.
.
Gözyaşlarımıza her ne nedenden olursa olsun izin vermeli.
.
Kendi kendimize hiçbir neden yokken
ağlamaya başlamamız biriktirdiğimiz duygusal yükten
azda olsa kurtulduğumuzun bir işaretidir.
Bu gözyaşları gerçekte bizim yetişkin gözyaşlarımız değil,
çocukluğumuzda ağlayamamış olan
içimizdeki çocuğun gözyaşlarıdır.
Bu gözyaşları gerçekte,
inanç tuğlaları gibi bloke olmuş, durgun,
muhafazakar yaşamımızı sıkıntı, stres
ve acı ile zehirleyen enerjileri temsil etmektedir.
Gözyaşlarımıza her ne nedenden olursa olsun
izin vermeli ve onları akıtmalıyız.
İçimize değil, buraya dikkat, dışarıya…
Yaşayacağımız bu duygusal AN,
yetişkinlik ile içimizdeki çocuk arasındaki
enerji bağını kuvvetlendirir ve güçlendirir.
Sonunda Yapmanız gereken iki cümleyi
kendi gözlerine bakarak peş peşe sıralamaktır:
“Seni Seviyorum.”, “Ben de Seni Seviyorum.”
Artık bizi rahatsız eden, asabi ya da sinirli hissettiren
birçok küçük şey etkisizleşir.
An be an kendiliğinden gelen huzur ve keyif halini
ayrıca da zihinsel, fiziksel ve
duygusal sıkıntının azalmasını deneyimleriz.
Yaşamımız içerisindeki dramlarımız
ve yapmacık davranışlarımız
IŞIK beden farkındalığıyla,
BİZ bilincinin yaşamımıza yerleştirilmesiyle
ANDA kalma ya da ANI yaşama bilinciyle yer değiştirir.
İçimizdeki çocuk ile buluşmalarımızı ne kadar çok sıklaştırırsak,
bu çocuğun BİZİM dikkatimizi çekmek için ağlamalarını
ne kadar uzun zamandır yatıştırıp kontrol ederek
gözardı ettiğimizi hatırlamamıza yardımcı olur.
Karmaşık ve sürprizlerle dolu şu anki deneyimlerimizin,
içimizdeki çocuğun yardım çağrıları olduğunu
her AN aklımızda tutarsak ve bu çağrıya
mümkün olan her ANDA sonsuz sevgi, şefkat,
merhamet ve aşk ile karşılık verebilirsek,
farkında olmadan bundan sonraki
yaşam deneyimlerimizin kalitesini arttırırız.
Kısaca Kaderimize Kadir Oluruz.
Zira etkiye tepki değil sadece
Tanrısallığımızın farkındalığıyla karşılık veririz.
Sonuç mu?
Levh-i Mahfuz ile buluşun, yaşamınızın keyfini sürün.
.
.


Categories:
Etiketler: