BİZİM sevgimiz

.

.

BİZİM sevgimiz

 .

Levh-i Mahfuz her şeyin yazılı olduğu değil,

Kaderinize Kadir Olma bilincini size kazandıracak bir Kitap’tır.

“HAKİKAT yepyenidir.

İNSAN olmak ise 50bin yıllık eski bir gelenektir.

HAKİKAT insana SEVGİYİ anlatır.

Sevgi, insanın önceden bildiği bir kelimedir.

Bu göz aşinalığı, ‘BEN bunları biliyorum zaten’leri doğurur.

SEVGİYİ herkes bilir ve nedense, bu kadar bilenin ve bilinenin olduğu dünyanın hiçbir yerinde SEVGİ sistemleri yoktur.

Göz aşinalığı, kişinin kavramların derinliklerindeki ANLAMA erişmesine engeldir.

Onun sevgiden anladığı ile BİZİM sevgiyle kastettiğimiz kesinlikle aynı şey değildir. Onun sevgisi, sevmenin isim halidir.

BİZİM sevgimiz, RAHMET sistematiğinin özetlenmesidir.

Kelime, daha iyi anlaşabilmek adına ortaktır fakat MANA boyutunda aramızda bir uçurum yer almaktadır. Aradaki uçurumun büyümemesi ve ortak bir anlaşma dili yaratmak adına HAKİKAT, eski kavramların üzerinden gider. HAKİKAT artık eskimiş rakamların, sözcüklerin içinden yepyeni bir dünya çıkarır. Kur-an çevirilerini yerle bir etmeyişimizin nedeni de budur. Sil baştan yepyeni bir çeviriyle geldiğimizde, eski çevirilerin AYETLERİNİN zihinlere yerleşmiş algısını yerinden oynatamayız. Kişi BİZE inansa da, eski AYETLERİ zihninde muhafaza eder, yeniyi eskiyle toplar. Eskiyi yenilemez. Bu nedenle BİZ, eski anlamlandırmaların içinden çıkageliriz. Tefsirimiz bu yüzden eski metinlerin düzeltileri üzerinden ilerler. Eskiyi yenilemek, sıfırdan yeni inşa etmekten çok daha zordur.

Söz konusu olan İNSAN ve onun İNANÇLARIYSA

sistem böyle yürür.”

Levh-i Mahfuz – buRAK özDEMİR

…

Yaşamsal düzeyde başarılı olmanın yolu

SEVGİYİ yaşamınıza bilinçli olarak yerleştirip

başka insanlarla iyi geçinmekten geçiyorsa

LEVH-İ MAHFUZ ile başarılarınızı arttırabilir

ve KEYİF sözcüğünün bilincine varabilirsiniz.

Sadece farkında olup BİRŞEYLERİN bilincine ulaşın.

Levh-i Mahfuz her şeyin yazılı olduğu değil,

Kaderinize Kadir Olma bilincini size kazandıracak bir Kitap’tır.

www.izmirliahmetkaya.com

.

.

Yeniden geliyorlar!

.

.

Yeniden geliyorlar!

 .

James Cameron’un yönetmenliğini üstlendiği

Dünyayı bir anda etkisi altına alan Avatar’ın devamı geliyor.

Oscar ödüllü yönetmen James Cameron,

ilkini 2009 yılında çektiği Avatar filminin devamını

Yeni Zelanda’da çekmek için hazırlıklara başladığını açıkladı.

 “Titanic”, “Alliens” ve “The Terminator” gibi

efsanevi filmlerin yönetmeni Cameron,

Avatar’ın devamı niteliğindeki üç filmin

2015′ten itibaren dokuz ay içinde çekileceğini söyledi.

İlk filmi Aralık 2016′ya yetiştirmek istediklerini kaydeden

Cameron, ikinci filmin 2017, üçüncü filmin ise 2018′de

gösterime gireceğini ifade etti.

Cameron, filmlerin bazı sahnelerini saniyede 48 kare kullanarak çekecek. Filmlerde genellikle saniyede 24 kare kullanılıyor. Üç boyutlu çekilecek filmler için bütçenin yüzde 25′ini Yeni Zelanda hükümeti karşılayacak.

Pandora adlı bir gezegende geçen film,

mavi derili, insansı görünümlü,

barışçıl olan Na’vi halkı ile

gezegeni ele geçirmeye çalışan

insanların öyküsünü anlatıyor.

 .

www.izmirliahmetkaya.com

.

.

NEFRET, SEVGİ ve SİYASET

.

.

.

Yaşayacak kadar ye

.

.

Yaşayacak kadar ye

Sana öğüt olarak verileni, bilgi olarak tutuyor da

yaşamına yerleştiremiyorsan, MUCİZE sözcüğünü

bir türlü deneyimlemez ve yaşayamazsın.

Kadir Gecesinde sana hiç değilse

bir GECE deneyimleyebilmen için verilen öğüdün,

gerçekte bir BAL kavanozunun kapağını açmak için

eline aldığında ve kapağı avuçladığında sana hissettirilen

eline bulaşan bal sızıntısıdır.

Deneyimlediğin ve huzuru hissettiğin o ANIN

sürekliliği için BAL kavanozunu açıp

o balı çalakaşık yiyebilmelisin.

Bunun için o bir GECEYİ yaşamına 3 gece, 10 gece,

30 gece ve daha fazlası olarak yerleştirirsen,

aldığın öğüdün hem hakkını vermiş olursun

hem de Kaderine Kadir Olma bilincini

yaşamına yerleştirerek MUCİZELERİ deneyimler ve yaşarsın.

