GERÇEKTE SİZİ ŞİFACI KILAN ŞEY BİLDİKLERİNİZ DEĞİL, AFFEDİCİLİĞİNİZDİR

 size
IŞIK işçisi,
Işık işçileri içsel bilgeliklerini hatırlamak için
dünyaya gelmeden önce niyet ederler.Amaçları,
AYNI ŞEYLERİ YAŞAYACAK İNSANLARIN 

DAHİLİNDE DE O GÜZELLİĞİ, 
SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET VE AŞK 
ANLAYIŞINI YENİDEN CANLANDIRMAKTIR. Fakat en önemlisi, başkalarıyla paylaşabilmek için toprak bedende kendi ışığını hatırlaması gerekir, zira ışık işçisi ancak bu hatırlayış sayesinde kendisini başkalarına ŞİFA ve mutluluk verebileceği bir vibrasyona yükseltebilir. Burada ŞİFA vermesini sağlayan sizlerin sözleriniz ya da davranışlarınız değil, özdeki ENERJİDİR, IŞIK BEDENİN ENERJİSİDİR BU.
Sizler, bombacının içindeki gerçek güzelliği görüp onun farkında ve bilincinde olup bakışınızı ruhsal beden bilincinize çevirebilseniz, mağdur insanların affetmelerine de o derece yardımcı olacak ve ŞÜKRAN, MERHAMET, ŞEFKAT gibi duyguları yürekten hissedebilecek hatta aynı duyguları hayata küsmüş insanların içinde de o kertede canlandırabileceksiniz.
Sizler yaşanılan bu olayların ardından, insanlara tüm bu iyilik duygularını bahşedebilirsiniz çünkü amansız bir ÖFKE, NEFRET ve KİN gibi duygulara yol açabilecek şartlara rağmen sizler AFFEDİCİ olabilirsiniz ki, olmalısınız. Işık bedeninizi hatırlayın, onun hangi kata ait olduğu bilincinin farkındasınız öyleyse
AFFEDİCİ OLUN, YARGILAMAYIN.
GERÇEKTE SİZİ ŞİFACI KILAN ŞEY 
BİLDİKLERİNİZ DEĞİL, AFFEDİCİLİĞİNİZDİR.

Kalbinizi sıkı sıkıya kapatabilecekken, tam aksine. ardına kadar açmayı seçmelisiniz, unutmayın siz bir ŞİFACI’sınız. Emin olun ki tüm dünya sizin bu muhteşem SEVGİ duygularıyla burada olduğunuzu biliyor. İşitiliyorsunuz. Görülüyorsunuz. Sesinizin ulaşmadığı, ayaklarınızın gitmediği yerlerde bile her bir RUH, bilincin ve algılamanın çok ötesindeki bir seviyeden sizin varlığınızı hissediyor. Ve yaptığınız etki yayılarak, sizden çok uzakmış gibi görünen fakat aslında hiç de öyle olmayan boyutlara ulaşıyor. Yaydığınız ışık, yarattığınız ŞİFA, BAĞIŞLAYICILIĞINIZ ve yaratılmış olduğunuzu hatırladığınız o SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET VE AŞK, gerek bedende gerekse RUH formunda var olanların hepsi tarafından derinden hissediliyor.
Hayatımızdaki insanların fiziksel bir sahnede geçici bir takım roller oynayan, fiziksel olmayan ebedi RUHLAR olduklarını fark etmeliyiz ve bu bilinci özümsemeliyiz. Bombayı yerleştiren RUHLAR gibi, onlar da çoğunlukla saklı kalan büyük planın unsurlarıdır.
SONUÇ OLARAK, bizler, karşılaştığımız her insanın İLAHİ IŞIK’tan yansıyan birer kıvılcım, özünde iyilik dolu SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET ve AŞKIN birer varlık olduğunu ve en önemlisi onlarla BİR olduğumuzu idrak etmeliyiz. Bundan daha azı gerçek değildir, doğru değildir. Sadece bir illüzyondur.
Sadece ışığı görmek Dünyadaki her bir insanın içinde sadece TANRISALLIĞI görmektir. Gerçekte kim olduğumuzu da böylelikle hatırlarız BİZLER. BİZ bilincini size kazandıracak LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun. Size, sizi tanıtsın.

 

SEN SONSUZSUN, SINIRLANDIRILMAMIŞSIN

Aydınlanma için Biyoloji dersi:
Kalp, kendiliğinden vücuda kan pompalar.
Akciğerler kendiliğinden havayı teneffüs ederler.
Beyin, kavramları diğer kavramlar ile kendiliğinden ilişkilendirir.
Zihin tamamen kendi kendine düşünüyor. (rastgele mırıldanıyor)

Haydi bir dakikalığına içeriye bir göz atalım…
Zihni ne kadar süre tamamen sessiz tutabilirsiniz?
Eğer düşünmeyi durdurmaya çalışırsanız, zihin anında tekrar düşünmeye başlar.
Kelimeler, fiili ifadeler, düşünceler, düşünmek ve duygululuk hali tamamen otomatiktir.
Onu kontrol ederek durduramazsınız, fakat yargısızca seyrederek (er geç) durdurabilirsiniz.
Beyin tamamen kendi kendine çalışır.
Bu çalışmanın, “siz” in yaptığınız hiçbir şey ile alakası yoktur.
Bu demektir ki SİZ fiillerin faili olmadığınız gibi, düşüncelerin de düşünürü değilsiniz. Zihin/vücut bir “O” dur, bir “BEN” değildir.
Beyin düşünceleri ve vücudun aksiyonları sadece hücrelerin faaliyetlerinin sonucudur.
BİZ, fiziksel vücut/zihin ve onların algıları değiliz.
BİZ zihin ve onun otomatik olarak düzensiz dolaşan düşünceleri değiliz.
BİZ, onların farkında olan, sakin, yargısız, sessiz FARKINDALIĞIZ.
BİZ, vücut/zihin’in otomatik fonksiyonunu izleyen FARKINDALIĞIZ.
Biz Sessiz Formsuz Gözlemciyiz.
BİZ, O’nun varlığının açıkça farkında olan Yaşam/Bilinç/FARKINDALIĞIZ.
BİZ, kendimizi yanlışlıkla fiziksel zihin/beden ile özdeşleştirdik.
BİZ, kendimizi yanlışlıkla suretimiz ile özdeşleştirdik.
Bu, başından beri yanlış bir inançtı.
Gerçek “SEN”, Sessiz ve Farkında olan Zihin, bir beyin ile veya herhangi başka bir şey ile sınırlanmamıştır.
O, fizikselliğin ötesinde sonsuz-sınırsız her şeydir.
O, (formsuz) Varlığın Bütünüdür.
O, Hiçbir-Şey’dir, aynı zamanda sonsuz sınırsız Her Şey’dir.
Fakat bunu düşünmek, sizin onu fark etmenize/deneyimlemenize yardımcı olmaz.
Bunu fark etmek için tamamen düşüncelerle özdeşleştirmeyi durdurmanız gerekir.
Düşünmeyin, yargılamadan izleyin.

www.izmirliahmetkaya.com

ŞİFA eylemi

ŞİFA eylemi.

Bilinçli olarak odaklanmış bir şifacının niyeti fantezi değil, bir güçtür. Bu güç ister fiziksel, ister eterik, ister zihinse, isterse de ruhsal olsun, bütün bunlar zaten örtüştüğü için bedenin yani tüm madde boyutlarını etkilemektedir.  Şifacının niyeti, iyileştirilecek kişinin bozulmuş örüntülerini etkileyebilecek bir enerji oluşturmaktadır.
Ancak, çok önemli bir konuda net olmalıyız. 

