Posted by izmirliAhmetKAYA on Haziran 16, 2013

Gezi bir semboldür.
Gezi yaralıları tedavi eden baş örtülü doktor kızdır,
İşten çıkıp direnişe koşan çalışandır,
Korkusuzca insanların ortasına düşen gaz fişeğini alıp kovaya atan eş cinsel gençtir,
Parkta namaz kılan direnişçidir,
İmama mikrofon tutan komünist gençtir,
Barikata solcularla el ele malzeme taşıyan ülkücüdür,
Yemek pişiren teyzedir,
Çocuğunu direnişe yollayıp endişe içersin de haber bekleyen annedir,
Endişe etmiyormuş gibi görünmeye çalışan, gözyaşlarını saklayan babadır,
Zar zor yürümesine rağmen slogan atan dededir,
Yaralılara kapısını açan otel güvenliğidir,
Son model cep telefonuyla olayları kaydeden boyalı saçlı, ağır makyajlı fönlü kızdır,
Günlerce yıkanamamaktan ve gaz yemekten yüzü gözü kararmış kampçıdır,
İnsanlara yardım etmek için sosyal medyadan paylaşım yapan uykusuzdur,
Yaralıları taşıyan sedyecidir,
Kendisinden önce başkalarının gözüne solüsyon sıkan pasifisttir,
Önlerde direnen kürt kardeşine gözlüğünü veren Türk’tür,
Sahneden anons yapan şarkıcıdır,
Boya maskesi için para almayan nalbur, anti-asit solüsyonun nasıl hazırlanacağını gösteren eczacıdır,
İş kaygısı gütmeden direnebilen tiyatrocudur, yönetmendir, yazardır, müzisyendir,
Sabaha kadar görüntüleri montajlamak için uykusuz kalan kurgucudur,
Gerçeği arayan ve doğruları korkusuzca dile getirebilen milletvekilidir,
Şiddeti lanetleyen AKP’li dostumdur,
Allah’tan korktuğu için doğruyu söyleyen İmam efendidir,
Provokatörü korkusuzca deşifre edip parkın dışına atan kardeşimizdir,
İşinden olabileceğini bile bile otobüsünden barikat yapan şofördür,
Kanlı bıçaklı olduğu rakip takım taraftarıyla kardeşten yakın olabilen taraftardır,
Ellerinde Türk bayraklarıyla gaz cehennemine yürüyebilen ağabeyimizdir,
Ayakta duramasa bile tekerli sandalye ile TOMA’nın karşısında durabilen engellimizdir,
Her gece usanmadan cama çıkıp tencere, tava tıngırdatan amcadır,
Direnişten dönenleri cama çıkıp alkışlayanlardır,
Beyoğlu’dur, İstanbul’dur, Ankara’dır, İzmir’dir,
Bu ülkede despotluğa karşı ayağa kalkmış 77 şehirdir,
Gezi benim,
Gezi sensin,
Gezi bu vatanın tamamıdır. Bu, elimizden alabilecekleri, dozerle yıkabilecekleri, üzerine AVM yapabilecekleri bir şey değildir.
Gezi bir fikirdir. Ve fikirler öldürülemez.
Gezi bir park değil. Artık değil en azından. Gezi bir idealdir. İnsanların özgürce yaşamak isteklerinin, halk iradesinin dikkate alınmasının, hepimize ait olan değerlerin belli bir kesim tarafından talan edilmemesine karşı çıkışın maddeleşmiş halidir.
Korkmayın. Tarihi güçlüler yazsa da, gerçek bir gün mutlaka yolunu bulur.
Helal olsun bu yolda yürüyen herkese…
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2013, AŞK, bilgi, BİLİNÇ, biz, DEVRİM, DİN, evrensel enerji, insan, İSLAM, İZMİRLİAHMETKAYA, kader, KURANTUM KURAN, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, MERHAMET, mistik, mucize, NEFES, nefis, REİKİ, RUH, sevgi, ŞİFACI, tanrı, TANRININDOĞUMGÜNÜ, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Haziran 13, 2013

Bunlar “Yargılanmak” için orada değiller.
