Ne kadar KEDERLİSİNİZ?

.

Ne kadar KEDERLİSİNİZ?

Keder süreci, bir yakınınızı kaybettiğinizde

çoğu insan için, onlar uygunsuz enerjinin,

travmanın ya da şokun yarattığı

düş kırıklığıyla başa çıkamadıklarında zorlaşır.

Bu durum sizin tipik olarak,

kederin ÖFKE aşamasından geçişinizdir.

Bu andan itibaren günlük yaşamınız değişmiştir,

o AN sizin milat noktanızdır.

Artık bir aşama daha geçmiş ve ÖFKE içindesinizdir.

O günlerde, öfkeye aslında kaybedilen kişinin

neden olduğunu anlamak çok zordur.

Bu nedenle genellikle, ÖFKE yaşayan birilerine yönlendirilir.

Çoğu kez de kişi öfkeyi kendi içinde tutar

ve o gittikçe büyür, büyür

ve büyük bir düş kırıklığına dönüşerek

uygunsuz zamanlarda diğer insanlara saldırmalarına

yani ÖFKE patlamalarına neden olur.

İnsanların Ruhsal Bedenlerindeki değişimleri

Toprak Bedenlerinde özümsemek için

geçmeleri gereken birkaç KEDER aşaması vardır.

Bu durum insanların, deneyimleyip geçmesi gereken

fiziksel bir olay ve bir DEĞİŞİMDİR.

Öncelikle duygusal beden aracılığıyla meydana gelir

ama gerçekte fiziksel bir eylemdir

ve onu deneyimlediğinizde,

KEDER sürecinden geçer ve fiziksel olarak bir daha asla

ve asla aynı varlık olamazsınız.

Fizyolojiniz bu yeni parçanızı kapsayacak şekilde değişir,

çünkü ölerek size bu kederi yaşatan kişi

aslında sizin fiziksel bir parçanızdır.

Evet, çevrenizdeki görselliğe giren tüm insanlar

sizin fizyolojinizin birer parçasıdırlar.

Sonuçta onlar tek tek ölerek sizi terk ettiklerinde,

fizyolojinizde buna alışmak ve kabullenmek zorundadır

ve bunu başarmak için sizin geçtiğiniz aşamaların hepsi

TEKÂMÜL yolculuğunun gereğidir.

İnsanlar bu aşamaları çok çabuk geçmek isterler

ama çoğunluğu da o aşamalara umutsuzca yapışır,

örf-adet-gelenek ve inançları gereği giyindikleri

muhafazakârlık bilinci ile bir bilinç düzeyinden

bir diğerine geçmeyi reddederler.

Çünkü muhafazakâr insanlar

GELİŞMEKTE olduklarını değil,

iyileşmekte olduklarını düşünürler.

Oysa bir KEDER süreci, sadece duygusal

ve ruhsal olarak değil, fiziksel olarak da

bir GELİŞME-DEĞİŞME fırsatıdır.

Keder süreci, iyileştirilmesi gereken bir YARA değil,

hem bir gelişim, hem de Tekâmül yolunda yol alma,

bir üst bilinç düzeyine sıçrama fırsatıdır.

Farkında olun, BİR ÜST BİLİNÇ DÜZEYİNE sıçrama fırsatı.

Levh-i Mahfuz’u okuyup,

özümseyip yaşamınıza yerleştirdiğinizde,

Kederin hemen hepimizin yaşamının bir noktasında

üstesinden gelmek zorunda kalacağımız

büyük bir olay olduğunu anlarsınız.

BİR ÜST BİLİNÇ DÜZEYİNE sıçrama fırsatını böylece yakalar

ve bundan sonraki yaşamınızın keyfini sürersiniz.

www.izmirliahmetkaya.com

.

Levh-i mahfuz – tdg – kdk

Nasıl bildiğinizi bilmeden birçok şeyi BİLİRSİNİZ

.

Nasıl bildiğinizi bilmeden birçok şeyi BİLİRSİNİZ

Levh-i Mahfuz’da buluşacağınız tüm bilgi,

Kur-an’ı Kerim’in ışığında

Ruhsal bir perspektiften sizlere sunulmaktadır.

Bu fiziksel dünyamızı değiştirebilmek için

önce RUHSAL bir düzeyde vuku bulanla

başa çıkmamız gerektiği anlamına gelir.

Evet bu HAKİKATTİR.

Güzel Kur-an’ın Buruç s. 21-22.

