ATATÜRK, LEVH-İ MAHFUZ ve TANRI’NIN DOĞUM GÜNÜ

ATATÜRK , LEVH-İ MAHFUZ ve TANRI’NIN DOĞUM GÜNÜ… “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmayacak demiş Mustafa Kemal. Hem gerici enerjiyle, hem de dünyanın karanlık yüzüyle aynı anda savaşmış biri o. Her ikisini birden alt etmenin nasip olduğu nadir bir insan. Ve ne yazık ki bi türlü doğru anlayamıyoruz onu. Mustafa Kemal kahin değil, bu […]

Kurban Bayramı nasıl iptal edilemiyorsa, Cumhuriyet Bayramı da iptal edilemez.

“29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Törenlerinin iptal edilmesi ne kadar doğal? Dindar-muhafazakâr kesim, Cumhuriyet Bayramlarından hazzetmiyor. Terör ve deprem, sadece birer bahane. Bir cumhuriyetin, Cumhuriyet’inin kuruluşunu kutlamaması gerçekte hayal dahi edilemez. 24 asker kaybımızdan sonra muhalefetin iktidarı istifayı düşünmeye çağırması elbette ki, PeKaKa isimli örgütü onore edici bir davranıştı. Sayın Başbakan, muhalefetin bu aldanışını gündeme getirdikten […]

Hayata BAĞIŞ

ORGAN NAKLİ – ÖLÜM   “Gerçek Müslümanın ideal ölüm şekli, organlarıyla hastalara şifa dağıtabiliyor olmasıdır. Tıp ve teknoloji, insanlara uzuv nakli yapmaya muktedir ise, bu durumda Müminlik organlarını İNFAK edebilmeyi gerekli kılar. ORGANLARIN İNFAKI MÜMİN, ORGANLARINI İNFAK EDEN KİŞİDİR.   Beyin ölümü gerçekleşen kişi artık ölmüştür. Fakat gerekli tedbirler alındığında organlar yeterli bir süre diri […]

Belki farkındayız, belki değiliz.

“Levh-i Mahfuz ve Tanrı’nın doğum günü, dinadamlarıyla sınırlı bir olgu asla değil. Çünkü din, İslam’ın ancak yüzde biridir. Bu, spiritüel onlarca kanal ve onların yüzbinlerce takipçilerini de ilgilendiren yeni ve oldukça “flaş” bir durum. Bilenler bilmeyenlere anlatsın artık. Geçtiğimiz 4 yılda nasıl olduysa, önümüzdeki birkaç seneler boyunca da, en heyecan verici bilgiler insanlara bizim üzerimizden […]

Ben derken, biz derken kastettiğimiz özdür. Senin özün.

     ” Kur’an-ı Devrim Levh-i Mahfuz hiçbir avuca sığmaz, kayıverir elinden hemen, hiç kimsenin dümen suyuna da girmez, bizim ajandamızda hiçbir gün, bir diğerinin aynısı değildir. Biz bu ‘alışmak’ kelimesine alışamayız bir türlü. Alışmaya alıştırmadık kendimizi. Sevdiklerimizde bu duyguyu hissettiğimiz her anda, ‘alışamadık’ düğmelere basmamız gerekir. Kaleciler kontripiyede, forvetler ofsayt çizgisinde kalmalı. Yoksa ilerleme olmaz. […]