Yaşamayan bilmez
KAÇARAK YAŞAYAMAYACAĞIMI CANIMA VURA VURA ÖĞRETİR
“Dokunsalar ağlayacak durumdayımdır. Ki zaman zaman da dokunurlar.
Kara kara düşünüyorum. Karalar bağlıyorum. Sebep?
O’nunla benim aramızda…
Anlatmak istemediğimden değil, kimselere anlatamadığımdan. Yüklü bir bulut. Ben neredeysem peşimde. Uyanıkken çöküyor üstüme karabasan gibi.
Yok olmak, hiç var olmamak istiyorum. Kaçıyorum,yatağıma sığınıyorum. Uyursam peşimi bırakır diye. 4ört 4önüyorum.
Yüzüstü yattığımda sırtıma çöküyor, sırtüstü yattığımda da yüzüme. Uyuyamamaktan yorgun düşüp, uyuyakalıyorum. Uykumdan uyandırıyor beni ‘ayağa kalk’ diye. Koltuğa sığınıyorum. Karnımdaki bir ton yükle. Nefes alamıyorum diyorum, ‘nefes almak istemediğin için’ diyor…
Bu ruh, bu bulut ben bunu çok iyi tanıyorum. Kendi gerçeğimden, kendi sırrımdan ne zaman kaçmak istersem bulur bu beni. Eliyle koymuş gibi. Dünyayı dar eder bana. Kaçarak yaşayamayacağımı canıma vura vura öğretir. Son ve tek bir care bırakır. Bir kere de kaçmadan yaşamayı denemek.
Kalan son ihtimalde. Buna yaşamak denirse.
1 sene kaçmıştım daha önce. Kaçmasaydım Kur’antum Levh-I Mahfuz 2005’te çıkmış olurdu. Canımı çok yakar ama teselli etmeyi de ihmal etmez.
‘1 sene kaçacağın hesabın içindeydi, takvimden geride değiliz,
herşey planlandığı gibi merak etme’ diye.”
“O çok korktuğum gün. Içimdeki sesle buluştuğum gün. Herşeyi anlatmıştı bana. İslam’ın İ’ sini bilmediğim günlerimden birinde. Bir gün İslam’la ilgili birşey yapacağımı fısıldamıştı bana. Ben İ demiştim tek bildiğim.
‘herkesin bildiği de zaten bu’ demişti. ‘Kalan dört harf artık sende.’
Fol yok yumurta yok. Ben ne bilirim İ’leri, S’leri, L’leri, A’ları, M’leri dedim. Tam bir sene. Kur’an’I açtım. Gör, bak hiçbirşey bilmiyorum, anlamıyorum dedim.
‘günü gelmediği için’ dedi içimdeki dışses. Günü gelince de…
‘şimdi aç bak ne görüyorsun?’ diye sordu soğukkanlı bir sesle.
O an ne gördüklerimin birazından Kur’antum Levh-I Mahfuz çıktı.
Bir gün once hiçbirşey, bir gün sonra herşey. “
“Bu böyle bir yük işte. Ne kadar çok araştırma yapmışsın, senin ömrün yetmez bu kadar şeyi araştımaya diyorlar. Gülmeli mi, ağlamalı mı bilmiyorum.
Ben aramadım ki. Ben buldum. Elimle koymuş gibi.
Bu Doğrudan O’na var ya. eli gerçekten çok ağır.
Alışverişe çıktık bana bugün. Seneler sonra yeni ciciler almaya. Hoşuma gitmedi değil. Hayata döneceğimi hissettim ama nerde… Bağdat caddesine gittik. Sevdiğim, mağazanın içinde. Bense dışarıdaki banka yığılmışım. Omuzlarım çökük, yüzüm asık. Düşünüyorum da düşünüyorum. Bir ses… Kafamı kaldırdım. Eliyle yeri işaret ediyor Sevdiğim. Yere baktım tekrar. Ve evet.
