Bu hayatın içinde başarabileceğiniz en büyük zafer

.

Bu hayatın içinde başarabileceğiniz en büyük zafer

 

Levh-i Mahfuz’u bitirdiğinize sevindiğiniz AN-da iki şey sizi bekliyor OL-acak.

1. Değişim

2. Kıyamet

 

Ya kendi kendinize DEĞİŞMEYE karar vereceksiniz.

Ya da kendi KIYAMETİNİZİ kendiniz yaratacaksınız.

Bu seçeneklerin her ikisi de DEĞİŞİM olmasına rağmen

Levh-i Mahfuz’un da bahsettiği gibi

“biri senin, diğeri Tanrı’nın inisiyatifinde gerçekleştirilen”

KORKU-larınızdan arınıyor olmanız.

Sonuçta KORKU-larınızdan arınamasanız bile

korkarken bile yola devam edebilecek kuvveti kendinizde bulmanız.

İŞTE,

Bu hayatın içinde başarabileceğiniz en büyük zaferlerden biri BİZCE…

Tanrınız ile gerçekten barış imzalıyorsunuz.

SORGU-lamanız değişiyor.

SORGU-larken kafa tutmak ile SORGU-lamak arasındaki FARKI

Artık her gün YAŞA-yarak ÖĞREN-iyorsunuz.

Peki sonucunu merak mı ediyorsunuz. Sonunda;

 SİZİN İÇİN TANRI DEVREDEN ÇIKIYOR.

SİZ TANRI OLSA DA OLMASA DA TANRISALLIK BİLİNCİYLE

İYİ BİR İNSAN OLMANIZ GEREKTİĞİNE KARAR VERİYORSUNUZ.

Bunları ancak LEVH-İ MAHFUZ ile yolu kesişenler ANLA-yabilir,

YAŞA-yabilir ve YAŞA-mın içine kata-BİL-ir.

.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

İnsanlığı güncelleyen insanların sabrı

.

İnsanlığı güncelleyen insanların sabrı

Meksika atasözü:

“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”

 

http://www.tanrinindogumgunu.com/facebook-paylasimlari-10/

“Denizi ikiye ayırmışsın,

Firavun’dan çıkan ses ‘Tanrılar yolumu açtılar işte!’ olmuş.

İnsan mucizelere tanıklık etse bile,

inanmak istemediğine inanmamanın bir yolunu mutlaka bulur.

Peki, mesajın yerine ulaşmadığını bile bile

Tanrı mucizelerini neden sürekli göndermeye devam eder?

Mucizelerin mucize formülünde,

başka insanların ufkunu açmaya çalışan herkes için çok önemli ipuçları gizlidir.

Ayet kelimesinin mucize anlamına geldiğini artık çok iyi biliyoruz.

Firavun’un kendi gözünün önünde denizin ikiye yarılmasındaki

MANAYI çözememesiyle, Dindarın Firavun kıssasındaki sırrı

görememesinin birbirinden hiçbir farkı bulunmaz.

İkisi de ayettir.

Ve ANLAMLANDIRAMADIKLARINA göre ikisi de Firavun’dur.

Olay olarak bir Mucize gerçekleştiğinde,

veya

İçinden mucizevi bir ANLAM çıkan bir ayeti bir insana gösterdiğinde,

karşındaki Piramitli veya Piramitsiz Firavun’un tepkisi

‘yola devam etmek’ olur.

Fakat hayat asla ESKİSİ gibi devam etmez.

Herkes Musa geçeceği sırada suyun ortadan ikiye ayrıldığını ZAN-neder.

Oysa Dona’nın bildiriminde, su ortadan ikiye ayrılmaz.

Suyun ortasında dairesel bir karasal alan oluşur.

O daire alanının bir derecesi geldikleri yere değerken,

diğer bir derecesi gidecekleri yere değer.

İnsan bunu denizin ikiye yarılması addeder.

İnce uzun bir köprü olarak hayal eder.

İnce uzun olan, ortasından geçenlerin gidiş yönüdür, ayak izleridir.

*1musa*

Küre şeklindeki Ay’ın,

küre şeklindeki Dünya’ya

yaklaşmasından ortaya çıkan şekil hangisidir?

Piramit mi?

Denizde tezahür eden bu dairenin adı ANLAMLANDIRMA Dairesidir.

Mucize,

insana aslında uçsuz bucaksız SONSUZLUK zannettiği şeyin,

kendini içeri hapsettiği ANLAMLANDIRMA dairesi olduğunu gösterir.

