KADER

.

.

KADER

“KADER, geçmişten geleceğe baktığında bir DEFTERDİR.

İçi senin tarafından doldurulmayı bekleyen boş sayfalarla doludur.

KADER, gelecekten geçmişe baktığında ise bir KİTAPTIR.

Çünkü, senin hakkındaki hüküm zamansızlık boyutunda çoktan verilmiştir. Tüm yaşamlarının bütün ANLARININ kayıtlı olduğu o kitabın kapağı hologramlıdır.

Gelecekten bugüne baktığında kapakta “NASIL TEKAMÜL ETTİM” yazar.

Bugünden geleceğe bakıldığında ise kapakta okunan “BİR ŞEKİLDE TEKAMÜL EDECEĞİM”dir.

Er ya da geç tekamül etmen… Bütün SENARYO, bu amacın bir aracıdır.”

Levh-i Mahfuz – buRAK özDEMİR

.

Hiçbir insan Tanrı tarafından yaratılan şeyleri yaratamaz

.

.

Hiçbir insan Tanrı tarafından yaratılan şeyleri yaratamaz

 .

Çevrenize bir bakın ve yaratılmışların niteliğinden

onları ortaya koyan işçinin niteliğini çıkarsayın.

Tanrısal Zekanın gücünü ortaya koyduğu

eserlerle değerlendiririz

çünkü hiçbir insan Tanrı tarafından yaratılan şeyleri yaratamaz.

İlk sebebin insanınkinden kat be kat üstün

sonsuz bir zeka olması gerektiği son derece aşikardır.

İnsan zekası tarafından ortaya konan deha

her ne olursa olsun, bu zekanın da başardığı şeylerden

çok daha muazzam bir sebebinin olması gerekir.

Sebep, yarattığı sonuçtan daha büyük olmalıdır.

İnsanoğlu ona her ne isim atfederse etsin

her şeyin ilk sebebi bu SONSUZ zekadır.

“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”

diyen bir atasözümüz vardır.

“Bu kitabın yazanı değil, ilk okuyanıyım.”

Diyen bir kişinin ortaya koyduğu LEVH-İ MAHFUZ da

bizlere Dehanın, Tanrı’nın bir hediyesidir.

 

HAKİKAT=LEVH-İ MAHFUZ.

www.izmirliahmetkaya.com

.

.

BİZ ayıkken de DELİYİZ

.

..

BİZ ayıkken de DELİYİZ

 .

Galiba hepimiz, evet istisnasız hepimiz DELİYİZ,

hem de zır DELİ.

Aslında bu deliliğin sırrını bir çözebilsek,

bundan daha yüce bir zenginlik olamaz.

Deliyiz diyoruz çünkü doyumsuzuz.

Al al al al al…

bıkıp usanmadan, tutku dolu bir arzuyla

çevremizi bir radar aleti gibi tarayıp eşya ve insanı

ya da insanları hatta tüm canlıları tüketiyoruz.

Niçin açgözlülükle hiç durup dinlenmeden bu dünyayı tüketiyor,

 insanları, çocukları ve hayvanları istismar ediyoruz?

Bizler neyin delisiyiz acaba?

Deli olmasak böyle davranışlar sergileyebilir miyiz?

Uzaydan baktığımızda, gönlümüzü muhabbetle titreten

şu hassas ve muhteşem, mavi-yeşil gezegeni,

üzerinde yol aldığımız şu gemiyi bile bile delebilir miyiz?

 Düşünsenize, hangi aklı başında insan,

bir gün önce büyük bir istekle

sahip olmaya çalıştığı bir EŞYAYI ertesi gün çöplüğe atar?

Hangi akıllı kadın dokuz ay karnında taşıdığı,

özlemle sarıp sarmalamayı bekleyerek geçirdiği

günlerin ardından, bir bebeği doğum sonrası

tuvalet penceresinden merdiven boşluğuna bırakır?

Hangi aklı başında bir adam bir gece önce ateşli bir şekilde

ilanı aşk ettiği bir kadını, şehvetini tatmin ettikten sonra,

adını dahi unutacak kadar umursamaz?

Dikkat edin, balkonda kafayı çekerek

efkar dağıtan kardeşimizle aramızdaki fark,

o sarhoşken deli olduğuna inanırken,

yani yaşayabileceği tüm fantezileri ciddiye alırken,

BİZ ayıkken de DELİLİĞİ yaşıyoruz.

İnsanlığın en çok hatta en sık maruz kaldığı

RUHSAL rahatsızlık DEPRESYONDUR.

Depresyonun temelinde tatmin olmayan istek

ve arzular zinciri vardır.

Bu arzular kişisel veya nesnel dünyaya yönelik olabilir.

Arzuyu ortadan kaldırabilirsek,

daha doğrusu yönünü ya da akışını değiştirebilirsek,

depresyonda kendiliğinden çözülür.

Peki, depresyonun en etkili silahı nedir diye sorsanız.

Bunun yanıtı gözlerinizi kapatın,

derin nefesler alarak sadece ve sadece

nefesin vücudunuza giriş çıkışını gözlemleyin,

hissedin, zihin bardağınızın boşalmasının ardından,

yalnızca izleyin ve tadını çıkarın.

Yani meditasyon yapın, sukut içerisinde.

Deneyimleyeceğiniz bu ANLAR,

kişiye bambaşka duygular ve

farklı, rasyonel bir bakış açısı kazandırır.

