ZORLU DENEYİMLER, ÖZGÜR İRADE

  

ZORLU DENEYİMLER, ÖZGÜR İRADE

 

Özgür irade dünyada yaşadıkları süre içinde harmonik bir şekilde her bireyde bulunan VİBRASYONUN anlatımıdır. Vibrasyon frekansınızı yükselterek, MÜŞFİK olmayı öğrenerek ve yeryüzünde karşılaştığınız her insana bir AZİZ’miş gibi davranarak ruhsal beden olarak seçmiş olduğunuz dersleri değiştirebilirsiniz.

Belki bu değişiklikleri hissetmeyebilirsiniz çünkü sizin gezegeninizin frekansı oldukça yoğundur fakat her zaman yüksek frekanstasınızdır. Bu yüksek frekanslar sizi daha SEVGİ dolu davranışlara yükseltecektir.

SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET ve AŞK dolu düşünce ve dilekler sizi insanlığın iyiliğine yönelik bir DÜŞÜNCE-FORMU haline getirir.

 

Bir düşünceye ilk sahip olduğumuz zaman,

bu düşünce fiziksel tezahür öncesindeki bir ENERJİDİR.

Eğer BİZ bir düşünceyi yeterince sık veya

yeterince duygu katarak düşünürsek

nihayetinde o düşünce fiziksel alemde tezahür edecektir.

NEGATİF DÜŞÜNMENİN FİZİKSEL HASTALIKLARA

YOL AÇABİLMESİ DE BU NEDENDEN DOLAYIDIR.

 

RUHUN LİSANI DUYGULARDIR.

Dünya halihazırda her geçen gün vibrasyon anlamında yükselmektedir. Her gün daha fazla RUH, yaşamlarını yüksek düşünce-formlarında sürdürecekleri bir seviyeye gelmektedir. Herkesin iyiliğine olacak şekilde hareket etmeyenler için yakın zamanda hiç yer kalmayacaktır dünyada. Yolunuzdaki insanlara SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET, AŞK, HUZUR ve IŞIK vermeyi seçtiğiniz için derslerinizi öğrenmek üzere belirlediğiniz o ZORLU DENEYİMLER artık ruhunuza uygun düşmeyecektir.

Kendiniz ve diğerleri için hayırlı olan değişiklikleri,

 herkesin içindeki iyiyi görerek ve onları yüceltip,

yükseklere taşıyarak hayata geçireceksiniz.

ZORLU DENEYİMLER taşıdıkları güzelliği hayata geçirmeleri için ruhların hızını kesmek üzere kullanılan bir yöntemdir. Dünya üzerindeki  deviniminizi daha yavaş bir tempoda sürdürdükçe, semavi vibrasyonların frekansı da o kadar yüksek ve hissedilir olur. ACI ve ÇİLE’de tercih unsurudur ve diğer insanlar dünya üzerindeki hayatlarını ACI çekmeden yaşayabilsinler diye bazı harikulade varlıklar acıyı kendi üstlerine alırlar. Diğerlerinin mutluluk içinde, ızdırap çekmeden yaşayabilmeleri için dünyevi bedeninizi teslim etmek, insanın yapabileceği en yüksek seviyeli fedakarlıklardan biridir.

Başa çıkabileceğinizden daha fazlası verilmez size fakat bazı RUHLAR bir hayat dönemi içinde daha hızlı bir bilinç gelişimi kaydetmek isterler, bilinç seviyeleri arasındaki perdelerden daha hızlı geçmeyi arzu ederler. Dünyevi acı ve ızdıraplar fiziksel planda her zaman değiştirilemeseler bile, bu ızdıraba taraf olan kişiler düşüncelerini değiştirmeye, pozitif vibrasyonu olan düşünce formlarını seçmeye her zaman muktedirdir. Zira düşünce şeklinin değiştirilmesi ızdırabı ve çekilen acıyı azaltır.

Hayatımızdaki zorlu durumları, SEVGİ’nin tüm biçimlerini deneyimlemek ve kendimizi SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET ve AŞK olarak bilmek amacıyla planladığımız dikkate alındığında, bu idraka daha erken bir zamanda ulaşmamızın, planlanan diğer olayları gereksiz kılacağı açıktır.

 

DEPRASYON, ÖFKE, ‘Neden BEN?’ sorusu ve en nihayetinde de kabulleniş dönemi. Tüm bunlar, belirli bir seviyedeki RUH BİLİNCİNE ulaşmak için başarılması gereken dersin aşamalarıdır. Güzel bir süreçtir bu ve her bir aşamada kendinizi AFFETMENİZ çok önemlidir.

Böylelikle en yüksek bilinç seviyenize erişebilir

ve sonrasında da benzer şeyleri yaşayacak,

aynı yollardan geçecek tüm insanların bilincinde de aynı güzelliği,

SEVGİYİ, ŞEFKATİ, MERHAMETİ, AŞKI ve anlayışı canlandırabilirsiniz.

 

İnsanlar hayatın olağanüstü derecede hassas ve kırılgan olduğunun artık farkındadırlar. ZORLU DENEYİMLER, tanıdıkları birinin başına gelebiliyorsa eğer, onlarında başına gelebilir ve bu ilk bakışta çok ürkütücüdür. Hayatınızda kimin olması gerekiyorsa onlar orada olurlar her zaman. Bazen de bu zorlu yolculuğu tek başınıza yapmanız gerekir ve dışarıdan gelecek yardımlara çok ihtiyacınız olmaz. Fakat ihtiyaç duyduğunuzu düşünebilirsiniz. Böyle düşünen ve bu düşüncenin içinde DEBELENEN insanlar KURBAN haline gelir.

Eğer kendi içinize bakarsanız,

İster yalnız başınıza yürüyün, ister başkalarıyla birlikte,

Yol sizin için aydınlanacaktır.

Yapmanız gereken tek şey

TANRI’dan YARDIM İSTEMEKTİR.

 

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

 

 

TEKAMÜL GERÇEĞİ, SUYA KONUŞUN

 

TEKAMÜL GERÇEĞİ, SUYA KONUŞUN

 

İnsanların olumsuzluklarla dolu bir durumu yalnızca kendilerinin deneyimledikleri hissini taşımaları bencilce bir yanılgıdır. İnsanın kendine acıyarak geçirdiği bu KURUNTU ve VESVESE dolu zamanlar, kişiyi hayatın ve ebediyetin akışından koparıp ayırır. İnsanlar kendilerini hayattan koparmazlarsa ilerlerler. İnsanlar bir sonraki BİLİNÇ aşamasına tüm insanların BİR OLDUĞUNU idrak ederek ulaşır. Bu hepimizin hizmet ettiği HAYRIN bir parçasıdır.

AFFETMEK; bizim anlayışımız affetmenin hem affeden, hem affedilen kişinin DNA yapısının değiştiği yönündedir. Peki, affetmek DNA’yı nasıl değiştirir?

Sözcükler, nefsimizden nefes yoluyla nüfuz bulan enfes enerjilerdir. Affetmek kromozom seviyesinde bir değişiklik meydana getirir. Enerji sizden yola çıkar ve affettiğiniz kişi tarafından bilinçaltı seviyesinde bir bağışlama dalgası olarak hissedilir. Bu bağışlanmayı kabul etmek veya etmemek onlara kalmıştır. Çoğu defa bu insanlar acı çekmeye devam ederler ve KENDİLERİNİ AFFETMEZLER fakat affedilmek onları özgür kılar ve böylelikle tekamülde ilerleyebilirler.

Kromozom seviyesinde ise, sert tanecikler kromozomlardan düşerek ayrılır ve yerlerini daha yumuşak ve yuvarlak tanecikler alır. Bu değişim, bazen CHİ adını da verdiğimiz evrensel enerjinin beden ve zihin dahilinde daha iyi akmasını sağlar. Bu daha yoğun enerji akışı ile birlikte, hayat amacı doğrultusunda ilerlemek üzere daha fazla enerji sağlanmış olur. Bu enerji hücresel seviyeden daha ince düzeylerde zihne ve tüm bedene yayılır.

AĞLAMANIN DNA üzerindeki etkisi, kendine acıma şeklinde değil de, ancak rahatlama ve serbest bırakma şeklide olduğunda, DNA’yı şifalandırır.

GÜLMEK ise  DNA için tam bir şifadır. Tüm bedeni baştan aşağı yıkayan, toksinleri vücuttan atan ve sıvı dolaşımını teşvik eden hormonal bir coşku başlatır. DNA’nın kötü yönde değişmesini engeller. Değiştirmekten ziyade koruyucu niteliktedir. Örneğin, kanser hastalarının hücresel seviyede şifa bulmak amacıyla gülme terapilerine iştirak ettiği zamanlar olmuştur fakat bu DNA sarmalında bizzat değişim yaratmaz. Bedenin daha olumlu fonksiyon göstermesini ve kendisiyle daha çok uyum içinde olmasını sağlar.

 

Konuştuğumuz bazı insanlar suyun içinde oldukları ve kendilerini yıkadıkları ya da bir nehirde sırt üstü yattıkları şeklinde İMGELEMELER yapıyorlardı. Japon bilim adamı Emoto’nun da suyla ilgili bir kitabı var, biliyorsunuzdur. Suya bazı kelimeler söylüyor, sonra o suyu donduruyor ve kristalleri analiz ediyor.

Emoto yüksek enerji yüklü sözcüklerin, özelliklede SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET, AŞK ve ŞÜKRAN sözcüklerinin en güzel kristalleri oluşturduğunu tesbit etmiştir.

Unutmayın, SU, bedenin her bir bölümüne, bedendeki her bir parçacığa nüfuz ederek orayı aşılar. SU, olumlu ya da olumsuz enerji titreşimlerini üzerine alır ve bunları serbest bırakarak dışarı verir. SU manyetizmayı da üzerine alabilir. Manyetizmayı safdışıda edebilir. Bir taşıyıcı, iletken ve destekleyicidir.

FİZİKSEL VEYA DUYGUSAL OLARAK YARALANMIŞ BİRİSİ SUYA KONUŞUP ONU SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET, AŞK VE ŞÜKRAN GİBİ SÖZCÜKLERLE PROGRAMLARSA VE SONRA DA BU SUYU İÇERSE, FİZİKSEL VEYA DUYGUSAL İYİLEŞME SÜRECİNİ ŞİFALANDIRMIŞ OLUR.

