Ruhun kendini keşfi ken-DİNE HAKİM OL-mayla ilişkilidir.

1arehber

.

Ruhun kendini keşfi ken-DİNE HAKİM OL-mayla ilişkilidir.

Ruhsal bedenimiz şu anki gelişim evremizde

Bilemeyeceğimiz ama Tanrı adı verdiğimiz

yüksek bir otorite tarafından yaratılmıştır.

Dolayısıyla, içimizdeki bu tanrısallık parçasını

BUL-mak için BİR İNSAN OL-arak

kim olduğumuz konusuna odaklanmalıyız.

Ben kimim?

Kişisel içgörünün önündeki tek sınırlama

kişinin kendi koyduğu sınırlamadır.

Diğer insanların spiritüel yollarının

sizinle hiçbir ilgisi yoksa,

bu sizin ihtiyaçlarınıza yönelik tasarımlanmış

BİR yolun da OL-madığı ANLA-mına gelmez.

Olduğumuz varlığa yönelik nedenler

YAŞAM-daki başlıca BİR GERÇEK-tir.

Bir kişinin kendisine gösterilmiş BU GERÇEĞİ-n

BİR yönünü BUL-abildiği yer,

BİR b-AŞK-a kişi için aynı yer OL-mayacaktır.

Aslında, kendi RUHU-muzla tek başınayız,

yine de yalnızlık HİSSED-en insanlar

kendilerini genellikle BUL-amamışlardır.

Ruhun kendini keşfi

Ken-DİNE HAKİM OL-mayla ilişkilidir.

BİR-eysel ÖZÜ-müzü YAKALA-mak

AŞIK OL-maya benzer.

Içinizde uykuda yatan bir şey,

yaşamınızda BİR AN gelir,

bir uyaran tarafından uyandırılır.

Ruh ilk başta sizinle FLÖRT ET-meye başlar,

sizi ancak belli BİR mesafeden GÖR-ülebilecek

keyiflerle daha ileri gitmeye kışkırtır.

KENDİNİ KEŞFET-menin ilk çekiciliği,

bilinçdışı zihinle BİLİNÇLİ zihnin

neredeyse oyun niteliği taşıyan BİR TEMAS-ıyla başlar.

Kendi İÇ BENLİĞİMİZE

tamamen SAHİP OL-ma isteğinin yoğunluğu arttıkça,

karşı konulmaz BİR ŞEKİLDE

çok daha yakın bir ilişkiye doğru çekiliriz.

RUHU-muzu TANI-mak

kişinin BENliğine sadakat duyduğu

bir evlilik haline gelir.

KENDİNİ KEŞFET-menin büyüleyici yönü,

o sesi duyduğunda ONU hemen FARK ET-menizdir.

Bu gezegendeki HERKESİN

kişisel BİR spiritüel REHBERİ VAR-dır.

“OKU”

Levh-i Mahfuz

SENİN spiritüel REHBERİN-dir.

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

Devamsızlıktan sınıfta kalmak yok bizim kolejde :)

1akolej

.

Devamsızlıktan sınıfta kalmak yok bizim kolejde 🙂

“Herkes kendi özgün GERÇEKLİĞİNİ YARAT-mak zorundadır.

Kimsenin yaşantısı kimseye örnek olamaz,

benim yaşantım da olamaz.

Fazlasıyla uçtur.

Bu kadar hareketlilik herkese mutluluk getirmeyebilir.

Yazılarımın arkaplanında kimseyi,

kendimleştirmeye çalışmadığımın altını çizerim.

Bakın şimdi bu nokta bizi nereye götürecek…

Bendeniz, son günlerin sitesini aksatan

haylaz keratası olarak BEN,

Tanrı’nın doğum günü’nün sadece BİR MODEL-iyim.

Milyonlarca modeli olacak bu kitabın.

Ben ilkiyim.

Belki sen ikincisisin.

Öbürü üçüncüdür.

Herkes 1′dir.

2, 3, 4 bunlardan dışarıdan bakanların

seni sayabilmek için geliştirdiği bir sistemdir.

