Keyifli tek kişilik bir yolculuk; ÖĞRENMEK

Oysa Tek Kişilik Bir Yolculuktur Öğrenmek

 Elini nereye atsan bir sertifika programı, bir kurs, bir seminer.

“Kişisel gelişim”, “yaşam boyu öğrenme”, “sürekli eğitim” sözcükleri gazetelerin reklam sayfalarından, internet sitelerinden, makale başlıklarından seni çağırıyor.

Başını uzatıp da pencereden aşağıda akıp giden hayata bakmasan, muhteşem bir dünyanın varlığına neredeyse inanacaksın. Öyle bir dünya ki bu, her birey tam bir farkındalıkla gelişiyor, potansiyelini gerçekleştirme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Yaptığı işten memnun olmayan ama ne olmak istediğini de bilemeyen umutsuz çalışanlar tarih olmuş. Hani sevdiğin işte çalışmak ve merak ettiğin şeyleri öğrenmek âşık olmak gibidir, karnında kelebekler uçuşur, kuşlar havalanır, heyecandan yanakların kızarır ya, işte bu dünyada herkesin karnında kelebekler uçuşuyor.

Çok yazık, ama gerçek hayatta bu aşklar yalnızca birkaç gece, bilemedin birkaç hafta sürüyor.

Öğrenmeye merakın var, o kesin; günceli yakalamak, geride kalmamak için gösterdiğin çaba takdire değer.

NLP diyor biri, koşuyorsun; ACCESS CONSCIOUSNESS diyor biri, oraya koşuyorsun; “Etkili Dinleme” diyor öbürü, daha kendini bile dinlemeden kayıt yaptırıyorsun. Bir kurstan öbürüne, sürekli yetişmeye çalışıyorsun.

Özgeçmişindeki “sertifikalar” bölümü şişiyor da şişiyor. Haksız mıyım, aslında taze bir öğrencinin coşkusu olmalı gözlerinde, sense sanki biraz sönük bakıyorsun. İçinde geçmeyen, hafif bir tatminsizlik, elinde seminer dosyan, habire not tutuyorsun.

Peki, şu güne dek tuttuğun notlardan sana ne kaldı?

Aldığın eğitimlerin kaçı hayatındaki geçerliliğini koruyabildi?

Öğrendiklerinden hangisi ofisteki büyük bir klasörde, evdeki bir çekmecede, kitapların arasında değil de hayatın tam içinde, davranışlarında, etrafında olup bitenlere yaklaşımında kendini buldu?

Aslında o filmlerde gördüğümüz nikah törenleri gibi olmalı. Eğitimci salona girmeli ve demeli ki, “Bu eğitime ihtiyacı olduğundan emin olmayan, iş ve özel hayatındaki gerekliliğini sorgulamayan biri varsa şimdi dışarı çıksın.” Hangisinde kalırdın?

Çünkü genellikle eğitimci suçlanır. O “bazılarımıza” iyi anlatamamıştır. Oysa belki de yalnızca bazıları gerçekten öğrenmek için oradadır. Sen okul yıllarında en ön sıraya geçip sorgusuz sualsiz not tutanlara benzerken; onlar diyelim ki coğrafya mı konuşuluyor, dünyanın büyüklüğüne şaşıran, yağmur ormanlarını merak eden, eve gidince ilk iş atlası açıp bakanlardır. Büyüseler de şaşkınlıkları geçmez, merakları değişmez. Öğrenmek onlar için görev değil bir sanattır. Gelişimlerinin yalnızca kendi sorumluluklarında olduğunu bilirler. Bu yüzden de herkesten önce içlerini dinlerler. Neye ihtiyaç duyduklarını, aldıkları bilgiyle nereye gideceklerini söyleyecek şey orada, içeridedir.

Bir sanatsa öğrenmek, incelikleri bilinmelidir. Yani önce “öğrenmek” öğrenilmelidir. Nasıl ki piyano çalabilmek için her gün pratik yapmak gerekir, öğrenmek de öyledir. Boşlamaya gelmez, disiplin gerekir. “Sürekli öğrenme” dedikleri, hayatını bir öğrenme şenliğine dönüştürebilmektir. Bir yandan değişen koşullara ayak uydururken, diğer yandan edindiğin her bilgiyi, beceriyi deneyimlersin. “Ne öğrenmeliyim”e cevabın, “Nasıl bir hayat istiyorum?” sorusuyla aynıdır. Artık ne senelerdir bir ofiste dünyadan habersiz çalışıp, hesaplayıp, raporlayıp duranlara; ne de panik içinde oradan oraya koşturanlara benzersin. Bilgiyi yaşamak seni sevindirir ve bilirsin ki öğrenmek, bu dünyadaki en neşeli iştir.

Öğrenmeyi sürekli kılmak için kişi hayatında bir an durmalı ve sormalıdır: “Ne istiyorum?”. Bu soru, çoğumuzun aklında döner durur. Pek azımız odaklanır, düşünür ve yanıtı bulur. Onlardan da azı bulduğu yanıtın peşinden gider. Çünkü bunun için mevcut, onaylanmış bir düzeni bozmak, belki de her şeye yeniden başlamak gerekecektir. Başaranlar ise gıptayla izlenir, sanki onlar bir başka gezegenin misafiridir.

· Benim için “daha iyi bir hayat” neyi ifade ediyor?

· Böyle bir hayata kavuşmam için hangi bilgi ve becerilere ihtiyacım var?

· Bilgiye nasıl ulaşabilirim?

· Öğrendiklerimi hayatımda nasıl uygulayabilirim?

“Sormak” dedik ya, yukarıdakilere benzer birkaç soruyla başlar öğrenme yolculuğu. Diyelim ki sen yıllardır, önemli bir şirketin önemli bir departmanında çalışıyorsun. Zaten kurulu bir düzene gelmiştin, yapacakların daha başından belliydi. Onları da öğrendin bitti, şimdi gidip geliyorsun. Hatta öyle alışmışsın ki durağanlığa, yeni gelenlerin fikirleri, heyecan dolu soruları içini sıkıyor. “Biz hep böyle yaparız” diye kesip atıyorsun. Mutlu musun? Sanki daha çok, çile dolduruyorsun…

Oysa her sabah yeni deneyimlerin heyecanıyla uyandığını, edindiğin bilgileri işte uygulamak için can attığını hayal et. Öğrendiklerinle sosyal hayatında olaylara farklı bakış açıları kattığını, problemleri bir çırpıda çözdüğünü düşle. Daha iyi bir hayatı sürekli yaşadığını düşün. Hayatında yalnızca sana özel, kendi içinde keşfettiğin hedeflerin varmış. Her şeyi oluruna bırakmış, rüzgar nereye eserse, deredeki yaprak gibi sürüklenen bir sen yokmuş artık. Gözlerini coşkuyla açmış, hayata odaklanmışsın. Ne istediğini bilmenin iç rahatlığını hissetmeye çalış. Bilginin hayatının bir parçası olduğunu, etrafındaki her şeyi kendinle birlikte geliştirdiğini, ilerlediğini düşün. İlerledikçe, bunun hiç bitmeyen bir yolculuk olduğunu fark edeceksin. Çocukluk günlerindeki bilgi açlığı, merak ve soru sorma isteği seni neşeyle saracak. İnsan en çok “isteyince” öğrenir, göreceksin.

Tüm bunları, bilgilerini sana en iyi şekilde aktarmaya çalışan bir eğitimcinin hissettirmesini bekleme. Unutma ki hayatın her alanında olduğu gibi, burada da asıl sorumlu sensin. Bütün kimliklerden sıyrıl ve odaklan: “Ne istiyorsun?” Eğitim sürecinde, her aşamanın farkında ol. Aldıklarını seminer salonunda asla bırakma, ama özümsemeyi de ihmal etme. Çocuk ezberi ya da taklitle değil, ancak içselleştirdiğin bilgilerle zenginleşir ve bu zenginliği hissettirebilirsin.

Her gün kendine “o gün ne öğrendiğini” sor.

Ve bu öğrendiklerinle ne yapacaksın?

İlk fırsatta uygulamaya geç, her deneyimde bir kez daha öğreneceksin.

Kalabalık sınıflarda da gerçekleşse, küçük bir masa başında da olsa hayatın ta kendisidir, bir yolculuktur öğrenmek. Yola çıkmanın da, yürümenin de yalnızca yolcunun elinde olduğu, tek kişilik, keyifli bir yolculuk.

(Deniz Yalım Kadıoğlu’na düşünce ve anlatımları için teşekkür ederiz.)

