Çevrenizdeki çocuklar ya da evcil hayvanlar için

1aego

..

Çevrenizdeki çocuklar ya da evcil hayvanlar için

Tekrar tekrar sarfettiğimiz Sözcükler

sadece sözcük olmaktan ileri gelen

anlamları nedeniyle değil,

tam bir açıklamayı aşan

bilimsel bir nedenden ötürü seçilmişlerdir.

Kulladığımız tüm MANTRALARIN-SÖZCÜKLERİN kökeni

“NAAD“ bilimine

yani seslerde saklı olan sırlara dayanmaktadır.

Mantralar,

bilincimizde bir değişiklik yaratmak için

tekrar tekrar,

hiç durmadan yinelediğimiz seslerdir.

Ağzımızın üst damağı boyunca sıralanmış,

seksendört meridyen noktası vardır.

Mantralar bizlere verilmiş özel armağanlardır.

Uzun zaman önce son derece ruhsallaşmış insanlar,

derin bir meditasyon durumuna girdiklerinde,

dillerinin ağızdaki bu meridyen noktalarına

belirli düzenlerde değmesini sağlayan

bazı sesler çıkarıyorlardı.

Bu tıpkı piyano çalmaya benzemektedir;

nasıl belirli notalara vurarak

çok güzel bir şarkı besteleyebiliyorsak,

söylediğimiz her sözle ya da

söylediğimiz her mantra ile

belirli anahtarlara dokunmuş oluruz.

Doğru anahtar dizisine vurulursa,

beyindeki hipotalamus, thalamus ve hipofiz bezi,

zihnimizi meditasyon durumuna,

hatta kendinden geçme aşamasına

getirecek şekilde uyarılmış olur.

Uyuşturucular olmadan böyle bir dünya yaratabilsek

nasıl olurdu bir düşünsenize.

İşte bu nedenle,

insanların dedikodu yaptıkları,

sürekli sövdükleri ya da genel olarak

“ALÇAK TİTREŞİMLİ” konuşmalar yaptıkları

bir odaya girdiğinizde odanın içinde

bunaltıcı ve ağır bir hava olur.

Şarkıların söylendiği ve insanların

morali yükseltici türde konuşmaların yapıldığı

bir odaya girdiğinizde ise,

odanın içerisinde bir hafiflik ve huzur hissedersiniz.

Deneyimlediğiniz şeyin

NAAD bilimi ile fazlasıyla ilgisi vardır.

Çocuklar ve hayvanlar, çok açık oldukları için,

çevrelerindeki yetişkinlerin bilinçlerinden

yani egolarının ürettiği sözcüklerden

fazlasıyla etkilenebilirler.

Bundan dolayıdır ki,

çevrenizdeki çocuklar ya da evcil hayvanlar için

sözcüklerle hitap ederken

çok ama çok dikkat etmeli

ve kullanacağımız sözcük dizinlerini

fazlasıyla önemsemeliyiz.

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

İleride görebileceğiniz AUA RENK yelpazesi farkındalığı.

1aaurarenk

.

İleride görebileceğiniz AUA RENK yelpazesi farkındalığı.

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

GÜCÜMÜZ DAİMA YAŞANAN ANDADIR, ŞİMDİ ve BURADADIR

1asozcuk

.

GÜCÜMÜZ DAİMA YAŞANAN ANDADIR, ŞİMDİ ve BURADADIR

Küçücük BİR bebekken saf neşe ve SEVGİ idiniz.

Ne kadar önemli OL-duğunuzu biliyor,

KENDİNİ-zi EVREN-in merkezi GİBİ HİSSED-iyordunuz.

ARZU ET-tiğiniz her şeyi İSTE-yecek ve

tüm DUYGULARINI-zı açıkça İFADE ED-ecek kadar yürekliydiniz.

KENDİNİ-zi tamamen KOŞULSUZ SEV-erdiniz,

dışkınız da dahil olmak üzere bedeninizin her parçasını severdiniz.

KUSURSUZ OLDUĞUNU-zu BİL-irdiniz.

Ve varlığınızın gerçeği de budur.

Geriye kalan her şey

sonradan öğrenilmiş saçmalıklardır ve

İsterseniz, Yeniden unutulabilir.

Evet, gücümüz şimdi ve burada, yani şu AN’da,

kendi zihnimizde yatmaktadır.

Ne kadar zamandır negatif düşünce kalıplarına

ya da bir hastalığa, berbat bir ilişkiye

veya para sıkıntısına sahip olduğumuz

ya da ne kadar zamandır

kendimizden nefret ettiğimiz hiç önemli değildir.

Bu durumu hemen bugün değiştirmeye başlayabiliriz.

TAŞIDIĞIMIZ DÜŞÜNCELER

VE TEKRAR TEKRAR KULLANDIĞIMIZ SÖZCÜKLER

ŞİMDİYE KADARKİ HAYATIMIZI

VE DENEYİMLERİMİZİ YARATTILAR.

 

Ama bunlar artık eski düşünme biçimleri

ve onları geride bırakmalıyız.

Bu gün, bu anda düşünmeyi ve söylemeyi seçtiğimiz şey

YARINIMIZI, GELECEK HAFTAMIZI, GELECEK AYIMIZI

ve GELECEK YILIMIZI YARATACAKTIR.

GÜCÜMÜZ DAİMA YAŞANAN ANDADIR,

ŞİMDİ ve BURADADIR.

Değişiklikleri yapmaya başladığımız yer burasıdır.

Eski saçmalıkları,

önemsiz şeyleri bırakmaya,

terk etmeye başlayabiliriz.

Şimdi, bu anda.

Küçücük bir başlangıç bile fark yaratacaktır.

“Ben böyleyim işte” ya da “Bu iş böyledir”

gibi sözleri ne denli sık kullanmışızdır.

Gerçekte bu sözlerle,

“Bizim için doğru olanın bu olduğuna inandığımızı”

 söylemekteyizdir.

İNANDIĞIMIZ ŞEY ÇOĞUNLUKLA,

SADECE BİR BAŞKASININ FİKRİDİR.

BİZ BU FİKRİ KABULLENİP

KENDİ İNANÇ SİSTEMİMİZE KATMIŞIZDIR.

Bu fikir, inandığımız diğer şeylere uymaktadır.

Eğer çocukken bize dünyanın

tehlikeli bir yer olduğu öğretilmişse,

o zaman işittiğimiz ve bu inanca uyan her şeyi

doğru olarak Kabul ederiz.

“Yabancılara güvenme”, “Geceleri dışarı çıkma”,

 “İnsanlar seni kandırır” vb.

Öte yandan, eğer bize hayatımızın ilk yıllarında

dünyanın güvenli ve keyifli bir yer olduğu öğretilmişse,

o zaman çok farklı şeylere inanırız.

“Sevgi her yerdedir”, “İnsanlar benim dostlarımdır.”,

“Para bana kolayca akar” vb.

Hayat deneyimleri inançlarımızı ayna gibi yansıtırlar.

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

Değişmek, gelişmek isteyen, sinyalini taştan bile çıkarabilir.

1abenben

.

Değişmek, gelişmek isteyen, sinyalini taştan bile çıkarabilir.

“Hatırlarsınız,

her zaman söylediğimiz şey şu olmuştu:

Tanrı’nın doğum günü

 ( LEVH-İ MAHFUZ )

 BİR BİLİNÇ HAREKETİ.

 BİR GRUP DEĞİL.

Gelgelelim kimi insanlara BUNU ANLA-tmak

HİÇ kolay OL-muyor.

İçinde İslam olan herşeyi grup olarak görüyor.

OKU-yucularımızı benim MÜRİD-im OLMA-kla

suçlayanlar BİL-e çıkabiliyor.

Böyle BİR ÖZGÜRLÜK HAREKETİ-ne

böyle BİR yakıştırmada BUL-unmak,

BU-na da İNSAN DEHASI deniyor efendim.”

“Sigarayla savaş için dernek kuruyorsun. Adam senin sigara tiryakisi olduğunu zannediyor mesela. Biliyorum sen Marlboro’nun adamısın diyen, yada seni sigara içerken gördüğüne yemin eden bile çıkıyor. Bizimki de böyle birşey işte. Zannettiğiniz tam aksi. Hani isbetsizlik olur da, bu kadar olur. Dart atıyosun. Tutturamayabilirsin 12′yi. Hatta tahtayı bile. Benim merak ettiğim, tahtaya atacağın o iğneyi popona saplamayı nasıl başardın : ) İnsan yanılır da yani bu kadarına pes. Bizim için hava hoş. Olan senin popona oluyor.”

“Tanrı’nın doğum günü’nü,

LEVH-İ MAHFUZ’u bir cemaat,

B1R topluluk OL-arak GÖR-dükçe,

SEN kaybediyorsun.

BİZ-de senin işine yarayabilecek çok şey var.