1,2,3,4… Bunların hepsi 1′dir.

1′e 1 eklersin 2 olur.

2′ye 1 eklersin 3 olur.

 4 de 3′ün 1 eklenmiş halidir.

Bütün rakamlar birdir.

Sıralama sadece bir organizasyon, bir tertipdir.

Benim birinci model olmamda bundan ibarettir.

Nasıl buldunuz

“Hepimiz 1′iz-in matematiksel formülünü ?

Şimdi. Önemli noktaya geliyoruz efendim.

Boyama kitabı’na…

Hayat gerçekten resim yapmaksa,

Tanrı’nın doğum günü ressamların elindeki

paletteki renklerden sadece biri.

Belki ana renk.

 Belki de ana renklerin toplamı.

Beyaz. Sonuçta bir renk.

Paletin kendisi değil.

Tanrı’nın doğum günü,

ne zaman ihtiyaç duyarsan

o zaman dönebileceğin yuvandır.

BİZ hep buradayız.

BİZ-imle OL-ursun.

Sonra uzaklaşırsın BİZ-den.

1 sene kitaba elini sürmezsin,

sitenin yakınından geçmezsin.

Fakat ne zaman ki BİZ-e ihtiyaç duyarsın,

döner gelirsin BİZ gene burada OL-uruz.

Sadakat istemeyiz kimseden.

Bağlılık da.

SEVGİ bağlarıyla örülmenin OL-manın

MUTLU-luğunu elbette ki YAŞA-rız.

Fakat kimseden hani masonik yeminlerle,

 Tanrı indinde verilmiş ahitlerle

bağlı olmasını falan talep etmeyiz.

Bilakis. BİZ hayatının her anını

yüzde yüz özgür OL-arak yaşamanı isteriz.

Bağlılık sıkar adamı.

Zincirlerin HİÇ OL-masın,

özgürlüğün rüzgarı getirsin seni buraya.

Hani Mevlana güzel birşey söylemişti.

Kim olursan gel diye.

Hadi ona bi ekleme yapiim ben de.

Güzel canın ne zaman isterse o zaman gel 🙂

Zaten ben o uzaklaşmaları

asla Tanrı’nın doğum günü sürecinin dışında görmem.

Hayatın her ANI, ne şekilde YAŞA-nırsa yaşansın

bu sürecin bir parçasıdır.

Tanrı’nın doğum günü,

LEVH-İ MAHFUZ  bir tekamül kolejidir.

Açık öğretim, yeni adıyla uzaktan eğitim ilkesi altındadır.

 Fiziksel bir binası yoktur.

Sömestirleri yoktur.

Vizeleri, dönemleri, finalleri yoktur.

Öğretmenleri yoktur, burası en önemlisi.

Müfredat, kendi başına rafine edebildiğin kadardır.

Kendi takvimini kendin belirler,

kendi notunu kendin verirsin.

Burası bir kaynaktır.

Ne zaman lüzum olursa o zaman başvurursun.

Yada aramızda bir düşünce bağının ötesinde,

SEVGİ bağı vardır,

sen, ben ve BİZ dostuzdur.

Dostlarım napıyor diye gelir bakarsın.

www.tanrinindogumgunu.com

Tanrı’nın doğum günü 10. yaşına basacak,

az birşey kaldı.

Az zaman değil.

Bu kadar yoğun duygularla geçen ON koca yıl.

Uzaklaşan oluyor, yakınlaşan oluyor.

Ben bunları sadece izliyorum.

Lakin uzaklaşma noktasında bendenizi

bişeylerle itham etme durumu olabiliyor zaman zaman.

Cevap yazmıyorum zaten malum.

Ben gidiyorum diyor.

Kızacağımı mı düşünüyor bilmiyorum,

ben sevgiyle el sallıyorum.

Fakat aynı kişi geri döndüğünde

kendi kendine bir mahcupluk içinde oluyor.

