İLAHİ ADALETİN, BEDELLER ÖDENEREK GERÇEKLEŞTİĞİNİN BİLİNCİ

.

İLAHİ ADALETİN,

BEDELLER ÖDENEREK GERÇEKLEŞTİĞİNİN BİLİNCİ

Birisi öldüğü zaman

sıklıkla onun acılarından kurtulduğunu söylersiniz,

ancak bu her zaman için doğru değildir.

Ruhsal beden olarak artık fiziksel acılarınız olmayacaktır

fakat yapmış olduğu hatalar nedeniyle

daha şiddetli manevi acılara maruz kalabilir

ve tekrar varoluş aşamasında daha da mutsuz olabilir.

Sahip oldukları zenginlikleri bencilce kullanan kişi

ekmeğini dilenmek zorunda kalabilir

ve yoksulluğun her türlü sıkıntısını yaşayabilir,

kibirli bir insan her türlü aşağılanmaya maruz kalabilir,

otoritesini kötüye kullanmış

ve kendisine tabi insanlara

kötü muamele etmiş bir insan da

kendisinden daha katı bir başka insana

tabi olmak zorunda kalabilir.

Yaşamın getirdiği zorluk ve sıkıntılar,

mevcut hayatta yapılan hataların sonucu değilse eğer,

önceki varoluşlar da yapılanların telafisi niteliğindedir.

Sonuç olarak, dünyevi hayatı esnasında,

tutkularını tatmin edebildiği için

kendisini mutlu olarak gören kişi

tekamülü için çok az çaba harcar.

Bu geçici mutluluk hali ise

genellikle mevcut yaşam dahilinde

ya da aynı derecede maddi imkan içeren

bir başka varoluşta mutlak surette telafi edilir.

Size bir FARKINDALIK ÖYKÜSÜ:

Bir adam ölmüş ve öbür dünyada yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş. Sıra kendisine gelip mahkeme salonuna girdiğinde bir de ne görsün?

Yargıç kürsüsünde bir insan oturuyor.

Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini almış.

Adam şaşkın, “Aman Tanrım, bu nasıl oluyor? Beni senin yargılayacağını sanmıştım. Oysa orada hakim olarak bir insan oturuyor.”

Tanrı gülümsemiş, “Ben hiçbir zaman sizi yargılamadım. Sonsuz sevgimle, ne yapmayı seçtiyseniz, sizi seçiminizde özgür bıraktım. Bana YARGILAMAK değil, SEVMEK yakışır. Çünkü ben saf SEVGİYİM. Sizi kendimden yarattığım için sizi yargılamak kendimi yargılamak olur. Ayrıca benim yargılamama ne gerek var ki? Her şeyi bilen ben sadece burada tanıklık ediyorum. Dünyada olduğu gibi burada da insanlar tarafından yargılanıyorsunuz. Birazdan salonu hayattayken, senin zarar verdiğin, hoşgörülü davranamadığın, yargıladığın, kalplerini kırdığın insanlar dolduracak. Onlara kendini affettirmeye çalış. Onlar seni affederse ne ala. Çünkü cennetin yolu onların affından geçiyor.” demiş.

Adam merakla sormuş: “Peki ya affetmezlerse ne olacak?”

Tanrı yine sevgiyle gülümsemiş, “Ben cenneti de, cehennemi de yeryüzünde yarattım. Seni tekrar yeryüzüne göndereceğim. Orada öyle bir yaşam süreceksin ki, tüm yaptığın kötülükler, verdiğin zararlar sana aynen yaşatılacak. Yani ettiğini bulacaksın. Ama bunun amacı sana ceza vermek değil. Sadece o insanların hissettiklerini bizzat yaşayıp anlaman, yaptığın kötülüklerin bilincine varman. İşte o zaman sen kendini affetmiş olacaksın.”

Adam bir süre düşünmüş, “Peki, cennet nasıl bir yer?” diye sormuş Tanrı’ya. “Cennet, bir yer değil, bir bilinç düzeyidir evladım. Dünyada mutlu, huzur ve sevgi dolu, insanlara destek olmaktan haz duyan, yarattığım canlı ve cansız her varlığa saygı göstermeyi bilen insanlar var ya, işte onlar, dünyada cenneti yeniden yaratmaları için geri gönderdiğim cennetliklerdir. Cennet de dünyadan başka yerde değil.” demiş Tanrı.