“Doğrusu sana vahiy edilen bu Kitap, Levh-i Mahfuz’da bulunan şanlı bir Kuran’dır.”

Buradaki sanal küpe, bu bilgilerden,

BİLİNÇ sıçramasından yararlanmak için

sezgimizi daha çok kullanmamız

ve ona sarılmamız gerekmektedir.

“Offf “ çekmeyin, düşündüğünüz kadar zor değildir.

Hepiniz sözünü ettiğimiz SEZGİ yeteneğine sahipsiniz

ama birçok kişi sezgi yoluyla aldığı bilgiye güvenmemektedir.

Sorun insanın kendisine güvenememesidir.

Şifacılık özelliği taşıyan bizler,

yaptığımız uğraş nedeniyle

sezgisel yeteneklerimize güvenmemiz gerektiği

bilincinde olarak bu kavramı çok daha iyi kavrıyoruz.

Kendinize haksızlık yapmayın.

Birçok zaman sizler de onu nasıl bildiğinizi bilmeden

birçok şeyi “BİLDİĞİNİZ” anlar olmuştur.

Ya da bazen kendinizi

sözcüklerin nereden geldiğini bilmeden

bir şeyler söylerken bulmuşunuzdur.

Kahve falına bakarken dudaklarınızdan dökülenlere

kendiniz dahi çoğu zaman şaşırırsınız.

Kapının çalacağını ya da telefonun çalacağını

hatta sizi o an arayanın dahi kim olduğunu bilirsiniz,

gerçekleştiği anda da sadece şaşırırsınız.

Bu SEZGİDİR.

Özde bu medyumluktur.

Ve bu akış da gizemli ya da anormal bir şey yoktur.

Dikkatli olmalısınız, eğer sezgilerinize güvenmez

ya da korkarak onu kapatırsanız,

temel bir parçanız olan diğer bir yarınızı

kısaca içsel rehberinizle bağlantınızı kesmiş olursunuz.

Böyle bir durum sizi Tanrısallık bilincinden

tamamıyla uzaklaştıracaktır.

Levh-i Mahfuz size SEZGİ yeteneğinize güvenip

onu geliştirebileceğiniz bir çerçeve sağlayarak

Kaderinize nasıl Kadir olacağınızın bilincini kazandıracaktır.

 

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİZLER, maddi dünyaya sıkışıp kalmış ruhlarız.

.

BİZLER, maddi dünyaya sıkışıp kalmış ruhlarız.

İnsanoğlu çoğunluk olarak,

sadece “KANITLANMIŞ GERÇEKLİĞE” inanmak istiyor.

Ama gerçeklik, büyük olasılıkla birbirine tezat,

birçok varoluş düzeyleri de olabilir.

Eğer bir RUHUMUZ olduğuna inanıyorsanız,

o zaman, bizler maddi dünyaya sıkışıp kalmış ruhlarız.

Eğer bu uzay-zaman gerçekliğinin ötesinde

varoluş boyutları olduğuna inanıyorsanız,

o zaman bu, “GERÇEK” gerçeklik mi,

yoksa bizler illüzyon benzeri

bir yapı içinde mi kısılıp kalmışız?

Bilim, yaşamla ilgili olarak, adeta felsefecilerin

ve ilahiyatçıların alemine aitmiş gibi görünen

sorulara toslayıp duruyor.

Ve onlar da, yani felsefeciler ve ilahiyatçılar da,

bilimsel keşiflerde şaşırtıcı teselliler buluyorlar.

Böylelikle de, birbirleriyle yarışan

bu fakir dünyaları arasında,

eskiden bir köprü bile bulunmazken,

şimdi aralarındaki boşluk daha da daralmakta.

Rüyalar, sezgiler,

önceden bilme, dua, meditasyon

bu varoluşu aşıyor ve farklı bir realiteye işaret ediyor.

Çok üzücü, ama özellikle buluğ çağındaki gençlerde,

zihni değiştiren uyuşturucuların

salgın halde kullanımı da aynı etkiyi yapıyor,

farklı bir realiteye işaret ediyor.

sanki kısa bir süreliğine de olsa,

bu varoluşu terk etmek için doğal bir özlem var.

Bu özlem için çeşitli araçlar kullanılıyor;

filmler, kitaplar, müzik veya seyahat.

Bütün bunların hepsi de hayal gücümüzü

geçici olarak meşgul ediyorlar ve BİZLERİ,

günlük olarak, başka bir gerçekliğe taşıyorlar.

