SÖZCÜKLER ve SEMBOLLER

SÖZCÜKLER ve SEMBOLLER
Her sözcük belli bir varlığı belirtir.
Semboller ise açık uçludur.
Belirtmez, ayırt etmez

sadece ŞEYLERİ
bir diğeriyle kaynaştırır.

Bu nedenle imgelerken
ya da hayali figürlerle
bağlantı kurarken
rasyonel olmayan
ve sıradan mantıksal alışkanlıklarımızı
takip etmeyen şeyleri
kabul etmeliyiz.

İnsanların sembolleri
kendiliğinden üretmesi
çok ilginç ve inanılmazdır.
Bir kalem veya fırça ile oturup
bir sembol yaratmak
gerçekten çok ama çok zordur.
Bu denendiğinde,
reklam veya diğer
propaganda araçlarında olduğu gibi
sadece bir İŞARET
ortaya çıkarılabilir.

Bir işaret, tek bir mesaj taşır,
sembol ise birçok anlam taşıyabilir.
Semboller bilinç dışında yaşar ki,
bilinçdışı kavramı bile
aslında bir semboldür.

Her gece hayalinizde ya da
derin uyku halindeyken
semboller doğal olarak belirir
çünkü semboller gelirler,
yaratılamazlar.
Hayaller varlığımızın farklı enerjilerini
bilinçdışında daha önceden
var olan sembolleri
kullanarak bütünleştirir.

Eğer rüyanızda geçen gece
akşam yemeğinde yediğiniz
BAKLAVA tatlısını görürseniz,
gördüğünüz rüya size
BAKLAVAYI bir sembol olarak
sunuyordur.
Size zaten bildiğiniz
akşam yemeği menüsünü
göstermiyordur.

Bir sembol bilinçli akılda
ayrı veya hatta çelişkili gözüken
nitelikleri, fikirleri ve deneyimleri
bir araya getirir.

Dikkat edin,
sembolik davranışları seçerken
düşündüğünüz kadar da
özgür olmadığınızın farkında olun.
Sembolik bir hareket
en basit sözcüklerle,
BİR ŞEYİ YAPMADIĞINIZ
ZAMAN DA YAPMAKTIR.

Eğer bunu bilinçli yapmayı öğrenirseniz
kendinizi önemli bir şekilde
özgürleştirmiş olacaksınız.
Bilinç düzeyinizi bir üst basamağa
sıçratmak için
LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun.
Bilmelisiniz ki, zamanın da,
bilinç düzeylerinin konumu itibariyle
milyarlarca insan
dünyayı tepsi biçiminde bilerek
bu dünyayı terk etmişlerdi.
Zamanında bilinç düzeyleri
konumu itibariyle bir sürü insan
kız çocuklarını diri diri toprağa gömer
ve bu eylem olağan sayılırdı.

Artık zamanı geldi, sizlerde 
BİLİNÇ SIÇRAMASI yaşayarak 
şu anki sistemin dışında 
kendinizi daha huzurlu 
ve mutlu hissedebileceğiniz 
bir bilinç düzeyinin 
varlığını kabullenmelisiniz. 
Gerçek çok basittir. 
Sadece HAKİKAT ile buluşun. 
HAKİKAT LEVH-İ MAHFUZ’dur. 

www.izmirliahmetkaya.com

 
 
 

DÜŞÜNME, İMGELE

DÜŞÜNME, İMGELE

Düşünmeyin,
düşüncenin yarattığı
etkilerden biri de

tıbbi araştırmalarda
plaseboların
kullanılmasıyla sağlanır.

Plasebo,
doktorlar tarafından
etkili bir ilaç olarak yutturulan,
zararsız, sahte bir ilaçtır.
Plasebolar, bir kontrol grubuyla
çalışıldığında kullanılır
ve hasta bunun gerçekten
uydurma bir ilaç olduğunu
kesinlikle bilemez.

Sonuç, plaseboların
sık sık işe yaradığı
bilinen tıbbi bir gerçektir.
Hasta kendisine geçerli
ve etkili bir ilaç verildiğini düşünür
ve buna İNANIR.
Hasta iyileşmiştir.
Zira, hastanın zihninde
bir ilerleme beklentisi uyandırılır
böylece, gelecekte
sağlığa kavuşma gerçeği
ZİHİNDE İMGELETİLEREK yaratılır.

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun. 
Bilinç sıçramasını yaşayın. 
Efsane diye dillendirdiğiniz 
Lokman Hekim bilincinin 
farkında olun.

www.izmirliahmetkaya.com

ENDİŞELENMEK kötü bir alışkanlıktır

ENDİŞELENMEK kötü bir alışkanlıktır. 

