SEN HER AN BİR SEÇİME SAHİPSİN

SEN HER AN BİR SEÇİME SAHİPSİN

Lütfen, tüm seçimlerine
önce kendin saygı göstermelisin.
Zira sen yaptıysan,
olması gerektiği için,
yaptığın şey her ne ise
o şimdiki bilincinle doğrudur
ve sen bunun için yargılanmayacak
ve yargılamayacaksın.
Bu nedenle de yaşamının her anının tadını çıkarmalısın.

Ölümün bile, eğer sen istersen,
senin bu Dünyadan ayrılma fırsatındır.
Gerçekte olan biten sadece DEĞİŞİMDİR.
Ama bizler değişimi kolayca yapmayız.
İnançlarımızdan ötürü, değişimin
bizim yapımızın bir parçası olmadığını düşünürüz.
Alışılmış olmak, rahat etmek ve konfor
egomuz aracılığıyla vazgeçemediklerimizdir.
Bu yüzden değişim bizim için çok zor görünür.

Bizler hep ölümün yanlış bir şey olduğunu
düşünecek şekilde yetiştirilmişiz.
Oysa ölüm yanlış bir şey değildir,
o sadece yaşamın farklı bir aşamasıdır.

HAKİKAT, felsefenin bittiği noktadır.
Eğer bilinç düzeyinde bir sıçrama yapmak istersen
ki, bu durumda da bir SEÇİM yapman gerekecektir,
sana Levh-i Mahfuz ile buluşmanı öğütleriz.

Seçimini iyi yap, KEYF senin de hakkın.

www.izmirliahmetkaya.com

 

SEN KESİNLİKLE BİR UZAYLISIN

SEN KESİNLİKLE BİR UZAYLISIN

Bir tebessüm ya da bir kahkaha attınız.
Eğer uzaylı diye gezegenimizin dışından gelen varlık tanımı yapabiliyorsak, evet siz de bir uzaylısınız. Öz de Ruhsal Bedenleriniz tekamül için Dünya okulunu seçmişler ve İnsan formunda deneyimlerini değerlendiriyorlar. Ayrıca bu Dünyada, sizinkinden biraz daha farklı bir zaman ve mekan boyutunda, biraz daha farklı titreşimsel armonikte bulunan başka birçok okul daha vardır.

Güneş sistemimiz hakkında bile öğreneceğimiz bir çok yeni bilgi olacağının da farkında olmalısınız. 2000 li yıllarda yeni gezegenler keşfedildi, önceliğinde bilemeyişimizin nedeni bu gezegenlerin yörüngelerindeki turu en az 500 senede tamamlayabiliyor olmalarıydı. Bizlerde 500 sene önce bu kadar gelişmiş bir teknolojiye sahip değildik tabi.

Evren hakkında da yanlış bir kavrama sahibiz.
Geceleri gökyüzüne bakıp,
yıldızların hatta evrenin
milyon kere milyon ışık yılı uzaklıkları
kavramaya çalışıp bizlerden
ne kadar uzakta olduklarını hayal etmeye
ve sonsuzluk bilincini geliştirmeye çalışırız
ama gerçek bu değildir.

Hakikat Kur’an da;
“O, sizin için yeryüzünü bir döşek, GÖKYÜZÜNÜ bir BİNA kıldı…” Bakara s 22

“Onların üzerlerine GÖKYÜZÜNDEN bir KAPI açsak, oradan yukarı yükselseler de…” Hicr s 14

“Veya öne sürdüğün gibi, GÖKYÜZÜNÜ üstümüze PARÇA PARÇA düşürmeli ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.” İsra s 92

Bu güzel ayetler ile zaten anlatılmaya çalışılmıştır.
Evren ya da gökyüzü Bizlere o kadar yakındır ki,
olan biten uzay ve zaman da bir KATLANMANIN var olduğu
ve katlar arasında da birer Kapıların olduğudur.

Bu durum sadece bir BİLİNÇ farkındalığıdır.
Bu yeni BİLİNÇ düzeyine sıçrayabilmeniz
Levh-i Mahfuz ile buluşmanızla birlikte gerçekleşecek
ve yaşantınıza mucizeleri yerleştirecektir.
Gücünüze sahip çıkmalısın.
Gücünüzün Tanrısallığınızın farkında olabilmelisiniz.
Enerjinize sahip çıkın,
meditasyonu günlük yaşamınıza yerleştirin
ve FARKINDA olun.
Kendi VAROLUŞUNUZ hakkında
düşündüğünüzden daha fazla anahtara
yani ip uçlarına sahip olduğunuzu bilin.

