TÜRKİYE’YE YOLCULUK

gerkur

TÜRKİYE’YE YOLCULUK

“Ekranlarınızın tozunu alın.

DonaTanrı ile

zamanda yolculuk birazdan başlıyor.”

1

“Türk halkı, Atatürk’ü sevdi. Ona güvendi. Ona inandı. Dindarıyla, Evropalılaşmışlarıyla, tüm kesimleriyle ona katıldı.

O kadar sevdi ki uğruna Osmanlı’yı yıktı. O da bu güvenin karşılığını sonuna kadar verdi. Şu kurumları kurdu’ların ötesinde yaptığı en önemli hizmet:

ATATÜRK

TÜRK İNSANINI GELİŞTİRMİŞTİ.

Ülkenin her bir yanında aydınlanma, kişisel gelişim dalgası yaratmıştı. Kur-an’ı Türkçe’ye, Türkçe’yi Kur-an’a kazandırdı. En fanatik dinci karakter bile bugün Latin harfleriyle yazışıyor, konuşuyor.

Kendi aralarında Arapça anlaştıklarına şahit olanınız var mı?”

2

“Türk halkı Atatürk’ü sevdi, gemilerini

(Osmanlıları) yaktı ve yeni bir yola çıktı.

Atatürk ülkesinde yaşadığını zannettiği yıllar birbirini kovladı. Oysa, Atatürk’e ülke yönetiminden el çektirilmişti ve bu yolla öldürülmüştü. Öl-dürüldüğünü gizlemek, yokluğunu hissettirmemek amacıyla, bütün ülke Atatürk heykelleriyle posterleriyle donatılmıştı. Türk halkı kişisel gelişimlerinin atası olan Atatürk’ünden uzaklaştırıldığının asla farkına varamadı.

Amaç tam da buydu.”

3

“Atatürkleşmek için

yeni bir ülke kuran Türk halkı

70’lere geldiğinde

 şu dehşet verici tabloyla karşı karşıyaydı:

Bir elinde Atatürk bayrağı,

diğer elinde Demirel’ler vardı…”

4

“Toplum uyutulmuştu.

Homurdanmalar başladı.

Kurtuluş Savaşı gibi dehşetli bir isyanın torunları, yerinde durmaya hiç de niyetli değildi. Kıvılcımlar. Elektriklenmeler. Ve Alevlenmeler. 12 Eylül 1980 komplosu, Sağ-Sol üzerinden hareketlenen Türk toplumunu pasifize edici bir tuzaktı.

Bu tuzağa düşmemeye imkan yoktu.”

5

“80’lerde Türkiye’nin bugünlerinde

büyük pay sahibi olan bir icat çıktı.

RENKLİ TV.

Bu icatla eşzamanlı olarak Türkiye’yi uyuyan toplumdan tüketen topluma döndürmek için Özal’ı gönderdiler. Uyandırılmıştı ülke. Türkiye ayağa kalkacağını sanmış ancak oturttulmuştu.

Renkli Televizyonun başına.”

6

“70lerde başlayan renkli offset yayıncılığı,

gazetelerde kendini bulmuş

ve gazeteler çıplak kadın bedenini

en iyi metalaştırabileceği

teknolojiye kavuşmuşlardı.

Magazin Ekleri, bulvar gazeteleri yönetimi devralıyordu.

Renkli TV ile magazinlerin buluşması 90’ların başında gerçekleşti. Ülkenin karşılaştığı en büyük yanlışlardan biri olan Magazin programlarını yarattılar. Bu sadece bir program değildi. Topluma bir hayat biçimi işaret ediliyordu.

Aşkın, sevginin, birlikteliğin

yerle bir edildiği dayatmalar silsilesi.

