İlim kendin bilmektir

Yunus Emre’ye kulak verin; 
“İlim kendin bilmektir.”

İlim sahibi olmak başka, 
malumat sahibi olmak başkadır. 
İlim pratiğe yöneliktir, 
toplumun ve kendisinin 
yararına olabildiği ölçüde 
ve ölçekte bir değer taşır. 
Yoksa telefon rehberindeki 
ya da anayasa hukuku kitabındaki 
bilgileri ezberlemek ve bu ezbercilikle 
övünmek İLİM sahibi olmak değildir.

İLİM düşünmek, anlamak, 
kavramak, idrak etmek, 
algılamak, mukayese etmek, 
hissetmek, özümsemek, 
deneyimlemek, değerlendirmek demektir. 
Sonuçta, ibret almak, 
ders almak, ahlaklı olmak, 
doğru ve zamanında 
isabetli kararlar vermek için 
İLİM sahibi olmak gerekir. 

“Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: “Şüphesiz doğru yol, Allah’ın yoludur.” Eğer sana gelen bunca İLİMDEN sonra onların arzularına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.” “And olsun, eğer sana gelen bunca İLİMDEN sonra onların arzularına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.” Bakara Süresi 120-145.

“Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve İLİM sahipleri de O’ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O’ndan başka ilah yoktur.” “Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine İLİM geldikten sonra, aralarındaki “kıskançlık ve hakka başkaldırma” yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkar ederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.” Ali İmran 18-19.

“…Rabbim, İLİM bakımından her şeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” “…Gerçekten çoğu, bir İLİM olmaksızın kendi arzularıyla saptırıyorlar. Şüphesiz, senin Rabbin haddi aşanları en iyi bilendir.” “…Eğer doğru sözlüler iseniz bana bir İLİMLE haber verin.” Enam Süresi 80-119-143.

“Bu, kendilerine İLİM verilenlerin Kuran’ın, senin Rabbin’den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.” Hac Süresi 54.

LEVH-İ MAHFUZ ile buluştuysanız 
“kendilerine İLİM” verilenlerdensinizdir.

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

YÜZLEŞMEK…

YÜZLEŞMEK…

Kendimizle yüzleşemediğimiz şeyler,
kader olarak karşımıza çıkar.

Levh-i Mahfuz’ daki sunulan bilgi
bize epey zaman kazandırabilir
ve bazı zor derslerden koruyabilir.
Ayrıca bize bu tekamül yolculuğunda
yalnız olmadığımızı da hatırlatır.

Eğer Levh-i Mahfuz’daki bilgiler
size uymaz gözüküyorsa, kendi kendinize,
“Eğer uysaydı, eğer bu okuduklarım 
gerçekten HAKİKATSA, 
değişimim hayatımı nasıl etkileyecekti?” 
diye sorun.
Sonra bilgileri, okuduklarınızı bir kenara bırakın
ve onların içinizde ağır ağır
kaynamalarına izin verin.
Sonra Levh-i Mahfuz’u bir kez daha okuyun.
İkinci ya da üçüncü kez okuduğunuzda
çok daha fazla anlam ifade edecektir.

Unutmayalım, zaman içerisinde
hepimiz çocukluk devresinde bastırdığımız
yanlarımızı keşfederiz.
O dönemimiz inanç duvarlarımızı
oluşturmaya başladığımız dönemlerdir.
Sınırlandırılmamışlığa ve sonsuzluğa susamış
ruhsal bedenimizin yetenek ve becerilerini hatırlar,
hisseder, daha önce reddetmek zorunda bırakıldığımız
o yanlarımızı, dürtülerimizi ve özelliklerimizi
kabul ederek ve yeniden bütünleştirerek
muhteşem IŞIK BEDENİMİZİ
eski konumuna getirerek,
hapsolmuş içsel-ruhsal enerjimizi
serbest hale geçirip yepyeni bir güç
ve yaratıcılığa ulaşabiliriz.

Levh-i Mahfuz, kendimizi olduğumuz gibi, 
bütünlüğümüz içinde kabullenmemize 
yardımcı olur. 
Kendi hakkımızda zengin bilgiler de
keşfetmiş olsak, ruhsal bedenimiz
bu bilgileri daha iyi işleme tabi tutabilmek için,
her seferinde ancak birazının
bilincinize girmesine izin verebilir.
Bu mekanizma bizleri aşırı yüklenmekten korur.

Levh-i Mahfuz’u her gözden geçirdiğinizde 
YENİ bir şeyler keşfettiğinizi görebilirsiniz.

Kaderinizin yazılacağı o geceye,
KADİR GECESİNE hazır olmalısınız.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

 

 

Çevrenize şöyle bir DİKKATLE BAKINIZ

HEY, 
bize biraz kulak verir miydiniz?

Sen, siz, sizler,
hayatın içine serpiştirilmiş
düş kırıklıklarından,
küçük yoksunluklardan,
üzüntülerden yakınanlar.
Kendilerini bezginlik ve yılgınlık tarafından
işgal edilmiş gibi hissedenler.

Eğer kaybetmiş olduğunuz çözümü
ve cesareti tekrar ele geçirmek,
KÖTÜ TALİHE neşe ile meydan okumak,
size düşen kadere boyun eğerek
katlanmak istiyorsanız,
çevrenize şöyle bir DİKKATLE BAKINIZ.

Sizler gibi insan olan yoksulların,
yeteneksizlerin gözlerden ırak ıstıraplarını,
binlerce varlığın ACILARINI inceleyiniz.
Sayıları belirsiz bu büyük acıları inceleyiniz,
yani önümüzü gösteren
ve gönlümüzü şenlendiren
ışıktan yoksun KÖRLERİ, FELÇLİLERİ,
SAKATLARI, yani hayatın eğip büktüğü,
uyuşturduğu, kırdığı bedenleri inceleyiniz.
Ve de gerekli şeylerden yoksun olanları,
üzerlerine kışın dondurucu soğuğun
çullandığı GARİPLERİ.

Bütün bu kaygılı, silik
ve ıstırap dolu hayatları düşününüz;
çoğu kez hayali şeyler olan
kendi ıstıraplarınızı,
ıstırap kardeşlerinizin
ağır ACILARIYLA karşılaştırınız.

Bunu yaparsanız,
zannettiğiniz kadar mutsuz olmadığınızı da
FARK EDECEKSİNİZ.
O zaman da SABRI ve CESARETİ
tekrar ele alacaksınız ve gönlünüzden,
insan kalabalıklarının,
kurak yolda bunalmış halde sürüklenen
bütün bu hayat yolcularının üzerine
sınırsız ve görkemli SEVGİYLE yüklü
bir MERHAMET, ŞEFKAT
ve AŞK duygusu akacaktır.

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılındayız.
Tarihin, her şeyin kolayca
olmasını istediğimiz bir noktasındayız.
Kolaylığa çok değer veriyoruz.
Her şeyi iyileştirip düzeltecek
bir HAP istiyoruz.
Yaşamımızın ve çocuklarımızın yaşamının
acısız geçmesini istiyoruz.

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

Kültürlerin BİLİNÇ düzeyleri

Kültürlerin BİLİNÇ düzeyleri

“Müslümanlık, yargılamaların tümünün Ahiret’e havale edildiği bir dinsel mekanizmadır. Bu, çok temel bir ilkokul bilgisi olsa da zaman zaman tekrarlamakta fayda olabilir. Öteki inançları bu dünyada yargılayıp cezalandırabileceğine inanan ilahi hukuk ise engizisyon adını taşır ve gene gayet saygın bir topluluk olan Hıristiyanlığa aittir. Bize değil. Bunun bir ileri derecesi de Yahudiliğin bir parçasıdır. Yahudiler, bir insanın peygamber olup olmadığına ve hatta o peygamberin uygun bir peygamber olup olmadığına Ahirette değil bu dünyada hükmedebilen ve adı İSA dahi olsa, yargıladığı ‘yanlış’ inanç sahiplerini linç etmeyi, hem de dinî fetva referanslarıyla yapabilen bir dinî gelenektir.”
Burak Özdemir.

Yazının tamamını bu linkte bulabilirsiniz:
http://www.tanrinindogumgunu.com/tanrinin-dogum-gununun-tsi/

Levh-i Mahfuz ile buluştuğunuz da, 
şu an ki bilinç düzeyinizin 
sıçrama yapmasına izin vermişsinizdir. 
Artık siz önceki BEN olmayacaksınız. 
Yeni benliğinizle tanışmak için 
Levh-i Mahfuz ile buluşun. 

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

Tanrı’nın çağrısı çok açıktır bugün: AYAĞA KALK, EFENDİSİ OL HAYALLERİNİN.

“İSLAM, MÜSLÜMANA HAYAL GÖRDÜRMEK İSTER.
Hakikat, gerçeklikten rüyalı perdeye geçtiğin
o beyaz koridorda bekler seni.
Gerçek her ne ise,
durduğun yerde olmayandır.
Ve Miraç, kandildir bugün.
Ve bugün hayallerinin sana göründüğü gündür.
Tanrı’nın çağrısı çok açıktır bugün:
AYAĞA KALK, EFENDİSİ OL HAYALLERİNİN.

Lüks tüketim olarak görme hayallerini.
Aç insanın ekmeğin,
susuz olanın ırmağın peşinde olduğu
kudret ve iradeyle peşine düş hayallerinin.
Serap sana göründüyse,
ayaklanışının, yükselişinin
vakti gelmiş demektir.”
Burak Özdemir.

http://www.tanrinindogumgunu.com/mirage-kandili/

İslam Felsefesi=Hakikat Bilinci=LEVH-İ MAHFUZ

İçinde bulunduğunuz sistem 
ve bilinç durumundan 
bir üst bilinç düzeyine sıçrayabilmeniz, 
FARKINDALIKLA mümkündür. 

HAKİKAT=LEVH-İ MAHFUZ.
Farkında olun.

www.izmirliahmetkaya.com