Artık kafanızdaki sese ya da düşünceye kahkahalarla gülebilirsiniz
.
Artık kafanızdaki sese ya da düşünceye kahkahalarla gülebilirsiniz
.
Sadece içinde bulunduğunuz ANIN
yoğun bir biçimde bilincinde olmak için,
dikkatinizi her AN meşgul olduğunuz uğraşının
detaylarına yönelterek, düşünce akışınızda
bir kesinti ya da bir boşluk yaratabilir,
böylece yaşamınızın her anında
izleyici ve dinleyici olabilirsiniz.
Bu durum çok derin bir doyum veren bir şeydir.
Bu şekilde, bilincinizi zihin bardağınızın dışında tutarak,
son derece uyanık ve farkında olduğunuz,
ama düşünmediğiniz, bir düşüncesizlik boşluğu yaratır,
gözleriniz yani kameralarınız açıkken bile
meditasyon yapabilirsiniz.
Bu içinde bulunduğunuz her ANI doyasıya yaşamaktır.
Levh-i Mahfuz ile çıkacağınız yolculukta
tek ve en önemli adım,
zihin bardağınızı boş tutmak
hatta zihin bardağınız içindeki yaşanmışlıklar,
kaygılar, korkular, endişeler, inançlar, dayatmalar
ve yasaklarla bütünleşmemeyi öğrenmektir.
Sonuçta bir gün kendinizi,
kafanızdaki sese ya da düşünceye
gülümserken bulabilirsiniz.
Bu durum sizin artık zihninizin içini dolduran şeyleri
ciddiye almadığınızı gösterir.
Artık benlik duygunuzun ona dayanmadığının bilincindesinizdir.
Bundan sonraki yaşamınızda,
her türlü eyleminizin detaylarına odaklanarak
ANDA kalabilir ve bu davranışınızı
bir amaç haline getirip uygulayabilirsiniz.
Mesela, sabah kalktığınızda,
lavabonun başında ellerinizi yıkarken,
bu eylemle ilgili tüm duygusal algılara,
suyun sesine ve verdiği hisse,
ellerinizin hareketine,
suyun parmaklarınız arasından akışına
ve lavabonun farklı yerlerine sıçramalarına,
suyun lavabo yüzeyine vuruşundaki hareket ve seslere,
kullandığınız sabunun ellerinize verdiği hisse ve kokusuna,
sabun köpüğündeki kabarcıkların varlığına
ve suyla birlikte lavaboya akışlarına dikkatinizi verin.
Ya da yemek sofrasında geçireceğiniz her anın
detaylarını irdelerken, tatlara, kokulara,
ağzınızda oluşan mutluluğun
kaşık çatal ya da bunların tabaklarla olan buluşmalarında
çıkan seslere kilitlenin.
Veya çarşı Pazar gezerken,
yaşamın akışı içinde olan her türlü canlı cansız varlıkların
sizinle ya da çevresindekilerle olan ilişkilerinden
size yansıyanları yargılamadan, düşünmeden
sadece duyularınız ile keyifli bir şekilde izleyin ve dinleyin.
Zihninizin sesini kısabildiğiniz sürece,
o sessizliğin ötesinde sessiz ama güçlü
bir mevcudiyet duygusunun farkında olun.
Levh-i Mahfuz ile yaptığınız ya da yapacağınız yolculuğunuzun
tek bir ölçüt derecesi olacaktır ki,
o da içinizde duyacağınız HUZURUN derecesidir.
Artık kafanızdaki sese ya da düşünceye
kahkahalarla gülebilirsiniz.
.
İÇİNDEKİ ÇOCUĞU BUL…
.
İÇİNDEKİ ÇOCUĞU BUL…
Gözlerinizi kapatın.
Bütün dikkatiniz bedeninizde.
Oturduğunuz yeri hissedin.
Derin birkaç nefes alın ve verin.
Şimdi kalbinize odaklanın.
O büyük sevgiyi hissedin.
Şimdi kendinizi küçültün ve kalbinizin içine girin.
Kalbinizin içinde bir yerde
-içinizde var olan çocuğun yaşadığı-
bir odaya açılan bir kapı var.