‘güvercinlerin ayağının ucuna gelmiş’, kafamı tekrar kaldırdım.
Caddeyi görüyorum boylu boyunca. Koskoca caddenin tek güvercinleri bunlar. Gene bulmuşlar beni. Karıştığım o kalabalığın içinde bile. Elimi uzatıyorum. Dostluktan değil kaçsınlar diye. Kaçmak mı? Büsbütün yanaşıyorlar.
Bir oh çeksem dağlar oynar yerinden günlerimdeyim.
Kur’antum Levh-I Mahfuz bir bilgidir.
Ve her bilgi bir yüktür… bazı yükler ise fazladan yüklüdür…
Cehalet hür ve neşeli yaşar. Yük-süz olduğundan yük-sünmez.
Kişisel gelişim, Spiritüelizm…
Hayat bu kitaplarda anlatıldığı gibi güle oynaya geçmez.
Hayat doğru yerinden tutulmazsa, kaldırılması imkansız bir yüktür.
O, muhteşem hayatı sana, yer yer acı yer yer çile
ve yeri geldikçe de gözyaşı karşılığında vadediyor.
Ve bu yüzden, sırtına bu günden sonra yüklenecek
HAYIRLI YÜKLER KONUSUNDA,
SENİ BİLGİLENDİRMEYİ BİR BORÇ BİLİYOR
KUR’ANTUM LEVH-İ MAHFUZ.”
“Kura’an’I Devrim Levh-I Mahfuz, düşünülüp taşınılarak yazılabilecek bir kitap değil. Evde herşeyin hazırdır. Müziğin seçilmiştir, kahven demlenmiştir.
Ortam harika ötesidir. GELMEZ. 2 AY GELMEZ.
Sonra, hiç beklemediğin anda, yürüyüşteyken örneğin, bilgi yağmaya başlar üstüne. Eve zor yetişirsin. Yürüyüş parkurundan, fena halde tuvaleti gelmiş gibi evine doğru koşturan o biri sensindir.
Frekans yoksa Kur’antum Levh-I Mahfuz da yoktur.
Frekans olmadan yazdığın şeyler, harf çizimlerinden, şekillerden ibarettir. Mana içermez. Anlamı olsa da MANASI yoktur. Akış yoktur ama sen akıtmak istersin. Aslında belki de sen akıtmak istiyorsundur. Olmaz da olmaz. Yazdığından kendin utanırsın.
Ama sonra kendini bulduktan sonra öyle bir akışa boğulursun ki…
Bu sefer de kalemin yetişemez sana. Ellerin ağrır. Gözlerin kurur. Karnın acıkmış, kimbilir kaç saat olmuştur tuvalete bile gidememişsindir. Bolluk zamanlarının da kendine göre derdi vardır. Akıtabildiğinden fazlası akarrr. Görevini yapamadığın hissiyle doldurur seni. Korkunç bir vicdan azabı içine girersin.
Oldum olası en çok istediğim şey,
bu zamanlarda daha da şiddetle istediğin birşey halini alır.
BİR BEDENİM OLMASA…
Bir ruhtan ibaret olsam keşke.
Bağlayamasa hiçbirşey beni.
Kendim için yaşamanın utancından sıyrılsam tümüyle.
Yardımımın dokunabileceği her yere ışık hızında ulaşsam.
Ihtiyacı olanın kulağına fısıldasam.
Işçıkışı yeniden göklere çıksam.
Bulutlardan izlesem dünyayı.
Yüzü asık olanları anında görebilsem.
Yanlarında alsam soluğu.
Ona hiçbirşeyin zannettiği gibi olmadığını anlatabilsem.
Gözyaşlarını silsem.
Güldürsem yüzünü yeniden.
O saniye işim bites.
Gerisin geri bulutlarımda alsam soluğu.
Dersin. Ama olmaz.
Bu, beden damlarına mapus düşmüş bir ruhun hikayesidir.