Suyla bu şekilde konuşmak ona yaşam gücü ve enerji aşılar. Bu suyu içmek aynı yaşam gücünü ve enerjiyi vücuda aktarır, vücudun rahatlamasına ve pek çok organ sistemi dahilinde kendisini toksinlerden arındırmasına yardım eder.

 

İnsanın tekamülündeki hakiki kriter,

NEGATİFİ POZİTİFE ÇEVİRME BECERİSİDİR.

Negatife saplanıp kalmak ve yargılayıcı bir tavır içinde olmak, KORKU dolu düşünceler taşımak meselenin özüne katkı sağlamayacaktır. Kişi zamanını ister tekerlekli sandalyede, ister yatalak olarak yatakta, ister maratonda koşarak; asıl mesele o zamanını en pozitif olarak nasıl kullanılacağıdır.

Pozitif ve negatif her zaman vardır. Dünyadaki gerçektir bu. Negatif olmadan pozitifi deneyimlemeniz veya idrak etmeniz mümkün olmaz. Negatif olmadan pozitifi isteyecek motivasyona sahip olamazsınız çünkü bilinç perdesini geçerken onu unutmuşsunuzdur.

 

Size kötülük olarak görünen olayların faillerine karşı yargılayıcı düşünceler içinde olanlardan, bu olaylarda her zaman HAYIRLI BİR NETİCE bulunduğunu bilmelerini isteriz. Acının, sıkıntının bir illüzyon odlunun bilincinde olun. Televizyon ve gazetelerde dünya yada memleket olaylarını görüp, okuyup bunların negatif olduğu hükmüne varan insanlara, kolaya kaçtıklarını ve etraflıca düşünmediklerini söylemeliyiz.

Yüzeyde görünmeyen, çok daha derin bir şeyler her zaman vardır. Hatta daha fazlası her zaman vardır. Bir ANLAM her zaman vardır. Olup bitenlerin tekamülümüz için nasıl bir katalizör işlevi gördüğü konusunda daha dikkatli düşünmeyi öğrenebilmeleri için sizlere LEVH-İ MAHFUZ’u okumanızı, onunla buluşmanızı önerebiliriz.

FİZİKSEL OLMAYAN EVİMİZDE SADECE IŞIK VARDIR.

Karanlık olmadan, ışığa tezat olmadan, gördüğümüz ışığı tam anlamıyla takdir edemeyiz. Sevgiye tezat olmadan, gerçekten kim olduğumuzu tam anlamıyla bilemeyiz. Ve böylelikle gerçek kimliklerimizi unutacağımız hayat senoryaları oluşturur, hatırlama sürecinin daha derin bir KENDİNİ-İDRAK hali sağladığından emin olarak, yaşadığımız ZORLU DENEYİMLERİN bizi kendimize hatırlatmasını umarız.

Sadece ışığın mevcut olduğu RUHSAL ALEMDE affedecek bir şey yoktur. Orada kendimizi sadece SEVGİ,ŞEFKAT, MERHAMET ve AŞK olarak bilir ve sadece bunuları ifade ederiz çünkü ancak bilinen şeyler ifade edilebilirler. KENDİSİNİ SEVGİ,ŞEFKAT, MERHAMET ve AŞK OLARAK İDRAK EDEN HİÇBİR RUH ASLA AFFETMEYİ GEREKTİRECEK BİR SEBEP YARATMAZ.

Öte yandan affetmek bir sevgi ifadesidir. Ruh beden formu içindeyken ona fırsat vermeksizin kendimizi sevgi olarak deneyimleyemeyiz. Dolayısıyla bazılarımızın sevgi olduğunu unutarak affedilmeyi gerektiren davranışlarda bulunduğu, diğer bazılarının da yine aynı şekilde sevgi olduklarını unutarak affetmeyi bir mücadele meselesi haline getirdiği karşılıklı anlaşmalar yapar, bunlara dahil oluruz.

Biz insanları en çok zorlayan durum, bedenlenerek perdenin ardında kaldığımız ve onların gerçek kimliklerinden kendi yaratmış olduğumuz hafıza kaybı ile ayrı düştüğümüz bu dünyevi dönemde de tüm insanlarda bu ışığı görebilmektir. Hayatımızdaki insanların fiziksel bir sahnede geçici bir takım roller oynayan, fiziksel olmayan ebedi ruhlar olduklarını fark ederek yapabiliriz bunu.

Bizler karşılaştığımız her insanın

TANRININ NEFSİNDEN YANSIYAN BİRER KIVILCIM,

ÖZÜNDE İYİLİK DOLU AŞKIN BİRER VARLIK OLDUĞUNU

VE EN ÖNEMLİSİ ONLARLA BİR OLDUĞUMUZU İDRAK EDEBİLİRİZ.

SADECE IŞIĞI GÖRMEK DÜNYADAKİ HER BİR İNSANIN İÇİNDE

SADECE TANRISALLIĞI GÖRMEKTİR.

BİZLER,

GERÇEKTE KİM OLDUĞUMUZU DA BÖYLELİKLE HATIRLARIZ.

 

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

 

YAS TUT, AĞLA, ŞİFA BUL

 

 

YAS TUT – AĞLA – ŞİFA BUL

 Hayatın en önemli amacı ve deneyimi,

kimliği olan SEVGİYİ MADDEDE İFADE ETMEKTİR. Planlamış olduğunuz kazalar ise bu simya olayını çabuklaştıran bir katalizördür sadece.

Doğum öncesi planlama olgusunun anlaşılması ve kabulü oldukça derin bir iyileştirme getirmektedir. Lakin bu idrakın konumu yas dönemine refekat etmek veya bu dönemi takip etmek dahilindedir, o dönemin yerini almak veya duyguları bastırmakta değildir.

Fiziksel yetilerin kaybı da dahil olmak üzere, her türlü kayıp

YAS TUTARAK, O ÜZÜNTÜYÜ YAŞAYARAK ŞİFA BULUR.

Fakat bu yas süreci kişilik bilincinden ruh bilincine geçmek amacıyla hızla geçiştirilen bir keder dönemine indirgenmemelidir. Daha ziyade kişi o acıyı HİSSETME ve AĞLAMA yoluna gitmelidir. Yas kalp için aşamalı bir süreçtir ve bu süreç yumuşaklık içinde, şefkatle, merhametle kişinin kendisine karşı iyi ve nazik olması yoluyla en hayırlı şekilde yaşanabilecektir.

Bakış açısında zamanla bir takım değişiklikler meydana gelecektir. Bu değişikliklerin en şifa verici olanlarından biri de rehber ruhlarınızın her zaman fısıldadığı gibi, bedeninizden çok daha öte bir varlık olduğunuzu idrak etmektir. Bu idrak muazzam bir fark yaratacaktır.

Kazayı ilk deneyimlerken bilinçsiz kaldığınız o kısa AN’da Tanrı ile yaşadığınız deneyim, hatırlayabiliyorsanız , fiziksel alemden ötesinin de mevcut olduğunun basit bir onayıdır aslında. Eğer siz, sadece bedeninizden ibaret olduğunuza ve hayatınız sona erdiğinde de varlığınızın tamamen yok olacağına inanıyorsanız, tüm bu yaşadıklarınız sizin için kim bilir ne kadar ızdırap verici bir hale gelirdi.

Siz bir ruh olduğunuzun bilincindesiniz. Bu bilince doğum öncesi planlama konusuna yönelik bir idrak da eklendiği zaman bakış açısı çok daha çabuk değişecektir. Böyle bir farkındalıkla yaşanan bu hayat dönemi ise sonsuz ufka yönelik bir uzanış haline gelir.

ANLAMSIZ IZDIRAPLARLA DOLU, GELİŞİGÜZEL VE TESADÜFİ BİR HADİSE DEĞİL, PEK ÇOK AMACI OLAN VE İYİ KURGULANMIŞ BİR PLANDIR HAYAT.

BU PLANLARI YAŞAYAN BİZLER İSE SADECE BİR MİNERAL YIĞININDAN İBARET DEĞİLİZ; BİZLER RUHUZ. DOLAYISIYLA DA EBEDİYİZ.

Gelmiş olduğumuz ve geri döneceğimiz HUZUR, SUKUNET ve DİNGİNLİK aleminde hibir tezatı deneyimleyemeyiz. Oradaki huzur daimidir ve asla bozulmaz, sükunet hiçbir sekteye uğramaz, dinginlik süreklidir. Tezatlar olmadığı zaman da tüm bu nimetlerin ve kutsamaların hakiki değerini tam olarak takdir edemeyiz. Böylelikle bu tezatlar dünyasında bedenlenmek isteriz.

BURASI HUZUR, SÜKUNET VE DİNGİNLİK GİBİ NİTELİKLERİN

SON DERECE NADİR BULUNDUĞU

FAKAT HAYAT PLANLARIMIZI YAŞARKEN

BİZLER TARAFINDAN YARATILMALARININ DA

MÜMKÜN OLDUĞU BİR YERDİR.

 

Pek çoğumuzun doğum öncesi planları dünyaya-insanlığa-canlılığa hizmet temeli üzerine kuruludur.

Hizmet etme arzusunu teşvik eden unsur SEVGİ, sevgiye şekil veren ise HİZMET’tir. Hizmet enerji düzeyinde de var olan bir olgudur. Fiziksel planda hareket etmeyi gerektirsin veya etmesin, tüm hizmetler ENERJETİK’tir.

İnsan, hayatının akışı dahilinde kendi iç huzurunu tesis ettikçe, başka insanların da kendi iç huzurlarını yaratırken takip edebilecekleri ve onlara kolaylık sağlayan vibrasyonel bir yol inşa etmiş olacaktır.

Vibrasyonlarımız tüm evreni eylemlerimizden çok daha fazla etkiler.

Halbuki bizler en çok bedenlerimizin ne yaptığına önem veririz.

Bir dağ başında oturup barış vibrasyonları yayan bir münzevi, barış adına yürüyüş yapan öfkeli bir göstericiden çok daha fazla ahenk ve uyum katar dünyaya; zira bu öfkeli göstericinin frekansı hararetle karşı olduğu şeyi sadece arttırmaya hizmet etmektedir.

Dolayısıyla bedeninin fiziksel anlamda sınırlı olması, insanın enerji düzeyinde yarattığı etkiye hiçbir sınır veya engel getirmez, aksine bu etkiyi güçlendirir.

Onun şifası bizim şifamızdır, onun huzuru bizim huzurumuzdur.