Birçok insan uzmanlaşıncaya kadar
endişelenme uygulaması yaşar.

Geçmişte ters giden şeyleri düşünür
ve bu hoş olmayan anıları
ve davranışları geleceğe de
uygulamaya başlar.
Fark edilemeyen nokta,
geçmişin olumsuz hayallerine kapılarak
aslında olumsuz bir gelecek
yaratma konusunda
adım atıyor olmanızdır.
Tabi ki durumu
daha da kötüleştirmek için,
endişe bağımlısı, bilinçli bir
ENDİŞELENMEYİ BIRAKMA çabası
göstermeye çalışır ki şüphesiz,
bu da işe yaramaz ve başarısızlık
sadece daha çok gerilim
ve travma yaratır.
Ve gerilim de endişe atmosferini arttırır.

2012 yılının artık 
son günlerinde sayılırız. 
Bilincinizin sıçrama yapması 
yani KİŞİSEL DEVRİMİNİZİN 
gerçekleşmesi için 
LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısınız. 
Farkında olmalısınız. 

Zihninizde ne zaman 
olumsuz bir imaj belirse, 
olumlu ruh halinize 
katkıda bulunacak 
ve iyi bir imgeyi başlatacak 
zihinsel bir davranış geliştirin, 
İMGELEYEREK YARATIN. 
Olumsuz imajlarınızı, 
harekete geçirici 
bir tepki olarak kullanın. 
İnanın düşündüğünüzden 
çok daha kolay olacaktır. 
Levh-i Mahfuz ile buluşun, 
farkında olun.

www.izmirliahmetkaya.com

Çevrenizde ve içinizde NELER olduğuna dair hiçbir fikriniz yoktur

Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek 
EGOSAL bir hatadır.

Çevrenizde olup bitenlerin,
içinizde olan her şeyin,

bilinçli ya da bilinçsiz,
farkında olmanıza olanak yoktur.

Aklınız ve bedeniniz şu anda
bunun farkında bile değildir.
Hayatta var olabilmek için
soluduğumuz şu hava da bile
radyo dalgalarından,
farklı frekanslardaki yayınlardan
hatta farklı düşünce formlarından
yayılan görünmeyen sayısız
sinyal bulunmaktadır ve sizler
bunların hiçbirini bilinçli bir şekilde
algılayamazsınız.
Çevrenizde ve içinizde
NELER olduğuna dair
hiçbir fikriniz yoktur.

Tam şu anda kendi gerçeğinizi yaratmakta ve yaşamaktasınız ama bu olay bilinçli bilginiz ya da kontrolünüz dışında, bilinçsizce olup bitmektedir. İstediğiniz kadar olumlu düşünün gene de yaralanacak ve acılar çekeceksinizdir. Yaratıcı olan sizin bilinçli zihniniz değildir. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz, değil mi? Her şeyi kontrol altında tutamazsınız. Olup biten her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir hatadır. Özgür iradenizle seçim yapmak sizin elinizdedir ama kontrol sizin elinizde değildir. Yaşamınızda neleri deneyimleyebileceğinizi seçmeye karar vermek için zihninizi kullanabilirsiniz ama onu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız çünkü kontrol edilemezler.

Bu noktada sizin için
anahtar sözcük,
TESLİMİYETTİR.
Tanrı’ya ya da Tanrısala teslimiyet.
Yani RUHSAL BEDEN BİLİNCİ
diyebiliriz buna.
Sizler Levh-i Mahfuz ile buluştuysanız
zaten bu bilinçtesinizdir artık.
Yaşam sizin için daha anlamlı
ve daha kolaydır.
Artık yaşamınızda önünüze çıkan her şey,
oraya nasıl geldiği hiç önemli değil,
şifalandırılmak için oradadır.
Sizin onu iyileştirmeniz için oradadır.
Çünkü sizin deneyiminizdir artık o.
Buradaki varsayım,
eğer siz onu hissedebiliyorsanız,
düşüncelerinizde onu yorumluyor
hatta yargılıyorsanız,
onu deneyimleyebiliyorsanız,
aynı zamanda onu artık
şifalandırıp iyileştirebilirsiniz de.

