LİDER DEĞİL, ÖNCÜ BİR ELÇİ

Blog ve Tanrı’nın doğum günü- LEVH-İ MAHFUZ kitabı birbirlerini tamamlıyorlar ve bunu bilmenizde yarar var. Kimi dostlarımızla yukarıda tarif ettiğim sınırsız sevgiyi paylaşabiliyoruz. Kimi dostlarımız ise -okumayanları değil kitabı okuyup kitaba inananları kastediyorum- bana karşı mesafeliler. Bunun çok iyi farkındayım. Bu dostlarımızı üç ayrı grupta görüyorum. Sevgisini belli edemeyenler : ), sessizce uzaktan izleyip, beni tanımaya çalışanlar. Başım üstünde. Üçüncü gruptaki dostlarımızın psikolojisi ise biraz değişik. Onlar, “Ben”i kabullenemiyorlar. Aramızda şakalaştığımız “bu kitabı yazan ben olmalıydım” konusunu birazcık abartıyor gibiler…

Elbette ki, kimseden bendenizle can ciğer, kuzu sarması olmasını beklememekteyiz : ) Buna ihtiyacımız da yok hakkımız da. Fakat bir gerçek var ki, onu asla gözardı edemeyiz.

Benlik duygumuzun, sizinle benim aramıza girmesine sakın izin vermeyin. Biz, sen ve ben olarak ayrıldığımızda kitap eksik kalıyor. Yaprağı dalından kopardığımızda yeşil kalacağı zaman dilimi bellidir. Bizim yapmaya çalıştığımız ise rengarenk bir cennet bahçesi yaratmak. Bu yolda en büyük engeli, benlik duygumuzdan görüyoruz ve tanrısallığın önkoşulu benlik duygusundan arınmak bunu da çok iyi biliyoruz.

Beni kendinizden ayırmayın sevgili dostlarım.
Burada bana gösterilen sevgi gerçekte, size gösterilen sevgidir.
Benim başarım, sizin başarınızdır.
İşte bu yüzden benim yeni bilgisayarım, aynı zamanda Süeda’nın bilgisayarıdır.
Bana verilen gerçekte size verilendir.

Farklı farklı insanlarla karşılaşıyorum. Birgün yemekli bir masada, birinin bana belirgin bir şekilde tavırlı olduğunu farkettim. O sırada arkadaşları onun adına söyledi, kitabı okuyormuş, kitaba da fazlasıyla inanıyormuş. Hatta arkadaşları bunu yüksek sesle dile getirdiğinde, hayır okumuyorum bile demişti dostumuz : ) Söylemek zorundayım, “Ben” ve “sen” ayrımına girdiğimiz noktada, bu kitaptan alacaklarımız sadece bir bilgi olarak kalmakta. Dostumuzun psikolojisi, arınmaya elverişli bir ruh hali değildi. Bunu, kendi iyiliği için söylüyorum. Ben aylar öncesinden, olumsuz herşeyi yüklenmeye zaten hazır ve gönüllüyüm.  Fakat bu duruşta, bir yanlışlık  var.

Benlik duygusu, beni ve kitabı ayrı olarak görmeye zorluyor bu dostlarımızı. Bu duyguya yenilmesinler, bir selam çaksınlar bulundukları yerden bu siteye. www.tanrinindogumgunu.com

Bu kadarcık… Ben de varım, buradayım. Hepsi bu. Herşey daha da hızlanacak. Rasgele bir isimle mail at. Bu güzel sesin bir parçası ol.

Bilsinler ki kitaptaki “Ben” mekanizması, buradaki ilk beni atlayarak çalışamıyor. Okumayanlar nasıl “ben”imle imtihan oluyorsa bu, okuyanlar için de geçerli. Şükürler olsun ki, çok büyük bir çoğunlukla sonsuz sevgide buluşuyoruz. Diğer dostlarımızla da buluşacağız.

Bilin ki ben, size yük olmamak için elimden geleni yapıyorum. Yapmam gereken fakat yapmadığım başka güzel şeyler varsa da bunları öneri değil emir telakki ederim, tüm kalbimle bunu bilmenizi isterim.