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ.
Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;
SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için; REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

Ahmet Kaya
REİKİMASTER/TEACHER
www.izmirliahmetkaya.com
www.tanrinindogumgunu.com

(hiç bir maddi kaygı taşımıyoruz)

KUR’ANTUM KUR’AN-I DEVRİM

KKD

Bu kitapta karşılaşacağınız heyecanın,

dini böylesi bir sevgiyle kucaklamanın örneği,

daha önce ancak İslamiyet’in ilk yıllarında görülmüştür…

Aradaki binyıllık süreçte dinibütünler, dini kabullenmişler

ANCAK H E Y E C A N L A N M A M I Ş L A R D I R.

Bu kitap; KURANTUM Kur’an-ı Devrim,

bir dinin doğumundan binyıl sonra,

7’den 70’e her yaşam biçiminden insanı,

nasıl sarıp sarmalayabildiğinin gerçek hikayesidir.

Bu hikayedeki isimsiz gerçek kişiler,

ONLAR 21. YÜZYILIN SAHABELERİDİR.

Televizyon seyreden,

kredi kartı kullanan,

evkirası ödeyen,

facebook profilini güncelleyen,

hayattan zevk alacak gustonun sahibi,

yepyeni bir sahabe nesli…

NESLİNİN TÜKENDİĞİNE İNANILAN HEYECANLI MÜSLÜMANLAR…

K U R A N T U M ’ L A G E R İ D Ö N D Ü L E R

Kitabın adı: Kurantum Kur’an-ı Devrim

Yazar: buRAK özDEMİR

Kapak Tasarımı: buRAK özDEMİR

ISBN: 978-994-0252-7-0

Yayınevi: Doğumgünü Yayıncılık

Kapak: Gofre + Lake + Siyah Yaldız + Beyaz Yaldız + Selefon

Kağıt: Beyaz kuşe

Boyutlar: 21.5 cm x 15 cm x 3.3 cm

Fiyatı: 32 TL -KDV dahil-

-Arka Kapak yazısı-

İçeride neler var?

TANRI – İSLAM – IPHONE – SPİRİTÜEL – KURAN – ALLAH – 2012 – AŞK ÖZGÜRLÜK – RUH – KIYAMET – TÜRKiYE – NAMAZ – YOGA – CUMHURiYET MiSTiK – MUHAMMED – ATATÜRK – FACEBOOK – BARIŞ – DEVRiM MÜSLÜMAN – BiLGE – SIR – TILSIM – KiTAP – UZAY – TEFSiR – BiLGiSAYAR REiKi – DiNDAR – MEDiTASYON – HAC – FARKINDALIK – TASAVVUF FELSEFE – MEKKE – ŞiFA – AURA – YARATICILIK – ÖRTÜ – KiŞiSEL GELiŞiM – KABALA – BiN-LADiN – YAHUDiLiK – DiRiLiŞ – iNOVASYON – ORUÇ HAÇLILAR – iSA – KiLiSE – RAMAZAN – ViZYON – GÖNÜL – KANSER – iLAHi EGO – ULEMA – HZ.ALi – METALLICA – NEFiS – ATEiST – SEVGi – MUCiZE MASERATİ – TÜRBAN – VAROLUŞ – SiYASET – KADER –

PEYGAMBER – 11-EYLÜL – NLP – EFT – TEKAMÜL – SEZGi – TEKNOLOJi – AYDINLANMA DERViŞ – AHiRZAMAN – BOLLUK – MEHDi ZUHUR –

KURANTUM KUR’AN-I DEVRiM

 

http://www.dogumgunu.com.tr/store/kkd.html

www.tanrinindogumgunu.com

Renkleri kullanarak Spiritüel Meditasyon

 

Renkleri kullanarak Spiritüel Meditasyon

Iç benliğimizle temasa geçmenin bir aracı olarak spiritual meditasyonun bedeni iyileştirme konusunda da büyük yararları vardır. Renk transmisyonu bir ruhun enerjisinin ve rehberlerimizin ifadesi olduğuna gore, burada renkleri kullanarak meditasyon yapmaya bir örnek verelim.

Altı aşamalı meditative bir çalışma seçtik. Danışanlarımızdan bazıları renklerle meditasyonun kullanımıyla bir spiritual güçlenme duygusu geliştirdiler. Ciddi fiziksel sağlık sorunları olanlar bize en iyi sonuçların günde bir kez, otuz dakika ya da günde iki kez yirmişer dakika meditasyon yapılınca alındığını söylüyorlar.