Ahhh şu İSLAM’ı cemaatlerle sınırlayan

Rayban marka atgözlüklerin yok mu…

Ah sen, ah sen.

Neyse. Mustafa Kemal 1925′te

Tekke ve Zaviyeleri kapatmıştı.

Anlaşılan birileri içeride kilitli kalmış.

Diyelim ve konumuza devam edelim.

Bize düşen sabır efendim.

O “topluluğun” bütün dünyayı sardığını görene kadar,

o yüksek IQ bunları söylemeye devam edecek.

BİLİNÇ HAREKETİ OLMAK…

Cümle OL-arak yazmak kolay fakat UYGULA-mada

bunun ayrımını yapmak HİÇ de kolay OL-mayabiliyor.

Herşeye karşın ANLA-yışla karşılamak lazım.

Fakat sen de kendini bağlayıcı

AHKAM KESME-lerden uzak duracaksın.

Sana zarar verir.”

“Bazen tükürdüğünü yalamamanın

en kesin çözümü yerlere tükürmemektir.”

Olguları soğukkanlılıkla analiz etmektir.

Zaten mesele Tanrı’nın doğum günü’yse,

Levh-I Mahfuz’sa  kafanı çok iyi çalıştıracaksın.

BU KİTABI-n etrafında olan biteni ANLAMAK İSTİYORSUN,

BEYNİNİ televizyon izleme modundan çıkarıcaksın.

B-AŞK-a BİR MODDA ÇALIŞTIR-acaksın.

Mesela matematik problemi çözme modu.

Mesela çengel bulmaca çözme modu.

Ödüllü olanından o da.

Hani var ya televizyonda yarışma.

O kutuyu mu açayım bu kutuyu mu açayım.

Efendim sen bundan önceki ayın gene ilk perşembe günü

böyle kutu açmıştın da büyük çıkmıştı.

Sen açma o yüzden.

Yani işin içine para girince,

her Türk bir istatistik dehası olabiliyor 🙂

Heh işte, yargılanmak için o dehayı bekliyoruz biz.

İlk günden beri hedef, bu kitabın etrafında

kenetlenmiş onbinlerce insandan bir grup yaratmak olsaydı,

bu geçtiğimiz bir yıl böyle sessiz geçmezdi en basitinden.

E çünkü dağılır insanlar.

Sürekli tempolu olmalısın.

Böyle uzun sessizlikler, bir tür intihardır.

Elhamdülillah Hayvanım gibi

bir bağımsız bir kitap hiç çıkarmazsın.

Eğer maksat, kitabın sevenlerinden

bir güç odağı yaratmaksa.”

“B1R grup OL-saydık,

geçen sene yaptığımız gibi,

her sene K-D-R’ye doğru geri sayardık.

Kendimize BİR lider sıfatı yakıştırsaydık,

her sene bu işi DÜZEN-ler, şöyle şöyle yapın,

bunlara bunlara DİKKAT edin gibisinden

tavsiye görüntüsü altında baskılar yapardık birbirimize.

Fakat ilk gün de söylediğimiz gibi

BİZİM GÖREVİMİZ

LİDERLİK DEĞİL ÖNCÜLÜK ETMEK.

Öncülük de kelime olarak ANLA-ması kolay,

fakat KAVRA-m olarak İDRAK ET-mesi

HİÇ de kolay OL-mayan bir hadise.

BİZ SADECE ÖNCÜYÜZ. 

O da kendi konumuzun öncüsü.

O kadar.

K-D-R gecesine dair paylaştığımız yeni ve kadim bilgilerle,

bin senelik İslam tarihinde tahmin ediyorum

en aşkla dolu Kadir Gecesi’ni

geçen yıl bizim okuyucularımız yaşadılar.

Hep beraber yaşadık.

Tanrı’nın doğum günü teorisinin,

pratiğini hep birlikte uyguladık.

Ve benim buRAK olarak işim bitti K-D-R ile.

PAYLAŞ-mam gerekeni PAYLAŞ-tım

GÖSTER-mem GEREKENİ GÖSTER-dim

bu konudaki GÖREVİ-mi TAMAMLA-dım.

Artık kendi K-D-R’mi BİREY-sel OL-arak YAŞA-yabilirim.

Kendi hayatımda çok sık kullandığım bir laftır.

Artık HUZUR İÇİNDE ÖL-ebilirim : )

Aynen öyle.

K-D-R tamamdır ve en ÖNEMLİ-si,

yukarıdaki MESAJ-dan ANLA-şılacağı gibi hayata geçmiştir.

