DUA

DUA
Kalpten ifade edildiğinde DUA Tanrı için her zaman makbuldür çünkü O’nun gözünde niyet her şeydir ve yüreğin duası, ne kadar güzel olursa olsun üzerinde düşünmeksizin sadece dudaklarla okunan dualara her zaman için yeğ tutulur. 
DUA inançla, coşkuyla ve samimiyetle ifade edildiği zaman Tanrı için makbuldür, dolayısıyla dualarını samimi bir pişmanlık ve tevazu ile ifade etmedikleri takdirde Tanrı’nın gösterişi seven, kibirli ya da bencil insanlara kulak vereceğini düşünmeyin.

DUA bir bağlılık ve SEVGİ eylemidir. 
Tanrı’ya dua etmek O’nu düşünmek, 
ona yakınlaşmak, kişinin kendi benliğini 
O’nunla iletişime geçirmesi demektir. 
Dua eden kişi kendisine üç şeyi telkin edebilir: 
yüceltmek, istemek, teşekkür etmek.

Gereken şey çok fazla dua etmek değil, 
doğru şekilde dua etmektir. 
Böyle insanlar dua etmenin tüm faziletinin 
onun uzunluğunda olduğunu sanır 
ve kendi kusurlarına gözlerini kaparlar. 
Onlar için dua etmek, 
KENDİ ÜZERİNDE ÇALIŞMAK DEĞİL, 
bir meşguliyet, bir vakit geçirme vasıtasıdır. 
Böyle hallerde geçersiz olan şey 
dua etmek değil, 
duanın ifade edilme şeklidir. 

Tanrı iyiyle kötüyü birbirinden ayırt eder, 
dua etmek hataları ondan gizlemez. 
Tanrı’dan hatalarını affetmesini isteyen kişi 
bu affa sadece davranışlarını değiştirerek ulaşır. 
Hayırlı ve iyi eylemler en iyi dualardır 
çünkü eylemler sözlerden daha değerlidir. 
Kısaca, kalbin duası her şeydir, 
sadece dudaklarla yapılan duanın ise 
hiçbir tesiri yoktur.

LEVH-İ MAHFUZ bilinci bunu gerektirir. 
Değişin, bu bilinçle artık sizler BİZ olmuşsunuzdur. 

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

Farkında olmalısınız

Farkında olmalısınız;
Yanınızda her zaman sizden üstün bazı varlıkların bulunduğunu, size tavsiyelerde bulunmak, sizi desteklemek, gelişiminiz için gerekli basamakları çıkarken size yardım etmek için her zaman yanı başınızda olduklarını ve arkadaşlıklarının yeryüzünde kurmayı başarabileceğiniz en yakın, en candan birlik halinden bile daha hakiki ve sadık olduğunu düşünmek muazzam bir teselli değil midir? Bu dost, candan varlıklar Tanrı’nın buyruğuyla yanınızdadırlar. Onları sizin yanınıza yerleştiren Tanrı’dır. Tanrı AŞKINA oradadırlar ve sizin aracılığınızla soylu fakat zahmetli bir görevi yerine getirmektedirler. Nerede olursanız olun, ister zindanda, ister tenha bir yerde, tek başınıza, bir cüzzam hastanesinde ve hatta hovardalık peşinde, onlar hep yanınızdadır. Göremediğiniz ancak yumuşak tesirlerini kalbinizin derinliklerinde hissettiğiniz, her gece tembihlerini işittiğiniz bu arkadaşınızdan hiçbir şey sizi ayıramaz. Keşke bu HAKİKATTEN tam anlamıyla etkilenseydiniz. İhtiyaç duyduğunuz anlarda size ne kadar da çok yardım ederdi.
Her ne derseniz deyin ama, ister IŞIK BEDENİNİZE, ister RUHSAL BEDENİNİZE, isterseniz KORUYUCU meleklerinize sorular sorun, onlarla aranızda güvenilir ve birbirini seven dostlar arasında olan müşfik bir yakınlık kurun. Onlardan bir şey saklamayı düşünmeyin çünkü onlar Tanrı’nın gözleridir ve kandıramazsınız.

Gelin siz LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun. 
Tüm ön yargılarınızdan ve 
şartlanmalarınızdan uzaklaşın, 
kararlı bir biçimde önünüzde açılan 
bu yeni KAPIDAN içeri girin. 
Levh-i Mahfuz REHBERİNİZ olacak, 
onu izleyin, özümseyin, 
kişisel devriminizi gerçekleştirin. 
Sonuçta gideceğiniz ve varacağınız hedef 
sizi yüzüstü bırakamaz 
çünkü hedefiniz bizzat TANRI’dır sizin. 

