BİZ olabilmek, kaderimiz

 

BİZ olabilmek, kaderimiz

Bu dünyada KADERİMİZİ gerçekleştirebilmek için,
önce onu içimizde yani öz benliğimizde
yaratmamız gerekir.

YARATICILIĞIMIZI ve
GÜVENİMİZİ gerçekleştirmek için,
öncelikle bu niteliklerin
içimizden aktığını hissetmemiz gerekir.

İŞBİRLİĞİ ve DENGEYİ gerçekleştirmek için,
önce ruhsal bedenimizde denge
ve bütünlük oluşturmamız gerekir.

POZİTİF İFADE ve DUYARLILIK paylaşılacaksa,
önce en derin iç sesimizle,
hislerimiz ve duygularımızla
bağlantı kurmamız gerekir.

ÖZGÜRLÜK kazanacaksak,
önce iç özgürlüğe ulaşmak için sukut
ve meditasyon uygulamamız gerekecektir.

KABULLENME ve VİZYONU
bu yaşama uyarlayacaksak,
önce kendi hayatımızın
kusursuzluğunu kabul etmemiz gerekir.

İTİMAT ve AÇIK KALPLİLİĞİ deneyimleyeceksek,
önce kendimiz güvenmeliyiz
ve hayatımızı ve de kalbimizi
tüm insanlara SEVGİ, ŞEFKAT,
MERHAMET ve AŞK ile açmamız gerekir.

BOLLUK, BEREKET ve GÜÇ kazanmayı
deneyimleyeceksek eğer,
önce bir içsel bolluk duygusunu
yaşayabilmemiz için MEDİTASYONU
yaşamımıza yerleştirmemiz gerekecektir.

BİR’liği, bütünlüğü
yani BİZ OLMAYI ve BİLGELİĞİ
gerçekleştireceksek eğer,
önce tüm yüksek prensipleri
kendi içimizde bulmamız gerekir.

Kısaca özetlemek gerekirse,
önce LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmamız gerekir.

www.izmirliahmetkaya.com

 


HEY

HEY,
bize biraz kulak verir miydiniz?Sen, siz, sizler,
hayatın içine serpiştirilmiş
düş kırıklıklarından,
küçük yoksunluklardan,
üzüntülerden yakınanlar.
Kendilerini bezginlik ve yılgınlık tarafından
işgal edilmiş gibi hissedenler.

Eğer kaybetmiş olduğunuz çözümü
ve cesareti tekrar ele geçirmek,
KÖTÜ TALİHE neşe ile meydan okumak,
size düşen kadere boyun eğerek
katlanmak istiyorsanız,
çevrenize şöyle bir DİKKATLE BAKINIZ.

Sizler gibi insan olan yoksulların,
yeteneksizlerin gözlerden ırak ıstıraplarını,
binlerce varlığın ACILARINI inceleyiniz.
Sayıları belirsiz bu büyük acıları inceleyiniz,
yani önümüzü gösteren
ve gönlümüzü şenlendiren
ışıktan yoksun KÖRLERİ, FELÇLİLERİ,
SAKATLARI, yani hayatın eğip büktüğü,
uyuşturduğu, kırdığı bedenleri inceleyiniz.
Ve de gerekli şeylerden yoksun olanları,
üzerlerine kışın
dondurucu soğuğun çullandığı GARİPLERİ.

Bütün bu kaygılı, silik
ve ıstırap dolu hayatları düşününüz;
çoğu kez hayali şeyler olan
kendi ıstıraplarınızı,
ıstırap kardeşlerinizin
ağır ACILARIYLA karşılaştırınız.