Bir beden de yaşayan herkes, bilginin akışı konusunda sabırlı olmalıdır. Mistik, spiritual konulara girdikten sonra normallik duygusunu yitirmiş insan sayısı o kadar çoktur ki. Bilginin de haddinden fazlası zarardır. Acele etmemeli insan. Doğal akışın dışına çıkmaya çalışmamalı, hele hele telaş hiç etmemeli. Büyük düşünmeli ama, kaldırabileceğinden fazlasını da istememeli.
Yaşamayan bilmez…
Musluğu fazla zorlamamalı. O musluğun, bilgi musluğunun sapı elinde kalmamalı. Suyun tazyiki yüzünde patlarsa, HAKİKAT ırmağı, dikkatli yüzmezse boğabilir insanı. Müziğin sesi gibi aynı…
Sonuna kadar açarsan, kulak zarın patlar.
DAHA ÇOK DUYMAK İSTEDİĞİN ŞEYİN SAĞIRI OLABİLİRSİN.
Işte bu yüzden telaş etmeden, sabırla. Yavaş yavaş açmalı muslukları.”
“Benim musluklara dokunuldu Kur’an’I Devrim Levh-I Mahfuz günlerinde. Şöyle bir sendeledim. Sırtıma verdiler yükü, dizlerimin üstüne çöktüm. Bunun da altından kalkarım, nelerin altından kalktım. Ama kolay değil, hem de hiç değil. ‘neden o?, neden ben değil de o?, güvvercinler aşağı, güvercinler yukarı’ ya yazılarda… Kimi dostların seni kadim bilgilerin loto milyarderi gibi görebilir.
‘talih kuşu konmuş nasıl olduysa…’ KADİM BİLGİ, piyango usulüyle vurmaz insana. Bir düzeltmenin vaktidir.
Evet doğru, Kurantum Levh-I Mahfuz’u sen istemedin, o geldi.
Istememiş, kovalamadan kavuşmuş olmandan, bunu haketmediğim sonucuna varılıyor ki bu cehalet kaynaklı. Piyango zengini değilsin. Aksine çok ÇALIŞMIŞ, çok BİRİKTİRMİŞSİN. Yaşanmışlıklarını bir kumbarada biriktirmişsin. Işte bu SERVET, o kumbaranın içinden çıkan SERVET.
BABA parası değil, alınteri. Kur’antum Levh-I Mahfuz frekansı.
Evet sana eşsiz tarifsiz şeyler yaşattı, yaşatacak. Bunun için hamdet. Ama asla ezilme. Minnet de etme. Ben bunları hakedecek naptım diyebilirsin o dehşetle. O da cevap verir sana. Şunu, şunu, şunu yaptın diye. Ekstreni koyduğunda önüne görürsün ki, sana verilenlerin karşılığını son kuruşuna kadar ödemişsindir.”
“Bana gelince ben, buraya kayalıklara sapladığım tırnaklarımı söktüre söktüre gelmişim. Denek gibi oynatmışım kendimle. O kitabın her satırını yaşatmış bana. Varlığın içinde yoklukta yüzdürmüş beni senelerce. Mut-luluk paranın konusu değildir sayfası için sırf. Kilo vermenin yolunu, kilo alanlar göstermeli demiş, 100 kiloya çıkarmış beni, cümleyi yazdırınca da indirmiş. Her satırını uygulamış üstümde. O kalem, O kitabı, derime dağlamış benim. Kaleme ve satır satır yazdıklarına diye boşuna dememiş…
‘Kağıt veya DERİDEN oyularak çıkartılmasıyla…’
Bunun nasıl bir duygu olduğunu anlatmak çok zor. Acı çekmek gibi birşey değil bu. Ruhsal sıkıntı gibi de değil bu. Bir tarifsiz yük bu. Ama kartı…nı anlatan kitap, yazanına çektirmez mi okkalı bi AMA KARTI?
BANA ÇEKTİRDİĞİNİ BİR O BİLİR, BİR BEN BİLİRİM
Perdeyi kaldırır önümden.
