Zararlı olan şeyleri yararlı sanmayı bırakın.

Zararlı olan şeyleri yararlı sanmayı bırakın.

İnsanların kibir ve gururları
onlara hep SANDIRIRLAR.

Hakikat ile yüzleşebilmeli insanoğlu,
Sufiler, bir gönülü kırdıysan
bin kere de Hacca gitsen nafile derler.

İslam’ın özünde Tanrısallığın farkındaysan eğer,
Asıl olan şey ekonomimizin ne kadar iyi olduğu değildir;
Asıl olan halkımızın ne kadar mutlu olduğudur.

Asıl olan bir Kişi başına düşen binlerce dolar değildir;
Asıl olan her kişinin dayatmalara maruz kalmadan özgür olmasıdır.

Asıl olan herkesin Müslüman olması değildir;
Asıl olan herkesin inancını özgürce yaşamasıdır.

Asıl olan dediğim dedik olmak,
her şeyi BEN bilirim demek,
taş gibi katı olmak değil
esnemeyi ve hoşgörülü olmayı başarabilmektir.

Asıl olan toplumdaki bir kısım insanın
devletin polis gücüyle acı, zulüm
ve işkence görmesi karşısında
bir kısım insanlarında sözde mutlu olması değil,
herkesin, evet toplumdaki her bireyin
mutlu ve huzurlu yaşamasıdır.

Asıl olan öfke, nefret, kin değil
Asıl olan sevgi, merhamet, aşk ve şefkattir.

Levh-i Mahfuz yüzyılında yaşamınızda SEVGİYE yer açın.

“Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- O, elbette değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir.”
Güzel Kur’an’ın Vakıa suresi. 75,76,77,78,79,80

www.izmirliahmetkaya.com

 

Adem istese de istemese de ŞEYHTAN’IN SON GÜNÜ GELDİ.

https://www.facebook.com/photo.php?v=520707171333406


“Ya din bir mitoloji değilse?
Ya Adem, Havva ve elmayla anlatılmak istenen 
BAMBAŞKA bir şeyse? 
Ya uzak dur denilen ağaç, 
meyve bahçesi değil de LANETLİ ŞECERE İSE?
Söz dinlemediği için değil, tam tersine…
Ya Adem, Cennet’ten bir sese İTAAT ettiği için gönderildiyse?
Ya Gerçek İslam bir Başkaldırı Sanatıysa?
Ya hayat adı verilen, zincirlerinden kurtulma serüveniyse?
Ya Tutsaklık Cehennem, Özgürlük Cennet’se?
Ya Şeytan, ne haçtan korkan bir Lucifer, 
ne de taşlanarak kovalanan bir öcü değilse?
Ya Şeytan, insan zincirleyen demekse?
YA ŞEYTAN BİR İNSANSA,
VE BU İNSAN DA BİR ŞEYHSE…
BU DÜNYA NASIL BİR DÜNYA OLURDU 
ÖĞRENMEK İSTER MİSİN?

Adem istese de istemese de 
ŞEYHTAN’IN SON GÜNÜ GELDİ.
İçinden çıkaracağın Tanrı’nın, 
doğum günü şimdiden kutlu olsun.

Levh-i Mahfuz 3. cildinin kapılarını
ÖZGÜRLÜK İÇİN AÇTI. 
ARDINA VE SONSUZA KADAR…”

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/

 

 

Çocuklarımızı özel kılan şey, her birinin kendine özgü yetenekleri ve farklılıklarıdır

Çocuklarımızı özel kılan şey, her birinin kendine özgü yetenekleri ve farklılıklarıdır

Bizlerin çocuklarımızı yetiştirme
ve eğitme konusunda yaptığımız en büyük yanlış,
çocuklarımıza birbirleri gibi olmayı öğretmektir.

Onlara ne yaptığımıza dikkat edin;
çocukları bir okulda bir araya getiririz,
yaşlarına göre hepsini bir sınıfa yerleştiririz,
hep birlikte beslenmelerine izin verir,
hep birlikte teneffüse çıkarırız.
Hatta hepsine aynı ödevleri verir
ve kaydettikleri ilerlemeyi ölçmek içinde
hepsine aynı sınavları uygularız.
Bütün bu çabalarımız aslında
çocuklarımıza birbirlerine benzemeyi
öğretmekten öteye gitmeyecektir.
Dolayısıyla şu anki eğitim sisteminde öğrenciler
öylesine kendilerine dayatılanlara alışmışlardır ki,
içlerinde farklı olan çocuklarla alay etmektedirler.

Böylece çocuklarımızın yaşamlarının
bu ilk dönemlerinde bizlerin öğrettiği şey,
birbirlerine nasıl benzeyecekleri
ve benzemek için yapmaları gerekenlerdir.
Yani dayatmalar,
yasaklamalar
ve aşağılanma duygusunun
özümsetilmesidir.
Oysa çocuklarımızı özel kılan şey,
her birinin kendine özgü yetenekleri ve farklılıklarıdır.

Bizler yetişkinler olarak kendimize
bu günlerde hak gördüğümüz
Kişisel Devrimlerimizi gerçekleştirirken,
çocuklarımıza tam tersi bir uygulama ile
kısıtlama yoluna gitmemiz
hiç de mantıklı ve ahlaki değildir.
Nasıl ki Bizler birer yetişkin olarak
artık sınırlandırılmamışlığı deneyimlemeyi arzuluyor
ve bunun için her türlü dayatmaya
ve yasaklara karşı çıkıyorsak,
bunları aynı zamanda çocuklarımızdan da esirgememeliyiz.

