“Ömür kutusunun içine bulabildiğin kadar çok iyilik ve güzellik sığdır.”

jun

.

“Ömür kutusunun içine bulabildiğin kadar çok iyilik ve güzellik sığdır.”

“Selam Ademoğlu,

Nam-ı diğer Junior Adem,

Sana söylememiş olabilirler.

Uzun zaman önce o yedi yıldızlı cennetten çıktık biz.

Oralar iyiymiş, yediğin önünde yemediğin arkandaymış, öyle deniyor.

Geldiğimiz yeri görüyorsun.

Burası böyle bir yer.

Burada tatsızlıklar her zaman olacak.

Güllük gülistanlık olsa da en iyi ihtimal yaş 80 dendiğinde,

90 dendiğinde tık diye bir bahaneyle sona erecek herşey.

Burası böyle, bilgin olsun.

Mercedes de var, kalaşnikof da.

Sanayinin bacaları bir kere tütmeye başladı mı, durduramıyorsun.

Buranın daha iyi bir yer olması için elinden geleni yap.

Ama ne yaparsan yap,

buranın yedi yıldızlı bir tatil köyü olmadığını,

buranın dünya olduğunu unutma.

Burada bütün zevkler sınırlı, bütün heyecanlar kısıtlanmış olacak.

‘Birinin’ işler yolundayken, yoluna hep taş koyduğunu hissedeceksin.

Sen ne dersin bilemem, ona Tanrı diyoruz biz.

Buraya kazık çakmaya çalışma.

Dünyaya çaktığın kazıklar vodoo iğneleri olur

vücuduna batar, canını yakar.

Ölümlüsün.

Öleceksin.

Doğduğun kadar gerçek bir hakikat bu.

Pek farkındaymış gibi görünmüyorsun,

Her ölüm haberinde sıranın sana geleceği korkusuyla,

kendini oradan oraya atmandan anlaşılıyor.

Sevgili Junior Adem,

Çok kitap, gazete, site, blog, twit vs. okuyorsun.

Herşeyi biliyorsun.

Bir tek buraya neden geldiğini bilmiyorsun.

Bu soruya cevap bulamadıktan sonra ne anladın onca eğitimden?

Boşlukta yüzmeyi özgürlük,

kitap denizinde kaybolmayı aydınlanmak zannedebiliyorsun.

Neden geldiğini bilmiyorsun bu nedenle nereye gideceğinden de haberin yok.

O yüzden ölüm dendi mi tir tir titremeye başlıyorsun.

Modern bir arkadaşımızsın.

Elin yüzün düzgün.

Eğitimin iyi (asıl öğrenmen gerekeni öğrenmemiş olsan da)

Gelgelelim ölümlü olmayı kabul edemiyorsun.

Ortalama ömür 1000 yıl olsa,

900 yaşında ölene gencecik yaşta gitti diyeceksin.

Her ölüm zamansız olmaya devam edecek.

İsterse yüzbin yıl olsun, sonsuzluğun dışında hiçbir zaman sana yetmedi, yetmeyecek.

Sen dünyaya kazık çakmaya çalıştıkça,

ölümsüz gibi hareket etmeye çalıştıkça

kolay hedef oluyorsun eli silahlılara.

Bir tane suratsız, eline soğuk metalden yapılma mertsizlik borusunu aldı mı

Dünyan yıkılıyor.

Çünkü sen dünyayı kalıcı zannettikçe,

yıkıcı olanların yaptıkları sansasyon oluyor.

Yarın gene yapacak bunu.

Çünkü bugün çok ‘iyi’ geri dönüş aldı.

‘Bizi yıkamayacaksınııız’ diye twitler atıyorsun ya,

aklında olsun gülüyorlar.

Çünkü korku paçalarından damlıyor, görüyorlar.

Bin oluruz gene geliriz diyenlerin,

genellikle askere gitmemek için ne taklalar attığını

onlar bilmiyor mu zannediyorsun?

Bu kahramanlık salvolarına hiç gerek yok.

Lanetleye lanetleye lanet bırakmadın ülkede.

Okuldaki kötü çocukları hatırla.

Bir şeye gıcık olduğunu, sinirlendiğini, ondan korktuğunu bir görmesinler.

Burnundan getirirlerdi.

Bunlar da böyle.

Dünyaya neden geldiğin ve dünyadan neden gideceğin konusundaki entelektüel cehaletindir

ateşli/barutlu ilkel etkinlikleri bu kadar etkili kılan.

Atatürk’ün bizi yıkamayacaksınız diyen twitleri var mı ben hatırlamıyorum.