Sizden rica ediyorum. Tanrı’nın doğum günü-LEVH- MAHFUZ coşkunuzu sınırlamayın. Doya doya yaşayın ve bilin ki o hepimizin kitabı. O hepimize verilmiş bir onur. Bir kişi için bu çok fazla, bu nişanı taşıyacaksak bunu hep birlikte taşıyacağız. Tepkilere karşı seve seve hedefim fakat bu işin onurunu taşıma yolunda beni yalnız bırakmayın. Sizden tek istediğim budur. Tanrı’nın doğum günü-LEVH-İ MAHFUZ, ona inanan herkesindir.

Gerçekten de ben onun yazarı değil, ilk okuyucusuyum. Neden ben değil de sen? diyenlerimiz varsa ısrarla, onlara ancak şunu söyleyebilirim. Sen, ben değil gerçekte Biz olduğumuz bilinci… Bizi, ben ve sen olarak ayırmadığım için seçilmiş olabilirim. Bunun dışında belirgin bir meziyetim yoktur.Küçük bir sınavım ben ve benden kimse zarar görmeyecektir buna herkesin huzurunda söz veririm. Belki farketmişsinizdir. Ben lider değilim. Ben sadece bir öncüyüm. Sizin kendi liderliğinize vesile olmak adına buradayım. Bugüne kadar misyonumu, kitabımızın insanlar üzerindeki etkisini kullanarak kimsenin özgürlüğünü elinden almaya çalıştığım görülmüş müdür? Bilin ki bundan sonra da olmayacaktır.

Bazı dostlarımızın bir türlü aşamadığı, bana gelecekte gelebilecek paralar konusu…

Herkes bilsin ki, bugün tanıdığınız buRAK’ı değiştirebilecek bir mevduat, dünyanın hiçbir bankasında yoktur.

Dünyada beni sarhoş edebilecek bir iktidar alanı bir zafer de yoktur. Ben eğitimimi, hazırlığımı, kendi kabuğumdayken, daha sizin beni tanımadığınız günlerde tamamladım, huzurlarınıza öyle çıktım.

“İleride canavar olacak birini mi besliyoruz sevgimizle?” bir düşünce değil, sadece bir vesvesedir. Veren, vereceği onuru zaten vermiştir. Ebediyen doyurmuştur seni, hiçbir yiyeceğe karşı zaaf göstermemen için. Erdemlerini yerli yerine oturtmuş, sabit kılmıştır. Şu saatten sonra hiçbirşey değişmez. buRAK sözü…

Hepimizin malumu, kabul etmem birkaç yılımı alsa da bir elçilik durumu sözkonusu… Lider değil, sadece ve sadece öncü bir elçi… Kişinin içindeki elçiyi yetkilendirmek üzere görevli. Geçtiğimiz günlerde ilk defa bunu site üzerinde kendim de ikrar ettim. Bunu benim adıma o tarihten önce, ikrar eden dostlarımızın yorumlarını da bu yüzden sansürledim. O kelimeyle ilgili tabumu yenemediğim için. Bunun benim için ne kadar zor birşey olduğunu asla bilemezsiniz. Bir dolu insanın seninle sırf bundan ötürü dalga geçeceğini bile bile bunu kabul etmek, zor ama kaçınılmazdı. Kimi dostlarımız, bu kitabı okuyarak günaha mı giriyorum endişelerini, kitap ve site onları ne kadar rahatlatırsa rahatlatsın, aşamadı. Ne yaptıysak olmadı. Herşey çok mantıklı, inanıyorum ama çok korkuyorum. Mantık frekansından yaydığımız hiçbir esenlik bu dostlarımıza şifa olmadı. Korkuların mantığın değil duyguların konusu olduğunu gözardı ettik belki de. Mantıklı olan herşeyi kabul edemiyor insan. Bu noktada, bu samimi dostlarımızın bunu bilmeye hakları vardı ve bu yüzden dile getirildi bu konu.

Bana güvenebilirsin…

Bunu söylemek içindi. Kimseyi emir-komuta altına almak için değil. İnsanlar, elçiler hakkında o kadar korkutulmuşlar ki. Geldiği anda sana talimatlar verecek ve seni bir robot haline getirecek zannediyorsun. Hayır öyle değil. Bu, elçilerle mücadele yolunda karanlık dünyanın elçilere giydirdiği bir imajdan ibaret. Ona katılmanı engellemek için.

Gerçek bir elçinin verebileceği tek “emir”, kimseden emir almayın olabilir. Budur. Bunun ötesi yoktur. Dün de yoktur, bugün de yoktur, yarın da olmayacaktır. Her kim bunun aksini yaparsa, kendisine verilen görevi yanlış yapmış olur ve bunun bedeli de ona ödettirilir. Hem de en ağır bir biçimde.

