.
“And olsun ki insanı Biz yarattık;
nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz;
Biz ona, şah damarından daha yakınız.”
Güzel Kur-an’ın Kaf Suresi 16.
Levh-i Mahfuz ile buluş,
artık Tanrı’yı göklerde aramaktan vazgeç.
.
.
“And olsun ki insanı Biz yarattık;
nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz;
Biz ona, şah damarından daha yakınız.”
Güzel Kur-an’ın Kaf Suresi 16.
Levh-i Mahfuz ile buluş,
artık Tanrı’yı göklerde aramaktan vazgeç.
.
.
PARAYA BAĞLILIK BOLLUK DEĞİLDİR
Paraya bağlılık sadece enerjinin yanlış kullanımıdır
ve Ruhsal Beden bilincinde ya da
ruhsal-spiritüel olabilmek için
tüm dünyevi zenginliği bırakmanız gerektiği
inancından kaynaklanmaktadır.
Bu durum, ruhsallığı bulabilmek için
yoksulluk yeminleriyle dizlerinizin üzerinde geçirdiğiniz
birçok bedenlenmenin direkt sonucudur.
Eski zamanların daha düşük tekamül düzeylerindeki
titreşimlerinizde bu durum,
dünyevi zenginliğe olan bağlılığınızdan kurtulmanıza
ve hayatta daha yüksek bir anlam
ve bu anlamın mana boyutuna inebilmeniz için
yardımcı olan bir gerçekti.
Ancak, insanların bir gerçeği bulup,
sonra onu gerçek anlamını yitirecek kadar
aşırı uçlara götürme alışkanlıkları vardır.
“Ben” ve “Benim” egolarıyla maddeye sahiplenme
ve maddeselliği gerçek kabullenme durumudur.
Yaşamda firavun olma deneyimidir.
Burada da durum aynen böyleydi.
Ama Tekamül merdiveninde yükselirken,
siz de bu yüksek titreşiminizi destekleyecek
daha yüksek gerçeklere yani HAKİKATLERE ulaşırsınız.
Şimdi insanlık tümüyle ruhsallık ve bolluğun ilişkisiyle ilgili
gerçeği yeniden tanımlamaya başlıyor.
Eğer dünyevi zenginliğe bir bağlılık taşıyorsanız,
bunun sizi kısıtlayacağı ve sınırlandıracağı doğrudur.
Ancak, dünya üzerinde gerçek huzuru
ve mutluluğu yani CENNETİ yaratmak
ve yaşamak istiyorsanız,
HAKİKAT ile buluşmalı ve bolluğu tanımalısınız.
Paraya bağlılık bolluk değildir.
Bu meselenin özü, gerçek bolluğu,
Ruhsal Beden bilincini özümseyip
deneyimlemediğiniz sürece
yaşamınızda huzur ve mutluluk dolu anları
yani cennetinizi yaratmanızın mümkün olamayacağıdır.
Zira cennet bilinci var olan en çok bolluk olan yerdir.
Batıl inançlarından kurtulun
ve bu senaryoyu tekrardan yazmaya cüret edin,
Tanrısallığınızın bilincin de olun,
her alanda hem Ruhsal-spiritüel,
hem de bolluk içinde
huzur ve mutluluk dolu olmanıza izin verin.
Parasız olmanın geçici bir durum olduğunu,
yoksul olmanın ise kökü yoksunluk inancına dayanan
bir bilinç hali olduğunu bilin.
Levh-i Mahfuz ile buluşun,
cennetinizi yaratma bilincine kavuşun.
Bu bedende olmanın keyfini çıkarın.
Güzel Kur-an’ın birkaç ayeti İNFAK bilinci üzerine:
“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve sözleştiklerinde sözlerine uyanlar ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler. İşte bunlar, doğru olanlardır ve haramları terk etmiş olanlar da bunlardır.” Güzel Kur-an’ın Bakara S. 177.
“Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir.” ” Güzel Kur-an’ın Bakara S. 215.
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.” Güzel Kur-an’ın Nisa S. 36.
“Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.” Güzel Kur-an’ın Fecr S. 18.
“Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmağa yanaşmayan kimse işte odur. Vay haline o namaz kılanların ki: Namazlarından gaflet içindedir onlar! Gösteriş yapmaktadırlar. Onlar basit şeyleri dahi vermezler.” Güzel Kur-an’ın Maun S. 1-2-3-4-5-6-7.
Gerçek bolluk insanın kazanmış olduğu
enerji miktarı değildir,
gerçek bolluk bir enerji akışıdır.
Güzel Kur’an’daki İNFAK bilincidir bu.
.
.
