Posted by izmirliAhmetKAYA on Ekim 8, 2012

DOĞA-ŞİFA-KANAL
Tüm ŞİFA konularında, önemli bir gerçek sürekli hatırda tutulmalıdır. Gerçek şifayı oluşturan özümüzdeki RUHSAL BEDENİMİZDİR. Ya da bununla henüz tanışmamış olanlar için söyleyecek olursak DOĞADIR.
İnsan sadece doğanın yolunu, onunla işbirliği yaparak kolaylaştırabilir. Bu durum aynen bir bahçıvanın, bitkilerinin gelişerek içlerinde saklı olanın en mükemmel ifadesini sunması için en uygun toprak ve ortamı yaratmasına benzer. Bahçıvan ne kadar denerse denesin, kimyasallardan ve topraktan yeni bir gül veya zambak yaratamaz. Çok hassas bir ameliyatı yapmakta olan iyi bir cerrah, hastayı iyileştiremez, sadece hasta dokuları alarak, onları doğanın şifa süreçlerini gerçekleştirmesi için en uygun şartlarda bırakacak temelleri hazırlar.
Burada şifacının verebileceği yardımın, genellikle hastanın zihinsel tavrı ile kısıtlandığı ve radikal bir şifa yerine, bir derece rahatlama sağlayarak hastayı tatmin etmeye dönük olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Bir doktor da hastasına farklı bir şekilde yardımcı olabilir; bazen bir tavsiyeyle, fakat büyük çoğunlukla sempatik, sevgi, merhamet ve aşk ile dolu olarak ve şefkatli bir anlayışla. Bu tür bir davranış, tüm bilinç boyutlarında bir uyum atmosferi yaratır. Hastanın ne olduğunu anlamadan, içsel olarak rahatlamasına ve genelde hastalığa sebep olan gerginlikten kurtulmasına yardımcı olur. Fakat bundan da fazlasında ŞİFACI, kendisiyle hasta arasında bir köprü yaratmış olacaktır ve bu köprü üzerinden şifacının kendi armonize edici güçleri, hastaya doğru yol alır ve şifa güçlerini artırır. Burada şifa gücü, uygulanan tedavide değil, yaratılan sempatik anlayışta ve şifacının olumlu yardım etme arzusundadır.
Bu, şifacının daha süptil bilinç boyutlarında yardım etmesini sağlar, ayni zamanda onu, doğanın bazı şifa güçlerinin hastaya geçmesi için bir KANAL yapar.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, bilgi, BİLİNÇ, evrensel enerji, insan, İSLAM, kader, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, NEFES, nefis, öğrenmek, REİKİ, RUH, sevgi, ŞİFA, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Ekim 5, 2012

ÖLMEDEN ÖLEBİLMELİ…
Sessizliğin içinde düşüncelerin yer almadığı o ANI,
sessizliğin gürültüsü gibi algılanan ama huzur ve SEVGİ dolu ufku olmayan sonsuz bir gökyüzü kavramını sizin içinizde ya da düşüncelerinizde nasıl uyandırabiliriz ki?
Sonsuz bilgeliği öğrenebilmek,
anlamak, sevmek,
hediye ya da yardım etmek,
Tanrı adına ve aşkına
her şeyi sunabilmek üzere,
içinde büyük bir sevinç
ve mutlulukla var olabildiğimiz
bu SONSUZLUĞU
sizlere nasıl açıklayabiliriz?
Öyle sınırsız bir büyüklük ki o,
ne mekan tanır ne de zaman.
Böyle bir büyüklüğü,
kavrayışa sığmaz HAKİKATİN
ve sonsuz SEVGİNİN
derin anlamını aktarmaya
hatta anlatabilmeye yetmeyen
küçük sözcüklere nasıl indirgeyebiliriz?
Ancak LEVH-İ MAHFUZ bilinciyle
deneyimleyebileceğiniz
bizlerin bu gördüklerimizi,
algıladıklarımızı sevdiklerimizi
ve aşık olduklarımızı
sizlere nasıl iletebiliriz ki?
Sizleri ellerinizden tutup,
ölmeden ölümü deneyimleyebileceğiniz
meditasyonlarımızdaki o AN ile
bir buluşturabilsek diyoruz ama
bu deneyim sadece ve sadece
LEVH-İ MAHFUZ bilinciyle
kendi kendinize yapabileceğiniz bir eylemdir.
Farkında olun.
Levh-i Mahfuz ile buluşun,
kim bilir bizlerin sözcüklere dökemediklerimizi
sizler belki bir yolunu bulur dökersiniz.
Şükürler olsun Tanrım,
seni tanıma,
seni sevme
ve özgür seçimimizle
seni izleme imkanı verdin bizlere.
İşte yaşamı seçiş budur ve o yaşam,
SEVGİNİN BİZLERE HEDİYESİDİR.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel
|
Etiketler: 2012, AŞK, bilgi, BİLİNÇ, buRAK özDEMİR, DEVRİM, evrensel enerji, indigo MEHDİ, insan, İSLAM, İZMİRLİAHMETKAYA, kader, KURANTUM KURAN, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, NEFES, nefis, ÖLÜM, RUH, sevgi, ŞİFA, ŞİFACI, tanrı, TANRININDOĞUMGÜNÜ, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Ekim 5, 2012