Ne zaman ihtiyaç duyarsın, ne zaman istersin

o zaman buluşursun bizim düşüncemizle.

Devamsızlıktan sınıfta kalmak yok bizim kolejde 🙂

 Kıyafet serbest, geliş serbest,

gidiş serbest, herşey serbest.

O yüzden, kimseye,

vay sen bu yoldan döndün gibisinden

kızgınlığımız olmaz, olamaz

haberi olsun herkesin 🙂

Resmini çizerken ne zaman ihtiyaç duyarsan

 ancak o zaman bulaşırız fırçana 🙂

Yani ben mavi rengi çok fena severim.

E ne yani şimdi masmaviye mi boyuyuciim tuvalimi?

Olur mu öyle şey efendim.

Buna sanat değil, badana boya denir.

Bi sürü renk vardır çizdiğin resminde.

Fakat bakıldığında mavi bir başka çarpar insanı.

BİZ o tablodaki küçük çocuğun

gözlerinin mavisi OL-mak isteriz.

Boydan boya mavi duvarların mavisi değil 🙂

Peki, nedir bizim rengin hayattaki karşılığı?

Özgürlük için devrim.

Ne zaman özgürlüğün için devrim yapmaya

ihtiyaç duyarsın o zaman gelirsin.

LEVH-İ MAHFUZ’u OKU-rsun,

günlüğü, yazıları, eğilimleri analiz edersin.

DEVRİMİNİ YAP-tın mı ya da

 yapmaya KARAR VER-din mi

ya da yapmamaya mı karar verdin

ya da herneye karar verdin

kendi yolunu çizersin.

Sitede zaten isim yok.

Bu yüzden yok.

Güvercinlerin buluşup yıkandığı su birikintisi burası.

Serinledin mi, gökyüzü senindir.

Kanadın kırık mı, başımızın üstündedir yerin.

Uçtun, dolaştın, geldin, gene başımızla berabersin.

Hava sıcak, küre ısınık,

tahmin ederim gene gelirsin 🙂

Biz dostuz unutmayın.

Sadece arkadaşlık görüşmeye odaklı ilişki

bir ilişki tipidir.

Dostlukta, görüşme-görüşmeme değil

hissedişler esastır.

Gitmeler, gelmeler, yakınlaşmalar,

uzaklaşmalar konusunda ben çok rahatım,

 lütfen siz de rahat olun.

Sokak bilgeliği vakt-i zamanında

çok güzel bir kavram türetmiş efendim.

Aynen öyle onu söylüyoruz biz de.

“Kafana göre takıl”.

Herkes kafasına göre takılsın efendim.”

Sevgiyle.

buRAK özDEMİR

.

KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?

Farkında olmak için

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

https://www.youtube.com/watch?v=htWd81R_F2w&feature=share

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

İNSAN, kendi başına da SEVİLMEYE LAYIK-tır.

1ayarat

.

İNSAN, kendi başına da SEVİLMEYE LAYIK-tır.

“Yaradanı severim ben; yarattıklarından ötürü.”

“Yunus Emre’nin bu meşhur sözü,

Kur’antum’dan sonra artık miadını doldurdu.

YARATILANI SEVERİM,

YARATANDAN ÖTÜRÜ.

İYİ DE NEDEN?”

“Evet, YARATAN güzeldir.

Ama YARATILAN-ın kendisi de güzeldir.

İNSAN güzeldir.

İNSAN, kendi başına da SEVİLMEYE LAYIK-tır.

 İNSAN SEV-mek için

TANRI’yı SEV-me şartı aranamaz.

 İNSAN, onu BİR tanrı yaratmamış OL-saydı da,

sevilmeye layıktı.”

“MEVLANA her zaman başımın tacı OL-muştur.

Fakat, çok değerli BİR DÜŞÜNÜR OL-makla birlikte,

cennetle ilgili o muhteşem ironinin sahibi

Yunus’u genel ANLA-mda biraz marjinal bulurum.

“Tanrıya olan aşkının” tekamülünün önüne geçtiğini,

onu, hayattan, dünyadan ve insanlardan

kopukluk getirdiğini gözlemişimdir.”