Endişe ve kaygıların üstesinden gelmek
Günlük yaşamın zorluklarıyla
ne kadar iyi başa çıkarsanız çıkın,
birey olarak herkesin hatta toplum olarak da bizlerin
kriz noktaları olabilir.
Yani, başa çıkma stratejilerinizin çöktüğü durumlardır bunlar.
Örnek vermek gerekirse, birçok kişi
eleştiri ve reddedilme karşısında
kendilerini fazlasıyla kötü hissederler
ve etkili bir şekilde yanıt veremediklerini hissederler.
Böyle bir durumla karşılaştığınızda,
bunu başarıyla atlatmak için
fazladan yardım ve öğüde gerek duyarsınız.
Günlük yaşamınızın her alanında
beklenmedik anlarda karşımıza çıkan
olumsuzluk, şiddet, öfke, nefret, haksızlık
ve dolayısıyla endişe ve kaygıların
üstesinden gelmek bu durumlara her zaman
hazır olmaktan geçer.
Spor yaparak fiziksel kaslarınızı geliştirir gibi
duyusal ve zihinsel kaslarınızı da geliştirmek durumunda
ve zorundasınızdır.
Levh-i Mahfuz, Günlük yaşamınızdaki sorunları irdeleyen
sizi HAKİKAT ile buluşturup, yaşamın her ANINDAN
nasıl keyif alacağınızın bilincini
size anlatan etkin bir kitaptır.
Güzel Kur-an’ın Buruç s. 21-22.
“Doğrusu sana vahiy edilen bu Kitap, Levhi Mahfuz’da bulunan şanlı bir Kur-an’dır.”
.
.
Hep başkalarının sizi sevmelerini mi bekliyorsunuz?
Bütün hayatımız boyunca,
başkalarını sevmek,
kendimizi onlar için feda etmek
ve onlar için sorumluluk duymak
gerektiği şeklinde eğitildik.
Ama hiç kimse BİZE,
kendimizle bir uyum içine girmemiz
ve kendimizi nasıl sevmemiz,
kendimizle nasıl barışık olmamız
gerektiği konusunda bir şeyler söylemedi.
Başkalarına “Seni seviyorum” demeden önce
“kendimi seviyorum” kavramı üzerinde durun
ve bir kez olsun kendinize
“Seni seviyorum aşkım” demeyi bir düşünün.
Başkalarına “Teşekkür ediyorum” demeden önce
“kendime her türlü davranışıma katlandığı için teşekkür ederim”
kavramı üzerinde düşünün.
Başkalarına “Beni affet” demeden önce
bir aynanın önünde kendi gözlerinizin içine bakarak
“Beni affet bir tanem” demeyi bir düşünün.
Başkalarına “Özür dilerim” demeden önce
gene aynanın karşısında kendinize
“Özür dilerim Canım” demeyi bir düşünün.
Acaba başkalarını,
kendinizden kaçmak için mi sevmeye çalışıyorsunuz?
Hep başkalarının sizi sevmelerini mi bekliyorsunuz?
Sevgiyi öğrenmek ve üzerinde çalışarak
geliştirmek mümkündür.
Başka birini sevmeye kalkışmadan önce,
kendinizi sevmeyi öğrenin.
Yoksa bu sevginiz, kendini sevme yeteneksizliğinin
bir alternatifi olmaktan ileri gidemez.
.
.
21 gram
“10 Nisan 1901 günü öğleden sonra 17:30’da,
Macdougall’ın “ARADIĞIM FIRSAT” olarak nitelendirdiği
1 numaralı hastanın ölmek üzere olduğu haber verildi.
Orta boyda, tipik bir Amerikalı olan hasta
koğuştan alınarak, bir kumaş topu gibi
tartının üzerine yerleştirildi.
Tam üç saat kırk dakika boyunca
doktorlar adamın başında ölmesini beklediler.
Ölüm döşeğindeki bir adamın başucundaki üzüntü
ve gözyaşlarının yerine sabırsız bir bekleyiş vardı.
Bir uzay mekiğinin fırlatılışı öncesi
geri sayım esnasındaki NASA görevlilerini
ya da avının can vermesini bekleyen
leş kuşlarının bakışını gözünüzün önüne getirin.
İşte öyle bir şey.”
“Doktorların biri adamın nabzını kontrol ediyor,
bir diğeri yüzündeki hareketleri inceliyordu.
Macdougall’ın gözleri ise tartının ibresindeydi.
Birdenbire, tam ölüm anında tartının ibresi aşağı indi
ve orada kaldı.
Tekrar yukarı çıkmadı.
Ağırlık kaybı bir onsun dörtte üçü kadardı. “
“Evet, yani 21 gramdı.”
Mailime düşen bir yazıydı.
.