar. Ev ortamındayken kara sinekleri nasıl avlayp
yediğini görünce çok hoşuma gitmişti. Geçtiğimiz haftalarda bir de fare yakaladı ve afiyetle yedi. Tamam Ponçik artık sana
karada ölüm olmaz sen başını kurtarırsın dedim.
İşte sevdiğini sevdiğin için sevmek böyle birşey. Ayşe ve Yasemen yapamaz birşey olur evde kalsın korkularına rağmen
Ponçik’le onların düşüncelerini de değiştirmiş olduk.
Bahar’ın içi her zaman rahat olsun. Ona iyi bakıyoruz. Onun
doğal özelliklerini bozmadan onu onun için seviyoruz.
Bu dönem, ilginç bir dönem. Allah her zorluğun yanıbaşına kolaylığını da koyuyor ama bazen üstü biraz kapalı oluyor sakin
olabilirsek kolayı bulmak zor olmuyor.
**
hoşgeldiiiiii……….. :) )))))))))))))))))) hoş geldinnn parmak çocukkkk… :) ))
doğan çocuğunun, doğan çocukların, doğan çocuğumuzun, doğan çocuklarımızın evrene aydınlık getirmesi dileğiyle… yeni bir yaşam evrenimize kutlu ve mutlu olsun… :) ))
**
Sevgili Parmak buRAK,
Hoşşşş Geldinnn….
Buraya gelme sebeplerinin her birini tek tek gerçekleştirebildiğin bir ömür dilerim sana. Yolun açık olsun.
Gözümüz aydın…
Çoook bıcır bıcır, agulu mugulu sevgimle…
**
Hoşgeldin parmak çocuk, yaşanabilecek en mucizevi,en heyecanlı,en ilginç,en olaylı,en güzel,en enlerle dolu zaman dilimine hoşgeldin! İçimden bir ses çok daha büyük enlerin bizi beklediğini söylüyor. Güzel gözlerinden öperim. Anneciğine ve babacığına selam et.
**
saglıklı huzurlu mutlu hayırlı bır evlat olur işallah.
**
Levh-i Mahfuz 2.3… bu sessizlik, kimbilir nasıl yoğun, nasıl zorlu ama özledik ve merak ediyoruz sizi. baharın, bebeğimizin sağlığını… akşam konuştuk oğlumla, aileyiz ya çok meraktayız inanın. şafak sayar gibi, sessizlik günlerini sayıyoruz:) sevgilerimizi göndermek için bu not ve iyi haberlerinizi beklediğimizi bilin lütfen.
**
buRAK II doğdu mu?
**
Geçenlerde bir mail vardı yüzlerce insan çatlayarak öldü diye :) Valla senden bir haber çıkmazsa benim de tanıdığım bir kaç kişi ile beraber ortadan ikiye çatlayıp gideceğiz:)) Ya bari bebiş doğdumu onu söyle bir işaret bir mes
**
sanirim kucuk buRAK dunyaya gelmistir Allah anali babali buyutsun bugun enteresan bir sey oldu ve sana yazmadan duramadim Benim iki yasindaki elifim peygamber cocuklari eline aldi arkasindaki cocuk resmine bakardi genelde ama bugun kitabi aldi kapagini kaldirdi ve buyaak dedi:) née dedim buyaaaak dedi nerden biliyosun dedim bilmeeeem dedi. Senden konustugum cok olmustur ama kitapla ilgisini kurmasi mumkun degil resminide gostermedim hic anlamadim gercekten cok sasirdim kizim seni biliyor AMA. nerden?:)
**
Sağlıklı, mutlu olsun bir ömür… Annesiyle babasıyla keyfince büyüsün…
**
Aramıza hoşgeldin indigo bebiş.
Kur-an Levh-i Mahfuz altın çağının tüm bebekleri gibi sen de nur üstüne nursun. Tanrı güzel ömür-ler versin…
Yolun açık olsun buRAK…
**
Hosgeldin indigo ;)
**
Resimlere bakıyorum epeydir. Ruhum ne kadar da sevgi bu muhteşem varlığı… hayat yolculuğu hep olağanüstü başarılarla dolu olur umut ediyorum.
En az kendi çocuğum olmuş kadar sevindim. Yazmayı seven biri olarak en çok tıkandığım zamanlar duygularımın coştuğu zamanlardır.
Çok fazla bişey diyemiyorum. Anladın sen onu…
Bu muhteşem varlığa ve onun dünyaya gelmek için seçtiği muhteşem anne ve babaya kucak dolusu selamlar..
Çocuğunuzla beraber sevgiyle mutlu yaşayın.
**
Bir bayan için dünyanın en güzel duygusu çocuğunu kucağına almak ve ona hergün emek vererek toplum içine katmak.
10 yıl çocuk hasreti çekmiş bir kişi oalrak sizi o kadar anlıyorum ki, en az kendi çocuğum olmuş kadar mutluyum sizin adınıza..
karşılısız sevgiyi deneyimlemenin en muhteşem yolu Çocuğunuza verdiğiniz sevgi..
Bebeğinizle beraber mutlu yaşayın. Baharada kucak dolusu selamlar…
**
hayırlı uğurlu olsun. çok şeker.
**
Gozumuz aydin :) bahara ve sana sevgiler canigonulden.
**
insan ne garip.. yeni doğan bebeklere bakmaktan alıkoyamıyor kendini.. bebeciğin resimlerini gördüğümden beri ona bakıyorum.. biliyorum kaybolan masumiyetlerimizi arıyoruz onların yüzünde.. hep aynısı olur.. yeni bir bebecik dünyaya gelir ve biz ona bakakalırız.. hepsi o kadar sevimliler ki.. bakmaya doyamadıklarım canım bebişlerin hepsine bizlere bebekliklerimizi hatırlattıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.. :)
**
Hosgeldiiinnnnn kristal kardeşimmm :)
tanımsız sevgım sonsuz ısığımla
**
Hoş geldin e V L a D…
**
Sevgili buRAK seni ve Baharı kutluyorum.kÜÇÜK buRAK’a dünyamıza hoş geldin diyorum.Gelişlerinizle yaydığınız ışıklara teşekkürler çocuklarrrrr
**
sevgili guzel insan buRAK;
hayatımıza yeni katılan oğlun burağın resimlerini gorunce cok mutlu oldum.. hayırlı vede uğurlu olsun.
**
buRAK,bAHAR,bURAK…….
Hosgeldin parmak cocuk
Beslediginiz irmak hep
SEVGI….SEVGI….SEVGI olsun……….