Kalbinizin duvarlarında bu kapıyı aramaya başlayın
ve onu bulduğunuz zaman kapının önünde durun.
Şimdi altın renkli bir kapının önünde duruyorsunuz.
Bu kapının arkasında sizin içinizdeki çocuk yaşıyor.
Şimdi siz onunla yüzleşmeye hazırsınız.
Derin bir nefes alın ve kapıyı açın, içeri girin.
Odayı inceleyin.
Nasıl bir oda?
Küçük mü büyük mü?
Çocuk nerede?
Çocuğu bulun ve ona bakın.
Belki çocuk biraz kızgın.
Belki kendini terk edilmiş hissediyor
ya da ondan vazgeçilmiş.
Belki yalnız.
Onun yanına yaklaşın eğilin ve gözlerine bakın.
Onu kucağınıza alın.
Sımsıkı sarılın ona.
Ona neye ihtiyacı olduğunu sorun.
Belki daha çok sevilmeye, ilgiye,
değerli hissedilmeye, mutlu olmaya,
dinlenilmeye ihtiyacı var.
Tüm sevginizle kucaklayın onu
ve kendiniz olduğunu hissedin.
Onu dinleyin çünkü o sürekli sizinle konuşuyor, size sesleniyor.
Bugüne kadar onu yok saydınız onu duymadınız,
şimdi neye ihtiyacı olduğunu iyice dinleyin.
Odada onun için en güzel değişiklikleri yapın
onun rahat etmesini sağlayın.
Bu odayı sevgiyle doldurun,
eğer oda karanlıksa kocaman bir cam açın…
bir bahçesi, bahçeye açılan bir kapısı olsun,
oyun alanı olsun,
ağaçları, çiçekleri hayvanları yerleştirin bu alana,
ne istiyorsa odayı onun için düzenleyin,
ışıl ışıl parlasın odası.
Bu oda mutluluk alanı olsun,
bu küçük çocuk tekrar gülümseyinceye kadar devam edin,
ona yeterince zaman ayırın,
onunla oyunlar oynayın,
dans edin, eğlenin…
hayallerini anlatmasına sizinle vakit geçirmesine izin verin.
Keyif alın onunla olmaktan.
Onu iyice gözlemleyin…
Şimdi çocuk belki daha mutlu.
Belki hala problemleri var ama
onu tekrar ziyaret edeceğinizi söyleyin.
Ondan özür dileyin.
Bugüne kadar onu dinlemediğiniz için
onu yok saydığınız için özür dileyin.
Ona onun yalnız olmadığını,
çok değerli olduğunu, yeterli olduğunu,
güçlü olduğunu, çok sevdiğinizi, özgür olduğunu
ve artık birlikte hareket edeceğinizi söyleyin,
tekrar sımsıkı sarılın, öpün koklayın onu….
ve şimdi onunla vedalaşın.
Yavaşça onu yere bırakın ve kapıdan çıkın.
Kapıyı kapatın.
Odanın sevginizle dolu olduğunu bilerek
şimdi yavaşça tekrar kendiniz olun.
Şimdi onunla tekrar buluşmanın keyfiyle
ve artık birlikte hareket edeceğinizin bilinciyle,
derin bir nefes alın ve verin…
şimdi gözlerinizi açabilirsiniz.
Bu küçük ama bizim en çok sevdiğimiz meditasyonlardan biridir,
çok rahatlatır insanı,
siz bu meditasyonu yapmaya devam ettikçe
içinizdeki o çocukla buluşup, onunla birleştikçe,
yaralarınızı sardıkça sizde bu yaşam içinde
çok daha huzurlu ve mutlu olmaya başlayacaksınız.
Onun karanlığı aydınlandıkça sizin yaşamınızda aydınlanacak.
Güzel bir alıntı ile sonlandıralım:
“Levh-i Mahfuz, büyüdükçe küçülme sanatıdır.”
” ‘Hep çocuk kalsak ne güzel olurdu’:
O zaman çok ‘dayak’ yer, çok ezilirdik.
Gerçek birer çocuk olabilmek için büyüyoruz.
” buRAK özDEMİR.
.

Categories:
Etiketler:





