AÇÇIK VE SEÇÇİK BİR İYİ NİYET MEKTUBUDUR.

.

AÇÇIK VE SEÇÇİK BİR İYİ NİYET MEKTUBUDUR.

Oysa 10 yıl önce bu ülkenin başına geldiğinizde
farklılıkları kucaklayacak, her inancın ve her düşüncenin
ve yaşantının şemsiyesi OLabilecek
ve farklılıkları zenginliği sayabilecek
bir ülke yaratma şansınız vardı.

Levh-i Mahfuz Şsg yüzyılında
ne Levh-i Mahfuz ile buluşabildiniz
ne de farklılıklara şemsiye OLabildiniz.
Öyle bir fırsat kaçırdın ki,
40.000 vatan evladının şehadetine ağlayamayan
ama elin uşağına ağlayan insan konumuna geldin.
Kabul et ki, bunda senin farklılıkları kaşıyan,
sivrilten yönetimin ve tavırların etkili oldu.
Gezi Parkı olayları sana Tanrı’nın sunduğu son fırsattı.

Sen bu ülkenin farklılıklarını yeniden kucaklayıp,
onları bu ülkenin ayyıldızlı bayrağı altında
barındırma yoluna gideceğine
farklılıkları daha da sivrilttin ki,
sizde dahil herkesin bir tarafı kanamaya başladı.
Gezi parkı olaylarında ölen insanlarımız için
bırakın başsağlığı dilemeyi,
cenazelerine katılmayı şu açıklamayı bile yapsaydın
herşey düzelme yoluna girecekti.
Deseydin ki,
“Evet onlar çapulcuydu, vandaldı ama
onlar bu ülkenin çocuklarıydı, keşke ölmeselerdi,
onları yaşatabilseydi bu devlet”
deseydin yine her şey değişecekti.
OLmadı be azizim olmadı.
Sizden beklenen hiçbir şeyi yapmadınız.

Farkında mısınız bilmem Gezi parkında neyi kınadıysanız
Mısır da karşınıza onlar çıktı.
Ama onları kınamadınız.
Anladınız değil mi?
Artık bedel ödeme zamanının
ne kadar kısaldığını sizde fark ettiniz.
İşte yaşanan bu demler yaptıklarınızın yaşanma zamanı.
Yine geziden gidersek;
BU DAHA BAŞLANGIÇ…

Artık samimi olup gözyaşı döktüğünüze
inan ben bile Ölüleri seçtiğine inanıyorum.
Senin gibi düşünmeyen ve inanmayanlara karşı
döktüğün gözyaşının adıdır merhamet…
Eğer bir gün bir Fransız, bir Alman,
bir Japon ya da bir putperest öldüğünde de
gözyaşı dökebilirsen belki yanında inanacak insan bulabilirsin.

Gönül işleri sandık hesabına benzemiyor.
Hakikat sandıktaki hesap gibi çıkmıyor.
Gidiyorsun Hz. Muhammed zamanına..
Topluyorsun çarpıyorsun, çıkarıyorsun
dört ediyor sandıktan çıkan.
Bir Hatice, bir Ebubekir, bir Zeyd ve bir de Ali
Sandıktan çıkan sonuç iktidar yapmıyor adamı yani..
Hakikate vuruyorsun bu sayıyı
Veda Haccındaki 100.000 sayısı çıkıyor.
Her zaman sandık hesabı tutmuyor yani..
Bak ben kendi halinde bir adamım.
Bu sefer gerçekten sandık hesabı tutmayacak.
Ne olur sakın suçlu arama.
Bu sefer suçlu sen ol.
Bir defa olsun suçlu sen ol ve anla ki,
ben bu insanların farklılıklarını yüzlerine vurarak incittim,
küstürdüm ve sadece kendime Dost yarattım.
Bedel ödemeyi göz alabilecek yürek varsa,
yapılan her hata telafi olur azizim.
Sen sen ol, artık suçu kendinde bul:
Bak Esat suçlu, İsrail suçlu,
ABD suçlu, Sisi suçlu, AB suçlu,
Avrupa zaten komple kafir.
FARKINDA MISIN BİR TEK SEN HAKLI KALDIN.
ve keşke Haklıyım dediğin yerlerde haklı olsaydın.

Bir kardeşin olarak sana ulaşırsa sesimi duy
ve buna inan ki bu yazı iyi niyetle yazıldı.
BİR KEZ DE SEN SUÇLU OL, ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK.”

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/projelerde-son-durum/

 

 

Bu mektubun altına imzamızı koyuyoruz. Farkında olan da zaten koyacaktır imzasını.

www.izmirliahmetkaya.com

.

 

ÖZELLİKLE DE ŞİDDETİN HİÇ BİR MAZERETİ OLAMAZ

.

ÖZELLİKLE DE ŞİDDETİN HİÇ BİR MAZERETİ OLAMAZ

Hiçbir siyasi veya ekonomik menfaat
en üstün değer olan İNSAN yaşamından
daha değerli ve önemli değildir.

Ülkemizde ya da dünyanın bir başka yerinde olsun;
Anayasal hak olan BARIŞÇI gösteri hakkını kullananlara
NEFRET VE KİN DOLU şiddet uygulanması,
göstericilerin gerçek mermilerle,
hedef gözetilerek sıkılan gaz bombalarıyla,
plastik mermilerle veya KİMYASAL MADDE karıştırılmış
tazyikli sularla öldürülmesi ya da yaralanması
insanlık adına çok ağır bir suçtur.
Bu suçları pervasızca kana susamış
katliamcı bir nefretle işleyenlerin teşvik edilmeleri
veya ödüllendirilmeleri değil,
tam aksine cezalandırılmaları gerekir.

Eskişehir’in, Ankara’nın, İstanbul’un
ve Hatay’ın sokaklarında, Sudan’da, Lazkiye’de,
Rojava’da, Mısır’da, Lice’de, Uludere’de,
Reyhanlı’da, Akçakale’de, Ceylanpınar’da,
Çin’de insanların katledilmesinin
hunharca öldürülmesinin hiçbir mazereti olamaz.
Muhasır Medeniyet ve özlenen bu değildir.
Bu barbarlıktır, bu vahşettir, bunun yapılması isteyen
ve uygulayanlar da kesinlikle Tanrı Bilinci yoktur.

Güzel Kur-an’ın Bakara S. 8-9-10-11-12.
“İnsanlardan öyleleri vardır ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe inandık” derler; oysa inanmış değildirler. Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve farkında değildirler. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı onlar için acı bir sıkıntı vardır. Onlara: “Yeryüzünde karışıklık çıkarmayın” denildiğinde: “Biz sadece düzelticileriz” derler. Bilin ki; gerçekten, asıl ortalığı karıştıranlar bunlardır, ama farkında değildirler.”

DEVLETİN KARANLIK YÜZÜ
“Her ülkenin devlet kademelerinde,
yer alan bu karanlık insanların en temel özellikleri,
İNSANI EZEN tüm çalışmalarını,
devlete hizmet felsefesine monte ederek yapmalarıdır.
İnsana düşmanlıklarını, imkansızlıklarla
ya da devletlerin milli güvenlik kavramlarıyla
iç içe geçirerek gerekçelendirirler.
Sorumluluk makamında oldukları için
sen de onlara kolaylıkla inanırsın.
Devlet olmak başka bir şeydir küçüğüm.
Devlet olmak, KAVGANIN PARÇASI OLMAK değildir.
Devlet olmak kavgayı yaratan nedenleri
ortadan kaldıran olmaktır.
Bireyin dünyasında devlet, TANRIYI temsil eder.
Devlet eliyle gelen EZİYET,
fertlerin üzerinde fizikselliğin ötesinde
tarifsiz RUHSAL TAHRİBATLAR yaratır.
Devlet olmak bambaşka bir şeydir.”
“DEVLET OLMAK, KENDİSİNE TAŞ ATAN KÜÇÜK ÇOCUKLARI DÖVEREK DEĞİL SARILARAK DURDURANLARDAN OLMAKTIR.
SEN DEVLETSİN…”
“SEN BOKSÖRÜN KARŞISINDAKİ BOKSÖR DEĞİLSİN.
SEN RİNGLERİN SAHİBİSİN.
SEN KAVGACILARI DÖVEN DEĞİL,
KAVGANIN NEDENLERİNİ YOK ETMESİ GEREKENSİN.”