Aşırı ZEVK düşkünlüğünün
hastalıklar ile ilişkisi:
Bu, abartılmış korku gibi cehaletin ince bir şeklidir.
Çünkü, eğer insanlar tamamen bilge olsalardı, bedensel işlevlerinden aşırıya kaçmadan zevk alırlardı.
Doğanın aldatılamayacağını ve eninde sonunda içgüdüsel gereksinimlerinin ötesine gittiğinde, bedelini ödeyeceğini bilirdi.
Zevk düşkünlüğü tütün, alkol ve diğer zevk verici uyuşturucuların kullanımı gibi, en başından itibaren zararlı olduğu bilinen bir unsuru içerebilir. Kurban aslında bu gerçeğin farkındadır, fakat aldığı zevkin daha sonra ödemesi gereken bedele değdiğini düşünür ya da ondan kaçınırken bir şekilde şanslı olabileceğini düşünür. Öte yandan insanın düşkünlüğü, fazla yemek yeme, fazla seks veya fazla çalışmada olduğu gibi aşırıya kaçılmaması şartıyla, zararsız bir doğaya da sahip olabilir.
Sonuçta, insanın bir otçuya,
kimyacıya veya doktora,
tüm kötü sonuçları yok edecek
bir ilaç vermesi için PARA ödeyerek,
karma kanunundan
kurtulabileceği inancı yatmaktadır.
Bu tür bir inanç aldatıcıdır,
çünkü ilaçlar
insanın eylemlerinin sonuçlarını yok edemezler,
sadece belirtilerini azaltabilir
ve biraz daha zaman kazandırabilirler.
Karmayı,
kaderi,
kederi
ve kadiri
sana HAKİKAT sözcükleriyle anlatacak tek kitap,
1000 yılın Kur’an Tefsiri Levh-i Mahfuz’dur.
Farkında olmalısın.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, REİKİ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, bilgi, doktor, evrensel enerji, ilaç, insan, İSLAM, kader, kadir, karma, keder, kimyacı, LEVH-İ MAHFUZ, mistik, mucize, nefis, otçu, para, REİKİ, RUH, sevgi, ŞİFA, ŞİFACI, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Ekim 2, 2012

IŞIK BEDEN-MEDİTASYON-RUHSAL BEDEN BİLİNCİ
Meditasyonlarınızda deneyimleyebileceğiniz
IŞIK BEDEN bilinciyle ilgili
biraz anlatımda bulunmaya çalışalım sizlere.
An itibariyle kullandığımız sözcüklerle tam olarak BİZİM anlatamayacağımız, sizin de algılayamayacağınız bir boyutta huzur içinde oluyorsunuz.
Kısaca Yaratıcı yani Tanrı’nın ellerindesiniz.
Hissettikleriniz,
SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET, AŞK yumağı halinde.
Işıktan bir bedenin olduğunu
ve ışığın ürünü olduğunu öğreniyorsun.
BİZ bilinci ile bütünün parçasısın.
İnceltilmiş bir atmosferde,
deneyimleyebildiğin bütün o güzel renkler,
güzel kokular düşüncelerimizi
ve eylemlerimizi belirliyor ve yönetiyor.
Beş duyunun ötesinde,
bir duygu algılamasından bir diğerine geçebiliyoruz,
yaşadığımızın bütünüyle bilincindeyiz,
bizlere gösterilen ve verilen şeyleri
görüp-hissedip almaya hep hazırız.
Sürüp giden bir etkinliğin içindesinizdir.
Bu anlatım biraz garip olsa da,
BİZ IŞIĞIN GÖLGELERİYİZ
çünkü canlı maddelerin içinden geçebiliyoruz
ama aslında her şeyin sebebi olan
ve her şeye hayat veren irade uyarınca
şeffaf ve parlak bir ışık saçıyoruz.
Evrensel Ruh’un yani Tanrının parçalarıyız
ve şimdiki, geçmiş ve gelecek zaman içimizde barınıyor.
Her zaman diliminin bir AN olduğunun bilincindeyiz.
Bir zamanın içindeyiz ama
aynı ANDA da zamanın ötesindeyiz.
İçimizde bir dürtü olarak hissettiğimiz HAKİKAT,
bizlerin hiç durmadan ileri doğru hareket etmemizi sağlıyor.
SEVGİ bizi nereye çağırıyorsa
BİZ oradayız ya da oraya gidiyoruz.
SEVGİ evrenin, varoluşun anahtarıdır.
BİZ bütün evreni içine alan,
geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki şeylerin
çok ötesine ulaşabilen bir duygunun
kazanacağı büyük zaferi bekliyor gibiyiz.
Her şeyden önce kendimizle barışığız, capcanlıyız,
en ilginci de her ANDA varız.
Düşünen benliğimizin işittiklerini,
algıladıklarını ve deneyimlediklerini
size anlatacak ya da aktaracak
dünyasal bir sözcük bulamıyoruz.
İnsana özgü sözlerle
bu duyguları dile getirmek aslında olanaksız.
LEVH-İ MAHFUZ ile buluşmalısınız.
Işık beden yani RUHSAL BEDEN bilincine
ulaştığınız anda meditasyonlarınızda
deneyimleyebileceğiniz şeyleri
sizlerin kaleminden de okumak isteriz.
FARKINDA OLUN. Artık 2012 yılındayız.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, AŞK, bilgi, BİLİNÇ, DEVRİM, evrensel enerji, hakikat, insan, KAİNAT, KURANTUM KURAN, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, NEFES, nefis, RUH, sevgi, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış
Posted by izmirliAhmetKAYA on Ekim 2, 2012

