HALA UYANAMADIN MI?

.

HALA UYANAMADIN MI?

Okuduğunuz KİTAP veya bilimsel bir sonuç

bir yumruk indirir gibi sizi uyandırmıyorsa,

O kitap faydasızdır.

Her hikmetin bir külfeti mutlaka olmalıdır.

Ya yumruk yiyerek uyanacaksın

ya da uyumaya devam edeceksin.

Güzel Kur-an’ın Bakara Süresi 2-146-151.

“O kitap; onda asla şüphe yoktur. O, arınmak isteyenler için bir yol göstericidir.” “Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler.” “Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.”

Güzel Kur-an’ın  Ali İmran Süresi 19-100.

“Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “kıskançlık ve hakka başkaldırma” yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.” “Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler.”

Sizi uyandıracak tek kaynak kitap, LEVH-İ MAHFUZ’dur.

 

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

PARA DENEN ŞEY

.

PARA DENEN ŞEY

Evet, para bir oyun,

insanların yaratıcı zekasının bir ürünü.

O bir alış-veriş biçimi.

Para ile olan ilişkinizde görünen zorluk,

sizin paraya sanki bir enerjiymiş gibi davranmanız.

Zira para bir enerji değildir.

O sadece yaratıcı enerjinizin bir yansımasından ibarettir.

Spiritüel de olsanız tüm inançlarınızı sorgulamadıysanız,

para ile hala sorunlarınız olacaktır.

Eğer spiritüel olacaksanız,

paranın yaşamınızın bir parçası olamayacağına,

bir biçimde paraya ihtiyacınızın olamayacağına inanırsınız.

Farkında olsanız,

sizler Tanrısal Yaratıcılarsınız

ve para ile nasıl çalışılabileceğini öğrenmelisiniz.

İnanç duvarlarınızı kökten yıkarak,

onları aşarak bolluğu kabullenmelisiniz.

Eski inançlarınızdan olan cenneti

bu dünyada yaratacaksanız,

bolluk bilincini özümseyip yaşamınıza yerleştirmeli

ve takıntısız rahatlamalısınız.

Tanrı Katından daha büyük bir bolluk yeri yoktur.

“Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır.”

Güzel Kur’an’ın Ali İmran s.19

Tanrısallığınızla İslam’ı insanlar katında da yaşayabiliyorsanız,

gerçekte tüm varoluşun en büyük bolluğunu deneyimlersiniz.

O zamanda yaşamınızda para yanılgısı

hiç ama hiç sorun olmayacaktır.

Siz düşündüğünüzden çok daha fazla şey üzerinde

tam bir kontrole sahipsiniz.

Enkarne olma bilinciyle birçok yaşamı

kendinizi feda ederek geçirdiniz.

Ruhsal Beden bilinciyle

artık bunun yani olan bitenin farkındasınız.

Yaşadıklarınız, yaşamakta olduklarınız

hep birlikte öğrenmekte olduğunuz küresel bir dersti.

O zamanlar o Tekamül düzeyiniz

yani o titreşim sizin gerçeğinizdi,

ama günümüzde artık yeni bir titreşime sahipsiniz.

Levh-i Mahfuz yüzyılındayız artık.

Levh-i Mahfuz ile buluştuysanız, bilinç düzeyiniz değişti.

Bu yüzden, daha yüksek titreşiminizi destekleyen yeni,

daha yüksek gerçekleri kavrarken,

HAKİKAT ile yüzleşirken,

edinmiş olduğunuz eski gerçekleri

yani Batıl İnançlarınızı bırakacak cesareti göstermelisiniz.

Bunu yapmak bazen zordur, ama yine de,

Bir’liğe BİZ olma bilincine ulaşmanıza izin vermelisiniz.

Aynı şekilde paranın size gelmesine de izin vermelisiniz.

Çünkü tam bir bolluk hali içinde olduğunuzda

diğer insanlara da yardım edebilirsiniz.

Kendinize değer vermelisiniz.

Kendinizden başka hiçbir kimse

size bir değer biçemeyecektir.

