Ne olursan ol, gene GEL

BU KAPIDAN ÇIKTIĞINDA YEPYENİ BİR İNSAN OLACAKSIN

Bu kitap, Grup yapıları için önemli bir yol ayrımı.

Arkadaşlık, dayanışma, dostluk, sosyal buluşma no problem.

İsteyen facebook’ta buluşur arkadaşlarıyla, isteyen de grup çatısı altında.

Levh-i Mahfuz arkadaş seçimlerini kişinin özgür iradesine bırakır.

Bırakmadığı tek konu, iradenin tek bir kişide toplanması konusudur.

Grupsal irade, hür irade değildir.

Bu noktada, benim için İslamî cemaatler neyse,

spiritüel odaklaşmalar da odur.

Yanlışsa hepsi yanlıştır. Doğruysa hepsi doğrudur. Ben spiritüel gruplaşma içindeki dostlarıma yakın durursam ‘Müslüman’ cemaatlerdeki amcalarıma birşey diyemez olurum. Oysa onlara çok söyleyeceğim şey var. Onlara isimlerine özel zarflar getirdim. Zarfların üzerinde Levh-i Mahfuz yazmakta. Bu kitaptan herbiri kendi mesajını alacak. Herbiri Levh-i Mahfuz’la kendi içsavaşını başlatacak. Hepsi bu kitapla -deyim ne kadar da yerinde- ‘beyinlerinden vurulmuşa dönecekler’. Değişmez denilen herşey, bu kitapla değişecek. Ve bu, herkesin ama herkesin değişmesiyle gerçekleşecek. Sadece belli kesimlere yüklenen bir duruş, benim duruşum olamaz. Bu yüzden, spiritüel muhafazakârlığa da, Müslüman muhafazakârlıkla aynı kesinlikte karşı bir duruş içinde oldum ilk günden beri. Tersi, beni kendi içimde çelişkiye düşürür ve bu da hemen sesime yansır. Ben çelişkiye düşersem sesim kısılır, bağıramam.

Her inanç sisteminden insanın buluşacağı bir yerde duruyorum oysa ben. Burası 9 yolun tek ve ortak ağzı, üzerinde Levh-i Mahfuz kavşağı.

Ve ben her kesime ve yaşam biçimine eşit uzak,

eşit yakın olmakla mükellefim.

Kamplara ayrılmış bir diyarda,

bunu başarmak hiç de kolay değil bana inanın.

Bu, Levh-i Mahfuz’un kendi yazgısıdır. Değişim isteyen kritik hiçbir dönemeçte: Levh-i Mahfuz bir adamı kaybetmeden kazanmaz.

Bu kitap önce tepki, ancak sonra tebrik toplar.

Zor kelimesini sevmem. İşim için ‘zor’ kelimesini hiç ama hiç uygun görmem. Benim işim zor falan değildir.

Benim işim olan Levh-i Mahfuz, zor falan değil ÇOCUK OYUNCAĞIDIR. Benim işim zor değil sadece ‘kapsamlı’dır. Kimin doğru, kimin yanlış olduğunun ortaya çıkması sürprizlerle dolu olduğu için. Güzel gönülleri ayır kenara. Spiritüel denilen kesim, yolda Tanrı’yı görse selam vermeyecek insanlarla dolu. Ve evet bu, gerçekten sürpriz. İyiler, zannettiğimiz kadar iyi değiller. İsa’yı televizyonda görse, dizim başlıyor diyip kanal değiştireceklere de böyle fikir önderleri yakışırdı, bu da ayrı bir konu.

Tenkitlerin arasında, içinde ‘altyapı’ kelimesi geçen bir cümle işittim geçen. Bu yaşta altyapısı ne olacak ki bu işlere soyunuyor gibi birşey.

Şairliğim tuttuğu, şu dizeler dökülüverdi kalemimden.

Hakikat ne alttadır, ne üstte

Zahirin dediğinin tersine

‘Yapı’ dediğin insanın derininde.

Ne alttaaa, ne üstte

Anlamadın mı halâ?

HAKİKAT ÖZÜMÜZDE ÖZÜMÜZDE.