 

Felçli bir beden, felçli bir zihin anlamına gelmez. Beden ağır hasar görse bile kişinin tamlık içinde olabileceğinin ispatı için kazalar planlanmıştır. Aslında insan bir anlamda insanların kendisine hizmet etmesine imkan yaratarak onlara hizmet etmektedir. Ciddi kazalar kendimizi ŞEFKAT, EMPATİ ve BAĞIŞLAYICI olarak daha derinlikli bir şekilde ifade etmemize ve kendimizi böyle bilmemize fırsat yarattığı için planlanır. Bunların hepsi ruhumuzun erdemleridir ve bu erdemler fiziksel yetersizliklerin mevcut olmadığı RUHSAL ALEMDE dünyadaki şekliyle ifade ve idrak edilemezler. Bu hayatı planlayan ruhtur o ve planladığı gibi, cesurca yaşamaktadır hayatını.

İnsan hayatına devam ederken, sevgi dolu ilahi varlıklardan oluşan bir koro da ona ilham vermektedir. Hayatını planlamasına yardım eden rehberler de bu koronun dahilindedir. Sizler insanlara hizmet ederken bu ilahi varlıklar da sizlere hizmet etmektedirler. Sizin amacınıza ulaşmanıza yardımcı olurken onlar da kendi amaçlarını yerine getirmekte ve sizleri her zaman sevgileriyle çepeçevre sarmaktadırlar.

Sonuç olarak, fiziksel hayatın temel amacı SEVGİNİN tüm formlarda yaratılması ve ifade edilmesidir. Doğmadan önce belirlediğin amacını CESARETLE gerçekleştirmektir.

 

Kendini bilmek önce bu kısa bilgileri idrak etmekle başlayacaktır.

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ.

 

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında

 sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

 SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için;

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

 www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

 Levh-i Mahfuz

 

PLANLANMIŞ KAZALAR, Engelli olmak

 

PLANLANMIŞ KAZALAR – Engelli olmak

Hayatta çok az şey göründüğü gibidir.

Kazalar fiziksel planda rastlantısal olaylar gibi görünürler. Küçük ve önemsiz olduklarında ŞANSSIZLIK, ciddi olduklarında ise FECİ diye etiketlenirler.

Kazaların mağdurları ise, rastgele gelecek veya bahtsızlık dağıtan umursamaz bir kainatın ellerinde acı çeker görünürler. Soğuk bir aldırmazlığa ve haksızlığa maruz kalmışlardır. Dolayısıyla kazalardan korkar ve onlar yüzünden hayatımızı karartırız.

Planlanmış kazalar. Kazaların çoğu ruhsal tekamül kazanmak, başkalarına hizmet etmek, farkındalık ve uyanış sağlamak, daha derin bir kendini idrak haline ulaşmak gibi sebeplerden dolayı DOĞUM ÖNCESİNDE planlanmaktadır.

Öte yandan, sadece kazayı deneyimleyen kişi için değil, bu insanın temas ettiği herkes için büyük bir gelişim imkanı mevcuttur. Bununla beraber tüm hayatlar birbirleriyle bağlantı halinde oldukları için de, aslında HERKESE temas edilmektedir.

YAPAMAM  lafını HENÜZ demeden asla kullanmayın.

Unutmamalısınız ki, kazalardan sonra, AĞLAMAK iyileşmeye yardımcı olur. Her ne halde olursanız olun, o insan hala sizin içinizdedir. Daha önce göründükleri gibi görünmemeleri veya daha öncesinde hareket ettikleri gibi hareket edememeleri, o insanların artık orada olmadığı ya da onları sevemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. İnsanoğlunun adapte olabilen varlıklar olduğuna inanın. Adapte oluruz ve üstesinden geliriz.

Ruhsal bedenler bir çok sebepten dolayı kazaları planlar:

KARMA’yı dengelemek başlıca etkenlerden biridir. Eğer birisi önceki hayatlarından birinde bir başkasına ciddi biçimde zarar vermişse, ayni insanın ellerinde acı çekmek üzere, doğru zamanda doğru yerde olacağı planlar yapabilir. Çoğu zaman daha derin bir anlayışa ihtiyaç vardır.

KAZALAR İNSANLARI BAKIŞ AÇILARINI DEĞİŞTİRMEYE ZORLAR.

Bu da pek çok hayat boyunca gözden kaçırmış oldukları konularda anlayış kazanmalarını sağlar.

Ciddi kazalar geçiren ve sonrasında hayatları değişen insanların farkında olması gereken, ruhlarının yeterli olmaktan da öte bir şey olduğunu fark etmeleridir. Sahip olduğunuz bedeninizden çok daha fazlası olduğunuzu unutmamalısınız.

Kaza sonucu yakınları ciddi şekilde yaralanan ya da sakat kalan kimseler bilmelidirler ki, böyle bir durumla karşılaşmanızın altında muazzam bir ŞEFKAT, MERHAMET, SEVGİ  unsuru vardır. Bu, KOŞULSUZCA SEVEBİLME kabiliyetinize yönelik bir sınavdır.