Hayatta rahat ve huzurlu olmak için

gerçekte neye ihtiyacınız olduğunu

ancak kendiniz iç sesinize yani kalbinizin sesine

odaklandığınızda siz,

kendiniz belirleyebileceksiniz.

www.izmirliahmetkaya.com

.

Yaşlanmayı geciktirmek ve sürekli genç görünmek elinizde.

.

Yaşlanmayı geciktirmek ve sürekli genç görünmek elinizde.

Üstelik gençlik iksiri için para harcamanıza da gerek yok.

1.TATLI YEMEYİN

Amerikalılar yılda 68,04 kg şeker tüketir bu da toplam kalorimizin yüzde 18’ine denk gelir. Bunun obeziteden, tip2 diabete kadar birçok sağlık sorununa yol açtığı bilinir. Fazla güneşte kalmak ve sigara içmek kadar kırışıklıkların oluşmasına da sebep olur. Şeker, elastin ve kollajendeki proteinlere saldırarak glikasyon denilen bir sürece ve cildin daha yaşlı görünmesine sebep olur. 35 yaş ve sonrasında aşırı şeker tüketimi kaynaklı yaşlanma etkileri hızla gözlemlenir.

TAVSİYE: Her gün 25 gr. şeker tüketimi ile kendinizi sınırlayın. Lif şeker emilimini azaltır. Örneğin, portakal ve portakal suyu arasındaki fark gibi. Portakal suyu kola kadar şeker içerir. Şeker ihtiyacı arttığında ki bu da genellikle susadığınızda olur, tatlı bir şey yerine bir bardak su veya maden suyu içmeyi tercih edin. Eğer bu işe yaramazsa bir parça siyah çikolata veya böğürtlen/çilek tüketebilirsiniz.

2. SEVMEDİĞİNİZ İŞTE ÇALIŞMAYIN

Haz almadığınız, çok çalışmak zorunda kaldığınız işler yoğun stres nedeni ile kalp hastalıkları veya yaşlanma riskini arttırır. Aşırı iş temposundan kaynaklı uzun süreli kronik stres aynı zamanda beynin işlevselliğini de azaltır.

TAVSİYE: Eğer stres ortamınızı değiştiremiyorsanız (zor bir patron, yoğun seyahat programı, iş yükü gibi) sizi mutlu edecek şeylerin bir listesini çıkarın. Sevgilinizle bir öğlen yemeği veya en sevdiğiniz çayı gününüzün içine ekleyebilirsiniz. İşinizden şikayetçi olmak ve stres, sizi daha kötü bir ruh haline sokabilir. Sizi mutsuz eden düşüncelere karşı, pozitif düşünerek, şikayetlerinizi azaltabilirsiniz. İmkanınız varsa sadece sevdiğiniz işi yapın.

3. KIZARTMA, IZGARA, KAVURMA VE KONSERVEYE DİKKAT

Vücutta protein ve şeker arasındaki reaksiyonların en sonunda AGE (ileri glikasyon son ürünleri) olarak adlandırılan yapışkan tortular oluşur. Bunlar komşu protein iplikleri arasında anormal çapraz bağlar geliştirerek bu proteinleri daha az elastiki/esnek yapar ve normal işlevlerini kısıtlar. Yaşlı derinin kırışıp, sarkmasından Alzeimer’a kadar birçok hastalığa sebep olur.

Kızartma, karamelleşme, ızgara, kavurma, işlenmiş ve konserve işlemi sırasında ısıtılan gıdalar AGE oluşturur. AGE inflamasyon ve oksidasyonu artırabilir yaşlanma, kalp, beyin, kemik ve eklem, böbrek, insülin direnci, anemi ve cildi etkileyen yaşa bağlı hastalıkların temel nedenidir.

TAVSİYE:  AGE tüketimini azaltmak için en iyi şey mümkün olduğunca çiğ yemektir. Yiyecekleri su bazlı yöntemle (buharda veya kaynatma) ile pişirin veya sirke, limon suyu ile pişirmeden önce marine  edin. Antioksidan ve anti-inflamatuar gıdalar tüketmek AGE’nin neden olduğu inflamasyon ve oksidasyonu azaltmaya yardımcı olur. Çilek, tatlı patates ve yeşil yapraklı sebzeler tüketin.