Işık beden bilinci, boşalan zihin bardağınızı

ilham ile doldurarak fark edilemeyen ayrıntılara ışık tutar,

artık yaşamınızda farklı görüş ve bakış açıları oluşmuştur.

Ve siz artık OL’ursunuz.

Körlerin el yordamıyla çevrelerini yoklamaları gibi,

arayışların peşinde, guruların ardında,

seminer salonlarında,

ACILAR içerisinde ömrünüzü tüketmeyin.

FARKINDA OLUN.

 BİLİNC sıçramasını size yaşatacak tek kaynak:

LEVH-İ MAHFUZ.

 

. 

www.izmirliahmetkaya.com

.

.

KENDİNE ÖNCELİK VERMEYİ BİLMELİSİN

.

.

KENDİNE ÖNCELİK VERMEYİ BİLMELİSİN

 .

Yapabileceğiniz en önemli şey kalbinizin sesini dinlemek

ve ona uygun davranmaktır.

Herhangi bir şifa kavramının uygulayıcısı olabilirsiniz.

Belki bir belki de birden fazla

şifa kanalına uyumlanmış olabilirsiniz.

Sonuçta siz Levh-i Mahfuz ile buluştuysanız, şunu bilmelisiniz;

her biriniz bir ŞİFA türünün anahtarını

özünüzde barındırıyorsunuz.

Kısaca aktaracak olduğunuz enerjiye

artık Levh-i Mahfuz bilinciyle sizler

kanal değil bizzat kaynağısınız.

Özde ŞİFACISINIZ.

Her biriniz bir şifacı olarak, kendinizi,

henüz farkına varamamış olan diğer insanlara

yardım etmeye o kadar kaptırıyorsunuz ki,

kendinize öncelik vermeyi unutuyorsunuz.

Şifacı olarak bencil olmaya karşı

büyük bir direnç vardır içinizde,

ama bu durumda şunu idrak etmelisiniz;

KENDİNİZİ ENERJİ AKIŞININ EN ÖNÜNE YERLEŞTİRİP, DİĞER İNSANLARI BUNDAN YOKSUN BIRAKMAK BENCİLLİKTİR; SİZ ŞİFACILARIN KENDİNİZİ ENERJİNİN EN ÖNÜNE KOYUP DİĞER İNSANLARIDA BU ENERJİDEN ŞİFALANDIRMANIZ DİĞERLERİNE DAHA FAZLA ENERJİ AKTARMANIZI SAĞLAYACAKTIR.

Levh-i Mahfuz bilinciyle aktarılacak bu şifa yöntemi

farkında olan her bireyin rahatlıkla kullanabileceği bir enerjidir.

 Aradığınız sembol ve matra ise, onuda Levh-i Mahfuz

zaten sizlere sunmaktadır.

ELİF-LAM-MİM.

Bu sese kulak verin, onlar önce dünyanızı

daha sonra da DÜNYAYI değiştirecektir.

Bu durumu kabullenmek bazılarınız için zor olabilir.

Ama siz Levh-i Mahfuz ile buluştuysanız,

o yöntemin orada olduğunu bilirsiniz,

tutkunuzun ne olduğunu kalben hisseder bilirsiniz

ve onu kullanamadığınızdan dolayı düş kırıklığı bile yaşayabilirsiniz.

 Şimdi arkanıza yaslanın, rahat bir nefes alın.

O enerjiyi, o tutkuyu, o bilişi kalbinizde tutun

ve gerektiği şekilde, Levh-i Mahfuz’un size öğrettiği şekilde

bir aynanın önüne geçerek haykırın.

Size sanki olan biteni uyduruyormuşsunuz gibi gelse de,

kalbinize, o enerjiye güvenin,

kalbiniz ile tartın duygularınızı, inançlarınızla değil.

Kısaca enerji akışınıza güvenin

ve bundan sonraki yaşamınızın keyfini sürün.

Her biriniz artık bu bilinçle fark yaratabilirsiniz,

sadece kendinize güvenin yeter.

O bilişi, o SEVGİYİ sürekli kalbinizde tutun.

Çünkü tekamülünüzün bu aşamasında

sizler birbirinize yardım ederek yükseleceksiniz.

Çevrenizdeki insanlarla işbirliği içine girin.

Onların da bu bilince ulaşması için yardımcı olun.

Onları LEVH-İ MAHFUZ ile buluşturun.

 .

www.izmirliahmetkaya.com

.

.

İNSAN OLMAK

.

.

İNSAN OLMAK

“Özgür yaratılışlı İNSAN RUHUNUN varoluş dermanı ÖZGÜNLÜKTÜR.

Sonsuz ruha yakışan özgün bedenler giymek, özgün hayatlar yaşamaktır.

İnsana dair yaratılan her bir unsur ÖZGÜN’dür.

İnsanın, grafik tasarım sanatının sınırlarını zorlarcasına her bir yenidoğanda

bambaşka bir suretle dünyaya gelmesi, yaratıcının ÖZGÜN ismine bir vurgudur.

Her yaratımında özgün davranan bir yaratıcının, RAB kimliğiyle

senden özgün değil sıradan, ortalama ve standart olmanı beklediğinin sanılması,

İnsanlık Tarihinin en büyük VESVESESİDİR.

İNSANOĞLU, bu vesveseyi yenecek gücü kendinde bulduğu ölçüde İNSAN olur.”

LEVH-İ MAHFUZ  – buRAK özDEMİR

.

.