Çocuklarınızı onurlandırın,
Levh-i Mahfuz yüzyılında Bizler çocuklarımızın değil,
çocuklarımızın Bizlerin öğretmenleri olacaktır.
Çağ artık Kristal Çocukların, İndigo Çocukların çağıdır.
Sadece farkında olun.

www.izmirliahmetkaya.com

 

İnsanlar suçluluk duygusu taşırlar.

İnsanlar suçluluk duygusu taşırlar.

Suçluluk duygusu AN itibariyle
Levh-i Mahfuz yüzyılında en yararsız duygudur.

Geçmişte tekamülümüz gereği
çok faydasını görmüş olmamıza rağmen,
artık bu suçluluk duygusunu
günlük yaşamımızdan çıkartıp atmanın zamanı geldi.
Her şey olması gerektiği gibi olup biterken
hiç kimse suçlu değildir, kısaca
ortada suç diyebileceğimiz bir kavram artık yoktur.

Deneyimlememiz gereken acı üzerinden alınacak
dersler vardır sadece ve bu böyledir.

Sizler, Ruhsal Bedenler olarak tekamül ederken,
yaşadığınız acıların anıları bile olsa,
hatırlamasanız bile, ya da rüyalarınızda
anlam yükleyemediğiniz görüntüler bile olsa,
harika anılar edindiniz.
Kısaca, muhteşem ve mucizevi anılara sahipsiniz.

Bu günlerde Evrensel Enerjiden çok söz ediyoruz,
çünkü geçmiş yaşamlarınızda olup biten
ve alınan derslerde enerjiyi yanlış kullanıyor olmamızdı.
FARKINDA OLMALISINIZ Kİ,
EVRENSEL ENERJİ AYRIMCILIKLA DEĞİL,
KARIŞIP BİRLEŞMEKLE İLGİLİDİR.

Yaptığımız ve birleştirici olan her şey
Evrensel Enerji tarafından desteklenecektir.
Yaptığımız ve ayıran, ayrıştıran her şeye karşı ise
Evrensel Enerji direnecektir.
İşte bu nedenle önce kendimizi
daha sonra da çevrenizdekileri,
şu ırktan ya da bu ırktan,
şu etnik gruptan ya da bu etnik gruptan,
bizden ya da onlardan,
sağcı ya da solcu,
laik ya da dinci,
çapulcu ya da benim vatandaşım olarak
görmeye son vermeliyiz.

BİZİ birbirimizden ayıran yanları değil,
aramızdaki benzerlikleri aramalıyız.
Hepimiz gerçekte tek KALP olduğumuzu
ve gerçekte BİR ve BİZ olduğumuzu
her AN hatırlamalı ve özümsemeliyiz.

Farkında olun yeter,
bakın Güzel Kur’an’ın o güzel ayeti
size ne anlatmaya çalışıyor.

“Böylece BİZ, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli- düzenler kursunlar diye- oranın suçlu-günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun farkına varmazlar.” En’am Süresi 123.

www.izmirliahmetkaya.com

 

Kadınlar daha uzun yaşarlar çünkü

Kadınlar daha uzun yaşarlar çünkü

Size bir taş parçası bir de bir kristal versek,
siz öncelikle taş ile değil,
kristal ile iletişim kurmak istersiniz.

Nedenini merak ediyorsunuz tabi.
Görsel olarak zihninizde canlandırdığınız
ve görselleştirdiğiniz her şeyin
farklı bir titreşim düzeyi vardır.
Kristallerde minerallerin âleminde dalga boyu
en yüksek titreşim düzeyinde olmasıyla dikkat çekicidir.

Dünyamızda kadın nüfusunun fazla oluşu
ve daha uzun yaşamaları
erkeklerin savaşlarda daha çok ölmesinden
veya aşırı stres yüklenmelerinden değildir.
Evet, kadınlar daha uzun yaşarlar
çünkü onların büyük bir çoğunluğu
titreşim düzeyi yüksek minerallerden
fazlasıyla kristalleşmiş olanlarını
boyunlarında kolye olarak takmalarından ileri gelir.
Onlar kristal kolyeleri, kristal takıları
erkeklere oranla daha çok takıp takıştırırlar.

Dünyamızda birçok farklı boyutta enerji
ve bir dalga boyu bandında bir araya gelen
birçok farklı düzeylerde titreşen
yaşam formları vardır.
Bu formlardan biri İNSANLAR,
biri HAYVANLAR,
biri BÖCEKLER,
biri BİTKİLER,
biri CİNLER sonuncusu da
KAYALARDIR. -kristalleşirler-

Spritüal alanlarda çalışan insanların çoğu,
dalga boyunun oldukça yüksek bir düzeyinde bulunurlar.
Değişim, sizin titreşiminizi yükseltebilme yeteneğinizi
kullanmanızla gerçekleşir.
Değişim, sizin kişisel DEVRİMİNİZDİR.
Levh-i Mahfuz kişisel devriminizi
gerçekleştirmenizde başucu kitabınız olacaktır.

www.izmirliahmetkaya.com