Muhafazakar kökleri güçlü Türk halkı, Atatürk’ün etrafındaki Cumhuriyet kadınlarında kendini asla cinsel bir meta olarak vurgulamayan bir tarz görmüş ve sevmişti. Bu yüzden güvenmişti. Kadınlar için iyi bir fikri olmayan hiçbir devrim aksi takdirde başarıya ulaşamazdı. Cumhuriyet bu yüzden başarıydı.

“Başını açtığında cinsel bir obje olmayacaksın.

[Seçiminin bu olması dışında]”

mesajını başarıyla vermişti.”

7

“Dekolteliyi cesaret, gündelik ilişkileri aşk hayatı

olarak adlandıran Magazinler,

yer verdiği figürlerin olağan sayılabilecek

ilişki trafiği ile yetinemiyor,

‘dedikodu’ adı verilen hayali verilerle,

herkesin herkesle her gün

farklı bir ilişkiye yelken açtığı

sahte bir dünya yaratıyordu.

Bu tarzın sokağa model olmaya başlaması, toplumun özellikle muhafazakâr sinirlerinde sıkışma meydana getirmişti. Modernleşme bu olamazdı. Eğer buysa, çocuklarının modern olmalarına izin vermeyeceklerdi.

KIZLARINA

ÇABUK KAPANIN EMRİ VERDİLER.

Türkiye’de Televole magazin TV programlarının başladığı yıl ile

Tayyip Erdoğan’ın İstanbul belediye başkanı olduğu yıl aynı yıldır:

1994”

8

“Atatürk’le hiçbir ilgisi olmayan

Atatürk-çü-lükte ve sağ-sol arayışlarında

aranan deva bulunamamıştı.

Türk halkı çoğunluğu tek çözüm olarak, yozlaşmadan ve uyuşturulmadan kurtulmak için özüne dönmeye karar verdi.

DİNE DÖNÜŞ –

REFAH PARTİSİN YÜKSELİŞİ”

9

“Ülkenin gizli egemeni, Derin Elit;

yapmak istediği şeyin

tam tersi bir patlamaya neden olmuştu.

Toplum hızla dine doğru geri dönmeye başlamıştı. Yozlaştırma girişimi çok tehlikeli bir arteri attırmış ve toplumun önemli bir kesiminde Laikliğe olan krediyi bitirmişti.

O krediyi büyük Atatürk ve takipçileri

tırnaklarıyla kazarak kazanmışlardı.”

10

“Osmanlı’da bile örneği görülmemiş

bir siyasal ‘İslam’

şahlanmaya başlamıştı.

Refah Partisi’ni durdurmanın yolunun onun silahlarından istifade etmek olduğunu düşündüler.

Refah Partisi’nin ‘anlamsız’ yükselişini

durdurmak için arayışlar başladı.”

11

“Derin Elit,

‘Avamların elinde duran bir kitap var.

Kur-an.

 İşte o.

Onu bizim yanımıza çekecek din adamları bulup topluma öne sürün, bu şekilde din trendini kendi yanınıza çekebilirsiniz” mutabakatına vardı.

Diğer ciddiye alınamayacak reformist adaylar elenerek YNÖ görev aldı.

ÖNEMLİ NOT:

Bu kimsenin, bu görevi idealler veya ihtiraslar uğruna üstlenip üstlenmediği, bu yazıda tamamen bir karakutu olarak bırakılmıştır. Bir kişilik değerlendirmesi gerektirdiği için.”

12

“90lı yıllarda televizyonlarda başlayan

bitmek bilmeyen din tartışmaları

ve yaratılmak istenen reform,

YANİ DİNE VERİLMEK İSTENEN

YENİ ŞEKİL

asla gerçek ve samimi

bir Kur-an yenilenmesi içermiyordu.

Amaçlanan, karşı kesimin eline geçen siyasi gücü bu tarafa geri getirmek ve oyunu kurallarına göre oynamaktı.

Zan buydu.”

13

“Atatürk

– Elmalılı Kur-an çevirisi ilişkisinden

yola çıkmaya çalışılmıştı.

