“BEN” KİMİM?

“BEN” KİMİM?

Anlamanız gereken şey 
zihninizin iki efendisi olduğudur.

Ya zihninizde olmakta olan şeye 
hizmet edersiniz ya da 
ilhama hizmet edersiniz. 

Geride kalanlara
siz isterseniz anılar diyebilirsiniz.
Ruhsal bedenin BİZ BİLİNCİ olan
Tanrısal zeka,
tüm İLHAMLARIN geldiği yerdir.
Bu yer sizin içinizdedir.
Dışarıda bir yer değildir.
Yani dışarılarda bir yerlere
ya da birilerinin yanına gitmenize
hiç ama hiç gerek yok.

Aramalarınızı artık dışarıda
birilerinin sözcüklerinde aramayın.
O her zaman ve hali hazırda içinizde.
Bilin ki sizin zamansız ve sınırsız,
sınırlandırılmamış bir parçanız var,
evet bu parçanız içinizde.
Ve sizin o parçanız tam olarak
neler olup bitiğini, varoluşu,
sizin zaman olarak deneyimlediğiniz
geçmiş gelecek ve anda
olup bitenleri bilmektedir.
Dolayısıyla, farkında olmanız gereken
en önemli şeylerden biri de
KİM olduğunuzu sorgulamanızdır.

“Ben kimim?”
Reiki ile meditasyonlarınızda
bunu sorgulayın.
“ben kimim?” sözcüğüne odaklanın.

Biz bilincini özümsediğiniz de
zihninizin nasıl BOŞ olduğunu bilmeniz
sizin için mucizelerin başlangıcı olacaktır.
Siz Tanrısal bir varlıksınız,
siz BİZ BİLİNCİSİNİZ.
Biz bilincindeyken
her şeyin mümkün olduğunu bilmelisiniz.
Evet, HER ŞEY.
Dolayısıyla, şu anda bunun anlamı
sizin Tanrı’nın görüntüsünden
yaratılmış olduğunuzdur.
Bir başka anlatımla bir madalyanın
bir yüzünde sizler BOŞ ve SONSUZ
sınırlandırılmamış olarak yaratıldınız.
Zihninizde bütün anılarınızı
temizlediğinizde ve
biz bilincinde olmak istediğiniz anda,
İLHAM tüm varlığınızı doldurur
ve siz artık özgürsünüzdür.

Özgür olduğunuzu 
bilmek zorunda değilsiniz, 
zaten çoğu zaman da bilmeyeceksiniz. 
O anlar huzuru, mutluluğu 
ve gerçek aşkı deneyimlediğiniz 
anlardır zaten.

Levh-i Mahfuz ile buluşun. 
Bu bilince HAYRAN kalacaksınız.

www.izmirliahmetkaya.com

Neden kötü bir gün geçirdiniz?

Neden kötü bir gün geçirdiniz?

“Hayatın %10′u, başınıza gelenlerden oluşur. 
Hayatın diğer %90′i ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla gelişir.

Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, çay fincanına çarpıyor ve bir fincan çay gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek:
Lanet ediyorsunuz. Çayı üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve çay fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor. Öfkeyle odaya gidiyorsunuz ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Odadan çıktığınızda kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız servisi kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 40 km hız sınırlaması olmasına rağmen saatte 80 km hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız limitini aştığınız için ödediğiniz 83 milyon trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size “Hoşça kal” demeden binaya koşuyor. İşyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz.

Gününüz korkunç bir şekilde başladı!
Devam ettikçe, kötüleşiyor,
daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz.
Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz.
Eve ulaştığınızda eşiniz
ve kızınızla olan ilişkilerinizde
araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.
Neden?
Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak!
Neden kötü bir gün geçirdiniz?
A) Çay sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz

Cevap “D” şıkkı.
Çayın dökülmesinde
sizin bir kontrolünüz yoktu.
Sizin gününüzün kötü geçmesine
o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu.
90/10 Sırrını keşfedin.
Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi.