“Şu AN-da buradayız,

BİZ-im dünyamız burası.

Evrende bir Tanrı olmasa bile, YAŞA-nmaya

ve SEV-ilmeye değer bir yer burası…

 iyi niyetli BİR HAYAL-cilik OL-sa da

Tanrı’yı bu denli ARA-yış,

 kişiyi hayatın gerçekliğinden koparıcı bir arayıştır.

Uçlarda sürülmüş BİR yaşam OL-sa da

Yunus’un varlığı SAYGI UYANDIR-ır BİZDE.

 Ancak BİZ-e örnek OL-uşturmaz.

Bu sözün, günlük hayattaki kullanımı,

insana karşı bir sevgisizliğin ifadesi olmuş halde.

İçinde, insan sevgisi göremiyorum.”

“Bir çocuğa “sana babanın hatırına katlanıyorum”

diyorsun aslında.

Çocuğun kendisine karşı sevgin yok.

“Körolmayasıca insana”

yaratanın hatırına katlanma var.”

“Hayvana MAHLUK diyen,

sevgiyi unutmuş dünya görüşünün,

bir başka çelişkisi bu.

Çünkü yaratılanı gerçekten sevse yaratandan ötürü,

MAHLUKAT demez, hayvanları da sever.

Bu sözü,

 hep insanlardan bahsederken kullandıklarını gördüm.

 Nedense, YARATILAN’la

hayvanları kastettiklerini hiç görmedim.

Yoksa dinciler, hayvanları

Tanrı’nın yaratmadığını mı  düşünüyorlar?

O yüzden mi onları sevmiyor,

bu sözün kapsamında görmüyorlar?

İyi de, bu EVRİM TEORİSİ’nin bakış açısı değil mi?

Hayvanları Tanrı’nın yaratmadığını söylediği için

evrimci ateistlere neden kızıyorlar ki o zaman?”

“RAHİM AYRI GÜZEL,

RAHMAN AYRI GÜZEL,

HAYVAN AYRI GÜZEL,

BİTKİ AYRI GÜZEL.

HEPSİ BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ GÜZEL.

HER BİRİ AYRI AYRI SEVİLMEYE DEĞER.

İŞTE BU YÜZDEN YARADANI SEVERİM BEN;

YARATTIKLARINDAN ÖTÜRÜ.”

Sevgiyle”

buRAK özDEMİR

KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?

Farkında olmak için

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

https://www.youtube.com/watch?v=htWd81R_F2w&feature=share

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

N F S

1agozyas

.

N F S

 

eNFeS – nEfEs – nUfUs – NeFiS

İNSAN OL-gunlaştıkça ve çakraları GELİŞ-tikçe,

kişinin hayatında etkisi olan psikolojik işlevleri de

buna bağlı olarak ortaya çıkar.

Genelde çevremizdeki insanların

BİZ-lere karşı sarf ettikleri sözcüklerden,

yani NeFiSlerinden NeFeS yoluyla NuFuS bulan

O eNFeS enerji toplarından etkilenir,

çakralarımızın durumunu elimizde olmadan değiştiririz.

Pek çoğumuz, hoşlanmadığımız şeylere,

davranışlara ve sözcüklere

HİSLERİMİZİ, İÇSESİMİZİ engelleyerek

ve doğal enerji akışımızı durdurarak tepki veririz.

 İlgili ÇAKRA artık tıkanmıştır.

BİR çocuğun bir başkasına

SEVGİ VER-meyi DENEYİMLE-rken

defalarca reddedildiğini DÜŞÜN-ün,

o çocuk büyük BİR OL-asılıkla

artık SEVGİ-sini SUN-mayı kesecektir.

Bunu yapabilmek için tepki ile yanıtladığı

İÇSEL SEVGİ hislerini-duygularını durduracaktır.

Bunun GERÇEK-leşmesi demek;

KALP ÇAKRASINDAKİ ENERJİ akışının

kesilmesi ile sonuçlanır.