Oysa bu bambaşka bir projeydi. Atatürk Elmalılı’yı önderleştirtmemişti. İnsanlara neyi, nasıl yapacağını söyleme hadsizliğinde bulunulmaması şartıyla Kur-an’ı Türkçe’ye çevirtmişti.

Amaç,

herkesin kararını

kimsenin etkisinde kalmaksızın vermesiydi.”

14

“Atatürk’ün en önemli projelerinden

biri olan Türkçe Kur-an

aslen tümüyle havada kalmıştı.

Dinci kesim, Kur-an’ın ortaya çıkmaya başlamasıyla hadislere ve alim adı verilen kutublara ağırlık verir,

Kur-an’ı hiç anmaz olmuştu.”

15

“Diğer yanda, asıl ve en önemli eksik,

Laik Türkler de Türkçe Kur-an’a

ilgi göstermemiş,

dini sesi çok çıkan

fanatik din önderlerinin anlattığı

din olarak kabul etmişlerdi.

Mustafa Kemal Kur-an’ı defalarca okumuş, ister ateist ister dindar olsun, herkesin Kur-an’ın içinde asgari olarak ne yazdığından haberdar olması gerektiğini düşündüğü için bu projeyi başlatmıştı.

Fikri hür, vicdanı hür

bir nesil yaşatmanın yolu

bilgi sahibi bir nesil yaratmaktan geçiyordu.”

16

“YNÖ isminde sembolleşen dini reform,

dinci tarafı çürütüp,

önderlerini takipçileri nezdinde

küçük düşürmek ve bu yolla

üzerlerindeki siyasi tılsımı yok etme amacıyla

yola çıksa da,

 farklı birşey daha olmuştu.”

17

“Kur-an’dan korku duyan Laik Türkler,

yobazları çürütmek amaçlı

geliştiren argümanları,

dinin kendisi

ve bütünü olarak kabul etmişlerdi.

Ortada yükselen bir muhafazakar partisi olmasa kendisi de varolmayacak bir tefsirin yazılı ve sözlü içeriği kutuplaşma bazlıydı. Dindar kesimde hiçbir karşılık bulmamış bu içerik, belirli bir siyasi parti etrafında buluşan kalabalığın gayri-resmi ideolojisi halini almaya başlamıştı.

Diğer bir deyişle,

laik Türkler ‘Ilımlı İslam’ kuluçkası için

denek olarak kullanılmışlardı.”

18

““Kur-an’da başörtüsü yok”

çürütmelerinden alınan

kavgacı ideolojik güçle,

örtünen kızların örtüleri

cebren çıkarılmaya dahi çalışılmıştı.

Fikri hür, vicdanı hür nesil

zorlamayla oluşturulamazdı.

Bu ölümcül bir günahtı.”

19

“Gelinen noktada,

Siyasi ‘İslam’ projesi olan A partisi,

kendi doğal Tefsiriyle yola devam ederken,

C partisi en ölümcül hataya düşerek

kendi Kur-an Tefsiri’ni

-YNÖ yaklaşımını-

dine bakışı olarak içine almıştı.

Atatürk’ün hazırlattığı Elmalılı Tefsirinin üzerinde hemen hiç çalışmayan, bunu sadece dincilere dönük siyasi bir manevra olarak algılayan Cumhuriyetçi kesimdeki çoğunluk, bu hatasını telafi ve dinsel korkularını bertaraf etmek için bu reformun içeriklerini hatmetmeye başlamıştı.

Siyasi bir proje olarak yetiştirilmiş,

tez değil anti-tez olmak için yazılmış

bir Kur-an Tefsirini…”

20

“Yazılı ve sözlü bir Kur-an Tefsirinin yazarı,

C siyasi partisinin milletvekiliydi artık.

