DEHA VE YALNIZLIK…

10kas

.

DEHA VE YALNIZLIK…

DEHA VE YALNIZLIK

Bu iki kelime yan yana gelmemelidir.

DAHİ OLAN,

KENDİNİ YALNIZ HİSSETTİĞİNDE

TANRISAL YANI,

İÇİNİ YAKMAYA BAŞLAR.

Mustafa Kemal’in DEHA YALNIZLIĞI

beraberinde İÇ isyanı getirir…

İSYAN İSE

KUTSAL SAYILABİLECEK BU METNİ…

Onu, kavuştuğun yeni BİLİNÇ ışığında

yeniden okumanı öneririm.”

İndigo Mehdilere Hitabe

“Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa ET-mektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, SENİN, en kıymetli HAZİNE-ndir. İstikbalde dahi, SENİ bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti MÜDAFAAmecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîmve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, İKTİDARA SAHİP OLANLARgaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu İKTİDAR SAHİPLERİ şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. MİLLET, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş OL-abilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, VAZİFEN; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk”

DONA – LEVH-İ MAHFUZ’dan.

.

atabiz

.

O, BEN DEĞİL, BİZDİR

İki Mustafa Kemal vardır:

Biri ben, et ve kemik,

geçici Mustafa Kemal…

İkinci Mustafa Kemal,

onu “ben” kelimesiyle ifade edemem;

O, BEN DEĞİL, BİZDİR!

O, memleketin her köşesinde

yeni fikir, yeni hayat

ve büyük ülkü için uğraşan

aydın ve savaşçı bir topluluktur.

Ben, onların rüyasını temsil ediyorum.

Benim teşebbüslerim,

onların özlemini çektikleri şeyleri

tatmin içindir.

O Mustafa Kemal sizsiniz,

HEPİNİZSİNİZ.

Geçici olmayan,

yaşaması ve başarılı olması gereken

Mustafa Kemal odur.

Sözün mükemmelliğine,

Kur-an ahlakına uygunluğuna

Hz. Muhammed‘in kendini kişileştirmemesi gibi

kendini benleştirmeyip BİZ-leştirmesindeki

güzelliğe bakar mısınız?

Saygılar güzel insan.

Benim Mustafa Kemal’le

gerçek anlamda buluşmam,

onu gerçekten anlamam

Levh-i Mahfuz‘la oldu.

Öncesinde Atatürkçü olma iddiasındaki

tiplemelerden dolayı

adını koyamadığım bir mesafe vardı,

fazla derinine giremiyordum

kurcalamadan sadece seviyordum.

Şimdi anladığım için

çok daha fazla seviyorum.

Herşey sorgulanırken,

bu insan sıfırdan,

objektif şekilde,

artısıyla eksisiyle

yeni baştan modellendi beynimde.

 

Vardığım sonuç şu:

Dünyaya gelmiş en büyük devlet adamı.

Toplumunu yükseltmeyi başarabilmiş.

Bugün bu gerçeği hatırlamak için

güzel bir gün.

150 sene önce

böyle bir insanı doğurabilmiş bir ülke.

Bugün istese neler neler yapar.

Yapacak da.”

buRAK özDEMİR

.

İçinde huzur bulacağın kelime: B1Z

kanal

.

“TEKAMÜL, içinde huzur bulduğun kelimenin “BİZ” olmasıdır.”

KANAL olmanın bir de vergisi vardır.

Sana verilenin karşılığında senden bir şey alınacaktır.

Sana verilen KADİM bir bilgiyse senden karşılığında alınan şey,

 senin EGON olacaktır.

Egon çekilip alındığında, taşıdığın bilgiden

dünyevi bir TATMİN olanağın da elinden gitmiş olur.

Çalışmamızın sonunda BENLİK duygunu

yitirmiş olacağını şimdiden söylemeliyim.

O günden sonra “NEDEN SEN?” diyenler cevaben

BEN sadece…

dediğinde ağzından çıkan

BEN” kelimesi bile seni RAHATSIZ edecektir. “

TEKAMÜL,

içinde huzur bulduğun kelimenin

“BİZ” olmasıdır.

Bu vergi, sen farkında olmadan senden tahsil edilir.

Bu EGOYLA yüklü bir İnsanın bilmediği bir boyuttur.

Farklı bir yaşamdır bu

ve buna alıştıkça

MUTLULUĞU

daha yakından yaşamaya başlayacaksın.