Tek hatırladığım korkusuz, sağduyulu ve çözüm içeren sözleri.

‘Gerektiğinde ölürüz koç, sıkma sen canını’ mesajını çok iyi veriyor düşmanına.

Böyle bir adama terör olmaz.

Ama sana oluyor.

Seni bilgisayar başındaki bu korkulu halinle,

cephede düşünemiyorum.

Daha otobüste korkudan gidebilirsin.

Junior Adem,

bizden önce dedelerimiz neler neler gördüler hatırlamaya çalış.

Bunlar ne ki?

Sakin…

Neredesin bir anla önce.

Nerede öleceğinin ayırdına bir var ki,

neler yaşayacağının kalitesini en üst seviyeye çıka rab ilesin.

Cevaplar neden doğduğun sorusunda, felsefede.

Bununla ilgili bir kitap var takır takır anlatıyor, merakın varsa bakarsın.

Ama onun dışında sakin ol şampiyon.

Ölümsüzlüğüne meydan okuma.

Meydan okuma hakkını yanlış giden ve düzeltilebilir konulardan yana kullan.

Çünkü ne kadar kapsamlı bir sağlık sigortası yaptırırsan yaptır dünyadan göçeceksin.

Ölüm aynı zamanda bu dünyadaki en adaletli şey bunu unutma.

Çünkü herkese uğrayacak.

Bunları yapanlara da.

Şu kısacık vakte neler sığdırabileceğine odaklan sen.

Saate bakmaktan ders çalışamayan çocuklar gibisin.

Saati boşver, teneffüs zili nasılsa çalar, sen yapacaklarına odaklan.

Zil çaldığında şaşırma yeter.

İyi insan ol.

Kendi için yaşayan insan olma.

Zevk-ü sefa için yaşayan bir Junior Adem hiç olma.

Bunun için yanlış yerdesin.

Varlığınla, varoluşunla, varedeninle savaştıkça

acı çekmeye devam edeceksin.

Yaşamak güzel.

Ne kadar sürdüğünün hiçbir önemi yok.

Hepsi göz açıp kapama kadar süren bir göz boyama.

Ömür kutusunun içine bulabildiğin kadar çok iyilik ve güzellik sığdır.

Yanında götürebileceğin tek kutu o.”

buRAK özDEMİR

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

Yeni bir başlangıç

.

happy2017

.

Sorularına psikologda yanıt bulamayınca

erdolm

.

posta

.

Sorularına psikologda yanıt bulamayınca

“Sorularına psikologda yanıt bulamayınca da

medidatif yöntemlere yönelmiş.

Sonunda da bir kitap

hayatını değiştirmiş.

Burak Özdemir’in

‘Levh-i Mahfuz’ kitabında

cevap bulmuş sorularına.”

BİR KİTAP OKUDU HAYATI DEĞİŞTİ…

POSTA GAZETESİ

.

1aemniyet

.

“Değiştim. Pusulam da bu…”

pusulam

.

“Değiştim. Pusulam da bu…”

“Değerli sanatçı Yılmaz Erdoğan,

Onyıldan fazla bir zaman sonra

tek kişilik sahneye geri dönmüş.

Tıklım tıklım salonda binden fazla insan var.

Kendi yolculuğunu bir mizah ustasına

ve ruh yolcusuna yakışır biçimde anlatıyor…

Bitmek bilmez kahkahaların arasında,

kendi yolcuğunun dönüm noktasını anlatmak için

“Belki duymuşsunuzdur

Levh-i Mahfuz / buRAK özDEMİR…”

dediği sırada arkada dev bir kitap resmi beliriyor.

Yakışıklı mı yakışıklı bir kitap…

Ve salon kitabı alkışlıyor…

Kendiliğinden.

Değerli seyircilerin arasından ulaşan bir yorum şöyle:

“Herkes okuyor ancak ben bu kitapla değiştim

demeye korkuyorlar.

Yılmaz Erdoğan buna harika bir öncülük yaptı…”

Ufku açık ustalar kolay yetişmiyor.

Kolay değişmiyorlar, hayata sıfırdan başlayan birine göre

onların değişimleri daha zorlu.

Ama da değişmeye başladıkları zaman,

auralarıyla toplumlarına katkıları büyük oluyor.

Kuran’da ‘Önde Gelenler’ olarak işaretlenmiş,

altı çizilmiş bir kategori bu.

Önde gelenler Geriden gelenlere dönüştüğünde,

o toplumlar

cehennem ülkesinde yaşamaya mahkum kılınıyorlar.