**
Canım benim, çok güzel gülmüş. Üstüne vuran ışık da ayrı bir güzel. Doktorlar her ne kadar bu gülüşlere istemsiz hareket deseler de ben onları meleklerin güldürdüğüne inanıyorum. Bahar iyi mi? Hastaneden çıktınız mı? Baban ve anneannen nasıl mutludurlar kim bilir şimdi. Emir gördü mü kardeşini? Ne tepki verdi? Bebek güzel emiyor mu? :) ))
Bizim için öp bebişi diyeceğim ama insan öpmeye bile kıyamaz. Allah güzel günlerini görmek nasip etsin.
**
Minik İndigomuz…
İslama,
İnsanlığa,
Ve tüm canlılığa,
Hayırlı bir evlat olsun…
Hoşşşgeldin Bebek…
**
HOŞ GELDİN BEBEK…………………………………………
selam buRAK kardeşim oğlunun fotoğraflarını görünce çok mutlu oldum dünyanın en güzel şeyi çocuk sahibi olmak birlikte çok mutlu, güzel günler geçirmeniz dileğiyle…………….
**
canım canım canım benimm, ne kadar güzel bir cansın sen.. sana mutlu bir ömür diliyorum Haktan buRAK özDEMİR..Tabi anneciğin ve babacıgınla birlikte.. bizi resimlerinden mahrum bırakma sakın, babana söyle senin resimlerini sayfasına hep yüklesin ki biz de seni hep görmüş olalım..
**
Hoş gelmiş sefalar getirmiş.Öz kardeşimizin,öz oğlumuzun oğlu .:)
**
buRAK bebek hoş geldin. Tebrik ederim buRAK, tebrik ederim Bahar.
Anneli babalı büyüsün gözünüz (gözümüz) aydın.
Günlerdir süren sitedeki sessizlik güzel bir haberle sevindirdi bizleri.
Peygamber çocuklarımız tüm dünyaya hayırlı olsun. Tanrının doğum günü kutlu olsun.
Sevgiler, sevgiler, sevgiler….
**
Çok mutluyum buRAKcığım çok.Sanki torunum oldu.Ocak ayının başından beri bu dünya güzelinin haberini bekliyordum.KUTLU olsun.Allah analı babalı büyütsün…Yolu açık aydınlık olsun….Çok şükür bebeğimiz ve annesi sağlıklı.Size kucak dolusu sevgiler..
**
Tebrik ederim Allah hayırlı kaderler yazsın
**
canımmm, canım, canımm yavrummm. hoşgelmiş. sanki ne bu hal der gibi mi bakıyor, içimizi okur gibi, ne güzel bakış öyle. sevincinizi tüm iyi dileklerimle paylaşıyorum.
**
Aman da aman kim gelmiş. buRAK’ımızın nur topu gibi bir buRAK’ı olmuş. Gözümüz yollarda kalmıştı:) Maşallah kilosu, sağlığı, herşeyi yerinde görünüyor, cin gibi de bakıyor. 41 kere maşallah. Tebrikler babası ve annesi.
Vee aileye hoşgeldin buRAK oğlan. Umarım baban gibi gece kuşu olmazsın:)
**
Sabah gözümü açmamla birlikte canım bURAK’ımın doğum şekerinin de içinde olduğu yeni kitap siparişimiz geldi.. İtiraf ediyorum bu sefer kitabı sadece o minik patik için aldım :)
4 yasında küçük indigomuz EGE bURAK kardeşini fotoğraflarından takip ediyor ve çok seviyoru. bURAk’ın ona şeker göndereceğini söyleyince çok sevindi. Paketi açtı ve minik şekeri aldı, çok tatlıymışş dedi..
afiyetle yedik ağzımız tatlandı, minik bURAK’a mutlu bir ömür diledik, imzalı kitabımızı sevgiyle bağrımıza bastık ve güne çok mutlu başladık..
O minik beyaz patik şimdi kütüphanemin rafından bana nakıyor, onu ömür boyu saklayacağımı bildiği için pek bi keyifli..
**
oy oy oy… efem, kimler gelmiş kimlerr…=))
Hoşgelmiş, sefalar getirmiş..=))
Hayırlarla, uğurlarla gelmiş..=))
buRAK b€b€k için 3 defa: Ol€y oLeY OL€Y….=)))
**
çok sevgili buRAKcığım, minik adambebek :) hoş geldi aramıza, ailemize, hayırlı olsun, mutlu iyi bir evlat olsun inşallah, Bahar’a sevgiler :)
**
buRAK hoşgelmiş sefa getirmiş. Maşallah diyebiliyoruz günlerdir Tevhideyle beraber anca. Sizden bir ricamız var. Kedilerle evini paylaşanlar için hamilelik ve doğum sürecinde kedilerle ilgili ne yapmak lazım paylaşırsan çok seviniriz. Özellikle aileler bu konuda saçma bir baskı içindeler. Paşamla Tarçın’ı düşünüyoruz en çok. Şimdilik değil belki bir iki sene sonra. Onların da psikolojisini etkileyecek bir durum. Sağlık açısından bi sürü doktor farklı şeyler söylüyor. Bu arada Paşam da Tarçın da tam kuzu oldular. O ufacık veledin ne hale geldiğine inanamazsınız :)
**
İnanmıyorum inanamıyorum parmak çocuk doğmuş bile kabul ediyorum çok kötü bir teyzeyim:( Canım benim yesin teyzesi o tombişi nasıl sevindim anlatamam nasıl şaşırdım çünkü uzun zamandır siteye girmiyordum çok büyük bir sürpriz oldu yemin ederim kendi çocuğum olsa bu kadar sevinirdim o kadar sevindim resimlerini görünce.buRAKcım yürekten tebrik ediyorum seni ve eşini Allah analı babalı büyütsün hayırlı bir evlat ve hayırlı bir insan olsun inşallah.Ama çok şiriiiiiiin bu haksızlık şimdi parmak çocuğu öpmek varken biz sadece resimlerine bakıcaz öyle mi:((((( Sen artık her gün hepimizin yerine öpresin hergün ne yapalım:(((((( Sevgiler,selamlar….
**
Merhaba buRAK’cım :)
Bahar kusura bakmasın ama bu junior da sana benziyor :) )
**
buRAK, kediler sürtünmesin bebeğe! İçim bir tuhaf oldu:) Tosun gidiş-dönüş mü bilet alıyor ne? Sen onu sokaktan toplamıştın yine gitmişti, yine mi döndü? Bizim haberimiz olmadı.
buRAK oğlan da tosuncuk olmuş maşallah, annesinin sütü de yaramış. Yanaklar tam ısırmalık. Allah damatlığını göstersin bu arada. Belgesel dediğin fotoğraf mıydı, video muydu yüklememişsin sanırım. Eskiden doğar doğmaz sünneti öneriyorlardı doktorlar, ama bu tür vakaların bazılarının yeniden sünnet olması gerekmiş, o nedenle şimdilerde 3-4 aylıkken sünneti öneriyorlar diye duymuştum. Gerçi bu doktorlar da ekol ekol oluyor, birinin dediği diğerini tutmuyor. İnşallah bir sorun çıkmaz.