Mucize, kişinin uçsuz bucaksız cehaletinin etrafına CEHENNEMDEN bir HALKA çizer.

O uyarılmış biridir artık.

İnkar modunda karşılık verse de,

onun aydınlanması başlamıştır artık.

Kimileri ateşin ışığında okumayı tercih eder.

Karşındaki sana en kendinden emin, inançlarına en bağlı sesleri çıkarsa da,

Onun seni ANLAMLANDIRAMAMASINI başardığın zaman,

onun aydınlanma cehennemini de ateşe vermiş olursun.

 

Levh-i Mahfuz’un kalemine,

şu toplumun ANLA-yacağı telden birşeyler YAZ kardeşim derler.

Karşılığında şu ANLAMDIRILABİLEN şeyler dairesinin içinde

dile BİZ-den ne dilersen derler.

Şan veririz sana. Servet veririz. Etrafını hayranlarla çeviririz.

Yeter ki şu, ANLAMDIRILABİLEN şeyler cehenneminde

 

MUSA,

o görkemli Mısır’da yaşamaktansa,

atını BİR suyun dibine sürmeyi yeğleyen İNSAN-ların adıdır.

Çoğumuzun düşündüğünün tersine Levh-i Mahfuz, bu topluma,

asıl öğreteceklerini ANLAMLADIRILAMAYARAK öğretiyor.

Etrafına çemberi çiziveriyor.

Aslolan da, kendi cehalet çemberinin İDRAKINA varabilmek.

Sana bunu göstermek asıl zor olan.

Kitabın içindekileri İDRAK ettirmeye başlamak en kolay olanı.

Kitabın sayfalarına bir girdin mi, gerisi su gibi akıp gidiyor zaten.

‘Kitap verdim okumadı’

‘Kitaba başladı, sonunu getirmeden fırlattı attı’

‘Neler anlattım, hadi be sen de dedi’

BİR kere yaşanan GELİŞ-menin ne kadar müthiş BİR-şey OL-duğunun FARKINA VAR-alım.

Sana sahte sahte, bir öğretiye katılmış numarası yapmadı.

1000 sayfa sabrederdi.

İnsanlar tv’de, gazetede, internete nelere sabrediyor.

O da sıkardı dişini.

Göz gezdirir.

‘Hı hı, çok güzelmiş. İnşallah canım ya’ vs. der eski hayatına devam ederdi.

Bunun yerine fırlattı attı.

Sana tepki verdi.

Hatta seninle savaş verdi.

ÇÜNKÜ ANLAMLANDIRAMADI.

İnsan beyninde süper-bilinmeyen bir güç var.

ANLAMDIRAMADIĞI SERT BİR VARLIĞA ÇARPTIĞINDA

BİR DUVARIN İÇİNDE YAŞADIĞINI FARKETMEK ÜZERE

PROGRAMLAMIŞ YARATICISI ONU.

 

Bu toplumun, Levh-i Mahfuz’u ANLAMLANDIRAMADIĞI şu 8 sene boyunca,

FAZ-ardan FAZ-lara girmesi de bunun bir sonucu.

BİZİM bu toplumu, ona birşeyler öğreterek değiştireceğimizi zannediyorlar.

Toplumlara birşeyler öğretenden bol bir şey yoktur ülkelerin üzerinde.

 

İnsanları, BİR ÜST İDRAK DÜZLEMİ-ne yükseltmek,

ona üç-beş şey öğreterek mümkün olacak birşey değildir.

Güncellemek için milyonlarca fikrin değişimi gerekir.

Ve bu nedenle TANRI ELİ OL-madan gerçekleşemez.

BİLİNCİN yükselişi, RUH ve BEYİN işbirliğinden doğar.

İlk Müslümanlar da aynı hataya düşmüştü.

BİZİM okuyucularımız da doğal olarak bu hatanın tadına vardılar.

Ağzıyla ’Ben bu felsefeyi su gibi içtim. Neferden daha fazla neferim’

diyenlere sevinmek, ’Anlamlandıramıyorum ulan!’ diyenlere üzülmek hatası.