Bunu yaparsanız,
zannettiğiniz kadar mutsuz olmadığınızı da
FARK EDECEKSİNİZ.
O zaman da SABRI ve CESARETİ
tekrar ele alacaksınız ve gönlünüzden,
insan kalabalıklarının,
kurak yolda bunalmış halde sürüklenen
bütün bu hayat yolcularının üzerine
sınırsız ve görkemli SEVGİYLE yüklü
bir MERHAMET, ŞEFKAT ve AŞK duygusu akacaktır.
www.izmirliahmetkaya.com


SOSYAL MASKELERİMİZ

 

SOSYAL MASKELERİMİZ,
başkalarına “en iyi yüzümüzü”
sunmamıza yardımcı olabilirler ama
ancak maskelerin ardındaki hata yapabilir,
egonun BEN bilinciyle
incinebilir varlığı kabullendiğimiz zaman,
SEVGİ ile dürüst anlayış bağları oluşturabilir
ve en derin ihtiyaçlarımıza,
arzularımıza ve insanlığa karşı duyarlı
ve farkında olma haline gelebiliriz.

Sonsuz ruhsal beden bilinciyle Bütünlük
ve güvenilir olma haline ulaştığımızda,
o zaman tüm niteliklerimizi açığa çıkartabilir
ve onları bütünleştirebiliriz.
Hatta hayatlarımızın POZİTİF
ya da NEGATİF değil,
POZİTİF ve NEGATİF olduklarını idrak ederiz.

Kabullenme, Cesaret
ve içgörü sayesinde kazanılmış
bu bilinç düzeyiyle birlikte,
hayata sunduğumuz nitelikler,
AN olarak yaşamımıza kattıklarımız
bir tepki değil,
bir seçim meselesi haline gelirler.

LEVH-İ MAHFUZ sizleri
o maskenin ardındaki gerçek,
sonsuz yaşam sahibi,
öz benliğinizle buluşturacaktır.

İçimizde hissettiklerimiz,
İNANÇ DUVARLARININ baskısı,
ARZULAR ve KORKULAR
her zaman yüzeye çıkmazlar.
Çoğumuz içimizde hissettiklerimizden
oldukça farklı,
aslında tamamen ZIT olan
bir tavır ya da toplumsal maske geliştirmişizdir.
Böyle maskeler yanlış anlamalara yol açar
ve insanların birbirleriyle
güvenilir bir düzeyde
ilişki kurmalarını zorlaştırır.
Bu maskeler SAĞLIĞIMIZ İLİŞKİLERİMİZ
ve uğraşılarımız yani MESLEKLERİMİZ üzerinde
açık bir etkiye sahiptirler.

BAĞIMSIZ davranabilmek,
başkalarında ve kendinde KUSUR bulmamak,
kendinden KUŞKULANMAMAK
ve DUYGULARINI gizlememek,
soğukkanlı KARARLAR verebilmek,
BAĞIMSIZ ve YETERLİ görünmek,
YARGILAMAMAK
dolayısıyla ÖFKE ve DÜŞ KIRIKLIĞI yaşamamak,
ÖZ GÜVEN duymak istiyorsan
bulaşacağın adres:
LEVH-İ MAHFUZ.

www.izmirliahmetkaya.com

.

ORUÇ, AÇLIĞA EŞDEĞER DEĞİLDİR

  1. ORUÇ, AÇLIĞA EŞDEĞER DEĞİLDİR.
    AÇLIK SAĞLIĞI BOZAR, ÖLÜME GÖTÜRÜR.
    ORUÇ İSE SAĞLIĞI DÜZELTİP
    UZUN YAŞAMAYI SAĞLAR.