Eğer onu bir başkasında da görebiliyorsanız ve bu olup bitenler sizi rahatsız, huzursuz ve mutsuz ediyorsa, o şey her neyse iyileştirilmek için oradadır ve bu sizin için oradadır. Siz onu fark ettiyseniz O sizindir. Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu şifalandırır, temizler hatta siler ve onu serbest bırakabilirsiniz. Yaşamınızda karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok temizler ve iyileştirirseniz, seçtiklerinizi çevrenize hatta kendinize anlatmada o kadar açık olursunuz zira başka şeyler kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.
Biz buna zihin bardağını
boş tutma becerisi deriz.
Bardak ne kadar çok boş tutulursa,
o boşluğu Tanrısalın ya da Tanrı’nın
İLHAMININ dolduracağını biliriz.

Şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız. Tüm yapabileceğiniz olup biten her ne ise onun sorumluluğunu kabullenmektir. Onu sevmektir. Onu sahiplenmektir. Yaşamınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir. Tercihinizden dolayı sizin sorumluluğunuzdur. Sorumluluk kavramı söylediğiniz sözcüklerin, yaptığınız davranışların ya da düşündüğünüz düşüncelerin çok ama çok ötesindedir. Yaşamınızda yer alan herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içine alır. Yaşamınızda olup biten her şeyin sorumluluğunu tümüyle üstlendiğinizde, herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sorun artık sizin de sorununuz olacaktır. Ruhsal beden bilinciyle yaşamınızda karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirir ve temizlerseniz Tanrısal ile o kadar çok uyumlu hale gelirsiniz. Bu durum yaşamınızda ki farkındalığı da arttıracaktır.
Sizi her şeyin ötesinde
huzura, aşka, sevgiye
ve mutluluğa götürecek cümle
“TANRIM SENİ SEVİYORUM,
LÜTFEN BENİ AFFET” cümlesidir.
Bu cümleyi özellikle de Tanrı’ya
ya da Tanrısala söylemeniz
özünüzde ki RUHSAL BEDENİ
sarıp sarmalamış olan
inanç tuğlalarından temizler
ve sizler böylece içinde bulunduğunuz
ANIN mucizelerini yaşayabilirsiniz.

RUHSAL BEDEN BİLİNCİ,
aynı zamanda BİZ olma bilincidir.
LEVH-İ Mahfuz ile
bu bilinci deneyimlemiş olanlar
çok iyi bilirler.
BİZ bilinciyle amaç
her şeyi sevmek,
sevmek,
sevmektir.
Öncelikle kendinizi sevin,
varsa kilolarınızı sevin,
varsa bağımlılıklarınızı sevin,
aile bireylerinizi hiç yargılamadan sevin,
çevrenizdekileri özellikle de
komşularınızı yargılamadan sevin,
tabi özellikle vurgulayalım buradan,
eşinizi olduğu gibi kabullenerek
yargılamadan sevin,
çocukları sevin,
içinizdeki çocukla tanıştıysanız
onu da sevin,
çevrenizde akıp giden olayları
ve olayların kahramanlarını da
yargılamadan sevin,
kısaca gözlerinizle ve zihninizle
karşılaşabileceğiniz her şeyi
ama her şeyi sevin,
sevin,
sevin.
SEVGİ SIKIŞIP KALMIŞ OLAN
ENERJİLERİ DEĞİŞTİRİR
VE SERBEST BIRAKIR.

