Posted by izmirliAhmetKAYA on Temmuz 24, 2012
-

Ruhsal beden olarak,
Seçtiğimiz bedenlerdeki hayat yolları
macera ve tehlike, zevk ve
yeri geldiğinde zorluk içerir.
AN itibariyle hayat yolumuz bir zaman için açık ve net bir şekilde direkt görünebilir, sonra sertçe, hiç beklenmeyen, şaşırtıcı bir yöne dönebilir. Yolculuğumuzun belli noktalarında yol çatallaşır ve bizler bu bedende hayatımızın geri kalan kısmını etkileyecek seçimler yaparız. Yani, ilerlemek ve yukarı tırmanmak için çaba göstermeyi ya da aşağı doğru inişe geçmeyi veya olduğumuz yerde kalmayı SEÇEBİLİRİZ.
HER YOL KENDİ MÜCADELESİNİ İÇERİR.
HER MÜCADELE DE BİR DERS VARDIR.
HER DERS DE BİZİ,
TIRMANMAK İÇİN DOĞDUĞUMUZ
İÇ DAĞIMIZIN ZİRVESİNE DOĞRU GÖTÜRÜR.
Alacağımız yol zaman içinde çok görünse de, tekamül basamağının yüksekliği tırmandıkça bizi teras katına çıkaracağından, görüş her aşamada daha da iyi ve mükemmel olur.
Zaman zaman,
gücümüzü toparlayabilmek için
yavaşlar ya da dururuz.
Sonra yeniden mücadeleye başlarız,
eğer LEVH-İ MAHFUZ bilincinde değilsek,
bazılarımız güvensizlik ve korku nedeniyle
iç dağlarının zirvesine
tırmanmaktan vazgeçebilirler.
Bu seçim bizim işimiz ve hakkımızdır ama,
“YA DOĞRUSUNU YAP YA DA
TEKRAR TEKRAR YAPMAK ZORUNDA KALIRSIN”
sözü yaşanacak hayatlar boyunca
hep geçerli olacaktır.
Doğrusu HAKİKATTİR.
Hakikat ise LEVH-İ MAHFUZ’dur.
Farkında olmalısın.
www.izmirliahmetkaya.com

Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, AURA, BİLİNÇ, DİN, indigo MEHDİ, İSLAM, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mucize, REİKİ, RUH, sevgi, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Temmuz 24, 2012
-

“Tanrı, acı ve ıstırabı sevdiklerine verir.”
Bu söz, felsefi bir HAKİKATTİR.
Acı ve ıstırap çekmeyi öğrenmeye bakın,
çünkü onlar kutsal kavramlardır.
Onlar, mükemmelleşmenin
en soylu Etkenleridir.
İçe işleyişleri ve döl veriş özellikleriyle onlar,
BENCİLLİĞİN ve taşlaşmak isteyenlerin
hayatı için vazgeçilmez şeylerdir.
ACI ve Istırap çekmeyi öğrenin.
Sizlere,
“ıstırabın-acının peşine düşün” demiyoruz.
Ama yolunuzun üstünde
karşına dikilecek olurlarsa
onları bir dost gibi karşıla;
onları tanımayı,
soğuk güzelliklerini takdir etmeyi
ve gizli öğretilerini kavramayı öğren.
Onların gizli faaliyetlerini incele;
onlara karşı koyacağına
veya onların karşısında bunalacağına,
hareketsizleşeceğine,
özgür iradenle düşüncelerini bağdaştır
ve böylece onları tam anlamıyla sapta;
senin hayatından geçişi sırasında,
senin RUHUNA ve KALBİNE sunabilecekleri
her türlü kazancı,
dersi çekip almaya, öğrenmeye çalış.
Diğer insanlar için bir örnek olmaya çabala,
gayret göster;
acı ve ıstırap karşısındaki tutumunla,
onları gönüllü olarak kabul edişinle,
geleceğe karşı olan güveninle onları,
diğer insanların gözünde
kolayca katlanılabilen bir şeyler haline getir.
Kısacası,
acı ve ıstırabı daha güzel hale getir.
Dünyanın güzelliği için
zorunlu olan bu ögelere karşı
sövüp saymak çok çocukça bir şey olurdu doğrusu.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, acı, bilgi, farkındalık, İSLAM, ıstırap, LEVH-İ MAHFUZ, mucize, NEFES, RUH, sevgi, ŞİFA, TANRININDOĞUMGÜNÜ, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Temmuz 24, 2012
-