Ancak yeni BİR BİLGİ, yeni BİR AÇILIM OL-ursa

ki BİZ-de sürprizler HİÇ bitmez biliyorsunuz,

her zaman anında görev başına elbette.

Hangi konuda OL-ursa olsun,

yeni BİRŞEY SÖYLEME-yeceksem,

söyleyeceğim en güzel sözüm SUS-maktır.

Eski yazılarımız zaten elimizde.

Onların linkini çıkartıp,

burada tekrar yayına koyalım

hatırlamak isteyenler için, güzel fikir.

Fakat burada gündeme koymuyoruz diye

kimse kendi K-D-R’sine doğru

geri saymayı İHMAL ETME-sin.”

“Bu sene, K-D-R’yi bir adım daha ilerletiyoruz, K-D-K’larımızı bu sisteme entegre ediyoruz. Hemen şunu da söylemeliyim. Bunlar sonuçta birer ürün. Kartlardan bahsediyorum. Ürünlerle manevi olguları denkleştirmek konusu oldukça da hassas bir konu benim için. İnsanlara ürünler üzerinden ulaşmaktan başka şansımız var mı? Kapı kapı dolaşıp, her akşam bir eve misafir olup, kişilerin hayatını mercek altına alıp, devrim yollarını böyle çıkarmak da bir fikir. Senede 365 haneye devrimi soksak. Eh bana müsade. Yolum uzun. Bu gece başlasak, 41 bin gecede tüm Türkiye’ye kişisel devrimi yaşatmış oluyoruz. O da doğmamak şartıyla. Çıkarken tembihleriz mutlaka. “Sakın üremeyin güzel kardeşim” deriz 🙂 Yazıların dışında somut mekanizmaların yeri elbette ki ayrı. “Ding dong biz geldiiiik” diyemeyeceğimiz için bu yüzden KDK dedik.”

“Gene söylüyorum, AL-ırsın ELİNE KİTABI,

AÇ-arsın rasgele BİR SAYFA-yı.

O da senin SORUNA CEVAP OL-ur.

KENDİ KDK’nı kendin de GELİŞTİR-ebilirsin.

Bizim geliştirdiğimizden de YARARLAN-abilirsin.

Seçim tamamıyla senin.

DEĞİŞ-mek, GELİŞ-mek isteyen,

sinyalini taştan bile çıkarabilir.

BİR DE kendimle ilgili PAYLAŞ-mam gereken

birşey daha bulunuyor.

Önemli birşey. Lüzum üzerine.

ÖNCÜLÜK ET-mek,

örnek olmak demek anlamına gelmiyor.

Yani. Karıştırmayalım diye söylüyorum.

Ben, örnek bir insan falan değilim efendim.

Şükür kere şükür, dosdoğru bir insanım.

Fakat bu, kimseye örnek olmam gibi

bir noktaya getirmiyor bizi.

Çünkü sistem olarak yanlış.

Dünyada hiçbir insan örnek alınmamalıdır.

Ben benim, sen sensin.”

Sevgiyle.

buRAK özDEMİR

.

KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?

Farkında olmak için

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

https://www.youtube.com/watch?v=htWd81R_F2w&feature=share

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

İnançlarımızı nadiren sorgularız.

1akonus

.

İnançlarımızı nadiren sorgularız.

Şimdi bir an için durup

kafanızdan geçen düşünceyi yakalayın.

Şu an ne düşünüyorsunuz?

Eğer düşünceler hayatınızı ve deneyimlerinizi biçimlendiriyorlarsa, şu an da zihninizden geçen düşüncenin gerçekleşmesini ister miydiniz?

Eğer bu bir endişe ya da öfke, kırgınlık veya intikan düşüncesiyse, bu düşüncenin size nasıl geri döneceğini sanıyorsunuz?

Eğer mutlu bir hayat istiyorsak,

o zaman neşeli, keyifli şeyler düşünmeliyiz.

 Zihinsel ya da sözlü olarak yaydığımız her şey

aynı biçimde bize geri dönecektir.

Kendinizi konuşurken dinleyin.

Eğer bir şeyi üç kez söylediğinizi duyarsanız,

o şeyi bir yere yazın.

Bu sizin için bir düşünce kalıbı,

bir düşünme modeli haline gelmiş demektir.

Bir haftanın sonunda listenizi gözden geçirin,

sözlerinizin deneyimlerinize

ne kadar uyduğunu göreceksiniz.

SÖZLERİNİZİ VE DÜŞÜNCELERİNİZİ

KISACA İNANÇLARINIZI DEĞİŞTİRMEYE BAŞLAYIN

VE HAYATINIZIN NASIL DEĞİŞTİĞİNİ İZLEYİN.