DONA, LEVH-İ MAHFUZ

.

“HAKİKATİN PEŞİNDEYİM”

erdo

.

“HAKİKATİN PEŞİNDEYİM”

“-20 küsur yıl önceyi, ilk tanıştığımız zamanları düşünsene, BKM’nin altında bilardo oynadığımız dönemleri… Başarılı olmak, para kazanmak, sektörde var olmak çabasını… O çabayı gösterdiğin zaman o maneviyatın penceresini açmak mümkün olmuyor mu? “

“- Valla, benimki biraz teknik bir yerden başladı.

“Bana Bir Şeyhler Oldu” oyununda yazdığım adam

Allah ile konuştuğunu iddia eden bir adamdı.

Araştırdım, Tanrı ile konuştuğunu iddia eden o adamlar

 daha önce ne konuşmuş.

Ben zaten “Münaşaka” oyununu bu yüzden de yazdım.

Benim için bir milattı oyun. “

“-Şu an kendini nerede görüyorsun? Hacca gitmek, umreye gitmek… Sabah kalkıp namaz kılar mısın? Burak Özdemir’in kitabı “Levh-i Mahfuz”u uzun süre Twitter’da kapak fotoğrafı yaptın. “

“- Sansasyonel şeyler bekleme benden!

Bende bu arayışlar

“Bana Bir Şeyhler Oluyor” ile başladıysa,

beni en çok etkileyen kitap da

Burak Özdemir’in bahsettiğin kitabıdır.

Çünkü o güne kadar gölgede kalan

pek çok sorunun cevabını

o kitaptan aldım.

Dolayısıyla o kitabı okuyanlar

tam ne demek istediğimi anlarlar. “

“-Tanışır mısın Burak Özdemir ile?”

“- Evet…”

“- Deminki sorumdan sansasyonel şeyler bekleme diyerek kaçtın…”

“- Çok geniş bir kavram bu…

Ben bunun için koca bir oyun yazdım.

Ama HAKİKAT denen kavramla yüz yüze geldiğimi

ve çok mutlu olduğumu söyleyebilirim.”

Yılmaz Erdoğan

http://www.hurriyet.com.tr/yilmaz-erdogan-merak-edilenleri-cengiz-semerciogluna-anlatti-40262296

.

Bu yazıyı kesip, cebinizde saklayın.

nasuh

.

Bu yazıyı kesip, cebinizde saklayın.

“Ne müthis anlatmis sair…

nerede bir insan ölse

orali olur yüregim

olmali zaten

olmazsa,

 insan olmaz yüregim

*

Çok kiymetlidir insan hayati.

Her bir insan, en kiymetlidir.

*

2 bin 411 insan kurtardilar.

2 bin 411 insan.

Depremde enkazdan…

Selde azgin sulardan…

Denizde bogulurken…

Heyelanda göçük altindayken…

Dagda donmak üzereyken…

Yanginda alevler arasindan…

Ormanda bir basina kaybolmusken…

2 bin 411 insan.

*

Otobüse bindirsen “50 otobüs dolusu hayat” eder.

*

Kedi, köpek, keçi, koyun, caretta, marti, karaca, keklik, porsuk, kertenkele, esek, fok, tilki, hayvan deniyor ama, 1047

can kurtardilar.

*

297 cenaze çikardilar.

Ölüyü kurtarsan ne olur, kurtarmasan ne olur diye küçümseyenler olabilir. Bazen öyle yerde ölürsün ki kardesim…

Dagin basinda, magaranin dibinde, denizin derinliginde, öylesine hiçlesirsin ki, bir kabri olsa da basinda dua edebilsek

diye yalvarir ailen.

*

20 senedir hayatimizdalar.

Bu 20 sene zarfinda,

2 bin 548 kurtarma operasyonu yaptilar.

Güne böl…

20 senenin 7 senesi operasyonda geçti,

Üç günde bir yani,

buzda, çigda, karanlikta,

beton bloklarin altinda.

*

Seminerler verdiler, okullari dolastilar, bir milyona yakin vatandasi dogal afet konusunda egittiler.

*

Ülke çapinda 36 bölgede ekip var.

Istanbul’daki merkez 365 gün 24 saat,

 gece gündüz, bayram yilbasi, araliksiz,

telefon-telsiz basinda ihbar bekliyor.