Herkes bilsin ki, gerçekte benimle dalga geçenler, elçiliğimi uzak gören aslında kendi elçiliğini uzak gördüğü için söylemektedir bunu. Ben sadece Tanrı’nın doğum günü’nün pilot bir uygulamasıyım ve uğruna hayatımı koyduğum yol, bu pilot uygulamanın milyonlar, milyarları kapsamasıdır. Ancak buna vesile olursam, kendimi gerçekleştirmiş olurum.

www.tanrinindogumgunu.com

Sitemiz, binlerce dostumuzun LEVH-İ MAHFUZ – Tanrı’nın doğum günü’nü yaşama noktasında karşısına çıkan engelleri birer birer ortadan kaldırıyor. Şükürler olsun… O kadar güzel ki. Siteyi takip edemeyen dostlarım var. Onlar bana hep ulaşır ve senin için şöyle şöyle diyolar, bilgin olsun derler. O şöyle şöyleler bitmek bilmedi hepimizin malumu : ) O şeylerin sitedeki cevabını verdikçe, eski şöyle şöyleler asla bir daha gelmiyor. Hayatın içine karışıyor burada birinci elden paylaştığımız hakikat. Yeni yakıştırmalar üretmek zorunda bırakıyoruz onları. En son yeni bir bomba geldi kulağıma. Bu çocuk kesin Deccal diyenlerimiz varmış. Yeni trend buymuş : )

Bu dostlarımız, farkında olmadan aslında bana ne kadar büyük bir paye verdiklerinin farkında değiller… Lafın hakkını verelim öncelikle. Bu çok büyük bir değişim. Bu, bilinen, beklenen en büyük değişim. Bunun ayırdına varmış. Anlaşamadığımız tek nokta, bu dalga Yaradan’a karşı bir dalga mı yoksa bizzat onun yönettiği bir dalga mı?  Benim patronum kimdir? Rahman mı? Yoksa şeytan mı? Sadece bu noktada uzlaşamamışız…

Eğer ben şeytana çalışıyorsam ve gerçekten de Deccalsem…
Nasıl bir Deccaldir ki bu insanlara, İslam benim dinim dedirtiyor…
Bu yolunu şaşırmış bir Deccal olmalı ki, insanların elinin binyıl sonra Kur’an’a yeniden uzanmasına vesile oluyor. İnananlar, benim kitabımdır dediği için bağrına basıyor. Ona inanmayanlar ise, onun söylediklerinin yanlış olduğunu ispat edebilmek için Kur’an’a sarılıyor.
Sevenleriyle, sevmeyenleriyle herkesin elinde bir nedenden Kur’an olmaya başlamış…
Bu kadar “müminin” başaramadığı şey, bir “kafire” kısmet olmuş.

Ve ben, şahıs olarak ben… Bu nasıl bir beyindir ki, onun önünde “Tanrı” bile duramıyor. Korunmuş kitap Kur’an’ı, bile tersine çevirebiliyor bu adam. Herkesin gözü önünde… Ulema, suspus olmuş, gıkı çıkmıyor, çıkamıyor.
Eğer gerçekten de Deccal’sem, ben derim ki böyle deccal dostlar başına…

Nerden başladık nereye geldik : ) Sizi bilmiyorum ama bunları yazmam, benim için muhteşem oldu. Yeni yaşıma zihin olarak büyük bir arınmayla girdim.  Kafamdaki bu notlar, beni terk etti.

(buRAK özDEMİR’ e anlatımları ve yaşattığı farkındalıklar için teşekkür ederiz.)

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Sevdiklerinizle sağlıklı ve uzun yaşayın.

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ; SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için; LEVH-İ MAHFUZ ve REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

Ahmet Kaya

0555 310 00 70

REİKİMASTER/TEACHER

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

http://www.dogumgunu.com.tr/store/levh-i-mahfuz.html

http://www.dogumgunu.com.tr/store/

Levh-i Mahfuz

2 comments

  1. Andrea Woehrle diyor ki:

    My brother suggested I might like this website. He was entirely right. This post actually made my day. You cann’t imagine just how much time I had spent for this information! Thanks!

  2. Patrina Rak diyor ki:

    this is intriguing. thanks for that. we need more websites such as this.

Bir Cevap Yazın