 4. DİRENÇLİ SPOR EGZERSİZİ YAPIN

Kadınlar 30 yaşından sonra her on yılda bir kas kütlelerinin yaklaşık yüzde 5’ini kaybederler. Bunu tersine çeviren tek şey dirençli spor egzersizidir. Bu tarz egzersizlerin kas kitlenizi artırabileceği yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Kuvvetlenme antrenmanı, kemik yoğunluğu, enerjinizi arttırmak ve güç için harikadır. Aynı zamanda metabolizmayı çalıştırır, dengeyi arttırır ve kalp için de iyidir. Daha fazla kas, daha az sarkık deri anlamına gelir.

TAVSİYE: Haftada 3 kez 20 dakika boyunca kendi vücut ağırlığınızla, dambıllarla ve dirençli bantlarla  egzersiz yapın. Egzersiz programınıza haftada 5 gün kardio antrenmanı eklemeyi unutmayın. Tabi ki önce doktor kontrolünden geçmeyi ihmal etmeyin.

5.DELİKSİZ 7 SAAT UYUYUN

Düzenli uyku uyumak bir lüks değil, tıbbi bir ihtiyaçtır. Uykusuzluk kortizol (böbreküstü bezinden salgılanan bir hormon) eksikliğine yol açar. Vücudumuzun iç ve dış görünümünü etkiler. Tutarlılık da anahtarıdır: 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 5 yıl süreyle çok az uyku uyumak,  kavrama yeteneğinde azalmaya ve bulunduğunuz yaştan dört ila yedi yıl daha yaşlı bir algıya eşdeğer çıkmıştır.

TAVSİYE: Gecelik kesintisiz 7 saat sağlam uykuda vücudun kendini tamir etmesi mümkündür.  İyileşme, hafıza, cilt esnekliği, normal kortizol düzeyi ve metabolizma için önemlidir. Aynı uykuyu devam ettirmek ve uykuyu teşvik için oda sıcaklığını sabit bir derecede tutmak gerekir.  Melatonin üretimini sağlamak için kedi otu çayı veya ekşi vişne suyu doğal uyku yardımcılarıdır. Gerginlik ya da bacak uyuşması geceleri devam ederse,  1-2 çay kaşığı magnezyum sitrat tozunu su veya meyve suyu ile karıştırarak için, kaslarınızı gevşetmeye yardım eder.

6. YAĞI AZALTIN

Kadınlar genellikle ilerleyen yaşlarda diyet yaparken yağı azaltmaya çalışır ama omega-3 yağ asitleri gibi iyi, sağlıklı yağlar, cildi esnek tutar, beyin sağlığını arttırır, kalbi güçlendirir, diyabet ile mücadele eder ve ömrü uzatır. Omega-3’ü azaltmak yaşlanma sürecini hızlandırır, hücresel inflamasyonu artırır ve organda fonksiyon bozukluğuna yol açar. Ayrıca cildinizin, daha fazla tahriş olmuş, daha az parlak ve yaşlı görünmesine neden olur.

TAVSİYE: Daha fazla sızma zeytinyağı, badem, avokado ve vahşi somon gibi yağlı balık tüketin ama omega-6 bakımından zengin bitkisel yağlardan (mısır, soya, ayçiçeği) kaçının ve doymuş yağ bulunan tereyağı ve peyniri sınırlayın. Günlük 2 1/2 gram DHA ve EPA omega-3 gereklidir, bir çorba kaşığı balık yağı veya balık yağı vitamin takviyesi alabilirsiniz.

7.DURUŞUNUZU DÜZELTİN

İnsanlar 40 yaşından sonra her 10 yılda 1 santimetre boy uzunluklarından kaybeder. Sırtın yuvarlaklaşması, bel ağrısı, başın öne doğru pozisyonlanması yaş ile alakalı en tipik postür bozukluklarıdır. Yanlış şekilde oturmak, ayakta durmak, eğilmek sadece daha yaşlı görünmenizi sağlamakla kalmaz aynı zamanda fiziksel hasarlarda oluşturur. Eğer otururken veya ayakta dururken kemiklerin diziliminde bir aksaklık var ise, kaslarımız fazla çalışmak zorunda kalır ve bu da eklemlerinizi güçsüzleştirir. İyi bir postür sağlıklı görünmenize, güçlü ve esnek kalmanıza, ağrılardan kurtulmanıza, enerjinizi yükseltmeye, daha sakin ve hareketli kalmanıza yardımcı olur.

