SİSTEM…

SİSTEM…
Yeni ÇAĞ manevi arayışlarında sistem, materyalist ve kapitalist bakış açısıyla arayış içinde olan insana sunulan YALDIZLI KAĞITLAR, bir ilham ya da arınma şeklinde yutturuluyor. Gönül gözünün açılması için, maneviyat arayışı içerisinde olanlar veya sahte tarikat şeyhlerin, guruların, avatarların peşine takılanlar, maddi bedel karşılığı kişisel gelişim seminerlerin de farkındalık arayanlar, akıl almaz derecede çocuksu ve regresif durumlar sergileyebiliyorlar. İnsanın sahip olabileceği üç zeka boyutu, rasyonel, duygusal ve ruhsal zekadır.
Kişinin rasyonel zekası 
çok yüksek düzeylerde de olsa, 
birkaç fakülte bitirmiş bile olsa, 
yine de ruhsal zekası, 
RUHSAL BEDEN BİLİNCİ ile 
gelişmediğinde hüsran kaçınılmazdır.

Farkında olmadan bu yolculukta bineceğiniz asansör, sizi çok gizemli katlara götürebilir. Kısa bir örnekleme yapalım: kapıda sizi tatlı bir tebessümle bir bayan karşılasın, loş bir ışıkla aydınlatılmış bir odaya sizi buyur etsin. Tütsü kokuları her yanı sarmıştır zaten. Fonda sözsüz hoş bir müzik eşlik eder ve siz bir maddi bedel ödeyerek, beyazlar giyinmiş şişman ayaklı, özellikle de ilave ışıklarla aydınlatılmış bir tahtta oturan bir hanımefendi ile karşılaşırsınız. Ya da yine bir maddi bedel ödeyerek bir seminer salonunda arayış içinde olan diğer insanlarla birlikte yüksek bir kürsüde veya sahnede olan bir beyefendi ya da bir hanımefendiyle karşılanırsınız.
Bu kişilerin bakışları derin ve delicidir.
Bedelini zaten ödediğiniz için
kalbinizde onlara karşı bir
SEVGİ hissedersiniz.
Artık BEKLENTİ içerisindesinizdir.

Henüz olgunlaşmamış bir ruhsal zekanın kişiyi sürükleyebileceği benzeri durumlara düşmemeniz için, size HAKİKAT ile buluşmanızı öneriyoruz.
HAKİKAT=LEVH-İ MAHFUZ

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

 

MADDE?

MADDE?
Bilim insanları, uzmanlar, atomu boşluk gibi değerlendirirler. Açıklamaları şöyledir: atomun çekirdeğini sadece 1 mm çapında bir toplu iğne başı kadar kabul edersek, elektron, bu çekirdekten tam 100 metre uzaklıkta bir noktada bulunuyor.
Sorumuz şöyle:
peki, çekirdek ile elektron arasında ne var? 
Yanıt:
hiçbir şey yok. 
Hiçbir şeyin olmadığı 100 metrelik
bir alan ya da boşluk.
Sizce de madde gerçekte bir boşluk mudur?

Bizce evrensel enerji, 
nur, ruh, ışık özü 
ya da ne derseniz deyin, 
Tanrı’nın kendisi.

“Ey insanlar Rabbinizden size ‘kesin bir kanıt ‘ geldi ve size apaçık bir nur indirdik.” Nisa Süresi 174.

“Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan vazgeçen elçimiz geldi. Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi.” Maide S. 15.

“Allah göklerin ve yerin Nur’udur…” Nur Süresi 35.

www.izmirliahmetkaya.com

HER AN YENİDEN DOĞMAK

ÖLÜM ve DOĞUM,
An hakikatinin
iki farklı bakış açısının değerlendirilmesidir.
AN bilincinin derinliklerinde,
geçmiş silinir gider.
Geçmiş kaybolduğunda
doğum da olmamış olur.
AN bilincinde gelecek de olamaz
ve geleceği olmayan ölmüş demektir.

HER AN YENİDEN DOĞMAK,
geçmişi yok ettiği gibi,
her an yeniden ölmek de geleceği yok eder.

Hepimizin bildiği gibi bu AN bazen,
BİR ÖMRE BEDEL de olabilir.
Hayallerimizde, sonsuzluk ÖLÜME eşittir.
Oysa AN, sonsuzluk boyutuna açılan bir KAPIDIR.

Siz de AN da kalın. LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun.

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

AYNA

AYNA
Çevrenizdeki insanlara,
bir de kendinize bakın.

Her sabah ve de gün boyu
AYNALARA bakarak yaşıyoruz.
Aynalarda görüleni
kendi suratlarımız olduğunu sanıyor,
onları şekilden şekle sokuyoruz.
Zira olmasını istediğimiz bir görüntü var
hep çevremizdekilerden
görerek özendiğimiz.
Ve AYNADA görünenin kendi isimleri,
kendi kimlik ve kendi karakterleri olduğuna
ve her şeyin bundan ibaret olduğuna inanıyoruz.