Onlar Gönlünüze alınmak, “Kucaklanmak” için oradalar; eğer bu İnsanları, Yargılamaksızın bağrınıza basabilirseniz, o zaman Realiteyi gerçekten Değiştirebilirsiniz. Şunu da bilin ki, gördüğünüz her şey, Hastalık olarak, Gücün Yozlaşması olarak, Gezegeninizin Yıkımı olarak Yargıladığınız her şey sizin bir parçanızdır. Hepsi sizin için bir “Ayna”, büyük bir yansıtıcıdır. Öyleyse, dışınızda gibi Algıladıklarınızı Yargılamamak, onların kendi içinizdeki Veçhelerle aynı olduğunu gözlemlemek gerek. Siz onu kendi içinizde Kucakladığınız zaman, dışarıda daha az bir İş yapmış olmazsınız, dışarıda bundan daha büyük bir “İş” yapamazsınız, ve böylece “Değişim” i yaratırsınız…”
Yığınlara ne kadar “Olanaksız” olarak görünse de bu Boyutun bu Gerçekliği, karşımızda maalesef aşılması gereken en büyük bir “Engel” olarak dikiliyor. Beşer İnsan ve onun Farklılıkları arasındaki çekişmenin yansıttığı bu karmaşadan çıkışın ve gerçek Barış, Huzur ve Bolluğun, ve dolayısıyla sadece hakça paylaşılmış, Sevgiye odaklı bir “Yeni Dünya” nın kurulabilmesinin tek yolu, her bir Bireyin kendi içindeki Karanlığı kucaklayıp, kendi Işığıyla Aydınlatması suretiyle olabileceği açıkça, verilen her bir Ruhsal Mesajda görülmektedir. Ama ne var ki o “Kritik Nokta” ya ulaşabilmesi için Beşer İnsanlığın, zorunda olmadığı halde, daha çok Acılar çekeceği, tüm Dünyada yaşananlar ile bu günün, “Şimdi” nin gerçeği olarak önümüze çıkmaktadır. Dileğimiz çok daha büyük ve çok daha fazla Acılar çekilmeden bu Gerçeğin kavranabileceği bir Farkındalığa ulaşılmasıdır. Sevgi ve hep Işıkla kalın.
Alıntıdır.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2013, AŞK, bilgi, BİLİNÇ, biz, DEVRİM, DİN, insan, İSLAM, kader, kadir gecesi, KURANTUM KURAN, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, NEFES, nefis, RUH, sevgi, ŞİFACI, tanrı, TANRININDOĞUMGÜNÜ, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Haziran 13, 2013

Bin Ladin Amerika’yı Irak’a getirdi diye Deccal dedik
“ÖNEMLİ. Dostlarım bu insana diktatör demeyin, mutlu oluyor ve başkanlığa 1 adım daha yaklaştığını düşünüyor. Öyle çok büyük bir hakaret olarak da görmüyorlar. Dünyada bir sürü diktatör halen var. Meşrulaşıyor.
BU İNSAN GÜCÜNÜ MÜSLÜMANLIKTAN ALDIĞINA GÖRE, ONU NİTELEYECEK KELİMENİN İSLAM’DAN BİR KELİME OLMASI GEREKİR.
Kİ DİN, ONA VERMİŞ OLDUĞU GÜCÜ ONDAN GERİ ALSIN.
VE O KELİME DECCAL’DİR.
BÜTÜN TÜRKİYE, YANİ GERİ KALAN %50 SÖZ BİRLİĞİ ETSİN VE BİR AY BOYUNCA ONA ATTIĞI SLOGANLARI DİKTATÖR DEĞİL DECCAL OLARAK DEĞİŞTİRSİN. BAKIN NELER OLUYOR. HERKESİ BU YENİ DURUMA DAVET EDELİM.
Kimilerimize Deccal kelimesi ağırmış gibi gelebilir. UNUTMAYIN. Bu insan daha geçen ay gittiği ABD’de, ABD ordusunu bir Müslüman ülkeyi işgale davet etmedi mi? Ve bunu sadece çizilen karizmasını düzeltmek için yaptı, bunu da unutmayın. Sırf onun dayılanmasını takmadıkları için Ortadoğu’yu ne hale getirmeye çalıştı. Hıristiyanlar durdurdu. Karşısında Barack Obama buldu. Ya bir George W. Bush bulsaydı?