Meditasyonlarınızda, İçinizden gelen sesleri
inançlarınızla harmanlamadan
HAKİKAT filtresinden geçirin,
hiçbir zaman “saçmalıyorum galiba” diyerek
Egonuza fırsat tanımayın.
Gücünüze inanın,
Tanrısallığınızın sesine kulak verin.
O sese çoğunlukla VİCDAN yakıştırması yaparız,
farkında olun.
HAKİKAT dışında Bizler de dahil olmak üzere,
kimsenin söylediği şeyi
tek kutsal gerçek olarak kabullenmeyin.

Tekamülü sadece kendi Ruhsal Bedeninizle
ilgili olarak görmemelisiniz.
Sizinle birlikte toplum, devletler, Dünyamız,
güneş sistemimiz, Samanyolu galaksimiz
kısaca Evren ve onun çevresindeki
tüm evren ve Alemler de hep birlikte
TEKAMÜL etmektedir. Bunun farkında olun.

HAKİKAT, Levh-i Mahfuz’dur.
Kur’an, Levh-i Mahfuz’dan çıkmadır.
HAKİKAT, SEVGİDİR.
Yaşantınızda sadece SEVGİYİ arayın,
Sevgiyi yaşamınıza yerleştirin.
Kalp enerjisiyle ve kalbinizin sesiyle yürüyün,
SİZ, Sevginin Enerjisini ve Tüm VAROLANIN
en büyük Sevgisini barındırıyorsunuz şu anki bedeninizde.

Bu nedenle, hepimiz BİRİZ
ve BİZ olma bilincini yaşantımıza SEVGİ ile yerleştirirsek
HAKİKATE ulaşırız.

www.izmirliahmetkaya.com

LEVH-İ MAHFUZ

 

Bireyin dünyasında devlet, TANRIYI temsil eder

Bireyin dünyasında devlet, TANRIYI temsil eder

“Köylüsüyle, kentlisiyle, bir güzel gönüllü idealist dehanın peşine düşmüş o güzel insanlar, gün geldi ve çok ağır bir duvara çarptılar. Topluca… Rüyadan GERÇEKLERE ACIYLA dolu bir uyanıştı bu. O gün, coşku ve heyecan, GÜÇ ile karşı karşıya gelmişti…

DEVLETİN KARANLIK RİCALİ
Her ülkenin devlet kademelerinde, yer alan bu karanlık insanların en temel özellikleri, İNSANI EZEN tüm çalışmalarını, devlete hizmet felsefesine monte ederek yapmalarıdır. İnsana düşmanlıklarını, imkansızlıklarla ya da devletlerin milli güvenlik kavramlarıyla içiçe geçirerek gerekçelendirirler. Sorumluluk makamında oldukları için sen de onlara kolaylıkla inanırsın.

Devlet olmak başka bir şeydir küçüğüm.
Devlet olmak,
KAVGANIN PARÇASI OLMAK değildir.
Devlet olmak kavgayı yaratan nedenleri
ortadan kaldıran olmaktır.
Bireyin dünyasında devlet, TANRIYI temsil eder.
Devlet eliyle gelen EZİYET,
fertlerin üzerinde fizikselliğin ötesinde
tarifsiz RUHSAL TAHRİBATLAR yaratır.
Devlet olmak bambaşka bir şeydir.

DEVLET OLMAK, KENDİSİNE TAŞ ATAN KÜÇÜK ÇOCUKLARI DÖVEREK DEĞİL SARILARAK DURDURANLARDAN OLMAKTIR. SEN DEVLETSİN…
SEN BOKSÖRÜN KARŞISINDAKİ BOKSÖR DEĞİLSİN. SEN RİNGLERİN SAHİBİSİN. SEN KAVGACILARI DÖVEN DEĞİL, KAVGANIN NEDENLERİNİ YOK ETMESİ GEREKENSİN.

Geçmişte ve bugünlerde bu karanlık ricalin gerçekleştirdiği eylemlerin arkasında olmadığını, yarın da bu insanların gerçekleştirmeye çalışacağı eylemlerin önünde bir engel olarak duracağını ilan edersen, onları yalnız bırakmış olursun. Devlet ricalini, devletin kendisi olarak kabul eden milletler, bu KARANLIK ricale bilmeden kapı açarlar. Rical yolcu, devlet hancıdır. Her üniformalıyı potansiyel kahraman kabul eden, ricalini denetime tabi tutmayan milletler, olası tüm tatsız durumların hesabını kendileri öderler.”
Dona – Levh-i Mahfuz’dan.

 buRAK özDEMİR

 

Lineer zamanda DURMAK

Lineer zamanda DURMAK 

Eğer sizi bir AN için Işık Bedenler Katına
yani VAROLUŞA götürebilseydik,
o katta lineer zamanın bulunmadığını,
geçmiş, şimdi ve geleceğin birlikte donduğu
AN BİLİNCİNİN gereği sonsuz zaman bilincinde olur
ve her şeyin AN da olup bittiğini anlayabilirdiniz.