TAVSİYE: Otururken kalçanızın sert yüzeye temas ettiği kemikli kısımların üzerine oturun. Ayakta dururken, çenenizi geriye doğru çekin,  ağırlığınızı topuklarına doğru aktarın, her iki omzunuzu geriye ve aşağıya alın, başınızı çenenizi çok fazla kaldırmadan geriye doğru alın. Eğilirken ise kalça ve diz ekleminizden eğilin belinizden değil.

8- BOL BOL SEKS YAPIN

Faal olmak daha mutlu olmanıza, daha güçlü bir bağışıklık sistemine, iyi bir dolanım sistemine sahip olmanıza, daha fazla kalori yakmanıza ve hatta  sekiz yıl daha uzun yaşamanıza sebep olur. Seks kas tonusunu ayarlar, sizi daha fit ve genç gösteren büyüme hormonunun üretimini arttırır. Seks sırasında salınan kimyasallar stresi azaltır ve enerjinizi arttırır, böylelikle daha mutlu bir ruh haline sahip olmanızı sağlar.

TAVSİYE: Amerikalı çiftler haftada ortalama 2 kere seks yapar, fakat daha önemli olan kısım çiftlerin bu sıklıktan tatmin olmasıdır. Planlanmış seks sizin cinsel isteğinizi başlatmaya yardımcı olabilir. Libidonuzu yükseltmek için 4 hafta boyunca günde 3 kere 10’ar kez Kegel Egzersizlerini(pelvik taban kaslarını kuvvetlendiren egzersiz grubu) yapmayı deneyin.

9.GÜNEŞ KREMİNİ UNUTMAYIN

Tabi ki çok fazla güneşin en ciddi sonucu deri kanseridir ama aynı zamanda kırışıklık, güneş lekeleri, kılcal damarlarda çatlama, kuru ve donuk bir cilde de sebep olabilir. Ve tabii ki bu sadece kumsalda güneşlenerek harcadığınız vakitleri kapsamaz.  Güneşin %80’i günlük hayatta yürüme veya araba sürme sırasında açığa çıkar. Diğer kaynaklar ise kum, su, büyük aynalı odalar, bilgisayar ekranı, spotlar, yüksek irtifa ve kardan yansıyan ışıkları içerir.

TAVSİYE: Günlük olarak en az 30 veya daha üstü koruma sağlayan güneş kremlerini kullanın (çinko oksit ve titanyum dioksit içerenler kimyasal içermez). Bulutlu havalar dahil koruyucu kıyafetler giyin, şapka kullanın. Gözlerinizi koruyun; 400 veya daha üzerinde UV koruması sağlayan güneş gözlüğü kullanarak göz çevrenizi koruyun.

10. İNSÜLİN DİRENCİNİ ARTTIRMAYIN

Doğadaki karbonhidrat kaynakları tahıllar, sebze ve meyvelerdir. Günümüz şartları tahılları karşımıza işlenmiş olarak getirir. Rafine karbonhidrat kan şekerini ve insülin seviyesini hızla arttırarak dokuların hızla yaşlanmasına, serbest radikallerin oluşumunu hızlandırmaya ve bunun sonucunda insülin direnci ve metabolik sendroma sebep olur.

TAVSİYE: Doğadaki diğer karbonhidrat kaynağı olan sebze ve meyveleri tüketin. Sebze ve meyvelerden de anti oksidan değeri  en yüksek olan özellikle mor meyveler (karaüzüm, yaban mersini, karadut) kırmızı meyveler (çilek, kiraz, domates, nar, kırmızı elma) gibi koyudan açığa doğru beslenmenizi düzenleyin.