Tefsirci burada durmayacak daha sonra kendi kuracağı siyasi partinin başına geçecek ve bu partiyle %0.5 oy alacaktı. ‘Siyasi İslam’a başka bir Siyasi ‘İslam’la karşılık verme dalaletinde bulunulmuştu. Siyasetler üstü bir Kur-an’a gitmek yerine, her kutup kendi Kur-an’ına sarılmıştı.

Siyasileştirilmiş İslam meşrulaşmıştı, tam istediği zemin önüne serilmişti. Hodri meydan denilmiş ve kumar masasına oturulmuştu artık. Bu masadan kalkmasına izin verilmeyecektir artık. Daha doğru bir deyişle öyle sanılmaktadır. Oyunun kendi kurallarına göre oynanacağına inanmaktadırlar.

Oyunun yeni kurallarıyla tanışacaklardır.”

21

“Gerçek ve Yenilikçi

bir Kur-an Tefsirinin

Olmazsa Olmaz 7 kuralı.

1- Tefsir, toplumun bütün kesimlerini içeriye alabilecek kapsam ve kapasitede olmalıdır.

2- Tefsir, toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durmalı ve toplumun tüm kesimlerini eşit ölçekte eleştirmelidir.

3- Tefsir, rakamları ne olursa olsun sadece şakirtlerine yaslanır, herhangi bir kesime sırtını vererek diğer kesime yüklenmek için güç alamaz.

4- Tefsir, siyasi sonuç değişikliği hedefleyemez, tefsir her siyasette çalışmak üzere hazırlanmalıdır.

5- Tefsir, durum ne olursa olsun toplumun hiçbir kesimini aşağılayamaz.

6- Tefsir, sevgi mesajı taşır, hiçbir güç dengesine veya güçlerin el değiştirmesi hamlesine hizmet edemez.

7- Tefsir, örnek teşkil edecek bir insan modeli sunar.”

22

“7 kuralın 7si de yerle bir edilmiştir.

Siyasi olarak çok büyük bir çöküşün, en önemli kırılmış masa ayağı olmuştur. Ve en önemlisi, ortaya konan içeriğin Sevgi Kur-an’ıyla hiçbir bağı ve bağlantısı yoktur. Korku Kur-an’ının farklı bir versiyonu ortaya çıkmıştır.

Diğerleri modernlere korku vermek üzere

kaleme alınmışken,

bu farklı versiyondaki amaç

dincilere korku vermek,

modern insana ise ağrı kesici olmaktır.”

23

“Gerçek Kur-an Tefsiri,

 ortada bir fanatik dinci yoksa dahi

ihtiyaç duyulandır.

Gerçek Kur-an yobazın,

 ateist ya da dindar,

tüm formlarına karşı çıkar.

Binyılın Tefsiri,

insan yaratıcılığının önünü açar,

insan özgürlüğünün

tüm kilitlerini kırmak için hazırlanmıştır.

Dünyanın her kıtasında

her kesim insanın

sorunlarını sorgular ve çözer.

Gerçek Kur-an Namaz kaç vakittir’lerin,

kadının başı örtülür mü-örtülmez mi’lerin

konusu değildir.

Gerçek Kur-an medeniyettir.

Gerçek Kur-an gerçek modern hayattır.

Gerçek Kur-an insanlığın sevgi beşiğidir.

Gerçek Kur-an en renkli hayatın merkezidir.

GERÇEK KUR-AN ROCK ’N ROLL’DUR.

Binyılın Kur-an Tefsiri Levh-i Mahfuz

Levh-i Mahfuz,

‘Ilımlı İslam’ kalkışması değil

GERÇEK İSLAM’ın

masaya yumruk vurmasıdır.

Sponsoru derin elit değil, halktır.

Sizlersiniz.

Sevgiye aç-ık tüm gönüller.”

buRAK özDEMİR

 

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İçinden SONSUZLUĞUN kitabı

Kur-an-ı Kerim çıkacak

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

.

Comments are closed.