Şu anda birisine hizmet ettiğinize göre; birilerinin de size geçmişte hizmet etmiş olabileceğini veya gelecekte böyle bir hizmet alabileceğinizi her zaman aklınızda bulundurmanız için bir SINAVDIR. Ve BAĞIŞLAYICI olmayı da hiç unutmamanız gerekir. Çünkü bazı durumlarda ortaya büyük bir ÖFKE çıkabilir:

Kazaya duyulan ÖFKE,

Kaza geçiren kişiye duyulan ÖFKE,

Bunun böyle olmaması gerekirdi diye duyulan ÖFKE.

Öfkenin ortaya çıktığı böylesi tüm durumlarda AFFETME üzerine çalışın.

KOŞULSUZ SEVEBİLME, AFFETMEK’tir.

 

Unutulmaması gereken bir konu da;

BEDENİNİZİN TAM OLMAMASI,

SİZİN TAM BİR İNSAN OLMADIĞINIZ ANLAMINA GELMEZ.

Sizin bu yaklaşımınızdan herkes faydalanacak ve gelişim gösterecektir. Sırf kendiniz, eşiniz ya da çocuklarınız değil, herkes. İyilik yapmaları için diğerlerine imkan tanımış olursunuz. Yardıma ihtiyaç duyarak kendilerini bu yeni duruma açmaları için çevrenizdekilere şans tanımış olursunuz.

Ayrıca ruhsal rehberler bizleri istenmeyen durumlara karşı korumak için zihnimize, bize sanki kendi düşüncelerimizmiş gibi gelen düşünceler yerleştirirler. Rehber ruhlarımızın her koşuldaki tek motivasyonu bizlere duydukları SEVGİ, ŞEFKAT, MERHAMET ve hizmet aşklarıdır.

Birisine karşı EMPATİ hissettiğinizde,

Bu enerjiyi dönüşüme sevk ederek onu

SEVGİ ve ŞİFA enerjisi olarak o insana göndermiş olursunuz.

 

Eğer planladığınız kaza sonucu kısmi ya da tam bir felç durumu yaşanıyorsa;

Sizin için en önemli derslerden biri İMGELEME YAPMAK olmalıdır.

Ellerini hareket ettirirken imgelemek, omurgandaki bağlantıların onarıldığını imgelemek. Zihinsel olarak bedeninizle ilgili yapmanız gereken çok şey vardır. Önceden bedenine harcadığın o enerji şimdi zihnine gidiyor ve bundan faydalanıp faydalanmamak sana kalıyor. Yolun, İNSANLARI AYDINLATMAK yönünde; bedeninin zarar görebileceğini fakat beyninin hala sağlam olduğunu onlara gösterebilirsin.

DÜŞÜNSEL ÖZGÜRLÜĞÜ DENEYİMLEMEK senin doğum öncesi döneme dayanan bir isteğindir, bunu sen planladın, unutmamalısın.

Beden vasıtasıyla burada deneyimleyebileceğin ağırlık ve fiziksel acılar olmaksızın da zihinsel-ruhsal boyutlarda öğrenebileceğiniz pek çok DERS vardır.

Yakın zamanda ciddi bir kaza geçirmiş ve bundaki anlamı yakalamaya çalışan insanlar bilmeli ki; UMUT vardır. Genellikle doktorlar çok acımasız olurlar. UMUT vardır ve insanların bunu bilmesi gerekir. Yaşanan bu fiziksel hasarın çok ötesinde bir hayat olduğunu bilmeleri gerekir.

Ruhsal bedenler başka sebepleri de göz önüne alırlar;

Bazen sadece belli bir süre felçli ya da kısmi engelli kalmak isteyebilirler. Dolayısıyla kazalar bir çıkış noktası olsun diye de planlanabilir. Bazen de kendilerine gelsinler diye onları SARSMAK içindir. Bu aslında,

BENİM AMACIM NE?

HAYATIMI BOŞA MI HARCIYORUM?

YOKSA YAPMAM GEREKENLERİ Mİ YAPIYORUM?

Gibi soruları sormak için bir fırsat olur. Bu tip olayları yaşayan insanlar bir süre sonra hayatlarına yeni bir yön verirler.

 

Bir RUH, o hayat dönemi içinde öğrenmesi gerekenleri öğrendiği ya da bunları asla öğrenemeyeceği sonucuna vardığı zaman BEDENDEN DIŞARI çıkabilir ve bu çıkış o ruhun enerjisini bedenden geri çektiği anlamına gelir. Çoğu zaman enerjinin geri çekilmesi bedenin ÖLÜMÜ ile sonuçlanır. Fakat eğer bir başka ruh yeni enkarnasyonuna bir bebek olarak değil de daha ileri bir aşamada başlamasının öğreneceği şeylere en mükemmel katkıyı sağlayacağını hissederse, o zaman bu bedene girmeyi tercih edebilir. Dolayısıyla bir takas yapılmış olur. Sonrasında ise giriş yapan ruh, sanki doğumdan itibaren o bedenin içinde yaşamış gibi orijinal ruhun bütün anılarına haiz olur. Anılar korunmuş olmasına rağmen, bazen ilişkilerde sorun yaratabilen bazı kişilik değişiklikleri ortaya çıkmaktadır. Giriş yapan bazı ruhlar, olup bitenin bilinçli olarak farkındadır, bazıları ise bu farkındalığa sahip değildir. Farkında olanların çoğu ise gülünç duruma düşme korkusuyla bu bilgiyi çevsindekilerle paylaşmaz.

 

İnsanlar kazaların başlarına neden geldiğini merek ederler ve genelde KIZARLAR. Kızgınlığın bir enerji olduğunu bilmelisiniz. Onu kendinize yöneltmeyin. Bu enerjinizi egzersiz yapmak, imgeleme yapmak ve kendinizi tekamülde daha ileriye taşımak için kullanın. Gerçek anlamda bir ruhsal gelişim böyle olur. Ve bir başarı elde ettiğinizde, çok küçük bir başarı da olsa, bunu kutlayın, NEŞELİ OLUN. Ve her gün bedeninizi ödüllendirin.

“ŞU LANET BEDEN” demeyin.

“BU HARİKULADE BEDEN,

ELİNDEN GELEN EN İYİ ŞEKİLDE BANA HİZMET EDİYOR” deyin.

Ve kendinizi hüzünlü hissetiğinizde ağlamaktan kaçınmayın. Eğer bunu bastırırsanız, duygularınız yüzeye ÖFKE olarak çıkacaktır.

Unutmayın, GÖZYAŞLARI RUHUNUZU YIKAR, PAKLAR.

 

Kendini bilmek önce bu kısa bilgileri idrak etmekle başlayacaktır.

 Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılındayız.

 Tarihin, herşeyin kolayca olmasını istediğimiz bir noktasındayız. Kolaylığa çok değer veriyoruz. Her şeyi iyileştirip düzeltecek bir HAP istiyoruz. Yaşamımızın ve çocuklarımızın yaşamının acısız geçmesini istiyoruz. Peki, yeni bir diyeti, yeni bir ilacı ya da yeni bir dini denerken gerçekte ne arıyoruz? İşler istediğimiz gibi kolayca ve mükemmel gitmeyince cesaretimizi kaybediyoruz. Meditasyon bir meydan okuma olabilir, fakat bir ağrı kesici değildir. Amacı acılarımızı gizlemek değildir. Meditasyon , acılarımızı iyileştirir.

 

HAYATINIZIN HERHANGİ BİR ALANINDA İYİLEŞME İSTİYORSANIZ VE BU ÇALIŞMAYA İSTEKLİYSENİZ, SİZ DE MUCİZELERLE KARŞILAŞACAKSINIZ.

 

Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında

 sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

 SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için;

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

  

 www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

 Levh-i Mahfuz

 

 

 

BEN-ini FEDA ETMESİNİ ÖĞRENMELİSİN

  

BEN’ini FEDA ETMESİNİ ÖĞRENMELİSİN

 

Kendini dikkatli bir gözlemden geçirmeden, oluşması mümkün bir gelişim şekli mevcut değildir. Düzelmemiz için gayretimizi hangi düzeye vardırmamızın uygun olacağını bilecek hale gelmek üzere bütün tepkili eylemlerimizi gözetim altında tutmamız şarttır.

Önce bedenin, yani dünyasal rolümüzü oynamamız için kaçınılmaz olan şu aletin sağlığını sağlamak üzere fiziksel hayatı düzene koymak, maddesel ihtiyaçları en aza indirgemek; sonra izlenimlerini, heyecanlarını disipline sokmak; onlara egemen olmaya, onları moral anlamda mükemmelleşmemizin etkenleri olarak kullanmaya çalışmak;

Özellikle kendini unutmasını,

BEN’ini feda etmesini,

Her türlü bencillik duygusunu saf dışı etmesini öğrenmek gerekmektedir. Bu dünyada insan, kendisini unutturmayı ne kadar başarabiliyorsa o kadar mutlu olabilmektedir.

İnanmak ve bilmek yeterli olmamaktadır. İnancını yaşamak gerekmektedir. Yani hayatın günlük uygulamalarına, benimsemiş bulunduğumuz üstün ilkeleri nufuz ettirmek gerekmektedir. Düşünceyi ve kalbi vasıta ederek, hakikat açıklayıcılığı yapmış yüce ruhlarla, insanlığa rehberler olarak hizmet sunmuş bütün seçkin ruhlarla düşünce ve duygu birliği kurmaya, yakın dostluk içinde yaşamaya, onların görüşlerinden esinlenmeye ve görünmeyen evrenle ilişkilerimizin geliştirdiği bu özel algı yolunu kullanarak onların tesirlerini hissetmeye alışmak gerekmektedir.

Her günkü mütevazi realitesinin içinde, her insan kendisine yüce bir şuuru model edinebilmektedir. Eser ağır tempoludur ve çetindir ama onun gerçekleştirilebilmesi için bize yüzyıllarla ifade edilen bir zaman verilmiştir.

Demek ki düşüncelerimizi hayal ettiğimiz ideale doğru iradeli olarak, sık sık yoğunlaştırmamız gerekmektedir.  Her gün belli bir saatte, tercihen sabahleyin, her şeyin sakin olduğu ve etrafımızda hala uyuduğu saatlerde, dinlenmiş ve dinçleşmiş tabiatın tan kızıllığında uyandığı saatlerde onun üzerinde meditasyon yapalım. Sabah saatlerinde RUH, dua ve meditasyon vasıtasıyla hayatın, eylemlerin, düşüncelerin, yani kısaca her şeyin büyük, ve ezeli hatta sonsuz bir şeye bağlı olduğunun ve bizim, görünmeyen güçlerin bizlerle birlikte yaşadıkları ve çalıştıkları bir dünyada yaşadığımızın görülüp anlaşıldığı bu yüksekliklere kadar daha kolay bir atılım yaparak ulaşmaktadır. En sade hayatın, en mütevazı işin, en silik yaşamın bile derin yanları, bir ülkü birikimi, muhtemel güzellik kaynakları mevcuttur.