Bu meditasyon egzersizini fiziksel rahatsızlıklar için bir tedavi olarak önermediğimi, tedaviyi destekleyici bir çalışma olduğunu unutmayın.

Herkesin zihin gücü ve konsantre olma yeteneği farklıdır, tıpkı hastalıkların doğası gibi. Bununla birlikte, gerçekten de kişinin bağışıklık sisteminin daha yüksek Benliğimizle birleşerek arttırılabileceğini düşünüyoruz.

Öncelikle Reiki kanalınızı açın ve şifalandırmaya niyetlenin.

1-     Zihninizi sakinleştirerek başlayın. Sizi incitmiş olan gerçek ya da hayali bütün yanlışlar için tüm insanları bağışlayın. Kendinizi bağışlayın . Temizleme için beş dakika ayırın; bu sure içinde hastalığınızla ilgili korkular da dahil bütün negative düşünce enerjisini siyah bir renk olarak zihninizde canlandırın. Bir elektrik süpürgesinin tepenizden tırnağınıza kadar hareket ettiğini, ağrılardan ve hastalığınızın acısından kaynaklanan bütün karanlığı vücudunuzdan emip attığını düşünün.

2-     Şimdi, başınızın üzerinde açık mavi bir hale yaratın-imgeleyin, bu hale ruhsal rehberinizi temsil ediyor. Siz ona sevgi, şefat, merhamet ve aşk  dolu düşünceler gönderirken onun yardımını isteyebilirsiniz. Sonrada nefes alıp verişinize yoğunlaşarak ve nefeslerinizi sayarak beş dakika daha geçirin. Rahatlamanın geldiğini ve gerginliğin dışarı çıktığını düşünürken nefeslerinizi dikkatle izleyin. Nefes alıp verişiniz beden ritminize uyumlu olmasına dikkat edin.

3-     Bu aşamada, artık kendi yüksek bilincinizi bedeninizi korumaya yardımcı olacak şekilde büyüyen beyaz-altın rengi bir balon olarak düşünmeye-imgelemeye başlayın. Içinizden şunu söyleyin: “içimdeki ölümsüz parçamın, ölümlü toprak bedenimi savunmasını istiyorum.” Şimdi en derin konsantrasyonunuza başlayın. Bu balondan beyaz ışığın saflığını çekecek ve onu organlarınıza bir güç demeti olarak göndereceksiniz. Akyuvarlarınız bağışıklık sisteminizin gücünü temsil ettiği için, bu akyuvarları kabarcıklar olarak zihninizde canlandırın ve onları vücudunuzun içinde her yere hareket ettirin. Bu beyaz kabarcıkların siyah kanser hücrelerine saldırdığını ve aydınlığın karanlık üzerindeki gücüyle onları yok ettiğini düşünün.

4-     Kemoterapi alıyorsanız, bu tedaviyi bir lavanta rengi göndererek destekleyin. Bu lavanta rengini kızılötesi bir lambadan çıkıp vücudunuzun her bölümüne yayılıyor şeklinde görebilirsiniz. Bu renk bilgeliğin ve spiritual gücün tanrısal rengidir.

5-     Şimdi, kanserin ya da rahatsızlığınızın etkileri yüzünden hasar görmüş olan bu hücreleri iyileştirmek için yeşil rengi gönderin. Bu rengi, en güç zamanlarda aralıklı olarak spiritual rehberinizin mavisiyle birleştirebilirsiniz. Kendi tonunuzu seçin ve bu yeşili içinizi iyileştiren akışkan bir sıvı olarak düşünün-imgeleyin.

6-     Son aşamamız zihinsel kuvveti sürdürmek ve zayıf düşmüş bir bedene cesaret ve güç vermek için bir kez daha başınızın çevresinde mavi hale yaratmak-imgelemek olacak. Bir kalkan olarak vücudunuzun dış bölümlerinin çevresine bu haleyi yayın. Hem içinizde hem de dışınızda bu sevgi ışığının iyileştirici gücünü hissedin. Geçici süreyle bir durma halinde olduğunuzu düşünün ve “iyileş, iyileş, iyileş” gibi kendi iç sesinizle seçeceğiniz bir mantrayı tekrarlayarak meditasyonu bitirin.

