Ben derken, biz derken kastettiğimiz özdür. Senin özün.

 

Burak Özdemir 

 ” Kur’an-ı Devrim Levh-i Mahfuz hiçbir avuca sığmaz, kayıverir elinden hemen, hiç kimsenin dümen suyuna da girmez, bizim ajandamızda hiçbir gün, bir diğerinin aynısı değildir.

Biz bu ‘alışmak’ kelimesine alışamayız bir türlü. Alışmaya alıştırmadık kendimizi.

Sevdiklerimizde bu duyguyu hissettiğimiz her anda, ‘alışamadık’ düğmelere basmamız gerekir.

Kaleciler kontripiyede, forvetler ofsayt çizgisinde kalmalı. Yoksa ilerleme olmaz.

Bizim futbolumuz, top çevirme sporu değildir.

KUR’ANTUM KIYAMET SPORUDUR.

Bu sahada sadece net değişimler, dişe dokunur devrimler gol yazar.

Biz okuyucu ailemizi hiçbir zaman tüketici olarak görmeyiz.

Tüketici şımartılmaya alışıktır.

Yerine getirilirse satın alma kararı vereceğini vaadeden istek cümleleri, işlemez burada. Biz sana uymayız.

Burada sen bize uyarsın.

Sana faydamız ancak böyle dokunur. Sen bize uymalısın. Biz sana uymamalıyız.

Senden geri bildirim alırız. Düşüncelerine önem veririz. Sonraki versiyonlarda içinde olduğun ikileme cevap verilebilmesi için gereken ne varsa yaparız.

Seni dinleriz. Can kulağıyla. Ama sana uymayız.

Etrafta SEN’leşmiş bunca kitap, yazı, köşe varken, bunlar yetmeli sana. Yetmediyse, buraya SEN’leşmek için değil BEN’leşmek için geldin demektir.

BEN’leşmiş sen’e burada ‘B İ Z’ deriz BİZ.

Aramıza hoş geldin bu arada. Ben derken, biz derken kastettiğimiz özdür.

Senin özün.

Burası sen zannettiğin sen’den, gerçek kendine uyandığın bir yerdir.

Burada ‘tüketici her zaman haklıdır’ tabelası görmeyişinin nedeni de budur.

Hangi isteğin, hangi beğenin, hangi beklentin?

Sen, zannettiğin kişi değil-sen ki…”

www.tanrinindogumgunu.com

buRAK özDEMİR

www.tanrinindogumgunu.com

http://www.dogumgunu.com.tr/store/levh-i-mahfuz.html

http://www.dogumgunu.com.tr/store/

 

 

 

 

Trafik lambası insana şefaat edemez

“Gerçek İslam felsefesi, kişilerin zamanı geri almak isteyiciliği için iki ayrı mekanizma oluşturmuş, süreci iki kesite ayırmıştır.

1- TEVBE.

2- HELALLEŞME.

Tevbe, doğrudan yaratana , sisteme karşı. Davranışların evrensel geri dönüşten TANRI’ya sığınma amaçlı.

Helalleşme ise birebir kişiler arasında gerçekleşen. Özür kolaycılığında değil. İslam felsefesinin helalleşme konsepti ile insanoğlunun gündelik ” özür dile-gönül al ” alışkanlığı arasında çok derin bir fark var. Helalleşme, yaratılan tahribatı yoksaymaz. Helalleşme herşeyden önce, arka planında herkesin her davranışının hesabını vereceği bir kozmik düzenin önünde gerçekleşir. Bu dekorun önünde gördüğünde helalleşme, bedel yaratan davranışın karşı taraf üzerindeki etkisinden affını isteme davraışıdır. Mağduriyetten kin yaratmama, mağrurlaşmış mağdurların manevi baskısından kendini özgür kılma davranışıdır. Asla bedeli inkar etmez.

“Burası EDS sistemi ile gözetlenmektedir” tabelasının asılı olduğu bir trafiktir burası.

Elektronik Denetleme Sistemi ile dona-nmış bir düzende özür dilemek, kırmızıda geçtikten sonra pişman olup trafik lambasının gönlünü almaya benzer.