Her RUH, düşünceleri yardımıyla en büyüleyici manzaralardaki kadar parlak bir ruhsal atmosfer edinebilmekte; en önemsiz evde, en zavallı barınakta bile TANRI’ya ve SONSUZLUKLARA açılan yerler, yarıklar vardır.

 

Düşünen kişinin çevresinde, sadece ona ilham vermeye çalışan görünmez yüce ruhlar yer almaktadırlar. Onlar seninle irtibata en iyi şekilde, ancak meditasyon yapabildiğin sessiz saatlerin alaca karanlığında veya çalışma lambasının solgun ışığında geçebilmektedirler.

Hayatımıza her yerde ve daima bir başka gizli hayat karışmaktadır.

Gürültülü tartışmalardan, boş sözlerden, okunacak havai şeylerden kaçınalım. Gazete konusunda ılımlı olalım. Gazete okurken durmadan konudan konuya geçmek zihni daha da kararsızlaştırmaktadır.

Ciddi çalışmaların enderliği,

laf olsun kabilinden yapılmış araştırmaların yanlışlığı,

 yavanlığı ve özellikle de

GENÇLİĞİ ADAM EDECEK EĞİTİMCİLERİN YETERSİZLİĞİ

nedeniyle hayat bulmuş olan

bir zihinsel kansızlık çağında yaşamaktayız.

Kendimizi daha besleyici, daha özlü eserlere, hayatın derin ve hakikat yasaları konusunda bizi aydınlatabilecek ve tekamülümüzü kolaylaştıracak şeylere verelim.

LEVH-İ MAHFUZ ile buluşun.

KENDİNİZİ TANIYIN VE HAKİKAT İLE TANIŞIN.

Buluşmanızın ardından, sizde daha güçlü bir zihin ve şuur vücut bulacak ve akışkan bedenimiz yüksek ve saf bir düşüncenin yansımaları olarak ışıl ışıl aydınlanacaktır.

RUH, içine düşüncenin pek ender olarak indiği derinlikler içermektedir çünkü onu dışarıdaki binlerce nesne durmadan meşgul etmektedir. Onun yüzeyi tıpkı denizinki gibi, pek sık olarak işte bu nedenle, kıpırdayıp durmaktadır ama altta, fırtınaların ulaşamayacağı bölgeler yayılıp gitmektedir. Orada yüzeye çıkmak ve görüşmek üzere çağrımızı bekleyen gizli güçlerimiz uyumaktadır. ÇAĞRI pek ender yapılmakta ve insan yoksunluk içinde, kendisinde mevcut bulunan paha biçilmez hazinelerden habersiz bir şekilde salınıp durmaktadır.

Dışındaki eşyanın kırılganlığını ona anlatmak ve onu, kendisini arama ve gerçek ruhsal zenginliklerini anlama çabası içine sokmak için hayat sınavlarının şoku ve de üzüntülü stresli saatler gerekmektedir.

İşte bu nedenledir ki, büyük ve farkındalık yaşayan ruhlar, ıstıraplarının daha canlı oluşları nedeniyle daha soylu ve daha güzel olmaktadırlar. Kendilerini vuran her yeni mutsuzlukla onlar HAKİKATE ve mükemmelliğe biraz daha yaklaşmış oldukları izlenimi edilmektedirler ve bu düşünce ile birlikte ACI cinsel zevk benzeri bir duyguya kapılmaktadır.

Yüksek kültüre sahip zekalarda

tarlaya tohumu MUTSUZLUK ekmektedir.

Her acı, erdem ve güzellik sunan bir saban izidir.

 

Hayatımızın anamızın ölümü gibi, hararetle sarılınmış bir umudun yıkılıp gitmesi gibi, sevilen bir kadının, bir çocuğun kaybedilmesi gibi bazı saatlerinde, bizi bu dünyaya zincirleyen bağlardan birinin her kırılışında, ruhumuzun derinliklerinde gizemli bir ses, bize yerküreninkilerden daha yüce ve daha soylu binlerce yasadan söz eden haşmetli bir ses yükselmekte ve önümüzde ideal bir dünya kapısı aralamaktadır.

Ama dışarısının gürültüleri onu derhal boğmakta ve beşer varlığı hemen daima tekrar şüphelerinin, tereddütlerinin, korkularının ve hayatın tatsız tutsuz kalabalıklarının içine gömülmektedir.

 

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Sevdiklerinizle sağlıklı ve uzun yaşayın.

 Bizler LEVH-İ MAHFUZ yüzyılında sizlere bu farkındalılığı yaşatmak için ;

SİZİ ÖZÜNÜZLE tanıştırmak için; 

REİKİ uyumlamalarıyla buradayız.

Ahmet Kaya

0555 310 00 70

REİKİMASTER/TEACHER

www.izmirliahmetkaya.com

www.tanrinindogumgunu.com

http://www.dogumgunu.com.tr/store/levh-i-mahfuz.html

http://www.dogumgunu.com.tr/store/

 

LEVH-İ MAHFUZ