Bırakın Reiki kanalız açık kalsın, o şifalandımaya devam etsin.

Günlük bir disiplin olarak meditasyon yapmak çok şey kazandıran sıkı bir çalışmadır. Meditasyon yapmanın tek bir doğru yolu yoktur. Herkes kendi entellektüel ve duygusal sistemini ihtiyacına uyan bir çerçeve içinde birbirine bağlayan bir program bulmak durumundadır. Derin meditasyon bizi tanrısal bir bilince götürecek ve ruhun kişilikten geçici bir süreyle serbest bırakılmasını sağlayacaktır. Bu serbest kalmayla, odaklanmış haldeki zihindeki her şeyin tek bir bütün olarak birleştirildiği, farklı bir boyutu olmayan gerçekliğe varılabilir.

Biz buna sonsuz bilinç olma hali de diyebiliriz.

Zihin saf, tek bir merkezde toplanmış halde olduğunda, gerçekte olduğumuz kişiyi, belki de yaşam yolunda bir yerlerde kaybetmiş olduğumuz ÖZÜ bulabiliriz.

Günlük meditasyon sevgi, şefkat, merhamet ve aşk dolu ruhların varlığıyla bağlantı kurmanın bir aracı olarak da yararlı olabilir.

Farkındalılığınızı arttımak için Reiki uyumlamalarıyla bizler buradayız. Hiç bir maddi kaygı taşımıyoruz .

 

Ahmet KAYA

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

Levh-i Mahfuz

Levh-i Mahfuz

İÇ HUZUR ve SPİRİTÜELLİK

 

İÇ HUZUR ve SPİRİTÜELLİK

Her birimiz diğer herkesten farklı, benzersiz bir varlık olduğumuz için,

iç huzuru isteyenlerin kendi spiritüelliklerini bulmaları

yine kendilerine düşer.

Kendimizi tamamen başkalarının deneyimine dayanan inanç sistemlerine gore ayarlarsak, bize gore bu süreçte kendi bireyliğimizden bir şeyler kaybederiz.

KENDİNİ KEŞFE VE KURUMLARIN DOKTRİNLERİ TARAFINDAN TASARIMLANMAMIŞ KİŞİSEL BİR FELSEFE BİÇİMLENDİRMEYE GİDEN YOL, ÇABA GEREKTİRMEKLE BİRLİKTE ÖDÜLLERİ BÜYÜKTÜR.

Bu amaca giden bir çok yol vardır; bunlar kendine güvenmekle başlar.

“rasyonel olan da irrasyonel olan da aynı anlayışa götürür.

Işin aslı, alınan yol pek de mesele değildir; varma iradesi yeterlidir.”

 

Yeryüzü labirentinde yol alırken, öte dünyaya ilişkin vizyonlar her birimizin  içinde bir mabed olarak bulunmaktadır. Ebedi ve ezeli evimize ilişkin bu küçük parçaları açığa çıkarmadaki güçlük, yaşamın insanın dikkat dağıtıcı öğelerinin oynadığı rolün hiç de küçük bir rol olmamasıdır.

Hayatı, hiçbir soru sormayıp sonunda olması gereken şeyin olacağını varsayarak olduğu gibi Kabul etmek kötü bir şey değildir. Bununla birlikte, daha fazlasını bilme arzusunda olanlar için, hayatı basitçe Kabul etmek hiç bir şekilde tatmin edici olmaz. Bazı yolcular için, canlı olmanın bir anlamı olacaksa, bu, hayatın gizemlerine dikkati gerektirir.

Kendi spiritüellik yolumuzu arayış sırasında,

“Hangi tür davranışsal yasaya inanacağım”

Sorusunu yöneltmek akıllıca olacaktır.

Bununla birlikte, ölümden sonra dini ilişkilerimizle değil, kendi davranış ve değerlerimizle değerlendiriliriz. Ayrıca ruhsal dünyada, kendimizden çok başkaları için ne yaptığımızla ölçülürüz.

Iç huzur yoksa, hangi tür spirituel bağa sahip olduğumuzun da önemi yoktur. Yukarıda dinleyen hiç kimse olmadığı için, spiritual rehberlik almaksızın, hepimizin tek başına olduğu görüşüne inanarak kendi iç gücümüzden ayrıldığımızda yaşamla da bağlarımız kesilir.