Sevinmek hatası:

‘Bir tank suyu, bir dikişte bitirdim ben’ dediğinde ona inanma hatandan kaynaklanıyor. ‘Nerene içtin bu kadar bilgiyi?’ diye sormak aklına gelmedi çünkü taraftar bulma paradigmasına esir düşmüştün. Şu 8 yıl boyunca en çok kalori harcadığımız serüven, ‘anlamlandırdım ben’ diyenlere aslında henüz anlamlandıramadığını, önünde uzun bir yol olduğunu anlatmakla geçti. ANLAMLANDIRMA duvarına dokunmuştun sadece. Ona dokunman, onu yıktığın ANLAMINA gelmiyordu. Macera yeni başlıyordu.

 

Makbul insan:

ANLAMLANDIRAMADIĞINI ANLAMLANDIRABİLEN insan.

Bu, bilen insan, falanca abi, filanca abla değil.

ANLAMLANDIRAMADIĞI sonsuz sayıda şey olduğunu ANLAMLANDIRABİLMİŞ BİLGE kişi. İddiasızlıktaki iddiayı keşfetmiş bilge. 100 yıl boyunca göbeğini çatlatsa da, geniş ya da dar, bir dairenin içinde yaşayacağı gerçeğiyle barışmış bilge.

 

Üzülmek hatası:

Taraftar bulma paradigmasıyla dünyayı değiştireceğini zannettiğin ve bütün dünyanın taraftarlığını kazanma ütopyasının ardına düşmenden kaynaklandı.

Kardashian’ın kalçasıyla toplayabildiği takipçi sayısı, dünyada bilimadamlarının, felsefecilerinin ve dinadamlarının toplayabildiği takipçi sayısından daha fazla. (26 milyon)

Böyle bir dünyada neyin taraftarını topluyorsun?

Dünya taraftar sayısıyla değişecek olsaydı

VAHİY Real Madridli, Barcelonalı futbolculara inerdi.

 

BİZİM dünyayı değiştirme yolumuz, karşıt toplamak üzerine kurulu.

ANLAMDIRILAMADIKÇA daha şevklenmek, ANLAŞILAMADIKÇA bir önceki günden daha güçlü hale gelmek ve bunu uzun bir süredir sürdürmek gücü, Tanrı’mın bana verdiği yegane ayrıcalık. Peygamber sabrı dedikleri şey tam da bu.

Zorluklara herkes sabreder.

Başka çaresi yoktur.

İnsanlığı güncelleyen insanların SABRI,

dünyanın en makul şeyini söylediği halde

ANLAMDIRILAMAMAKTAKİ çelişkiye

SEVGİ-yle secde etmekten geçer.

‘Deli saçması, olacak şey değil, delirmiş bu/nlar, Allah belanı versin’leri duydun mu gözün aydın olsun. Korkmayın, bunlar gerçek ve halis bir imanın ayak seslerinden başka birşey değil. Yepyeni bir paradigmaya imanı gerektiriyor sadece. Sevgiyle

Meksika atasözü:

“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/facebook-paylasimlari-10/

.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

Sen kendini değil, başkalarının hayatı yaşıyorsun.

.

Sen kendini değil, başkalarının hayatı yaşıyorsun.

BİL-melisiniz ki,

Bugüne kadar sizinle iletişimde bulunan Annen, Baban, büyükannen, büyükbaban, erkek kardeşin, ağabeyin, kız kardeşin, ablan, din adamları, hacısı-hocası-uleması, komşular, sana dayatanlar, politikacılar, senden çalanlar, öğretmenler, amcan, dayın, yengelerin, halan, kuzenlerin, iş arkadaşların, aşık oldukların, aşık olduğunu sandıkların, sana aşık olanlar bütün bunların hepsi, kısaca gözgöze geldiklerin, sana karşı sözcüklerini sakınmayanlar senin yaşamında söz sahibidirler, sözüm ona hepsi senin için en iyi ve en güzelin ne olduğunu bilirler ve sana hep en iyisini BİZ biliriz, senin için en uygun OL-anı budur derler. Yaşamın boyunca çevrende bu kadar çok kişi senin yaşamında söz sahibi olunca da senin KENDİ DUYGU-ların ve HİSLERİNLE YAP-abileceklerin hep bastırılmıştır.

Sen ken-DİN-i değil,

başkalarının hayatı yaşıyorsundur artık.

Kendi DUYGU ve HİSLERİNLE yaşayabileceğin bir dünya seni bekliyor.

LEVH-İ MAHFUZ ile BUL-uş.

.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

 .

.

Bitmek bir yana, daha hiçbir şey başlamadı ki?

.

Bitmek bir yana, daha hiçbir şey başlamadı ki?