Üzerinize çay döküldü. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe “Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek” diyorsunuz. Havluyu kaptığınız gibi odaya gidiyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra odadan çıkıyorsunuz ve ayni anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz işe gitmek için birlikte çıkıyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor.

Farka bakın! İki farklı senaryo. 
İkisi de ayni başladı. 
İkisi de farklı bitti. Neden? 
Çok azımız bunun farkındadır. 
Sonuç?
Pek çok insan gereksiz yere stresten,
dertlerden, problemlerden
ve başarısından acı çekmektedir.
Bu sır nedir?
Hayatın %10′u,
sizin başınıza gelenlerden oluşur.
Hayatin diğer %90’na ise
sizin bu başınıza gelenlere
nasıl davrandığınızla karar verilir.

İnsanlar anlamsız şeyler söyler
ve yaparlar.
İnsanlar hasta olurlar.
Arabalar bozulurlar,
uçaklar geç kalır
ve bütün planlarımızı alt üst ederler.
Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s.
Bu %10′luk kısım tamamen
bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir.
Diğer %90′lik kısım farklıdır.

Bunu siz belirlersiniz.
Nasıl?
Olaylara yaklaşımınızla!”

• *** Mailime düştü paylaşıyorum. ***

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederiz. 
Sizleri seviyoruz.

www.izmirliahmetkaya.com

NE, NEDEN?

NE, NEDEN?

Bir sorun ile karşılaştığınızda 
ortadaki belirsizlik, 
sorunun nedeni değil, 
sorunun NE olduğudur. 

Eğer NE olduğunun
tam bilincinde değilsek
sorunu nasıl çözebiliriz?
Sorunun çözümü nerededir
sorusunun yanıtını zihin mi yoksa
bilinçaltı mı diye mi arayacağız.
Bunlardan biri de olmayabilir,
hatta sorunu kim çözer ya da
ne çözer sorularının da
sorulması mı gerekir?

Sorunlarımızı çözmek için tercih
ya da biçim gibi yöntemleri
kullanmaya kalkıştığımızda da
YARGILAMA yapmamamız gerekmektedir.
Peki, asıl sorgulamamız gereken
yargılar mıdır yoksa inançlar mıdır?

En iyisi siz daha fazla belirsizliğe kapılmayın, 
LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun. 
Hakikat ve Sevgi ile bütünleşin 
tabi ki de arının. 
SEVİN, SEVİLİN.

Varolduğumuz şu anda
biz insanların farkında olmadığı şey
hayata karşı inatçı,
aralıksız bir direnç içinde olduğumuzdur.
Bu direnç bizleri Özgürlükten,
İlhamdan ve her şeyin ötesinde
Tanrısal Yaratıcının kendisinden
sürekli ve sabit bir farklılık
konumunda tutuyor.
Yani, bizler zihnimizin çöllerinde
amaçsız bir biçimde dolaşan
yersiz yurtsuz insanlarız.

Direnç bizi sürekli olarak endişe
ve ruhsal, zihinsel, maddi ve
manevi yoksulluk konumunda tutuyor.
Bizler akıp gitmek yerine
sürekli bir direnç konumunda
olduğumuzun farkında değiliz.

O nedenle bu farkındalığı yakalamanız için 
sizlere LEVH-İ MAHFUZ’u öneriyoruz. 
Farkında olmalısınız.
ARINMALISINIZ.
Anbean ruhumuzda olup biten şeyler,
aynı anda tüm ruhlarda da olmaktadır.
Bunu fark etmek
öyle muhteşem bir şeydir ki.
Daha da muhteşemi,
bilinçaltı zihnindeki bu anıları temizlemek
ve ruhsal bedeninde
ve her şeyin ruhunda onları
Tanrısal olanın düşünceleri,
sözleri, davranışları ve hareketleri ile
değiştirmek için
Tanrı’ya çağrıda bulunabilecek olmanın
kıymetini bilmektir.

Levh-i Mahfuz ile buluşun,
O sadece günümüzün değil 
O son 1000 yılın Kur’an Tefsiridir. 
Kırın, dökün tüm inanç duvarlarınızı, 
özgürleşin ki SEVEBİLESİNİZ.

www.izmirliahmetkaya.com

BİZ BİLİNCİ : SİZ DEĞERLİSİNİZ

BİZ BİLİNCİ : SİZ DEĞERLİSİNİZ.