TRAFİK LAMBASI İNSANA ŞEFAAT EDEMEZ.”

buRAK özDEMİR

www.tanrinindogumgunu.com
http://www.dogumgunu.com.tr/store/levh-i-mahfuz.html
http://www.dogumgunu.com.tr/store/

 

REİKİ NASIL ÇALIŞIR ?

Tüm canlıların sahip olduğu bir yaşam enerjisi vardır ve bu enerji doğum ile birlikte kişiye kazandırılmıştır. Yaşam enerjisi düşük olan insanlar daha kolay ve daha sık hasta olurlar. Yaşam enerjisi yüksek olanlar ise daha dayanıklıdırlar.

REİKİ, insanın yaşam enerjisini arttırıcı bir yöntemdir.

REİKİ uygulayıcısı ister kendine, ister bir başkasına REİKİ uygulasın, kendinden bir enerji vermez. O sadece REİKİye kanal olur.

REİKİ, kişinin vücut dengesini ve uyumunu korumasını sağlar. Eğer vücudunda, herhangi bir yerinde bozukluk ya da sorun varsa bu tüm vücudu etkileyeceğinden bütüne yönelir.

Evrende her şey hareket eder ve titreşir. Her şeyin kendine has bir titreşim hızı vardır. Çevremizde yer alan bizim titreşim hızımızdan daha düşük ya da yüksek olan diğer titreşimlerden olumlu ya da olumsuz etkileniriz. Olumsuz etkilendiğimizde önce rahatsızlıkları sonrada hastalıkları oluşturmaya başlarız.

REİKİ, enerji dengemizin yeniden ve titreşimlerimizin yeniden dengelenmesine yardım eden bir ŞİFA yöntemidir.

REİKİ, tıp ile birlikte çalışır ve tıbbi tedaviyi asla reddetmez. Dünyada yapılan araştırmalar tıbbi tedavi gören hastaların REİKİ kullanmaları durumunda iyileşme hızının % 50 arttığı ve ilaçların yan etkilerinden çok daha az etkilendiklerini ortaya koymuştur.

REİKİ, temelde enerji dengemizi düzenleyerek hastalıkların iyileşmesine katkıda bulunur. Hastalıkların kökeninde zihinsel ve ruhsal nedenlerin olduğunu düşünürsek, zihinsel ve ruhsal bedenle yaptığı olumlu etkiler de hastalıkların kökten iyileşmesine yardım eder.

REİKİ, yaklaşık olarak M.Ö. 5000 yıllarında TİBET uygarlığında ŞİFA vermek için kullanılan bir yöntemdi. Tibet, ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihte yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir. Daha sonra REİKİ uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almıştır. REİKİnin daha sonra Hz. İSA tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.

REİKİ, günümüzde batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık

3 000 000 insan tarafından kullanılan bir ŞİFA yöntemidir.

Amerika ve Avrupa daki devletlerde bir çok REİKİ kliniği ve hastahanelerinde ise ŞİFAlandırma odaları bulunmaktadır. Batı’da alternatif tıbbın önemli bir kolu olmuştur.

Faydasının çok açık olması ve ŞİFA etkisinin gözle görülebilir olması REİKİ uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli bir etkendir.

Ülkemizde genelde seminerler düzenlenerek öğretilen REİKİnin

HAYIRLARA VESİLE OLMASINI gözönünde tutarak bizler,

REİKİ öğretisini, hiç bir maddi kaygı taşımadan

kapımızı çalanlara HEDİYE ediyoruz.

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ.

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında

sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için;

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

Ahmet Kaya 

 

 

Steve Jobs öldü

 

Teknoloji dünyasının en önemli isimlerinden, Apple’ın eski patronu Steve Jobs hayatını kaybetti.

2004 yılından bu yana pankreas kanseri ile mücadele eden Apple’ın eski CEO’su Steve Jobs, 56 yaşında ABD’nin  Kaliforniya eyaletinde hayata veda etti.

Ölüm haberini, dünyadaki en büyük şirketlerden biri olmasında başrol oynadığı Apple duyurdu.

