MEDİ…

MEDİ…

Günlük bir disiplin olarak meditasyon yapmak
çok şey kazandıran sıkı bir çalışmadır.

Meditasyon yapmanın tek bir doğru yolu yoktur.
Herkes kendi entelektüel ve duygusal sistemini
ihtiyacına uyan bir çerçeve içinde
birbirine bağlayan bir program
bulmak durumundadır.

Derin meditasyon BİZİ
Tanrısal bir bilince götürecek
ve ruhun kişilikten geçici bir süreyle
serbest bırakılmasını sağlayacaktır.
Bu serbest kalmayla,
odaklanmış haldeki zihindeki her şeyin
tek bir bütün olarak birleştirildiği,
farklı bir boyutu olmayan
gerçekliğe varılabilir.

Biz buna Sonsuzluk Bilincinde
olma hali de diyebiliriz.
Zihin saf, tek bir merkezde
toplanmış halde olduğunda,
gerçekte olduğumuz kişiyi,
belki de yaşam yolunda
bir yerlerde kaybetmiş olduğumuz
ÖZÜMÜZÜ bulabiliriz.

Günlük meditasyon SEVGİ, şefkat,
merhamet ve AŞK dolu ruhların
varlığıyla bağlantı kurmanın
bir aracı olarak da yararlı olabilir.

www.izmirliahmetkaya.com

 

Nötrino

Nötrino

An olarak gökyüzüne çevirin bakışlarınızı,
sonsuzluğa bakmaya çalışın.

Göz bebeğiniz büyür küçülür
daha sonra bir kesite odaklanır
ve siz o kesitte küçük titreşen
ışık zerreciklerine odaklanır
ve hayret içinde kalırsınız.
Zira bilginiz dahilinde ışık düz gider. 🙂

Nerede olursanız olun gözlemekte zorlanacağınız milyonlarca NÖTRİNO parçacığının tüm bedeninizi delip geçerek toprağa giren, oradan da ışık hızına yakın bir hızla dünyanın öbür ucundan çıkan bu akıl almaz NÖTRİNO parçacıklarının sırrı henüz tam çözülmüş değildir.
Tüm uzay, tüm evren hatta tüm kozmos bu nötrinolarla doludur. Bu parçacıklar evrende mevcut bulunan tüm yıldızların, güneşlerin, galaksilerin toplam kütlesi ile orantılandığında, %90 nötrinolar, geriye kalan gözle görülen tüm evrensel madde %10. Ve, elektriksel güçleri sıfır.

Levh-i Mahfuz ile buluşun
ve bu IŞIK ZERRECİKLERİNİN
ne olduğunun bilincinde olun.

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. “Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” Ali İmran Süresi 191.

“Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır. Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.” Kamer Süresi 49-50.

“And olsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.” Araf Süresi 179.

www.izmirliahmetkaya.com

Hayırseverlik

Hayırseverlik,

SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET
ve AŞKIN özümsenmesidir.

Hiçbir beklenti içinde olmadan
uygulanan gönüllülüktür.
Tanrısallığınızın uygulanış biçimidir.

İnsanları sevmek,
onlar için elimizden geldiğince
hayırlı şeyler yapmak ve kendimiz için
istediğimiz her şeyi onlar için de dilemektir.
Bu kavramı sadaka vermekle,
zekat ile sınırlandırmamalısınız.

Gerçekte BİZDEN düşük ya da yüksek seviyede olup olmadıklarına bakmaksızın, dengimiz olup olmadıklarını sorgulamaksızın tüm insanları benimsemek ve ilişkilerimiz dahilinde onları kucaklamaktır, hayırseverlik.
Bu bilinç BİZE anlayışı, kabullenmeyi
ve yargılamamayı öğütlemektedir.
Çünkü buna BİZİM de ihtiyacımız vardır.

Ayrıca çok sık görüldüğü gibi,
bizden daha talihsiz durumda olanları
hor görmeyi ise BİZE men etmektedir.
Zenginlere hürmet göstermeye
ve alakalarını onlara yöneltmeye hazır olan
pek çok insan yoksulların uygarca davranılmayı
hak etmediklerini düşünmektedir.
Halbuki bir yoksul ne kadar zavallı bir durumdaysa
BİZİM de bu talihsiz duruma bir de
aşağılanma faktörü eklememek için
o kadar dikkat etmemiz gerekmektedir.
Gerçekten iyi ve nazik olan kişi,
kendisinden düşük durumda bulunan bir insanı
aradaki mesafeyi azaltmak suretiyle
kendi düşünceleri dahilinde yükseltendir.

“Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, alçak gönüllülerin dışındakiler için ağırdır.” Bakara S. 45.

“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve sözleştiklerinde sözlerine uyanlar ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler. İşte bunlar, doğru olanlardır ve haramları terk etmiş olanlar da bunlardır.” Bakara S. 177.

“Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir.” ” Bakara S. 215.

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.” Nisa S. 36.

“Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.” Fecr S. 18.

“Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmağa yanaşmayan kimse işte odur. Vay haline o namaz kılanların ki: Namazlarından gaflet içindedir onlar! Gösteriş yapmaktadırlar. Onlar basit şeyleri dahi vermezler.” Maun S. 1-2-3-4-5-6-7.

www.izmirliahmetkaya.com

Spritüal algı bireysel bir arayış olmalıdır.

Spritüal algı bireysel bir arayış olmalıdır.

İç huzur yoksa hangi tür spritüal bağa
sahip olduğumuzun da önemi yoktur.

Yukarıda dinleyen hiç kimse olmadığı için,
spritüal rehberlik almaksızın,
hepimizin tek başına olduğu görüşüne inanarak
kendi iç gücümüzden ayrıldığımızda
yaşamla da bağlarımız kesilir.
Spritüal algı bireysel bir arayış olmalıdır,
aksi takdirde hiçbir anlamı yoktur.

Biz büyük ölçüde kendi o anki gerçekliğimizden etkileniriz ve çok uzağı görme gerekliliği olmaksızın her defada bir adım atarak bu gerçekliğe göre davranabiliriz. Yanlış yöndeki adımlar bile bize bir şeyler öğretmek için tasarımlanmış birçok yola dair iç görü kazanmamızı sağlayabilir.

RUH BENLİĞİNİ FİZİKSEL ÇEVREMİZLE UYUMLU HALE GETİRMEK İÇİN, BİZE BURADA OLMAMAMIZIN NEDENLERİNE YÖNELİK ARAYIŞTA ÖZGÜR İRADEYİ KULLANMA SEÇENEĞİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLİR.

Yaşam yolunda, yaşamın mutsuzluk getiren aksaklıkları için diğer insanları suçlamadan kendi kararlarımızın tüm sorumluluğunu almak zorundayız. Görevimizde etkin olmak için, her mümkün olduğunda başkalarına kendi yollarında yardımcı olmamız beklenir. Başkalarına yardım ederek kendimize de yardım ederiz. Tamamen kendimize dalacağımız bir ölçüde kendi benzersizliğimizi beslediğimizde başkalarına el uzatmak da engellenmiş olur.

SİZE BU BEDEN BİR ŞANS ESERİ VERİLMEMİŞTİR.

Dolayısıyla, koşulların kurbanı değilsiniz.
Yaşama seyirci kalan biri değil ona aktif olarak katılan biri olmak için bedeninize emanet edilirsiniz. Bu yaşam akdini kabul ettiğimiz, bunun da yeryüzünde oynadığımız rollerin aslında bizden daha önemli olduğu anlamına geldiği düşüncesini göz ardı etmemeliyiz. Bu yüzyılda karşı karşıya olduğumuz şey, materyalizmin hakim olduğu aşırı kalabalık bir toplumda insanın itibarının ve bireyliğin aşınmasıdır.

Küreselleşme, kentsel yayılım ve büyüklük,
yalnızlık ve memnuniyetsizliğin
formülü olmuştur.

Spritüal arayışınızı 
Levh-i Mahfuz ile buluşmadan netleştirmeyin. 
Dünyanın sana özel yazılmış tek kitabıdır o. 
Şansınızı zorlayın. 
İç sesinize kulak verin, 
ona her “kapa çeneni, BEN inançlı biriyim” 
dediğinizde gerçekte HAKİKATTEN ne kadar 
uzaklaştığınızın farkına varın artık.

Kısaca iç huzur için BENLİĞE değil 
BİZ olmaya ihtiyacınız var.

BİZ BİLİNCİ=HAKİKAT=LEVH-İ MAHFUZ

www.izmirliahmetkaya.com

 

LEVH-İ MAHFUZ ile buluştuktan sonra…

LEVH-İ MAHFUZ ile buluştuktan sonra…

Siz, eğer isterseniz,
yaratıcılığınızı ve kendinize güveninizi gerçekleştirirsiniz.
Siz, eğer isterseniz,
mükemmel ve ikili ilişkilerde dengeli olabilirsiniz.
Siz, eğer isterseniz,
sözcüklerle ve duyarlılığınızla insanları yüceltebilirsiniz.
Siz, eğer isterseniz,
hedeflerinize ulaşabilecek ustalığı deneyimleyebilirsiniz.
Siz, eğer isterseniz,
meditasyon yoluyla içsel özgürlüğünüzü bulabilirsiniz.
Siz, eğer isterseniz,
BİZ bilincinin farkında olur, yeryüzünün hatta kainatın aslında var olan kusursuzluğunu kabul edersiniz.
Siz, eğer isterseniz,
önce kendinize daha sonra da başkalarına inanç ve güven duymaya başlayabilirsiniz.
Siz eğer isterseniz,
bolluk ve kazanılacak gücü yüksek bir amaç için kazanır ve kullanırsınız.
Siz, eğer isterseniz,
ilham verici ruhsal beden bütünlüğünü
yani BİZ bilincini dürüstçe
ve yüksek bilgelik örneğiyle
başkalarına rehberlik etmek için değerlendirirsiniz.
Eğer siz isterseniz,
deneyimlerinizin zor kazanılmış bilgeliğiyle
donanmış bir halde,
yolunuz üzerindeki engelleri
tek tek temizleyerek,
hayat amacınızın bilincinde olup
onu gerçekleştirebilirsiniz.

Siz, tabi ki,
LEVH-İ MAHFUZ ile buluştuktan sonra…

www.izmirliahmetkaya.com