Spirituel algı bireysel bir arayış olmalıdır, aksi takdirde hiçbir anlamı yoktur.

Biz büyük ölçüde kendi o anki gerçekliğimizden etkileniriz ve çok uzağı görme gerekliliği olmaksızın her defada bir adım atarak bu gerçekliğe gore davranabiliriz. Yanlış yöndeki adımlar bile bize bir şeyler öğretmek için tasarımlanmış bir çok yola dair içgörü kazanmamızı sağlayabilir.

RUH BENLİĞİNİ FİZİKSEL ÇEVREMİZLE UYUMLU HALE GETİRMEK İÇİN, BİZE BURADA OLMAMAMIZIN NEDENLERİNE YÖNELİK ARAYIŞTA ÖZGÜR İRADEYİ KULLANMA SEÇENEĞİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLİR.

Yaşam yolunda, yaşamın mutsuzluk getiren aksaklıkları için diğer insanları suçlamadan kendi kararlarımızın tüm sorumluluğunu almak zorundayız.

Görevimizde etkin olmak için,

her mümkün olduğunda

başkalarına kendi yollarında yardımcı olmamız beklenir.

Başkalarına yardım ederek kendimize de yardım ederiz.

Tamamen kendimize dalacağımız bir ölçüde kendi benzersizliğimizi beslediğimizde başkalarına el uzatmak da engellenmiş olur.

SİZE BU BEDEN BİR ŞANS ESERİ VERİLMEMİŞTİR.

Sizin için spiritual danışmanlar tarafından seçilmiştir ve siz, sunulan başka bedenleri de gözden geçirdikten sonra, şu anda sahip olduğunuz bedeni Kabul etmişsinizdir. Dolayısıyla, koşulların kurbanı değilsiniz.

Yaşama seyirci kalan biri değil ona aktif olarak katılan biri olmak için bedeninize emanet edilirsiniz.

Bu yaşam akdini Kabul ettiğimiz, bunun da yeryüzünde oynadığımız rollerin aslında bizden daha önemli olduğu anlamına geldiği düşüncesini göz ardı etmemeliyiz.

Bu yüzyılda karşı karşıya olduğumuz şey,

materyalizmin hakim olduğu aşırı kalabalık bir toplumda

insanın itibarının ve bireyliğin aşınmasıdır.

Küreselleşme, kentsel yayılım ve büyüklük,

yalnızlık ve memnuniyetsizliğin formulü olmuştur.

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ.

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında

sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için;

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

 

Ahmet Kaya 

REİKİMASTER/TEACHER

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

BU SINAVI GEÇMEK KADERİMİZ

BU SINAVI GEÇMEK KADERİMİZ

Ruh enerjimiz şu anki gelişim evremizde bilemeyeceğimiz

daha yüksek bir otorite tarafından yaratılmıştır.

Dolayısıyla, içimizdeki bu tanrısallık parçasını bulmak için bir şahıs olarak

kim olduğumuz konusuna odaklanmalıyız.

Kişisel içgörünün önündeki tek sınırlama

kişinin kendi koyduğu sınırlamadır.

Diğer insanların spiritüel yollarının sizinle hiçbir ilgisi yoksa, bu sizin ihtiyaçlarınıza yönelik tasarımlanmış bir yolun da olmadığı anlamına gelmez.

Olduğumuz varlığa yönelik nedenler yaşamdaki başlıca bir gerçektir.bir kişinin kendisine gösterilmiş bu gerçeğin bir yönünü bulabildiği yer, bir başka kişi için aynı yer olmayacaktır.

Aslında, kendi ruhumuzla tek başınayız, yine de yalnızlık hisseden insanlar kendilerini genellikle bulamamışlardır. Ruhun kendini keşfi kendine hakim olmayla ilişkilidir. Bireysel özümüzü yakalamak aşık olmaya benzer. Içinizde uykuda yatan bir şey, yaşamınızda bir an gelir, bir uyaran tarafından uyandırılır.

Ruh ilk başta sizinle flört etmeye başlar, sizi ancak belli bir mesafeden görülebilecek keyiflerle daha ileri gitmeye kışkırtır.

Kendini keşfetmenin ilk çekiciliği, bilinçdışı zihinle bilinçli zihnin neredeyse oyun niteliği taşıyan bir temasıyla başlar. Kendi İÇ BENLİĞİMİZE tamamen sahip olma isteğinin yoğunluğu arttıkça, karşı konulmaz bir şekilde çok daha yakın bir ilişkiye doğru çekiliriz.