Bu akış durduğu ya da yavaşladığı zaman,

fiziksel bir problemin ortaya çıkması

yani bir rahatsızlık ya da hastalığın

yaşanması gerekmektedir.

Bu süreç tüm çakralar için geçerlidir.

Deneyimlemeye çalıştığınız her ne tür davranış

ya da eylem olursa olsun,

bunlar engellendiğinde,

sizlerin ÇAKRALARIDA engellenmiş olur,

bu da bozulma demektir.

 Ya da çakralarınız BLOKE edilmiştir artık.

Durgun enerji ile tıkanmıştır,

düzensizce ya da geriye doğru akmaktadır artık enerji.

Hastalıklar ardı ardına gelir,

 zira çakralar artık yırtılmıştır.

Çakralar, enerjileri metabolize etmekle kalmayıp

aynı zamanda enerjiyi DUYUMSAYAN

araçlar olduğu için çevremizdeki dünya hakkında

bize çok şey söylerler.

Eğer çakraları KAPALI hale getirirsek

bu evrensel bilgileri de içeri alamayız,

kısaca FARKINDA OLAMAYIZ.

DOLAYISIYLA,

ÇAKRALARIMIZIN SAAT YÖNÜNÜN

TERSİNE HAREKET ETMESİNE

SEBEP OLDUĞUMUZDA,

ENERJİMİZİ dış dünyaya GÖNDERİR,

GÖNDERDİĞİMİZ ENERJİNİN

NE OLDUĞUNU DUYUMSAR

VE DÜNYANIN ÖYLE OLDUĞUNU SÖYLERİZ.

BU DURUM

BATIL İNANÇLARIMIZLA HARMANLANDIĞIMIZ

ANLAMINA GELİR.

KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?

Farkında olmak için

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

https://www.youtube.com/watch?v=htWd81R_F2w&feature=share

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

Birşeyi, herhangi birşeyi güçlükleri aşarak haketmek gibisi yoktur şu hayatta.

1asenol

.

Birşeyi, herhangi birşeyi güçlükleri aşarak haketmek gibisi yoktur şu hayatta.

“Tekamülün önündeki en büyük engel

eskilerin “ülfet” dediği şey.

Herşeye fazlasıyla ALIŞMA,

hiçbirşeye ŞAŞIRMA-ma hali…

Geldik gidiyoruz yılmışlığı…

 Kurulu düzenlerimizin içinde yattığımız

müebbet hapsimiz…

Sabah kaçta kalktığın bellidir…

Gece de kaçta yattığın…

O akşam TeVe’de ne izleyeceğin belli…

Kahvaltıda ne yiyeceğin…

Gece yatarken ne giyeceğin…

 İşe hangi yoldan gideceğin…

Gelirken de nerede sıkışıp bekleyeceğin…

Yuvarlanıp gittiğin bu dünyada;

 Aynı bu şekilde;

Pijamalarının nerede durduğu gibi nettir,

neye inandığın,

hayatı nasıl algıladığın…

Bana sorarsanız dünyanın en zor kararı;

Alabildiğine monoton bir hayatın içinde

 KİŞİSEL DEVRİMLERE İMZA AT-abilmektir.

OL-sun. En zor OL-an,

aynı zamanda en tatlı OL-andır.

BİR-şeyi, herhangi BİR-şeyi güçlükleri AŞ-arak

haketmek gibisi yoktur ŞU HAYATTA.

Suyun lezzeti DEĞİŞ-mez.

Ama SEN-in ondan aldığın lezzet DEĞİŞ-ebilir.

Terli terliyken içtiğin buzzz gibi su mesela…

Hatırlatırım;

Tanrı’nın doğum günü

KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI DEĞİL,

KİŞİSEL DEVRİM KİTABIDIR.

HERKES BİLSİN VE SONRADAN ŞAŞIRMASIN.

NELER OLUYOR BANA DEMESİN.

BU BİR GELİŞİM YOLCULUĞU FALAN DEĞİLDİR.