Şimdi ise, insan dualitesinde bedenlenmiş

bu ruhu bilinçli olarak araştırmak için

başka bir yol kullanabilirsiniz.

Bu yol, bu realite içinde de kanıtlanabilir bir şekilde

gerçek ve bizi, kendimiz ve başkalarıyla ilgili,

başka bir farkındalığa ulaştıran bir şey.

Ve elbette herkeste var ve herkes de görebilir.

Bilim ölçebiliyor,

hatta fotoğrafını çekebiliyor.

Mistikler yüzyıllardır ondan söz ettiler.

Ressamlar resmettiler,

şifacılar uygulamalarında kullandılar

ve hepimiz de hissettik.

AURA, İNSAN DUALİTEMİZİN,

ÇOK ÖZEL FİZİKSEL BİR TEZAHÜRÜDÜR.

Bu, aurayı nasıl görebileceğimizle ilgili bilgimizle,

dünyayı değiştirebilir miyiz?

Hayır, en azından hemen değil.

Kim olduğumuz, neden ibaret olduğumuzla ilgili

daha iyi bir anlayış getirir mi?

Elbette.

Bireyler olarak, sağlığımızı ve iyi halimizi

her gün denetimimiz altında tutma becerisine de sahibiz.

Bu bizim ulaşabileceğimiz bir beceri ve yetenektir.

Sağlığımızı tamamıyla farklı bir skalada ölçmek

ve izlemek için, AURA konusunda

bilgi sahibi olmak da bu yollardan birisi.

Ve bu bilgi, çevremizin çeşitli yönlerinin

üzerimizdeki etkileriyle ilgili gittikçe artan

FARKINDALILIĞIMIZI arttırmak için kullanılabilir.

Eğer şansımız da varsa,

insanlık LEVH-İ MAHFUZ ile buluşabilirse,

belki de önümüzdeki beş ya da on yıl içinde,

kendimizle ilgili toplam bilgimizin

yüzde 80’ini elde etmiş olacağımızı söyleyebiliriz.

 

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

Yaşamlarımızın NEDENLERİNİ anlamak

.

Yaşamlarımızın NEDENLERİNİ anlamak

Levh-i Mahfuz ile buluştuktan sonra,

İnsan deneyimini bir ruhun

tekâmül süreci olarak görmeye başladığınızda,

yaşamlarımızı yöneten tüm garip ve anlayamadığımız

kuvvetleri anlamaya başlayabiliriz.

BİZ kendimizi ruhsal bir uyanışı arayan

insanlar olarak görürüz, oysa aslında BİZLER

bir İnsan uyanışıyla başa çıkmaya çalışan

ruhsal sevgi dolu IŞIK varlıklarız.

Birçok durumda, sadece durumların NEDENİNİ anlamak bile

olumlu ve kalıcı değişimler yaratmak için yeterli olur.

Durumların neredeyse günbegün değiştiği

bu belirsizlik zamanlarında,

yaşamlarımızın NEDENLERİNİ anlamak BİZİM için

her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

Levh-i Mahfuz da sizlere GAYB’dan bildirilenlerle,

sizlerin, yıllarca iç sesinizin sizlere fısıldadıklarının

ne kadar uyum içinde olduğunu öğrendikçe şok olacaksınız.

İlahi olarak İLHAM edilmiş bilgi almak

düşünebileceğiniz kadar olağanüstü bir şey değildir.

Bazılarınız buna sadece medyumluk

ya da kanallık diyebilirler.

Sizin bakış açınız ne olursa olsun,

hepimizin daha yüksek bir yanımızla

yani Ruhsal Bedenimizle bağlantımız vardır

ve o BİZE İlham verir.

Sadece, çoğu kişi henüz ona güvenmeyi öğrenememiştir.

Toplum içinde farklı yorumlanır o İÇ SES,

sanatçılar ona İLHAM der,

yazarlar AKIŞ İÇİNDE olduklarını söylerler,

futbolcular HAVAYA GİRDİKLERİNİ söylerken,

müzisyenler BİR ANDA diyerek dillendirirler.

Olup bitenler kendi Ruhsal Bedenimizle

bağlantı kurduğumuz, iç sesimize

kulak verdiğimiz özel ANLARDIR.

Son oniki yıldır, kişisel olarak bire bir yaptığımız

danışanlarımızla olan birlikteliğimizde,

İnsanların yaşam kalıplarını ÖZ ELEŞTİRİ bilinciyle

daha yüksek perspektiften görmelerine yardımcı olduk.