Göbeği düşünce haber ver.
**
Sevgili aileme Adam Sandler’in Click filmini mutlaka izlemelerini tavsiye ederim… İyi seyirler ve tabi ki sevgiyle…
**
Bu resimmm cooook tatli allah nazardan saklasin masallah ara ara donup bakiyorum valla icimdende resim cok guzel kaldirsami acaba resmi buRAK diyorum nazar degmesin ama sen kesin bisey olmaz dersin:)
**
Evlat kokusu :) Bu tamlamayı okuyunca bazı duyguları durumları oluşumları tıpkı benim gibi koku ile tarif eden bir yakınım daha var dedim :) Başka hiç bir cümle yakışmazdı anlatmak istediğinize.Yazınızı okurken içimde bir yerlere dokunan titreşimleri hissedebilmek çok güzeldi.
Dilerim o saf kokunun kaynağı çok bereketli bir ömür sürer.
Ve bereketiyle anneye babaya tüm yakınlara kendi gibi güzellikler getirir.Sevgiye ve saygıyla selamlıyorum sizi :)
**
Gozunuz aydin, cok tatli bir bebek, cooook tatliii. Allah nazarlardan saklasin, saglikla, sihhatle, huzur ve mutlulukla buyur insallah…
**
Dünyaya hoşgeldin bebek :) )) Hep böyle gülücükler açar yüzünde; annen ve babanla birlikte, güle güle büyürsün inşallah :) Yolun açık, şansın bol olsun daima :)
*******************************************************
9 Şubat 2011, 03:20:29
Annelerim…
buRAK can sonunda minik canınız geldi çok uzak yoldan.Ege ve trakyalı ağzı ile selamlıyalım oğlumuzu.Hoşgeldi sefalar getirdi.Analı babalı büyüsün.ALLAH acısını göstermesin.Anasına babasına vatanına milletine hayırlı evlat olsun…sağlıklı olsun.mutlu olsun kucağında torunlarını okşasın inşallah..Bizim içinde kokla canını .mis kokusunu içine çek. O kokunun dünyada eşi benzeri yoktur .Dünyanın en güzel parmü nü kafandan aşağı boşaltsan bile o kokuya erişemez inan.koklamaya doyulmaz evlatlar..Canından can geldi bitanem.biraz büyüsün serpilsin kucağından indirmezsin.Hele bi de dillensin gör bak ozaman..benim kızım da kova burcu zor çocuklardır,ama dahilerin burcudur kovalar.Biraz uğraştırırlar ana babaları.çok yaramaz ve hareketli olurlar,söylemedi deme bak..güzel anneyi de çok öpüyorum.hayırlı uğurlu olsun sağlıklı olsun hayırlı evlat olsun..Ama lütfen bahar dikkatli beslensin.hamilelik şekeri tedavi edilmezse kalıcı olabilir..Büyük kızım ve oğlum 4 kilo ölen canım kızım da 4kilo 750 gr doğdu ve de normal doğumla eskiden öyle sezeryan falan yoktu tabii.normal doğum efendim.doğurabilirsen doğurursun doğuramazsan makaslar ne güne duruyor!…minicik dünya tatlısı buRAK CANI KOKLAYA KOKLAYA ÖPÜYORUM OH! MİSSSS GİBİ… seni ve güzel anneyide öpüyorum kocaman .HOŞGELDİN DÜNYAMIZA MİNİK CAN…
buRAK ın notu:
Ben de benim bu bitanecik öğretmen annemin ellerinden öpüyorum. Bayram değil seyran değil neden öpüyorum? Kızıcam ona o yüzden. Kızmak değil aslında, bir çağrım var ona.
Onun acısını çok iyi biliyorum ben. Evlat acısı yaşamış ki, Tanrı bu dersi yazmışsa müfredatımıza, Allah korusun’lar bile biçaredir bizim için. Evlat acısı asla küçümsenemez. Fakat özgürleştirilebilir. Çağrım, bu anneciğime. Eski acılarımızla, yeni bildiklerimizi yüzleştirelim artık. Acılarımız özgürleşsin, bildiklerimiz olgunlaşsın. Hiçbir bebek 4 kilo ölmez. Bebeğine müsaade etsin annemiz. 4 kilodan 5 kiloya, sekize ona, yirmi otuz kg’lere gelsin.
Hangi çılgın bir bebeğe mezar kazabilir? Rahmanın varolmasına hükmettiği bir rahime. O bebek şimdi kimbiliir nerelerdedir. Şu an hangi ikinci annenin eliyle geldiği hangi hayatta, hangi neleri yaşıyordur, neden bunları hayal etmeyiz de, sancılı ama kutlu bir doğumun yasını tutmakta ısrar ederiz? 3 gün, 5 gün, 10 gün, 40 gün. Yas, acımızı toprağa akıtmanın bir yoludur. Fakat bir yas, bir ömür sürüyorsa, orada bir yanlışlık vardır. Bilge anneler, görünen ne olursa olsun, bebeklerin kaderinin hep güzel, hep en güzel olduğunu bilen annelerdir. Sen doğurdun onu, bir kıvama getirdin. Kaybettiğini sandın üzüldün sonra ama bak, belki senden bize geldi o bebek? Bebekler hep aynı kucakta kalmayı sevmezler bilirsin. Dün o kucaktaydı, şimdi bu kucakta. Hayvanım kitabında yazdığı gibi. Çiçekler ölmez, tabiat bölünmez…
Onun boynundaki o evlat kokusunu içine çekmek, senden sonra başkalarına nasip oldu. Bilirsin annelik, fedakârlık mesleğidir. Senin doya doya koklayarak büyüttüğün diğer kızın da, geçmişte kimbilir kimlerin acısı olmuştu? Senin elinde büyüyen kızına bir bak. Ortada hiç yas tutmayı gerektirecek bir durum görüyor musun? Aynı durum ve aynı mutlu son, bil ki senin elinde büyümeyen kızın için de geçerlidir. 5 kilo olsun önce. Sonra sekiz olsun, yirmi otuz kilo olsun. Senesi müsaade ediyorsa, yetişkin kadınların ideal kilosuna getirelim, büyütelim o minik kız çocuğunu artık. Onu kilitlediğimiz kahverengi dolaptan çıkaralım. Aldığımız gibi bembeyaz bir dünyaya götürelim onu. Ve hayal frekansı üzerinden ulaşmaya çalışalım ona. Güzel birşey söyleyebilir miyim? Benden duymuş olma ama. Bu kadar güçlü bir annelik titreşimiyle, mutlaka ulaşırsın ona. Her neredeyse. Bir durur, şöyle bir. Her ne yapıyorsa. İçi bi hoş olur. Nedenini tam anlayamasa da. Kimbilir senin ona ulaştığın gibi, o da ulaşır sana. Sezgilerimle görebildiğim bu muhteşem buluşma gerçekleştiğinde, haberdar edilelim biz. Şahidi olalım, ortağı olalım,  bir anne ve kızının uzuun yıllar sonrasındaki yeniden buluşmasına…
************************************************************
9 Şubat 2011, 03:00:25
Sayın buRAK özDEMİR;
Elinize, yüreğinize sağlık. Harikulade bir eser, tanıdığım ve sevdiğim herkese tavsiye edeceğim. Ben profesyonel Turist Rehberliği yapıyorum. Islam ve Müslümanlar üzerinde var olan önyargıları ve yanlış anlaşılmaları her tanıştığım ve rehberliğini yaptığım kafile ve misafirlerde açıkça görüyor ve Islamı doğru
anlatmak için kitabınızından oldukça faydalanıyorum.