BU RADİKAL BİR DEVRİMİN İLK İSTASYONUDUR.

Sizi bilmiyorum ama benim sallana sallana,

ay acaba böyle mi, ay acaba şöyle mi’lere

ayıracak vaktim hiç yok.

Çat, çat, çat. Bitti.

Birşey ya doğrudur ya yanlıştır.

 “Hele bi dur da sonra bakalım”larla

VAKİT KAYBETME-nin manası yok.

YAPACAKSAN, hemen YAP.

YAP-amayacaksan da YAP-amıyorum de,

 en azından kendine yalan söyleme.

Bu bile bir adımdır.

MUTLU OL-mak istiyorsan,

DEVRİM YAP-maya gönüllü OL-acaksın.

DEVRİM YAP-mak istiyorsan,

kılıcını kınından çıkartmaktan KORKMA-yacaksın.

KENDİNİ-mi GERÇEKLEŞTİR-eceksin?

Bu mudur kararın?

O zaman bu yolda karşına çıkan

kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksın.

Hem devrim yapiim, hem kimseyi kırmiim.

Üzgünüm, böyle hibrit bir devrim modeli yok.

Ardımızda kırgınlarımız, muhtaç kalanlarımız

hatta kötü konuşanlarımız olacaktır.

Herkesi memnun ediim,

bu sırada da kendimi gerçekleştiriim…

 Herkes bilsin, böyle bir tekamül yolu da yok.

KADERİMİZİ BELİRLEYEN,

SEÇTİKLERİMİZ DEĞİLDİR.

KADERİMİZİ BELİRLEYEN

VAZGEÇTİKLERİMİZDİR.

Neleri geride BIRAK-acağını,

kimlerle VEDALAŞ-acağını biliyorsan artık,

 tamamdır bu iş, YOLUN AÇIK olsun.

VAZGEÇ-men gerekenden hele bir vazgeç…

Yerine GELECEK OL-an seni bulacaktır zaten.

Evet bu yol, kişisel bir devrim yoludur.

 Bir düşün…

Ruhunun ormanları tutuşmuş.

Çatır çatır yanıyor herşey birer birer.

 Ne yapacaksın?

Tabi ki su sıkacak, alevleri suda boğacaksın.

Mümkün olan en tazyikli suya ihtiyacın var.

Sonuna kadar açacaksın muslukları.

Unutma, bahçe sulamıyorsun sen.

 Tutuşturulmuş ağaçlarını hayata döndürmeye çalışıyorsun.

Ya üzerime su sıçrarsa, ya ıslanırsam…?

Geç bunları.

Üzerine ateşin sıçramasından iyidir.

“Sevgiyi hayatımızda hâkim kılmaya çalışıyoruz ya.

Bu bazen bizi yanıltıyor.

Hayatımızda korkuyu hâkim kılmaya çalışanları bağrımıza basacağımız anlamına gelmiyor bunlar.

SEVMESİNİ DE BİLECEKSİN,

ELİNİN TERSİYLE İTMESİNİ DE BİLECEKSİN.”

“ERKEKSEN, Erkeklik adına

duyarsız HANZO-nun teki OLMA-yacaksın.

Dişi karakterin

Sevgi RENKlerini de barındıracaksın üzerinde.”

 

“KADINSAN, Dişilik adına ÇITKIRILDIM

Hanfendinin teki de OLMA-yacaksın.

Erkek karakterin

Delikanlı RENKlerini de barındıracaksın üzerinde.”

 

 SEN-den iyi seven OL-mayacak.

Yeri geldi mi SEN-den iyi çifte atanı da OL-mayacak.

Dikkatli olacaklar konu SEN OL-duğunda.

Çok iyidir ama tersi de çok fecidir diyecekler.”

DEVRİMCİ OL-mak isteyen herkes

biraz KEDİ gibi OL-acak.

Esnek, SEVGİ DOLU, dertsiz, tasasız

belki uyuşuk ama da yeri geldiğinde alabildiğinde tırmıklı…

Bir arkadaşımın Petshop’u var.