Bin Ladin Amerika’yı Irak’a getirdi diye Deccal dedik, Suriye’ye getirmeye çalışana başka ne diyebiliriz?
O kültürün, o çevrenin, o zihniyetin en anlayacağı tabir budur.
Kelime dağarcıklarında bu insanı niteleyebilecek başka bir kelime bulunmamakta:
DECCAL”
https://www.facebook.com/dogumgunu.kitapcisi
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2013, bilgi, BİLİNÇ, biz, DEVRİM, DİN, insan, İSLAM, kader, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, nefis, RUH, sevgi, ŞİFACI, STRES, tanrı, TANRININDOĞUMGÜNÜ, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Haziran 13, 2013

ÇARŞI’dan halka :
” Karamsar olmamamız ve direnmeye devam etmemiz gerekiyor; Sayısız karamsar “bitti artık,” mesajı okuyorum. Ayıptır sorması, ne bekliyorduk? Tek başına 800 milyon dolar servet yaptığı koltuğunu, bir emriyle parmağında oynattığı memleketi, etrafını saran dalkavuk kul ordusunu ilk protesto çığlığında bırakıp gitmesini mi? Elbette zor olacak. Elbette uzun sürecek. Elbette maddi-manevi nefesimiz kesilecek. O geri dönüş noktasını geçti, artık yalnızca ileri gidebilir. Daha sert, daha provokatif, daha zalim olabilir, başka şansı yok. En tepeye gitme şansı kalmadı, düşüyor ve düşerken herkesi çekecek. Dolayısıyla, direnişe evinize bayrak asarak, Facebook’ta “sıkıldık artık,” yazarak bile destek verdiyseniz, artık tehlikedesiniz. Bizler de geri dönüş noktasını geçtik. Devam etmeme lüksümüz yok. Durursak, kaybederiz.
Durursak, kayboluruz…
Meydanlara çıkın. Çıkın. Meydana çıkmıyorsanız bankalardaki paranızı çekin. Harcamalarınızı en aza indirin. En ucuz GSM tarifesini alın, mahalle esnafından alışveriş edin, dışarıda yemek yemeyin, AVM’lere girmeyin, kredi kartınızı kullanmayın, internetten alışveriş yapmayın. Gerekmedikçe kredi almayın, elektroniğe ve lükse para harcamayın, faturalarınızı elle yatırın. Tek mum ışığının altında memleket kurtaranları hatırlayın. Bir parti seçin ve onlara biraz para, bol bol zaman ve iş gücü yatırımı yapın. Kötünün iyisi de olsa olur, yeter ki en kötü olmasın. Yeni oluşumlara mı inanıyorsunuz? Destek verin. Demokrasi sandık değildir. O sandığın temsil ettiği değerlerdir. Oyunuz sayılmıyorsa, dört yılda bir gidip atmanızın bir önemi yok. Bu iş kısa sürmeyecek ve sabırla, akılla çözülecek. Dayanın. Biz dayanabiliriz. O dayanamaz. Hareket etmek zorunda. İlerlemek zorunda. “Ben büyüğüm,” demek zorunda. Etrafı aleyhine çalışan politikacılarla, arpa bekleyen iş adamlarıyla, ilk tökezlemesinde sırtına bıçağı saplayacak lobilerle dolu. Biz? En kötü biber gazı, cop yeriz, tutuklanırız. Beş yıl sonra bütün memleket açık cezaevine benzeyecekse, bugün hapisten korkmanın bir anlamı var mı? Dayanın. Birbirimize, ve zulme.” ÇARŞI
Altına imza atılacak bir çağrı.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2013, AŞK, bilgi, BİLİNÇ, biz, DEVRİM, DİN, insan, İSLAM, kader, kadir gecesi, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, nefis, öğrenmek, REİKİ, RUH, sevgi, ŞİFACI, tanrı, TANRININDOĞUMGÜNÜ, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Haziran 13, 2013

ŞEYHTAN’IN SON GÜNÜ
“ŞSG’nin çok önceden yazılmış bölümlerinden bir paragraf paylaşacağım birazdan. Şimdi gördüğümde inanamadım, sanırım siz de şaşıracaksınız.” buRAK özDEMİR
DONA
Karşı ideolojiler tarafından yönetilmek, bir boyun eğme davranışı değildir. Bu noktadaki ‘diklik’ açısının doğru ayarlanması kritik önemdedir. Ne demokratik gerçeklere isyan etmek ne de demokratik gerçeklere biat etmek, arzulanan davranışlar değildir. Karşı ideolojiler tarafından yönetilenlerin, bilmesi gereken birinci gerçek, bu gecenin bir de sabahının olduğudur. Ne bu geceye ne de dün sabahla benzemeyen, yepyeni bir sabah…
Kendini böyle gecelerde bulmuş bir tekâmül tanrısalına yakışan yol haritası, tercih etmediği ancak varlığına isyan da etmediği karşı dünyaya ‘SEN BURADASIN’ diyebilme erdemini kendinde bulmasıdır.