Siz özde Ruhsal Beden olarak sonsuz olduğunuz halde,
bu Dünyada bedenlenerek gelmiş insan
ve sonluymuş gibi davrandığınızda,
lineer zamanın niteliklerini benimsemeniz
ve geçmiş, şimdi, gelecek varmış gibi davranmanız
ve zamanı işaretlemeniz gerekir.
Bu sol beyninizin bir ürünüdür.

Bu nedenledir ki,
Levh-i Mahfuz da Dona sizlerle konuşurken, 
“sonsuz zaman kipi” kullandığını özellikle vurgulamıştır.
Ruhsal Bedenler katında ZAMAN yoktur. 
İslam’ı insanlar katında da uygulamak gerektiğinde 
kendimize zamanın olmadığı bir ANI yaratabilmeliyiz. 

Bunu meditasyon çalışmalarında yapabildiğimiz gibi,
günlük koşuşturmaların arasında da
yolda yürürken olsun,
işyerinde çalışırken olsun,
aslında yeri hiç fark etmez, yapabiliriz.
DURUN, evet sadece DURUN
ve çevrenizdekileri olup biteni izleyin.
Yargılamadan, hem kendinizi
hem diğerlerini sadece izleyin.
Her gün 15 dakika durulabilen bir zaman dilimi
BİZE yük değil, hediye olur günler geçtikçe.
Çünkü durmak da bir tür meditasyondur, farkında olana.

Meditasyon çalışmaları denildiğinde birçok kişinin aklına yoga türü çalışmalar gelebilir, bu her ne kadar doğru gibi gözükse de, öğrenilmesi güç ve fiziksel esneklik gerektirdiği sanılan Yoga egzersizleri bilmeyende oldukça korku da yaratır. Fakat meditasyon uygulamalarının ayakta durmak veya oturmak gibi basit hareketlerle başladığı unutulmamalıdır. Bu çalışmayı özgürce her nerede isterseniz yapabilirsiniz. Tercih sizindir.

Kısa zaman dilimi için bile olsa,
ayakta durarak meditasyon yapan insanlar,
gevşer ve iç benliğine döner bir süre sonra da
her bir günün 15 dakikasını DURARAK geçirebilen kişi,
artık başına gelecek felaketlere hazırdır.

Günümüzde popüler bir yaklaşım,
yani DURAN ADAM bilincinde olduğu gibi
sadece eylem yapmak için değil,
kendi iç dünyamıza, özümüze dönebilmek,
kendimizle barışabilmek, ruh sağlığımızı korumak
ve farkındalığımızı arttırmak için de sık sık durmak lazım.

www.izmirliahmetkaya.com

Cumhuriyet yapılarında, çok önemli kimseye VATANDAŞ adı verilir

Cumhuriyet yapılarında, çok önemli kimseye VATANDAŞ adı verilir

“Devlet kendini gerçek bir devlet olarak tanıttığında, fert de ancak o zaman kendisini YURTTAŞ olarak tanıtabilir. Meclisinin duvarında EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR yazan hiçbir devlette, devlet görevlilerinin kullandığı geçiş kapısının üzerine V.I.P yazılamaz. Cumhuriyet yapılarında, çok önemli kimseye VATANDAŞ adı verilir. Devlet ricalinin ayrı bir kapıya ihtiyacı varsa, o kapının üzerine seçkinliği çağrıştıran kelimeler yerine HİZMETLİ GEÇİŞİ gibi sıradanlığı çağrıştıran tabelalar seçilmelidir. Sıradan yurttaşların geçiş yollarına ÇOK ÖNEMLİ KİMSELER BURADAN yazmaya muktedir olan devlet, yurttaşlarının gözünde daha yüce bir makamın sahibi devlettir. Devlet felsefesinde devlet kendisini ne kadar küçültürse, yurttaşlarının gözündeki yeri o kadar büyük olacaktır.”

“Devlet dairelerinde
KAMU TÜKETİCİSİ kavramının oturmadığı,
VATANDAŞIN KÜÇÜMSENDİĞİ,
İNSANI AZARLAYAN bürokrasi,
Cumhuriyet rüyasının değil
ZALİM Osmanlı geleneklerinin uzantısıdır.
Günümüzde halen hüküm süren
Osmanlı bürokrasisinin,
egemenliğin millete devri konusunda
bir DİRENÇ içinde olduğunu bilmelisin.”

Dona – Levh-i Mahfuz’dan.

buRAK özDEMİR