Çok hayvansever biridir,

hayvanseverler derneği gibidir dükkanı.

Köpekbalığı yavruları vardı deniz akvaryumunda

bir önceki gidişimde.

İlk defa kızdım ona içimden ama

 hayran hayran da izledim, muhteşemlerdi.

En ilginci de köpekbalıklarıyla ilgili anlattıklarıydı.

Özgürlüğüne en düşkün hayvanmış köpekbalığı.

 Denizde yakalanıp, akvaryuma alındıklarında

yemekten içmekten kesilirlermiş.

Eliyle besliyordu bu yüzden…

Havuzdan sıçrayıp, 15-20 metre sürünerek

 denize ulaşanları varmış.

Bunları anlatmıştı geçen gidişimde.

Bugün gene uğradım.

Köpek balığın nerede? dedim.

Gece intihar etmiş dedi…

Akvaryumun tepesindeki ağaç kaplamanın

birkaç santimlik aralığından kendini dışarı atmayı başarmış.

Belli ki bunu denize ulaşmak için yapmış.

Kilitli ve sahilden çok uzakta bir dükkanın içinde…

 Ama en azından denemiş köpekbalığı.

Denemiş ve kendini gerçekleştirerek can vermiş…

Herkes biraz da KÖPEKBALIĞI OL-malı şu hayatta.

KENDİNİ KABUL ET-tirmeli onun gibi.

Aynı onun gibi;

“Bunlar akvaryumda beslemeye gelmiyor” dedirtebilmeli.

Akvaryumları japon balıklarına bırakmalı,

ÖZGÜR SULARA AT-malı KENDİNİ.

Herşeyi yaptım, elimden geleni yaptım diyebilmeli.

Denemenin şerefini yaşamalı doya doya, kana kana…

Şu kurulu düzen hapishanesinden kaçmanın

bir yolunu bulmalı insan.

Kaçabildiği kadar uzağa gidebilmeli.

Sen dene, cesaret et

bak Tanrı seni arkadan nasıl ittiriyor.

Ama önce sen dene ve cesaret et.

Hiçbirşey yapamıyorsan evinin şeklini değiştir.

İşe farklı yollardan git.

Dolmuşla gidiyorsan minibüse bin.

Minibüsle gidiyorsan da otobüsü bir dene.

Duvarlarının rengini değiştir.

Okuduğun gazeteyi değiştir.

Hatta okumamayı, başka kanallarla

hayatı gözlemeyi dene.

Birşeyler yap,

hayatın sabit birşey olmadığını göster kendine. 

Bak o zaman devrim yapman çok daha kolay olacak.

Hareketli bir hayatın içinde, Soracağın soru;

“HERŞEY DEĞİŞİYORSA, SEN NİYE DURUYORSUN?”dur.

Herşey mezarlık gibi durağansa, sabitse;

 “Sen ne halt ediyorsun, otur oturduğun yerde”

dersin kendine.

Halılarını kaldır ve silkele biraz.

Bak bakalım gerçekteki rengi neymiş?

Kedi OL, köpek-balığı OL…

Ne OL-ursan OL, kendin OL…

Bedeli ne OL-ursa OL-sun kendin OL…

Ramazan’ı bu yüzden seviyorum ben.

Kurulu düzenin, yemen, içmen,

 uykun, işten çıkışın herşeyin…

Bütün düzenlerini altüst ediyor.

Sofraların değişmezi ekmek bile değişiyor;

Pideye DÖNÜŞ-üyor.

“Ekmek olmaktan vazgeç biraz da pide ol” diyor sana,

dile geliyor yıllardır başına oturduğun o masa.

Hoşgeldin;

Ya “Devr-i Ramazan”…

sevgiyle

buRAK özDEMİR

KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?

Farkında olmak için

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

https://www.youtube.com/watch?v=htWd81R_F2w&feature=share

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

İÇİNDEN SONSUZLUĞUN KİTABI ÇIKSIN.

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.