“Geçmişte ve bugünlerde bu karanlık ricalin gerçekleştirdiği eylemlerin arkasında olmadığını, yarın da bu insanların gerçekleştirmeye çalışacağı eylemlerin önünde bir engel olarak duracağını ilan edersen, onları yalnız bırakmış olursun.
Devlet ricalini, devletin kendisi olarak kabul eden milletler,
bu KARANLIK ricale bilmeden kapı açarlar.
Rical yolcu, devlet hancıdır.
Her üniformalıyı potansiyel kahraman kabul eden,
ricalini denetime tabi tutmayan milletler,
olası tüm tatsız durumların hesabını kendileri öderler.”
Dona – Levh-i Mahfuz’dan alıntıdır.

Demokratik laik bir devlet yapısında,
devletin yani devlet adına söz söyleyen
ve iktidar olanların,
düşüncenin ve ifadenin önünü açması,
şiddet çağrısı yapmayan düşüncelerin
istenilen yerlere ulaştırılabilmesi için
toplumsal iletişim kanallarını açık tutması,
barışçıl toplantı ve gösterileri engellememesi esastır.
İfade özgürlüğü ve onun hayata geçirilme
yöntemlerinden olan barışçıl toplantı ve gösteriler,
özgür ve demokratik bir toplumun varlığının
en önemli kanıtıdır.

Eğer devleti yönetenler
DÜŞÜNCELERDEN korkuyorlarsa
Levh-i Mahfuz yüzyılında,
korkunun ecele faydasının olmadığının da bilincinde olmalıdırlar.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

 

ÇAKRALARIMIZIN BAKIMINI NASIL YAPALIM?

.

ÇAKRALARIMIZIN BAKIMINI NASIL YAPALIM?

Omurga boyunca sıralanan
ana çakra merkezlerimizi
MEDİTASYONLA açarak
daha iyi iletişim kurabilir,
daha öngörülü, bağışlayıcı,
affedici olabilir,
kalp sorunlarının önüne geçebilirsiniz.

KÖK ÇAKRA, kuyruk sokumunda, üreme organları ve makat arasında bulunmaktadır. Görevi, daha çok para kazanmak, daha iyi bir evde oturmak gibi dünya isteklerimizi yani maddesel olan her şeyle ilişkilerimizi ayarlamaktır. R: kırmızı.

SAKRAL ÇAKRA, göbeğin alt kısmında, kadınlarda sanki rahim, erkeklerde de penisin olduğu yerdir. Yaratıcılık, doğurganlık ve üretkenlikten sorumludur. R: turuncu.

GÖBEK ÇAKRASI, göbeğin iki parmak üzerinde olan bu çakra insanlarla olan ikili ilişkilerimizi düzenliyor. R: sarı.

KALP ÇAKRASI, gövdenin ortasında, kalpte bulunan bu çakramızın önemli bir özelliği vardır. Altında ve üstünde üç çakra bulunur ve kalp çakrası tam ortada dengeleyici bir görev üstlenmiştir. Kalbin altındaki çakralar daha çok dünyevi yani maddesel isteklerimizi, kalbin üstündeki üç çakrada daha çok Ruhsal bedenimizin konularını temsil etmektedir. R: yeşil, pembe.
Bazı zamanlar kalp çakramızın kapalı ya da tıkalı olduğu ve fiziksel olarak sıkışmaların olduğu dönemler yaşarız. Bu çakramızın bakımını MEDİTASYON ile gerçekleştirebiliriz.
Bir düşünün eşinizle ya da partnerinizle kavga ettiniz, ona çok ama çok kızdınız. O an kalp çakranız tıkanmaya hatta kapanmaya başlamıştır. Her şey sarpa sarmıştır artık, hayatın sana iyi davranmadığını düşünürsün. Bu durumdan kurtulmanın yolu MEDİTASYON ile kalp çakranızı şifalandırmaktan geçmektedir. Farkında değil ve bilinciniz yeterli değilse kroner arter yetmezliği, kapak yetmezliği gibi fiziksel hastalıklar kendini gösterecektir.

BOĞAZ ÇAKRASI, boğazımızın tam ortasında bulunan bu çakra kendimizi ifade etmemizden, anlaşılabilmemizden sorumludur. İnsanlara doğru mesaj verebilmek, doğru iletişim kurmak için bu çakramızın iyi çalışması gerekmektedir. Ama her zaman bu olmayabilir, yanlış anlaşılabilir ya da yanlış ifade edebiliriz. R: mavi.

ALIN ÇAKRASI, iki kaşımızın ortasında bulunan üçüncü gözümüz öngörülerimizden sorumlu çakramızdır. R: mavi.

TAÇ ÇAKRASI, tam tepemizde, bebeklerin bıngıldağının olduğu yerdedir. İnançlarımızla olan ilişkilerimizi düzenler. Yaşamımızda bir telefon almayı, tatile çıkmayı, son model bir araba almayı MUTLULUK sanırız. Aslında bunlar olması gereken geçici, bizlere sadece HAZ veren neşe kaynaklarıdır. Bizler dünyaya mutlulukla dolu olarak geliriz ama büyüdükçe unutur ve yetişkinliğimizde mutlu olmak için bir arayışa gireriz. Halbuki sadece içimize dönsek, Ruhsal Beden bilincinde olup MEDİTASYON yapabilsek, kendi bedenimizdeki gerçek mutluluğu fark edebiliriz. R: mor ve beyaz.

Sonuç olarak, dakikada 5 litre kan pompalayan
kalbimiz hele ki bu stresli,
yorucu hayatta iyiden iyiye yoruluyor.
DENGE BİLİNCİ. Kalp çakrasında ki sıkışıklıklar
hem ruhsal hem fiziksel sağlığımızda
olumsuzluklara yol açmakta.

Derin bir nefes alın,
sakince bir yere oturun,
gözlerinizi kapatın.
Şifa kanallarınızı açın
ve ellerinizi arzu ettiğiniz çakranızın
üzerine koyup MEDİTASYONA başlayabilirsiniz.

Bu yapacağınız çalışmaya
bir de BİLİNÇ sıçraması eklerseniz,
DENGE BİLİNCİ ile yaşayacaklarınıza
sizler sadece MUCİZE diyebilirsiniz.

Bilinç sıçramasını size yaşatacak olan
HAKİKATİN kendisidir.

HAKİKAT, LEVH-İ MAHFUZ’dur.

 

www.izmirliahmetkaya.com

.

GELİN SİZİN İÇ DÜNYANIZA DOKUNALIM

.

GELİN SİZİN İÇ DÜNYANIZA DOKUNALIM

Bunun için bir hikayemiz var:
Genç bir çift, yeni bir mahalledeki
yeni evlerine taşınmışlar.
Sabah kahvaltı yaparlarken,
komşu da çamaşırları asıyormuş.
Kadın kocasına,
“Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.” demiş.

Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş,
kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komşusunun çamaşır astığı her sabah
aynı yorumu yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra bir sabah,
komşusunun çamaşırlarının
tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış.
“Bak” demiş kocasına,
“çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda.
Merak ediyorum, kim öğretti acaba?”

Adam, “Ben bu sabah biraz erken kalkıp
penceremizi sildim.” diye cevap vermiş.

İç dünyanızda, özünüzde güzellikler varsa,
sevgi, şefkat, merhamet ve aşkın bilincindeyseniz,
baktığınız her yer aydınlık ve netse,
gönül aynanızı temizlediyseniz, parlattıysanız;
o aynadan yansıyan her şey güzeldir.

Sevgi ve aşk dolu bir bakış açısı yakalayın.
LEVH-İ MAHFUZ ile birlikte;
özümüzü, canımızı gözden geçirerek,
iç dünyamıza bir yolculuk yapabiliriz.

LEVH-İ MAHFUZ ile birlikte, bu yolculuğa var mısınız?

www.izmirliahmetkaya.com

.

 

FARKINDA OLMAK

.

Farkında olmak?

.

www.izmirliahmetkaya.com

.