Merak ettiğim soru; Kitabınız başta İngilizce olmak üzere, başka dillere çevrildi mi? Bu konuda bir girişiminiz var mı?
Teşekkürler
********************************************************
9 Şubat 2011, 02:46:08
Güzel ve Çirkin…
Sen nasıl güzel bişeysin ay pardon çok çirkinsin (bizim sülalede bebekleri çirkin diye severler) nazardan korkulduğu için :) ama sen çok güzelsin:)
Sevgili buRAK görünce resmi gözlerim doldu inan aklıma kızımı kucağıma aldığım anlar geldi. Şu an 11 yaşında:))
İnşallah bu yakışıklı minik erkekte kocaman bir adam olur, seni ve eşini kutluyorum, gözünüz aydın diyorum:))
buRAK ın notu:
Bebeklerin ‘çirkin’ diye sevilmesi bana çok bilgece geldi. Ayrıca. Birşey daha var. Lütfen gerçekçi olalım. Bu çocuk şu an gayet çirkin. Ciddiyim. Sevimli tamam, her çocuk gibi ışık saçıyor tamam. Ama bence çirkin. Annesi de öyle düşünüyo. Bebeler bu evreden sonra güzelleşiyolar. İnşallah bu da öyle olur :) Şu an, küçük Benjamin Button’um benim diye seviyorum onu :) Surat ekşi ve buruş buruş. Saçları dökük dökük. Elleri ayakları oyuncak gibi ama yaşlı bir hal var üzerinde. Pıtırdaya pıtırdaya varoluyo işte :)
*********************************************************
9 Şubat 2011, 02:36:23
Özel bir anne…
Sevgili buRAK merhaba, az önce bebeğini kaybeden bir arkadaşın yazısını okudum ve ne kadar şanslı olduğunun farkında bile olmadığını düşündüm. ben bir kaç ay önce miyom ameliyatı diye girdiğim bir ameliyattan anne olma şansımı tamamen kaybederek çıktım. nasıl mı? tamamen sorumsuz bir doktorun keyfekeder davranışı sonucu, adam rahmimi almış, bahanesi de bu saatten sonra evlensem de çocuğum olmazmış… yok böyle bir saçmalık ben kırk yaşındayım ve bekarım ama benim en büyük umudum ve isteğim çocuk sahibi olmaktı..yaşadığım şoku anlatamam size…nedir bu cezamı bana verilen, vardır rabbim bir bildiğin diyorum ama kendimi teselli etmem öyle zorki, benim ümitlerım yıkıldı, tarifi bile imkansız şeyler yaşıyorum…
İnsanı çarpan bu satırlarını okuduktan sonra içime doğan hislerimi sunmak istiyorum sana.
Olağan anne, çocuğunu normal bir şekilde, içinden çıkaran annedir. Sana gelince. Ruhsal olarak, yazılım olarak hazırkıta bir annesin, fakat donanım seni engelliyor gibi görünmekte. Ama değil.
Rahmini alabilirler ama içindeki sonsuz rahmeti asla.
Senin çocuğun oradan çıkmayacak. Nereden çıkacak, senin içindeki rahmet, bir meyvaya nasıl ve hangi mecrada dönüşecek? Bunun cevabını ancak tek bir kişi bulabilir. Olağan anneler, olağan babalar fazla sıradan kişiliklerdir böylesi bir sorunun yanıtını bulmak için. Bu sorunun yanıtını ancak başlıktaki biri bulabilir.
Yolun açık olsun o birinin. Onun ve çocuğunun.
**********************************************************
9 Şubat 2011, 02:26:58
Soran…
sevgili buRAK bu kitabın menşei şahsi merak,araştırma,kişisel yorumların mı? Yoksa bir vahimi lütfen cevap ver
en iyisi sorumu daha açık sarayım. Dona kim,gerçekte böyle bir varlıkla senin deyiminle Tanrı ile iletişim bilgi alışverisi oldu mu? Kitaba dikkat çekmek için kitabın kurgusu mu?
Kitabı çok beğendim etkilendim peygamber çocukları hemen satın aldım onu da okumaya başladım ancak cidden merak ediyorum öyle yada böyle bir vahii olayımı vardır yoksa bu tefsirler senin yorumların ve beraberindekiler senin çıkarımlarınmıdır?
buRAK ın notu:
Bu soruya ben yanıt verirsem, bu, sıradan bir mülakat olur. Eğer bu soruya SEN yanıt verirsen, işte bu muhteşem olur. Vahiy midir değil midir? Cevabın bu iki ihtimalden hangisi olursa olsun, bu soruya kendin cevap vermen gerçekten muhteşem olur. Olumsuz yanıtlarsan, kendisini vahiy aldığına inandırmış bir garip kişiyi deşifre etmiş, tanımlamış olursun, bir skandalı ortaya çıkarmış olursun.  Güzel olur. Eğer cevabın, ‘evet bu bir vahiy olmalı’ olursa, bu da ayrı bir güzel durumdur. Bir kapının 1400 yıl sonra yeniden açılan bir kapının ve o eşsiz ânın tanığı oldun demektir.
Meraklı sadece soran,
bilge hem soran hem yanıtlayandır.
********************************************************************
9 Şubat 2011, 02:24:47
Selam Hepinize ;
Benim kitap ile tanışmam çok farklı oldu ,    dergisinde aylık yazılarımı yayınladığım bir dönem bir okuyucu maili aldım
yazımın üzerine … bu mailde okuyucu bana bir kitaptan bahsediyordu , diğer yazılarım ile doğru orantılı bir bakış açısı olduğunu ve okumamı tavsiye etmişti hala hatırlıyorum adını Asuman Hn.