Bu erdem, yürekli ikinci cümleyle gerçek anlamını bulacaktır:
AMA BEN DE BURADAYIM!
DONA
Halen, Tanrı’nın terkettiğini zannettiğin bir dünyada yaşamaya devam ediyorsun. Bu terkedilmiş tren ilerideki uçurumdan aşağı yuvarlanacak diye oturduğun koltuktan hopladığın sırada ileriye iyi bak:
Boş zannettiğin makinist koltuğunda beni göreceksin ve dikiz aynasında gördüğüm telaşlı yolcularıma gülümsemeye devam ediyor olacağım.
Ben, yani Rabbın küçüğüm.
Bitmek bilmez endişelerini dindirir mi bilinmez. Şu senet hükmündeki sözlerimi bir yere asıp, istediğin tarihte benden hesap sorabilirsin.
Kişilerin ne niyetler, hangi yollar üzerinde olduğuna bakılmaksızın,
sana verilen kesin söz şudur:
DÜNYADA DAĞLAR YÜRÜTÜLÜNCEYE,
YERYÜZÜ UNUFALANMIŞ BİR TOPRAK OLUNCAYA KADAR
CUMHURİYET TÜRKİYESİ BÖLÜNMEYECEKTİR.
HAKİKATİN DİNİ İLE BULUŞACAK OLSA DA,
TÜRKİYE BİR DİN DEVLETİ ASLA OLMAYACAK,
BUNUN OLMASINA BU DİNİN KENDİSİ İZİN VERMEYECEKTİR.
DONA
Bunun dışında, facebook profilerinden akıtılan nefret konusunda şunu hiç unutmamanı tavsiye ederim. Ülkeler, bilgisayar başında kurulmamıştır. Ve bu nedenle bilgisayar başında kurtarılamazlar. Demokratik olarak fikir ve eğilimlerin en net olarak, edebiyle ifade edildiği bir platform olması gereken Facebook, bir vatan kurtarma aygıtı değildir. Eylemleri olanlar için harika bir vasıtadır.
Nefret akıttığında vücudunu kaplayan ‘ülkemi kurtarıyorum’ hislenmesinden arınmanda yarar vardır. Bu metinleri yazdığın sırada kalçalarının üzerinde OTURUYOR OLDUĞUNU sakın unutma. Söylem, politikacıların yaşam biçimidir. Gerçek Muhalif aktivisttir. Polis taşlamanın ise aktivizimle yakından bir ilgisi yoktur. Kimsenin fiziksel canını yakmayıcı, yaratıcı eylemler bulabiliyorsan seninleyim küçüğüm. Bunun dışında Mustafa Kemal ruhunu,
Türk,
Övün,
Klikle,
Beğen’e
indirgemene de, sıcak bakamayacağımı bilmeni isterim.
Ben, kaybettiğin ‘Çalış – Güven’in bir hatırlatıcısıyım.
Türk, İnsanlığınla Övün, Üretmeye Çalış, Tanrı’na Güven…
https://www.facebook.com/dogumgunu.kitapcisi
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2013, AŞK, bilgi, BİLİNÇ, buRAK özDEMİR, DEVRİM, DİN, evrensel enerji, insan, İSLAM, kader, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, MERHAMET, mistik, mucize, NEFES, sevgi, ŞİFACI, tanrı, TANRININDOĞUMGÜNÜ, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış