O dalgaları kıyıya vurduran GÜÇ iyi ki CAN-ına VUR-muyor.

O dalgaları kıyıya vurduran GÜÇ iyi ki CAN-ına VUR-muyor.

*************

“Deniz kenarına indim.

Muhteşem BİR serginin ortasında BUL-dum kendimi.

GİR-iş ücretsizdi.

ÇIK-ışı yoktu ki.

AZAMET-in gövde gösterisini İZLE-dim hayranlıkla.

 

DALGALARIN KIYIDAKİ BETON SETLERE

VURUP VURUP GERİ DÖNMESİNİ.

O nasıl bir sesti öyle…

GÜC-üne ve İMKAN-larına TAPINAN İNSAN-ların,

bu sergiyi GÖR-mesinde büyük yarar GÖR-ürüm.

İşte bu GÜÇ-tür.

Seninki ise gü-lün-ç.

O dalgaları kıyıya vurduran GÜÇ iyi ki CAN-ına VUR-muyor.

Çok şans… mı bu acaba?

Bence çok büyük bir MERHAMET altında insan.

O ses bana bu-NU İŞİT-tirdi.

Orantısız GÜÇ kullanmıyor doğa.

GÜÇLÜ OL-duğunu sana mümkün OL-duğunca DUY-urmama ÇABA-sında.

O seste TEVAZU-yu ve AZAMET-i BİR-arada GÖR-düm.

Öyle bi geziydi işte…”

buRAK özDEMİR

http://www.burakozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/gezdim-gordum/

.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

“AŞK ışıltısını” CANLI tutmanın yeni BİR YOL-unu BUL-dum.

“AŞK ışıltısını” CANLI tutmanın yeni BİR YOL-unu BUL-dum.

Mail dosyamıza düşen bir alıntı…

“Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım ve bu aslında eşimin fikriydi. Bir gün eşim, beni çok şaşırtarak:

–Biliyorum ki onu seviyorsun. Dedi.

Şiddetle itiraz ettim:

–Ama ben seni seviyorum!

–Biliyorum ama aynı zamanda onu da seviyorsun. Ona da zaman ayırman gerekiyor.

Karımın, ziyaret etmemi istediği “öbür kadın“,19 yıldır dul olan annemdi. İşimin yoğunluğu ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi görme fırsatım pek olamıyordu. O akşam annemi yemeğe ve ardından sinemaya davet ettim. Endişelendi ve hemen:

–İyi misin, her şey yolunda mı? Diye sordu.

Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı.

–Seninle beraber ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm. Diye yanıtladım.

–Sadece ikimiz mi? Biraz düşündü ve:

–Çok isterim. Diye cevap verdi.

O Cuma, iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde, paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu. Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıldönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindiğimizde:

–Arkadaşlarıma oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim ve gerçekten çok etkilendiler, Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar. Dedi.

Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekândı. Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma girdi. Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti, çünkü küçük yazıları göremiyordu. Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve özlemli bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim:

–Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin. Dedi.

Ben de gülümsedim:

–O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim. Dedim.

Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sıra dışı hiçbir şey olmadı ama eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telafi etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken;

–Seninle tekrar çıkmak isterim ama ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen. Dedi ve bir akşam tekrar buluşmakta karar kıldık.

Eve geldiğimde eşim yemeğin nasıl geçtiğini sordu:

–Çok güzeldi, Düşünebileceğimin çok üstündeydi. Dedim.

Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu o kadar ani gerçekleşmişti ki onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı. Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan, ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:

–Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kişilik bir yemek ayarladım çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin. Seni Seviyorum.

O esnada, “Seni Seviyorum” demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı ayırmanın önemini anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi verin çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz başka bir zamanı her istediğinizde yakalayamayabilirsiniz.”

NEFES AL-ıp VER-ebildiğiniz HER AN-ın tadını çıkarın.

Yeryüzünün en mükemmel enerjisini içinde barındıran ‘SENİ SEVİYORUM’ sözcüklerini yaşamınıza yerleştirin.

SEVGİ  ile kalın.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

KİŞİ-liklerimizden ARIN-mak hepimize çok iyi GEL-ecek.