İlk önce sitenize baktım ve o zaman çokta abuk bulmuştum … hemen uzaklaştım fikirden ve dalga da geçtim hatta üzerine … sonra içimdeki öz düzlemimin sesinden birşeyler işittim … bir şans vermeliydim bu duruma … aklımda islamiyet konusunda son derece de karıştı o zamanlar … neyin islam neyin müslümanlık olduğunu anlayamıyordum …
Neyse ;
Dedim ki okumam isteniyorsa bu kitabı , karşıma çıkarsınlar birileri ve ben bana geldiğini anlayayım … Ertesi gün iş yerinden biri elinde bu kitapla geldi … Uzun süredir okuduğunu ve çok etkilendiğini anlattı . Şok olmuştum ama aslında da olmamıştım …
Kitabı okumaya başladım … Tamamen kafam oturdu … Hatta buRAK’ın yaşadığı kafayı da anladım çünkü bende aynı ilham yoluyla yazıyordum yazılarımı … İçimdeki sesler ellerimden harflere dökülüyordu … Ben yazmıyordum aslında bunlar bir kanaldan çektiğim ilahm yollu bilgilerdi ama ben yazıyordum elbette …
Spritüel deneyimlerimde bunların devamına geldi tabi … Bunlarla birlikte iyice OL’mak yolunda ilerliyordum … Ve yengeç burcu tabiatımdan dolayıda sezgilerimle birlikte aşk ile daha mutlu oluyordum …
Ama son bir kaç zamandır yazamıyorum , çalışamıyorum , zar zor okuyorum … İçinde yaşadığım sistem örgüsünden memnun değilim , itaat ediyorum birşeylere ( şu sıra Hızır ile Musa arasında ki müridleşme konusundayım kitapta ) ama ne yapmam gerektiğini şaşırdım
Sabır mı göstermeliyim ? Yoksa korkusuzca birşeyleri hiçe mi saymalıyım ?
Aslında soru şu ;
Ben o kadar alıştım ki 2li düzlem karmaşasına , karar veremez oldum …
Öz’üme iniyorum
İnançsiz birini buluyorum ama kalben aşk ile inandığımıda biliyorum
Şüphelerim bitmiyor , biliyorum ki bu doğrusu ama bilmiyorum
inançlarımın en güzel formu oldu bu kitap ama bunu sadece Öz’üm ile yaşıyorum … Ben artık yansıyabilmek istiyorum
Öz’üm deki mutluluğu hissedebilmek istiyorum , o kadar koptum gittim ki artık dünyadan , olmaması gereken bir haldeyim . Yaşama isteğim kalmadı , yeniden parlamak istiyorum ben bu dünyadan çok uzaklarda … Ama aslında tam olarakta öyle değil …
Benim kafam çok karıştı , bilmiyorum belki anlatamadım da … kimseye de anlatamıyorum zaten , ama çok garibim
Herşeyin bulanık olduğu hayatımda ; akşamları yatmadan önce 1-2 saat bana anlaşıldığımı hissettirdiğiniz için tekrar sağolun …
****************************************************
9 Şubat 2011, 02:16:34
Gece lambası…
Kelimelerle kendimi tarif edemediğim bir yerdeyim. Şimdiden özür dilerim tüm ailemden yazacaklarımın uzunluğu ve olabilecek kopukluğu için…sadece neler yaşadığımı paylaşmak istiyorum belki benim gibi yaşayan insanlar vardır da okudukların da aynı hissi paylastığımıza şahit olurlar. Aylardır siteyi takip ediyorum. Ben bu aileye 3 ay önce katıldım. O zamandan beri sitenin en başından adım adım okumaya başladım, sayfa sayfa gidiyorum…Ne zaman açsam tarayıcımı o adres hep kayıtlı. her an ne zaman huzur bulmak istesem başlıyorum okumaya.. bazen öyle yazılar oluyor ki “işte bu, ben daha güzel nasıl anlatabilirim ki…” diyorum. Ve daha demin 5 dakika önce haziran 13 Haziran 2010 tarihinde bir arkadaşın yazdığı yazı sayesinde bu satırları yazmaktan kendimi daha fazla alıkoyamadım. Hep çekiniyordum neyi nasıl anlatacağım diye…duygularımı ifade edebilir miyim diye… giriş paragrafımın uzunluğundan da anlıyorsunuz ki evet güçlük çekiyorum bunu yaparken :)
O kişi demiş ki; “Elimizde bulunan Tanrının doğum günü, Peygamber Çocuklar ve Levh-i Mahfuz kitapları versiyon olarak değişik olsalar da hepsi hakikattir ve bu kitaplar okunup Aaa! buRAK’cım ne muhteşem kitap yazmışsın sana bravo denilecek kadar basite indirgenecek her hangi bir spritüel kitap değil, İMAN EDİLECEK kitaplardır.” “işte bu!” tepkim en çok bu yazıya yakışıyor aslında…Siteyi okurken bazı yazılanlar o kadar basit geliyordu ki kendi kendime içimdeki şeytanı dinliyordum ve diyordu ki “ belki de sen abartılı yaşıyorsun,hayatında ki boşluk yuzunden bu kitaba tutundun…” hayır yaşamıyorum ve yalnız değilim.
buRak sana ve aileme bir şey itiraf edeceğim. Kitabı ilk okumaya başladığımda sayfaları çevirirken kalbim çarpıyordu. O çarpıntı diyordu ki “ lütfen lütfen garipseyeceğim aklıma yatmayan bir şey çıkmasın, ne olur hiçbir yazılan saçma gelmesin ve gözümden düşmesin bu kitap.” Evet ve ben ilk kitabın ilk 100 sayfasını böyle okudum… ki ben L.M öncesi hayatımda çoğunluka materyalist bir insandım. Yeniden dirilmek, meditasyon, ruh, din…bunların hepsi saçmalıktı… Bir Tanrı vardı, bizim iyiliğimizi istiyordu ama bu denli sevecen, bu denli içimde değildi. Ve yine ilk başlarda dediğim şey şu oluyordu insalara( duygularımı ve kitap hakkında düşüncelerimi anlatmak için) “bunu yazan adam ya şizofrenin önde gideni ya Tanrı’ya kanal olan bir insan”. Ve tabiî ki cümlenin ikinci kısmındasın benim için.