* * * * * * * * * * * * * * * *

* Dr. Fizyoterapist Gamze Şenbursa’nın

önerilerine kulak vererek yaşlanmanın ve yaşlı görünmenin önüne geçebilirsiniz.*

www.izmirliahmetkaya.com

.

Kapın çalındığında mutlaka aç.

.

Kapın çalındığında mutlaka aç.

Senden istenildiğinde öğret,

işitilme fırsatını yakaladığında konuş.

Çevrenizdeki insanların

hep bir arayış içinde olduklarını görürsünüz.

Para denilen maddeyle olan ilişkilerinden dolayı da

her şeye sahip olabileceklerini sanmaktadırlar.

Ama bir türlü doyuma ulaşamamakta

ve para ile satın alabilecekleri

başka şeylerin peşine düşmektedirler

ve bu durum hep böyle devam eder.

Aslında aradıkları şeyin maddeyle ya da parayla bir ilgisi

ya da ilişkisi kesinlikle yoktur.

Bunu fark ettiklerinde ise

yüzlerinde sadece bir tebessüm oluşacaktır.

Eğer ki siz Levh-i Mahfuz ile buluştunuz

ve Levh-i Mahfuz bilincini yaşamınıza yerleştirdiyseniz

ve de ŞİFACI ya da öğretici-hatırlatıcı olmaya karar verdiyseniz,

kendinizi başarılı ya da başarısız diye yargılamak

sizin sorumluluğunuz değildir.

Sizin sorumluluğunuz, bir İnsan olarak verdiğiniz

ya da aktardığınız armağanın kabul edilmesi

veya ondan yararlanılması değildir.

Size yaşatılan ve sizin aramanız gereken, sadece,

o armağanı ya da hediyeyi verme fırsatıdır.

Armağanlarınızı verdiğinizde,

bir İnsan olarak görevinizi yerine getirmiş olursunuz.

Bunun gerçekleşmesi için,

sonuca olan tüm bağlılığı bırakmalısınız.

Farkında olmalısınız,

sokakta dilenci görünümlü birinin,

sizden istediği parayı içki içmek için mi,

yoksa ailesinin karnını doyurmak için mi

istediğini nasıl bilebilirsiniz?

Siz bunun hiçbir zaman farkında olmayacaksınız,

sonuç sizi ilgilendirmeyecektir,

siz verdiğiniz armağandan dolayı

olacaklardan sorumlu değilsinizdir.

İç sesinize odaklanın,

önemli olan davranışınızdan dolayı

yüzünüze yansıyacak olan mutluluk tebessümüdür.

Bu hissettiğiniz duygu,

kalbinizden dışa vuran SEVGİ enerjisinin ışığıdır.

Sevginin herhangi bir formdaki ifadesi olan o armağan,

alana değil, verene aittir.

Öyleyse bir başkasının yaşamında

bir fark yaratabileceğiniz o zaman

ve mekân kavşağına yerleştirilmenize izin verin.

Armağanı verir vermez,

sonuca olan bağlılığı,

hele hele suçluluk duygusunu bırakın.

Levh-i Mahfuz yüzyılında suçluluk duygusu,

insanlığa en yararsız duygudur.

Basitçe, bu duygudan kurtulmak için,

ya oluşumdaki durumu halledin

ya da kendinizi bağışlayın yani affedin.

Bu konuda yapabileceğiniz bir şey varsa yapın,

yoksa suçluluk duygusunu bırakın.

İnsanlar bu duygudan arınamadıklarında

taşınamaz bir yük onları ezmeye başlar,

hastalıklar özelliklede kanser oluşumunun

nedenini oluştururlar.

Hediyelerinizi dağıtın, armağanlarınızı sunun

ve bunları yaparken hiçbir maddi beklenti içinde olmadan,

sonuca odaklanmadan SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET

ve AŞK ile gerçekleştirin.

En büyük mutluluğu Senden istenildiğinde öğreterek,

işitilme fırsatını yakaladığında da

konuşarak yakalayacaksın.

Sadece farkında ol.

Kapın çalındığında mutlaka aç.

 

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

Bir KAPI niçin çalınır?