HAYATINIZI YÖNETMENİN YOLU,

SÖZCÜKLER VE DÜŞÜNCELERLE İLGİLİ

SEÇİMİNİZİ KONTROL ETMENİZDİR.

Hayatımızdaki olumlu ve olumsuz şeyler,

deneyimlerimizi biçimlendiren

düşünce kalıplarının sonuçlarıdır.

Hepimiz güzel, olumlu deneyimler üreten

bir çok düşünce kalıbına sahibiz

ve bunlardan hoşnutuzdur.

Bizi ilgilendiren, rahatsız edici, tatsız,

ödüllendirmeyen deneyimler

üreten negatif düşünce kalıplarıdır.

Ve hayatımızdaki rahat-sızlığı

kusursuz bir sağlığa dönüştürmek isteriz.

Devamlılık gösteren düşünme kalıplarımız

deneyimlerimizi yaratırlar.

Bundan dolayı, düşünme kalıplarımızı değiştirerek

deneyimlerimizi de değiştirebiliriz.

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmaktan

büyük bir mutluluk duyuyoruz.

Bu yeni FARKINDALIK,

düşüncelerle bedenin değişik bölümleri

ve bedensel rahatsızlıklar arasındaki

bağlantıyı anlamamızı sağladı.

Hastalıklarımızı farkında olmadan

nasıl yaratmış olduğumuzu öğrendik

ve bu hayatımızda büyük bir fark yarattı.

Şimdi artık hayatımızdaki

ve bedenimizdeki rahatsızlıklar

ve kusurlar için hayatı ve diğer insanları

suçlamaktan vazgeçip, sağlığımız

ve deneyimlerimiz konusunda tüm sorumluluğu üstlenebildik.

KENDİMİZİ KINAMADAN YA DA SUÇLULUK DUYMADAN,

GELECEKTE HASTALIĞA YOL AÇAN

DÜŞÜNCE KALIPLARI YARATMAKTAN

NASIL SAKINABİLECEĞİMİZİ GÖRMEYE BAŞLADIK.

Örneğin,

Boynumuzun neden sık sık tutulduğunu anlayamıyorduk. Sonra, boynun meselelere esnek bir biçimde yaklaşmayı, bir sorunun farklı yönlerini görmeye istekli olmayı temsil ettiğini keşfettik. Genelde çok inatçı, eğilmez bükülmez bir insandık, bir sorunun bir başka yönüyle ilgili söylenenleri –belki düşüncelerimizi değiştirmekten korktuğumuz için– dinlemeyi reddederdik. Ama daha esnek düşünmeye ve sevecen bir anlayışla, başkalarının bakış açılarını da görebilmeye başladıkça, boynumuz da artık bize sıkıntı vermez oldu. Şimdi, eğer boynumuz biraz tutulsa, hemen nerede katı, inatçı bir biçimde düşünmeye başladığımızı araştırırız.

Şunu öğrendik:

Hayatımızdaki her rahatsızlık için BİR İHTİYAÇ vardır.

Yoksa o rahatsızlığı yaşamazdık.

Belirtiler ve arıza sadece dışsal bir sonuçtur.

Zihinsel nedeni çözüp ortadan kaldırmak için

 içimize yönelmeliyiz.

REİKİ ile MEDİTASYON

içinize yönelme yeteneğinizi size kazandıracaktır.

Bedende en çok rahat-sızlığa neden olan düşünce kalıpları:

ELEŞTİRME, KIZGINLIK,

İÇERLEME, SUÇLULUK.

Örneğin,

Eleştirme eğer alışkanlık halini alırsa

 eklem iltihabı gibi hastalıklara yol açabilir.

Kızgınlık, bedende, kabaran

 ve yanan bir iltihaplanmaya dönüşebilir.

Uzun süren bir içerleme insanı zehirler,

yavaş yavaş yiyip bitirir

ve sonunda urlara ve kansere yol açabilir.

Suçluluk duygusu daima cezalandırma peşindedir

ve acıya yol açar.

Sağlıklıyken zihinlerimizi bu olumsuz

düşünme kalıplarından arındırmak,

daha sonrada panik halindeyken

ya da bıçak altına yatma tehdidiyle

karşı karşıyayken bunları söküp atmaya çalışmaktan

çok daha kolaydır.

KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?

Farkında olmak için

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

https://www.youtube.com/watch?v=htWd81R_F2w&feature=share

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.