BİZ BİLİNCİ, 
her şeyi, her türlü sorumluluğu 
kabul etmek demektir. 

Hatta yaşamınıza giren insanları ve
o insanların sorunlarının sorumluluğunu bile.
Çünkü onların sorunları da
sizin sorununuzdur artık.
Bilin ki onlar sizin yaşamınızdalar
ve eğer siz yaşamınızın
tüm sorumluluğunu alıyorsanız ki,
o zaman onların
deneyimlemekte olduklarının da
tüm sorumluluğunu
üzerinize almak zorundasınızdır.

Bu BİZ BİLİNCİ ile yaşamak, 
yaşamı asla eskisi gibi 
olmayacak şekilde değiştirmektir. 

Kısaca bir kez daha üstünden geçelim.
BİZ BİLİNCİ, her şeyi,
her türlü sorumluluğu
kabul etmek demektir.
Hatta yaşamınıza giren insanları ve
o insanların sorunlarının
sorumluluğunu bile.
Çünkü onların sorunları da
sizin sorununuzdur artık.
Bilin ki onlar sizin yaşamınızdalar
ve eğer siz yaşamınızın
tüm sorumluluğunu alıyorsanız ki,
o zaman onların
deneyimlemekte olduklarının da
tüm sorumluluğunu
üzerinize almak zorundasınızdır.
Bu BİZ BİLİNCİ ile yaşamak,
yaşamı asla eskisi gibi
olmayacak şekilde değiştirmektir.

Ama bir kez bunu kabullendiğiniz zaman,
sıradaki soru
kendinizi nasıl değiştireceğinizdir ki
böylece dünyanın
geri kalanını da değiştirebilelim.

İyileşmenin ve değişimin anahtarı, 
LEVH-İ MAHFUZ’dur. 
Levh-i Mahfuz SEVGİ’dir. 
Buluşun Levh-i Mahfuz ile, 
HAKİKAT ile tanışın. 
SEVGİYİ kullanmasını öğrenin. 
SEVGİYİ kendi üzerinizde kullanın. 

Unutmayın karşılaştığınız bir sorun
sizi ilgilendiriyor olsun ya da olmasın
sizin sorununuzdur,
dolayısıyla kendinizi iyileştirmelisiniz
ya da arınmalısınız.
Tüm deneyimlerin kaynağı sizsiniz.
Bir başkasında beğenmediğiniz
bir şey bulduğunuzda,
o şeye siz de sahipsinizdir,
dikkatli bakın.
Yapmanız gereken
o beğenmediğiniz tarafınızdan
arınmaktır, onu temizlemektir.
Bunu siz yaptığınızda o şey
öteki kişiyi de terk edecektir.
Aslında eninde sonunda
dünyayı terk edecektir.

Siz değerlisiniz. Sizi seviyoruz.

www.izmirliahmetkaya.com

SEVMEK Mİ İSTİYORSUN?

SEVMEK Mİ İSTİYORSUN? 

Sevilebilen bir kişilik örneği ile
ilgili olarak bir BEBEKTEN
daha iyi bir örnek var mıdır?

Bir bebek anında sevilebilen
bir kişiliğe sahiptir çünkü
o duygusal entrikaları
ve riyakarlığı öğrenmemiştir henüz.
Kabahati, kusuru da
keşfetmemiştir daha.

Onun sınırlılıkları,
ÇEKİNCELERİ yoktur.
Gelişmiş bir kişilik çekincesi
olmayan bir kişiliktir.

ÇEKİNCE kelimesi sınırlamak,
geri tutmak anlamına gelir.
Eğer kendinizi geri tutarsanız,
kişiliğinizi sınırlarsınız.
Eğer iç sesinize uygun hareket etmiyorsanız,
kendinizi ifade etmek imkansız olacaktır.

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun, 
sınırlandırılmamışlığın farkına varın.

www.izmirliahmetkaya.com