Unutmayın “TANRIM SENİ SEVİYORUM, LÜTFEN BENİ AFFET” demek Tanrısallığı deneyimleme dileğinizin gerçekleşmesidir. Öyleyse “seni seviyorum” deyin. İLHAM, Tanrı’dan bir bildirimdir ve o zihin bardağınızı her an doldurmaya hazırdır, yeter ki siz bardağı boş tutun. NİYET etmek ise sizin zihninizin bir oyuncağıdır. Yaşamınızda bir AN gelir, yalvarmak ve beklemek yerine RUHSAL BEDEN BİLİNCİNE girip Tanrısala teslim olur ve dinlemeye başlarsınız. Toprak bedeniniz bu deneyimi zaten hemen fark edecektir. Tüyleriniz ürperir, bedeninizi bir esinti sarar, vibrasyon çok değişiktir siz artık AN olarak başka şeyler deneyimliyorsunuzdur. İlham Tanrı’dan gelen mesajı almak ve yaşamınızda buna göre hareket etmektir artık. Çoğu zaman niyet de işe yarar. Ama niyetler egonuzun sınırlı olan görüşünü temel alarak yaşamınızı kontrol etmeye çalışmaktır. Sonuçta niyetler işe yarar ve sonuç verir, ama ilham ile kıyaslanamaz zira İLHAM hem işe yarar hem de sizi mucizeler ile tanıştırır.
“Özür dilerim, lütfen beni affet” bu cümleyi bir aynanın önüne geçerek kendi gözlerinizin içine baka baka söyleyin. Bunu bir şeyin zihin sisteminize yaşanmışlıklar ile girmiş olduğunu kabul etmek için söylersiniz. Ayrıca da başkalarına hoyratça kullandığınız bu sözcükleri kendinizden esirgememelisiniz. “Özür dilerim, beni affet” derken, Tanrı’ya içinizden size getirmiş olduğu şey için af dilediğinizi söylüyorsunuz. Dikkat edin Tanrı’dan sizi affetmesini istemiyorsunuz, Tanrı’dan size sizin KENDİNİZİ affetmeniz için yardım etmesini istiyorsunuz. Umarız anlatabilmişizdir. Daha sonra, gene aynanın önünde, gene gözlerinizin içine baka baka “Seni seviyorum, her şey için teşekkür ederim” demelisiniz. Teşekkür ederim dediğinizde siz minnettarlığınızı ortaya koyuyorsunuz. Yaşanmışlıklarınız da Tanrı ile ilgili olan her şeyin mutlak iyiliği ve hayrına olduğu için çözüleceğine olan inancınızı gösteriyorsunuz. “seni seviyorum” vurgusu tıkanık olan enerjilerin akmasını sağlar ve sizi Tanrısala bağlar. Ruhsal beden bilinci SAF SEVGİ olduğu için Tanrı’dan geleceklere açık hale gelmişsinizdir artık.

SEVGİYİ DENEYİMLEYİN, 
AŞKI DENEYİMLEYİN. 
Biz bilinci olma hali 
muhteşem tatlara boğacaktır sizleri. 
Bundan sonrası Tanrı’ya kalmıştır. 
Artık İLHAM sizi bir şekilde 
harekete geçirtecektir. 
Bu her ne ise, onu yapın, deneyimleyin. 

Bu sözcükleri sevgiyi deneyimlemiş 
bireyler olarak yaşamınızın 
her anına yerleştirin. 
O sözcüklerle bir arada 
olduğunuz ANLAR 
gerçekten sizlerin hep huzurlu 
olduğunuz ANLAR olacaktır artık. 

Sizleri seviyoruz. 
Levh-i Mahfuz ile buluşmanız 
BİZ bilincini deneyimleyebilmenize 
yardımcı olacaktır.

www.izmirliahmetkaya.com

BİR KULAK VERİN BAKIN NELER DİYORLAR

22.12.2012’ ye kadar vaktimiz var.

BİR KULAK VERİN 
BAKIN NELER DİYORLAR…

“Ben Japonya Prensesi Kaoru Nakamaru.
1976 yılında inanılmaz spirituel deneyimler yaşadım. O zamandan beri üçüncü gözüm açıldı. Bu bana UFO gemilerindeki varlıklarla iletişim kurmamı sağladı.
Yer kürenin içinde de çok yüksek medeniyetler var. Özellikle onların başlarıyla iletişimdeyim. Ve tüm bu bilgilerden sonra ben inanıyorum ki 22Aralık 2012’ de dünya 5. boyuta geçerken 3 gün boyunca “NURU” adlı bir yerde olacak. Bu yerden geçerken, 3 gün 3 gece karanlık bir zaman yaşayacağız.
Elektrikleri kullanamıyacağız.
Tamamen karanlık olacak.
Gece, gündüz ne güneş,
ne yıldızlar hiçbir ışık olmayacak.
3 gün tamamen karanlık olacak.”

“Bu gezegende bu konu hakkında medya hiçbir bilgi yayınlamıyor. Gizli hükümet insanları bu konuyu biliyorlar. Onlar güvenli olacağına inanıyorlar. Hatta onlar bu gezegenden kaçmayı düşünüyorlar. Ya da Atlanta, Norveç, Hollanda, İsviçre ve Avustralya da yer altı şehirlerine sığınmayı. Yaklaşık 10000 kişi oralarda emniyette olabilir.
Çok da güvende olacaklarını sanmıyorum.”

“BİZLER RUHSAL HALİMİZİ
TEMİZLEMEMİZ LAZIM,
FİZİKSEL VE ZİHİNSEL.”