GELECEK-GEÇMİŞ
Ebediyete kaymak için,
rahat bir şekilde oturun,
sırtınızın rahat olması önemlidir.
Soluk alıp vermenize dikkat edin.
Düzenli soluk alıp verin.
Her soluk alışınızda, GELECEĞİ
ve olasılıkları içinize çekin.
Soluk verirken de
GEÇMİŞİNİZİ dışarıya bırakın.
Aldığınız gelecek,
verdiğiniz geçmiş.
Geçmişi bırakın gitsin.
Yaratmak istediğiniz gelecektir
asıl size gereken.
Geçmişinizle beraber kendinize koyduğunuz
tüm o SAHTE SINIRLAMALARI
yani inanç tuğlalarınızı kırın ve bırakın.
Geleceğin, geçmiş ile hiçbir ilgisi yoktur.
Bırakın geçmiş gitsin.
Soluk alırken geleceği içinize çekin,
soluk verirken geçmişi
dışarı salmaya devam edin.
Tüm geçmişinizin
arkanızda kaldığını görün,
geleceğinizde önünüzdedir.
Tüm geçmiş yaşamlarınızın
ardınızda kalıp akarak uzaklaştığını görün,
tüm gelecek yaşamlarınız
size doğru akmaktadırlar.
Zamanın akışını görün,
siz merkezi şuur noktasısınız.
Merkezi şuur noktası sizsiniz
ve tüm deneyimler
sizin sayenizde hareketlenir.
Gerçekliğin temelinde siz varsınız.
Bu, değişmeyen sizsiniz.
Zamanın sınırlarının dışında mevcutsunuz.
Şimdi,
geleceği soluk alışınız
ve geçmişi soluk verişiniz arasında
bir MOLA var.
NEFESLER ARASINDAKİ BU NOKTA,
ŞİMDİ YANİ AN OLARAK
EBEDİYETE KAYACAĞINIZ NOKTADIR.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, ŞİFACI, YAŞAM
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Temmuz 24, 2012
-