KİŞİ-liklerimizden ARIN-mak hepimize çok iyi GEL-ecek.

 

BİLGE OLMAK

“Efendim KİŞİLER KATINDAN ÇEK!L-mek denmişken küçük bir kasabada kişiler yaşamakta ve bir sorunla karşılaştıklarında kasabaya iki saat mesafede bir dağ evindeki BİLGE kişiye gidip akıl danışmaktalar.

Bir zaman sonra aralarında:

– “Yahu her işimizde iki saat yol tepip oraya elçi göndereceğimize rica etsek kasabamızda kendisine ev tutup ihtiyaçlarını da karşılasak bir sorunumuzda hemen kendisine danışsak” derler.

Bu parlak fikri BİLGE kişiye götürürler.BİLGE fikri dinler:

– “Ben dışkıma bir danışayım, yarın size cevabımı vereyim” der.

Ertesi günü Cevap almaya bir kişi gönderirler:

– “Efendim cevabınız nedir?”

Bilge şöyle der:

– “Danıştım, Bana şöyle söyledi:

BEN İNSAN İÇİNE girmeden evvel kıpkırmızı domatestim, sapsarı mısırdım, yemyeşil sebze idim, İNSAN İÇİNE girdim bak ne hale geldim. BEN yine burada kalayım, siz sorunlarınızda yine bana gelin!”

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

FARK-ındalık durumunda EV-ren

FARK-ındalık durumunda EV-ren

 

Aslında İNSAN gözden, görüşten

ve kayıtlı tutulan görüntülerden başka bir şey değildir.

Geriye kalan TOPRAK BEDEN dediğimiz, ET-tir, KEMİK-tir.

Gerçekte sen IŞIK BEDENSİN.

Tanrısal bir RUHSAL BEDEN. 

FARKINDA OL-man için beden gözünü değil,

GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇ-ık tutmalısın.

GÖNÜL GÖZÜ-n açıksa ya da AÇABİL-diysen

SONSUZLUK BİLİNCİ seni sarıp sarmalar.

Gönül gözün açıldıkça, perdeler kalktıkça,

insan sahnede oynanan muhteşem oyunu

bir bAŞKa gözle görmeye başlar, gördükçe de hayreti artar.

 

Farkındalık durumunda EVREN daha statik BİR yapıya sahipken,

artık yanıp sönen, RENGARENK bir ışık seline dönüşür.

Son senelerde Batı dillerinden dilimize

FARKINDALIK diye AKTAR-ılan özel HİSSET-me durumu,

iç DÜNYA-mızda ve çevremizde OL-up bitenlerin

güncel alışılmış BİLİNÇ durumundan

çok daha yoğun BİR şekilde hissedilmesi OL-arak TANI-mlanabilir.

Levh-i Mahfuz ile BUL-uş, gönül gözünü aç.

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com

.

Toprağa bakmaktan gökyüzünü unutmuşsun.

Toprağa bakmaktan gökyüzünü unutmuşsun.

“ÇEKİLİYORUZ…”

“Dona demek hikmet demek, özden gelen söz demek tamam doğru.

Bütün SÖZ-leri değerli hepimiz için.

Fakat o üç kelime yok mu…

Kökleri toprağından sökülmüş bir ağacın acısını hissettiriyor insana.

Sonra da uçsuz bucaksız bir çimenin mutluluğunu veriyor.

O üç kelime yok mu… Buram buram mukaddes kitap kokan üç kelime.

KİŞİLER

KATINDAN

ÇEK!L

Dünyada bundan daha hikmetli bir üçlü yanyana geliş olabileceğine inanmıyorum.

Herşeyi özetliyor.

Bir kere yaşam KAT KAT-mış, KATMAN KATMAN-mış bunu anlıyorsun.

Sen ezelden beridir bu KATTA yaşadığını sanmışsın, o kadar kapılmışsın ki.

O ise, bugün OL-duğun yeri, yerlerden sadece BİR-i OL-arak tarif ediyor sana.

Resmin BÜTÜNÜ-nü GÖR-meye başlıyorsun.

Uzun “zaman” sonra.

GERÇEK-te mukaddes BİR varlık OL-duğunu HATIRLA-tıyor sana o üç kelime.

KİŞİLER

KATINDAN

ÇEK!L

Anlıyorsun ki bu ses “üst KAT-tan” geliyor.

Melisin falan yok ya bi de.

Direk emir alıyorsun emir almayı sevmediğin halde.

Fakat nedense bu emire karşı koymak gelmiyor içinden.

Ken-DİN-e tutsak edildiğini FARK-eder gibi OL-duğun için.

Anlıyorsun ki bu ses o ses…

Bu “geri çekil” sesi, vakt-i zamanında seni “ileri iten”le aynı ses.

Esir kampında tutsaksın.

Deli gibi kazıyorsun orayı burayı.

Ve bir anda sirenler ötmeye başlıyor.

Bitmez tükenmez kurulu düzen çukurundan kafanı şöyle bir kaldırıyorsun.

Toprağa bakmaktan gökyüzünü unutmuşsun.

Bu mavi de ne böyle diyorsun.

Senin için herşey kahve.

İşte o esir kampında öten, içini tırmalayan o siren bir borudan geliyor.

SUR’A borusundan.

RUH OL-duğun günlere geri çağırılıyorsun.

SUR’A sireni tarafından.

aaaaaaaaaa aaaa aaa aa….

İşte o üç kelime, SUR’A-nın melodisi GERÇEK-te.

Siren bunun için ötüyor.

KİŞİLER KATINDAN ÇEK!L artık.

The end.

Oyun sona erdi.

Gazan mübarek olsun…

http://www.burakozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/cekiliyoruz/

 

***********

KİŞİLER KATINDAN ÇEKİLECEK HERKES

SOMUT BİR ŞEKİLDE…

DUY-duk DUY-madık demeyin.

Bundan böyle;

14 Kasım 2007 4.24 AM itibariyle

Site ahalimiz, Tanrı’nın doğum günü kamuoyumuz kişiler MASKE-sini İNDİR-miş BUL-unmaktadır.

Bu site, bu adres bundan tezi yok, çıplaklar kampından daha çıplak, kaynak suyundan daha berrak ve de bucaksız çimenlerden daha havadar olmamızın adresi olacaktır.

Nasılı çok basit.

Artık tek 1 kişiyiz.

Benim yazım, senin yazın yok, yazılar kişisiz çünkü.

BİL-mem FARKI-nda mıyız?

Bugün, BU ÇAĞRI, bu anons,

kişiler KAT-ının yani insanlığın tarihinde çok çok önemli bir adım.

Uğruna onca fırtınayı estirmeye değecek bir adım.

Fazla mı iddialı geldi canım benim?

E sen de sınırsız düşünme gücü feci sınırlanmış halimiz ol öyleyse.

Kişiler KAT-ından ÇEKİL-eceğiz hep birlikte, GERÇEK KİM-liğimiz BUL-acağız böylelikle.

Mektuplarda kişi adı falan yok ya artık, nick falan da yok.

“Kendine uygun” nickler seçiyorsun, kim olduğun gene bi şekilde aramıza giriyor.

Kişiler KAT-ından ÇEKİL-enler için bu sitenin adı GERÇEK-ten çok manalı BİR ironi halini alacak.

www.buRAKozdemir.com / www.tanrinindogumgunu.com

Yersen.

KİŞİLER KATINDAN ÇEK!L-emeyenler için asılmış bir tabela.

Kendi içinde yeterli anlamı da varya neyse.

Artık harbi harbi BİR kişi OL-acağız.

BİZİ dışarıdan İZLE-yen gerici enerji…;

Dev gibi BİR “buRAK” BUL-acak karşısında.

Tek BİR kişi OL-acağız.

Dışarıdan bakanlar için.

Sen işin içindeki kişi olarak,

HİÇ-kişi OL-duğumuzu BİR tek sen biliyor OL-acaksın.

KİŞİLER KATINDAN ÇEK!L-iyoruz.

Hep birlikte.