“Bunu nasıl yapabileceğimizi anlatacağım sizlere. Bu çok ama çok önemli. İlahi Yaratıcı, Tanrının kendisi IŞIK, SEVGİ ve ENERJİ’dir.
Bu sevginin bir kısmını biz kalbimizde taşıyoruz.
Başka insanlara tolerans gösterebiliriz ama kendimize tolerans gösteremeyiz. Bu VİCDAN’dır.
Her insan ruhunda O yaratıcının bu güzel parçasını taşıyor. Ve bu ruh reenkarne oluyor.
Bu bizim içimizdeki
SONSUZ YAŞAMDIR.
Bu demek oluyor ki ruhumuzu arındırmak için, doğduğumuzdan beri her beş senede bir geriye bakıp ne düşündük, ne konuştuk ve nasıl davrandık diye düşünebiliriz. Tüm bunları ele aldığımızda HAYATIMIZI DEĞİŞTİREBİLİRİZ. Bu güne kadar, her beş senede bir… diğer insanlara herhangi bir kötü davranış vs. kendimizde bulduğumuzda, bundan kendimizi arındırabiliriz. Ve her seferinde kalbimizin büyüdüğünü ve derin nefes alabildiğimizi deneyimleriz. Bunları yaşarken kalbimizi perdeleyen karanlığın nasıl çekildiğini ve kalbimizde altın ışığın yayılmaya başladığını görürüz. Bu şekilde çok daha iyi görebilirsiniz.”

“22.12.2012’ ye kadar vaktimiz var.
Fiziksel olarak da vücudumuzu arındırabiliriz. Her şeyden önce, şekerli meyve suları ya da bira içmeyi bırakmalıyız. Bunlar, vücut için son derece zararlıdır. Tüm katkı madde içerikli yiyecek ve içeceklerden uzak durmalıyız. Bu tarz şeylere dikkat edebiliriz. Günlük bazı egzersizler gereklidir. Ve her gün her seferinde ruhumuzdaki değişimi deneyimleriz.
İnsan varlığı özünde IŞIK ve SEVGİ’dir.
Çünkü Yaratıcının bir parçası kalbimizde var.
Reankarne olan bu.
Burada fiziksel bedeni terk ediyoruz ama ruhsal bedenimiz yaşamaya devam ediyor.
Bu dünyada ben hayatımın birkaç bin yılını hatırlıyorum,
Dünyada yaşadığım birçok yeri de hatırlıyorum. Tüm anılarım geri geldi ve şimdi hiç öğrenmediğim diller konuşmaya başladım. Fiziksel olarak reenkarnasyon teorisinin doğru olduğunu deneyimledim. Bence bu konferansı dinleyen insanlar kurtulmuş olanlardır.
Bizler 1913’den sonra çok bölündük. Bu tarz konsepte inananlar ve inanmayanlar, çok çok derinden ayrılıyorlar. Bu taraftaki anlamayan, inanmayan ve tamamen karanlık bir ruhsal durumda olanlar. Dünya gibi ama şiddetin ve savaşın olduğu başka bir gezegende DOĞACAKLAR.
Bizler harika bir konferansa hazırız.
Çok yakında.
Çok teşekkür ederim.”

ŞİMD DÜŞÜNELİM…

DEDİKLERİ DOĞRU 
YA DA DEĞİL, 
HER İKİ ŞEKİLDE DE 
BU KONUDA NE YAPABİLİRSİN? 
EĞER SÖYLEDİKLERİ 
DOĞRUYSA KAÇIŞ YOK. 
ÖYLEYSE NEDEN YENİDEN 
SEVMEYİ DENEMİYORSUN. 

DOĞRU OLSA YA DA OLMASA BİLE. 
30 SAAT KARANLIK OLACAĞINI 
SÖYLEYEN İNSANLARDA VAR. 
GÖZ AÇIP KAPAYINCAYA KADAR 
KARANLIK OLACAĞINI 
SÖYLEYENLERDE. 
3 GÜN, 3 GECE KARANLIK 
SENİ KORKUTTU MU? 
EĞER KORKUTTUYSA 
NE ÜZERİNDE ÇALIŞMAN 
GEREKTİĞİNİ BİLİYORSUN.

KENDİNE VE YARATILIŞA GÜVEN. 
KENDİNİ VE BAŞKALARINI SEV. 
HATIRLA, SEN 
BEDENİ DENEYİMLEYEN RUHSUN. 
RUHU DENEYİMLEYEN 
BEDEN DEĞİLSİN.

HALA AKLIN MI KARIŞIK, 
ÖYLEYSE LEVH-İ MAHFUZ İLE 
BULUŞMALISIN. 
SENİ, SANA ANLATACAK 
O KİTAPLA BULUŞ.

www.izmirliahmetkaya.com

www.dogumgunu.com.tr