Özellikle Bugün Endişelenme
“Kızgınlığın kök çarka enerjisini bloke etmesi gibi endişe de bizim yaşam sevinci çakrası diye adlandırdığımız cinsel çakrayı bloke eder zira bedensel alan üzerindeki neşe sevinç ve ilişki yeteneği bütün alanlara yayılmaktadır.
Sönmüş yaşam sevinci enerjisini hayata geçirmek için çok basit bir egzersiz var:
Seni sıkıntılar rahatsız ediyorsa
bilinçli olarak 15 dakika kahkaha at.
Süper.
Bu sana ilk başta biraz komik gelecektir.
“Problemim varken neden güleyim?” diye
düşünmen son derece normal ama dene!
Zamanla gülmen huzura dönüşecek
ve egzersizin sonunda
zihinsel olarak bir rahatlama hissedeceksin.
Böylelikle tekrar diğer canlılar gibi
yaşam sevincine kavuşacaksın.
Bu egzersizden evvel ve sonra
karın altına böbreklerine kalp ve solar pleksus
ve boğazına Reiki uygula.
Sevinç ve neşe kaynağının tıkanması yüzünden oluşan hastalıkların atılan kahkahalarla geçmesi mümkündür. Gülmek aynı zamanda büyü-sihir korkusuna karşı da iyi bir korunma yöntemidir. Bu aynı zamanda bulaşıcıdır da. Bir insan arkadaş grubu içinde belli bir süre gülerse bu diğerlerini de etkileyecektir. Sevinç giderek yayılacak ve hareketsiz bir şeyi canlandıracaktır. Bu yasayı kendine bir canlılık getirmek için kullanabilirsin. Gülmek için bir sebep aramaya gerek yoktur. Sadece gülmek istediğin için gül. Bu gülüş bir tür meditasyondur. Bu şu anda mümkün değilse komik veya güldürücü kitaplar oku. Komik filmler izle ve şakalaşmak için insanlarla bir araya gel.
Neşeli olduğunuzda Reiki’ye karşı daha hassas olursunuz. Bu kahkahayı veya gülüşü başkalarının üzüntüsüne sevinmek için yapılan gülüşle karıştırmayın. Bu çok sık karşılaşılan bir durum ama o sevinç zarar veren bir sevinçtir. Gülmek ve neşelenmek insanın Tanrı’ya karşı minnettarlığının ifadesidir. Tanrı için çocuklarının kendileri için yaratılmış bir dünyada sevinmelerinden daha güzel bir şey olamaz.
“Özellikle bugün endişelenme!” kuralının manası
kendine bu yaşam sevincinin gücünü göstermektir.
Eğer “ Sevinemem çünkü dünyada kötü şeyler oluyor!” diye düşünüyorsan aşağıdaki öneriyi uygula:
Bir gün veya en iyisi bir hafta sonu izin al ve endişelerini bilincine yerleştir. En kötü korku ve endişelerini mümkün olduğunca renklendirerek imgelemeye çalış:
Eşin seni aldatıyor ve terk ediyor.
İşten atılıyorsun ve kimse seni işe almıyor.
İş ve İşçi Bulma Kurumu
sana işten atılmada suçlu olduğun için
para ödemiyor.
Komşuların ve arkadaşların
seni terk ediyorlar hatta
yolda gördüklerinde bile
selam vermekten kaçınıyorlar.
Savaş çıkıyor açlık atom santrali felaketi
hastalık kırıp geçiriyor ortalığı
ve dünyanın sonu geliyor.
Bu olayları hiçbir şey durduramaz!
Sen bu sonsuz acıları çekmeye mahkûmsun
tanrı ve diğer güçler tarafından terk edildin.
Bu durumda kendini nasıl hissedersin?
İçinde hisset becerebilirsen ağla feryat et bağır ve şikayet et! Can çekişmeyi hareketsizliği ve içindeki endişeleri hissetmeye çalış. Bu fikir ve düşüncelerle duygusallığa kapılıp ölümü düşünmeye başlayacaksın. Böylelikle söz konusu duygu çevrende de yayılmaya başlayacak zira sadece pozitif olanları değil bütün duygular bulaşıcıdır ve diğerlerini de etkiler. Bu durumu iyi kavra!
Pencereden dışarı bak etrafı algılamaya çalış.
Şimdi senin durumun gerçekten bir felaket mi?
Değil!
Bunlar sadece senin karamsar düşüncelerin
hâlbuki nasıl olacağına karar veren sensin.
Sana bağlı bir şeydir etrafına yayacağın
olumlu ya da olumsuz enerji.
Gerçekten endişelenecek bir şey varsa
bunun üzerine bilinçli olarak git,
felaket düşüncelerinin hepsini gözden geçir.
Ağla bağır ve çağır
bütün korku ve endişelerini içinden at.
O zaman tekrar yaşamın
tadını almaya başlayacaksın.
Sessiz ve içten tutulan yas
insanı hasta yapar,
açıktan belli bir süre tutulan yas
üzeri kirli bir şeyin yıkandıktan sonra
tekrar parlaması gibidir.
Bütün duygular gibi
bu yası da içine atarsan
kendini zehirlersin.
Bunu hayatının bir parçası olarak kabul edersen
senin yaşam iksirin olur!”
(Derki.com dan alıntıdır.)
www.izmirliahmetkaya.com

Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, AURA, bilgi, BİLİNÇ, buRAK özDEMİR, DEVRİM, DİN, enerji, İSLAM, MERHAMET, RUH, sevgi, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Temmuz 23, 2012

FETVA ve KARANLIK ÖĞRETİLER
Taş yüreklilik veya
mahkum etme fetvalarından,
yani sevişenleri bile
birbirinden ebediyen ayrı tutacak mekanlardan,
kısacası CEHENNEM
ve CENNETTEN söz eden
KARANLIK ÖĞRETİLERE güvenmeyin.
Levh-i Mahfuz ile SEVGİ ile buluşun.
SEVGİNİN tepeleme dolduramadığı
hiçbir dipsiz kuyu yoktur.
SEVGİNİN ta kendisi demek olan TANRI,
insanın kalbinde titreşen
duyguların en güzelini,
en soylusunu sönmeye mahkum etmemiştir.
SEVGİ,
RUHUN TA KENDİSİ GİBİ
ÖLÜMSÜZDÜR.
www.izmirliahmetkaya.com

Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, bilgi, cehennem, cennet, İSLAM, LEVH-İ MAHFUZ, sevgi, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış