GEL BUGÜN FARK YARAT

GEL BUGÜN FARK YARAT
Küçücük bir bebekken
saf neşe ve SEVGİ idiniz.
Ne kadar önemli olduğunuzu biliyor,
kendinizi evrenin merkezi gibi hissediyordunuz.
Arzu ettiğiniz her şeyi isteyecek
ve tüm duygularınızı açıkça
ifade edecek kadar yürekliydiniz.
Kendinizi tamamen koşulsuz severdiniz,
dışkınız da dahil olmak üzere
bedeninizin her parçasını severdiniz.
Kusursuz olduğunuzu bilirdiniz.
Ve varlığınızın gerçeği de budur.
Geriye kalan her şey
sonradan öğrenilmiş saçmalıklardır
ve yeniden unutulabilir.

Evet, gücümüz şimdi ve burada,
yani şu AN’da, kendi zihnimizde yatmaktadır.
Ne kadar zamandır
negatif düşünce kalıplarına
ya da bir hastalığa,
berbat bir ilişkiye
veya para sıkıntısına sahip olduğumuz
ya da ne kadar zamandır
kendimizden nefret ettiğimiz
hiç önemli değildir.
Bu durumu hemen bugün
değiştirmeye başlayabiliriz.

TAŞIDIĞIMIZ DÜŞÜNCELER 
VE TEKRAR TEKRAR KULLANDIĞIMIZ 
SÖZCÜKLER ŞİMDİYE KADARKİ HAYATIMIZI 
VE DENEYİMLERİMİZİ YARATTILAR.

Ama bunlar artık eski düşünme biçimleri
ve onları geride bırakmalıyız.
Bu gün, bu anda düşünmeyi
ve söylemeyi seçtiğimiz şey
YARINIMIZI, 
GELECEK HAFTAMIZI, 
GELECEK AYIMIZI 
ve GELECEK YILIMIZI YARATACAKTIR. 
GÜCÜMÜZ DAİMA YAŞANAN ANDADIR, 
ŞİMDİ ve BURADADIR. 

Değişiklikleri yapmaya başladığımız yer burasıdır.
Eski saçmalıkları,
önemsiz şeyleri bırakmaya,
terk etmeye başlayabiliriz.
Şimdi bu anda,
küçücük bir başlangıç bile fark yaratacaktır.

Gelin bugün bir değişiklik yapın, 
Levh-i Mahfuz ile buluşun.

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

MUHTAÇ

MUHTAÇ…
Bebek anneye muhtaç,
anne bebeğe muhtaç.
Gül bülbüle, bülbül de güle muhtaç.
Arı çiçeğe, çiçek de arıya muhtaç.
Hasta doktora, doktor da hastaya muhtaç.
Öğrenci öğretmene, öğretmen öğrenciye muhtaç.
Güzel aynaya, ayna güzele muhtaç.
Dünya güneşe, güneş de dünyaya muhtaç.
Güneş kainata, kainat güneşe muhtaç.
İnsan kainata, kainat insana muhtaç.
Erkek kadına, kadın erkeğe muhtaç.

Her biri bir başka şeye muhtaç. 
Kısaca herkes herkese muhtaç. 
Ama canlı cansız her şey Tanrı’ya muhtaç.
Muhtaçlık dışında kalan, 
muhtaç olmayan, 
ihtiyaç sahibi olmayan tek Tanrı’dır.

“…şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.” Ali İmran Süresi 97.

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız, Allah ise kimseye muhtaç değildir, övülmeğe layık olandır.” Fatır Süresi 15.

“Bu, kendilerine peygamberleri belgelerle geldiğinde: “Bizi doğru yola bir insan mı eriştirecek?” diyerek inkar edip gerçeğe yüz çevirmelerinden ötürüdür. Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur. Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.” Tegabun Süresi 6.

“Allah her şeyden müstağni ve her şey O’na muhtaçtır.” İhlas Süresi 2.

www.izmirliahmetkaya.com

Hakikati özümse

Medeniyet Hakikat ile buluşursa.
Muasır medeniyet, 
uygarlık düzeyinin göstergesidir.
Kendinizini oldukça ilerlemiş olduğunuzu düşünebilirsiniz çünkü oldukça büyük keşifler ve muhteşem icatlar yaptınız, ilkel insanlardan çok daha iyi giyiniyorsunuz, bununla birlikte toplumunuzun onurunu kıran ahlaksızlık, yolsuzluk ve olumsuzluklardan onu tamamen arındırdığınızda ve HAKİKATİ özümseyip kardeşlik içinde, barışla, huzurla, hayırseverlik doğrultusunda yaşadığınız zaman kendinize ancak UYGAR diyebilirsiniz. 
Bu vakte kadar 
sadece uygarlığın ilk aşamasını geçmiş, 
aydın toplum olursunuz.

HAKİKAT=LEVH-İ MAHFUZ.

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

İLAHİ MAHKEME

İLAHİ MAHKEME
“Bir adam ölmüş ve öbür dünyada
yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş.
Sıra kendisine gelip mahkeme salonuna girdiğinde
bir de ne görsün?
Yargıç kürsüsünde bir insan oturuyor.
Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini almış.

Adam şaşkın,
“Aman Tanrım, bu nasıl oluyor? Beni senin yargılayacağını sanmıştım. Oysa orada hakim olarak bir insan oturuyor.”

Tanrı gülümsemiş,
“Ben hiçbir zaman sizi yargılamadım.
Sonsuz sevgimle, ne yapmayı seçtiyseniz,
sizi seçiminizde özgür bıraktım.
Bana yargılamak değil, sevmek yakışır.
Çünkü ben saf sevgiyim.
Sizi kendimden yarattığım için
sizi yargılamak kendimi yargılamak olur.
Ayrıca benim yargılamama ne gerek var ki?
Her şeyi bilen ben
sadece burada tanıklık ediyorum.
Dünyada olduğu gibi burada da
insanlar tarafından yargılanıyorsunuz.
Birazdan salonu hayattayken,
senin zarar verdiğin,
hoşgörülü davranmadığın, yargıladığın,
kalplerini kırdığın insanlar dolduracak.
Onlara kendini affettirmeye çalış.
Onlar seni affederse ne ala.
Çünkü cennetin yolu onların affından geçiyor.” demiş.

Adam merakla sormuş:
“Peki ya affetmezlerse ne olacak?”

Tanrı yine sevgiyle gülümsemiş,
“Ben cenneti de, cehennemi de
yeryüzünde yarattım.
Seni tekrar yeryüzüne göndereceğim.
Orada öyle bir yaşam süreceksin ki,
tüm yaptığın kötülükler,
verdiğin zararlar sana aynen yaşatılacak.
Yani ettiğini bulacaksın.
Ama bunun amacı sana ceza vermek değil.
Sadece o insanların hissettiklerini
bizzat yaşayıp anlaman,
yaptığın kötülüklerin bilincine varman.
İşte o zaman sen kendini affetmiş olacaksın.”

Adam bir süre düşünmüş,
“Peki, cennet nasıl bir yer?”
diye sormuş Tanrı’ya.

Tanrı,
“Cennet, bir yer değil,
bir bilinç düzeyidir evladım.
Dünyada mutlu, huzur ve sevgi dolu,
insanlara destek olmaktan haz duyan,
yarattığım canlı ve cansız her varlığa
saygı göstermeyi bilen insanlar var ya,
işte onlar, dünyada cenneti yeniden yaratmaları için
geri gönderdiğim cennetliklerdir.
Cennet de dünyadan başka yerde değil.” demiş.

“Ama kutsal kitap bana öyle öğretmedi.”
diye karşı çıkmış adam.

“Kutsal olan tek şey yaşamdır.
Ben o kitapları kutsal kılmadım.
Siz kıldınız.
Her şeye sevgi ile bakmasını bilerek yaşayan insan,
en büyük ibadeti yapandır.” demiş Tanrı.

“Peki dünyaya döndüğümde doğru yolu görmemde
yardımcı olacak mısın?” diye sormuş adam.

Tanrı,
“Ben bunun için siz insanların içine
“vicdan” denen bir pusula koydum.
Eğer bu pusulanın etrafına ördüğünüz
kalın bencillik duvarlarını yıkarsanız,
vicdanınızın yani benim sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz.”

“Peki biz insanlara
ne kadar yakında bulunuyorsun?” diye sormuş adam.

“Hem size şah damarınızdan daha yakınım,
hem de düşman olduğunuz kadar sizden uzağım.”
demiş Tanrı. “Çünkü düşmanlarınız da Ben’im.
Siz de Ben’im.”

“Yani mahkeme salonunda insanlara
hiç mi hesap sormuyorsun Tanrı’m?”

“Sadece iki sorum oluyor tüm insanlara.”
diye gülmüş Tanrı.
“Dünya okulunda ne kadar sevmeyi öğrendiniz?
Ne kadar bilgi kazandınız?”

***Mailime düştü paylaştım…

www.izmirliahmetkaya.com

SÖZCÜKLER, HUZUR DENİZİ.

SÖZCÜKLER, HUZUR DENİZİ…
Belki bizlerle tanıştıktan sonra SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET, AŞK, HUZUR, SEVİNÇ ve KENDİ KENDİNLE YÜZLEŞME kavramlarını ne kadar sık kullandığımıza dikkat etmişsinizdir.
Gerçekte sevgi dolu bir yürekle yaşayabildiğimiz, kendimizi onayladığımız ve Tanrısal gücün tüm ihtiyaçlarımızı sağlayacağına güvendiğimiz zaman, HUZUR ve MUTLULUK hayatımızı doldurur, hastalık ve rahatsızlık verici deneyimler artık BİZİM deneyimimizde yer almazlar.
Hedefimiz mutlu, sağlıklı yaşamlar sürmek, kendimizle birlikte olmaktan zevk almaktır. Sevgi öfkeyi yok eder, sevgi kırgınlığı ortadan kaldırır, sevgi korkuyu dağıtır, sevgi güvenlik yaratır. Kendinizi bütünüyle sevip kabullenebilirseniz, o zaman hayatınızdaki her şey kolaylık, uyum, sağlık, refah ve mutlulukla akmak zorundadır. Bedensel bir rahatsızlığınız var ise, zihinsel nedenini arayıp bulun. Bunun için REİKİ ile MEDİTASYON’dan faydalanabilirsiniz. İç sesinize, “Bu rahatsızlığı benim hangi düşüncelerim yaratmış olabilir?” diye sorun.

Hepimiz gün boyunca, sürekli olarak yüksek sesle ya da sessizce çeşitli mantralar kullanırız; bunlar; “BU ZOR“, “YORGUNUM“, “NE YAPACAĞIMI BİLMİYORUM“, “BU BİR DAHA ASLA OLMAYACAK“, “BUNALDIM“, “YETERİNCE ZAMAN YOK“, “YETERİNCE PARA YOK“, “BAŞARAMIYACAĞIM“ ya da “YAPABİLECEĞİMİ SANMIYORUM“ ve benzerleri olabilir. Tekrarlama yoluyla gerçekliğimizin birer parçası olduklarını fark etmeyiz bile. Konuştuğumuz şekilde davranır, düşündüğümüz şekilde yaşarız. Eğer mantranız “BUNALDIM“ ise bunalırsınız veya mantranız “BU BİR DAHA ASLA OLMAYACAK“ ise o şey bir daha asla olmaz.

Tanrı için kullandığımız sözcüklerde 
kendimiz ve diğer insanlar için 
son derece güçlüdür. 
Gelecekte, günümüzde ortaya çıkan 
ve giderek artan rahatsızlıklar, 
ilaçlar yoluyla iyileştirilmeyecek. 
Farkında olun. 
HAKİKAT ile buluşun. 
Lokman Hekim bilincini özümseyin.

HAKİKAT=Levh-i Mahfuz.

www.izmirliahmetkaya.com