Kitabın tanıtımında değilim, hiçbir zaman da olmadım.

Yeni insanlara ulaşmaktan daha çok,

insanların diğer insanların hayrına

çaba göstermesi mutlu ediyor beni.

O gün, o sahnede başka birşey oldu.

Yılmaz Erdoğan,

cehennem ülkesine dönüşmeye başlayan bu topraklarda

10 yıldır ölüm sessizliğine bürünmüş

‘Önde Gelenler’ kategorisinin ve ülke genelinin,

onur ve şerefine sahip çıktı o gün.

Bir insanın hayatında kurup kurabileceği

en şerefli cümleyi kurdu:

“Değiştim. Pusulam da bu…”

“Ne yani Türkler böyle bir kitabı 10 sene boyunca,

yazarıyla aynı havayı soludukları halde

tek satır konuşmadılar mı?”

utancını yumuşattı bu gösterisiyle.

Önde Gelenler kategorisi bir yumurta gibi çatladı

ve iki alt kategoriye ayrıldı.

Ustalar ile Dut Yemiş Bülbüller.

Lord of Islam’ın hemen öncesinde olması

herşeyi daha da anlamlı kıldı.

Bir ilk’e atılan bu imzayı o gün olduğu gibi

bugün de ayakta alkışlıyorum

🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻🙏🏻”

Sevgiyle

buRAK özDEMİR

.

cropped-1ayeni-1.jpg

.

BİZ DİYEBİL-mek

.

BİZ DİYEBİL-mek, bu hitabı kullanmak belki işin ilk adımı.

“Çok önemli bir aşama…

Gerçi fazlar planı devreye gireliden beri önemli aşamalar yaşamaya alıştık neredeyse; bir şekilde yeni duyurular bekler hale gelmiştik. Dona’nın bildirgeleri, faz geçiş anonsları hepsi önemli anların başladığı, heyecan veren bilgiler oldu. Hepsinde olduğu gibi, “ÇEKİLİYORUZ” anonsunun da yazılı çıktısını aldım; TEKRAR TEKRAR OKU-mak, gözden bir şey kaçırmamak için. Dün geceden beri inceliyorum; bu defa bazı yerlerin ALTLARINI ÇİZEREK. Ne kadar önemli ipuçları içerdiğini sonradan FARKEDEBİLDİM

The end. Oyun sona erdi” ne müthiş bir müjde aslında, oyun sonuna yakışır bir final performansı gösterebilirsem tabi… Kur’an’da, Allahın yeri geldikçe BİZ öznesi ile BİZE olan hitabı hep dikkat çekici olmuştur anlamına eremesek te. “Kişiler katından çekilecek herkes somut bir şekilde” emrinin, BİZİ BİZ manasına vardıracak bir yol olduğunu FARKET-mek ise apayrı bir heyecan, işin ciddiyeti ve önemi nedeniyle de biraz korku vesilesi oldu. Onun için ne yapmam gerektiği konusunu etraflıca düşünmek ve “İnsanlığın tarihinde çok çok önemli bir adım” açıklamasının yapılma ihtiyacına yakışır adımların neler olabileceğini kendim için belirleme ihtiyacını duydum.

Evet, bir şekilde dünya hayatım devam edecek. Orası başka bir alan. Asıl kişiliğin silineceği platform sitemiz. BİZ BİLİNCİ-ni YAŞA-yıp UYGULA-maya koyacağımız asıl yer. BİZ DİYEBİL-mek, bu hitabı kullanmak belki işin ilk adımı. Ama tek başına bunun yetmeyeceğini çok iyi biliyorum. Bu hali, bu duyguyu YAŞA-yabilmem gerek; hem de en derin haliyle ve HAKKI-yla…

İşe yeni bir elektronik posta adresi edinerek başladım; kimliğimi silebileceğim ilk adım olarak. Sonra, kendime BİZ HALİ-ni YAŞAT-maya engel OL-abilecek OL-umsuzluklarımın neler OL-abileceğini kendimde yakalayıp gidermekle devam edeceğim:

kıskançlık,

çekememezlik,

sabırsızlık,

tahammülsüzlük,

küçümseme,

sevgide yüzeysellik,

yapmacıklık,

bilgiçlik,

illaki öne çıkma arzusu

gibi hallerimin kendime oluşturabileceğim

engeller olduğunu

şimdiden farkedebiliyorum

Çoktan geride kalmış olması gereken bu prangalar

inşallah bu çok önemli dönemde

gecikmeme neden olmaz…

BİZ’e sevgilerimle…”

http://www.burakozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/cok-onemli-bir-asama/

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.