Teşekkür ederim Levh-i Mahfuz. Ben artık kendimi seviyorum. Dünyevi şeylerle doldurmaya çalıştığım kalbim artık O’nunla dopdolu. Hiçbir yerde kendimi yalnız hissetmiyorum. Huzurluyum! İnsanlar kim olursa olsun benim için daha güzel. Her şey O’nun bir parçası benim bir parçam. Bundan daha muhteşem bir şey olabilir mi?? 13 haziran yazısında yazdığı gibi “SEN AHİR ZAMAN SAHABESİ OLAN LEVH-İ MAHFUZ OKUYUCUSU. AYAĞA KALK VE DİKİL. KENDİNLE GURUR DUY BU KİTABI OKUMA ŞANSINA SAHİP OLDUĞUN İÇİN. SONRA BU MUTLULUĞU PAYLAŞ EVRENLE. O kadar çok insan var ki şu ihtiyar dünyada bu hakikatle buluşması gereken. TANRININ BİR ELÇİSİ GİBİ GİT VE BU HAKİKATİ O İNSANLARA ULAŞTIR.”
O kadar haklı ki L.M’ a kitap dediğim zaman bile kendimi suçlu hissediyorum…BU KADAR BASİT DEĞİL!!! İnsanlar bunu görmeli… ve bir çok insan göremiyor… Anlatıyorsunuz ya herkese aldım verdim diye… Düşünüyorum bizim yaşadığımız coşkuyu yaşıyorlar mı??? Kendimi avuttuğum tek nokta “belki de zamanları değil…herkesin zamanı gelecek…”
Bu kadar şanslı olduğum için öylesine mutluyum ki bunu ifade edecek kelime yok!!!
Kitabı bitirdim. İkinci kez post itler yapıştırarak üstüne yazarak okuyorum. Ne yazık ki başka bir kitap okuyacağımı düşünmüyorum bundan böyle… Yazılanlar bundan daha değersiz diye değil… Ben sanırım hiçbir zaman L.M.’u okumayı bırakmayacağım….Bu aralar hayatımda en mutlu olduğum anlar ne zaman biliyor musunuz?
Gece yatağıma girip de gece lambasını yakıp Levh-i Mahfuz’u okuduğum ve Tanrı’nın yanı başımda olduğu zamanlar.
***************************************************
9 Şubat 2011, 02:14:56
Muhteşem olduğunu düşündüğüm kitabını yaklaşık 1 yıl önce aldım. O zamandan bu zamana kitaba 3 defa yeniden başladım ve her defasında yarım bıraktım. Kitap okumayı çok seven biri olarak bu duruma sinir oluyorum. Kitabında bir problem olduğunu hiç düşünmedim. Sanırım ben bu kitabı okumak için gerekli olgunlukta değilim. Ama okuduğum az sayıda sayfa bile düşüncelerimi sarsmaya yetti. Bir gün kitabın tamamı okuyabilmeyi umut ediyorum.
*****************************************************
9 Şubat 2011, 02:13:22
Rehber dediğin böyle olur…
selamlar, aslında kitapları okuyalı cok oldu…Peygamber cocuklar’a tekrar başladım. Yalnız olmadıgımı bilmek ve tasdik edilmek guzel bir duygu..Kitaplarınızı bitirince kendime daha cok guvendim…inancıma..aklıma….10 yıldır rehberlik yapıyorum. ingilizce dilinde…dunyanın her tarafından gelen misafirlerime islamı bilmedikleri gormedikleri duymadıkları yönden anlatmak, her sordukları ( elimden geldigince ama TDG sayesinde daha zengin arıntılarım var) soruya farklı acılardan yaklaşarak onları korkutmadan düşünmeye sevketmek ve kendimi de bir delil olarak onlara göstermek ve sonrasında onların yuzunde ki SORU işaretlerini görmek beni turlarımda en çok memnun eden AN’dır. tek ve en BUYUK eksikligim ise yorumlarımın desteklendigi bir dökuman,eser,şiir,yazı onlara onerememiş olmamdı.(okudum elbet başka tefsir ve yazılar amma velakin yoruma lüzum yok bildiginiz gibi)…TDG yi bir öneri ile aldım okudum inceledim notlar aldım akabinde digerini “ozellikle anlatımlarda ayetlerle olan destekler cok işime yaradı”…daha bir zengin oldu anlatımım…ANCAK halen dünya insanlarına! onerebilecegim kendi dillerinde okuyabilecekleri bir tefsir yok…umarım ellerinde tutabilecekleri ve misafirlerime verebilecegim TDG en kısa zamanda ingilizce olarak çıkar…cok sevinirim … ne demişler söz olur uçar…!!!! teşekkürler xx -profesyonel turist rehberi*
*******************************************************
9 Şubat 2011, 02:11:10
Şimşek…
öncelikle hali hazırda kafamda çakan şimşekler arasına yeni şimşekleri bu kitap sayesinde çaktırdığın için çok teşekkür ederim :) tekamül süresinde önceki yasamımızdan bir şeyleri hatırlayamıyorsak yeni yasamamıza sıfırdan başlamak deil mi? yani nasıl oluyorda mükemmelleşebilioruz? bu da yeni şimşeklerden biri olsa gerek:) cevap için şimdiden teşekkür ederim ….
*********************************************************
9 Şubat 2011, 02:10:34
Herşeyimiz güzel bizim…
Tanrının doğum günü adlı kitabını okumaya başladım.Kafan güzelmiydi yoksa gerçekten Yaradan ile mi konuşuyorsun çözemedim :) ) şu an kaçıncı sayfadasın desen bilmem sayfa takip edemiyorum .Takibim yalnızca aynı sorulardan gidiyor olmamız yani bende aynı soruları sordum etrafıma malum .Yaradanla senin kadar aram iyimi henüz bilmiyorum.Bana msn adresini henüz vermedi :) ) Ama şu konu beni herzaman yordu .Tarikat,cemaat,mezhep vb.Şu an bunların başındaki kişiler cennetlik deniyor ( ben herkes cennetlik diyorum).Şu da bir gerçek İslam bir kişinin zümresine girdimi o nereye çekerse oraya gidiyor.He zaman İslamı diğer dinlerden ayıran özelliği ılımlı olması anlayışlı ve sevgi dolu olması idi.Ben Yaradandan hiç korkmadım :) ) Hala korkmuyorum.Hep derler hıımmmm bak yaptığın şey günah cehenneme bilet aldın geri dönüşün yok:)) yahu kardeşim sen biletcimisin :) ) nerden biliyorsun dediğimde bak hadis ne der ben de ne dermiş ki derim :) ) Neyse bana cevap ver hangi ruh haliyle yazıyorsun sen kitabda tek ruh var deniliyor bedende sende kaç tane var özelliğin ne…?Usame Bin Ladine ne olacak :) )
*********************************************************
9 Şubat 2011, 02:08:43
Değişim…
Bu kitabın teferruatı ve birikimi, hazırlık süreci sadece kafamda canlanan en basit şekli ile bile değişimi doğuruyor. Tebriğin sadece az kaldığını söyleyebilirim. Yetersiz. Bu düşünce ve düşünceyi bilgi ile birleştirme, sade ve akıcı bir anlatım, sadece eşdeğer bir yapıtın olmadığının garantisidir. İnançsız bir elden çıkan düşüncelerin ve kriptoların altında, kitleleri inanç yolunda toplamak ve “Tanrı’ya inandırmak” (inancın güçlenmesi,korkusuz ve güvenle sarılmak) sanırım bir mucizeden öte, tıpkı bir pazarlama stratejisi gibi. İnanmadığınız bir mala karşınızdakini inandırmak, tek fark karşılığında bedel beklememek. Saygılar..
*********************************************************
9 Şubat 2011, 02:07:25
Hendek…
Hendek…
Sakarya’nın Hendek ilçesinde göreve başlıyorum… Akademik alanım İngilizce ve buraya gelirken içimde garip bir his vardı… Peygamber Çocuklar’da “Hendek”, “Doğu” ve “Batı”nın birleşmesini okuyunca düşünmeye başladım… Hem TDG’yi hem de Peygamber Çocuklar’ı okuma sürecinde yaşadığım ilginç bir olayı da paylaşmak istedim… O gün aklımda olan soru ne ise kitapları (kaçıncı keredir okuduğumu hatırlayamadığımı da belirtmeliyim) her açtığımda o sorunun yanıtının bulunduğu sayfayı açtığımı farkettim… Benzeri bir durumu yaşayan var mıdır?
İyi eğitimler almış 40 yaşını geçmiş, birşeyler arayan ama ne aradığını bir türlü bilemeyen bir insan olarak şahsıma nefsinden uzak İnsanı keşif sürecini başlatan buRAK özDEMİR’e işlerinin rast gitmesi dileğiyle…
*****************************************************
9 Şubat 2011, 02:05:58
buRAK bey, Avustralya’ya dan İngilizce Levh-i Mahfuz isteniyor. Tedarik imkanımız var mı?
****************************************************
9 Şubat 2011, 02:05:00
levh-i mahfuzu okumak herkese nasip olmaz, ama soyut mu somut mu olduğunu algılayamıyorum sizin sözlerinizden…
*************************************************
9 Şubat 2011, 02:04:23
Merak ettim wake up project -uyandırma projesi konusunda ne kadar bilgin var. Yazdığın konularla onların keşfettiği konular arasında paralel ilerleme görüyorum ki anlam veremediğim 3 çelişkili bir ortam oluşuyor öncelikle artıkmason-freemasonry…fallen angel….vb artık ne ad takarsan tak insanları-dünya ortamını kullanıp kendine güç odağı yapma gayreti içinde olanlar kesinlikle kendilerini gizlemiyor-gizlemediği gibi nerdeyse her satırın içinde geçiyor…eski reklamcıların dediği gibi altında yine black booktan tılsımın olduğu sözlerle:reklamın iyisi-kötüsü olmaz kavramını her sadisede uyguluyorlar. bu noktada iyi-kötü ayrımı yerine her benliğin içinde çıkar uğrunaya bırakıyor. Kısaca din-dil-ırk ve herşey insan için sadece yaşamını idame ettiriyoda fayda sağlıyormu diye yer değiştiriyor kimse faydanın iyi-kötü ayrımına bakmıyorki bu hızla devam edese zaten bunu anlamaları imkansızlaşacak……….
Sadece gerçek insanları kurtarmaya yetecekmi o zaman, herkes şifrelenmiş-saklanmız gerçeği anlıyamadıktan sonra ne anlamı olacak. Yinede yazdıkların-emeğin için teşkkür ederim.
Merak ettim wake up project -uyandırma projesi konusunda ne kadar bilgin var. Yazdığın konularla onların keşfettiği konular arasında paralel ilerleme görüyorum ki anlam veremediğim 3 çelişkili bir ortam oluşuyor öncelikle artıkmason-freemasonry…fallen angel….vb artık ne ad takarsan tak insanları-dünya ortamını kullanıp kendine güç odağı yapma gayreti içinde olanlar kesinlikle kendilerini gizlemiyor-gizlemediği gibi nerdeyse her satırın içinde geçiyor…eski reklamcıların dediği gibi altında yine black booktan tılsımın olduğu sözlerle:reklamın iyisi-kötüsü olmaz kavramını her sadisede uyguluyorlar. bu noktada iyi-kötü ayrımı yerine her benliğin içinde çıkar uğrunaya bırakıyor. Kısaca din-dil-ırk ve herşey insan için sadece yaşamını idame ettiriyoda fayda sağlıyormu diye yer değiştiriyor kimse faydanın iyi-kötü ayrımına bakmıyorki bu hızla devam edese zaten bunu anlamaları imkansızlaşacak………. Sadece gerçek insanları kurtarmaya yetecekmi o zaman, herkes şifrelenmiş-saklanmız gerçeği anlıyamadıktan sonra ne anlamı olacak. Yinede yazdıkların-emeğin için teşkkür ederim.
*****************************************************************
9 Şubat 2011, 02:03:37
Okuma…
merhaba içimi okuyan kafamdakileri yazan insanım….kitabını okumak yaşama bakışında fark arayan biri olarak beni tamamen yeniledi.inançlarım pekişti ve sevginin gücüne ruhun enerjisine inancımı katladı..teşekkürler sen gibi bir insanın elinden gönlünden ruhundan çıkan eserin için…tanıdığım herkes artık senin eserini okumada…sevgi ile ve gçlü kal ..çünkü rab her zaman doğrunun savaşanın yanındadır.
***********************************************
9 Şubat 2011, 02:03:04
Öncelikle konu, bu konuyla ilgili değil. Başka bir iletişim linki bulamadığım için buradan yazıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam, doğumgünü kitapçısı, yayıncılık da yapacak ve okurların arasında yayınlanabilecek kitapları olanların kitaplarını yayınlayacaktı. Ben yazar değilim. Küçükken Kemalettin Tuğcu kitaplarına özenip, bir şeyler karalamıştım, o kadar. 3-5 yıl önce bir şeyler yazmaya başladım ama sonra bıraktım. Yaklaşık bir ay önce, içimden yazmak geldi. Çünkü, zihnim sürekli belli düşüncelerle doluyordu. Daha önce başladığım, seninle beli ir ivme kazanan ve başka etkilerle hızlann bir kişisel dönüşüm yaşıyorum. Biraz önce yine yazmaya dalmışken, içimden şöyle bir şey geldi, “buRAK kitabını yayınlamanda yardımcı olabilir. Onun kitabı Tanrı’nın Doğum Günü’ydü, senin kitabın da “İnsan’ın Doğum Günü” Merak etme, seni uçuk tiplerden zannetmez, o da senin gibi, seni anlayacaktır.”
Kitap biter mi bilmiyorum. Bazen günlerce bir şey yazmak gelmiyor içimden. Yeniden başladığımda yazdıklarımı unutmuş oluyorum. Baştan okuyup, öyle devam edebiliyorum. Çok ilginç, okurken bunları ben mi yazdım diye şüpheye düşüyorum. Konu dinle, Kuran’la ilgili değil. Ama, bizimle, orijinal insanla ilgili. Orijinal insan ne diye sorma, ben de tam olarak bilmiyorum. (Eğer biterse) kitaptan öğreneceğiz.
Sonuç olarak, kitap yayınlama konusunda son durumu (bunca önemli işin -film, yeni kitap falan- arsında) vaktin olunca, paylaşırsan, sevinirim. Ne yapalım,bizi bu yola sokan sensin.Biraz ceremesini çekeceksin. :) )
Sevgiler,
xx
xx yaşında, 2 çocuk babası, evli, normal bir işi olan, sıradan bir insan
****************************************************
9 Şubat 2011, 02:00:29
her gün ziyaret ettiğim 3 boyutlu bir sohbet sayfası var. orada her gün yeni kişilerle karşılaşıyorum. çok keyifli muhabbetlerimiz oluyor. hayattan,ondan bundan şundan konuşuyoruz. konu bir süre sonra tanrı kavramına geliyor.. herkesin içinde tanrıya sorulacak milyonlarca soru olduğunu fark ediyorum. herkesin içinde anlamlandırmaya çalıştığı, anlamaya çalıştığı bir tanrı var.. en inançsız olarak sayılacak kişilerin tanrı hakkında konuşurken, itiraz makamında olsalar dahi, içlerinde bir yerlerinde onların ruhunu kemiren onun hakkında sorunsalların olduğunu fark ediyorum.. konu bazen öylesine derinleşiyor ki ben kitaptan edindiğim bilgileri kullanmaya başlıyorum.. ben bilgileri verdikçe bana sorulan soruların sayısı ve merak seviyesi inanılmaz derecede artıyor. ruh ile alakalı hayat ile alakalı sorulara kitaptan yola çıkarak öyle cevaplar veriyorum ki hayretlerine hayret katılıyor. ve işi son raddesine getiriyorum.. karşımdaki kişi öyle bir duruma geliyor ki bana şu soruyu sormaktan kendini alamıyor..
“bu kadar şeyi nerden biliyorsun, nasıl biliyorsun?”. konuştuğum herkesin son noktaya geldiğimizde sorusu bu oldu.. “bunları nasıl biliyorsun?” bu arada ben mutluluktan havalardayım tabi merak dozunu son ayara çevirmişim karşımdaki kıvrandıkça kıvranıyor. epeyce bir uğraştırdıktan sonra karşımdaki kişiye söylüyorum ” bu bir kitap” diyorum.. bana bunları söyleten, beni böyle gösteren bana böyle hissettiren, beni böyle yaşatan bir kitap.. hemen ardından kitabın ismini soruyorlar. hemen söylemiyorum ismini. önce kitabımızın özelliklerinden bahsediyorum. hayatımda gördüğüm ve görebileceğim en muazzam bilgilerin bu kitapta kayıtlı olduğunu anlatıyorum. kaderden bahsediyorum. “levhi mahfuz nedir?” sorusunu mutlaka soruyorum. ve kitabımızın kapağında yer alan o meşhur ifadeyi söylüyorum “levhi mahfuz kaderin kayıtlı olduğu kitap değildir levhi mahfuz kaderi değiştiren kitaptır.” daha çok heycanlanmaya başlıyor, adrenalin tavan yapıyor. ve mutlu son.. tanrının doğum günü levhi mahfuz buRAK özDEMİR..
hayatımın her alanında bulunduğum her ortamda bilgiye susamış binlerce kişi var.. herkes hayatın bir parçası olmuş, ona tutunmaya çalışıyor.. ve herkesin soruları var hayata dair.. neden,nasıl,niçin? yaşamın ortasında kendini yalnız bulmuş ruhlar ordusu.. yalnız ruhların kaynaşma çabaları.. ve onlar arasında bir bilgi.. onları birbirine kenetleyen.. bir daha ayrılmamacasına iç içe girmiş ruhlar topluluğu.. sevgi yumağı.. dalgalanıyor hep birlikte ahenkle ve sevgiyle.. ve onları sarmalayan daha büyük bir sevgi.. ve ruhların ruh olması bir an için ve sonsuza kadar sürecek..ve bizi biz yapan şeylerin tümü.. ve bizi bizden alan şeylerin hiçbirisi.. ve bizler ve o… ve bizle birlikte o.. ve onla birlikte biz…. hayat.. aç kollarını biz geldik..
*******************************************************
29 Ocak 2011, 18:26:39
Hediye… İslam hediyesi…
bURAK’ın doğduğu bu günlerde pek çok hediye geldi. bURAK’ın doğum hediyelerinin en büyüğü  İSLAM DÜNYASINDA İSYAN ATEŞİNİN TUTUŞMASIYDI. 4 yıldır Tanrı’nın doğum günü’nü bir ‘hayal’ olarak gören o gözlerin kamaşacağı günler kapıda.  İslam alemine özgürlüğün geldiği günleri, bilimkurgu filmleri bile hayal etmemişti. Sadece Levh-i Mahfuz… Her zaman Levh-i Mahfuz…
************************************************************

LEVH-İ MAHFUZ

5 comments

  1. Otha Ellerbe diyor ki:

    I know that is really boring and you’re skipping for the subsequent comment, but I just needed to throw you a large thanks – you cleared up some things for me!

  2. Barney Shankin diyor ki:

    Read through this blog by mistake as well as the layout is attractive. even greater, this content is worth to learn. It is great to learn so many utilizing things. And I would wish to exhibit my thanks to you.

  3. Angla Hasenauer diyor ki:

    Thanks! The host did an excellent job. It’s educational and useful for me. I will persevere studying your blog post and looking toward your improving.

  4. Generic Viagra diyor ki:

    Everyone is a lot of volunteers as well as cutting open a good solid plan of our own society. Your internet internet site provided us with worthwhile advice in order to prints found on. You’ve performed a notable technique coupled with the whole group might be thrilled you.

  5. Moshe Avilez diyor ki:

    Good post. It’s really a good article. I noted your entire vital points. Thank you.

Bir Cevap Yazın