Levh-i Mahfuz ile bu bilgi ve HAKİKATİ alan sizler, 
sıranız geldiğinde, kapınız çalındığında 
siz de dillendirecek ve bilgilendireceksiniz. 
Ve bunu yaparak nasıl da büyük bir iş başaracağınızı bilmiyorsunuz, bu Tanrı’nın size verdiği bir görevdir. 
Eğer o en yüce mutluluk haline giden yolda ilerlemeleri için çevrenizdeki cananlarınızla paylaşmayacaksanız 
TANRI neden size zeka ve bilgi vermiş olsun ki?

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

 

RÜYALARINIZ, YAŞANMIŞLIKLAR…

RÜYALARINIZ, YAŞANMIŞLIKLAR…
Yaşamınızda sıklıkla kullandığınız bir cümle vardır; “garip bir RÜYA gördüm, korkulu bir rüya, gerçekle hiçbir alakası yoktu.” Böyle olduğunu düşünmekle yanılıyorsunuz çünkü bunlar sıklıkla ya geçmişte gördüğünüz şeylerin, yerlerin anılarıdır ya da bir başka varoluşunuzda veya bu bedenlenmeniz dahilinde gelecekte bir zaman yaşayacağınız şeylerdir.
Bedeniniz uykulu ve hareketsiz olduğunda yani siz toprak bedeninizi şarj olmaya bıraktığınızda, ruhsal bedeniniz özgürce bedeninizden ayrılır ve gelecekte ya da geçmişte bunu deneyimlemenin yollarını arar. 
Uyku ruhun Toprak bedenden kısmen özgürleşmesini sağlar. Siz uyurken o süre içinde ruhsal bedeniniz ölümden sonraki durumunda olur. Böylece insanlar uykudayken kendilerinden daha yüksek bilinç düzeyindeki rehber ruhlarının arasına geri dönerler. Onlarla birlikte vakit geçirir, sohbet eder ve onlardan bilgi alırlar, hatta tekamüllerine yönelik çalışmalar yaparlar. Tüm bu olan bitenler ölümün korkulacak bir şey olmadığını bizlere gösterirken farkında olamayan, Ruhsal Beden Bilincinde olamayan insanlar her gün her an ölürler.

Rüyalarınız siz uykudayken Ruhsal Bedeninizin neler gördüğüne yönelik olarak hatırladıklarınızdır. Ancak her zaman rüya görmediğinizi de dikkate almanız gerekir çünkü ne gördüğünüzü ya da gördüklerinizin tamamını her zaman için hatırlamazsınız. Rüyalarınız Ruhsal Bedeninizin eylemlerini her zaman tam olarak yansıtmazlar çünkü onlar sıklıkla uyanık olduğunuzda neler yaptığınıza ya da düşüncelerinize nelerin hakim olduğuna dair silik hatıralarla karışmış olarak yola çıkışınıza ya da geri dönüşünüze eşlik eden şaşkınlık haline ayna tutar. Tabi bir de unutulmaması gereken bir konuyu hatırlatmakta yarar var. Henüz tekamülün alt düzeylerindeki bedenlenmiş Ruhlar da zayıf ürken ruhsal bedenlere sahip insanlara sıkıntı vermek için rüyaları kullanır ve yorumlar.

Her rüya sizin kendinize özel yaşanmışlığınızdır. 
Yorumu da sadece sizin iç sesinizle dillendirilir. 
Rüyalar falcıların ya da yorumcuyum diyenlerin
onlara yüklediği manada birer gösterge değildir.

Belirli rüyaların belirli olaylara 
işaret ettiğine inanmak çok saçmadır. 
Levh-i Mahfuz ile buluşun, 
Ruhsal Beden Bilincini, 
varoluş ve rüya bilincini özümseyin.

www.izmirliahmetkaya.com

 

 

 

Evren

Atomları incelediğimizde görürüz ki,
her atomun içinde bir çekirdek
ve onun etrafında dönen elektronlar vardır.
Çevremizdeki maddelerin
büyüklüklerini belirleyen,
moleküllerin boyutlarıdır.
Moleküllerin boyutlarını belirleyen de
tabi ki atomların boyutlarıdır.
Atomun büyüklüğünü belirleyen ise
çekirdek etrafındaki belirli ve
hesaplı yörüngelerde dolanan elektronlardır.
Yani elektronların
çekirdeğe olan uzaklıklarıdır.
Başka bir anlatımla atomun çapı.
Ya da elektronun kütlesi,
evrenin tüm özelliklerini açıklayabilmek için
elimizde bulunan anahtarlardan biridir.Ve bunlar “OL” emriyle 
var olmuş temel taşlardır. 

“Bir şeyin olmasını isteyince ona “OL” der, o da hemen oluverir.” Yasin Süresi 82.

“Dirilten, öldüren O’dur. Bir şeye karar verirse “Ol” der, o da oluverir.” Mümin Süresi 68.

www.izmirliahmetkaya.com

İŞTE BİZ O KİTABI YARATTIK

 

www.dogumgunu.com.tr

www.tdgapp.com

www.tanrinindogumgunu.com