 

******

Ben size bişey diim mi?

Bu KAT gerçekten çok pis kokuyor ve BEN bu KATI oldum olası hiç sevemedim.

KİŞİ-liğine ESİR düşmüş İNSAN-larla dolu burası.

KİŞİLER KATINA DIŞARIDAN BAK-mak isteyen birkaç gün magazin İZLE-sin.

Orada kendisine ESİR düşmüş İNSANLAR GÖR-eceksiniz.

BEN Robin Hood’um DİYEN-ler…

Ken-DİNİ hüküm-DAR ilan EDEN-ler…

GÜZELLİĞİNE TAP-ınanlar…

GÜZEL-liğini KİM-lik edinen “güzel”ler…

Olduğu kişiyi kimlik edinmenin son raddesine gelmiş insanlar…

OYNA-dığı ROLÜ kim-lik edinmişler…;

O diziden sonra İNSAN-lar arasında daha farklı yürür OL-muş…

Bırak diğer insanları, kendi söylediklerini bile duymuyor.

Ne hale geldiğinin farkında bile değil.

O programlarda irili ufaklı bi sürü FİRAVUN-cuk GÖR-eceksiniz.

Kibir radyasyonuna maruz kalmış insancıkları.

Kibir demişken bu noktada Firavun’a bir cevap hakkı düşüyor.

Yahu tamam adam çok büyüklenmiş de, hani hafiften makul gerekçeleri var.

Bi kere firavun adamı öldüğünde aynı senin gibi bi kabristana giriyor.

Fa-KAT HATIRLA-tırım;

Senin kabristanına kimse PİRAMİT demiyor.

Milyonlarca insan, gez Allah gez bitirememiş.

Öyle bi ŞATAFAT.

Adamı, adını taşıyan PİRAMİT’ine gömmüşler.

Ya sen nereye?

Zincirlikuyu’ya. Torpilliysen o da.

Senin mezarına bi seni tanıyanlar gelir.

FİRAVUN’un mezarına ise TANI-yan-TANI-mayan herkes.

Ken-DİNİ Firavun HİSSED-enlerin,

kendi kendilerine bi balans AYAR-ı YAP-masında fayda var.

Adam öyle biri yani.

SEN daha, bi tane 4×4′ün olunca, direksiyonda oturuşu DEĞİŞ-miş birisin.

Koca Mısır medeniyeti adamın malıymış.

Senin yanında pek bi mütevaziymiş yani…

Neyse bu kadar magazin yeter.

Dönelim BİZE…

Bundan sonra sitedeki içerik akışı epey ENTER-esan OL-acak gibime GEL-iyor : )

Bugünden sonra artık herkes, BİZ OLMA BİLİNCİ ve sorumluluğu içinde yazacak.

buRAK sadece BİR geçit. Pilot uygulamanın pilotu. Benchmark denilen, ölçüt manası.

********

Hepimiz KİŞİLER KATINDAN ÇEK!L-diğimizde inanılmaz GÜZEL şeyler YAŞA-yacağız.

Tanrı’nın doğum günü’ndeki BEN felsefesi daha İYİ ANLA-şılacak.

Dona’yı bile kişileştirmişken, oraya neden BİR isim koymadığımızın NEDEN-lerine vakıf OL-acak.

Ben’in BİZ’e açılan gizli BİR geçit OL-duğunu GÖR-eceğiz.

KİŞİ-liklerimizden ARIN-mak hepimize çok iyi GEL-ecek.

Her geçen gün O SÖZÜN HİKMETİNİ daha iyi ANLA-yacağız.

“KİŞİLER KATINDAN ÇEK!L”.

Kendimizi kaybettiğimizi sandıkları sırada BİZ aslında kendimizi buluyor OL-acağız.

Sevgiyle”

buRAK özDEMİR

 

http://www.burakozdemir.org/tanrinin-dogum-gunu/tanrinin-dogum-gunlugu/cekiliyoruz/

www.izmirliahmetkaya.com

.

BİR KİTAP HAYAL EDİN

www.dogumgunu.com.tr

www.kur-an.com

www.tanrinindogumgunu.com