.

Bir KAPI niçin çalınır?

Sizler kapımızı çalmak için sadece iç sesinizi dinlemiş

ve karar vermişsinizdir

Bir KAPI niçin çalınır?

O kapının ardında ilk defa karşılaşacağınız kişi ile

nasıl bir bağınız olabilir?

Tesadüf denen kavaramın

yaşamımızı etkilemesi mümkün mü?

Bu ve buna benzer soruları peş peşe sıralayabiliriz

ama şu an farklı bir bakış açısıyla gireceğiz konuya.

Levh-i Mahfuz Bilincini özümseyip

yaşamınıza yerleştirdiyseniz,

bu Dünyaya gelirken yani bedenlenirken,

her ihtimale karşı, planlarımızın gerçekleşmesi için

yedek planları da devreye soktuğumuzun farkındasınızdır.

Ruhsal bedenler halinde

henüz Toprak bedenlere girmeden

yeryüzünde yaşanılacak olayların akışında

Benlik yani Egonun devreye girmesiyle

yapılacak özgür seçimlerimizde,

gerçekleştirmek istediğimiz derslerin yaşanılması için

çok fazla yedek planlar yapmakta

ve hayal gücünü maksimum düzeyde kullanmaktayız.

Planları tasarlarken başlatılan karmaşıklık

inanılmaz boyutlardadır.

Yedek planlamaları yaparken

Ruhsal Bedenlerin birbirlerine uyarıları olur

ve her ne kadar yeryüzünde bedenlendiğimizde

yabancılaşsak bile, birbirimizi gördüğümüz anda

ya da adımız telaffuz edildiğinde

öğlesine manyetik bir çekim yaşarız ki

sanki yıllardır tanışıyormuşuz hissine kapılırız.

Genelde “dejavu” dediğimiz bir kavramla da

eşleştirebiliriz bu hissi.

Bizler kapımızı çalanlarla

 iletişime geçtiğimizde

yedek planlamaların hatırlatmaları sıralanır:

 “öyle ya da böyle KAPINI çaldığımda bana gerçek kimliğimi yani TANRISALLIĞIMI hatırlatır mısın?”

“Tanrısallık gücümü bir biçimde hissedebileceğim dereceye kadar beni destekler misin?”

“Eğer ben hala BEN diyorsam da erişmek istediğim titreşim düzeyinde değilsem, bilinç sıçraması yaşayabilmem için o BENİ acımasızca eleştirir misin?”

“Benlikten BİZ bilincine geçmemde ipuçlarını verebilir misin?”

“Kendi bilinç düzeyimin sıçrama anını yaşayabilmem için, Tanrısallığımın farkına varabilmem için, kendimle ilgili BATIL İNANÇLARIMI eleştirir misin?”

“Öz eleştiri bilincinden ne kadar kopuk olduğum belli, AYNA ilişkileri düzeltebilmem için uyarır ve deneyimlememe yardımcı olur musun?”

“Maddeye olan bağımlılığımdan uzaklaşıp IŞIK beden bilincine varabilmem için beni IŞIK bedenim ile tanıştırır mısın?”

“Tekâmül yolculuğumda bir üst düzeye erişebilmem için farkındalığımı arttıracak HAKİKAT ile buluşmamı sağlayabilir misin?”

Sonuç olarak tesadüf diye bir şey yoktur.

Sizler kapımızı çalmak için sadece iç sesinizi dinlemiş

ve karar vermişsinizdir.

Yani olması gereken şey olmaktadır.

Yanlış ya da doğru, iyi ya da kötü,

olumlu ya da olumsuz diye bir şey yoktur.

Tercihler ve seçimler vardır.

Bunlar bedenlenmeden önce yaptığımız planlar,

planlar ve yedek planlardır.

Burada olmazsa orada,

orada olmazsa şurada,

şurada olmazsa kesin burada gibi alınacak

Tekâmül DERSİNİN mutlaka deneyimlenmesi gerekecektir.

Planların gerçekleşmemesi durumu

kesinlikle bedenin terkiyle mümkündür.

Bu ÖLÜMDÜR.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.