“Yahudiler dünyayı bu hale getirmek için 3000 yıl uğraştılar.

Hıristiyanlar 2000 yıldır, Müslümanlar ise 1400 yıldır

dünyadan bir CEHENNEM yaratmak için çalışıp, çabalıyorlar.

LEVH-İ MAHFUZ kitabı bu cehennemi bir CENNET’e çevirecek.

Gelgelelim bunu gördürecek BİRKAÇ SENE-nin sabrı ise insana fazla geliyor.

 

‘Gece oldu ben yatıyorum,

Allah rahatlık versin,

sabah kalktığımda kahvaltı hazırlanmış,

dünya da yenisiyle değiştirilmiş olsun.’

Dünyanın DEĞİŞ-mesini bu kadar çabuk beklerken,

diğer yanda da Tanrı’dan uzun yaşamak istiyorsun.

Uzun yaşamak ne için lazım, dizi seyretmek için mi?

Yoksa insanlığın TEKAMÜL-ünü görmek için mi?

‘8 sene geçti hani nerede, herşey bitti, birşey olacağı yok’ diyorsun.

Bitmek bir yana, daha hiçbir şey başlamadı ki?

Tanrım ve ben,

-ki o benin içinde ben sen o biz siz onlar herkes var-

Tanrım ve ben,

durduğumuz yerden doğrulduğumuz zaman

hiç merak etmeyin mutlaka haberiniz olur.

Farkedersiniz.

Sevgiyle”

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/facebook-paylasimlari-9/

.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

ŞİFA ve Rahmet Pazarlama A.Ş.

.

ŞİFA ve Rahmet Pazarlama A.Ş.

Spiritüel akımdan nasibimizi alarak Reiki ile tanışmamız 1999 gibi oldu.

1.Derece; herşey güzel, enteresan falan filan derken 2.Dereceye de uyumlandık.

 Olay daha da bir mucizevi hal almıştı artık.

Uzaktan Enerji göndermeler her AN mucizeleri YAŞA-tıyordu.

Bir yandan da deliler gibi araştırıp okuyoruz tabiki.

Sonuç olarak Reikinin kafamızdaki tam açılımı,

Tanrı’nın saf RAHMETİ/SEVGİSİ olduğuydu.

Birkaç yıl içerisinde bir şeyler BİZE ters gelmeye başladı.

“Kimin malını kime satıyorsunuz” diyerek sevdiğimiz Reikiden biraz soğuduk.

 Her gece saatlerimizi verdiğimiz ŞİFA seansları haftada bire,

onbeş günde bire, ayda bire

ve hatta 3-5 ayda bir yapılan kısa seanlara dönüşüvermişti.

Sonrasında gözlemledik ki EL VERME/EL ALMA olayı,

“ŞİFA ve Rahmet Pazarlama A.Ş.” oluvermiş.

Reiki evleri, yüzlerce dolara uyumlamalar, internetten inisiyeler.

Ne bilip bilmediğin veya daha 1. seviyeyi sindirebilmişmisin,

sindirememiş misin bakılmaksızın,

ver doları uyumlan olayları BİZİM canımızı fazlasıyla sıkmıştı.

Dahası BUNALDIK…

Çevremizde ki insanlarla tartışmalarımızda

BİZE söylenen sonsöz artık hiç değişmiyordu;

KARMA-yı tamamlamak lazım, onun için daha şu kadar $$$$..

Yıl 2006

Ve BİZ Levh-i Mahfuz ile buluştuk.

HAKİKAT ile yüzleştik,

SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET ve AŞK ile yoğrulduk.

Tanrının SEVGİSİ herkesedir. Alınıp satılamaz ve pazarlanamaz.

LEVH-İ MAHFUZ da Dona’nın bu konuyu açıklaması

Reiki yi BİZİM gündemimize tekrar yerleştirdi.

http://www.izmirliahmetkaya.com/dikkat/

Dona’nın anlattığı Reiki,

BİZİM kafamızdaki Reiki anlayışı ile birebir uyum sağlıyordu artık.

Yalnız bu sefer seanslar öncesi reherlere değil de

direkt enerjinin kaynağından TANRISALLIĞINDAN niyaz alarak

ve Namaz-Meditasyon ile birleştirerek.

Dahası artık kendimizi Budist gibi de hissetmeyerek.

BİZ-ler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için; LEVH-İ MAHFUZ ve

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

Ahmet Kaya

0555 310 00 70

REİKİMASTER/TEACHER

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.