Farkında olmanız dileğiyle

size Levh-i Mahfuz’dan bir alıntı sunalım istedik:

“Sigarayı bırakmasaydın kilo almayacaktın. Kilo almasaydın, DİYET yapamayacaktın. Diyet yapmasaydın, bu KADİM FREKANSA girişin geçici ama koşulsuz şartı olan ANCAK YAŞAYACAK KADAR YEME ilkesini yerine getiremeyecektin. Yerleşik beslenme düzeninin içinde ben sana bunları anlatamayacaktım. Dilersen bunu yeme içme düzeninle ilgili bir ELEŞTİRİ olarak alabilirsin.  Sonunda bedenin SESSİZLEŞTİ ve sen beni ancak duymaya başladın.”

Levh-i Mahfuz’dan

.

Levh-i Mahfuz ile buluşun, özümseyin

ve yaşamınıza yerleştirin.

Tüm sorularınızın yanıtı alın

ve bundan sonraki yaşamınızın keyfini sürün.

 www.izmirliahmetkaya.com

.

.

Cumhuriyet Başsavcıları savcılarına sahip çıkmalı

.

.

Cumhuriyet Başsavcıları savcılarına sahip çıkmalı

.

Günümüzde Türk Polisinin, adli bir olayla ilgili yürüttüğü

kovuşturma, izleme, araştırma ve il emniyet müdürüne,

il emniyet müdürünün de üst makamlara yani, valiye

ve içişleri bakanına bilgi vermesi tartışılıyor.

Adli görev yürüten Türk polisi, il emniyet müdürüne

bilgi veremez. Verirse, üzerinde çalıştığı soruşturmanın

gizliliğini ihlal etmiş olur.

Bu alenen suçtur.

Cumhuriyet Savcısının, yaptığı soruşturmayla ilgili

bilgi vereceği tek makam Cumhuriyet Başsavcısı’dır.

Emniyet teşkilatındaki şube müdürleri,

üzerinde çalıştıkları operasyonla ilgili il emniyet müdürüne

bilgi vermekle yükümlü değildir.

Ancak, idari bazı işlemlerin yerine getirilmesi için

emniyet müdürüne operasyon öncesi,

operasyonun içeriği değil sadece

operasyonun yapılacağı  haberi verilir.

Gelin görün ki, İstanbul Emniyetinde şube müdürleri,

il emniyet müdürüne haber vermedikleri iddiasıyla

valilik tarafından içişleri bakanlığı emriyle görevlerinden alındı.

Böyle bir şey olabilir mi?

Görevden almaların anlamı da;

“bundan sonra bize haber vermezsen seni görevden alırız”

mesajıdır. Bu anlayış, Türk polisini suç işlemeye teşvik etmektir,

suç işlemeye sevk etmektir.

Artık bundan sonraki soruşturmalarda

Türk polisinin siyasilere haber vermesi isteniyor.

Hukuk ve adalet artık siyasilerin çıkarları doğrultusunda

katledilmiştir. Türk polisini Cumhuriyet savcısının emrinde iken

siyasilere ya da onların uzantısı olan vali ve bakanlıklara

haber vermeye zorluyorsanız, artık bu durumda

Türk yargısının da bağımsızlığı tartışılır.

Yakın tarihimize bir göz atın.

İlk kez olmuyor böyle şeyler.

Cumhuriyet Başsavcıları soruşturmaya ve emrindeki

Cumhuriyet Savcılarına sahip çıkmalıdır.

Cumhuriyet Başsavcıları direnmelidir.

Cumhuriyet Savcısının soruşturmalardan el çektirilmesi,

diğer Cumhuriyet Savcılarına da baskıdır.

Hem Cumhuriyet savcısı oldun artık deyip yetki vereceksin,

işine gelmeyince olur olmaz şikayetlerle

Cumhuriyet Savcıları hakkında soruşturma açacaksın.

Bu tip olaylar Cumhuriyet savcılarını yıldırır, hatta gerçekte

 siyasilerin diğer Cumhuriyet savcılarına da bir gözdağıdır.

Bir hafta içerinde yaşadığımız bu olayda,

kaybeden Türk HUKUKU olmuştur.

3 yıldır Avrupa Birliği İlerleme Raporunda

Deniz Feneri e.V. soruşturması savcılarının

görevden alınması eleştiriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devletini

niçin bu durumlara düşürüyorsunuz ey siyasetçiler?

Keşke hukukun ileride size de gerekli olacağının bilinciyle

bu şekilde zorlamasaydınız.

Levh-i Mahfuz’dan bir alıntı,

umarız ÖĞÜT alırsınız.

“GÜCE TAPINAN İNSAN, kendi güçlü Tanrısını yaratmıştır.

Tapmak ve Tapınmak…

Bunların varlığı için Tanrıya gerek yoktur.

İnsan hayatta en çok değer verdiği DEĞER ne ise,

o değerin en yüksek miktarda bulunduğu ADRESE tapar.

Kişinin Tanrıda SEVGİYİ bulabilmesi için,

hayatın içinde SEVGİYİ arıyor olması şarttır.

Levh-i Mahfuz, GÜCE değil SEVGİYE ibadet edenler içindir.

GÜCE tapınanların Tanrısı KORKU Tanrısıdır.

HAKİKATİN SEVGİ kelimeleriyle ilişiği baştan kesilmiştir.”

.

“Allah” sözcüğünü ağızlarından düşürmeyenler

genelde sadece O’nun GÜCÜNE hayrandırlar.

Farkında olun istedik.

Levh-i Mahfuz ile buluşun, yaşamınızın keyfini sürün.

 

 .

www.izmirliahmetkaya.com

.

.