 

Ben de, siz de, özgürlüklerle sorumlulukların karşılıklı oturduğu tahteravallide bir inip bir çıkıyoruz. Hepimiz. Sorumlu bir özgürlüğü yaşadığımızı idrak etmeyi bilmek zorundayız.

Levh-i Mahfuz, işte bu yüzden ‘sert’ bir kitaptır.

İnsanlar Mevlana’yı yanlış anladıkları için. ‘Ne olursan ol gel, gene gel.

Adam sana hangi çeşitten insan olursan ol, gel buraya diyor.

Sana buradan geldiğin gibi çık mı diyor?

İnsanlar, Mevlana dergâhının kapısına döner kapı inşa etmişler. Burdan girip, öbür taraftan çıkıyorsun. Geldiğin gibi çıkıyorsun aynen. Mevlana’nın insanı kabul felsefesini,

DEVRİM YOK, DEĞİŞİM YOK,

AYNI TAS-AYNI HAMAM GARANTİSİ BU DERGAHTA!

GEL VATANDAŞ GEL!

reklamı zannetmekteler.

Hal böyle olunca da, Mevlana 1 numaralı düşünür güzel, fakat gel gelelelim herkes aynı tas aynı hamam, aynı ırmakta milyonlarca yıldır yıkanmaktan çekinmeyen çelişkili hijyenikler. Kimsede milim kıpırdama yok.

Mevlana’nın milli değer olduğu bir ülke, iç savaş eşiğinde.

Akıl alacak gibi değil.

Herkes bilsin ki, Levh-i Mahfuz, altında Mesnevilere böylesi bakışların yattığı bir bestsellerlığı elinin tersiyle itiyor. Bizi böyle okuyacaklarsa, çok okunmayı kabul etmiyoruz. Buna izin vermiyoruz hatta.

Evet. Buraya da kim olursan ol gel.

Yeter ki çıktığında aynı kişi olma…

İster dişi ol, ister sert, ister anaç bir kadın ol.

İster şımarık çocuk ol, ister cefakâr bir evlat.

İster eşcinsel ol, ister vurdu mu ses getiren delikanlı ağır bir kardeş.

Kim olursan ol gel.

www.tanrinindogumgunu.com

Gel ama bu kapıdan içeri girdiğinde

yaşayacakların konusunda sana söz veremem.

‘Beklentilerinin’ gerçekleşeceğinin sözünü veremem.

İnsanlar Mevlana’nın fikir dergâhını SPA merkezine çevirmişler.

Biz, en başından dürüstçe söylüyoruz ey ‘tüketici’.

İstediğin zaman, istediğin kimlikle gel. Seninle kardeşiz.

Ama içeride canın yanabilir. Çok ter dökebilirsin.

Çok zor günler geçirebilirsin. Değişim, etini tırnaklarından ayırabilir.

Kopan kabuklarından çok kanlar akıtabilirsin.

Bizim detokslarımız, içinden parçalar koparıverir.

Bunların hiçbirinin olmayacağına dair güvence veremeyiz.

Bizim sana burada güvence verebileceğimiz tek bir şey vardır:

İçeri girdiğinde ne kadar cefa çekersen çek.

BU KAPIDAN ÇIKTIĞINDA YEPYENİ BİR İNSAN OLACAKSIN.

 

(buRAK özDEMİR’ e anlatımları ve yaşattığı farkındalıklar için teşekkür ederiz.)

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için; LEVH-İ MAHFUZ ve

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

 

Ahmet Kaya

0555 310 00 70

REİKİMASTER/TEACHER

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

http://www.dogumgunu.com.tr/store/levh-i-mahfuz.html

http://www.dogumgunu.com.tr/store/

2 comments

  1. Larry Broadfoot diyor ki:

    I read your article over other people’s advocate. I’m so delighted and lucky to discover what I want on this page. If you not head, I really hope to change links along.

  2. Generic Viagra diyor ki:

    Right with this write-up, I actually guess this web site would like so much more factor. I’ll more likely once more to read rather more, thanks which will tips.

Bir Cevap Yazın