Felaket aninda,

derhal plan koordinasyon merkezi kuruluyor,

ekip ve cihaz yönlendirmesi yapiliyor.

*

2 bin 200 gönüllüsü var.

 Herkes onlari maasli zanneder.

Halbuki, hiçbir karsilik beklemeden,

hiç para almadan,

üstüne kendi ceplerinden para harcayarak çalisiyorlar.

Van Ercis depremi mesela, 100 gönüllüyle katildilar,

Günlerce can kurtardilar,

 76 bin liralik masraf çikti, bagislara dokunmadilar,

gönüllüler kendi cebinden ödedi.

*

Peki, kim bu gönüllüler?

Türkiye profili…

Hekim, hemsire, ögrenci, isçi, memur,

ögretmen, mühendis, emekli,

her siyasi görüsten insanlarimiz…

Operasyon çagrisi geldiginde,

ellerinde ne is varsa birakip,

hiç düsünmeden kosarlar.

20 kiloluk sirt çantalarinda, çadir, mat,

 uyku tulumu, kask, kurtarma cihazlari, kosarlar.

Operasyon bölgesinde bazen

birkaç saat kalirlar, bazen günlerce…

 Kimi isine gidemez, kimi sinavina giremez,

kimi senelik izninden yer.

Bu yüzden kimi isini kaybeder, kimi sinifta kalir,

böyle sayisiz örnek var, asla sikayet etmezler.

Çünkü, hayat kurtarmislardir.

Hayat en kiymetlidir.

*

Bu mucizeyi bir avuç cesur arkadasiyla birlikte yaratan adam, Nasuh Mahruki… Marmara depreminde memleket acz

içinde aglarken, adeta uzaylilar gibi girdi hayatimiza… Sadece “bir kisi”nin “her seyi” degistirebilecegini kanitladi.

Belediyelerin, itfaiyelerin, hatta silahli kuvvetlerin bakis açisini degistirdi. Ulusal bilinç gelistirdi.

*

(1999’da annesi vefat ettiginde, Gölcük’te felaket bölgesindeydi, cenazeye gidemedi. Çünkü… “Oglum su anda insan hayati kurtariyor, bireysel acimizi haber verip dikkatini dagitmayalim” diye düsünen, muhtesem bir babanin oglu o… Osmanli’da deniz kuvvetleri komutanligi yapan, sancak gemisinde vurusurken yanarak sehit düsen, Nasuh oglu kaptan-i derya Ali Pasa’nin torunu… “Yanarak ölen” anlamina gelen Mahruki soyadini, seref mirasi olarak tasiyan bir sülalenin evladi…

“Vatan lafla sevilmez, eylemle sevilir” diyen,

kar leopari, Everest’e tirmanan ilk Türk.)

*

Ve simdi… Sirf Nasuh’un fikirlerini begenmiyorlar diye, sirf AKP’yi elestiriyor diye, sirf gençlere rol model oluyor diye,

sirf bu sebeplerle Nasuh’un kolunu bükmek için, AKUT’a kumpas kuruyorlar, saray oyunlariyla AKUT’un yönetimini

ele geçirmeye çalisiyorlar.

*

Nasuh, AKUT’un ruhudur.

Nasuhsuz AKUT…

Olsa olsa ak’ut olur.

*

Dogal afetten vazgeçtik, kendi hatalarindan kaynaklanan ölümleri bile “fitrat” diye örten zihniyetten sözediyoruz.

*

Kendileri gibi düsünmeyenlere bassagligi bile dilemeyen zihniyetten sözediyoruz. Maalesef tecrübeyle sabittir…

Enkaz altinda kalanlari bile “bizden mi, onlardan mi?” diye ayirir bunlar!

*

Dolayisiyla…

Akut’taki darbe girisimine sessiz kalip,

bana ne diyen,

aman ben karismayayim diye düsünenler için

 yaziyorum bu satirlari.

Bu yaziyi kesip, cebinizde saklayin.

Yarin öbür gün, enkaz altinda

kendinizle basbasa kaldiginizda,

acaba beni kurtarmaya gelecekler mi

diye beklerken, çikarir okursunuz!”

Yılmaz ÖZDİL

23 EKİM 2016 – AKUT

.

Devrim 10 yaşında!

lmd

.

Devrim 10 yaşında!

Revolution 10 years old!

buRAK özDEMİR

19.10.2016

.