“Ama kutsal kitap bana öyle öğretmedi.” diye karşı çıkmış adam. “Kutsal olan tek şey yaşamdır. Ben o kitapları kutsal kılmadım. Siz kıldınız. Her şeye SEVGİ ile bakmasını bilerek yaşayan insan, en büyük ibadeti yapandır.” demiş Tanrı.

“Peki dünyaya döndüğümde doğru yolu görmemde yardımcı olacak mısın?” diye sormuş adam.

“Ben bunun için siz insanların içine “VİCDAN” denen bir pusula koydum. Eğer bu pusulanın etrafına ördüğünüz kalın BENCİLLİK duvarlarını yıkarsanız, vicdanınızın yani benim sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz.”

“Peki biz insanlara ne kadar yakında bulunuyorsun?” diye sormuş adam. “Hem size şah damarınızdan daha yakınım, hem de düşman olduğunuz kadar sizden uzağım.” demiş Tanrı. “Çünkü düşmanlarınız da Ben’im. Siz de Ben’im.”

“Yani mahkeme salonunda insanlara hiç mi hesap sormuyorsun Tanrı’m?” demiş adam. “Sadece iki sorum oluyor tüm insanlara.” diye gülmüş Tanrı. “Dünya okulunda ne kadar SEVMEYİ öğrendiniz? Ne kadar BİLGİ kazandınız?” “Kazandığınız bilgileri ne kadar yaşamınıza yerleştirdiniz?”

www.izmirliahmetkaya.com

.

Tutkunun peşinden git.

.

Tutkunun peşinden git.

Her neye tutkuluysan,

eğer o sana SEVİNÇ yaşatıyorsa,

o zaman sen o tutkunun içindesin demektir

ve bu durum çevrendeki her şeyin

enerjisini değiştirecektir.

Sen o tutkunu gün içerisinde on dakika

ya da bir saat boyunca deneyimleyebildiğinde,

o senin bütün gününü değiştirir.

Kısaca, eğer yapabildiğin tüm şey

tutkunu her ay ya da her hafta

bilemedin yarım saat deneyimlemek olsa bile,

bununla tüm yaşamınızı değiştirebilirsiniz.

Dolayısıyla sizlerden yapmanızı isteyeceğimiz tüm ŞEY,

size mutluluk yaşatacak,

sizi sevince boğacak şeyi deneyimlemeniz.

Fakat bunu yapmak, inançlarınızdan, örf, adet

ve geleneklerinizden dolayı biraz zordur.

Zira alışık değilsiniz.

Kişisel devriminizi henüz gerçekleştirmemiş

ya da Levh-i Mahfuz ile henüz buluşmamışınızdır.

Hatırlatalım sadece;

atalarımız huzuru çok çalışmakta,

anne ve babalarımız ise huzuru

akıllıca çalışmakta bulmuşlardır.

Artık Levh-i Mahfuz yüzyılında

yani günümüzde huzur ve mutluluk

TUTKUYLA çalışma sonucu elde edilebilir.

Değişin, değiştirin, kişisel devriminizi gerçekleştirin.

Sonuçta yaşadığınız bu günkü Dünyada başarınız,

günbegün deneyimleyebileceğiniz TUTKU

ve MUTLULUK miktarıyla doğru orantılı olacaktır.

Daha da önemlisi, Tutkuyu deneyimleyebileceğiniz

her düzeyde deneyimlemenizdir.

Kısaca, bu düşünce çok basit görünebilir

ama HAKİKAT daima basittir.

Hakikat, Levh-i Mahfuz’dur.

Buluşun yaşamınızın keyfini sürün.

 

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

“Neden ben?” DİYE SORMAYIN TANRI’YA.

.

“Neden ben?” DİYE SORMAYIN TANRI’YA.