Herşeyi serer gözlerimin önüne.
Cennet’ini gösterir bana.
Sıçrarım gördüğüm güzelliğin önünde.
Cennet’ine iltica etmeye teşebbüste bulunurum.
Bilmez mi kaçmak isteyeceğimi,
Ruhumu okur O.
Koltuğuma çoktan zincirlemiştir beni.
Kalkamam da kalkamam.
Ne burayı yaşamama izin verir,
Ne oraya adım atmama.
Suyun altında kanat çırpar dururum bir yaşam boyu.
Ikisinde birden olmak, hiçbirinde olmamaktır aslında.
Bunu bilir ama, TEKAMÜL koymuştur bir kere adını.
Ve şimdi…
Okunmamış 1 yeni mesajı var herkesin.
KİŞİLER KATINDAN ÇEKİLMELİ ARTIK HERKES
Sen/ben hitabını kaldırmalı
Cümle içinde kullanacak olursak;
Hiç görüşemiyoruz dememeli mesela.
Hiçbir zaman ayrılmadık ki demeli.
Senlik-Benlik duygularıyla dolu o bodrum katından çıkmalı herkes.
Teras katımıza buyurmalı.
Hiç ayrılmadığımız.
Tek ve b1r olduğumuz.
Insanlığa hizmette kusur etmemenin,
Tek telaşımız olduğu,
Bu sonsuz mutluluk katına gelmeli.
Sendin, bendim bırakmalı bunları.
KUR’ANTUM YÜKSEK ENERJİ FAZINA HOŞ GELMELİ.
SEFA GELMELİ.
Hazırlığını çok iyi yapmalı.
Dört dörtlük ön-hazırlık bekleniyor ruh taşıyan herkesten.
A r I n m a bekleniyor.
Arınmayanlarımız, arındırılacak.
Ve farkında bir ruhun tercihi her zaman birincisi olmalı.
Senin terkedemediklerin terkedecek seni.
Bırakmadıkların bırakacak.
Çok büyük kopmalar,
En büyük buluşmalar,
Dualar, hayaller,
Istenenlerin gerçekten istenip istenmediğinin anlaşılmak istenmesi,
Ruhun tamtamlarının davulun derisini patlatırcasına çalmaya başlaması.
Ilmik ilmik çözemediğin düğümlerin,
PATLATILARAK yolunun açılması.
Acı, keder, mutluluk, bedel,
Gözün aydın, yolun açık olsun.
KUR’ANTUM LEVH-İ MAHFUZ YÜKSEK ENERJİ FAZI:
Tüm insanlığa ve canlılığa hayırlı olsun.
(buRAK özDEMİR’ e anlatımları ve yaşattığı farkındalıklar için teşekkür ederiz.)
( Kur’antum Kur’an-I Devrim 313.s )
Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Sevdiklerinizle sağlıklı ve uzun yaşayın.
Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;
SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için; LEVH-İ MAHFUZ ve
REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.
Ahmet Kaya
0555 310 00 70
REİKİMASTER/TEACHER
Türkçe

Greetings! Really useful advice on this write-up! It is the small adjustments that make the biggest adjustments. Thank you a whole lot for sharing!
Check this out blog by accident and the style is of interest. furthermore, the information might be priced at to read. It’s great to understand a great number of utilizing things. And I want to present my appreciation to you.
Very good information. Lucky me I reach on your site by accident, I bookmarked it.
Everything is really open and quite clear explanation of troubles. was truly data. Your web site is really useful. Many thanks for sharing.
I’m oftentimes towards operating a blog i actually appreciate your content material. Released has really highs this appeal to. I can save your items your website or blog and additionally continue looking at for brand new advice.
It’s rare will be able to understand a problem via the internet that would be as entertaining as well as exciting since whatever you need on this site. A person’s article is going to be lovely, all your layouts are great, as well as what’s a great deal more, you select foundation which might be strongly related so what you’re writing about. You’re definitely one with a thousand thousand, congratulations!