Ruhumuzu tanımak kişinin BENliğine sadakat duyduğu bir evlilik haline gelir.

Kendini keşfetmenin büyüleyici yönü, o sesi duyduğunda onu hemen fark etmenizdir. Bu gezegendeki herkesin kişisel bir spiritüel rehberi vardır.

Ruh rehberleri, biz açık olduğumuz sürece,

iç zihnimizle konuşurlar.

Her birimiz rehberlerimizi çağırma

ve onları dinleme yeteneğine sahibizdir.

Yaşamda rastlantı diye bir şey yoktur, ama yine de insanların rastgelelik diye algıladıkları şeyler kafalarını karıştırır. Spiritüel düzenin düşüncelerine karşı çalışan işte bu felsefedir. Bir sonraki kolay adım, yaşamlarımız üzerinde hiçbir kontrole sahip olmadığımız duygusuna kapılmak ve yaptığımız hiçbir şey bir önem taşımayacağı için amaçsız olduğumuzu düşünmek olacaktır.olayların rastgeliliğine inanmak koşullara tepkimizi olumsuz yönde etkiler ve bizi bu olayların açıklamaları hakkında düşünmekten alıkoyar.

“Bu Tanrının isteği”, hatta “Bu benim karmam”

Diyerek yaşama kaderci bir bakışa sahip olmak

eylemsizliğe ve amaçsızlığa katkıda bulunur.

Hayat ergiye doğru sürekli değişim meselesidir.

Bugün yeryüzündeki yerimiz yarın farklı olabilir. Yaşamdaki bu farklı perspektiflere kendimizi adapte etmeyi öğrenmek zorundayız, çünkü buda bizim gelişimimize yönelik planın bir parçasıdır. Böyle yaptığımızda, BENLİĞİN, geçici dış kabuğun daimi ruh zihnimizde yatan şeyi maskeleme sürecini aşması söz konusu olacaktır. Insan zihnini düş kırıklığı yaşatan duygularından yukarı çıkarmak için, bir yandan hatalardan dolayı kendimizi bağışlarken diğer yandan da bilincimizi genişletmek zorundayız. Aslen bizler farkında olmasak da sonsuz bilinç sahibiyizdir. Kendimize ve yol boyunca içine düştüğümüz budalaca kötü durumlara gülmenin zihinsel sağlığımız açısından son derece önemli ve yararlı olduğunu bilmemiz gerekir.

Hayat, hepsi burada olduğumuz için yaşadığımız çelişkiler ve mücadele,

acı ve mutluluklarla doludur.

Her gün yeni bir başlangıç demektir.

Yeryüzüne gelmek kendi yurdumuzdan uzakta yabancı bir ülkeye yolculuk yapmaya benzer. Bazı şeyler size tanıdık görünür, ama çoğu şeye, özellikle de BAĞIŞLAYICI olan koşullara alışana kadar tuhaf gelecektir.

Asıl yurdumuz mutlak huzur, tam Kabul ve eksiksiz sevginin, şefkatin, merhametin ve koşulsuz aşkın olduğu bir yerdir.

Ruhlar evimizden ayrıldığımızda, artık bu güzel özelliklerin çevremizde olacağını varsayamayız.

Yeryüzünde, bir taraftan sevinç ve sevgiyi, aşkı ararken,

bir taraftan da hoşgörüsüzlük, öfke, nefret, kin ve üzüntüyle

baş etmeyi öğrenmek zorundayız.

Bu yolda, hayatta kalmak için içimizdeki iyiliği-güzelliği feda ederek ve çevremizdeki kişilere yönelik üstünlük ya da değersizlik tutumları edinerek bütünlüğümüzü kaybetmemeliyiz.

Kusurlu bir dünyada yaşamanın, kusursuzluğun gerçek anlamını

takdir etmemize yardımcı olacağını biliriz.

Bir başka yaşama yolculuğumuzdan önce

cesaret ve alçakgönüllülük isteriz.

Farkındalılığımız arttıkça varoluşumuzun kalitesi de artacaktır.

Sınanma biçimimiz de budur.

Bu sınavı geçmek kaderimizdir.

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ.

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında

sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için;

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

 

Ahmet Kaya 

REİKİMASTER/TEACHER

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com