7 yıldan bu yana mücadele ettiği kansere yenik düşen Jobs, bilgisayar çağında yeni bir devrim yaratmıştı.

“Steve Jobs’un aramızdan ayrıldığını derin üzüntüyle bildiriyoruz. Steve’in zekası, tutkusu ve enerjisi,
hayatımızı zenginleştiren ve geliştiren sayısız buluşun kaynağı oldu. Dünya, Steve sayesinde ölçülemez derecede daha iyi bir yer.”

Dünya Jobs’un ölüm haberini Apple’ın bu açıklamasıyla öğrendi.

Apple’ın teknoloji dünyasında çığır açan iPod, iPone, iPad ve MAC bilgisayarlarının altında hep Steve Jobs’ın imzası vardı. Onun önderliğinde Apple, 2002’de iPod’ı, 2003’te iTunes’u, 2007’de iPhone, 2010’daysa iPad’ı piyasa sürdü.

Steve Jobs sağlığına daha fazla vakit ayırmak için ocak ayında CEO’luk görevine ara vermiş, Ağustos ayındada bu görevden ayrıldığını açıklamıştı.

http://video.ntvmsnbc.com/genc-steve-jobs-takim-elbiseliymis.html

 

SABİT FİKİRLER, FİZİK BEDENİMİZİ ETKİLER VE HASTALIKLAR OLUŞUR

 

SABİT FİKİRLER, FİZİK BEDENİMİZİ ETKİLER VE HASTALIKLAR OLUŞUR

 

Acaba elbisemize (bedenimize) gereken önemi ve özeni gösteriyor muyuz? Ruhumuzla bedenimiz birbiri ile uyum içinde çalışıyor mu? Yoksa hastalıklara davetiye mi çıkarıyoruz?

Bizler şu anda ruhumuzla ve bedenimizle bir bütün halindeyiz. Ruhumuzu geliştirirken, bir yandan da bedenimizi geliştirmeye özen göstermeliyiz. Bu uyumu yakalamak zorundayız. Çünki ruhsal gelişme, ruhun ve bedenin uyumu ile olur. Bu temel bir öğretidir.

Spirituel bilgiye göre ruh, dünya üzerinde tekamül edebilmek için bir bedene ihtiyaç duyar. Bedenimiz ruhumuzun evidir. Bedendeki beş duyu ise, ruhumuzun dünyaya açılan pencereleridir.

Bedensel gelişmenin ilk şartı, bilinçli olarak solunumdur. Yani doğru nefes almayı öğrenmektir. Çünkü bilinçli ve düzenli solunum her şeyin başlangıcıdır. Çünkü nefes hayattır. İnsan nefes almadan yaşayamaz. Ayrıca insan beslenmesine ve uykusuna da dikkat etmek zorundadır.

Evrenin kendisi bir enerjidir. Ve enerji sonsuzdur. İnsanda bir enerjidir. Ruhsal yönü olmasına rağmen dünya katında “madde enerji varlığı” sıfatını almaktadır.

Evrendeki enerjiyi bedene çeken insanın kendisidir. Çünkü bedenimiz enerji ile yaşar. İşte bilinçli ve düzenli olarak yapılan solunum, bu evrensel enerjiyi bedene alma yollarından biridir. Yogilerin, hayat enerjisi adını verdiği bu enerji, heryerde bulunur. Maddede, suda, havada, vs., heryerde.

Bir insan için doğru nefes almanın iki amacı vardır. Birincisi; kana ve oradan beyine daha fazla oksijen götürmek, ikincisi hayat enerjisini bedene alıp depolayarak, bedene canlılık ve dayanıklılık sağlamak. Şunu da bilmek gerekir ki, nefes egzersizleri sayesinde zihin de, daha sakin ve huzurlu olur. Böylece düşüncelerimizi ve duygularımızı daha rahat kontrol eder hale geliriz.