BİZ herhangi bir rahatsızlık veya hastalık tanısı koymadık

ve bir tedavi yöntemi önermedik.

Bilinç sıçraması yaşatarak FARKINDALIK kazandırıyoruz.

Kriz danışmanlığı yapmadığımız gibi,

birinin ya da birilerinin ne yapması gerektiğini de söylemiyoruz.

Tüm danışanlarımızın, diğer bir deyişle

kapımızı çalanların aradıkları YANITLARIN

kendilerinde olduklarının bilincini

ve yanıtları dışarıda aramalarının eski paradigmalar

ya da batıl inançlardan olduğunun

bilincini vermeye çalışıyoruz.

BİZ sadece öğüt vererek,

sadece yaşamı farklı bir perspektiften

algılama fırsatı sunuyoruz.

Bizlerin amacı, kapımızı çalan sizlerin

bir İNSAN deneyimi yaşayan

Ruhsal bir varlık bir Tanrısal olarak

zaten bildiğiniz şeyi hatırlamanıza yardımcı olmaktır.

Sizi eğer buluşmadıysanız,

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşturuyoruz.

 

Sadece farkında olun.

Yaşamınızın keyfini çıkartın.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

GELECEK DİYE BİR ŞEY YOK, ONU SİZ YAZACAKSINIZ

.

GELECEK DİYE BİR ŞEY YOK, ONU SİZ YAZACAKSINIZ

Henüz yazılmamış bir gelecek,

bu bir hayal değildir.

Bu, Levh-i Mahfuz ile buluşmuş insanların,

Kadir Gecesi bilinciyle

Kadere Kadir olma eyleminin artık AN itibariyle

hayata geçirilmesi ve yaşayarak özümsenmesidir.

Her ne kadar bedenlenirken onay verdiğiniz

ve en ince detayları dahi düşünerek planladığınız

yaşam akışında eğer sizin yolunuz

Levh-i Mahfuz ile kesişti ise,

sizler artık Ruhsal Beden bilinciyle,

kaderinizi kendiniz belirlemeye başlamışsınız demektir.

Gerçekten de Tanrı Katında olan İslam’ı

yeryüzünde çevrenizdeki insanlarla olan

ilişkilerinizde de uygulamaya koydu iseniz,

yani İslam’ı yaşamınıza yerleştirdi iseniz,

farkında olun ya da olmayın,

geleceği artık sizler yazıyor

ve oynuyorsunuzdur.

Geçmişte birçok kahin geleceği görmüştür.

Onlar küçük kristal kürelerine bakarak

kehanetlerde bulunurlardı.

Aslında iyi iş yapmış,

diğer insanların yaşam denen fiziksel realitenin ötesinde

daha fazla şeyin bulunduğunu

görmelerine yardımcı olmuşlardı.

Dolayısıyla insanların,

sadece Toprak Bedenlerden ibaret olmadıklarını,

aynı zamanda birer Ruhsal Bedenlere

sahip olduklarını görmeleri insanlara yararlı olmuştur.

O zamanlar dikkat çekmek için

gizem ve bilinmeyenlere olan ilgi sonucu

kahin dediğimiz bu kişiler oldukça iyi bir iş yapmışlardır.

Ancak artık bu zamanda kahin ve kehanetlere yer yoktur.

Çünkü bilinç düzeyi bir yana

insanlık farklı bir tekamül düzeyindedir

ve bu HAKİKAT ile henüz bir geleceğin

yazılmadığını söyleyebiliriz.

Kadir Gecesinin bilincinde olan

Levh-i Mahfuz ile buluşmuş insan

o gece KADERİNİ kendi yazacaktır.

O gece siz de kaleminizi elinize alıp

geleceğinizi yazmak için

bu bilinç düzeyinde çaba göstereceksiniz.

O kalemlerle yazacağınız kaderinizle

sizler nereye gideceğinizin,

insanlığı nerelere götüreceğinizin bilincinde olacaksınız.

Güzel Kur’an-ı Kerim’in Kadir Suresi

 “Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik.

Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?

Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

Melekler ve ruh, onda Rabblerinin izniyle her bir iş için inerler. Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir o.”

http://www.burakozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/k-d-r/

Yukarıdaki linkte yer alan

K D R yazısını mutlaka okuyun.

 

Farkında olmanız dileğiyle,

sevdiklerinizle sağlıklı ve uzun yaşayın.

www.izmirliahmetkaya.com

.