AYNALARLA yaşamınızı bir kenara bırakın, 
gözlerinizi yani bedeninizdeki 
kameralarınızı kapatın. 
İç dünyanızı izleyin, 
sessizce ve beklentisiz. 
Unutmamalısınız, 
içinizde tam bir sessizliğe ulaşamazsanız 
asla KİM olduğunuzu anlayamayacaksınız.

Işık beden ya da ruhsal beden BİLİNCİ, 
ancak deneyimlenebilir.

www.izmirliahmetkaya.com

SU DEYİP GEÇME…

SU DEYİP GEÇME…
Yetişkin bir insanda 100 trilyon adet hücre bulunur. Bu hücrelerin zaman akışı içerisinde bir ömrü vardır. Bedeninize dikkatli bakın, her dakika 300.000 adet hücre ölüyor, bilinçli değilsek haberimiz bile olmuyor. Ama aynı anda dışarıdan aldığımız yiyecekler ısı ve hava ile birleşerek bir kimya fabrikasında olduğu gibi, müthiş bir şekilde yakılıyor, çözülüyor ve un ufak hale gelip atom ve molekül gruplarına ayrılıyor. Bu moleküller kan yolu ile eskimekte olan, hücrelere geliyor, akıllara durgunluk veren şaşmaz bir düzenle, eskimiş ve vücuttan atılacak olan hücrelerin yerine geçiyorlar. İnsan vücudunun dörtte üçü sudur. Yani bedendeki et, kemik, kan, kas her ne varsa, bunun %75’i bildiğimiz sudur.

“Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. Dökülüp atılan bir SUDAN yaratıldı.” Tarık Süresi 5-6.

“Allah bütün canlıları SUDAN yaratmıştır…” Nur Süresi 45.

“Ey insanlar! Eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi TOPRAKTAN yarattık, sonra bir damla SUDAN, sonra bir embriyodan, sonra ne olduğu belirsiz bir çiğnem et parçasından; size açıkça göstermek için…” Hac Süresi 5.

“İnsanı bir damla SUDAN yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır.” Nahl Süresi 4.

İnsan vücudunda sudan başka demir, bakır gibi ağır metaller, mineraller, altın, gümüş, alüminyum ve çinko gibi sanayide kullanılan elementler de vardır. Bütün bunların aslı esası, yani kaynağı TOPRAKTIR. İnsan her an, hücre olarak yenilenmekte ve yeniden yaratılmaktadır. Bu yaratılışın kaynağı, şu her gün üzerinde yürüyüp çiğnediğimiz topraktır. Zamanı gelince toprağa gideceğimiz kesin ama her an topraktan yaratıldığımız daha da kesindir.

“Şüphesiz, Allah katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu TOPRAKTAN yarattı, sonra ona “ol” demesiyle o da hemen oluverdi.” Ali İmran Süresi 59.

“Sizi TOPRAKTAN yaratması O’nun varlığının belgelerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız.” Rum Süresi 20.

Toprağın bedenlerimiz için önemini bir kenara bırakalım ve özüne bakalım. Toprak milyonları bulan çeşitli kimyasallardan oluşur. Kimya denilince aklımıza ilk gelen de ATOMLARDIR.
Dünyamız, havası, suyu, okyanusları, dağları, taşları, bitkileri ve hayvanlarıyla kısaca her şeyi ile atomlardan kurulmuştur. Diğer bir deyimle aldığımız her türlü besinlerle atomları yiyor ve atomları içiyoruz. Peki bu atomlar sizce değişime uğruyorlar mı? Maalesef, atomlar eskimez, değişmez, yıpranmaz, sadece ve sadece sürekli dolanır dururlar. Bir canlıdan öbürüne, havaya, suya oradan tekrar bir başka canlıya geçerler. Atomlar birbirleriyle birleşir, ayrılır, gruplaşır ve görebildiğimiz her türlü maddeye dönüşürler. Ama asla ve asla özlerini ve özelliklerini değiştirmezler.
Sonuç olarak ÖLMEZLER.

Bu açıdan bakıldığında, topraktaki demir atomu ile, kanımdaki demir atomları arasında hiç ama hiç fark yoktur. Evrende en fazla bulunan atom hidrojendir. Yıldızlardaki hidrojen helyuma dönüşür ve bu dönüşümden ışık ve ısı enerjisi yayılır. Yani kısaca yıldızlardaki ve güneşteki bulunan hidrojenle, karbonla vücudumuzda bulunan hidrojen ve karbon aynıdır.

“Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.” Saffat Süresi 6.

BİZLER EVRENLE BİR BÜTÜNÜZ.
BİZ yıldız çocuklarız.

www.izmirlahmetkaya.com