İnsan sadece fiziksel bedenden oluşmamaktadır. Onun bir de, her hücresinden yansıyan ışık bedeni vardır. Bu ışık bedenin yansımasına (AURA) diyoruz. Aura tamamiyle fizik bedeni çevreleyen bir enerji alanıdır. Bu ışık bedende şakra adı verilen 7 tane de algılama merkezi vardır. Bu şakralar, nefes yoluyla aldığımız enerjinin, hayat enerjisin, fiziksel bedene aktarılmasında terminaller olarak iş görürler. Onlar birer enerji dağıtım merkezleridir. Bu merkezlerin devamlı açık tutulması çok önemlidir. Çünkü hayat enerjisi içimizde dolaştıkça kendimizi daha sağlıklı ve kuvvetli hissederiz.

Eğer çeşitli ruhsal nedenlerden dolayı enerji bedenimizi zayıf düşürmüşsek, bu zayıflık fizik bedenimize de yansır ve hastalıkların oluşmasına sebep oluruz.

Biliyoruz ki, insan bedeni DNA dediğimiz yapı taşlarından oluşmuştur. Ve biz insanlar mikroorganizmalar ve hücrelerin yanında en çok bu yapı taşlarının etkilerini taşırız.

 

İnsan tekâmülü boyunca, kendisinin yarattığı ve sonuçta çeşitli hastalıkları oluşturan, yapı bozukluğu haline gelen, sabit fikirler üretir. Herbirimizde, boyutları değişik olmak üzere, sonradan edinilen yapı bozuklukları vardır. Bunları besleyen, insanın kendisi, sabit fikirleridir. Ve bu, insanda bölünmelere, parçalanmalara sonuçta yapı bozukluklarına yol açar ve hastalıkları oluşturur.

Buna fizyolojik bir olay dersek yanılmış oluruz. Bunlar, yaşamımızdaki bütün olaylarda belirli bir dengenin kurulamaması ve tamamiyle yitirilmesi sonucunda ortaya çıkan olaylardır. İlk önce yapmamız gereken şey, dağılmış olan hücre yapımızı ve yapı taşlarımızı toparlamaktır. Bunları dengelemektir. Çünkü enerjilerin kullanımı, enerjilerin yansıması, toparlanması, gelişimi bu yapı taşlarından geçer.

Önemli olan, içinde bulunduğumuz olumsuz ruhsal durumların, sabit fikirlerin, fizik bedenimizi etkilediğini ve hastalıkları oluşturduğudur. Buna izin vermemek gerekir.

Auramızı genişletmek bizim elimizdedir. İnsan düşünce bazında bilgilenip, genişledikçe aurası da genişler. Enerjileri artar.

İlerlemek, yükselmek, bilgilenmek ve hele hele şifa almak veya vermek, bizim evrenimizde ruhun ve bedenin uyumu ile olur. Onun için ruh varlığımıza gösterdiğimiz özeni, bedenimize de göstermek zorundayız. Doğru nefes alarak onu enerjiyle beslemeliyiz. Çünkü bedenimiz tekamülümüzdeki en büyük destekçimizdir. Ona zarar vermemeliyiz, onu hırpalamamalıyız. Onu her türlü zararlı alışkanlıklardan uzak tutmalıyız. Ona gereken saygıyı göstermeliyiz.

Çünki bedenimiz ruhumuzun evidir.

Ve ruhsal tekamül, ruhun ve bedenin uyumu ile olur.

 

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılındayız.

Tarihin, herşeyin kolayca olmasını istediğimiz bir noktasındayız. Kolaylığa çok değer veriyoruz. Her şeyi iyileştirip düzeltecek bir HAP istiyoruz. Yaşamımızın ve çocuklarımızın yaşamının acısız geçmesini istiyoruz. Peki, yeni bir diyeti, yeni bir ilacı ya da yeni bir dini denerken gerçekte ne arıyoruz? İşler istediğimiz gibi kolayca ve mükemmel gitmeyince cesaretimizi kaybediyoruz. Meditasyon bir meydan okuma olabilir, fakat bir ağrı kesici değildir. Amacı acılarımızı gizlemek değildir. Meditasyon , acılarımızı iyileştirir.

 

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ

 

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için;

 REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

 

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

http://www.dogumgunu.com.tr/store/levh-i-mahfuz.html

http://www.dogumgunu.com.tr/store/

kkd pro 1 Levh i Mahfuz Sessiz İlahi...