Anne ve babalar, engelli olarak dünyaya gelen

ya da sonradan engelli olan;

ÇOCUKLARINIZI ONURLANDIRIN.

ONLAR BU YÜZYILDA SİZLERİN ÖĞRETMENLERİDİR.

YAPTIKLARI YA DA YAPACAKLARI

TÜM SEÇİMLERİNDE ONLARI ONURLANDIRIN.

“Neden ben?” DİYE SORMAYIN TANRI’YA.

BU BİR CEZA DEĞİLDİR.

O ÇOCUĞUN İÇİNDE KONUŞMA SORUNU OLMAYAN,

GÖREN, DUYAN, DÜŞÜNEN HER ŞEYİYLE

TAM BİR RUHSAL BEDEN OLDUĞUNU UNUTMAYIN.

ÜZERLERİNDE ÇOK UYGUNSUZ DURAN

VE YANLIŞ DİKİLDİĞİ İZLENİMİ UYANDIRAN

BİR ELBİSEYİ SEÇMİŞ OLSALAR BİLE,

ONUN DA BİR AMACI OLDUĞUNUN BİLİNCİNDE OLUN.

www.izmirliahmetkaya.com

.

İnsan olabilmek…

.

İnsan olmak,
her gün içinizden o Tanrısal Bilinçle
SEVGİ enerjisini dışa akıtmak
ve oldukça çok akmasına izin verirken,
bir yandan da planlanmış olan
bedensel varlığımızın özünü barındırıp,
her durumda geleceği mutlulukla karşılamaktır.

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

Çocuklarınızla konuşurken, kalpten konuşun.

.

Çocuklarınızla konuşurken, kalpten konuşun.

Kalpten konuşmanın bilincinde olun.

Kalpten konuşurken asla yalan söyleyemezsiniz,

özünüzdeki Evrensel enerjinizi

asla yanlış kullanamazsınız.

Daha da önemlisi, kalpten konuştuğunuzda,

çocuklarınız hatta çevrenizdeki herkes

kendi kalbini sizin kalbinizde gördüğünde,

HAKİKAT sizi de görür.

Bu davranışın anahtarı,

kalbinizin görülmesine izin verecek kadar

savunmasız olmanıza izin vermektir.

Bunu gerçekleştirmek için

kendinize çok sık aralıklarla zaman ayırmanız gerekir.

Kendiniz olmak için kendinize zaman ayırmak.

Levh-i Mahfuz Bilinciyle,

siz kendinize zaman ayırdığınızda,

çevrenizdekilere de en büyük armağanı vermiş olursunuz

ve bu bilinci çocuklarınıza da öğretirseniz,

onların gelişimlerine çok büyük bir fayda sağlarsınız.

Farkında olmalısınız, çocuklar,

öğretilere kıyasla, örneklerden ve yaşatılanlardan

çok daha fazla şey öğrendiklerinden,

en iyi ÖĞRETMENLER

tekâmül deneyimlerini bizzat geçiren

ve o konuda dürüst olup kalpten konuşanlardır.

Yaşamınızı çocuklarınızla paylaşmanız,

onlara öğretmekte kullanabileceğiniz

güçlü bir GEREÇ olabilir.

Çoğunluk anne ve babaların yaptığı gibi,

çocuklarınızı üzmemek için,

yaşadığınız sıkıntı, stres ve zorlukları

onlardan saklamaya çalışmayın,

dürüst olun ve çocuklarınızla paylaşın.

Mesela; Artık birbirini sevmeyen bir çiftin

çocukları uğruna

birlikteliği sürdürme çabasına bir son verin.

Bu türdeki bir davranış bile onların birilerine bağlanma

ve fiziksel yakınlık kurma sıkıntılarını ortadan kaldıracaktır.

Sonuç olarak,

siz çocuklarınızla gerçek benliğinizi daha fazla paylaştıkça,

onlarda daha fazla şey öğrenip,

sizlere daha fazla SAYGI duyacaklardır.

Lütfen, Levh-i Mahfuz ile buluşmadıysanız,

henüz geç değil.

Buluşun ve yaşamınızın keyfini sürün.

 

 

www.izmirliahmetkaya.com

.