ŞİFAYI SAĞLAYAN, 
ŞİFACININ KİŞİSEL ENERJİSİ DEĞİL, 
EVRENSEL ŞİFA ENERJİSİDİR. 
Şifacı bir aracıdır, bir kanaldır, pasif bir şekilde, ama aynı zamanda paradoksal olan bir sezişle, kozmik enerjinin kendi alanlarından iyileştirilecek kişininkilere engelsiz bir şekilde akmasını sağlar. İyileştirilecek kişideki rahatsızlıklara duyarlı olması ve aynı zamanda daha yüksek varoluş boyutlarında iyileştirilecek kişinin bütünlüğünün farkında olması gerekir. Bu hem ayırt etmeyi hem de sezgiyi gerektiren bir sanattır.
Kısaca ŞİFACI, kaynağı azaltabilen bir elektrik transformatörü gibi, enerjiyi sistemlerimiz tarafından kullanılabilir bir forma dönüştürerek, EVRENSEL olanla PRATİK olan arasında bir bağlantı oluşturur. Ancak bunun ne mekanik, ne de otomatik bir süreç olmadığını vurgulamak gerekir. Şifacının niyetliliği, yardım etme arzusu ve acı çekmekte olana karşı sevgisi, şefkati, aşkı ve merhameti, şifa kaynağı ile arasındaki bağlantı için yeterli değildir, sadece gerekli bir şart, zorunluluktur. Yeterli zorunluluk ruhsal beden bilincinde olamayanlar için bugün hala büyük bir SIR olarak kalmaktadır. Şöyle de diyebiliriz; ŞİFACI, bir biçimde YANLIŞ GİDEN bir sınırlı alan ile sorumluluğu sadece kendimizde olmak üzere yabancılaştığımız SONSUZ RUHSAL BEDEN enerji okyanusu arasında aracılık yapar. Kaynak ile birliğe ulaşma deneyimi, genelde evrensel enerjinin engelsiz bir şekilde içimizden akabileceği, ODAKLANMIŞ bir varoluş hali ile ilişkilidir. Düşüncelerimiz, duygularımız, anılarımız, endişelerimiz, yani EGO ve kalıntıları, bir AN için asılı kalır, bir anlamda görev dışı bırakılır ve onunla birlikte sıradan zaman ve kısıtlanmış boşluklarımız kaybolur. Kendimizi evrenin bir parçasında değil de, bütününde odakladığımız zaman, günlük yaşantımızın sınırlarının ötesinde bir boyuta gireriz, sonsuz, kesintisiz bir UZAY-ZAMAN bütünlüğüne yani, SONSUZ RUHSAL BEDEN BİLİNCİNE ulaşırız.
Sonuçta, Reiki ile Meditasyon, dünyada aktif ve dinamik bir güçtür.
Reiki ile Meditasyon, Dünyadan uzak bir aldırmazlık mağarasına geri çekiliş değildir.
ŞİFACI ODAKLANMA,
yüksek enerji ve mutlak dinginliğin gizemli bir bileşimidir.
Hem aktif hem pasiftir.
Hem hareket hem durgunluktur.
Niyet olmaksızın varolan niyetselliktir.
Çabasız çabadır.
Kısacası, ŞİFA eylemi hareket halindeki MEDİTASYONDUR.

www.izmirliahmetkaya.com

Sağlık ve ANDA kalmak

Gerçekten ulaşılacak bir şey ya da bir yer yoktur. 
Her şey tam bu ANDA, 
var olan tek ANDA, 
tamam, muhteşem ve mükemmeldir. 

Hasta OLMAK, hastalığa YAKALANMAK, sağlığı YENİDEN KAZANMAK veya iyi KALMAKTAN bahsetmek, bu kavramların hepsi lineer zamana dayalı kavramlardır. Eğer her şey bu ANDA olup bitiyor ve var oluyorsa, hastalık ve sağlığı birbirleriyle kaçınılmaz bir muhalefete iten mantığımızı sorgulamaya başlamalıyız. Onların her zaman kabullendiğimiz gibi, dizi halinde birbiri ardından gelecek şekilde var olmadıklarını anlamaya başlamalıyız. Böylece SAĞLIĞIN elde edilmesi gereken bir durum olarak düşünülmemesi gerektiğini söyleyebiliriz.

SAĞLIK, bir şekilde şu ANDADIR 
ve her zaman var olmaktadır. 

Sağlık kriterleri uzun ömürlülük bakımından ölçülemez. Sağlığı, düzgün çalışan vücut organları bakımından değerlendirmek bile doğru olmayabilir. Çünkü eğer sağlığı deneyimle bağdaştırırsak, kişinin deneyiminin böyle bir kriterde geçerli olmayacağı bir noktaya gelinebilir. Mesela AĞRIYI düşünün. Ağrının kişiden kişiye göreceli olduğunu biliyoruz. AĞRI o kadar şaşırtıcı şekilde kapsamlı yoğunluk ve dayanıklılık seviyelerinde algılanır ki, deneyim dışında hiçbir anlamı kalmaz. Aynı göreceli bakışa göre, kasırganın durgun merkezinde olup da etkilenmemeye benzer şekilde, hastalığın ortasında sağlığı deneyimlemek mümkündür.

www.izmirliahmetkaya.com

Geleneksel tıb

Geleneksel tıb
Geleneksel tıbbın birçok bölümü, insana bakıp onu tedavi etmeye çalışmaktan çok hastalığın belirtilerini tedavi eder. Kolunuzun sakatlanmasından, uykusuzluktan, böcek korkusundan ya da sırt ağrısından dolayı doktora başvurabilirsin. Doktorların çoğunlukla yaptıkları şey, sadece kolunuzu bandajlamak, SİZİ SAKİNLEŞTİRECEK türden haplar ya da uyku hapları vermek ya da sırtınızı ovmaktır. Kısa vadede bunların hiçbiri kötü bir şey değildir; ama bunun altında yatan neden ile uğraşılmazsa, aynı problem ya da benzeri bir şey olasılıkla yeniden baş gösterecektir.

www.izmirliahmetkaya.com