    Emniyetli ve bilimsel oruç kısa süreli olandır, gerekirse kısa aralıklarla tekrarlanabilir. Beslenmenin günlük gereksinim… olduğunu düşünmek hatalıdır. Tahriş olmuş bir mideyi sürekli beslemek düşmüş bir adamı sürekli tekmelemeye benzer. Tıpkı vücudumuz gibi dinlenmek isteyen mideyi sürekli kurcalamak felaketi davet etmektir.
    İnsanların çoğu çok yer ve alınan aşırı besini harcayacak yeterli ve uygun egzersiz yapmaya izin vermeyen oturarak yapılan işlerde çalışırlar. Bu gereğinden fazla alım sindirim organlarında aşırı yüklenmeye yol açar, çeşitli zararlı maddeler ve kirlilikle sistemi tıkar. Sindirim ve atılım yavaşlar, vücudun bütün işleyişi bozulur. Bu duruma kendi kendini zehirleme ya da şişmanlık diyebiliriz. Kronik hastalıkların birçoğunun altta yatan nedeni bu öldürücü atığın birikmesidir.
    Bu tür olgularda, ORUÇ tutma kısa sürede olağanüstü sonuç verir. Vücut temizliğinin en etkili yolu budur. ORUÇ, birikmiş toksinlerin atılmasını sağlar ve genel bir onarım yapar.
    Oruç sırasında vücudumuz çok az ısı üretir.
    Bu yüzden,
    ORUÇ UZUN SÜRE TUTULACAKSA
    YAZIN TUTULMASI YERİNDE OLUR.

    Tabi ki bizler toplumumuzdaki kültür olarak tutulan oruçtan bahsetmiyoruz.

    Bizlerin bahsettiği, İSLAM’ın ORUCU.
    KADİR GECESİNE HAZIR MISIN?
    Farkında olmak için
    LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısın.

    http://www.izmirliahmetkaya.com/kadir-gecesine-hazir-misiniz/

 

Kendini tedavi edebilirsin. Yapman gereken sadece FARKINDA OLMAK

  1. Kendini tedavi edebilirsin.
    Yapman gereken sadece
    FARKINDA OLMAK.Sağlığımızı korumak ve kendimizi daha iyi hissetmek için, kendimize her gün REİKİ enerjisi vermeliyiz. Son yıllarda, gün boyunca maruz kalınan stres, aile ve iş çevresinde…ki beklenti ve sorumluluklar ciddi bir oranda artmıştır. Bu durum önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır. Bu nedenle kişinin öncelikle kendine, sonra da ailesine mümkün olduğunca REİKİ vermesi tavsiye edilir. Kişinin kendinden başlaması önemlidir, ancak o zaman başkalarına yardım ve destek verecek gücü bulabilir.

    BAŞKALARINI KENDİN GİBİ SEV.
    Bu sözün gerçek anlamı,
    ancak kendimizi seversek
    başkalarını da sevebileceğimizdir.
    Çünkü;
    REİKİ, HAREKET HALİNDEKİ SEVGİDİR.

    Unutmayın, gün içerinde nerede oluşanız olun, trafikte, televizyon seyrederken, sinemada, tiyatroda, metroda, uçakta, hatta telefonla konuşurken bile, ellerinizle bedeninize REİKİ verebileceğiniz pek çok fırsat bulabilirsiniz. Şayet gün içinde hiç fırsat bulamadıysanız, uykuya dalmak ve derin bir uyku uyumak için kendinize REİKİ verebilirsiniz.

    Reiki; hastalık, bir yakının kaybı veya bir ameliyat öncesi gibi hayatın zor dönemlerinde vazgeçilmez olduğunu göstermiştir.
    Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılındayız.
    Tarihin, her şeyin kolayca olmasını istediğimiz bir noktasındayız. Kolaylığa çok değer veriyoruz. Her şeyi iyileştirip düzeltecek bir HAP istiyoruz. Yaşamımızın ve çocuklarımızın yaşamının acısız geçmesini istiyoruz. Peki, yeni bir diyeti, yeni bir ilacı ya da yeni bir dini denerken gerçekte ne arıyoruz? İşler istediğimiz gibi kolayca ve mükemmel gitmeyince cesaretimizi kaybediyoruz. Meditasyon bir meydan okuma olabilir, fakat bir ağrı kesici değildir. Amacı acılarımızı gizlemek değildir. Meditasyon , acılarımızı iyileştirir.
    www.izmirliahmetkaya.com