HATA YAPIN, hata yapmakta özgürsünüz.
Asla bir şeye yeni başladığımızda yaklaşımımızdaki sahip olduğumuz saflığı koruyamayız. Farkına varır varmaz, gerçekliği algılamak için alışkanlık edindiğimiz yöntemleri arar ve kendimizi kısıtlar, sınırlandırırız.
Mükemmeliyetçilik, ruhsal beden bilincinin önündeki yaygın bir engeldir. Hepimizin içinde içsel bir eleştiri sürer; bu, başarılara rağmen hiçbir zaman tatmin olmayan EGONUN gelişmemiş, yıkıcı formudur. Ne zaman tıkansanız ya da kendinizi bir sorun karşısında desteklemeye çalışsanız, tek başına destekleme eylemi bile sorun yaratabilir.
Çocukların, düştüklerinde
yaralanmamalarının nedeni de budur.
Yetişkinlerin sonu ise doktora gitmektir.
Güce giden yol incinebilirlik ve açıklıktan geçer.
HATA YAPMAK GEREKLİDİR.
Ne yazık ki okullarda hata yapmanın korkulacak bir şey olduğu öğretilir. Eğer, mükemmeliyetçilikle lanetlenmiş biriyseniz, bir termostatın nasıl çalıştığını düşünün. Bir termostat asla doğru sıcaklığı göstermez. Eviniz ayarlı sıcaklığın daima biraz altındadır. Ev biraz daha ısınana kadar çalışır ve ardından kapanır. Sürekli olarak hedef şaşırır, ayarlanması gerekir. Bu kendinizi ayarlamak için de doğru yoldur. Ki bu durumda egonuzu devre dışı bırakmanız gerekmektedir.
Bunun için bilinç sıçraması yaşamanız önerilir.
Size egonuzla başa çıkmayı öğretecek kitap
LEVH-İ MAHFUZ’dur.
Farkında olun, oyun,
çevresel değişimlere cevap vermenin özüdür.
Oyun oynayan çocukları bir düşünün.
O çocuklarda büyük bir yoğunlaşma
ve konsantrasyon görürsünüz.
Ayrıca olacak olana hazır olma hali vardır onlarda.İçinizdeki çocuğu bulun,
dinleyin onu, çocuklaşın,
oynayın, gülün, kahkahalar atın,
başkalarının sizin hakkınızda
ne düşündüklerinin hiç mi ama hiç önemi yok,
çocuk gibi sevin beklentisiz sınırsız.
Levh-i Mahfuz ile buluşun,
içinizdeki çocuğu tanıyın,
size fısıltıları var o kitapta.
www.izmirliahmetkaya.com
Categories: Genel, LEVH-İ MAHFUZ, ŞİFACI, YAŞAM
|
Etiketler: 2012, beklentisizlik, bilgi, BİLİNÇ, çocuk, DEVRİM, HATA, insan, LEVH-İ MAHFUZ, MEDİTASYON, mistik, mucize, nefis, ŞİFA, ŞİFACI, tanrısal, TEKAMÜL
|
Yorum yapılmamış